Dha Yurt Bülteni-3

Dha Yurt Bülteni-3

1)OTOMOBİLİN MOTORUNA GİREN 3 YAVRU KEDİ 2 SAATTE ÇIKARILDIİZMİT'te, bir otomobilin motoruna giren 3 yavru kedi, itfaiye ekipleri ve vatandaşların 2 saatlik çabası sonucu araçtan çıkarıldı.

Dha Yurt Bülteni-3

1)OTOMOBİLİN MOTORUNA GİREN 3 YAVRU KEDİ 2 SAATTE ÇIKARILDI

İZMİT'te, bir otomobilin motoruna giren 3 yavru kedi, itfaiye ekipleri ve vatandaşların 2 saatlik çabası sonucu araçtan çıkarıldı. Olay dün akşam saatlerinde İzmit Ömerağa Mahallesi Cumhuriyet Caddesi'nde meydana geldi. 41 HK 318 plakalı otomobiliyle evinden ayrılan Hakan Sanal, yaklaşık 5 kilometrelik bir yolculuğun ardından Cumhuriyet Caddesi'ne geldi. Hakan Sanal trafik nedeniyle yavaşladığı sırada başka bir sürücünün aracından kedi sesi geldiğini söylemesi üzerine otomobilini durdurdu. Aracın kaputunu açan Hakan Sanal, motor bölümünde 3 yavru kedinin olduğunu gördü. Çevredeki vatandaşların yardımıyla motor bölümünde sıkışan 1 yavru kedi çıkarıldı. Uzun uğraşlar sonucunda diğer 2 kediyi çıkarmayı başaramayan vatandaşlar, itfaiyeye haber verdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri, aracın motor bölümünde bulunan 2 kediyi çıkarmak için çalışma başlattı. Kedileri bulundukları yerden çıkarmakta zorlanan itfaiye ekipleri aracın motor parçalarını sökerek diğer 2 yavru kediyi de çıkarmayı başardı. 2 saatlik zorlu bir çalışmanın ardından araçtan çıkarılan kediler, itfaiye ekipleri tarafından hayvan barınağına teslim edilmek üzere götürüldü.

Görüntü Dökümü

----------------------

Kurtarma çalışmalarından görüntü

Yere yatan bir kişi kediyi çıkarmaya çalışması

Aracın motor parçalarının sökülmesi

Kedilerin çıkarılması

Çevrede toplananlar

Kedilerden görüntü

(Haber : Uğur AYDIN-Kamera: Dinçer AKBİR İZMİT(Kocaeli),

====================================================

2)TEKİRDAĞ'DAN GELİP KATO DAĞINDA PARAŞÜT İLE UÇTULAR

ŞIRNAK'ın Beytüşşebap ilçesinde ve Irak sınırına çok yakın olan Kato Dağı ve Faraşin yaylası, bölgenin teröristlerden temizlenmesiyle yamaç paraşütü yapanların uğrak yeri oldu. Tekirdağ Doğa Sporları ve Havacılık Klübü üyeleri, Türk bayraklı motorlu parüştleriyle Kato Dağı'nda yamacında gerçekleştirdikleri uçuşta,'Edirne de bizim, Hakkari de bizim, bu vatan hepimizin' sloganı attılar. Yılardır terörle anılan Beytüşşebap ilçesindeki Kato Dağı ve Faraşin Yaylası, son yıllarda düzenlenen kapsamlı operasyonlarla büyük oranda terörden temizlendi. Bölgede huzur ve güven ortamının oluştuğuna dikkat çekmek için Tekirdağ Doğa Sporları ve Havacılık Kulübü üyeleri Kato Dağı'nda yamaç paraşütü etkinliği düzenledi. 'Edirne de bizim, Hakkari de bizim, bu vatan hepimizin' sloganıyla, Arslan Hamza Algül, Halim Taştekin ve Faruk Çelik, Beytüşşebap ilçesine gelerek, çıktıkları Kato Dağı'nda Türk bayraklı motorlu paraşütlerini uçurdular. 

'BEYTÜŞŞEBAP DAĞLARINDA AY YILDIZLI BAYRAKLI PARAŞÜTLE ÖZGÜR VE GÜVEN İÇİNDE KANAT AÇTIK'

Etkinlik öncesi Faraşin Yaylası'nda kamp kuran kulüp üyeleri, çevredeki köy sakinleri ilgisiyle karışlandı. Kulüp üyelerinden Arslan Hamza Algül, Tekirdağ'dan Beytüşşebap'a gelip, böylesi bir etkinliği düzenlemedeki amaçlarının bu vatan hepimizin olduğuna dikkat çekmek olduğunu ifade ederek, "Tekirdağ Doğa Sporları ve Havacılık Kulübü olarak, 'Edirne de bizim Hakkari de bizim bu vatan hepimizin' sloganıyla başlatığımız Doğu ve Güneydoğu Anadolu gezimizde yolumuz Şırnak'ın Beytüşşebap ilçesine düştü. Beytüşşebap ilçemizin Feraşin Yaylası yakınlarında kamp kurduk. Uçuş yaptığımız nokta 2 bin 100 rakımlıydı. Buradan Türk bayraklı paraşütlerimizle havalanarak, Gökçe köy, mezra, Çığlıca üzerinden Kato Dağı eteklerine oradan da Faraşin Yaylası'na doğru uçuşlarımızı gerçekleştirdik.  Daha önce hep terör olayları ile anılan Faraşin, Kato Dağı ve Beytüşşebap dağlarında ay yıldızlı bayraklı paraşütle özgür ve güven içinde kanat açmanın huzuru içerisinde faaliyetimizi tamamladık. Bu uçuşlarımız esnasında bölgede yaşayan halkın yoğun ilgisi ile karşılaştık. Bizlere gönüllerini açan aşlarını paylaşan tüm yöre halkına, müteşekkiriz"diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

----------------------------- 

-Gro pro ile çekilmiş görüntüler

-Paraşütçülerin kalkış ve iniş anları

-Köylülerin paraşüçülerle bir araya gelmesi

-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Emin BAL/BEYTÜŞŞEBAP (Şırnak), -                            

==================================================

(ÖZEL HABER)

3)İNCİ KEFALİNİN ZORLU YOLCULUĞU BAŞLADI 

DÜNYADA sadece Van Gölü'nde yaşayan ve her yıl üremek için sürüler halinde nehirlere göç eden inci kefalinin zorlu yolculuğu başladı. Milyonlarca balık, üreme öncesi adaptasyon sağlamak için akarsu ağızlarına göç ediyor. Önlerine çıkan engelleri zıplayarak aşan balıkların ortaya çıkardığı görsel şöleni izlemeye çok sayıda vatandaş gelirken, kaçak avlanmaya karşın güvenlik güçleri de bölgede nöbet tutuyor. Van Gölü'ndeki tek balık türü olan inci kefali, üreme dönemi olan 15 Nisan-15 Temmuz tarihlerinde tatlı sulara göç ediyor. Bu yolculukta eşsiz bir görüntü sergileyen inci kefalinin, kaçak avlanan balıkçıların hedefi haline gelmemesi için göl kenarındaki yerleşim birimlerinde ve tatlı su ağızlarında tedbir alınıyor. Van Gölü'nün tuzlu ve sodalı sularından çıkarak yumurtalarını bırakmak için akarsulara akın eden balıklar, bu yolculukta önlerine çıkan engelleri zıplayarak geçiyor. Milyonlarca balık, bu göçte görsel bir şölen sunuyor. Vatandaşlar Muradiye İlçesi'nin Bendimahi bölgesinde yoğun olarak yaşanan bu doğa olayını izlemek için akın ederken, balıkları avlayan martıların da mücadelesine tanıklık ediyor. Yöre sakinleri, kendilerini büyülediklerini söyledikleri bu doğa olayını her yıl fırsat buldukça gelip, izlediklerini söyledi.

BU YIL İLK FESTİVAL DÜZENLENECEK 

Balıkların zorlu yolculuğu ile ilgili bu yıl ilk kez festival düzenleyeceklerini söyleyen Muradiye İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Harun Yücel, amaçlarının inci kefali ile ilgili farkındalık oluşturmak olduğunu belirtti. Yücel, "Festivaller inci kefali balığını daha iyi anlamak, daha iyi korumak ve gelecek nesillere daha iyi aktarılmasını sağlamak için var. Dünyanın öbür ucundan gelen bir insanın da Van Gölü'nün güzelliklerini görmesi gerekiyor. İnci kefalimizi korumak hepimizin asıl görevidir. Çünkü bu suyun içerisinde yaşayan tek canlı inci kefalidir. Onu da kaybedersek başka bir şey kalmayacak. Bu da tabiatın dengesini kökten bozmak demek" dedi.

Görüntü Dökümü

----------------------------

-Muradiye ilçesinde bulunan Bendimahi çayından genel görüntü

-Balık göçünü izlemeye gelen vatandaşlardan görüntü

-Balıkların tersine göçü

-Balık göçünden yakın ve genel detaylar

-Balıklarla beslenen martılardan görüntü

-Vatandaşlar ile röportaj

-Genel ve detay görüntüler

-Muradiye İlçe Kaymakamı ve Belediye Başkan Vekili Harun Yücel ile röportaj

Detaylar

SÜRE: 4 Dakika 36 saniye

BOYUT: 515 MB

=======================================================

(ÖZEL HABER)

4)ÖĞRENCİLER, NESLİ TÜKENMEKTE OLAN HİNT BALIKÇIL KUŞU BULDU

SİVAS'ta Cumhuriyet Üniversitesi'nde (CÜ) iki öğrenci, kampüs içerisinde nesli tükenmekte olan ve Türkiye'de nadiren görülen Hint balıkçıl gölet kuşu buldu. Yavru olduğu anlaşılan ve yorulduğu için düştüğü sanılan kuş, Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü görevlilerine teslim edildi. 

CÜ Fen Edebiyat Fakültesi Antropoloji Bölümü 4'ncü sınıf öğrencileri Serhat Deliduman (25) ve İlker Polat (26) mezuniyet töreninden çıktıktan sonra fakülte bahçesinde karganın bir hayvana saldırdığını fark etti. İki öğrenci kargayı kovunca farklı bir kuş türüyle karşılaştı. Öğrenciler kuşu kartona koyarak evlerine götürdü. Daha önce hiç görmedikleri hayvanın türünü internetten araştıran öğrenciler, Hint gölet balıkçıl kuşu olduğunu öğrendi. Evde kuşu ısıtarak su veren öğrenciler daha sonra götürüp Doğa Koruma ve Milli Parklar Şube Müdürlüğü görevlilerine teslim etti. Yapılan incelemede kuşun nesli tükenme tehlikesi altında bulunan ve Türkiye'de de nadir rastlanan Hint balıkçıl kuşu yavrusu olduğu tespit edildi. 

Hayatında ilk kez bu tür bir kuş gördüğünü ifade eden Serhat Deliduman, "Bugün mezuniyetimiz vardı. Okuldan çıkınca bahçede karganın bir şeye hamle yaptığını gördük. O tarafa doğru gidince karga uçtu. Önce bu kuşun ne olduğunu bilemedik. Leylek ya da keklik diye düşündük. Biz kuşa doğru bir hamle yapınca o da bize bir hamle yaptı. Boynu uzayınca tedirgin olduk. Üzerine zarar görmesin diye hafif bir bez atarak yakaladık. O sırada yağmur başlayınca okula giderek hocamızdan bir kutu aldık. Sonra arabada gelirken araştırma yaptık. Hint balıkçıl kuşu olduğunu öğrendik" dedi. 

İlker Polat ise kuştan korktuklarını belirterek, "Hayvan korkmuştu, bize de ilk önce saldırdı. Biz korktuğumuz için babam yakaladı. Aldık eve getirdik. Üşümüştü. ısıtıp su verdik, kendine geldi" diye konuştu

Mİlli Partklar Şube Müdürlüğünde korumaya alınan hayvan bir süre bakım yapıldıktan ve uçabilecek duruma geldikten sonra tekrar doğaya salınacak. 

Görüntü Dökümü:

------------------

-Öğrencilerin görüntüsü

-Kuşun görnütüleri

-Konuşmaları

-Kuşun Milli parklara teslim edilmesi

-Detaylar

 Haber-Kamera: İrfan ÖZŞEKER/SİVAS,

(528 MB -  HD)

==========================================================

(ÖZEL HABER)

5)GÜNEYDOĞU'DA ROBOTİK TEKNOLOJİ İLE İLK ÜRETİM

DİYARBAKIR Organize Sanayi Bölgesi'nde kurulan bir fabrikada, robotik teknoloji ile ilk kez güneş paneli üretimi yapılacak. Normal şartlarda 4 kişinin çalışması gereken fabrikanın bazı bölümleri manuel monte edilerek, yaklaşık 70 kişinin istihdam edilmesi sağlanacak. Almanya başta olmak üzere Avrupa'nın bir çok kentinde yaşayan girişimcinin biraraya gelerek, 10 milyon maliyetle kurduğu güneş paneli fabrikasının yönetim kurulu başkanı Salih Açığ, vefa borçlarını ödemek amacıyla böyle bir girişimde bulunduklarını belirterek, "Avrupada olgunluğa ulaşıp, ticari zihniyetle melkete dönüp, daha faydalı olmak için üstün tekonolji ve kaliteli bir üretim yapmak istiyoruz. Kesinlikle buradaki insanların yaptığı iyi işlere rakip olmama gibi bir kararlılığımız var. Bu yüzden güneş paneli üretim sektörüne girdik" dedi. 

Avrupa'da yaşayan girişimci vatandaşların bir araya gelerek 10 milyon liraya kurduğu güneş paneli fabrikası, Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi 2'inci etabında son teknolojiyle üretime başladı. 4 yıllık bir araştırma ve incelemenin ardından Diyarbakır'da fabrika kurmaya karar veren girişimciler adına konuşan ve fabrikanın da yönetim kurulu başkanlığını yapan Salih Açığ,  40 yıldan beri Almanya'da yaşadığını belirterek, "Babamız, 1960'lı yılların sonunda Almanya'ya gitmiş. Bir çift öküz, yada bir başlık parası kazanıp dönmek istemiş. Ama dönmemiş ve bizleri de yanlarına almışlar. Bizler de gönül bağı ile hasretle bağlı olduğumuz coğrafyaya dönmek için hep gurbetlik yaşadık. 4 bin kilometreyi arabayla Bingöl'e gelir, hasret giderirdik. Avrupa'da belli bir olgunluğa ulaşıp, ticari zihniyetle memlekete dönerek, nasıl faydalı bir evlat olabiliriz diye çalışma yaptık. Arkadaşlarımızla konuştuk. Sonra bir grup arkadaşla birlikte Ankara'ya gelip ekonomistlerle görüştük. Ankara'da Ekonomi Bakanı sayın Nihat Zeybekçi beyle görüştük. Sayın bakanımız bize çok destek verdi, imkanları anlattı, ekip gönderdi, elemanları Avrupa'ya gönderdi. Biz de gideriz yatırım yaparız ama hangi sektörde yatırım yaparız diye düşündük. Buradaki insanların en iyi yaptığı işlere rakip olmama gibi bir kararlılığımız vardı. Katma değer sağlama gibi bir niyetimiz vardı. Onun için Avrupa'da yenilenebilir enerji konusunda bir hayli gelişmeler elde edilmişti. Biz de olaya hakimdik, bölgeye gidelim, örnek olabilecek bir yatırım yapalım istedik. Teknolojik, işletim anlayışı, kalite boyutuyla bir farklılık yaratmak istedik. İşte insanların, 'yurt dışına gittiler, gezdiler kendi bilgi birikimlerini bölgede yatırıma dönüştürmek istediler' gibi düşünsün istedik. Kısacası vefa borcumuzu ödemek istiyoruz" dedi. 

Dört yıldan beri bölgeye sık sık gelerek, araştırma ve inceleme yaptıklarını anlatan Açığ, "Önce araştırma yaptık, kalifiye elaman bulabilir miyiz diye. Yeni bir teknolojiyi kullanabilecek elemen konusunda endişemiz vardı. Almanya'dan gelen uzman ekiplerimiz sürekli bir eğitim çalışması yürüttü ve netice itibariyle çok uzman bir ekip oluştu. Fabrikanın farklı özelliği var, hassas bir ürün olduğu, hücrelerin mikronik, milmetrelik bir kalınlıkta olmasına rağmen fabrikanın yüzde 80'i otomatiktir. İnsanın bakışı, kalite kontrolü çok daha önemlidir. İnsanın bu özelliğinden yararlanmak istedik. Bazı bölümlerde insanlar çok daha iyi yapıyor. 30-40 yıllık ömrü var güneş panelinin. Ful otomatik sistemle çalışıyoruz. Türkiye genelinde ilk 4 firma bizim uyguladığımız teknoloji ile çalıştığını söyleyebiliriz. Yüzde 80 ful otomatik çalıştığı için 3 vardiye olacak. Yani 60-70 kişi istihdam edilecek. Diyarbakır stratejik konumdadır. Yenilenebilir enerjide sadece paneli üretip satmayı düşünürseniz, pazar sıkıntısı yaşarsınız. Ama, bizim konseptimiz çok farklı. Coğrafik olarak Diyarbakır'ı tercih etmemizin baş nedeni ortadoğu ülkelerinin merkezinde olmasa da hedef kitlemiz ve ürünü verebileceğimiz Irak var, yarın öbür gün İran, Suriye var. Avrupa ve Amerika var. Aldığımız sertifikalar dünyanın her tarafında ihraç yapabileceğiz. Mevcut standat panel dışındaki panelleri de üretebileceğiz. İşin sadece ekonomik boyutunu düşünmüyoruz. İnsana yatırım, toplumun eğitimi ve gelişimi konusunda bir farkındalık yapmak istiyoruz. Ürünü üretirken, üniversite ve buradaki sanayici arkadaşlarla diyalog içerisindeyiz" diye konuştu. 

10 MİLYON EUROYA MALOLDU

Diyarbakır Organize Sanayi Bölgesi'ndeki 21 dönümlük alanda, 3 bin metrekarelik kapalı alanda, fabrikanın kurulduğunu ifade eden Açığ, "İşin başında olduğumuz için bu teknik donanımı olan insanlardan oluşmasına özen gösterdik. Teknisyen ve üstünde teknolojik eğitim ve birikimli arkadaşlarla işe başladık.  Fabrika 10 milyon euraya mal oldu. 3 bin metrekare kapalı alan. Yer olarak da 21 dönümlük alan üzerinde kurulu fabrikamız. Yaklaşık 1 yıl içerisinde kurulumunu yaptık. Alman arkadaşlarımız, bu teknolojiyi en iyi bilen ve teknolojiye hakin insanlar buradalar. Mühendis ve bu işin uzmanları Alman teknolojiyi Diyarbakır'a getirdi. Makinelerimiz, sistemimiz birbiriyle diyalog içerisinde. Yüksek teknoloji, yüksek bilgisayar çağının entegre olduğu 4.01 teknolojisiyle üretim yapıyoruz" şeklinde konuştu. 

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Türk ve Alman uzmanların çalışması

-Kadın mühendisin üretilen bir ürünü incelemesi

-Bilgisayarlara komut verilmesi

-Salih Açığ'ın konuşması

-Robot makinelerin çalışması

-Test amaçlı üretimin son aşaması

-Üretilen güneş panellerinin üst üste konulması

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Mehmet TÜRK-Burak EMEK/DİYARBAKIR, -

=====================================================

6)KANGAL KÖPEKLERİ SÜRÜYE ZARAR VERMEZ

DÜNYACA ünlü kangal çoban köpeklerinin Anadolu'da çoban köpeği olarak anıldığını ifade eden kangal köpeği yetiştiricisi Hüseyin Yıldız, köpeğin koyunlara zarar verdiğini yansıtan haberlere tepki göstererek, "Kangalların böyle karakterleri dışında da bir davranışları da olmamıştır. Dünya markamız olan, kangalın köpeğinin itibarsızlaştırılması doğru değil. Melez köpekleri Kangal ile karıştırmasınlar" dedi. Sivas'ta yaklaşık bin 600 metre yükseklikteki Meraküm Tepesi üzerinde kurulan, İç Anadolu Seçkin Irk Kangal Köpeği Eğitim ve Üretim Merkezinin işletmecisi ve kangal köpeği uzmanı Hüseyin Yıldız, geçtiğimiz günlerde haberlere yansıyan kangal köpeğinin koyuna saldırdığı yönündeki haberlere tepki gösterdi. Yıldız, kangal köpeklerinin kesinlikle sürüye zarar vermediğini, haberlerde çıkan köpeklerin kangal değil, ancak melez bir köpek olabileceğini söyledi.  Orta Asya'dan gelen saf çoban köpeklerinin sürü korumada çok etkili olduğunu ifade eden Yıldız, yapılan çalışmalarda Kangal çoban köpeklerinin koyun ve keçi yetiştiricileri için oldukça fayda sağladığını söyledi. Yıldız, "Kangal köpeği kişiye olsun, şahsa olsun, çocuğa olsun bağlı olduğu, sevdiği veya ait olmadığı yerde bile gezse dolaşsa öyle bir telef etme taarruzunu göstermez. Öyle bir karakterde ve öyle bir özellikte olmadığı kesindir. Kangal köpeğinin her şeyi korumaya karşı iç güdüye sahip olduğu bilinen bir gerçektir. Sivas Kangalı ülkenin en önemli üretim kaynağıdır, milli bir kaynaktır. Sahip olduğu, koruduğu her şeye çok bağlıdır. Eğitilebilirlik karakter yönü çok açık bir soydur" dedi.

'KANGAL KÖPEKLERİ SÜRÜYE ZARAR VERMEZ'

Kangal köpeklerinin sürüye değil, ona zarar verecek yırtıcı yabani hayvanlara karşı koruma görevi yaptığını anlatan Yıldız, "Genellikle kurtlara karşı sürüyü korumaya duyarlı olan kangal köpeği, diğer evcil hayvanlara da çok bağlıdır ve onları sever. Onları da son derece korumaya da mükelleftir. Kurt boğan kangallar doğa şartlarının bir aslanıdır. Ülkemizin gurur kaynağıdırlar. Sivas Kangalı Anadolu aslanıdır. Geçenlerde bir haberde kangal olarak lanse edilen köpeğin koyuna saldırdığı yönünde görüntüler izledik. Oysa kangal köpeği böyle bir saldırganlık gerçekleştirmez. Hele hele korumakla görevlendirildiği evcil hayvanlara asla saldırmaz. Koruduğu sürünün içinden kaybolan bir koyunu bile sürü sahiplerine getirecek bir yeteneğe, karaktere ve olgunluğa sahiptir. Bu şekilde yanlış haber yapılması ve kangal köpeği olarak lanse edilmesi bizleri rahatsız ediyor. Ben Tarım Bakanlığının onayladığı bir üretim merkezi sahibiyim. Bugüne kadar yaşadığım hiç öyle bir tecrübem olmadı. Sürülere gönderdiğimiz köpeklerimizde hiç böyle bir davranış biçimi görmedik. Dünya markamız olan kangal köpeğine böyle şeyler mal edilmemeli" ifadelerini kullandı. 

Görüntü Dökümü:

----------------------------

-Kangal çiftliğinden görüntüler

-Köpeklerin görüntüleri

-Çİftlik sahibinin konuşmaları

-Detaylar

Haber-Kamera: İrfan ÖZŞEKER/SİVAS,

(431 mb- HD)

======================================================

7)BEYZBOLUN ATASI GUHŞEGİ, MODERN SPORLARA UYARLANDI

ŞIRNAK'lılar, Amerika'nın en popüler spor dalları arasında yer alan Beyzbolun, aslında kendilerinin ata sporu olan Guhşegi olduğunu ileri sürerken, yüzyıllardır oynanan ve genç-yaşlı herkesin çok iyi bildiği 'Guhşegi' sporu, her yönüyle Beyzbol'aa benzetiyor. Şırnak'ta, at kılından yapılan özel bir topla, 6'şar kişilik 2 takım arasında oynanan Guhşegi'nin beyzboldan tek farkı, oyun alanında bir sınırlamanın olmaması. Şırnak Üniversitesi ve Gençlik Hizmetleri Spor İl Müdürlüğü, yaptığı çalışmalarla Guhsegi'ye puanlama ve saha sınırı getirerek modern sporlara uyarladı. 

Şırnak'ta, yüzyıllardır oynanan ve ata sporu olarak kabul edilen Guhşegi, modern sporlara uyarlandı. Guhşegi'nin Şırnak'tan Amerika'ya göç eden Ermeniler tarafından götürüldüğü, zamanla Guhşegi oyunun beyzbola dönüştügü ileri sürülüyor. Şırnak Üniversitesi yaptığı çalışmayla, 14 kişilik Guhsegi takımını kurarken, Şırnak Belediyesi ise, Guhşegi oyununun turnuvasını düzenleyerek unutulmaya yüz tutmuş ata sporunu yeniden canlandırmayı hedefliyor.

'DEDELERİMİZİN, DEDELERİNİN OYNADIĞI OYNADIĞI OYUN'

Şırnak Üniversitesi bünyesi'nde kurulan Guhşegi takımı antrenmanlarını izlemeye gelen Şırnak Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Mehmet Emin Erkan, Guhşegi vuruşu gerçekleştirdi. Rektör Prof.Dr.Erkan, çocukluk yaşlarında Guhşegi oyunu oynağını dile getirerek, bu oyunu dedelerinin dedeleri tarafından bile oynandığı hatırlattı. Rektör Prof.Dr.Erkan, "Guhşegi dediğimiz bizim ata sporumuz. Dedelerimizin, dedelerinin oynadığı beyzbolun atası olan bir spor. Biz bunu tekrar canlandırmaya çalışıyoruz. Gençlik Spor Bakanlığı'nın da Guhşegi yerel sporlar olarak onaylanması söz konusu. Aynı zamanda biz Şırnak Üniversitesi'nde spor bölümünü kurduk. Guhşegi takımını kurduk. Artık Şırnak Üniversitesi Guhşek takımı turnuvalara başladı. Guhşegi'nin Şırnak'tan Avrupa'ya göç eden kişiler tarafından götürüldüğüne dair kitaplar var. Amarika'ya gidişi beyzbolun atası olması bu döneme rastlıyor. Bizim çocukluğumuzda köyde harman alanlarında bu oyunun oynandığını hatırlıyorum. Geçen sene Guhsegi'yi biraz canlandıramaya çalıştık ama yapamadık. İnşallah bu sene gerçekleştireceğiz" diye konuştu.

'AMERİKAN BEYZBOLUNUN ATASI OLARAK BİLİNİYOR'

Gençlik Spor İl Müdürlüğü Geleneksel Spor ve İl temsilcisi Veysi Üstek ise, oyunun tekniği hakkında bilgi verirken, oyunun 6-7 kişi tarafından oynandığını ifade ederek, "Hızlı oyuna ve vuruş tekniğine dayalı bir oyun. 6-7 kişi ile oynanan bir oyun. 50 metre uzunluğunda 40-50 metre genişliliğinde olan alanlarda bizim babalarımız, dedelerimiz, oynuyordu. Genellikle hücum ve savunma takımları diye ikiye ayrılır. Her oyuncunun bir vuruş hakkı vardır. Son oyuncunun üç vuruş hakkı vardır. Bir oyuncu topa vurduktan sonra, diğer yarı alana geçerek tekrar kendi alanına geçtiği zaman tekrar bir vuruş hakkı elde eder. Bir oyuncu gidip geldiği zaman bir puan kazanmış oluyor. Bunlar puan sıralamasına göre kazananı beli ediyor. Eskiden bu oyun puan usulüne değil de kim daha hücum ederse o taraf kazanmış kabul ediliyordu. Günümüzdeki spora çevirdiğimiz zaman bir sayı olması gerekiyordu. Bu sayı sistemini de bu şekilde çözdük. Eskiden hakemler yoktu. Belli bir zaman dilimi yoktu. Şu an artık yarım saatlik iki devre şeklinde oynanıyor. Geçmişte olduğu gibi bu Amerikan Beyzbol'unun atası olarak biliniyor. Buradan oraya göç ettiği sanılıyor. Yaşanan bölge olayları nedeni ile bu oyun artık kaybolmaya doğru gidiyor. Bizde Şırnak'ın gençliği olarak bu oyunu yaşatmayı umuyoruz. Bu da bizim geleneksel oyunumuz. Bunu geliştirip bir federasyon bünyesi adı altında bu sporu yaşatmayı düşünüyoruz"dedi.

Görüntü Dökümü:

-----------------

-Guhsegi takımının antrenmanı

-Sporculardan görüntü

-Röportajlar

-Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Sekvan KÜDEN/ŞIRNAK,                  

=========================================================

8)TURİSTLER SU CİMNASTİĞİYLE FORMUNU KORUYOR

ANTALYA'nın Kemer ilçesinde tatilde kilo almaktan endişe duyan turistler, otellerin düzenlediği su cimnastiği etkinliğiyle formunu koruyor. Kemer'de turizm sezonu hızlı başlarken, Rusya'daki 1 haftalık Zafer Bayramı tatili dolayısıyla da birçok tesis tamamen doldu. Gün boyu havuzda ve plajlarda eğlenen yerli ve yabancı tatilciler, her şey dahil otellerdeki açık büfelerden yararlanırken, oteller ise tatilde kilo almaktan çekinenler için özel aktivitelere hız verdi. Özellikle kadın turistler için otellerde günde 3 kez profesyonel eğitmenler eşliğinde su cimnastiği yapılıyor. Yaklaşık 45 dakika süren etkinlikte su içerisinde çeşitli hareketler yapan turistler tatilde fazla kilo almanın önüne geçmeye çalışıyor. 

'FORMUMUZU DA KORUMAMIZ LAZIM'

İngiltere'den tatil için ilk defa Türkiye'ye gelen Stephane Mabeamo, "Her şey çok güzel. İlk defa Türkiye'de bulunuyorum. Yemek ve büfe mükemmel ama tabii ki formumuzu da korumamız lazım. Bu yüzden de sürekli suda cimnastik yapıyoruz. Formumuzu da bu şekilde koruyoruz" dedi.

'SPOR AKTİVİTELERİ TALEP EDİYORLAR'

Limak Limra Otel Eğlence Müdürü Erman Üstün, "Sezonumuz başladı. Her şey mükemmel gidiyor. Tek negatifliğimiz, mükemmel bir büfemiz var ve misafirlerimiz sürekli olarak yemek yiyor. Bununla birlikte formlarını da korumak istiyorlar. Erkek misafirlerimizle beraber özellikle kadın misafirlerimiz formda kalabilmek için sürekli spor aktiviteleri talep ediyor. Bunun için artık cimnastiği suyun içerisine de taşıdık. Günde 3 defa su cimnastiği yaparak formlarını korumaya devam ediyorlar" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

---------------------------

Litvanyalı Dovile Sabaliauskaite yürüyüş ve havuz detayı

Saat, hava sıcaklığı ve nem göstergesi

İngiliz turist Stephane Mabeamo röportaj (İngilizce)

Havuz başındaki açık büfeden yiyecek alan turistler detay

İçecek alan turistler detay

Su cimnastiği detayları

Eğitmen detay

Su cimnastiği detay

Limak Limra Otel Eğlence Müdürü Erman Üstün röportaj

Su cimnastiği detayları

303 MB/// 02.42" (HD)

HABER- KAMERA: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya),