HDP'li Baydemir Hakim Karşısına Çıkarılacak

HDP'li Baydemir Hakim Karşısına Çıkarılacak

HDP Şanlıurfa Milletvekili Osman Baydemir, partisinin programları kapsamında geldiği İzmir'de dün gece gözaltına alınmıştı. Baydemir, bugün İzmir Adliyesi'ne çıkarılacak.

HDP'li Baydemir Hakim Karşısına Çıkarılacak

HDP'li Baydemir İzmir Adliyesi'ne çıkarılacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Urfa Milletvekili Osman Baydemir, partisinin programları kapsamında geldiği İzmir'de dün (cumartesi) gece gözaltına alınmıştı. İzmir Sosyal Güvenlik Kurumu (SGK) Misafirhanesi'ne geçerken polisler tarafından durdurulan Baydemir, hakkında açılan bir dosya kapsamında ifade vermediği gerekçesiyle yakalama kararı olduğu bildirildi. Baydemir, bugün İzmir Adliyesi'ne çıkarılacak. 

Haber:  Mehmet CANDAN/ İZMİR,

================================================

Malatya'da şehit olan 4 pilotla ilgili tüm işaretler FETÖ'ye çıktı

MALATYA'da 2015 yılı Şubat ayında 7'nci Ana Jet Üssü'nden planlı gece uçuş eğitimi için kalkan iki RF-4E keşif uçağı, dağa düştü. 4 pilotun şehit olmasına skandal hataların neden olduğu raporla tespit edildi ve bunlar tek tek sıralandı. Kazada en büyük kusura sahip olduğu öne sürülen ve FETÖ'den tutuklanan Filo Komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk'ü, idari soruşturmada aklayan raporda 'başkan' olarak imzası bulunan Korgeneral Hasan Hüseyin Demiraslan'ın da aralarında yer aldığı 3 generalin de yine FETÖ'den tutuklandığı ortaya çıktı.

Malatya'da konuşlu 7'nci Ana Jet Üssü'nden 2015 yılı Şubat ayında, planlı gece uçuş eğitimi için havalanan iki RF-4E keşif uçağı, dağa düştü. Kazada, Kurmay Binbaşı Salih Sezer, Üsteğmenler; Salih Atalay ile Zeynel Özbahçeçi ve Onur Özkaya şehit oldu. Kazanın oluş şeklinden ve eldeki bilgilerden bir çelişki olduğunu düşünen Onur Özkaya'nın ailesi, eşi ve eşinin ailesi, olaya yönelik araştırmalarını hiç bırakmadı.

Son olarak kısa süre önce tamamlanan kaza raporunu da şehit pilot Üsteğmen Onur Özkaya'nın kayınpederi, aynı zamanda Hava Kuvvetleri Komutanlığı'ndan Kurmay Pilot Albay olarak emekli olan Tayyip Özsever de uzman gözüyle inceledi. Bu incelemelerden sonra aile kazaya ilişkin birçok ihmal ve şüphelerin bulunduğunu tespit etti. Ardından da bunları birleştirip savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ailenin suç duyurusunda direkt olarak yazılmasa da FETÖ şüphesi ön plana çıktı. Kazayla ilgili rapordan elde edilen bilgilere göre, gece ve kötü hava şartları olduğu sırada uçakların yerden komuta edilmesinin kural olduğu, kaza anında da uçakların kuleden gelen talimata göre alçaldığı saptandı.

Eldeki teknik bilgilerden pilotların verdiği rota yerine uçağın bilinçli olarak dağ seviyesine kadar indirildikleri kanaatine varıldı. Ayrıca telsizin sürekli meşgul edilmesinden dolayı pilotlar da var olan olumsuzluğu kuleye bildirmedi. Kuledeki radar izinden uçakların uçuş güzergahında dağ olduğu bilinmesine rağmen bu uyarı da pilotlara yapılmadı. Ayrıca yerde uçuş kontrol görevlisi olan Onur Özkaya da filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk tarafından, kurallara aykırı olarak uçakta görevlendirildi. Onur Özkaya, Hava Kuvvetleri Komutanlığı'nda görevli olduğu sırada FETÖ'den tutuklanan Tümgeneral Murat Semiz'in damadı olan Pilot Üsteğmen Emre Çömez'in yerine uçtu. Yaşanan kazada 4 pilot şehit oldu.

KAZADA FETÖ İZİ ÇIKTI

Bu bilgilerden sonra kazada ihmali olan askerlere yönelik yapılan araştırmada bir başka çarpıcı durum ortaya çıktı. 15 Temmuz darbe girişiminden sonra filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk, FETÖ üyeliğinden tutuklanıp meslekten atıldı. Kazada en büyük kusura sahip olduğu ileri sürülen ve FETÖ'den tutuklanan filo komutanı Kurmay Binbaşı Ali Ertürk için yapılan idari soruşturmada heyet başkanlığını, yine FETÖ'den tutuklu Korgeneral Hasan Hüseyin Demiraslan yaptı. Kendi soruşturma ekibini kuran Demiraslan, aynı örgüte üye olan Binbaşı Ali Ertürk'e yönelik idari soruşturma sonrasında kusurunun bulunmadığına dair rapor düzenleyip altına imza attı.

Korgeneral Hasan Hüseyin Demiraslan ile birlikte bu raporda imzası bulunan Hava Kuvvetleri Komutanlığı Sistemler Başkanı Tuğgeneral Recep Sabri Özatak ile Kemal Akçınar'ın da yine FETÖ üyeliğinden tutuklandığı ortaya çıktı.

AİLE CUMHURBAŞKANI VE BAŞBAKANDAN YARDIM İSTEDİ

Kazaya yönelik bir yandan hukuk mücadelesi başlatan pilotlardan Onur Özkaya'nın ailesi, bir yandan da kendi topladıkları bilgileri resmi raporla birlikte değerlendirip, ortaya çıkan ihmalleri, sorumlular hakkında gereğinin yapılması için Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ile Başbakan Binali Yıldırım'a gönderdi.

Görüntü dökümü

----------------------

-ARŞİV

-olayla ilgili görüntüler 

Haber; Taylan YILDIRIM/İZMİR, - 

============================================

19 yıl sonra ortaya çıkan Operasyon: F-16 ve Özel KuvVetler ile sınırda UFO kovalanmış

TÜRKİYE- Suriye sınır hattında 1999 yılında ışık saçan yabancı cisimlerin sınır hattında uçması üzerine önce bölgeye F-16 savaş uçakları, ardından helikopter ile Özel Kuvvetler Komutanlığı timinin gönderdiğini ortaya çıktı.

Diyarbakır'da aynı tarihte 7'nci Kolordu Komutanlığı yapan ve daha sonra Balyoz davasından da uzun süre tutuklu kalan emekli Korgeneral Doğan Temel'in anılarını anlattığı kitapta, 19 yıl önce sınır hattında yaşanan operasyonun detayları anlatıldı. Temel kitabında, söz konusu bölgeye önce gönderilen F-16'ların yabancı cismi yakalaması ile elektronik sistemlerinin kilitlenmesi sonucu döndüğünü, ardından özel kuvvetlerden bir timin helikopter ile bölgeye gönderildiğini ancak, UFO olduğu tahmin edilen cisimlerin daha sonra kayıplara karıştığını yazdı. Doğan, kitabında UFO olduğu değerlendirilen ve sınır hattındaki askerlerin termal kamera ile çektiği fotoğrafları da kitabında paylaştı.

Diyarbakır'da, 1999-2001 yılları arasında 7'nci Kolordu Komutanı olmarak görev yapan ve 2003'te Harp Akmedemileri Komutan Yardımcısı iken emekliye sevk edilen Korgeneral Doğan Temel'in anılarını 'Torunum Sana Hangi Birilerini Anlatsam' adlı kitapta yazdı. Kitapta, Güneydoğu- Terör, Kıbrıs ve İrtica konularında değerlendirmelerini yazan emekli Korgeneral Temel, 1999 yılında Türkiye-Suriye sınırında yaşanan ve bugüne kadar hiç bilinmeyen bir operasyon ve detaylarınıda yazdı. Kitapta, 'UFO'lar' başlığı altında detayları verilen kitapta şöyle denildi:

"SINIRI HAVADAN GEÇEN YABANCI CİSİM İÇİN F-16'LAR GÖNDERİLMİŞ"

"Mardin'in Nusaybin ilçesi yakınında, Suriye hududun­dan iki ışıklı cismin havadan hududumuzu geçtiği bilgisi geldi. Kolordu Harekat Merkezinden durumu takip ediyor­dum. Değerlendirmelerimiz biri önde, diğeri arkada onu ta­kip eder görüntüsü veren bu iki ışıklı cismin, Suriye helikop­terleri olduğu şeklindeydi. Suriye hududunda, biribirinden tamemen uzak ve fark­lı iki hudut karakolunda, gece görüşlü termal kameraların, yine biribirinden habersiz olarak kaydettikleri görüntüler son derece ilginçti. İki meçhul ışıklı cisim; zaman zaman bi­ri diğerini kovalar gibi, zaman zaman aniden havada asılı durarak, veya aniden hızlanıp ayrılarak hareket ediyor, ba­zen bir köye yaklaşıyor, bazen sarı-turuncu-mavi-yeşil ışıklar çakararak iniş yapıyor görüntüleri veriyordu. Diyarbakır'daki 2'nci Taktik Hava Kuvvetlerinden, hazır bekleyen iki F-16'nın bölgeyi ve ışıklı cisimleri kontrol et­mek için havalanmalarını istedik. F-16'ların bölgeye yak­laşırken tüm elektronik sistemlerinin kilitlendiğini ve geri döndükleri bildirildi. Gece yarısı olmuş, hepimiz merak ve biraz da heyecanla olayı takip ediyoruz. Helikopter olsalar, havada bu kadar saat kalmaları veya bu kadar hızlı hareket etmeleri mümkün değildi."

UFO'LAR İÇİN ÖZEL KUVVET KOMUTANLIĞI TİMİ GÖNDERİLMİŞ

Emekli Korgeneral Temel kitabın devamında, operasyonu anlatırken, durumu yerinde incelemesi için Özel Kuvvetler Alay Komutanı Kurmay Albay H.K. ve bir özel timin Black Hawk helikopteri ile Nusaybın ilçesine gönderdiğini belirterek, şöyle devam etti:

"Bu arada meçhul cisimlerden birinin Nusaybin kuzeyinde bir köyün yakınlarına indiği köye yakın jandarma karakolu kule gözet­leme nöbetçisi tarafından bildirildi. Özel Kuvvetleri bildirilen köye yönelttim. Özel tim, zorunlu olarak helikopterden inip yaya olarak köye ulaştığında, indiği söylenen cisim koybolmuş fakat köylülerce de görülmüştü. Kovalamaca sabahın ilk saatlerine kadar devam etti ve sonunda iki cisim Diyarbakır istikametinde gözden kayboldular. Sabah ilk işim, olayı görüntüleyen termal kamera uz­manlarını ve ilgili Birlik Komutanlarını yanıma çağırarak bizzat dinlemek oldu. Termal kamera operatörü uzman er­baş gördüğü cismi; 'iki yanı ısırılmış elma koçanı şeklinde, altından turuncu, yeşil, mavi ışıklar çıkarıyordu' diyerek tanımladı. Diğer operatör astsubay ve görgü tanıkları da benzer şeyler söyledi. Görgü tanıkları çoktu; hudut karakolları, Özel Kuvvetler Alay Komutanı ve timi, jandarma karakolu görevlileri ve köylüler. Elimde 1 yıl önce Diyarbakır güneydoğusu sema­larında görülen 4 meçhul cismin çok net çekilmiş bir fotoğ­rafı vardı. İfadelerle, bu fotoğrafta görülen meçhul cisimler aynen örtüşüyordu; 'İki yanı ısırılmış elma koçanı' gibi, renkli ışıklar saçıyorlardı."

Emekli Korgeneral Temel kitabında UFO olduğu değerlendirilen sicimler ile ilgili başından beri üst komutanlıklarına bilgi verdiğini kitabında anlatırken, "Çekilen görüntüler, video kasetler ve görgü tanıklarından bazılarını gönderdik. Bu arada, hudut birlik komutanlarına, uygun fo­toğraf makineleriyle ertesi günün akşamı için tedbir almala­rını ve tekrar görülmeleri durumunda meçhul cisimleri gö­rüntülemelerini istedim. Şırnak'a yakın bir hudut karako­lumuz, bu kez kendilerinin oldukça yükseğinde, çok az ha­reket eden benzer bir cismi tespit ettiler. Ancak, gece çek­tikleri resim arzu edilen şekilde ve netlikte olmadı" dedi.

Emekli Korgeneral Doğan Temel, söz konusu F-16'lar ve Özel kuvvetler'inde katıldığı UFO operasyonu ile ilgili o zaman çekilen fotografları da paylaştı. 

DOĞAN TEMEL KİMDİR?

Türk Silahlı Kuvvetleri'nde 43 yıl görev yaptıktan sonra 2003'te Korgeneral rütbesiyle emekli oldu. 12 yıllık generallik süresinin önemli bölümünü terörle mücadeleyle geçirdi, birçok madalyayla ödüllendirildi. Emekli olduktan 7 yıl sonra, 'Balyoz kumpası' nedeniyle tutuklanarak 1225 gün Silivri Cezaevi'nde kaldı. Cezaevindeyken bir yandan kumpasa karşı mücadele ederken bir yandan da yaşama tutunabilmek ve sağlığını koruyabilmek için zor şartlarda kitap çalışmaları yaptı. 

Görüntü Dökümü

-----------------------

Haber: Ferit ASLAN/DİYARBAKIR, - 

===================================================

Domuz bağıyla bağlanıp, tuvalete terk edildi

KONYA'da ihtiyacını gidermek için yol kenarındaki tuvalete giren Muhammet Coşkun, iddiaya göre tanımadığı kişiler tarafından saldırıya uğrayıp, iple  domuz bağı yöntemiyle bağlanıp, terk edildi. Coşkun, tuvalete gelen iki gencin sayesinde kurtuldu.

Olay, Konya- Beyşehir karayolunun 10'uncu kilometresinde meydana geldi.  Muhammet  Coşkun, Ilgın İlçesi'nden Konya'ya motosikletle geldiği sırada iddiaya göre ihtiyacını gidermek için yolun kenarındaki tuvaletin önünde durdu. Ardından tuvalete girdi. Bu sırada arkasından gelen tanımadığı kişi ya da kişiler saldırıp, iple domuz bağı yöntemiyle bağlayıp kaçtı. Coşkun, saatlerce tuvalette mahsur kaldı.  Akşam saatlerinde Beyşehir'den Konya'ya gelirken tuvalete giren 16 yaşındaki Yusuf Böğlü ve aynı yaştaki Kerem Sezer, Coşkun'un yardım çığlıklarını duydu. Ardından Coşkun'un domuz yöntemiyle bağlı olduğunu görünce polis ve sağlık görevlilerine haber verdi. Kurtarılan Coşkun, sağlık kontrolünden geçirilmek üzere hastaneye kaldırıldı. Tedavi altına alınan Coşkun'un sağlık durumunun iyi olduğu belirtildi. Polis, Coşkun'a saldıranların kimliğini belirlemek için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü

-------------------------

Muhammet Coşkun'dan detay

Sağlık görevlilerin müdahalesi 

Tuvaletten detay

Polisin inceleme yapması 

Haber- Kamera: Mehmet IŞIK/KONYA,DHA))

===========================================

Anadolu yaban koyunlarının sayıları gün geçtikçe artıyor

Her yıl düzenli bir  şekilde sayımları yapılan koyunların, 2017 yılı sayımlarında ilk kez drone'dan faydalanıldı

Anadolu yaban koyunu avlamanın cezası 78 bin lira

Endemik bir tür olan Anadolu Yaban Koyunları Orman ve Su İşleri Bakanlığı, Doğa Koruma ve Milli Parklar Genel Müdürlüğü (DKMP) tarafından koruma altında tutuluyor. Gün geçtikçe ülkemizdeki popülasyonlarını artıran bu endemik türün düzenli olarak her yıl yapılan envanter çalışmalarında ilk kez drone'dan faydalanıldı.

Anadolu tarihi, coğrafyası, tabiatı ve üzerindeki yaban hayatıyla son derece zengin ve renkli bir yapıya sahip olup, ülkemizin simgesel bir hayvan türü olan Anadolu Yaban Koyunu bu zenginliğin bir parçasını oluşturuyor. Dünyada sadece ülkemizde bulunan Anadolu Yaban Koyunu üzerindeki olumsuz etkiler ortadan kaldırılarak, sürdürülebilir yaban hayatı yönetimi anlayışıyla bu tür geleceğe taşınıyor.

ÜLKEMİZDE ÜRETİM ÇALIŞMALARI İÇİN 3 MERKEZ BULUNUYOR

Anadolu yaban koyunlarının son kaldığı yer olan Konya-Bozdağ'da bulunan 3.500 hektarlık üretme merkezinde 2017 envanter çalışmalarına göre yaklaşık 550 adet yaban koyunu bulunuyor. Ülkemizde bu merkezin yanında, Ankara Nallıhan ve Afyonkarahisar'da olmak üzere 2 ayrı merkezde daha üretim çalışmaları yapılıyor. Konya-Bozdağ'dan nakledilen bireyler ile kurulan Ankara-Nallıhan Üretme Merkezinde yaklaşık 50 ve Afyonkarahisar- Şuhut Üretme Merkezinde ise yine yaklaşık 30 adet yaban koyunu ile yetiştirme çalışmaları sürdürülüyor. Bu merkezlerde üretilen yaban koyunları uygun alanlarda tabiata bırakılarak türün neslinin devam ettirilmesi sağlanıyor.

ENVANTER ÇALIŞMALARINDA UÇAN GÖZLER OLDUKÇA FAYDALI OLDU

En önemli endemik memeli türü olan Anadolu yaban koyunlarının 2017 yılında yapılan envanter çalışmalarında ise ilk kez uçan gözlerden faydalanıldı. Yaban hayatının korunması bakımından teknolojinin bütün imkanlarını kullanan Orman ve Su İşleri Bakanlığı, sayım çalışmalarında da bu olanakları kullandı. Konya Bozdağ'daki bu koyunların yaşadığı alanın genişliği düşünüldüğünde uçan gözler, sayımlar konusunda oldukça faydalı oldu ve zaman kaybının yaşanmasını önledi.

MERKEZLERDE ÜRETİLEN KOYUNLAR ESKİ YAŞAM ALANLARINA BIRAKILIYOR

Biyolojik zenginliğimizin korunması ve sahip olunan yaban hayatı  kaynaklarının sürdürülebilmesi maksadıyla bu üretme merkezlerinin kurulduğunu belirten Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu ise "Bu üretme merkezleri sayesinde endemik olan bu türün neslini tehdit eden unsurları ortadan kaldırabiliyoruz. Ayrıca buralarda çoğalan bu endemik tür eski tabii yaşam alanlarına yeniden kazandırılıyor" dedi.

ANADOLU YABAN KOYUNU AVLAMANIN CEZASI 78 BİN LİRA

Vatandaşlara da bu endemik türe karşı daha hassas davranması ve zarar vermemesi hususunda uyarılarda bulunan Prof. Dr. Veysel Eroğlu, yaban koyununu kaçak avlayanın veya zarar verenin 78 bin lira tazminat ile cezalandırılacağını sözlerine ekledi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR 

Haber: KONYA - ANKARA -   

================================================

Trakya'da yağmur bereketi

TÜRKİYE'nin bazı bölgelerinde kuraklık yaşanırken tahıl ambarı Trakya'da yağmur yağışları üreticinin yüzünü güldürdü. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, "İlkbaharda da yağış alırsak verimli bir yıl geçireceğimize inanıyoruz. Geçen yıl 300 kilo ortalama aldığımız topraklarımızdan ortalama 500 kilo verim bekliyoruz" dedi.

Türkiye'nin büyük bölümü kuraklıkla mücadele ederken, ülkenin tahıl ambarı olarak bilinen Trakya'da sağanak yağışlar üreticilerin yüzlerini güldürdü. Sadece Edirne'de yıllık metrekareye beklenen 600 kilogram yağışın son 4 ayda 353 kilo düşmesi, buğday ve ayçiçeğinde yüksek verimin beklentisini artırdı. Edirne Ziraat Odası Başkanı Cengiz Yorulmaz, bu yıl Doğu ve Güneydoğu'da kuraklık bulunduğunu belirterek, şunları söyledi:

"Geçen yıl bizde de kuraklık vardı. Geçen yıl bu anlamda Trakya'da 120 bin dönümlük alanı ekilemedi, barajlarda su seviyesi düşmesinden dolayı. DSİ su vermedi bu barajlara. Ama bu yıl Eylül ayından buyana, 353 kilo metre kareye yağış düştü. Bu bizim için çok sevindirici. Kışlık ürünlerimiz şu an çok güzel özelikle buğdaylarımız. Geçen yıl kuraklıktan dolayı buğday, Şubat ayında  toprak üzerine çıktı. Ama bu yıl düzenli şekilde yağış alıyoruz. Böyle giderse barajların doluluk oranı yükselirse, geçen yıl çeltik (pirinç) ekili arazilere verilmeyen su verilecek ve çeltik ekili alanlar çoğalacak. Bilindiği gibi biz iki üründe dışa bağımlıyız. Biri çeltik, biri ayçiçeği. Türkiye'de çeltik ekiminin yüzde 50'sini Edirne karşılıyor. Bu anlamda bu ülke ve ekonomik açıdan önemli ürün, dışa bağımlılığı azaltmak için. Ekili alanları artırmalıyız. Ayçiçeğinde de dışa bağımlıyız. ve bu anlamda taban suyu olmadan ayçiçeği olmuyor. Bu yıl inşallah taban suyu yükseliyor. Bunun göstergesi düşen kaynak sularımızın debileri arttı. İlkbaharda da yağış alırsak verimli bir yıl geçireceğimize inanıyoruz. Geçen yıl 300 kilo ortalama aldığımız topraklarımızdan ortalama 500 kilo verim bekliyoruz. "dedi.

'TÜRKİYE BU YIL SAMAN İTHAL ETMEZ'

Türkiye'nin saman ithal etmesini buğday ekili arazilerin azalmasından kaynaklandığını söyleyen  Yorulmaz, "Türkiye'de ekili buğday arazilerin azalması ve yaşanan kuraklıklardan dolayı saman olmadığı için ülkede saman ihtiyacı doğuyor. Kuraklıktan dolayı sap olmadığı için, Türkiye saman ithal etmek zorunda kalıyor. Verim artışı olduğunda sap artışı da oluyor. Bir buğday ne kadar tane verirse sap oranı da o kadardır. Buğday dekarda 500 kilo verirse aynı kiloda da saman çıkar oradan. Bunun matematiği böyledir. Bu yıl tahminim saman sıkıntısı olmayacak. Trakya iç farklı illere saman ihtiyacını karşılayan bölge. Ege Bölgesi'nde bu anlamda çok sıkıntı yaşanıyor. Trakya bu yıl ülkenin dışarıdan saman ithal etmesini önleyecek diye düşünüyorum" dedi.

Kırklareli Ziraat Odası Başkanı Ekrem Şaylan, binlerce dekar ekili araziyi sulayan Kırklareli ve Kayalı barajlarının dolu olduğunu bölgenin istenilen yağışı aldığını belirterek, "Ekili arazilerimiz yıllık ortalamanın üzerinde yağış aldı. Kentte yaklaşık 460 bin dekar ekili arazimizde barajlarında dolu olmasıyla verimde artış bekliyoruz" dedi. Tekirdağ Ziraat Odası Başkanı İmdat Saygı, yağışlardan memnun olduklarını ve buğdayda verimde artış beklediklerini söyledi. 

'AYÇİÇEK VE BUĞDAY, ÇİFTÇİNİN YÜZÜNÜ GÜLDÜRÜR'

Edirne'nin Büyükdöllük köyünde çiftçilik yapan Mustafa Kezer, "Bu sene yağışlar çok güzel. Son 6 yıldır buğdaylar böyle yağış almadı. Tahminim verimlerde çok artış olacak. Hele birde kar yağarsa daha güzel olacak. Kar demek üre gübresi demek. Doğuda kuraklık var televizyonlardan izliyoruz. Ama bizim Trakyamızda şu an yağışa ihtiyaç kalmadı. Karda yağarsa tabi daha da iyi olacak. Toprak daha çok su depolar yazın yağış olmayıp kuraklık olsa da bu yağışlardan sonra ayçiçeği de olur, buğday da. Verimlerde yüksek olur. Bu sene buğdayda boy daha uzun olacak. Sap ne kadar çok olursa hayvanlar için iyi olacak. Geçen seneden daha yüksek verimler bekliyoruz. Bu sene ayçiçeği ve buğday, çiftçinin yüzünü güldürür" dedi.

'SAMANDA OLACAK,  SOMUNDA'

Çiftçilerden Mehmet Uluçay, bu yıl yağan yağmurla birlikte buğdayın sapı uzun olup veriminin artacağını belirterek, "Geçtiğimiz yıllara bakarak bu sene yağışlar daha kuvvetli yağıyor. Birde kar yağarsa daha iyi olur. Daha kışın yarsındayız, hayvanları sal otlar,  o vaziyette  ekinler. İnşallah çok iyi verim alacağız. Samanda olacak, somunda. Saman hayvanlara somun insanlara. Hepimiz yiyeceğiz. Bu sene bizim burada kuraklık hiç yok, çok güzel. Hiç afat yok çok güzel yağışlar yağdı bu sene. Allah herkese versin. Yağan yağmurdan dolayı  çok memnunuz. Yağan yağmurdan yazın kuraklıkta olsa ekin etkilenmeyecek." dedi

TRAKYA'DA BARAJLAR YÜZDE 57 DOLU

DSİ 11'nci Bölge Müdürlüğü, Trakya'da içme ve sulama amaçlı kullanılan ve toplam 857 bin 630 bin metreküp depolama hacmi bulunan 11 barajda 314 milyon 655 bin metre küp su bulunduğunu ve doluluk oranının yüzde 57 olduğunu açıkladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

Tarlalardan detaylar

Çiftçilerin tarlalarda incelemesi

Yeşermiş buğdaylar

Çiftçilerle röportaj

Ziraat Odası Başkanı Yorulmaz'ın açıklaması

Köylerden deytalar

Haber-Kamera: Engin ÖZMEN-Ali Can ZERAY/EDİRNE,-

===============================================

Tartıştığı emlakçıyı bacağından yaraladı

Güvenlik kamerası görüntüleri 

DENİZLİ'de, 26 yaşındaki emlakçı Aydın Girgin'i bacağından tabanca ile yarayıp kaçan 30 yaşındaki M.K. (Mesut Kaya) polis tarafından 2 saat sonra yakalanıp, gözaltına alındı. Olayın M.K.'nin otomobilini Girgin'in işyerinin önüne park etmek istemesi üzerine çıktığı ileri sürüldü.

Dün saat 14.00 sıralarında, M.K., iddaya göre, otomobilini emlakçı Aydın Girgin'in Merkezefendi ilçesi, Sırakapılar Mahallesi,  Saltak Caddesi'ndeki  işyerinin önüne park etmek istedi. Bunun üzerine ikili arasında tartışma çıktı. Tartışmanın uzaması üzerine M.K., daha sakin bir yerde konuşmak istediğini belirtip, Girgin'i 1549 sokağa götürdü. M.K., burada belinden çıkardığı tabanca ile Girgin'in bacaklarına doğru peşpeşe ateş etti. Girgin, sağ bacağından yaralanıp, acı içinde yere yığılırken M.K., olay yerinden kaçtı. Olay anı bir işyerinin güvenlik kameraları tarafından görüntülenirken, silah sesini duyan çevredekiler durumu polise ve 112 Acil Servis'e bildirdi. Girgin, sağlık ekiplerinin olay yerindeki ilk müdahalesinin ardından Denizli Devlet Hastanesi'ne kaldırılıp, tedaviye alındı. Polisin olay yerindeki incelemesinde 5 boş kovan bulundu. Olayın arından kaçan M.K., 2 saat sonra polis tarafından evinde yakalanıp, gözaltına alındı. M.K'nin polisteki işlemlerinn ardından bugün adliyeye sevk edileceği bildirildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Olay anı güvenlik kamerası görüntübü

-Olay yerinden görüntü

-Polislerden görüntü

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,

==============================================

Hatay'da diyabet hastalarına özel ayakkabı

HATAY'da diyabet hastası bir yakını için ürettiği, 1 numaraya kadar genişleme özelliğine sahip ayakkabıya talep çok olunca seri üretime başlayan Antakyalı ayakkabı imalatçısı Mehmet Ali Yıldırım, yılda 30 bin çift diyabet ayakkabısı üretiyor.  

Ayakkabı imalatçısı Mehmet Ali Yıldırım yılda ürettiği 30 bin çift erkek diyabet ayakkabısının, 15 bin çiftini yurtdışına gönderiyor. Poliüretan tabana sahip ve napa deriden üretilen diyabet ayakkabılarını diğer ayakkabılardan ayıran özellikler ise, içinin hava alması, esnek bir yapıya sahip olması ve kullanılan özel süngerle dışarıdan gelebilecek darbeleri önlüyor olabilmesi. Diyabet hastalarının ayakları hastalık dolayısı ile şiştiği için tercih ettikleri diyabet ayakkabıları içlerine hava aldığı için ayaklarda meydana gelen yaraların iyileşme sürecini kısaltıyor. Esnekliği ve yumuşak tabanı ile diyabet hastalarını rahatlatıyor. Antakya'da özel üretimi yapılan diyabet ayakkabıları 129 liradan alıcı buluyor. Ayrıca internet üzerinden satışı olduğu içinde Türkiye'nin her yerinden diyabet ayakkabılarına ulaşılabiliyor.

HERŞEY 2013'TE BAŞLADI

Diyabet hastaları için ayakkabı üretmeye 2013 yılında başladığını belirten Mehmet Ali Yıldırım, "2013 yılında şeker hastası olan bir yakınımızın böyle bir ayakkabıya ihtiyacı olduğundan dolayı böyle bir ayakkabı yapmaya karar verdik. İlk yaptığımız ayakkabılar deneme aşamasında baktık ki çok iyi sonuç getiriyor ve etrafımızdaki şeker hastalarına dağıttığımızda çok iyi geri dönüşler aldık. 2013 yılından bu yana üretimimizi artırarak 2017 yılında 30 bin çift bu ayakkabıdan ürettik ve ortalama 15 binini de başka ülkelere satma imkanımız oldu. Bu ayakkabının özelliği esnek bir deriye sahip olması. Napa deri ve içinde bulunan ithal süngerden dolayı bu ayakkabı şeker hastalarına, çok ayakta duranlara ve aşırı kilolulara çok iyi gelmekte. Ayakkabının özelliği şeker hastalarında ayak şişmesi meydana gelmekte, bu ayakkabı 1 numaraya kadar büyümekte. Ayrıca doğal malzemeden yapıldığı için hava alıyor ve esnek bir yapıya sahip ayrıca dışarıdan gelen darbeleri önlemekte. 2018 hedefimiz İstanbul'da yapılacak fuara katılıp üretimimize iki katına çıkarmak olacak"dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------

Satışa hazır haldeki ayakkabılardan detay

Ayakkabının derisinin eksilmesi

Kalıba konulması

Tek parça derinin kalıba monte edilmesi

İmalatçı Mehmet Ali Yıldırım'ın konuşması

Ayakkabı derisindeki pürüzün alınması

Özel astarı konulan ayakkabıların paketlenmesi

Ayakkabının sağlamlığının test edilmesi

Haber-Kamera: Ramazan ÇELİK/HATAY,

===========================================

Şanlıurfa'da, güvercin savaşı

ŞANLIURFA'da, kuş tutkunları tarafından düzenlenen etkinlikte, gökyüzüne salıverilen güvercinler birbiriyle savaşıyor. Yörede 'Gece töküşü' olarak adlandırılan etkinlik renkli görüntüler ortaya çıkardı.

Akabe Mahallesi'nde düzenlenen 'Gece töküşü' etkinliğine Bağlarbaşı ile Sigorta semtlerinde oturan yaklaşık 500 kuş tutkunu katıldı. Karton kutu ve kafeslerinde yarışmanın yapıldığı alana getirilen güvercinler, sahipleri tarafından aynı anda gökyüzüne salıverildi. İki mahallede 1500 güvercinin uçurulduğu etkinliği organize eden Haleplibahçe Hayvanları Koruma ve Yaşatma Derneği Başkanı Mehmet Eskiler, şöyle dedi:

"Bu yıl Bağlarbaşı ile Sigorta semtleri arasında 'Gece töküşünü' düzenledik. Kuş tutkunları tarafından özenle yetiştirilen güvercinler, bu yarışmayla gökyüzündeki hakimiyeti ve sadakatini ölçmek için her yıl bu aylarda bu organizasyonu yapıyoruz. Yarışma sonucunda hangi mahalleye daha çok kuş çekilirse o mahallenin kuş tutkunu gençlerine tatlı ikram ediyoruz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------------------------------

Kamyonet ve motosikletle getirilen güvercinler

Kafes ve karton kutuları içersindeki güvercinler

-Etkinliğin yapıldığı alanda toplanan kuş tutkunları

Kuş tutkunlarının yazdıkları dövizler

Aynı anda gökyüzüne salıverilen güvercinler

Renkli görüntülere sahne olan güvercinler

Genel ve detay görüntüler

Haber: Kamera: Ömer ŞULUL-ŞANLIURFA - DHA)

=========================================

'Bir Dilek yetmez' deyip öğretmen adaylarına ilham olmayı amaçladı

SAMSUN'daki Kumköy İlkokulu'nda 9 yıldır görev yapan, bir vakıf tarafından 'Dünyadaki en iyi 50 öğretmen' arasında gösterilen ilk Türk öğretmen olan sınıf öğretmeni 36 yaşındaki Dilek Livaneli, başarısının öğretmen adaylarına ilham olması için harekete geçti. 3 yıl önce başlattığı 'Bir Dilek yetmez' projesi ile 14 üniversite 10 bin öğretmen adayına motivasyon semineri vererek başarı hikayesini anlattı.

Samsun'un Çarşamba İlçesi'nde görev yapan, Hint asıllı iş adamı Sunny Varkey'in eğitim alanında projeler geliştirmek amacıyla kurduğu ve onursal başkanlığını ABD eski Başkanı Bill Clinton'ın üstlendiği Varkey Gems Vakfı tarafından 2014'de düzenlenen 'Küresel Öğretmen Ödülü Komitesi'nin seçtiği 'En iyi 50 öğretmen' arasında yer alan İlk Türk öğretmen olan Kumköy İlkokulu'nun 'müdür yetkili' sınıf öğretmeni Dilek Livaneli, öğretmen adaylarına ilham oluyor. 2 çocuk annesi Livaneli, 3 yıl önce başlattığı 'Bir Dilek yetmez' projesi ile üniversitelerin eğitim fakültelerinde öğretim gören öğretmen adayları ile bir araya geldi. Düzenlenen motivasyon seminerlerine 14 üniversitede 10 bin öğretmen adayı katıldı.

3 YILDA 10 BİN ÖĞRETMEN ADAYINA ULAŞTI

Livaneli, yaklaşık 3 saat süren programlarda kendi başarı hikayesini ve deneyimlerini anlattığını belirterek "Öğretmenin gücünü başka öğretmenlere ve öğretmen adaylarına yansıtmak adına 'Bir Dilek yetmez' projesini başlattım. Buradaki Dilek'in bir anlamı hayal ettiğiniz dilediğiniz her şeyi isterseniz yapabilirsiniz, diğer anlamı ise Dilek öğretmenleri nasıl çoğaltabiliriz üstüne gitmekti. bunun en kısa yolu da öğretmen adayları ile buluşmaktı. 3 yıldır öğretmen adaylarına gönüllü olarak motivasyon seminerleri veriyorum. Bu programları hafta sonu yapıyorum. Hem bana çok şey kattı hem de öğretmen adayları için yaşanmış bir hikayenin birebir videolarla kayıtlarla önlerine gelmesi onların da bakış açılarını değiştirdi. İstiyorum ki başka Dilek öğretmenler de ülkemizden çıksın. Öğretmen adaylarının mesleki bakış açılarının değişmesini istiyorum. Ne kadar güçlü bir meslek sahibi olacaklarını anlatıyorum. Aslında herkes kendi hikayesinin kahramanı. Onlara tek başlarına bile nasıl mucizeler yaratabileceklerini anlatıyorum. Öğretmenliğin liderlik becerilerinin ön plana çıkarılmasını amaçlıyorum" diyerek sözlerine şöyle devam etti:

BAŞARI HİKAYESİ KİTAP OLACAK

"2016 yılında 'Bir Dilek yetmez' belgesel filmi çekildi. Şimdi de bir kitabını hazırlıyorum. İnşallah bu yılki 24 Kasım Öğretmen Günü'nde yayına girmesini temenni ediyorum. Bu hikayenin tamamen en şeffaf halini birinci ağızdan okumuş olacaklar.  William Arthur'un bir sözü var 'Sıradan öğretmen anlatır, iyi öğretmen açıklar, yetenekli öğretmen yapar ve gösterir büyük öğretmen esin kaynağı olur'diyor aslında tek amacım onlara ilham vermek. 10 bin öğretmen adayından bahsediyorum ama aralarından bir kişiye dahi feyiz olabilsek ne mutlu bize."

ÖĞRENCİLERİNE YENİ YILDA YENİ BİSİKLET

Okulun iç donanımı ve fiziki şartlarını tamamen yenileyen Livaneli, sosyal içerikli projeler hazırlayıp öğrencilerine ilkleri yaşattı. Livaneli, öğrencilerinin yanı sıra öğrenci velisi anelelere için yaptığı projelerle de kadınların hayatlarını değiştirdi. Yaptığı sosyal çalışmaların yanı sıra annelerin meslek edinip çalışmaları için harekete geçti. Livaneli, son olarak öğrencileri için 'mutlu pedallar' projesini hazırladı. Proje kapsamında Mersin Rotary Kulübü'nün sponsorluğunda öğrencilere yılbaşında yeni bisikletler alındı. Ayrıca okul bahçesinde trafik eğitim pisti oluşturuldu. 'Bir Dilek yetmez' projesi UNESCO'nun 'Öğretmen Performansı Nasıl Geliştirilir?'  konusu üzerine açtığı Hamdan Bin Raşid El Makdum ödülüne de 2018 yılı için aday gösterildi.

Görüntü Dökümü:

-----------------------

-Okuldan detaylar

-Öğrencilerin bisiklet sürmeleri

-Öğrenci ve Dilek öğretmenden detaylar

-Öğretmen Dilek Livaneli ile röportaj

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER-Hakan AKGÜN/AYVACIK(Samsun),

============================================

Oğlunun oyuncak arabasından etkilendi, 5 fabrikada güvenlik sistemleri üretiyor

KARAMAN'da ilkokul mezunu Musa Akgül, 20 yıl önce 10 metrekarelik dükkanda demir doğrama atölyesi işletirken, oğluna hediye edilen kumandalı oyuncak arabadan etkilendi. Arabanın kumandasının mekanizmasını söküp inceleyen Akgül, uzaktan kumandalı garaj kapısı yaptı. 2005 yılında atölyesini fabrikaya dönüştürüp kumandalı bariyer, fotoselli kapı, mantar bariyer, yükleme sistemi, otopark otomasyon sistemi gibi ürünler üretti. Şu an Karaman, İstanbul ve Suudi Arabistan'da 5 fabrikasının bulunduğunu belirten Musa Akgül, "Atölyede 3 kişi çalışıyorduk, şimdi yaklaşık 400 kişiye istihdam sağlıyoruz. Ürettiğimiz ürünlerin çoğunu iç pazarın yanı sıra Orta doğu ülkelerine ihraç ediyoruz." dedi. 

Demir doğrama ustası Musa Akgül'ün (51), 20 yıl önce oğluna  uzaktan kumandalı araba hediye edildi. Akgül de, oyuncak arabanın kumandayla çalışmasından etkilenip, kumandanın mekanizmasının söküp inceledi. Aynı sistemi 10 metrekarelik atölyesinde kendi yaptığı demir kapılarda denemek isteyen Akgül, garaj ve bahçe kapısı yaptı. Ürettiği ürünlere  İlginin artması üzerine 2005 yılında devlet tarafından yatırımcılara sağlanan teşviklerden de yararlanıp  Karaman'da ilk fabrikasını kurdu. Burada kumandalı kapı, bariyer, fotoselli kapı, mantar bariyer gibi ürünler üreten Akgül, başta Orta Doğu ülkeleri olmaz üzere, İngiltere, Almanya gibi ülkelere ihraç etmeye başladı.

ÇIRAK OLARAK BAŞLADI, FABRİKA SAHİBİ OLDU 

Şu an Karaman'da 2, İstanbul'da 2, Sudi Arabistan'da 1 fabrikası bulunan Akgül, şunları söyledi:

"İlkokul yıllarında başarılı bir öğrenci değildim. 5 yıllık ilkokulu 6 yılda anca bitirdim. İlkokuldan mezun olduktan sonra 13 yaşımda  iş bulmak için İstanbul'a gittim. İstanbul'da bir demir doğramacı beni yanına çırak olarak aldı. Burada işi öğrendikten sonra kendi atölyemi kurdum. 10 metre karelik bir dükkanda demir doğramacılık yapıyordum." 

OĞLUNA HEDEYİ EDİLEN KUMANDALI OYUNCAK ARABADAN ETKİLENDİ 

Demir doğramacılık yaparken oğluna hediye edilen kumandalı oyuncak arabadan etkilendiğini ifade eden Akgül, "Bir arkadaşım oğluma kumandalı bir oyuncak araba hediye etti. Oğlum arabayı oynarken dikkat ettim araba kumandadan ileri ve geri gidiyordu. Oğluma, sana yeni araba alırım, şimdi bu bana lazım diyerek arabasını elinden aldım. Hemen arabayı sökerek içerisindeki mekanizmanın nasıl çalıştığını kavramaya çalıştım. Oyuncak arabada gördüğüm mekanizmayı kendi üretmiş olduğum demir kapılarda denedim ve başarılı oldum. Demir doğramacılıktan otomatik kapı sistemleri yapan bir esnaf haline geldim. Daha sonra 2005 yılında devlet yeni teşvikleri açıkladı. İş yeri kurarak istihdama katkıda bulunacaklara hem arazi hem de çalıştıracağı işçilerin sigortalarında destek olacağını duyurdu. Bunun üzerine risk alarak dükkanımı kapatıp Karaman Organize Sanayi Bölgesinde fabrika kurmaya karar verdim." diye konuştu.

400 KİŞİYE İSTİHDAM SAĞLIYOR 

Şu an yaklaşık 400 kişiye istihdam sağladığını belirten Akgül, "Otomatik kapı sistemleriyle başladığım işi geliştirmek için beyin fırtınaları yaptım. Yaptığım araştırmalar neticesinde güvenlik bariyerleri, hidrolik bariyer ve mantar bariyerler üretmeye başladım. Bu ürettiğim ürünlere Türkiye'de sertifika alabileceğim bir kurum bulamayınca Amerika'da, Almanya'da ve İngiltere'de ürünlerime sertifika alarak dünya pazarına açıldım. Atölyede 3 kişi çalışırken şimdi Karaman, İstanbul ve Suudi Arabistan'daki fabrikalarda yaklaşık 400 kişi istihdam ediyoruz." dedi. 

ÜRÜNLER, ASKERİ BİRLİKLERDE KULLANILIYOR 

Ürünlerinin çoğunun Orta Doğu ülkelerine ihraç ettiğini ifade eden Akgül, "Başta İngiltere ve Almanya olmak üzere Avrupa'daki çoğu ülkelere ve Orta Doğu ülkelerine ürünlerimizi ihraç ediyoruz. Çoğu yerde askeri birlikler ürünlerimizi kullanıyor." dedi. 

(Görüntü Dökümü 

-----------------

Musa Akgül röp.

Akgül'den detay

Yaptığı ürünler ve fabrikadan detay

Haber- Kamera: Muammer ŞEN KARAMAN

================================================

 Hurda otomobil ile çalıntı otomobilin motor ve şase numarasını değiştirirken yakalandı

ADANA'da çalıntı otomobil ile hurda haline gelen otomobilin motor ve şase numarasını tamirhanede değiştiren 44 yaşındaki Bünyamin K., suçüstü yakalandı.

İddiaya göre, otoo alım satımı yapan Bünyamin K.'nın akrabası olan G.K. kendisine ait lüks araçla kaza yaptı. Bunun üzerine Bünyamin K. hurdaya çıkan otomobilin aynı renk aynı modelini bulmaya çalıştı. Aynı otomobil çalıntı olanını İstanbul'da bulup Adana'ya getirdiler.  Hurda haline gelen otomobilin şase ve motor numarası, çalıntı araçla değiştirildi. Böylece hurda araç sağlam hale getirilmiş oldu.

İhbar üzerine tamirhaneye baskın yapan Oto Hırsızlık Büro Amirliği ekipleri, Bünyamin K.'yı suçüstü yakaladı. Otomobillere ise el koyuldu. Polis otomobili çalınan Ragıp Necdet Demirbilek ise haber verip Adana'ya çağrıldı.

İfadesinin ardından nöbetçi mahkemeye sevk edilen Bünyamin K., ise çalıntı otomobilin bedeli olan 125 bin lirayı 3 taksitle ödemek koşulu ile serbest bırakıldı.

Görüntü Dökümü

------------------------

Zanlının Adli Tıp Birimi'ne getirilmesi

Adli Tıp Birimi'nden çıkarılması

Polis aracına bindirilmesi

Otomobillerin fotoğrafları

Haber: Çağlar ÖZTÜRK-Kamera: ADANA,

==============================================

Diva'dan gazino tadında konser

Türk Sanat Müziği'nin Diva'sı Bülent Ersoy, Bursa'da konser verdi.  

Bülent Ersoy'un muhteşem Bursa Konserin'de bin 200 kişilik salona bin 500 kişi girdi. Sahneye alkışlar arasında çıkan ünlü sanatçı Bülent Ersoy, programına 'Bir Ben Bir Allah Biliyor' ile başladı. 'Aşktan Sabıkalı' şarkı ile devam eden Ersoy, Türk Sanat Müziği'nin ölümsüz şarkıları ve ihtişamlı sahne kıyafetiyle dinleyenlerini adeta büyüledi. Bursa'ya kısa bir aradan sonra ikinci kez gelmenin sevinci içinde olduğunu söyleyen usta sanatçı, "Bana bu gece bu ihtişamı yaşattığınız için hepinize ayrı ayrı teşekkür ediyorum" diye konuştu. 

'ÇOK İYİ OKUR'

Programına Orhan Gencebay'ın 'Bir Teselli Ver' şarkısı ile devam eden Bülent Ersoy dinleyenlerinin gönül teline dokundu. Bülent Ersoy'u dinleyenler arasında Türk Halk Müziği'nin usta sanatçısı Bedia Akartürk'de vardı. Akartürk'e 'Hoş geldiniz" diyen Ersoy, "Çok kıymetli bir ses sanatkarı ve çok kıymetli bir arkadaşım. Fuar da her herkes Bedia Hanım'ı isterdi. Zeki bey isterdi. Ben hep isterdim. Çünkü çok iyi okur" dedi. Ersoy gazino tadındaki konserini keman ve klarnet show ile renklendirdi.

Görüntü Dökümü

-

-Bülent Ersoy'un sahneye çıkışı

-Sahne Performansı

-Konuşması

-Detaylar

Haber-Kamera: Recai GÜLER/Mehmet İNAN/BURSA,

============================================