Maden İşçileri Zam İsteğiyle İş Bıraktı

Maden İşçileri Zam İsteğiyle İş Bıraktı

Artvin'de Eti Bakır A.Ş.'nin Cerattepe ve Murgul Damar'daki işletmelerinde çalışan maden işçileri, ücretlerine zam istemiyle iş bıraktı.

Maden İşçileri Zam İsteğiyle İş Bıraktı

1)ARTVİN'DE MADEN İŞÇİLERİ ZAM İSTEĞİYLE İŞ BIRAKTI

ARTVİN'de Eti Bakır A.Ş.'nin Cerattepe ve Murgul Damar'daki işletmelerinde çalışan maden işçileri, ücretlerine zam istemiyle iş bıraktı. Eti Bakır A.Ş.'nin Artvin Cerattepe ve Murgul Damar'daki işletmelerinde çalışan maden işçileri eş zamanlı olarak geçen salı günü saat 02.00'de greve başladı. Üretimin tamamen durduğu işletmede, aylıkların yükselmesi ve koşullarının iyileştirilmesi talebinde bulunan işçiler, bu talepler karşılanana kadar işe başlamayacaklarını söyledi. İş bırakma eylemi ardından yetkililer, işçi temsilcilerini görüşmek için idari binaya çağırdı. İşçiler kesin bir sonuç almadan görüşmeyi kabul etmeyeceklerini ifade etti. İşçiler, işletme yetkililerinin yüzde 20 oranında zamların kabul etmeyerek,  yüzde 25 zam ve 2 ikramiye isteklerini yineledi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

İşçilerden görüntüler

İşçilerin işletme önünde toplanması

Detaylar

(Haber: Adem GÜNGÖR KAMERA: DHA

====================================================

2)YAŞLI KADINA EVİNDE GASPÇI DAYAĞI

DENİZLİ'nin Çal ilçesinde yalnız yaşayan 75 yaşındaki Ümmü Coşdan, evine çocuklarının arkadaşını olduğunu söyleyip, bir bardak su isteme bahanesiyle giren kimliği belirsiz kişi tarafından dövüldü, boynundaki bir Reşat altını gasp edildi. Yaşlı kadın, ağzını koli bandıyla kapatmaya çalışan zanlının bir parmağını ısırarak yaralarken, Coşdan'ı bir süre döven saldırgan kaçtı. Olay, dün (çarşamba) saat 10.00 sıralarında, Akkent Mahallesi'nde meydana geldi. Başında bere olan bir kişi, evinde yalnız yaşayan 5 çocuk ve 17 torun sahibi Ümmü Coşdan'ın yanına giderek, oğullarının arkadaşı olduğunu söyledi, bir bardak su istedi. Yaşlı kadın su getirmek için mutfağa gittiği sırada arkasından eve girip, Coşdan'ın yüzüne biber gazı sıktı, ağzını kapatarak yere yatırdı. Bu sırada yaşlı kadının yüzüne defalarca yumruk atan kimliği belirsiz saldırgan, boynundaki bir adet Reşat altını da kopartarak zorla aldı. Yaşlı kadından para da isteyen gözü dönmüş erkek, önce, yanında getirdiği koli bandıyla ellerini bağladı. Ardından ağzını aynı bantla bağlamaya çalışırken, Ümmü Coşdan, gaspçının bir parmağını ısırarak yaraladı. Canını kurtarmaya çalışan yaşlı kadın tarafından parmağı ısırılan gaspçı, Coşdan'ı bir süre daha dövdükten sonra evin arka penceresinden atlayarak kaçtı.  Gaspçının evden kaçmasının ardından ayağa kalkıp mutfağa gidebilen Ümmü Coşdan, bulduğu bıçakla ellerindeki koli bandını kesti, ağzındaki bandı da çıkardı. Coşdan, komşularından yardım istedi. Vatandaşların ihbarı üzerine olay yerine ambulans ve jandarma ekipleri gönderildi. Denizli Devlet Hastanesi'ne götürülen Coşdan'ın darp sonucu yarılan dudak ve yanaklarına 15 dikiş atıldı, yapılan tedavinin ardından taburcu edildi. Jandarma, gaspçının kimliğinin belirlenip yakalanması için çalışma başlattı.

ŞOKU ATLATAMADI

Yaşadığı şoku üzerinden atamayan Ümmü Coşdan, kendisine saldıran kişiyi tanımadığını ve bir parmağını ısırarak kurtulduğunu belirterek, "Evime gelip, oğullarımı tanıdığını söyledi, bir bardak su istedi. Eve girdiğim sırada arkamdan gelip, yüzüme biber gazı sıktı. Ne olduğunu anlayamadan beni yere yatırıp, öldüreceğini söyleyerek para istedi. Boynumdaki altını koparıp aldı. Ardından ellerimi bantla bağladı. Ağzımı bantla bağlarken, bir parmağını bütün gücümle ısırdım. Beni yine dövdü, sürekli yüzüme vurdu. Beni bu hale soktu. Parmağını ısırınca kaçtı, ben de elime aldığım bıçakla bantları kesip yardım istedim. Ölümden döndüm" dedi.

OĞLU ÖFKELİ

Ümmü Coşdan'ın oğlu Himmet Coşdan, gaspçının bir an önce yakalanmasını isteyerek, "Böyle bir cani olamaz, yaşlı bir kadını ne hale sokmuş. Madem altını alacaksın neden öldüresiye dövüyorsun. Çocuklarının isimlerini sayıp, arkadaşımız olduğunu söyleyerek gelmiş, benim böyle bir arkadaşım olamaz. Devletimize güveniyorum, bir an önce yakalanıp, cezası verilecektir" dedi.

Görüntü dökümü

------------------------------

Yüzü yaralı yaşlı kadından görüntü

Yaşlı kadının konuşması

Oğlu Himmet Coşdan'ın konuşması

Evden dış görüntü

Su bardağından görüntü

Oğlunun bıçakla annesinin kendisini kurtarmasını anlatması

Kaçtığı pencereden görüntü

( Haber- Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,

==========================================================

(ÖZEL HABER)

3)AK PARTİ'Lİ ENÇ, 'VIP' KEDİLERE SAHİP ÇIKTI

AK Parti Milletvekili Gökcen Özdoğan Enç, Antalya Havalimanı VIP girişindeki kedilere, sahip çıktı. VIP girişine kedi evi yapılmasına öncülük eden Enç, havalimanına her gelişinde kedilerle yakından ilgileniyor. AK Parti Antalya Milletvekili aynı zamanda TBMM Bayındırlık, İmar, Ulaştırma ve Turizm Komisyonu ile Kadın Erkek Fırsat Eşitliği Komisyonu Üyesi Gökcen Özdoğan Enç, Antalya Havalimanı VIP çevresinde yaşayan kedilere sahip çıktı. Enç, hayvanların soğuk kış günlerinde, sokakta kalmamaları için Antalya Büyükşehir Belediye Başkanı Menderes Türel ile görüşerek, VIP girişi önüne kedi evi yapılmasını sağladı. Hayvanlarla yakından ilgilenen Enç, kendi evinde de 2 kedisi olduğunu belirterek, "İnanın insanlara pozitif enerji saçıyorlar, onları severken stresinizi atıyorsunuz. Her geliş- gidişimde mama getiriyorum. Onları seviyor, ellerimle besliyorum" dedi.

Kedilerin 'isim annesi'nin de kendisi olduğunu kaydeden Enç, "Siyah olanın adı 'Kömür', annesininki 'Duman', babasının adı ise 'Benekli'. Ben olmadığım zamanlar kedilerle VIP personeli ilgileniyor. Herkes el birliğiyle kedilere bakıyor" diye konuştu.

Hayvanlara karşı işlenen suçları 'cinayet' olarak nitelendiren AK Parti'li Enç, şunları söyledi:

"Onlar da bir canlı. Hayvanlara karşı işlenen suçlar, Kabahatler Kanunu'ndan çıkarılarak, ceza kanununa geçecek. Yakın zamanda Meclis'e de yasamız gelecek. Hayvanseverleri de inşallah mutlu etmiş olacağız. En önemlisi, sokakta yaşayan hayvanlarımızı mutlu edeceğiz ve güvene alacağız. Onlara karşı işlenen suçlar cezasız kalmayacak." 

Görüntü Dökümü

-----------------------

VIP Dış plan görüntü

Kedilerin VIP önünde görüntüsü

Görevlinin kedilere mama ve su vermesi

Kedi evinin görüntüsü

kedilerin mama yerken ve su içerken görüntüsü

Milletvekili Gökçen Enç kedilere mama verirken 

Kedileri severken görüntüsü

RÖP: Gökcen Özdoğan Enç ( AK Part  Antalya Milletvekili )

Detaylar

476 MB///04.21

Haber: İbrahim LALELİ-Kamera: Mehmet KILIÇASLAN/ANTALYA,

===================================================

4)ÇIRAK BULAMAYAN ESNAF SURİYELİ İŞÇİLERE YÖNELDİ

KOCAELİ'nin Körfez ilçesinde bulunan Yarımca Küçük Sanayi Sitesi'nde esnaflar, çırak ve kalfa bulamayınca, gelenlerin de fazla para istemesi üzerine Suriye işçileri atölyelerinde çalıştırmaya başladı. Yarımca Küçük Sanayi Sitesi Başkanı Alaattin Alpergin, Türk çırak ve kalfa bulamadıklarını belirterek, "Türk çırak ve kalfalar ya fazla para istiyor, ya da işi bırakıp gidiyorlar. Biz de Suriye'den ülkemize yerleşen usta veya çırakları işe almaya başladık. Sanayi sitesinde işyerlerinin yüzde 80'ininde Suriyeli işçi çalışıyor. Kısa sürede uyum sağlıyorlar, herhangi bir sorun yaşamıyoruz" dedi.Yarımca Küçük Sanayi Sitesi esnafları eleman açıklarını kentte yaşayan Suriyeli göçmenlerden karşılamaya başladı. Çırak ve kalfa bulamayan esnaf Suriyeli işçilere yöneldi. 200 iş yerinin bulunduğu Yarımca Küçük Sanayi Sitesi'nde birçok iş yeri Suriyeli işçi çalıştırıyor. Yarımca Küçük Sanayi Sitesi Başkanı Alaattin Alpergin, "40 seneden beri oto tamir ve bakım ustasıyım. Sanayide şu anda çalışan en azından 15 tane ustayı ben yetiştirdim. Şu an sanayide çalışanların yüzde 80'i Suriyeli. Türk eleman bulmakta zorlanıyoruz ve bütün esnaflar böyle. 4+4 eğitim sisteminden sonra çıraklarımız sanat okullarına yönlendirildi. Tabii okulu bitirdikten sonra o çocuk 17-18 yaşına geliyor ve çıraklık yapmıyor. 17-18 yaşındaki çocuğu çıraklıktan başlatamazsınız. Sanat öğrenmek istemiyor, istese de 17 yaşından sonra öğrenemez. Ortaokul bittikten sonra çıraklığa başlanır. Bizde adet böyleydi, hal böyle olunca da çırak yetiştiremiyoruz. Yetişen de çok çalışmıyor, kaçıyor zaten" dedi.

Alaattin Alpergin, Türk işçilerin ödedikleri ücreti beğenmediğini ifade ederek, şöyle konuştu:

"Para durumunu beğenmiyorlar. Asgari ücret bin 600 lira oldu ama bin 800 ile 2 bin liranın altında maaş veren hiçbir usta yok. Bu durumda bile çırak bulamıyoruz. Türk çırak ve kalfalar ya fazla para istiyor, ya da işi bırakıp gidiyorlar. Biz de Suriye'den ülkemize yerleşen usta veya çırakları işe almaya başladık. Sanayi sitesinde işyerlerinin yüzde 80'ininde Suriyeli işçi çalışıyor. Kısa sürede uyum sağlıyorlar, herhangi bir sorun yaşamıyoruz. Türk işçiler iş beğenmiyorlar, çalışmak istemiyorlar ve ne yapıyorlar o da belli değil. Parklarda, bahçelerde kahve köşelerinde boş geziyorlar. Suriyeli çalışanlarla şu an sorun yaşamıyoruz. O adamlar gariban, mecbur para lazım. O yüzden çalışıyorlar. Bende de Suriyeli çalışan var. Birisi Türkçe bilmiyor, Suriyeli Türkçe bilen diğer çalışan diğerine rehberlik edip beraber çalışıyorlar"

Sanayide oto elektrik atölyesi bulunan İbrahim Gününce, "Yaklaşık 35 senedir bu mesleğin içerisindeyim. Daha önce biz eleman bulmakta sıkıntı çekmiyorduk ama bu 8 yıllık eğitim çıktıktan sonra devlet de bazı hakları gençlere verdikten sonra bizde çalışan bulamamaya başladık. Şu anda arkamızdan esnaf yetişmiyor, biz son nesiliz. Bizim arkamızdan yetişmediği gibi kalifiye elemanı da bulamıyoruz. Maddi sıkıntılara geldiğimiz zaman biz o bahanelere inanmıyoruz. Türkiye'de iş beğenmeyen insan çok, çalışmak istemeyen bir an önce belli bir seviyeden üst seviyeye zıplamak isteyen bir elit kesim var. Ben çekirdekten yetişeyim bu işi yapayım, bu işin devamını getireyim diyen eleman kalmadı piyasada. Şu anda her esnaf her elemana en az 2 bin liraya yakın maaş ödüyor ve bunların üstelik sigortası da var. Suriyeli elemanlar geliyor. Bu Suriyeli elemanları çalıştırıyoruz. Dil sıkıntısı yaşanıyor ama bazılarımız Arapça biliyor, sıkıntılı da olsa anlaşabiliyor çalıştırabiliyoruz. Fakat yokluktan dolayı biz bu durumlara katlanıyoruz" diye konuştu.

Türkiye'de çalışmaktan memnun olduğunu söyleyen Suriyeli işçi Ali Hamza Hoşo, "Ben Suriye'de boyacı olarak çalışıyordum. Türkiye'ye geldim burada çalışmaya devam ediyorum, çok şükür memnunum. 5 yıl önce Türkiye'ye geldim. Orada çok savaş olduğu için Türkiye'ye geldik, burada çok şükür rahatız. Haftalık 500 lira alıyorum, memnunum. Burada herhangi bir sıkıntı çekmiyorum" dedi.

Görüntü Dökümü

----------------------------------------

Alaattin Alpergin ile röp.

Suriyeli çalışanlardan görüntü ve röportajlar

Suriyeli işçiler çalışırken detaylar

Sanayi sitesinden detaylar

HABER: Dinçer AKBİR-KAMERA: Alişan KOYUNCU-KOCAELİ/DHA

========================================================

5)DOĞU KARADENİZ'DE YENİ ÇÖP ALANI TEPKİSİ

 DOĞU Karadeniz Bölgesi'nde, Trabzon ve Rize ile ilçe belediyelerinin 10 yıldır çöp depoladığı alanın dolması üzerine katı atıkların depolama yöntemiyle bertaraf edilmesi sorununu yeniden gündeme geldi. Araklı ilçesinde eski bir taş ocağının yeni çöp depolama alanı yapılmak istendiği yönünde iddialar yöre sakinlerinin tepkisine neden oldu. Vatandaşlar, 7 köyün ortasında bulunan alanda çöp depolama tesisi yapılması halinde köylerini bırakıp gitmek zorunda kalacaklarını söyledi.   Doğu Karadeniz Bölgesi'nde katı atıkların düzensiz olarak bertaraf edilmesi, gelişi güzel vahşi depolama yöntemlerinin uygulanması uzun süredir çözülemeyen çevre sorunu haline geldi. Belediyelerce, vadilerde çöpleri gelişi güzel depolaması üzerine bu sorun için de çözüm arayışına girildi. Bu soruna çözüm için bir araya gelen Trabzon ve Rize ile ilçe belediyeleri, 'Trabzon ve Rize illeri Yerel Yönetimleri Katı Atık Tesisleri Yapma ve İşletme Birliği (TRAB-Rİ-KAB) adı altında bir birlik kurdu. Oluşturulan birlik bakanlıklar ve belediyelerin katkıları ile Trabzon'un Sürmene İlçesi Kutlular mevkiinde deniz seviyesinin 290 ila 340 metre arasındaki yüksekte kıyıdan yaklaşık 4 kilometre uzaklıkta çöp depolama alanı oluşturdu.

TABİAT PARKI SINIRINDAKİ ALAN HEP TARTIŞILDI

 Katı atık çöp depolama alanı, Sürmene İlçesi'ndeki dünyada sarıçam ormanlarının deniz seviyesine inebildiği nadir alanlardan biri olan Çamburnu Tabiat Parkı'nın güneyinde yer alması nedeniyle sürekli tartışmaların odağı oldu. Çöp depolama alanına ulaşan ve tabiat parkının içinden geçen yoldan her gün onlarca büyük TIR'ın katı atık depolama alanına çöp taşıması ve bırakması alana zarar verdiği iddialarını da gündeme getirdi. TIR'ların saldığı egzoz gazlarının orman örtüsüne ve yaban hayatına zarar verdiği uzmanlar tarafından kamuoyu gündemine getirildi.

ESKİ TAŞ OCAĞI ALANI GÜNDEMDE

 2007 yılında çöp depolanmaya başlanan alana ise yaklaşık 10 yıl ömür biçildi. Katı atık depolama alanı biçilen ömrünü doldurunca yeni yer arayışı başladı. Çöp depolama alanı için ilk belirlenen yer, Araklı İlçesi Taşönü Mahallesi eski taş ocağı alanı oldu. 243 bin metrekare alana sahip taş ocağı alanında Trabzon, Rize ve ilçelerinden TIR'larla taşınacak çöplerin depolanması planlandı. Elektrik üretiminin de planlandığı çöp depolama alanı, civarındaki yaşayan 7 köyün halkının ise tepkisine neden oldu.

MUHTAR: KÖYÜ BIRAKIP GİTMEK ZORUNDA KALACAĞIZ

Taşönü Mahallesi Muhtarı Kenan Çebi, heyelanlı saha olan alanın çöp depolanması için riskli olduğunu belirterek tedirginlik duyduklarını söyledi. Çebi, "Burada çöp depolama tesisi yapılırsa köyü bırakıp gitmek zorunda kalacağız. Çöpün içinde yaşanılmaz. Sürmede bunu görüyoruz. 5 kilometreye kadar koku yayılıyor. Bizim köyümüzde taş ocağına 500 metre mesafede. Köylü şu anada kendine gidecek yer arıyor. 2006 yılında köyde heyelan meydana geldi. Mahallemizde devasa çatlaklar var. Şimdi aynı araziye kocaman tesis kurmak istiyorlar. Kurulacak tesis de risk altına girecekö dedi.

'CENNETİ ÇÖPLÜĞE DÖNÜŞTÜRECEKLER'

Mahallede oturan Abdurrahman Malkoçoğlu da evinin hemen yanında çöp tesisi kurulmak istendiğini dile getirerek "Eğer bu kadar iyi ve zararsız bir tesisse bunu Organize Sanayi Bölgesine kursunlar.Biz bunu köyümüze reva görmüyoruz ve istemiyoruz. Ben kendi arazimde ev yapmak istiyordum, şimdi yapamıyorum. Bir belirsizlik var. Burada olur veren mühendis Taşönü'ne çıktı mı? Burası heyelanlı bölge burada yapılacak tesiste bir felaket daha yaşanırsa  insanlar altında kalacak" diyerek tepkisini dile getirdi.

'BURASI BİZİM CENNETİMİZ'

Yöre sakinlerinden Onur Sarı ise köydeki heyelan tehlikesine dikkat çekerek "Burası bizim cennetimiz. Burada çöp tesisi olsa burada duramayız" dedi.  Alparslan Polat da çöp tesisinin başka bir bölgede yapılmasının daha uygun olacağını belirtti, "Bu tesisi yaparlarsa bu güzelim cenneti çöplüğe dönüştürecekler. Burada çöp tesisi olursa burada yaşam olamaz" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü

---------------------------------------

Araklı Taşönü Mahallesi detayları

Çöp alanı oluşturulmak istenen alan

Muhtar ve vatandaşlarla röp.

Çamburnu'ndaki çöp depolama alanı Drone görüntüleri

Araklı'da yeni çöp alanı yapılmak istenen alan Drone görüntüleri

( Haber: Osman ŞİŞKO - Kamera: Selçuk BAŞAR TRABZON-DHA)

===============================================================

6) İNSUYU MAĞARASI'NDA ÇEVRE DÜZENLEMESİ

 TÜRKİYE'nin turizme açılan ilk mağarası olan Burdur'daki İnsuyu Mağarası'nın çevre düzenlemelerinde son aşamaya gelindi.

Daha önce Doğa Koruma ve Milli Parklar 6'ncı Bölge Müdürlüğü tarafından içerisindeki ışıklandırma sistemi yenilenen, güvenlik kamerası ve acil çağrı sistemi kurulan İnsuyu Mağarası'nın çevre düzenlenmesinde de son aşamaya gelindi. Burdur Valisi Şerif Yılmaz, çalışmaları yerinde inceledi ve ilgililerden bilgi aldı. 

  Vali Yılmaz, "Mağara içi aydınlatmayla ilgili çalışma tamamlandı. Çevre düzenlemesiyle ilgili işlemleri bitirmek üzereyiz. Tüm çalışmaların tamamlanmasının ardından İnsuyu Mağarası'nı ziyarete açacağız. İnşaat aşamasındayken herhangi bir aksaklık olmaması açısından misafirlerimizi alamadık ama inşallah kısa süre içerisinde tamamladıktan sonra ziyaretçi kabul etmeye başlayacağız" dedi.

Mağaranın çevre düzenlemesini yaptıktan sonra Orman ve Su İşleri Bakanlığı'na devredileceğini anlatan Vali Yılmaz, şunları söyledi:

  "Orman ve Su İşleri Bakanlığımız tarafından büyük bir ihtimal müstecirlere vermek suretiyle bu alanın ve mağaranın işletilmesi sağlanmış olacak. Bilindiği üzere uygun olmayan şartlarda yapılmış, bir takım eklentiler ilave edilmiş daha önce, kaçak yapılar vardı ve mevcut yapılar yetersizdi. Gelen misafirlerin rahatlıkla gezebileceği ve misafir edebileceğimiz imkanımız yoktu. Şu an yapılan en son düzenlemelerle beraber buradan özellikle Çevre ve Şehircilik Bakanlığımıza teşekkür ediyorum, bize katkı ve destek verdiler. Bu desteklerle bu çalışmaları hayata geçiriyoruz. İnsuyu Birliği olarak verilen desteklerle birlikte çalışmalarımızı bu aşamaya getirdik, inşallah bu süreçten sonra da Orman ve Su İşleri Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu beyin ilimizi ziyaretlerinde kendilerine arz etmiştik. Kabul edeceklerini söylemiş ve gerekli talimatları vermişti. Çünkü mağaracılıkla ilgili uzman kuruluş Orman ve Su İşleri Bakanlığımız, İnsuyu Mağarası'nın onların nezaretinde yürütülmesi ve güvenilebilir bir şekilde turizmle ilgili kullanılması devir için en önemli faktör diye düşünüyorum. İşin uzmanı orada, o nedenle böyle bir girişimde bulunduk. Bakanımız da kabul etti. Teşekkür ediyorum."

  Vali Yılmaz, mağara etrafında çevre düzenlemesinin yanı sıra tuvalet, kafeterya, idari bina, mescit ve yaya yolları olmak üzere gezmeye gelenlerin modern bir hizmet alabilecekleri mekanın yapıldığını kaydederek, "Burdurlular ve kullanacak tüm ziyaretçilere hayırlı olmasını diliyorum" dedi.

Görüntü dökümü

---------------------------

Yapılan çalışmalar 

Mağara içerisinden  

Vali Yılmaz'ın açıklamaları  

Detay

(HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,

=================================================================

7)YÜKSEKOVA'DA ESKİMO USULÜ BALIK AVI

 HAKKARİ'nin Yüksekova ilçesinde yaşayan 3 arkadaş, kış aylarında buzla kaplı derelerde soğuklara ve tehlikelere aldırmadan Eskimo usulü balık avlayarak ailelerinin geçimini sağlıyorlar.   Yüksekova ve çevresinde geçen hafta etkili olan kar yağışının ardından hava sıcaklığının eksi 20 dereceye kadar düşmesi derelerin donmasına neden olurken, bu havalar kış aylarında balıkçılık yaparak geçimini sağlayanlara ise engel olmuyor. Yazın inşaatlarda çalışan Müslüm Cankurtaran, Kenan ve Ertan Taşkın, bir çoğunun göze alamayacağı soğuk hava ve tehlikelere aldırmadan, donan derelerde balıkçılık yapmayı sürdürüyor. İlçe merkezine yaklaşık 15 kilometre uzaklıkta bulunan Büyükçayır Deresi'ne giden Cankurtaran ve beraber çalıştığı Kenan ve Ertan Taşkın, buzları kırararak akşam saatlerinde suya bıraktıkları ağlarını, sabah saatlerinde yine  kazma ve küreklerle buzları kırararak çekiyorlar. 

  Ağlarına takılan balıkları ilçe merkezinde satan ve kazandıkları bu parayla ailelerini geçindiren 3 arkadaş, büyük zorluklara katlandıklarını, ancak 15 yıldır yaptıkları bu işi sürdürdüklerini söyledi. Kırsal olan bölgede zaman zaman vahşi hayvanlarla karşılaştıklarını, buz üzerinde çalışmanın da ayrı bir tehlike oluşturduğunu anlatan balıkçı arkadaşlar, balık avlayıp para kazandıkları için yaptıkları işten mennun olduklarını günlük de kişi başı 50-60 lira para kazanabildiklerini söyledi.  

Görüntü dökümü

---------------------------

-Buzla kaplı dereyi kürek ve kamaz ile buzları kırması

-Buz altında karşı tarafa ağların sermesi

-Kırılan buz tabakasının altında ağların çekmesi

-Balkıkların sudan çıkartılması

-Ağlardan balıkların ayıklaması

-Soğuktan elleri üşüyen balıçılar ellerine öfleyerek sınmaya çalıştılar

-Havaların soğuk olması nedeniyle ateş yakıp ısınan balıkçılar

-Müslüm, Kenan ve Ertan ile röp

-Genel detaylar

Haber-Kamera: Yaşar KAPLAN/YÜKSEKOVA-DHA(Hakkari),

(447 MB- 7.20)

=================================================================

8)UNUTULMAYA YÜZ TUTMUŞ DESENLER KİLİMDE HAYAT BULUYOR 

MERSİN'in Bozyazı ilçesinde, 'Ala Kilim Dokuma' projesi ile unutulmaya yüz tutmuş desenler tekrar ortaya çakırlıyor.Halk Eğitim Merkezi Müdürlüğü ile İş-Kur iş birliğinde hazırlanan projeye katılan 20 kursiyer, hem eğitim alıyor hem de en eski kültürlerden biri olan dokuma sanatını icra ediyor. Kursiyerler gerçekleştirdikleri dokumalarda işledikleri nakışları gelecek nesle aktarırken, unutulmaya yüz tutan geleneksel desenler de hayat bulmuş oluyor.  Projeyle ilgili bilgi veren Halk Eğitim Merkezi Müdürü Ahmet Aydul, şöyle dedi:

"Amacımız; kadınların el emeklerini pazarlayarak ev ekonomilerine katkı sağlamaları hem de göçebe hayatında dokumalara nakşedilen unutulmaya yüz tutmuş desenleri tekrar hayata kazandırmak. Kadınların el emekleri ile yaptıkları çalışmaların günümüzde de unutulmaması adına biz bu kursumuzu açtık. Kursiyer arkadaşlarımız bu geleneği ayakta tutmaya çalışıyor. Bu ürünlerimizi üretip görüştüğümüz bazı halıcılar var. Onlara bu dokumaları pazarlayarak bu arkadaşlarımıza kurs süresi boyunca ekonomik bir destek sağlanacaktır. Asıl amacımız kilim dokuma işini ilerleyen yıllara taşıyabilmek ve üretilen ürünleri satarak bu ailelere ufakta olsa katkı sağlamak."

Öğretici Selime Tok ise, unutulmaya yüz tutmuş nakışları yaşatmak için çalışmalarını sürdürdüklerini ve kurs buyunca geçmişe dönük desenleri çanta, yastık, seccade, yolluk ve kilim gibi dokumaların üzerine ilmik ilmik işlediklerini kaydetti.

Görüntü Dökümü

---------------------------

-Halk Eğitim Müdürlüğü tabela

-Dokuma yapan kadınlar

-Dokuma yapılırken el nakışları yakın plan

-Dokuma tezgahları genel ve yakın

-Kadınlar nakış yaparken

-Tarakla dokuma yaparken

-Röpler

-Genel ve Detay görüntüler

-Kurs Usta Öğreticisi Selime Tok ile röp.

-Halk Eğitim Müdürü Ahmet Aydul ile röp. 

(SÜRE:  04.57   BOYUT: 110 MB)

Haber-Kamera: Mithat ÜNAL/ ANAMUR, (MERSİN),

=============================================================

9)DEMRE'DE AĞAÇLAR ÇİÇEK AÇTI

 ANTALYA'nın Demre ilçesinde bir haftadır etkili olan sıcak hava dolayısıyla ağaçlar çiçek açtı.

Demre'de deniz seviyesinden 150 metre yükseklikteki Karabucak Mahallesi'nin Sura mevkiinde bahar havası yaşanıyor. Hava sıcaklığının son bir haftadır 20 derece civarında seyrettiği bölgedeki yabani badem ağaçları renk renk çiçek açtı. Yabani bademler beyaz ve pembe çiçeklerle donanmış durumda. Limon ve portakal ağaçları da bembeyaz çiçek açtı. Aynı bölgedeki bir limon ağacını görenler kendini baharın ortasında hissediyor. Bölgede baharda açan güller de rengarenk açtı. 

Bölgede arı kovanları olan Durali Arıcı, "Bu bölgede arılarım var. Arıcılık yapıyorum. Bu kış ortasında yabani bademler açtı. Bizim arılar için şifa oldu" dedi.

Demreli Kürşat Öztürk, "Kışın ortasında baharı yaşıyoruz. Ağaçlar çiçek açtı. Soğuktan bunalan herkesi Demre'ye bekliyoruz" diye konuştu.

Görüntü dökümü

------------------------------

Çiçek açan yabani badem ağaçlarından

Limon ve portakal ağaçlarından

Çiçeklerden bal toplayan arılar

Çiçekleri koklayanlar

Röportajlar

DHA Muhabiri Ahmet Acar'ın anonsu

440 MB/// 07.13"

(HABER- KAMERA: Ahmet ACAR/DEMRE (Antalya),

=================================================================

10)TARİHİ ESERLERE KIZILÖTESİ KORUMA

KIZILÖTESİ dedektör, tarihi eser ve yapıların korunmasını sağlayacak. Bu cihazla eserler üzerindeki ısı, nem, küflenme gibi veriler anlık olarak ölçülecek ve eserlere kısa sürede müdahale edilebilecek.

Antalya Rölöve ve Anıtlar Bölge Müdürü Cemil Karabayram, teknolojik cihazların kullanılmasının tarihi yapıların geleceği için büyük önem arz ettiğini söyledi. Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş ile Kültür Varlıkları ve Müzeler Genel Müdürü Yalçın Kurt'un tarihi yapıların korunması için teknolojik yatırımların önünü açtığını belirten Karabayram, "Gelecek nesillere bu eserlerin aktarılması için çalışmalar sürüyor. Kızılötesi ısı ve nem dedektörü, tarihi eserlerin ulaşamadığımız noktalarına ulaşarak yapıdaki nemi, küflenme oranını ölçüp yapılara yönelik yeni bir çalışma yapılmasını sağlıyor. Nem oranı, ısı derecesi, küflenme verilerini görüp eylem çalışmaları yapıyoruz" diye konuştu. Zaman kazanımı açısından dedektörün önemli olduğunu belirten Karabayram, "Ölçümler için eskiden uzun süren analizler gerekiyordu, şimdi anlık veri alabiliriz" dedi.

Kızılötesi ısı ve nem dedektörü ile kötü izole edilen pencerelerin analizi ve dış duvarlardaki izolasyonsuz yüzeyler tespit edilebileceğini aktaran Karabayram, "Dedektör, duvarların veya nesnelerin yüzey sıcaklığı ile nemini de ölçerek yorumlayabilecek. Müzelerdeki eserlerin ve arşivlerin bulunduğu ortamlarda, ileride oluşabilecek rutubet ve mantar oluşumu önceden tespit edilerek eserlerin korunması için önlem alınacak. Uzaktan ölçümler yapılarak ileride oluşabilecek zararların önüne geçilmiş olacak. Bu ölçümler yapılırken, yüzeylere herhangi bir fiziki müdahalede bulunulmaması cihazın önemli avantajlarından biri" diye konuştu.

Görüntü Dökümü

-----------------------

-Üç kapılardan görüntü

-Turistlerden görüntü

-Röp Cemil Karabayram

-Cihazla tarihi eserleri izlerken görüntü

-Cihazdan görüntü 

245 MB/// 05.23"

Haber: Hasan DEMİRBAŞ- KameraMERA: Bülent TATOĞULLARI/ANTALYA, w

=====================================================