Dha Yurt Bülteni-3

Dha Yurt Bülteni-3

Aksaray'da otomobilde 1'i kadın 2 kişi öldüren, kadının kocası çıktı AKSARAY'da bir tarlada otomobil içinde tabancayla öldürülmüş olarak bulunan Tuncer Kütük (27) ve yanındaki Mediha Akdağ'ı (50), 2 yıldır boşanma davası süren eşi Şükrü Akdağ'ın (52), öldürdüğü ortaya çıktı.

Dha Yurt Bülteni-3

Aksaray'da otomobilde 1'i kadın 2 kişi öldüren, kadının kocası çıktı   

AKSARAY'da bir tarlada otomobil içinde tabancayla öldürülmüş olarak bulunan Tuncer Kütük (27) ve yanındaki Mediha Akdağ'ı (50),  2 yıldır boşanma davası süren eşi Şükrü Akdağ'ın (52), öldürdüğü ortaya çıktı. Konya'da saklandığı evde yakalanan Şükrü Akdağ'ın, sevgilisi olduğu ileri sürülen Tuncer Kütük ile birlikte eşyalarını alıp, Aksaray'a götürmek üzere olan eşi Mediha Akdağ'ı peşlerinden takip edip yolda tabancayla saldırdığı belirtildi. 

Geçen 4  Ocak günü saat 21.00 sıralarında Sultanhanı ilçesi yakınlarında Aksaray- Konya karayoluna yaklaşık 150 metre mesafedeki bir tarlada park halinde duran 68 BM 327 plakalı otomobil içindeki 1'i kadın 2 kişinin kanlar içinde hareketsiz halde olduğunu görenler, jandarmaya haber verdi. Sürücü Tuncer Kütük'ün,  vücuduna isabet eden 2 kurşunla,  yanındaki Mediha Akdağ'ın da 3'ü kafası olmak üzere 6 kurşunla öldürüldüğünü belirlendi.   

SEVGİLİSİYLE EŞYALARINI TAŞIRKEN SALDIRIYA UĞRADI

Jandarma, Konya'da oturan Mediha Akdağ'ın, eşi Şükrü Akdağ ile ayrı yaşadığı ve yaklaşık 2 yıldır boşanma davalarının sürdüğünü belirledi. Araştırmasını derinleştiren jandarma, Mediha Akdağ'ın,  olay günü eşyalarını Aksaray'da oturan sevgilisi olduğu ileri sürülen Tuncer Kütük ile bir kamyonete yükleyip, Aksaray'da tuttukları eve götürmek üzere olduklarını saptandı. Konya'nın Sarayönü İlçesi'nde yaşayan eşi Şükrü Akdağ'ın,  durumu öğrenip peşlerine düştüğü, takip edildiklerini anlayan Tuncer Kütük'ün de panikle direksiyon hakimiyetini kaybedip,  şarampole düşüp, tarlada kaçmaya devam ettiği anlaşıldı. Şükrü Akdağ'ın da önlerini kesip silahla saldırdığı belirlendi.

Jandarma yapılan çalışma sonucu Şükrü Akdağ'ı, dün akşam saatlerinde Konya'da saklandığı evinde gözaltına aldı. Suçu itiraf eden Akdağ, sorgulanmak üzere Aksaray Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

'OPERASYON BAŞARIYLA TAMAMLANDI'

Tuncer Kütük'ün ise olaydan  saatler önce Konya'dan Aksaray'a giderken otomobil içinde  otomobil içinde çektiği görüntüleri sosyal paylaşım sitesindeki sayfasında canlı olarak yayınladığı, yanındaki Mediha Akdağ'a da sürekli kendisini çekmesini söylediği görüldü. Görüntülerde Kütük'ün, sosyal medyada konuştuğu bir kişiye de 'Operasyon başarıyla tamamlandı' demesi dikkat çekti.  

Görüntü Dökümü

------------------

-Olay yerinden detay

Jandarmanın inceleme yapması 

Cesetlerden detay

Tuncer Kütük'ün paylaştığı görüntü 

Şükrü Akdağ'ın fotoğrafı 

haber- Kamera: Hasan BÖLÜKBAŞ AKSARAY

======================================

'Sakin kent'in HES zaferi

İTALYA'da 12 Mart 2016 günü yapılan Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu toplantısında Türkiye'nin 11'inci 'sakin kent'i seçilen Erzurum'un Uzundere ilçesindeki Tortum Çayı'na yapılması planlanan 'HES' projesi, tepkiler üzerine iptal edildi. Haber ilçede bayram havası yaşatırken, Uzundere Belediye Başkanı Halis Özsoy, "Üzerimizden büyük bir yük kalktı. İlçemiz sakinliğini koruyacak. Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhasaki'ye teşekkür ediyoruz" dedi. 

Erzurum- Artvin karayolu üzerinde yer alan, 1987'de ilçe olan ve 'Erzurum'un sebze ve meyve ambarı' olarak nitelendirilen Uzundere'ye Hidroelektrik Santrali (HES) yapılacağı haberleri ilçede tepkiyle karşılandı. Tortum Şelalesi, Tortum Gölü, Öşvank Manastırı ve Yedi Göller'i bünyesinde bulunduran Uzundere, bölgenin en sakin ilçelerinden birisi. Uluslararası Cittaslow İcra Kurulu tarafından 2016'nın mart ayında 'sakin şehir' seçilen ilçenin içinden geçen Tortum Çayı üzerine HES yapılması kararlaştırıldı. 21 Aralık 2017 günü HES bilgilendirme toplantısına Uzundere Belediye Başkanı Ak Partili Halis Özsoy, Uzundere İl Genel Meclis Üyeleri, belediye meclis üyeleri, muhtarlar, işletmeciler, çeşitli STK temsilcileri ile bölge sakinleri katıldı. Tortum ve Uzundere ilçelerinden geçmekte olan Tortum Çayı mevkiine Van Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından yapılması planlanan, 'Çayaşan regülatörü ve HES kırma, eleme, yıkama tesisi ve hazır beton santrali ile malzeme ocakları projesi' ile ilgili olarak çevresel etki değerlendirmesi yönetmeliği gereği halkı bilgilendirmek, görüş ve önerilerini almak üzere hazırlanan toplantıya katılanlar HES görevlilerine tepki gösterdi.

'UZUNDERE'NİN SAKİNLİĞİ KALMAZ DİYE UYARMIŞTI'

Toplantıda bir konuşma yapan Belediye Başkanı Özsoy, Uzundere'nin bir cennet ve huzurun adı olduğunu belirterek şunları söyledi: "HES, 12 kilometre boyunca ilçenin içinden geçen Tortum Çayı'nın hem yatağını değiştirecek hem de suyun önemli bir kısmını alacak. Tüm zeminlerde mücadelemizi sürdürdük. Hatta bu proje ile ilgili 'ÇED, gerekli değildir' kararı verildi. Türk yargısı böyle bir kararın olmayacağını ispat etti ve Danıştay da bunu onayladı. Fakat şimdi çevresel etki değerlendirme süreci (ÇED) yeniden başladı. İlçemize HES yapılması, Bakanlar Kurulu kararı ile ilçenin turizm merkezi ilan edilmesini hiçe sayıyor. Gelirini turizminden sağlayan insanlar, ciddi zarara uğrayacak. Tortum Çayı ulusal parkur alanıdır. Burada yelken, kano, rafting gibi su sporları yapılıyor. Göçmen kuşların da rotasıdır. HES, ekolojik faciaya neden olur. Halk olarak bu nehir üzerinde HES yapılmasına şiddetle karşıyız. HES yapılırsa Dünya Sakin Kentler Birliği tarafından sakin kent ilan edilen Uzundere'nin sakinliği kalmaz. Yörenin ekosistemi bozulduğu için organik tarımsal üretimden elde edeceğimiz gelir yok olacak. Daha doğrusu hem bizim hem de ilçenin geleceği kararır. Dünyanın en hızlı akan sularından biri olan ve adını Türk boylarından alan Tortum Çayı'nda kimi zaman 672 metre küp su akıyor. Dünyada hiçbir yerde bir ilçenin içerisinden geçen nehir o ilçenin bağrından sökülüp atılmıyor."

'TÜRKİYE'NİN EN ÖNEMLİ HAVZASI'

Erzurum'un İspir, Pazaryolu, Oltu, Olur, Şenkaya, Tortum, Narman, Uzundere ile Bayburt ve Artvin'in yer aldığı Çoruh Vadisi'nin Türkiye'nin en önemli havzalarından birisi olduğunu sözlerine ekleyen Başkan Özsoy konuşmasını şöyle sürdürdü: "Çoğu noktasında mikroklima özelliğine sahip havzada Türkiye'nin en iyi fasulyesi, kırmızı benekli alabalığı ve organik ürünler yetişiyor. Dut pekmezi yapılıyor. Önemli bir konuma sahip olan Çoruh Vadisi de tarih, doğa ve spor meraklıları için bulunmaz bir mekan. Türkiye'nin kuzeydoğusunda yer alan Çoruh Vadisi, boyutları ve tasarımları ile şaşırtıcı, 9'uncu yüzyıl ile 11'inci yüzyıl ilk çeyreği arasında inşa edilmiş Ortaçağ Gürcü kiliseleri ile dikkat çekiyor. Dünyanın en hızlı akan nehirlerinden biri olan Çoruh Nehri, rafting ve nehir kanosu için ideal bir parkur oluşturuyor. Çoruh Nehri'ne paralel uzanan Kaçkar Dağları da trekking yapanlar için eşine az rastlanır yürüyüş olanakları sunuyor. Çoruh Vadisi ise endemik bitki türleri, kuş ve kelebekleri ile doğaseverlerin gözdesi. Böyle bir şey olamaz. Ne olursa olsun biz HES'in yapımına karşıyız." Bilgilendirme toplantısına gelen firma yetkilileri yaşanan tartışma nedeniyle ilçeden ayrılmak zorunda kalmıştı.

ÇED GENEL MÜDÜRÜ MÜJDEYİ VERDİ

Yaşanan bu olaylar nedeniyle Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Müsteşarı Mustafa Öztürk ile ÇED Genel Müdürü Mustafa Satılmış'ın kendisini arayarak, Bakan Mehmet Özhasaki'nin talimatı ile Uzundere halkının talebi üzerine Çayaşan HES projesi ÇED sürecinin iptal edildiği müjdesini verdiğini belirten Başkan Özsoy, "HES 12 kilometre boyunca bu nehrin hem yatağını değiştirecek hem de suyun önemli bir kısmını alacaktı. Tüm zeminlerde mücadelemizi sürdürdük. Hatta bu proje ile ilgili ÇED gerekli değildir kararı verdi. Türk yargısı böyle bir kararın olmayacağını ispat etti ve Danıştay'da bunu onayladı. Fakat çevresel etki değerlendirme sürecinin başlaması bizi çok endişelendiriyordu. Çok şükür bakanımızın talimatı ile bu sürecin iptal edilmesi projenin başlamadan sona ermesine sebep oldu. Bakanımız, müsteşarımız ve ÇED genel müdürümüze ilçe halkı adına teşekkür ediyorum" diye konuştu.

İPTAL KARARINDA TURİZM, TARIM VE AFET VURGUSU

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Çevresel Etki Değerlendirmesi, İzin ve Denetim Genel Müdürlüğü Erzurum'un Uzundere ilçe Belediye Bakanlığı'na gönderdiği yazıda şöyle dedi: "Erzurum İli, Tortum ve Uzundere İlçeleri, Tortum Çayı üzerinde Van Elektrik Üretim Sanayi ve Ticaret A.Ş. tarafından tesis edilmesi planlanan 'Çayaşan Regülatörü ve HES (24,98 MWm/ 24,24 MWe) Kırma-Eleme Yıkama Tesisi ve Hazır Beton Santralleri ile Malzeme Ocakları' projesi ile ilgili olarak, ÇED yönetmeliği kapsamında 20 Kasım 2017 tarihinde Bakanlığımıza başvuru yapılmış olup, ÇED Yönetmeliği'nin 8'inci maddesi kapsamında söz konusu başvuru incelenerek ilgili kamu kurum ve kuruluş temsilcilerinin de yer aldığı komisyon kurulmuş ve yönetmeliğin 9'uncu maddesi gereğince 19 Aralık 2017 tarihinde Erzurum Uzundere ilçesinde halkın katılımı toplantısı düzenlenmiştir. Söz konusu projenin ÇED sürecinde komisyon üyesi olan Erzurum Uzundere Belediye Başkanlığı'nın 20 Aralık 2017 tarih ve E1667 sayılı ilgi yazısında; 'projenin yapılması halinde dere yatağına bırakılacak cansuyu miktarının her durumda yetersiz kalacağı ve bölgenin önemli bir turizm girdisi olan rafting sporunu olumsuz etkileyeceği, tarımsal üretim faaliyetlerini ve özellikle seracılığı sekteye uğratacağı, proje için belirlenen alanda afete maruz bölge bulunduğu' belirtilerek, Çayaşan regülatörü ve HES projesinin iptal edilmesi gerektiği ifade edilmiştir. Bilindiği üzere; 25 Kasım 2014 tarihli ve 29186 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren ÇED Yönetmeliği'nin 6'ncı maddesinin 4'üncü fıkrasında 'Bu yönetmelik hükümlerine göre karar tesis edilmeden önce, projenin gerçekleştirilmesinin mevzuat bakımından uygun olmadığının tespiti halinde, aşamasına bakılmaksızın süreç sonlandırılır' hükmü yer almaktadır. Bu itibarla, ilgi görüş bakanlığımızca dikkate alınmış olup, 'Çayaşan Regülatörü ve HES Kırma-Eleme Yıkama Tesisi ve Hazır Beton Santralleri ile Malzeme Ocakları' projesinin ÇED süreci sonlandırılmıştır."

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR 

Haber-Kamera: Turgay İPEK/UZUNDERE, (Erzurum), -

==========================================

Dükkanını 'Umut Hayır Mağazası' yaptı 4 yılda 14 bin 800 kişiye yardım etti

ANKARA'da memur emeklisi Sadettin Karagöz (57) kendisine ait dükkanı hayırsever vatandaşların yardımı ile 'Umut Hayır Mağazası' yaparak her ay 3 bin 8 aileye yardımda bulunuyor. Karagöz, 4 yıldır yardıma muhtaç 14 bin 800 kişiye gıda ve giyecek yardımında bulunduğunu açıkladı.

Altındağ ilçesinde yaşayan evli ve 3 çocuk babası Sadettin Karagöz, 4 yıl önce Suriye'deki savaştan kaçarak Ankara'ya yerleşen bir ailenin dışarıda kalmasından etkilendi. Karagöz, 5 kişilik Suriyeli aileye yardımda bulunurken diğer yardıma muhtaç Suriyeli ailelerin durumunun da kendisini üzdüğünü belirterek boş dükkanını "Umut Hayır Mağazasıö olarak düzenledi. Hayırsever vatandaşların düzenli olarak getirdikleri yardımlarıyla dükkanında gıda ve giyecek malzemeleri stoklayan Karagöz, bunları evlerine giderek tespit ettiği yardıma muhtaç ailelere dağıtıyor. Karagöz, 4 yıldır yardıma muhtaç 14 bin 800 kişiye yardımda bulunduğunu belirterek bu aileler arasında Suriye, Afganistan, Somali, Irak ve Türk vatandaşlarının bulunduğunu söyledi.

'HER AY 3 BİN 8 AİLEYE YARDIM ELİ'

Karagöz, her ay 3 bin 8 ailenin ayda bir 'Umut Hayır Mağazası'na gelerek burada ihtiyaçlarının bir bölümünü karşılayabildiğini anlatan Karagöz, "Yardıma muhtaç aileleri kendimiz yaşadıkları yerlere giderek tespit ediyoruz. Yardımları ise hayırsever vatandaşlarımız sağ olsun marketimize getiriyorlar. Burası Esenboğa Havalimanı'na giden protokol yolu üzerinde olduğu için gelip geçen maddi durumu iyi olan kişiler buradaki kalabalığı görüyor ve nasıl yardım edeceklerini sorarak yardımlarını getiriyorlar. Genellikle çocuk elbisesi istiyoruz. Çocuk sayısı çok fazla. Yeni değil ikinci el istiyoruz. Biz her ay gıda, her 15 günde çocuk bezi dağıtıyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Dükkanın dış görüntüsü

-Yardım alan insanlardan görüntü

-Sadettin Karagöz'den görüntü

-Yardım dağıtılması

-Sadettin Karagöz ile röp.

-Detay

Haber-Kamera: Mustafa TURAPOĞLU-Gizem KARADAĞ/ANKARA,-

==================================================

Mahkeme kararında Fethullah Gülen için 'terörist başı' ifadesi

DİYARBAAKIR'ın Lice İlçesine 15 kilometre mesafede bulunan, konumu nedeniyle bölgenin en kritik karakollarından biri olarak bilinen ve geçmişte PKK terör örgütünün çok sayıda bombalı araç saldırısına uğrayan Duru Jandarma Karakolu'nun eski komutanı Üsteğmen Ö.E.'yi 'Silahlı terör örgütüne üye olma' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptıran 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı. Çatı iddianame ve önceki mahkeme kararlarında 'FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı' olarak tanımlanan Fetullah Gülen hakkında Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi kararında ilk kez 'terörist başı' ifadesini kullandığı dikkat çekti.

Lice ilçesi Duru Jandarma Karakol Komutanı Üsteğmen Ö.E.,(27) 15 Temmuz darbe girişiminin ardından FETÖ/PDY terör örgütüne yönelik soruşturma kapsamında 24 Temmuz günü gözaltına alındı. 14 gün gözaltında kaldıktan sonra tutuklanan ve 31 Temmuz 2016 günü yayımlanan KHK ile TSK'dan ihraç edilen Ö.E., yargılama sonunda 'Silahlı terör örgütüne üye olmak' suçundan 6 yıl 3 ay hapis cezasına çarptırıldı. Ö.E.'nin hükümle birlikte tahliyesine hükmeden Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi, gerekçeli kararını açıkladı.

FETHULLAH GÜLEN İÇİH 'TERÖRİST BAŞI' İFADESİ

15 sayfalık gerekçeli kararda FETÖ/PDY terör örgütünün yapılanmasını ayrıntılı olarak açıklayan mahkeme, örgütün coğrafi, sektörel ve kurumsal anlamda, imam olarak ifade edilen sorumlulardan oluşan bir hiyerarşik düzene sahip olduğunu kaydetti. Örgütte ast-üst ilişkisinin askeri hiyerarşiden daha sistemli olduğu belirtilen kararda, Fethullah Gülen hakkında çarpıcı açıklamalar yapıldı. Çatı iddianame ve önceki kararlarda 'FETÖ/PDY terör örgütü elebaşı' olarak tanımlanan Gülen hakkında, ilk kez Diyarbakır 5'inci Ağır Ceza Mahkemesi kararında 'terörist başı' ifadesi kullanıldı. Kararda şu ifadelere yer verildi, "Mensuplarınca Kainat İmamı ve Mehdi olarak kabul edilen terörist başı Fetullah Gülen'in liderliğini yaptığı örgütün yurtdışı yapılanmasını, kıta imamları ve onlara bağlı ülke imamları oluşturmaktadır." 

DEVLET İÇİNDE PARALEL YARGI VE POLİS TEŞKİLATI

Hücre tipi yapının benimsendiği örgütün tüm üyeleri arasında haberleşme ağı ve bağlantı aranmasının abesle iştigalden öteye gidemeyeceği vurgulanan kararda, örgütün yargı yapılanması da ayrıntılı olarak anlatıldı. 1990'lı yıllardan beri örgüt evlerinde yetişen elemanların hakim ve savcılığa yönlendirilmeye başlandığı belirtilen kararda, 2010 Anayasa değişikliğine kadar hakim ve savcılar üzerinde etkisi olan; Adalet Bakanlığı dairelerinde yoğun kadro oluşumuna gidildiği kaydedildi. Müfettişler aracılığı ile örgüt elemanı hakim ve savcılara yüksek not verilip, emsalleri ile aralarında fark yaratıldığı belirtilen kararda, "Ceza İşleri Genel Müdürlüğü aracılığı ile hakim ve savcılar hakkındaki şikayetin, istendiği gibi sonuçlandınldığı, Personel Genel Müdürlüğü aracılığı ile dönemin HSYK üyelerinin düşünce yapısına uygun üyeler ile örgüt elemanlarının irtibatı sağlanarak, unvanlı atamalar yapılmıştır. Özel Yetkili Mahkeme hakim ve savcıları, örgüt üyeleri arasından gizlilik esasına uyularak atanmıştır. Örgüt, emniyet ve yargıya yerleştirilen üyeleri ile ülkenin yargı sistemini tamamen kendisine hizmet eder hale getirmiş, adeta devlet içinde paralel bir yargı ve polis teşkilatı kurmuştur" denildi.

YÜZLERCE SUBAYIN HAYATINI KARARTTILAR

Örgütün bir korku imparatorluğu kurduğu vurgulanan kararda, "Kamunun tüm alanlarında örgüte dokunan veya dokunmaya teşebbüs edenlerin, bu yapının devlet içindeki gizli gücünün devreye girmesiyle adli ve idari soruşturmalara, haksız tayin ve görev değişikliklerine uğradıkları bilinen bir gerçektir. FETÖ mensubu olmak, bazı kurum ve kuruluşlar içerisinde üst düzey görevlere gelebilmek için asli şart haline gelmiştir. Örgüte biat eden ve her görevi yapmayı kabul edenler, en üst görevlere çıkarılmıştır. Bu şekilde önünde durulamaz, durdurulamaz bir korku imparatorluğu oluşturmuşlardır. Örgütün, çok büyük bir camiaya sahip olduğu düşüncesi ile artık önlerinde kimsenin duramayacağı fikrine kapıldığı, yaşadıkları özgüven patlaması neticesisinde 2007'den beri TSK'da kendilerine muhalif subayları pasivize edebilmek ve kendi kadrolarını getirebilmek için uydurdukları delillerle operasyon yaptıkları, bu şekilde yüzlerce subayın hayatını kararttıkları anlaşılmıştır" denildi. 

ÖRGÜT HİYERARŞİSİ DEVLET HİYERARŞİSİNİ GÖLGELEDİ

Örgütün, devletin gücünü kendi çıkarına kullanarak, hukuku amacına araç haline getirdiği vurgulanan kararda, örgüt emrindeki hakim ve savcıların hukuka ve vicdanına göre karar vermek yerine, örgüt abilerinden gelen emirleri uyguladığı belirtildi. Örgüt hiyarerşisinin, devlet hiyerarşisini gölgeleyip kaldırdığı ifade edilen kararda, 2014 yılındaki HSYK seçimlerinde bağımsız görünen ve yargı teşkilatında hiç tanınmayan adayların bile 4 bin 500 civarında oy aldığı vurgulandı. Bağımsız görünen adayların tanıtım büroşürlerinin aynı merkezden postaya verildiği belirtilen kararda, "Örgütün yargıyı her açıdan etkin bir silah olarak kullandığı, siyaseti tanzim etmek, siyasi partilerin yönetimlerini değiştirmek, toplumdaki etkinliğini artırmak, toplumu kontrol etmek, ticari faaliyet alanlarını ve kamu kurumlarını ele geçirmek, hatta hükümeti yıkmak ve kendi felsefesine uygun bir siyasi yapı oluşturmak için de araç olarak kullandığı görülmektedir. Yargının soruşturma unsurları, alt yapısı ve polisle desteklendiğinde örgütün kullanabileceği muazzam bir silaha dönüştüğü, yüksek yargıdaki değişimle örgütün elindeki bu silahın etki alanının zirve yaptığı, uydurma soruşturmalar, toplu tutuklama ve davalarla TSK'nın etkisiz hale getirildiği, böylece kendi örgüt mensuplarının terfi etmesinin yolunun açıldığı, neticeten örgütün ceza ve hukuk davalarında en büyük belirleyici güç olduğunu gösterdiği anlaşılmaktadır" denildi.

KARARDA FETÖ'YE HAŞHAŞİ BENZETMESİ  VE RUS BÜYÜKELÇİ CİNAYETİ

Kararda, örgütün 2012 yılındaki MİT soruşturmasıyla yargıyı kullanarak kendinden olmayan MİT yönetimini bertaraf etmek, MIT'i ele geçirmek, bir yandan da aynı soruşturmayla hükümetin Güneydoğu sorununu çözmek amacıyla başlattığı barış sürecini durdurmak için harekete geçtiği belirtilerek, "Hasan Sabbah'ın çevresinde kümelenen haşhaşilerin, yaklaşık bin yıl önce afyon çekip, fedailerini kullanarak devlet görevlilerini öldüren bir terör örgütü olarak ortaya çıkmalarında olduğu gibi, FETÖ/PDY üyeleri de mutlak itaat ve cennete kavuşacakları saiki ile hareket ederek, en son Rusya Büyükelçisi'nin öldürülmesi olayında görüldüğü üzere devlet içinde suikast benzeri hareketlere başvurmuştur."

Haber: Felat BOZARSLAN/DİYARBAKIR,-

=========================================

Silah ve sopalarla bastıkları işyerinin sahibini öldüresiye dövdüler

DİYARBAKIR'ın Bismil ilçesinde büfe işleten evli ve 1 çocuk babası 37 yaşandaki E.Y., ellerinde sopalar ve tabanca olan 11 kişinin saldırısına uğradı. Büfenin camlarını kıran ve her tarafı dağıtan 6 kişinin 1 dakika süren sopalı saldırısı sonucu parmakları kırılan ve kafasında çatlaklar oluşan E.Y. hastaneye kaldırılarak tedavi altına alınırken, bazıları yüzü maskeli olan saldırganlar geldikleri araçlarla kaçarak izlerini kaybettirdi. Büfe içerisinde gerçekleştirilen saldırı güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kayıt edildi. 

Bismil ilçesi Batman yolunda büfe işleten 1 çocuk babası 37 yaşındaki E.Y, önceki akşam tek başına işyerinde otururken, bazılarının yüzü maskeli 6 kişinin sopalı saldırısına uğradı. Saldırganlar camları sopalarla kırarak içeri girdikleri büfede bulunan E.Y.'yi aralarına alarak sapolarla feci şekilde dövdü. Yere düşen E.Y.'ye vurmaya devam eden saldırganlardan bazıları bu arada befeyi sopalarla tahrip etti. Yaklaşık 1 dakika boyunca içeri giren 6 kişinin sopalı, yumruklu ve tekmeli salydırısından kendini korumaya çalışan E.Y., küçük bir yere sığınarak saldırıdan kurtulmaya çalışırken, büfe içerisinde yaşanan saldırı anı güvenlik kamerası tarafından saniye saniye kayıt edildi. 

YARDIMA GELEN KOMŞUSUNU DA DÖVDÜLER

Büfenin dışında bulunan güvenlik kamerası tarafından kayıt edilen görüntüerde ise, büfenin önüne 3 araç ile gelen saldırganların 11 kişi olduğu, 6 kişi sopalarla büfe içerisine girerken dışarıda bekleyen iki saldırganın ellerinde tabanca olduğu ve saldırı sırasında E.Y.'nin yardımına gitmeye çalışan komşusunun da saldırganlar tarafından engellenerek dövüldüğü görüldü. Saldıradan sonra saldırganların geldikleri 3 araca binerek bölgeden uzaklaştıkları görülürken, saldırıda parmakları kırılan ve kafasında çatlaklar oluşan E.Y.'nin ise, hastanedeki tedavisinden sonra taburcu edildiği öğrenildi. 

Saldırıdan sonra güvenlik güçleri tarafından kimliği tespit edilen 11 kişinin yakalanması için çalışma başlatılırken, saldırının alacak verecek meselesinden kaynaklandığı belirtildi. 

Görüntü Dökümü:

-Sopalarla işyerinin camlarının kırılarak saldırganların içeri girmesi

-Saldırganların büfe sahibine sopalarla saldırması

-Saldırıya uğrayan E.Y.'nin kendini korumaya çalışmlası

-Saldırganların befe içerisindeki eşyaları dağıtması

-Dışarıda bekleyenlerin yardıma gelen komşuyu dövmesi

-Dışarıda elinde tabanca ile bekleyen kişiler

-Saldırıdan sonra saldırganların araçlarla ayrılması

-Genel ve detay görüntüler

Haber: Ferit ASLAN/DİYARBAKIR,-

================================================

Zonguldak'ta işçi servisi devrildi: 15 yaralı (2)

YARALI SAYISI 19'A YÜKSELDİ

Zonguldak'ta işçi servisinin devrilmesi sonucu meydana gelen kazada yaralı sayısı 19'a yükseldi. Genel Maden İşçileri Armutçuk Şube Başkanı Ali Eşitmez, Fatih Turgut adlı işçinin durumunun ağır olduğunu, diğer işçilerin ise hayati tehlikesinin bulunmadığını söyledi.

Ayrıca kaza yerinde yaralıların ambulansa alınması sırasında bir kaza daha meydana geldi. İl Özel İdaresi'ne ait Vedat Tancan idaresindeki 67 AU 145 plakalı hafif ticari araç Erdil Şen idaresindeki 67 TC 782 plakalı otomobille çarpıştı. Kazada yaralanan 4 kişi tedavileri için özel hastaneye kaldırıldı.

Görüntü dökümü

-Yaralıların ambulansa alınması ve müdahale edilmesi

-Kazadan hafif yaralı olarak kurtulan işçinin olayı anlatması

-İşçi servisinin çarptığı ve su kanalına uçan otomobil

-Yunus Aydın ile röportaj

-GMİS Armutçuk Şube Başkanı Ali Eşitmez ile röportaj

Haber-Kamera: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),

============================================

Erbaa'da trafik kazaları Mobese kameralarına yansıdı

TOKAT'ın Erbaa ilçesinde çeşitli tarihlerde meydana gelen trafik kazaları kentteki Mobese kameralarınca kaydedildi.

Genellikle sürücü hatasından kaynaklandığı görülen yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazaları kentin çeşitli noktalarında yer alan Mobese kameralarına yansıdı. Kazaların çoğunun kavşaklarda meydana geldiği görüldü. Karayaka Kavşağında bir kamyonetin Karayaka Bulvarına doğru ilerlediği sırada D-100 Karayolunda seyreden başka bir kamyonetle çarpıştı. Kazayı iki sürücü de yaralı olarak atlattı. Çarpışmanın etkisiyle iki kamyonet de kavşaktaki yön tabelasına çarparak durabildi. Bir diğer kaza ise Stadyum Kavşağında meydana geldi. Erek Caddesine yönelen otomobil Gazi Bulvarında seyreden otomobille çarpıştı. Kaza maddi hasarla atlatıldı.

Görüntü Dökümü:

-Kaza görüntüleri

Haber: İbrahim UĞUR/ERBAA(Tokat),

============================================

Pamukluk Barajı iletim tüneli törenle açıldı

MERSİN'in Tarsus ilçesinde yapımı devam eden Pamukluk Barağı'nın iletim tüneli törenle açıldı.

İnşaat sahasında yapılan törene Vali Ali İhsan Su, Ak Parti milletvekilleri Ali Cumhur Taşkın, Hacı Özkan ve Devlet Su İşleri 6'ncı Bölge Müdürü Mevlüt Aydın katıldı. İlk olarak barajın inşaat sahasını gezerek yetkililerden bilgi alan protokol üyeleri, çalışmaları yerinde inceledi. Ardından tünelin açılacağı kısımda hazırlanan törene geçen Vali Su ve beraberindekiler, 50 milyon TL ihale bedelli tünelin açılışını izledi. Özel bir delici makine ile tünelin tamamen açık hale getirilmesi, katılımcılar tarafından alkışlandı. Delici mekanizmanın içinden çıkan mühendis ve operatör, tünel önünde Türk bayrağı açtı.  İçme suyu ve sulama suyu temini açısından barajın Mersin için çok önemli olduğunu söyleyen Vali Su, "İletim tünelini açıyoruz. Yaklaşık 4 bin 618 uzunluğunda bir tünel. İçinden suyu vereceğimiz, ishale hattı olacak bir tünel. Bununla beraber yaklaşık 184 bin dekar araziyi sulayacağız. Bu tünelle beraber ishale hatları tamamlandığı zaman Tarsus ilçesi ve merkez ilçelerimizdeki 15 yerleşim yerinin içme suyu ihtiyacını da 2060 yılına kadar çözmüş olacağız. Bu barajla beraber mevcut su potansiyeline her yıl 127 milyon metrekare küp su daha eklemiş olacağız. Böylelikle su ihtiyacını çözmüş olacağız" dedi.

Görüntü Dökümü

------------------------

-Pamukluk Barajı'ndan görüntüler

-Vali Ali İhsan Su ve berberindekiler bölgede inceleme yaparken

-Törenden görüntüler

-Makina ile tünel delinirken

-Tünel delinmesinin ardından mühendis bayrak açarken

-Vali Su'nun konuşması

-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: İbrahim MAŞE/ MERSİN,

==================================================

Hayvanların yaşadığı şiddete dikkat çekmek için kısa film çektiler

MARDİN'de, doktor, gazeteci, öğretmen ve bilgisayar tamircilerinin olduğu değişik meslek gruplarından kişilerin kurduğu Hayvan Dostları Platformu, hayvanların yaşadıkları şiddete dikkat çekmek için bir kısa film çekti.

Mardin'de değişik meslek gruplarından kişilerin oluşturduğu Hayvan Dostları Platformu üyeleri, sokak hayvanlarına yapılan şiddete dikkat çekmek için bir dakikalık kısa film çekti. Bir kedinin neden sorusuyla başlayan ve küçük bir kız çocuğunun "Dostlarımıza zarar vermeyin" mesajı ile devam eden kısa film sosyal medyada paylaşılırken, yoğun ilgi gördü. 

Platformun üyelerinden Uzman Doktor Berivan Tunca, Mardin'de hayvanlara yapılan şiddete dikkat çekmek için kısa filmi çektiklerini ifade ederek, "Bir kaç ay önce bir grup doktor, öğretmen ağırlıklı olmak üzere değişik meslek gruplarında olan ve Mardin'de yaşayan kişiler tarafından hayvanların yaşadıkları zulüm, sorun ve görmezden gelmelere tepki olarak bir platform kurduk. Son dönemde yaşanan hayvanlara yönelik şiddet ve işkencelere sessiz kalmamak adına bu video çekimlerini tamamen amatör bir ruhla kişilerin çalışma ortamlarında gerçekleştirdik. Mesajımız hepimizin aynı hayatı yaşamakta olduğumuz ve toplumun en zayıf halkasını görmezden gelmeyerek insanlığımızı korumayı hedeflediğimizdir. Mecburi hizmet sürem bitmesine rağmen 4.5 yıldır Mardin'de kalıyorum ve buradan ayrılmak istemiyorum. Burası adeta bütün insanlığın, bütün canlıların, bütün kültürlerin bir arada yaşamasına çok uygun bir yer. Buranın bütün dünyaya örnek olması gerekiyor. Burası yine hayvanlar açısından da yaşam konusunda da örnek bir şehir olduğunu düşünüyorum. Mardin'de Hayvan Dostları Platformunu birçok farklı meslekten arkadaşlar ile kurduk. Hayvanların barınma hakları, tedaviye ulaşımları, beslenmelerini, bunlarla ilgili elimizden geldiğince faaliyetlerde bulunuyoruz. Son aylarda ülkemizde hayvanlara, canlara yönelik şiddet haberleri artınca çok üzüldük. Hepimizin içi cız etti, videoları bile izleyemedik. Buna sessiz kalmamak adına bir kısa film çektik. Tamamen doğaçlama bir şekilde içlerinden gelen cümlelerle hazırlanan videoları birleştirerek bir dakikalık bir kısa belgesel hazırladık ve bunu bütün ülkeye duyurmak istedik. Amacınız canların insanlarla bir arada yaşayabileceğini, aslında böyle olması gerektiğini, en önemlisi de çocukların bunun eğitimini en baştan alması gerektiğini duyurmak" diye konuştu.

Platform üyesi ve özel bir hastanede Halkla İlişkiler Müdürü olan Sadettin Ersöz de amaçlarının sokak hayvanlarına yapılan şiddete karşı sorumluluk duygusu oluşturmak olduğunu dile getirerek, "Bunun yanında onların da acıktıkları, susuz kaldıkları yani canlı olduklarını hatırlatarak evlerinin önüne bir kap yemek ve su koymalarını sağlamak. Buna dikkat çekmek için kısa bir film çekerek sosyal medyada farkındalık yaratmaya çalışıyoruz." diye konuştu.

Kısa belgeselin girişinde bir kedi çizen Uz.Dr. Serdar Yılmaz ise şunları söyledi: "Bazen sözden öte şeyler vardır. Bir canlının bir çizgide konuşturmak da bunlardan biridir. Neden diye soran bir kedinin ağzından böyle bir soru ile başlayarak herkesin kendisini sorgulamasını istedik."

Fizyoterapist Nuran Akdağ ise "Bizim dışımızda yaşayan her canlının yaşama hakkına saygılı olmamız gerekiyor. Ben gerçekten bir canlının başka bir canlıya zarar verme hakkının nereden aldığını çok merak ediyorum. Nasıl bir mantıkla nasıl bir zihniyetle zarar verdiğini anlayamıyorum. Bunu çok merak ettiğim için de ben de böyle bir cümle kurdum"dedi.

    

Görüntü Dökümü:

-Kısa filmin görüntüsü

-Platform üyelerinden görüntü

-Düzenlenen toplantı düzenlemeleri

-Hazırlanan kısa belgeseli değerlendirmeleri

-Röportajlar

Haber-Kamera: Nezir GÜNEŞ/MARDİN, -

==========================================

2 bin lokmalık uzlaşma  

BURSA'da iki sürücü arasında 'yol verme' nedeniyle çıkan tartışma, 'hakaret' şikayetiyle yargıya taşındı. Devreye giren uzlaştırmacı memur, meslektaşına hakaret etmekle suçlanan sürücünün 500 kişiye lokma dağıtması şartıyla tarafları barıştırdı.

Dava konusu olay Bursa'nın Gürsu ilçesi İstiklal Mahallesi Kazım Karabekir Caddesinde geçen yıl Kasım ayında meydana geldi. Gürsu Belediyesi ait temizlik kamyonetinde şoför olarak çalışan Fahrettin Kara (56) yol kenarında çöp almak için durduğu sırada arkasında bulunan minibüsün şoförü Abdülkadir Ş.(48), korna çalarak yol istedi. Yol verilmediğine sinirlenen Abdülkadir Ş., iddiaya göre, kamyonet sürücüsü Fahrettin Kara'ya hakarette bulundu. Bunun üzerine Kara polis merkezine giderek, Abdülkadir Ş.hakkında şikayetçi oldu. Şikayet evrağı Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı'na gönderildi. Uzlaştırma Bürosu Savcısı Tuncay Demirci, uzlaştırma kapsamında bulunan dosyayı Bursa Bölge Mahkemesi'nde uzlaştırmacı memur Mukadder Ertuğrul'a verdi. Ertuğrul, yaptığı görüşmeler sonucunda Abdülkadir Ş.'nin 450 lira karşılığında 500 kişiye toplam 2 bin lokma dağıtması şartıyla tarafları uzlaştırdı. Bursa Bölge Adliye Mahkemesi bahçesinde hakim, savcı, adliye personeli ve vatandaşlara lokma dağıtımı yapıldı ve uzlaşma sonunda dava dosyası da kapandı.

Bursa Bölge Mahkemesi bahçesindeki lokma dağıtımında hazır bulunan evli ve 4 çocuk babası Fahrettin Kara, "Kamyonetle çöpleri alırken durmak zorundaydım. O anda yol verme imkanı yoktu. Çöpleri alıp hareket etmemle yol açılacaktı. Ancak, minibüs şoförünün sürekli kornaya basıp bana hakaret yağdırması zoruma gitti. Şikayetim üzerine dosyamız uzlaştırmacıya verildi. Bir anlık öfke sonucu meydana geldiğini düşündüğüm bu tatsızlığın fazla büyümemesi için lokma dağıtımı karşılığında kendisiyle uzlaştım. Lokmayla tatsızlığa son verdik" dedi. Abdülkadir Ş. de "Böyle bir uzlaşma ile aramızdaki tatsızlığı tatlıya bağlamış olduk" ifadelerini kullandı. Uzlaştırmacı Mukadder Ertuğrul ise, "Taraflara uzlaştırmanın sağlayacağı faydaları anlattım. İki taraf da lokma dağıtımı konusunda anlaştılar. Şüpheli lokma dağıtarak ceza almaktan kurtuldu. Müşteki de gösterdiği anlayışıyla toplumsal barışa katkı sağlamış oldu" diye konuştu.

GÖRÜNTÜDÖKÜMÜ:

Lokma dağıtımı

Lokma yiyenler

Müşteki avukatıyla ropörtaj

Müşteki ile röportaj  

Detaylar

Haber-Kamera: Halil ÖZÇOBAN/BURSA, - 

=========================================