Dha Yurt Bülteni-2

Dha Yurt Bülteni-2

Fırat Kalkanı'nda Türk jetleri, DEAŞ hedeflerini vurduTSK : 22 muhalif unsurun göz ve vücutlarında kimyasal gaza maruz kalma belirtileri gözlemlenmiştirSURİYE'de sürdürülen 'Fırat Kalkanı Harekatı'nda terör örgütü DEAŞ'ın 4 merkezi, Türk jetlerinin hava harekatıyla imha edildi.

Dha Yurt Bülteni-2

Fırat Kalkanı'nda Türk jetleri, DEAŞ hedeflerini vurdu

TSK : 22 muhalif unsurun göz ve vücutlarında kimyasal gaza maruz kalma belirtileri gözlemlenmiştir

SURİYE'de sürdürülen 'Fırat Kalkanı Harekatı'nda terör örgütü DEAŞ'ın 4 merkezi, Türk jetlerinin hava harekatıyla imha edildi. Harekatta terör örgütü DEAŞ'ın roketli saldırısı sonucu aralarında ÖSO askerlerinin de bulunduğu 36 kişi yaralandı.

Türk Silahlı Kuvvetleri tarafından 96 gündür yürütülen 'Fırat Kalkanı Harekatı'nda terör örgütü DEAŞ'ın 4 merkezi Türk jetlerinin hava harekatıyla vuruldu. Gün içerisinde yaşanan çatışmalarda ÖSO'nun 1 askeri yaşamını yitirdi, 14'ü ise yaralandı. Terör örgütü DEAŞ'ın, Haliliye bölgesine düzenlediği roketli saldırıda ise 22 kişi yaralandı. Yaralılarda kimyasal gaz belirtileri gözlemlendiği kaydedildi. Harekatın son durumuna ilişkin Genelkurmay Başkanlığı tarafından yapılan bilgilendirmede şöyle denildi:

"Gün içerisinde yaşanan çatışmalarda 1 muhalif şehit olmuş, 14 muhalif yaralanmıştır. Haliliye bölgesinde DEAŞ tarafından atılan roket sonucunda 22 muhalif unsurun göz ve vücutlarında kimyasal gaza maruz kalma belirtileri gözlemlenmiştir. Hava Kuvvetlerimize ait uçaklar tarafından, Anifah bölgesinde bulunan 4 DEAŞ hedefi yapılan hava harekatı ile imha edilmiştir. AFAD ve Kızılay'a ait unsurlar ile Özgür Suriye Ordusu personeli ve sivillere yönelik lojistik faaliyetler kesintisiz olarak sürdürülmüştür. Terör örgütleri tarafından kullanılan ve hudut bölgemizde güvenlik riski doğuran Suriye kuzeyinde, icra edilen koalisyon harekatına destek veren Türk Silahlı Kuvvetleri, bölgede yaşayan sivil halkın zarar görmemesi için her türlü tedbiri almakta ve bu konuda azami hassasiyet göstermektedir."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

------------

Kilis Devlet Hastanesi

Özel kıyafetli AFAD ekipleri

Ambulansın gelişi

Yaralı Suriyeliler

Ekiplerin kontrolü

Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Reşit ÇELEBİOĞLU/ KİLİS,

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

========================================

Eskişehir'de yolcu otobüsü kamyonla çarpıştı: 13 yaralı

ESKİŞEHİR'de yolcu otobüsü, önünde giden tuğla yüklü kamyona yandan çarpıştı. Kazada 1'i ağır 13 kişi yaralandı.

Kaza, bugün saat 08.00 sıralarında Eskişehir-Ankara karayolunun 16'ncı kilometresinde meydana geldi. Eskişehir yönüne gelen Cevdet Eren yönetimindeki 35 KOD 13 plakalı yolcu otobüsü önünde giden Yaşar Güner yönetimindeki 03 HH 622 plakalı tuğla yüklü kamyona yandan çarptı. Kamyon, çarpmanı etkisiyle yoldan çıkıp şarampolde devrildi. Kazada 1'i ağır 13 kişi yaralandı. Yaralılar kaza yerine gelen ambulanslarla Eskişehir'deki çeşitli hastanelere kaldırılarak tedavi altına alındı. Kazayı yara almadan atlatan diğer yolcular otobüsteki valizlerini bagajdan alıp başka araçlarla Eskişehir Otogarı'na götürüldü. Jandarma yetkilileri kazayla ilgili soruşturmanın sürdüğünü bildirdi.

Haber: Eyüp KELEBEK/ESKİŞEHİR,-

===========================================

Genç kızın biyonik kol mutluluğu

GAZİANTEP'te geçirdiği trafik kazasında sağ kolunu dirseğinin altından kaybeden 26 yaşındaki biyolog Zübeyde Nisa Karabacak'a, İzmir'de Simay Medikal firması tarafından 'Touch Bionics' adı verilen biyonik kol takıldı. Karabacak, ilk gece biyonik kolunu kucağına alıp uyuduğunu söyledi, selfie pozu verdi.

Zübeyde Nisa Karabacak'ın yaşamını karartan kaza geçen 21 Mart'ta Gaziantep'te meydana geldi. Karabacak, Nizip İlçesi'nde oturan ailesini ziyaret ettikten sonra, oturduğu Gaziantep'e dönmek için bir minibüse bindi. Aşırı hız yapıp, önündeki aracı sollayan şoförünü direksiyon konrolünü yitirmesi ile minibüs devrilip, sürüklendi. Minibüsün arkasında bulunan genç kızın sağ kolu yerdeki sürtünmeden dolayı parçalandı. Kazadan sonra 4 kez ameliyat oldu, kangren olan sağ kolu dirseğinin hemen alt kısmından kesildi. Karabacak, protez kol taktırmak için internetten araştırma yapmaya başladı ve düşünce gücüyle hareket ettirilen, 'Touch bionics' adı verilen biyonik kolun Türkiye'de de uygulandığını öğrendi. Biyonik kolun, Türkiye'deki tek distribütörü olan İzmir'deki Simay Medikal'e ulaşan Karabacak'ın kolunun ölçüleri alındı. İngiltere'de yaptırılan biyonik kol İzmir'e getirildi. Günlerce, büyük bir heyecanla kolunun gelmesini bekleyen genç kıza biyonik kolu uzmanlar tarafından takıldı. Genç kız, kolu kesilmeden önceki gibi kolunu beyin gücüyle, düşünerek hareket ettirebilirken, insanlarla tokalaşmaya, çay bardağı gibi nesneleri kavramaya, bilgisayar kullanmaya, makyaj yapmaya, cep telefonuyla selfie yapmaya başladı.

DAHA ÖNCE DE KANSER OLDU, KALP KRİZİ GEÇİRDİ

Henüz 18 yaşında bir üniversite öğrencisiyken tiroid kanserine yakalanan, 5 yıl boyunca hastalıkla mücadele edip yenmeyi başaran, ardından bu tedavilerin etkisiyle kalp rahatsızlığı çekmeye başlayıp iki kez kalp krizi geçiren ve açık kalp ameliyatı olan Zübeyde Nisa Karabacak, son olarak bir kolunu kaybetse de yaşama küsmedi. Hayata sıkı sıkı sarılan Karabacak, şöyle dedi: "Mutluluğumu tarif etmem mümkün değil. Daha önce iki kolum varken bir anda birini kaybetmiştim. Şimdi koluma yeniden kavuşmuş gibi oldum. Protez kolumu ilk gece kucağıma alıp uyudum. Yeni elimle bir şey tutunca çılgınlar gibi bağırdım. Protez kolumu, rahat bir şekilde kullanabiliyorum. Uzmanlar, bir süre çalıştıktan sonra kolumu daha verimli kullanabileceğimi söyledi. En çok istediğim güneşi avuçlarımın arasına alarak fotoğraf çektirmek. Çünkü yaşam çok güzel ve hayat çok kısa. Bunu en iyi bilen insanlardan biriyim."

STAR WARS FİLMLERİNDE KULLANILDI

Star Wars filmlerinde kullanılan biyonik ele benzetilen protez kolun, beyinle direkt olarak bağlantı kurmasının önemine dikkat çeken, firmanın Türkiye distribütörü Ali Naki Solak, uzuvlarını kaybeden insanlar için umut vadettiğini, rehabilitasyon sürecinin ardından kişilerin biyonik ellerini çok daha ustalıkla kullanmaya başladığını söyledi. Solak, şöyle konuştu: "Bir kişi uzvunu kaybettiğinde beyin o uzvun kaybedildiğini, artık olmadığını algılamaz. O nedenle kişi eliyle bir şeyi tutmak istediğinde beyin aynı sinyalleri o olmayan uzva gönderir. Biyonik kol işte bu özelliği kullanıyor ve beyinden gelen sinyaller sinirlere iletilerek hasta biyonik kolunu hareket ettirebiliyor. Biyonik kolu, beyin ve sinir kontrolü devam eden, uzvunu kaybetmiş herkes kullanabilir."

48 FARKLI HAREKETİ YAPABİLİYOR

Ali Naki Solak, biyonik kolun normal bir elin yaptığı 48 hareketi yapabildiğini ifade ederek, şunları anlattı: "Biyonik kol protezi, beyinden aktarılan açma ve kapama sinyallerini algılayarak çalışan bir sistem. Normal bir elin yapabildiği hareketleri büyük oranda yapabiliyor. Kişi protez eline alıştıkça ve çalıştıkça el üzerindeki kontrolü de artıyor. Biyonik kolun dünya üzerindeki kullanımı da gün geçtikçe artıyor. 2010 yılının ilk 50 icadı arasında yer alan biyonik kol, uzuvlarını kaybeden insanlar için umut vadediyor. Protez kol, hareketli baş parmağa sahip. Lateral ve karşı yönde kavrama şekillerine otomatik olarak geçiş yapabiliyor. Her biri kendi başına bağımsız hareket edebilen beş adet parmağa sahip. Esnek bilek opsiyonu sayesinde doğal hareket imkanı sağlıyor. Hızlı kavrama özelliği ile 48 farklı kavrama şeklinden birini seçebilme imkanı tanıyor."

Maliyetinin 150 bin TL olduğu belirtilen biyonik kolun, tek şarj ile 48 saat kullanılabildiği bilgisi verildi.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

Haber : Bahri KARATAŞ/İZMİR, -

==================================================

Prof.Dr. Kök: Hastaya değdikçe problem çıkıyor

Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Ana Bilim Dalı Başkanı Prof.Dr. Ahmet Nezih Kök, Birinci Palandöken Anestezi Günleri sempozyumunda yaptığı konuşmada, günümüzde hekime ulaşabilirliğin arttığını, ancak hasta güvenliği ile ilgili kurulan komitelerin çalışıp çalışmadığı hakkında bilgi sahibi olmadıklarını söyledi. Hekimin dava edilme korkusu ve bu durumun mesleki uygulamaları etkisiyle ilgili konferans veren Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök, "Hastaya değdikçe problem çıkıyor. Acaba hastaya değmesem, hasta ile uğraşmasam, bunu sevk etsem beni kurtarır mı? Mesela hasta hakları yönetmeliğini okuduk mu? İnsan Hakları Biyotıp Sözleşmesini okudunuz mu demeyeceğim arkadaşlar duydunuz mu? Eğer 2004'te yürürlüğe giren 'İnsan Hakları ve Biyotıp Sözleşmesi'ni bugüne kadar okumadıysanız, hasta ile idare ile başınız derde girebilir. Okumadıysanız elinizde saatli bir bomba taşıyorsunuz demektir"dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------

-Konferansa katılanlar

-Prof. Dr. Ahmet Nezih Kök'ün konuşması

Haber-Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

========================

CHP'li vekilden baraja manganez karıştığı iddiası

CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kandıra İlçesi'nde yaptırılan Namazgah Barajı'na zemininden insan sağlığına zarar verecek aşırı düzeyde manganez karışması nedeniyle içilmez duruma gelen suyunun boşaltıldığını öne sürdüb

Kocaeli Büyükşehir Belediyesi tarafından Kandıra'da yaptırılan Namazgah Barajı 2 yıl önce hizmete girdi. Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Su ve Kanalizasyon İdaresi'nin verilerine göre 25 milyon metreküp su kapasiteli barajda su seviyesi yüzde 1'in altına düşerken, 11 bin metreküp su kaldı. CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, Namazgah Barajı'nın zemininden insan sağlığı için zararlı olan mangan karıştığı iddiası ve şikayetlerinin kendisine geldiğini ifade ederek, barajın kasıtlı olarak boşaltılmış olabileceği ihtimali bulunduğunu ifade etti. Orman ve Su İşleri Bakanı Veysel Eroğlu'na yazılı soru önergesiyle yönelttiğini ifade eden Hürriyet, şöyle dedi: "Kandıra merkez ve köyleri ile İzmit, Derince, Körfez ve Gebze'nin kuzey köylerinin 100 yıllık ihtiyacını karşılayacak olan Kandıra Namazgah Barajı 2014 yılında faaliyete geçmiştir. Kapasitesi 25 milyon metreküp olan Namazgah Barajı 1.5 yılda bitirilmiş olup, dönemin Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık tarafından açılışı gerçekleştirilmiştir. Ancak ne var ki, 100 yıllık ömrü olduğu söylenen Namazgah Barajı'nın su seviyesi yüzde 1'lere kadar düşmüştür. İSU Genel Müdürü İlhan Bayram Su seviyesinin düşmesini Hidro Elektrik Santrali (HES) sebebiyle olduğunu açıklamış olsa da, tarafımıza gelen ihbarlar oldukça önemli ve doğru ise sakıncalıdır."

ZEMİN ETÜDÜNÜ İYİ YAPAMADILAR

Milletvekili Hürriyet, baraj zemin etüdünün iyi yapılmadığını belirterek, iddialarını şöyle sürdürdü: "Namazgah Barajı'nın 1.5 yılda bitirilmiş olması sebebiyle zemin etüdünün iyi yapılmadığı ve baraj altında bulunan madenlerin suya karıştığı iddiaları ve şikayetleri tarafımıza iletilmiştir. Eğer bu iddialar doğru ise, madenler arasında bulunan manganez madeninin suda standartların üzerine çıkması insan hayatını tehdit edeceği açıktır. Mangan içildiğinde solunum sistemi ve beyine zarar verebilir, insan hayatını ciddi anlamda etkiler, geçici ve kalıcı hasarlara yol açabilir. Kronik bronşit ve kas zayıflığına neden olan mangan, uykusuzluk, güçsüzlük, şişmanlığa, deri problemlerine, doğumlarda problemler, saç rengi ve kan şekeri bozukluklarına neden olmaktadır."

"TESTLERİ YAPTIRACAĞIZ"

Su düzeyindeki düşüşün HES'e bağlandığını anlatan Hürriyet, gerçeğin farklı olduğu ve kamuoyundan saklandığı iddiaları bulunduğunu, bu iddialar arasında suya değerlerin çok üzerinde mangan karıştığı ve baraj suyunun bu nedenle boşaltıldığına dair söylendiler bulunduğunu söyledi. CHP Kocaeli Milletvekili Fatma Kaplan Hürriyet, "Bizler de gerekeni yapacağız ve bir an evvel gerek resmi, gerekse özel kuruluşlara gerekli testlerimizi yaptıracağız. Umarım gerçekten böyle bir konu yoktur ve insanlarımıza zehirli su içirilmemiştir. Barajı erken bitireceğiz diye zemin etüdünü gerektiği şekilde yapmadan kullanıma açmak, halk sağlığını tehdit etmektir. Eğer öyle bir şey varsa gereğinin yapılması ve bu konuda tüm sorumluların cezalandırılması için adımlarımızı atacağız" diye konuştu. Hürriyet, Bakan Veysel Eroğlu'nun cevaplaması isteğiyle şu soruları soralara yanıt verilmesini istedi:

Kandıra Namazgah Barajı'na standartların üzerinde manganez karıştığı bilgisi doğru mudur? * Su da bulunan standart mangan düzeyi ile insan sağlığına zarar verebilecek olan mangan düzeyi nedir? * Namazgah Barajı'ndaki mangan seviyesi ne düzeydedir?

-Namazgah Barajı'nda mangan seviyesinin artmasından dolayı su boşaltma işlemi yapıldığı doğru mudur? * Bu iddialarda en küçük bir gerçek payı varsa, bu olaydan ötürü sorumlular kim olacaktır ve haklarında ne gibi işlem yapılacaktır? * Namazgah Barajı'nın zemin etüdünü kim ya da hangi kurum yapmıştır? * Namazgah Barajı'na standartların üzerinde manganez karıştıysa bunun önlemi nasıl alınacaktır? *Namazgah Barajı'ndan manganezli su abone vatandaşlara ulaşmış mıdır?

Haber: İZMİT(Kocaeli), -

===============================

Cezaevinden kurtaran selfie

BURSA'da geçen eylül ayında, 40 yaşındaki Nilgün D.'ye tecavüz ettikleri iddiasıyla tutuklanan 27 yaşındaki Mustafa T. ve 38 yaşındaki Selim A., ilişki öncesi çekilen selfie görüntüleri sayesinde tahliye oldu.

Davaya konu olay, geçen eylül ayında merkez Osmangazi İlçesi'nde meydana geldi. İddiaya göre, daha önce yerel radyolarda çalışan Nilgün D., internet üzerinden radyo kurmak isteğini arkadaşı Mustafa T.'ye söyledi. Mustafa T. de kendisinin bu işlerle uğraşan arkadaşı Selim A.'ya anlattı. Olay gecesi buluşan üçlü, bir araçla Uludağ yoluna çıktı. Burada Selim A. ve Nilgün D. bira içti. Gece saat 01.00 sıralarında, iddiaya göre Nilgün D.'nin kabul etmesi üzerine Mustafa T. ile birlikte, Selim A.'nın evine gittiler. Ertesi gün polis merkezine giden Nilgün D., iki arkadaşın kendisiyle zorla ilişkiye girdiklerini söyleyerek şikayetçi oldu. Şikayet üzerine gözaltına alınan Mustafa T. ile Selim A. çıkarıldıkları nöbetçi mahkemece tutuklandı.

Haklarında, 'Irza geçme, alıkoymak, hürriyeti tahdit, darp' suçlarından 16 yıla kadar hapis cezası istemiyle 7'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açılan Mustafa T. ve Selim A.'nın yargılanmasına başlandı.

'RIZASIYLA OLDU' SAVUNMASI

Duruşmada ifade veren Selim A. arkadaşı Mustafa T.'nin Facebook'tan arkadaş olarak Dilek adıyla tanıdığı Nilgün D.'nin, internet üzerinden radyo kurmak istediğini kendisine söylediğini belirterek şunları anlattı: "Olay günü üçümüz buluştuk. Uludağ yoluna gittik. Mustafa, alkol kullanmıyordu. Ben ve Nilgün bira içtik. Üşüdüğüm için eve gideceğimi söyledim. Mustafa benimle kalıyordu. Nilgün, 'Ben de gelirim' dedi. Birlikte evime gittik. Mustafa işi olduğunu söyleyip evden ayrıldı. Nilgün'le rızasıyla birlikte olduk. Aldığım alkolün etkisiyle sızıp kalmışım. Bir ara Mustafa ile Nilgün'ün tartışma sesleri üzerine uyandım. Nilgün, 'Mustafa, beni öpmüyor, geri itiyor' diye sitem ediyordu. Yeniden yattım. Sabah kalktığımda Mustafa ve Nilgün'ü aynı yatakta yatarken gördüm. Daha sonra Nilgün'ü evine bıraktım. Suçlamaları kabul etmiyorum."

Dilek ismiyle tanıdığı Nilgün D.'nin arkadaşı olduğunu söyleyen Mustafa T. de savunmasında şunları söyledi: "Nilgün, sanal radyo kuracağını söyleyip, bana katılıp katılmayacağımı sordu. Ben de arkadaşım Selim'e söyledim. Ertesi gün Nilgün'ü evinden alıp dağ yoluna konuşmak için çıktık. Sonra Selim T.'nin evine gittik. Ben sigara almak için evden çıktım. Sabah döndüğümde ikisinin cinsel ilişkide bulunduklarını anladım. Nilgün, bunu beni kıskandırmak için yapıyordu. Daha önceden bana sapkınlık derecede bağlılığı vardı. Suçlamaları kabul etmiyorum."

'ESRAR İÇİP ZORLA İLİŞKİYE GİRDİLER'

Kendisini çevresindekilerin Dilek olarak tanıdığını ifade eden Nilgün D. ise ifadesinde sanıkları suçlayarak şöyle dedi: "Eve Selim, davet etti. Mustafa dışarıya esrar almaya gitti. Ben evden gitmek istedim. Beni tehdit ettiler ve 'öldürürüz' dediler. Selim, kendinde değildi sarhoştu. Arkadaşını telefonla arayıp esrar muhabbetti yaptılar, Selim, evde esrar ve alkol aldı. Ben almadım. Kendi evimde iken alkol almıştım. Mustafa, dağ yolunda enerji içeceği içti. Ben radyo konusunu konuşacağız zannettim. Selim üşüdüğü için eve gideceğini söyledi. Ben de yıllardır tanıdığım için evlerine gittim. Ancak, isteyerek birlikte olmadım. Beni aralarına yatırdılar. Mustafa kolumdan tutup Selim zorla ilişkiye girdi. Sonra ikisi aynı anda ilişkiye girdi. Ağladım, sinir krizi geçirdim. Daha sonra Selim beni eve bıraktı. İki sanıktan da şikayetçiyim."

Nilgün D., Mustafa T. ile daha önce ara sıra görüştüğünü, ancak iddia edildiği gibi kendisine karşı sapkınlık derecesinde bağlılığı olmadığını öne sürerek, Mustafa T. ve Selim A. ile daha önceden cinsel birlikteliliklerinin olmadığını söyledi.

Duruşmada tekrar söz alan Selim A. esrarı birkaç kez sigara içine konulduğu için yanlışlıkla içtiğini öne sürerek, Nilgün D.'nin sürekli esrar kullandığını iddia etti.

ÜÇLÜ DELİL OLDU

Duruşmada ifadelerin alınmasının ardından Mustafa T. ve Selim A. nın avukatları Ertuğrul Aslantaş ve Kutsal Tutku Kalezade, mahkeme heyetine Nilgün D. ve sanıkların olay gecesi samimi halde çekilen Mustafa T.'nin cep telefonundaki selfie görüntülerini delil olarak sundu. Avukat Kalezade, "Mağdur, olay gecesi şarjının bittiği söylediği cep telefonu ile internet ortamında şarkı paylaşmıştır. Tecavüz olayı yaşanmamıştır. Çünkü çevredeki evler birbirlerine çok yakın olduğu için bağırma halinde çevreden duyulması gerekirdi. Birlikte çekilmiş fotoğrafları mevcuttur. Şoför mahallinde üçü bir arada selfie yapmışlar. Nilgün ortalarında oturmuş. Müvekkilimin tahliyesini talep ediyorum" dedi.

Mahkeme heyeti, kısa bir aradan sonra isnat edilen suçun vasıf ve mahiyetinin değişme ihtimali bulunması nedeniyle Selim A. ile Mustafa T.'nin tahliyesine karar vererek, duruşmayı erteledi.

Haber: Halil ÖZÇOBAN/ BURSA, -

===================================================

Alper'in ölümü davası 9 yıl sonra yeniden görülecek

İZMİR'de doğuştan epilepsi hastası Alper Okumuş 2007 yılında 4.5 yaşındayken, gribal enfeksiyon nedeniyle götürüldüğü Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde ölünce, ailesi yanlış tedavi iddiasıyla tazminat talebinde bulundu. İdare mahkemesi bu talebi reddederken, kararı Danıştay da onadı. Bunun üzerine ailenin başvurduğu Anayasa Mahkemesi, 'solunum cihazı ve uzman doktor bulunmadığı' iddialarını da dikkate alarak, tam yargı davasının reddedilmesini hak ihlali saydı. Kararla umutlananan ailenin başvurusuyla dava, 9 yıl aradan sonra yeniden başladı.

İzmir'de posta işletmelerinde çalışan Aytekin Okumuş ile anaokulu öğretmeni Aysun Okumuş, 2003 yılında dünyaya gelen bebekleri Alper'le büyük mutluluk yaşadı. Doğum sonrası kontrollerinde epilepsi teşhisi konulan Alper, 2007 yılında 4.5 yaşında gribal enfeksiyon tanısıyla Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi acil servisine götürüldü. Tedavi sırasında solunum yetmezliği çeken Alper, buradan sevk edildiği Tepecik Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde yaşamını yitirdi.

'YANLIŞ TEDAVİ' İDDİASIYLA DAVA AÇTILAR

Alper'in ölümünde doktorların yanlış teşhis ve ilaç kullanımının etkili olduğunu düşünen ailesi, maddi ve manevi zararlarının giderilmesi için Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'ne başvurdu. Rektörlük dilekçeye zamanında cevap vermeyip, başvuruyu zımnen reddetti. Baba Aytekin Okumuş bu gelişme üzerine, İzmir 2'nci İdare Mahkemesi'ne başvurup, Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü'nden bin TL maddi, 70 bin TL de manevi tazminat talebinde bulundu. Aytekin Okumuş başvuru dilekçesinde, oğullarını rahatsızlığı nedeniyle sık sık aynı hastaneye götürdüklerini, son rahatsızlığında yine aynı hastaneye gittiklerini anlattı. Okumuş, burada oğullarına diyazem iğnesi yapıldığını, bu iğnenin yavaş yapılması gerekirken buna uyulmadığını, tüm ısrarlarına rağmen daha önce oğullarıyla ilgilenen doktora haber verilmediğini, solunumun geçici durması üzerine asistanların ambu cihazını kullanmaya çalıştığını, ancak bu cihazı kullanmayı bilmediklerini, düşürerek kırdıklarını, bu nedenle de cihazın hiç kullanılamadığını ileri sürdü. Ayrıca, hastanede solunum cihazı ve uzman doktor bulunmadığını savunan aile, bunun ağır hizmet kusuru olduğu iddiasında bulundu.

İDARE MAHKEMESİ DAVAYI REDDETTİ

Dokuz Eylül Üniversitesi Rektörlüğü ise savunmalarında, hastanede görevli nöbetçi doktorların acil müdahale konusunda eğitimli ve yeterli olduğunu, tıp bilgisi olmayan bir kişinin müdahalenin nasıl gerçekleştirildiğine ilişkin yorumunun, hiçbir gerçekliği bulunmadığını öne sürdü. İdare Mahkemesi'nin talebi üzerine hazırlanan Adli Tıp Kurumu raporunda, hastanedeki uygulamaların tıp kurallarına uygun olduğuna karar verildi. Bu gelişme üzerine de İzmir 2'nci İdare Mahkemesi, bu rapora dayanarak ailenin talebini reddetti. Temyiz başvurusunu inceleyen Danıştay 8'inci Dairesi de yerel mahkeme kararını onadı. Karar düzeltme talebinin de reddedilmesi üzerine Aytekin Okumuş ve eşi Aysun Okumuş, Anayasa Mahkemesi'ne bireysel başvuruda bulundu.

YÜKSEK MAHKEME 'HAK İHLALİ' DEDİ

Anayasa Mahkemesi'de iki yıllık süre sonrasında geçen temmuz ayında açıkladığı kararıyla aileyi umutlandırdı. Anayasa Mahkemesi, Anayasa'nın 17'nci maddesinde güvence altına alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verdi. İhlalin sonuçlarının ortadan kaldırılması için yeniden yargılama yapılmasına hükmetti.

Kararda, başvurucuların ayrı ve açık yanıt verilmesini gerektiren iddialarının, yerel mahkemece etkili şekilde karşılanması gerektiği, aksi bir tutumun, yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edilmesine neden olabileceği belirtildi. Kararda özetle şöyle denildi: "İzmir 2'nci İdare Mahkemesi kararının, başvurucuların ileri sürdüğü iddialar hakkında yeterli bilgi içermeyen Adli Tıp Kurumu raporuna dayanılarak verildiği, uyuşmazlığın çözümü için esaslı olan iddiaların Anayasa'nın 17'nci maddesinin gerektirdiği özen ve derinlikte incelenmediği, Alper Okumuş'un ölümüne neden olan koşulların tam olarak açıklığa kavuşturulamadığı sonucuna ulaşılmıştır. Bu nedenlerle Anayasa'nın 17'nci maddesinde güvenceye alınan yaşam hakkının usul boyutunun ihlal edildiğine karar verilmesi gerekir."

9 YIL SONRA YENİDEN YARGILAMA BAŞLADI

Anayasa Mahkemesi'nin hak ihlali kararının yerel Mahkeme olan 2'nci İdare Mahkemesi'ne gelmesinin yanı sıra aile de avukatları aracılığıyla, aynı mahkemeye başvurdu. Anayasa Mahkemesi'nin kararını göz önünde bulunduran İdare Mahkemesi, 9 yıl sonra Alper'in ölümünde doktor ve hastane kusuru bulunduğuna dair iddialar için yeniden yargılama yapmaya başladı.

Davanın yeniden görülmesi üzerine sevindiklerini söyleyen baba Aytekin Okumuş, oğullarının ölümünden sonra eşinin, çocukları görmeye dayanamadığı için anaokulu öğretmenliğini bıraktığını, psikolojik tedavi gördüğünü, bir daha da çocukları olmadığını ifade etti. Aytekin Okumuş, "Sonuna kadar davayı sürdüreceğim. Bilirkişi raporlarını verenler doktorları kayırdı. Bizim raporlarımızı kabul etmediler. Haklı olduğumuzu biliyorum. Biz zaten davayı kazandık sayılır" dedi.

Haber: Taylan YILDIRIM/İZMİR, -

=========================================

(ÖZEL) Dolandırılan paketçi neşesini bozmadı

Engelliden mutluluğu bulduğu eşine 6 yıl sonra düğün sürprizi

AYDIN'ın Söke İlçesi'nde yaşayan, sol ayağını kullanamadığı için tekerlekli sandalyeyle yaşamını sürdüren ve kanserden eşini yitiren 61 yaşındaki Seyfettin Güllüsümbül'ün, evine gelen 46 yaşındaki Ayşe Güllüsümbül'e gönlünü kaptırıp evlenmesiyle hayatı değişti. Engelinin eşi için önemli olmadığını ve çok mutlu olduğunu söyleyen Seyfettin Güllüsümbül, karısına söz vermesine rağmen çeşitli nedenlerle yerine getiremediği düğünü ise sürpriz yaparak 6 yıl sonra gerçekleştirdiğini ifade etti.

öke'de yaşayan Seyfettin Güllüsümbül, 30 yaşında bel fıtığından ameliyat oldu. Operasyon sonrası sol ayağını kullanamayan ve tekerlekli sandalyeyle yaşamın sürdüren evli ve 3 çocuk babası Seyfettin Güllüsümbül, daha sonra bu kez eşini kanserden yitirmenin acısını yaşadı. Seyfettin Güllüsümbül, bakımına yardım için Ayşe Güllüsümbül'ü tuttu. İkili, zamanla birbirine aşık olarak evlendi. Nikahı kıyılan çift, düğün yaptırmadı. İlk kez evlenen Güllüsümbül'ün düğün isteği karşısında söz veren Seyfettin Güllüsümbül, eşinin tam ümidini kestiği bir zamanda, 6 yıl sonra sözünü yerine getirdi. Gelinlik giyen Ayşe Güllüsümbül, düğün hayalinin gerçekleşmesiyle en güzel günlerinden birini yaşadı.

"BEN ALLAH'IN SEVGİLİ KULUYUM"

Eşiyle tanıştığı günü anlatan Seyfettin Güllüsümbül, "Ayşe'yle oğlumun çöp şiş dükkanında tanıştık. Aydın'a annesiyle birlikte giderken, oğlumun dükkanında yemek için uğramışlar. Tanıştıktan sonra bakıma ihtiyacım olduğu için bana bakmasını teklif ettim. Önce düşündü sonra 'olur' dedi. Sonra hoşlandık birbirimizden. 17 gün sonrada evlenme teklifinde bulundum. O da kabul etti. Nikah kıydık ve evlendik. Bir gün gelinlik giydireceğim ve düğün yapacağımın sözünü verdim. O günden bugüne kadar eşimi oyalamıştım. Sonunda verdiğim sözü yerine getirerek gelinlik giydirdim, düğün yaptım. Ben Allah'ın sevgili kuluyum. Çünkü sakat biriyim, herkeste benimle evlenmek istemezdi. Ailelerimiz karşı çıksa da biz birbirimizin hayat arkadaşı olduk, mutluyuz" dedi.

"HAYATIMIN EN HEYACANLI GÜNÜNÜ YAŞADIM"

Hayatında ilk kez gelinlik giyen Ayşe Güllüsümbül ise eşinin evlilik tekfine değinip, "Nikah sonrası bana bir söz vermişti. O sözün yerine gelmeyeceğini düşünmüştüm ama sağolsun sözünde durdu ve yerine getirildi. Ben gelinlik oda damatlık giyerek düğün yaptık, çok mutlu oldum. O gün benim için en heyecanlı gündü" diye konuştu.

TATLISES'TEN AKÜLÜ SANDALYE

Seyfettin Güllüsümbül, yürüyemez hale gelince kendisine ünlü türkücü İbrahim Tatlıses'in tekerlekli gönderdiğini ifade ederek, "İlk akülü sandalyemi Tatlıses almıştı. Eskiyince telefonla görüştük ve ikinci akülü sandalyeyi geçen günlerde yolladı. Bizlere de birçok konuda yardımcı oldu" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Düğünden görüntü

Seyfettin Güllü Sümbül ve Ayşe Güllü Sümbül'ün konuşması

Evden görüntü

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Burhan CEYHAN/ SÖKE (Aydın),

=================================================

(ÖZEL) Dolandırılan paketçi neşesini bozmadı

ADANA'da döner salonunda paketçilik yapan 17 yaşındaki Kubilay Bulut, sipariş götürdüğü müşterinin verdiği 50 lira sahte çıkınca düştüğü tuzağa acı acı güldü.

Çınarlı Mahallesi İnönü Caddesi'ndeki döner salonuna gelen 50 yaşlarındaki bir kişi, birkaç sokak ilerideki iş hanını tarif ederek döner siparişi verip, yemekle birlikte 50 TL'nin üzerini getirilmesini istedi. Müşteri ayrıldıktan hemen sonra hazırlanan siparişi alan paketçi Kubilay Bulut, verilen adrese gitti. Döner siparişini veren müşteri, Kubilay Bulut'u iş hanının kapısında karşıladı. Bulut'a 50 TL uzatan müşteri, "Döneri 3'üncü katta Ahmet bey var, ona teslim edersin" dedikten sonra paranın üzeri olan 40 lirayı alıp sokakta gözden kayboldu. Paketçi, 3'üncü katta çıktı ancak Ahmet isminde kimsenin çalışmadığını öğrenince işyerine döndü. Kasada incelenen 50 liranın sahte olduğu anlaşıldı. Sahte para veren dolandırıcıyı tekrar bulabilmek ümidiyle elinde döner paketiyle işhanı ve çevresinde araştırma yapan Kubilay Bulut'un çabaları sonuçsuz kalınca 155 Polis İmdat hattını arayarak yardım istedi. Döner salonundaki güvenlik kamerasının kayıtlarını inceleyen polis, soruşturma başlattı. Polis incelemesini sürdürürken, sahte 50 TL'yi de elinden bırakmayan Bulut, düştüğü tezgahın şoku altında gülerken "Patronum anlayışlı insandır. Benim yevmiye gitti, ama o böyle şeyleri dert etmez. Benim paramı öder. Ben de bunu yırtıp atacağım" diye konuştu. Kamera kayıtlarından eşkali belirlenen dolandırıcının yakalanması için çalışma sürüyor.

Görüntü Dökümü

-------------------------

(ÖZEL)

**Güvenlik Kamerası**

Dolandırıcı şahsın iş yerinin önünden geçerken görüntüsü

Paketçi Kubilay ile konuşması

Kubilay Bulut ile röp.

Detay görüntüler

Kubilay Bulut'un iş yerinde görüntüsü

Haber-Kamera: Fatih KARAÇALI/ ADANA,

=================================================

Sahipsiz yavru kediler korumaya alındı

MUŞ'ta sokağa terk edilen 3 yavru kedi, çevredekilerin belediyeyi araması üzerine korumaya alındı.

Kültür ve Turizm Müdürlüğü yakınındaki bir boş arsada sürekli miyavlayan yavru kedilerin görenlerin ihbarı üzerine harekete geçen Belediye Sokak Hayvanları Rehabilitasyon ve Geçici Bakım Evini yetkileri, hayvanları koruma altına aldı. Veteriner hekimler tarafından kontrolden geçirilen 3 kediye yiyecek verildi. Yavru kedilerin soğuktan donmak üzereyken bulduğunu belirten Çaçan Algan, şöyle dedi: "Sabah işyerime geldiğimde yeni doğmuş 3 yavru kediyi gördüm. Kediler, çok açtılar. Aradım annelerini göremedim. Daha sonra annelerini 100 metre ötede ölüsünü gördüm. Öncelikle bir sıcak yere götürerek donmalarını engelledim. Ondan sonra hemen Muş Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon ve Geçici Bakım merkezini aradım. Ekip geldi ve yavru kedileri kendilerini teslim ettim."

Duyarlılığından dolayı Çaçan Algan'a teşekkür eden Muş Belediyesi Sokak Hayvanları Rehabilitasyon ve Geçici Bakım Merkezinin Veteriner Hekimi Semih Türkcan, yavru kedilerin genel durumlarının iyi olduğunu belirtti. Türkcan, "Yavru kediler henüz 15 günlük olduğu için barınakta biberonla besleyeceğiz. Başının çaresine bakacak hale geldikten sonra sahiplendiririz ya da doğal hayata geri bırakırız" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

--------------------------------

-Boş alanda Kedi yavrularından detaylar

-İşyeri sahibinin telefonla sokak hayvanları rehabilitasyon merkezini araması

-Ekibin gelmesi yavru kedilere süt içirmeleri

-İşyeri sahibi Çaçan Algan ile röp

-Yavru kedilerin rehabilitasyon merkezine götürülmesi

-Yavru kediler müdahale

-Yavru kedilere süt, mama verilmesi

-Rehabilitasyon sorumlusu ile röportaj

-Veteriner ile röportaj

Haber-Kamera: MUŞ,

================================

İnternet fenomeni köpek

Antalya'nın Manavgat İlçesi'nde bir otelde ön büro müdürü Emre Gürsoy'un 3 yaşındaki köpeği Maylo, internette fenomen oldu. 3 aylıkken sahiplendiği Maylo'yu bazı komutlarına karşılık verince eğitmeye karar veren Gürsoy, 1 yaşında başladığı eğitimler sonunda hayvanı birçok temel komutu anlar hale getirdi. Önceleri hareketlerle başlayan komutlara şimdi sesle verilen şekilde uymaya başlayan Maylo, sahibi sayesinde sosyal medya ortamında da fenomene dönüştü. Emre Gürsoy'un sosyal paylaşım sitesi instagram'da açtığı ve köpeğinin fotoğraflarını paylaştığı hesap, kısa sürede binlerce takipçiye ulaştı. Türkiye'den ve dünyadan 26 binin üzerinde takipçisi olan Maylo, ütü yaparken, araba tamir ederken, yemek yaparken, temizlik yaparken, banyoda sahibinin sırtını keseliyormuş gibi onlarca fotoğrafıyla büyük beğeni topladı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------------------------------

Maylo'nun otomobilden inip eve gitmesi

Maylo'nun eve girdikten sonra kapıyı kapatması

Maylo'nun sahibi Emre Gürsoy'un açıklamaları

Maylo'nun komutlara uyması

Haber- Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT(Antalya),

==================================================