DHA YURT BÜLTENİ-3

DHA YURT BÜLTENİ-3

1)DİYARBAKIR'DA 723 BİN KÖK HİNT KENEVİRİ ELE GEÇİRİLDİGörüntü Dökümü: -------Ele geçirilen hint kenevirleriHint kenevirlerinin sökülmesiİmhasıHaber-Kamera: DİYARBAKIR,GÖRÜNTÜ BOYUTU: 223 MB2)BİRİNCİ OLAN GENÇ DOKTORUN BABASI...

DHA YURT BÜLTENİ-3

1)DİYARBAKIR'DA 723 BİN KÖK HİNT KENEVİRİ ELE GEÇİRİLDİ

Görüntü Dökümü:
-------
Ele geçirilen hint kenevirleri
Hint kenevirlerinin sökülmesi
İmhası

Haber-Kamera: DİYARBAKIR,
GÖRÜNTÜ BOYUTU: 223 MB

========================================================

2)BİRİNCİ OLAN GENÇ DOKTORUN BABASI MEZUNİYET TÖRENİNDEN SONRA KALP KRİZİ GEÇİRDİ

İZMİR Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi birincisi Cansu Büyüktarakçı'nın (24), mezuniyet gecesinin hemen sonrasında, diplomasını birlikte teslim aldığı babası Mesut Büyüktarakçı (58) kalp krizi geçirdi. Bu talihsiz olayın ardından baba Büyüktarakçı'ya, kızının intörn doktor olarak görev yaptığı hastanede anjiyo ve bypass yapıldı. Sağlık durumu giderek iyileşen babası ile ilgilenen Cansu Büyüktarakçı, hayatının en unutulmaz olayını yaşadığını söyledi.
Aydın'da yaşayan ve İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Tıp Fakültesi'ni birincilikle bitiren Cansu Büyüktarakçı, mezuniyet gecesindeki büyük mutluluğun hemen ardından, ertesi gün babasının kalp krizi geçirmesiyle üzüldü. Mezuniyet heyecanını aynı sahnede birlikte yaşadığı babasını bitirdiği üniversitenin hastanesi olan, intörn doktor olarak görev yaptığı İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götüren Büyüktarakçı, sağlık durumuyla da yakından ilgilendi. Hastane Başhekimi Prof. Dr. Ali Gürbüz ve kalp damar cerrahisi ekibiyle yapılan anjiyo ve baypas müdahalelerinin ardından baba Mesut Büyüktarakçı, birkaç gün önce yoğun bakımından servisteki odasına alındı.
Sağlık durumu giderek iyileşen babasının takip ve tetkiklerinde yer alan Cansu Büyüktarakçı ise, ailesini gururlandırmanın yanı sıra hayatının en unutulmaz olayını yaşadığını söyledi. Mezuniyetinin ardından büyük şok yaşadığını ifade eden Cansu Büyüktarakçı, "Babam birincilikle mezun olduğum törenimde oldukça mutluydu. Daha önceden de birkaç kalp ağrısı semptomu göstermişti, ancak ciddi değildi. Ben çok büyük bir mutluluğun ardından böyle bir haber aldım ve hayatımın en unutulmaz olayını yaşadım. Hiç beklemediğim şekilde her şey bir saatin içinde gerçekleşti. Anjiyoya girdi, bypass kararı alındı, koşturmanın içinde ne yaşadığımı bile anlayamadım. Önceki günün mutluluğu, şok ve büyük bir üzüntü bir aradaydı benim için" dedi.
BİR GÜN ÖNCE MEZUNİYET TÖRENİ VARDI
Bir gün öncesinde mezuniyet töreni olduğunu belirten Büyüktarakçı, "Törende Rektör Vekili bana diplomamı takdim ederken babamla birlikte sahnedeydik. Ertesi günü babamda kalp krizi bulguları gelişti, durumunun acil olduğunu ve anjiyoya alınması gerektiğini öğrendik. Babam İzmir Katip Çelebi Üniversitesi Atatürk Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde anjiyoya alındı. Anjiyo sonucunda 'koroner arter' denilen kalbi besleyen damarlarda tıkanıklık olduğu anlaşıldı. Bu tıkanıklığın anjiyo ile giderilemeyecek kadar ciddi olduğu ve bypass yapılması gerektiği saptandı. Bu süreçten sonra devreye Prof. Dr. Ali Gürbüz hocam ve kalp damar cerrahisi ekibi girdi. Babama baypas yapıldı ve beş damarı değişti. Babamın ameliyatı çok başarılı geçti ve şimdi sağlık durumu oldukça iyi. Türkiye'de sayılı kalp nakli yapan merkezlerden birinin olması, hibrit ameliyathaneye sahip olması ve kendi üniversite hastanem olmasından dolayı babamın burada ameliyat olmasından dolayı oldukça memnunum. Başta Prof. Dr. Ali Gürbüz hocam olmak üzere tüm ekibe teşekkür ediyorum" diye konuştu.

'BABAMIN TEDAVİSİNDE YER ALMAKTAN MUTLUYUM'

Babasının kısa süre içinde toparladığını belirten Büyüktarakçı, "Şu anda aynı hastanede görev yapıyorum ve babamın yanındayım, süreç benim için iyi ilerliyor. Kendi hastanemde, bildiğim bir klinikteyiz. Burada babamla çok iyi ilgileniliyor. Babamın benimle olmasından ve takibinde, tedavisinde benim de yer almamdan dolayı çok mutluyum. Babam yoğun bakımdan birkaç gün önce çıktı ve kendi yemeğini yiyebiliyor, yardımla birlikte yürüyebiliyor, dolayısıyla sağlık durumu iyi. Bundan sonra daha dikkatli olması gerektiğini kendi de biz de anladık, umarım bir daha böyle bir şey yaşamayız" dedi.

'KIZIMLA GURUR DUYUYORUM'

Tedavisi devam eden baba Mesut Büyüktarakçı ise gözyaşları içinde, "Mezuniyetin bir gün sonrasında böyle bir hadise gelişti. Farkında olamadığım derecede hayati tehlikem varmış. Başta kızıma ve hastanemize teşekkür ediyorum. Kızım iyi ki var. Onunla gurur duyuyorum" dedi. Başhekim Prof. Dr. Ali Gürbüz ise, "Cansu bizim kendi öğrencimiz ve aynı zamanda okulu birincilikle bitirdi. Diploma töreninde babası ile birlikte sahnedeydi, ancak o gece yaşadığı bir göğüs spazmıyla hastanemize başvuruldu. Burada hemen yapılan anjiyonun ardından damar tıkanıklığı tespit ettik ve beşli baypas uyguladık. Şu anda gayet iyi ve kızı da başında. Bir hastası olarak onu takip ediyor" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
-----------------------
-Baba ve kızdan görüntüler
-Cansu Büyüktarakçı röp.
-Mesut Büyüktarakçı röp.
-Başhekim Prof. Dr. Ali Gürbüz röp.
-Mezuniyet töreninden görüntüler
Haber: Hande NAYMAN Kamera: Davut CAN/ İZMİR,

========================================================

3)KADIN GİRİŞİMCİ KADINLARLA BİRLİKTE AĞ ÖRÜYOR

İZMİR'in Torbalı ilçesinde, su ürünleri yetiştiriciliği alanında, ağ kafes dikimi yapan ilk firmayı kuran Emel Aksoy Gündemir (44), erkek egemen sektörde kadın girişimci olarak hemcinslerinin önünü açıyor. Türkiye İş Kurumu (İŞKUR) ile düzenlenen işbaşı eğitim programına ortak olan Gündemir, firmasında 20'sini kadınların oluşturduğu, çoğunluğu Suriyeli, 25 kursiyere eğitim veriyor.   İlk olarak evinin terasında balık ağı örmeye başlayan Emel Aksoy Gündemir, 22 yıl önce 66 metrekare üzerinde kurduğu atölyesini giderek büyütüp 23'ü kadın, 45 kişiyi istihdam etmeye başladı. Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi'nden mezun olduktan 10 yıl sonra hayatını sınıf arkadaşı Turgay Gündemir (45) ile birleştiren Emel Aksoy Gündemir, eşiyle birlikte yurt içi ve yurt dışına satış yapıyor.  Balık ağı örmeyi ortaokul döneminde balıkçı olan babasından öğrendiğini anlatan 2 çocuk annesi Emel Aksoy Gündemir, "Babam balıkçı olduğu için çocukluğumda ağlarla hep haşır neşirdim. Evde ağ örerdik, su ürünleri yetiştiriciliğinin Türkiye'ye gelmesiyle birlikte balık çiftliklerine hizmet vermeye başladık. İlk 3 balık çiftliğinden birini eniştem kurmuştu. Biz de annemle birlikte evde ağ dikmeye başladık. Ben alaylı başladım, sonra üniversitede okudum. İşler artınca evdeki üretim yetmemeye başladı. Komşularımızı, kuzenleri yardıma çağırıyorduk ama yetiştiremiyorduk" dedi. 1997 yılında Narlıdere'de 66 metrekarelik bir atölye kiraladıklarını dile getiren Gündemir, ağları dikmek için Japonya'dan getirdikleri overlok makineleri kullandıklarını söyledi. Özel aparatlar kullanarak overlok makinelerini ağ dikme makinelerine dönüştürdüklerini belirten Gündemir şöyle devam etti:
"66 metrekarelik bir atölyede başladığımız iş, zamanla Güzelbahçe'deki 1500 metrekarelik fabrikaya taşındı. Şimdi ise firmamız Ayrancılar'daki 2 dönüm kapalı alan 6 dönümü açık alan olmak üzere toplam 8 dönüm alan üzerinde Türkiye'nin en büyük ve en modern tesisi olma özelliği taşıyor. Milas'taki başka bir fabrikaya ortak olduk. Norveçliler bizi izlediler. İş ahlakımızı ve yapabileceklerimizi görünce bize bir teklif yaptılar. 2011 yılında yüzde 50 ortaklık kurarak bir anonim şirkete dönüştük. Yılda ortalama 2 bin tane ağ geliyor. 100-150 ton ağ işleyebiliyoruz. Ağ yıkama, tamir, bakım, boyama yapıyoruz. Ömrü bitmiş ağları, çevreyi kirletmemesi için, temizleyip ayıklayıp yurt dışına geri dönüşüme gönderiyoruz." 
KADINLARA POZİTİF AYRIMCILIK
Bir kadın olarak bazı zorluklarla karşılaştığını ifade eden Emel Aksoy Gündemir, erkek egemen sektörde kendisini kabul ettirebilmenin zor olduğunu anlattı. Özellikle kadın istihdamına ağırlık verdiğine dikkat çeken Gündemir, şunları söyledi:
"Kadın olduğum için bakış açıları hep ön yargılıydı. Ticaretle uğraşmaya 20'li yaşlarda başladım. Oysa muhataplarım 50'li yaşlardaki çiftlik sahipleriydi. Küçük bir kadına işlerini teslim edip etmemekte tereddüt yaşadılar. Zamanla güven kazandım. Ben kadın girişimciyim ve kadınlara pozitif ayrımcılık yapıyorum. Kadrolu olarak çalışan 45 kişiden 23'ü kadın. 25 kursiyerden ise 20'si kadın. Kadının olduğu her projede yer almaya çalışıyorum. Sektörümüzde kadınlar çok az. Türkiye'de böyle bir işletmeye sahip olan tek kadınım. Norveç'te bile bu işi yapan kadın yok.  Ama işim gereği hiç oje sürmem, tırnak uzatmam, takı yada saat kullanmam."
İHRACATA DEVAM
Gelecek dönemde yurt dışı ağırlıklı çalışmayı hedeflediğini belirten Gündemir, İran, Rusya, Azerbeycan, Fransa ve Suudi Arabistan gibi ülkelerden sipariş aldıklarını söyledi. Şili'ye gönderim yapmak için son hızla çalıştıklarını anlatan Gündemir, "İŞKUR ile yürüttüğümüz program çerçevesinde 16'sı Suriyeli 25 kişiye eğitim veriyoruz. Suriyelileri iş hayatına kazandırmayı amaçlıyoruz. 22 iş günü devam eden eğitimin son haftasına girdik. Başarılı olan kursiyerlerden eleman alımı yapacağız. Belli bir sayı belirlemedik, yeter ki istekli ve başarılı olsunlar" diye konuştu.
MUTLU ÇALIŞIYORLAR
Fabrikada 17 yıldır balık ağı ördüğünü söyleyen kadın çalışanlardan Ayhan Şanlı, "Bu işin hem kolay hem de zor tarafları var. Beden gücü istediği için bazen zorlandığımız oluyor. Ailemin geçimine katkı sağlıyorum. Kendi ihtiyaçlarımı karşılıyorum" dedi. 6 yıl önce işi öğrendiğini dile getiren 46 yaşındaki Aysel Yıldırım ise şöyle konuştu:
"Başka işlerde de çalıştım. Ama bu işi çok seviyorum. Öğrendikten sonra kolay gelmeye başladı. Ustamdan öğrendim işimi çok seviyorum. Bu iş sayesinde çocuklarımı okutuyorum. Yurt dışında kızım okuyor. Oğlumu evlendirdim, kızımı evlendirdim. Sağlığım el verdiği sürece çalışacağım."

Görüntü Dökümü
----------------------
-Ağ ören kadınlardan görüntü,
-İş makineleriyle ağları taşıyanlardan görüntü,
-Emel Aksoy Gündemir ve eşiyle birlikte detay görüntü,
-Emel Aksoy Gündemir ile röp,
-Kadın çalışanlarla röp.

Haber: Nevra UÇKAÇ - Kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR,

===========================================================

4)KURUYAN KİRAZLARIN YERİNE DİKTİKLERİ LAVANTALAR YÜZLERİNİ GÜLDÜRDÜ

MANİSA'nın Turgutlu ilçesinde 1 dönümlük arazilerindeki kuruyan 75 kiraz ağacının yerine 2 yıl önce Isparta'dan getirdikleri fazla su ve bakım istemeyen 
130 kök lavanta diken Mehmet Sönmez (65) ve eşi Güler Sönmez'in (59) bu defa yüzü güldü. Sönmez çifti, hedeflerinin üretim alanı ve pazar payını arttırmak olduğunu söyledi.
Emekli saman tüccarı Mehmet Sönmez'in Turgutlu'nun kırsal Güney Mahallesi, Kıran mevkiindeki 1 dönümlük kiraz bahçesindeki 75 kiraz ağacı, 2 yıl önce kurudu. Mehmet Sönmez ve eşi Güler Sönmez, 670 rakımlı, susuz, taşlı, kırmızı topraklı arazilerinde farklı ürün olarak ne yetiştirebilecekleri araştırırken, lavantanın uygun olduğunu öğrendi. Bunun üzerine Sönmez çifti, lavanta yetiştiriciliğinin yoğun olarak yapıldığı Isparta'nın Keçiborlu ilçesine gidip, buradaki üreticilerle görüşerek bilgi aldı. Sönmez çifti, ardından da kuruyan kiraz ağaçlarını kestirip, yerine Isparta'daki üreticilerden temin ettikleri 130 lavanta fidesini dikti. Sönmez çifti, fazla suya ihtiyaç duymayan lavanta fidelerini taşıma su ile tutana kadar suladı. 
Kiraz ağaçları kuruduğunda çok üzüldüklerini belirten Güler Sönmez, "Ancak, yerine diktiğimiz lavantalar yüzümüzü güldürmeye başladı. Lavantalar dikmemizden kısa bir süre sonra ürün verdi. Ancak, çiçekler zayıf ve cansızdı. Az bir mahsül elde edebildik. Bu yıl biraz daha iyi oldu. Lavanta, kekikgiller familyasından ve ömrü 40- 50 yıl gibi bir süre. Bu da bizim için yeterli. Su istemiyor, sadece sürülmesi yeteli oluyor. Lavantann ilaç ve kozmetik sanayinde kullanıldığını biliyoruz. İleriye dönük gıda sanayinde, dondurma yapımında, muhallebi yapımında, kurabiye yapımında ve şerbet yapımında da yoğun olarak kullanılmaya başlanacağını öğrendik. Biz de denedik, muhallebisini yaptık, çok güzel oldu" dedi.
Uzun yıllar saman ticareti ile uğraştığını belirten Mehmet Sönmez de "Çiftçi çocuğuyum. Geçmişte saman işi ile uğraştığım için ömrüm tarla ve çiftliklerde geçti. Doğaya aşığız. Bu nedenle de 12 yıl önce Güney Mahallesi'nde 1 dönümlük bir arazi aldık. Eşimle burada kiraz yetiştirmek istedik. Ancak, başarılı olamadık. Eşim amatör olarak ille de 'Lavanta yetiştirelim' dedi. Ona sürpriz yapıp, Keçiborlu'daki üreticilerle görüşmeye götürdüm. Buradaki üreticilerle iyi diyaloglar kurduk. Birbirimize telefonlarımızı alıp, verdik. Sonrasında da getirdiğimiz ilk çelikleri dikip, eşimin hayalini kurduğu lavanta bahçesini oluşturduk. 2 yılda da beklediğimiz başarıyı elde ettik. Manisa İl Tarım ve Orman Müdürlüğü'nden gelen görevliler bizi takdir etti. İleride şu an 1 dönümlük alandaki lavanta üretemini daha da arttırmayı planlıyoruz" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Lavanta bahçesinden görüntü
-Mehmet-Güler Sönmez çifti ile röp.
-Genel ve detay görüntüler
(Haber - Kamera: Doğan ÇİZMECİ/ TURGUTLU (Manisa)

=================================================================

5)OTOMOBİLİNİ GÖTÜRDÜĞÜ TAMİRHANEDE YARALANDI

AYDIN'ın Söke ilçesinde, otomobilini götürdüğü oto elektrik tamirhanesinde, bir çırağın motor kaputu açık halde içeriye almaya çalıştığı başka bir otomobille çarpıp, tezgaha sıkıştırdığı Yusuf Türkmen (32) yaralandı. Bacakları ve kasığındaki kesiklere 50 dikiş atılan ve 25 gün rapor verilen Türkmen, iş yeri sahibinin vermeyi taahhüt ettiğini belirttiği 3 bin TL'nin yarısını ödemeyip, kendisiyle kavga ettiğini ileri sürerek polise şikayetçi oldu. İş yeri sahibi Tahsin Karabulut ise, kendisinden anlaştıkları rakamın üzerinde para istediğini, vermeyince de kavga çıkartıp, bardak fırlatarak çalışanlarından birini yaraladığını belirttiği Türkmen hakkında şikayette bulundu.

İnşaat malzemesi satan bir firmada çalışan evli ve 2 çocuk babası İlyas Türkmen, geçen 19 Haziran'da arkadaşı İsmail Kırlı'yı da (48) yanına alarak 09 EL 337 plakalı otomobili fanındaki sorun nedeniyle Söke Sanayi Sitesi'ndeki bir oto elektrik tamirhanesine götürdü. İş yerindeki ustalar fan motorunun arızalı olduğunu ve tamir edilmesi gerektiğini söyledi. Bu sırada masanın üzerinde duran motoru inceleyen Türkmen'e, oto elektrikçide çalışan 16 yaşındaki çırağın, motor kaputu açık olarak kullandığı başka bir otomobil çarptı. Yanındaki İsmail Kırlı son anda kaçarak kurtulurken, belden aşağısı tezgah ile otomobilin arasında sıkışan Türkmen yaralandı.

TOPLAM 50 DİKİŞ ATILDI

Çırağın otomobili geri almasının ardından Türkmen, tamirhanedeki ustalar ve arkadaşı Kırlı tarafından yere yatırıldı. Yarı baygın haldeki Türkmen, çağrılan 112 Acil Servis ambulansı ile Söke Fehime Faik Kocagöz Devlet Hastanesi'ne kaldırılıp, tedavi altına alındı. Türkmen'in bacakları ve sol kasığında meydana gelen kesiklere 50 dikiş atıldı. İki gün hastanede gözetim altında tutulan Türkmen'e, 25 gün rapor verilip, taburcu edildi. Olay anı iş yerinin güvenlik kameraları tarafından da görüntülendi.

KAVGA ÇIKTI

Oto elektrikçinin sahibi Tahsin Karabulut, Türkmen ile konuşup, şikayetçi olmaması konusunda ikna edip, anlaştı. Ancak, geçen hafta aralarında anlaşmazlık yaşanması üzerine Türkmen ile işyeri sahibi Karabulut ve çalışanları arasında kavga çıktı. Kavganın ardından Türkmen ve Karabulut, polise gidip birbirlerinden şikayetçi oldu.

'GÖRÜNTÜLERİ İZLEDİKÇİ O ANI TEKRAR YAŞIYORUM'

Çırağın kullandığı otomobilin kendisine çarptığı kaza anının görüntülerini izledikçe o anı tekrar yaşadığını belirten İlyas Türkmen, "Sırtım dönüktü. Bir anda bir şey çarptı ve bacaklarımın koptuğunu zannettim. Acı içinde, yarı baygın ambulansla hastaneye götürüldüm. Olayın meydana geldiği oto elektrik tamirhanesinin sahibi, hastanede beni ziyaret edip, ilaçlarımı aldı. Sonrasında bir daha beni ne aradı ne sordu. Hastaneden taburcu edildikten sonra işyerine gidip, 'Neden hiç arayıp, sormuyorsunuz' dedim. Bir aya yakın bir zamandır çalışamadığım için mağdur olduğumu, kendilerinden şikayetçi olacağımı söyledim. Şikayetçi olmamamı, bana bir miktar para vereceğini söyledi. İş yeri sahibinin sıkıntı yaşamaması için ilk etapta şikayetçi olmadım. 3 bin lira para vereceğini söyledi, ancak bu rakamın yarısını verdi. Kalan kısmını ise ödemedi. Ben insanlık yaptım ama anlamadı. İşyerine gittim, paranın kalan yarısını ödemediği için tartıştık, aramızda kavga çıktı. Ben de elimdeki yaralanmama neden olan kaza görüntüleri ile polise şikayetçi oldum. Canımdan olabilirdim, sakat kalabilirdim. Hayatta kaldığım için sevinçliyim ama çalışamadığım için mağdurum. Ödemem gereken kredi borcum vardı ödeyemedim, hayatım alt üst oldu" dedi.

'BİZ DE ŞİKAYETÇİ OLDUK'

Kazanın yaşandığı oto elektrik tamirhanesinin sahibi Tahsin Karabulut ise, olay yaşandığı saatlerde kendisinin yemekte olduğunu belirtip, "İş yerim iki bölümden oluşuyor. Tamir yapılan bölüme Yusuf Türkmen ve İsmail Kırlı izinsiz olarak girmiş. Türkmen'e burada çalışanlarımızdan biri otomobille çarpmış. Mağduriyetinin giderilmesi için anlaşma yaptık, kendisine 3 bin TL vermeyi kabul ettim ve ödedim. Ancak tekrar bizden para isteyince işyerinde kavga çıktı. Kavga sırasında işyerimdeki bir cam bardağı çalışanlarımdan biri yüzüne fırlatıp, yaraladı. Kendisi hakkında ben de haneye tecavüz ve çalışanımı yaraladığı gerekçesiyle şikayetçi oldum" diye konuştu.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Yusuf Türkmen'e çırağın kullandığı otomobilin çarpma anından güvenlik kamerası görüntüsü
-Yusuf Türkmen ile röp.
-Aynı kazadan son anda kurtulan arkadaşı İsmail Kırlı ile röp.
-Genel detay görüntüler
(Haber: Burhan CEYHAN - Kamera: İslam KELEŞ/ SÖKE (Aydın),


Kaynak: DHA