DHA YURT BÜLTENİ-2

DHA YURT BÜLTENİ-2
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

Gökçeada ve Bozcaada'ya feribot seferleri yapılamıyorÇanakkale'de, Kuzey Ege Denizi'ndeki lodos fırtınası nedeniyle Gökçeada ve Bozcaada ilçelerine deniz ulaşımı yapılamıyor.

Gökçeada ve Bozcaada'ya feribot seferleri yapılamıyor

Çanakkale'de, Kuzey Ege Denizi'ndeki lodos fırtınası nedeniyle Gökçeada ve Bozcaada ilçelerine deniz ulaşımı yapılamıyor.

Çanakkale Boğazı ile Adalar hattında yolcu ve araç taşımacılığı yapan Gestaş firması tarafından yapılan açıklamada, Kuzey Ege Denizi'ndeki lodos fırtınası nedeniyle Gökçeada- Kabatepe ve Bozcacada-Geyikli arasında gün içindeki tüm tarifeli feribot seferlerinin iptal edildiği bildirildi. 

Buna göre, Gökçeada'dan Kabetepe'ye saat 13.00 ve 18.00, Kabatepe'den Gökçeada'ya ise saat 15.00 ve 20.00 seferleri yapılmayacak. Bozcaada'dan Geyikli'ye saat 10.00, 14.00 ve 18.00, Geyikli'den Bozcaada'ya ise, saat 11.00, 15.00 ve 19.00 seferi yapılamayacak.

Çanakkale Boğaz hattında; Çanakkale-Eceabat, Çanakkale-Kilitbahir ve Lapseki-Gelibolu arasındaki feribot seferleri ise şu an için normal olarak devam ediyor.

Kuzey Ege'de rüzgarın güney ve güneybatı yönlerden yarın sabah saatlerine kadar 6 ila 8 kuvvetinde, saatte 50 ila 75 kilometre hızla fırtına ve yer yer 9 kuvvetinde, saatte 90 kilometre hızla kuvvetli fırtına şeklinde eseceği tahmin ediliyor.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-Çanakkale Boğazı'ndan genel görüntü. 

-Gestaş feribot iskelesinden genel, detay görüntü.-Çanakkale Yat Limanı'ndan genel görüntü.Haber-Kamera: Burak GEZEN-Cemhan ŞEN/ÇANAKKALE, ===========================

Göller Ekspresi'yle ekonomik keyifli yolculuk

Akdeniz ile Ege'yi birbirine raylarla bağlayan Göller Ekspresi, 10 yıl aradan sonra geçen 25 Ekim'de yeniden sefere başladı. Isparta ile İzmir arasındaki ulaşımda treni tercih edenlerin, keyifli ve konforlu bir yolculuk yaptığı Göller Ekspresi, her gün onlarca yolcuya eşsiz bir seyahat imkanı sağlıyor. 

Isparta- İzmir hattında her gün karşılıklı olarak işletilen Göller Ekspresi, 262 yolcu kapasiteli 4 vagonlu setlerden oluşuyor.  Basmane Garı'ndan saat 22.30'da, Isparta'dan ise saat 22.00'de hareket eden trenin ortalama seyahat süresi 8 saat. Tren; Torbalı, Selçuk, Ortaklar, Aydın, Nazilli, Goncalı, Denizli, Dinar, Gümüşgün başta olmak üzere toplam 30 durakta yolcu indirip bindiriyor. Göller Ekspresi'ni kullanan yolculardan kimi treni konforlu olduğu için, kimiyse ekonomik olduğu için tercih ediyor. Genelde hafta sonları yoğunluğun yaşandığı trenin yolcularından Gönül Yaman (50), rahat bir ulaşım aracı olduğu için treni tercih ettiğini söyledi. Ailesi ile birlikte seyahat eden trenin en küçük yolcularından 5 yaşındaki Buğra Ayaz (5) da, trenle yolculuk yapmayı çok sevdiğini belirtti. Yine ulaşım aracı olarak treni tercih eden Cemile Özgenç (62) de, engelli kızı Zuhal Özgenç (42) ile birlikte yolculuk yaptığını, çok memnunuz kaldıklarını, koltukların geniş ve tuvaletin bulunduğunu söyledi. KİMİ KONFORLU KİMİ EKONOMİK BULUYORYolculardan Turgut Cengiz (70), "Çok iyi oldu tren seferlerinin başlaması. Aydın'a kadar gideceğim. Tren yolculuğunu seviyorum. Bir şehrin merkezinden diğer şehrin merkezine gidiyoruz. Otopark sorunumuz yok. Evim de istasyona yakın" derken, Mustafa Taş (71) ise, "Isparta'ya gidiyorum. Treni tercih etme nedenim hem ucuz hem de evime yakın olması. Çok rahat ve konforlu, ayrıca diğer ulaşım araçlarına göre daha ucuz" diye konuştu. Yine yolculardan Engin Coşkun (38) da, tren yolculuğunun kendisi için avantajlı olduğunu belirterek, şunları söyledi:  "Eşimle ayrıyım. Kızım annesi ile İzmir'de kalıyor. Ben Aydın Ortaklar'da oturuyorum. İşimden dolayı kızımı gelip alamıyordum. Ortaklar'dan trene bindiğimde geri dönüşüm olmuyordu. Isparta treninin olması benim için çok iyi oldu. İstediğim zaman gelip kızımı alabiliyorum." Isparta'ya giden Mustafa Erdoğan Şenkaya (22) da, "İlk tren yolculuğum. 4 yıl boyunca Isparta'ya otobüsle gittim. Artık bu konforu tadayım istedim. Otobüslerde koltukların arası bayağı dar. Trenin bu anlamda artısı yüksek. Ayrıca daha sessiz ve konforlu" dedi. Feyza Üzümcü (32) isimli yolcu da, "Bu seferler yeni başladı ama oldukça güzel. Daha önce İzmir'den Konya'ya gitmiştim. Memnun kaldığım için şimdi de Isparta'ya gidiyorum. Mesafe olarak biraz uzun ama otobüs kadar konforlu. Bu nedenle tercih ettim. Ayrıca daha ekonomik" ifadelerini kullandı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜBasmane Garı'ndan görüntüGarın içerisinden ve trenden görüntüYolculardan görüntüTrenin içinden görüntüTren hareket ederken görüntüYolcularla röp.AnonsGenel ve detay görüntüHaber: Umut KARAKOYUN - Kamera: Mücahit BEKTAŞ/ İZMİR,

============================

Cep telefonlarını kapatıp, doğa yürüyüşüne çıktılar

Muğla'nın Datça ilçesinde, Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Datça Kazım Yılmaz Meslek Yüksekokulu tarafından bağımlılıkla mücadele etkinlikleri kapsamında, katılımcıların cep telefonlarını kapatarak dahil olduğu doğa yürüyüşü düzenlendi.  Yürüyüşe katılanlar, Datça'nın tarihi ve doğal güzelliklerini keşfetme fırsatı buldu.

Muğla Sıtkı Koçman Üniversitesi Datça Kazım Yılmaz Meslek Yüksekokulu, sosyal sorumluluk projesi kapsamında bağımlılıkla mücadele etkinliği düzenlendi. Bu çerçevede okul idarecileri, öğretim görevlileri ve öğrencilerden oluşan yaklaşık 100 kişinin katılımıyla, doğa yürüyüşü düzenlendi. Cep telefonlarını kapatıldığı etkinliğe katılanlar, Datça Kazım Yılmaz Meslek Yüksekokulu önünden başlayarak, Eski Datça Mahallesi, Kazım Yılmaz Bulvarı ve Hızırşah Mahallesi güzergahını takip etti. Aynı güzergahtan dönüşle sona eren 10 kilometrelik yürüyüş 3 saat sürdü.  Eski Datça Mahallesi'nin dar sokakları ve taş evlerine hayran kalan katılımcılar, Hızırşah Mahallesi'nde ise, halen kültür evi olarak kullanılmakta olan 19'uncu yüzyıldan kalma tarihi Taksiarhon kilisesi, İpek Dokuma Atölyesi ve Anadolu'daki beylikler döneminden kalma 700 yıllık Hızırşah Camii'ni yakından görüp inceleme fırsatı buldu. ROMA MÜHRÜ HEYECANLANDIRDIYürüyüşe katılanları bekleyen en büyük sürpriz ise, 2 bin yıllık olduğu tahmin edilen bir testi parçası oldu. Yol kenarında tesadüfen bulunan ve bir testinin kulpu olduğu sanılan parçanın üzerindeki Roma dönemine ait harflerden oluşan yazı, yürüyüşe katılanları heyecanlandırdı. Datça Belediyesi Hızırşah Kültür Evi görevlisi Arkeolog Okan Özalp, buluntu parçanın Roma Dönemi'ne ait iki bin yıllık olduğunun tahmin edildiğini söyledi. Yazının testiyi yapan ustanın mührü olabileceğini ifade eden Özalp, Taksiarhon Kilisesi ve bölge hakkında katılımcılara bilgi verdi.TARİHİ VE DOĞAL GÜZELLİKLERİ KEŞFETTİLERDatça Kazım Yılmaz Meslek Yüksekokulu Müdürü Doç. Dr. Gökhan Ayazlar, etkinlikle ilgili yaptığı açıklamada, bağımlılık derken teknoloji bağımlılığının, madde bağımlılığından ayırt edilmemesi gerektiğine dikkat çekti. Doç. Dr. Ayazlar, "Bu etkinliği bağımlılıkla mücadele kapsamında düzenledik. Öğrenci arkadaşların çok güzel katılımı oldu. Yaklaşık 10 kilometrelik parkurda, bilmediğimiz Datça'ya özgü tarihi ve arkeolojik değerleri görüp, tanıma fırsatı bulurken, aynı zamanda doğayı fark ettik. Teknolojiden kısa süreliğine de olsa uzaklaşmış olduk" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Yürüyüşten görüntüÖğrencilerin Arkeolog Okan Özalp'ten bilgi almasıÖğrenciler, 2 bin yıllık tarihi testi parçasını merakla incelemeleriYürüyüşe katılanların ipek dokuma atölyesinde incelemede bulunmasıYürüyüş grubunun, 700 yıllık camiyi gezmesiGenel ve detay görüntüler (Görüntüler DHA Son Dakika WhatsApp telefonuna geçilecek) Haber -Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),  =============================

Çifte müebbet kararı onandı, eşi ve kızının mezarlarına koştu Erzurum'da 4 yıl önce nişanlısı Burcu Şengel (18) ile kayınpederi Salih Şengel'i (65) bıçaklayarak öldüren, kayınvalidesi Songül Şengel'i ise yaralayan Ahmet Yavuz'a (25) 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen iki kez ağırlaştırılmış müebbet ve 5 yıl 3 aylık ceza, Yargıtay tarafından onandı. Kararı duyan Songül Şengel, oğullarını alarak kızı ve eşinin mezarına koştu. Onama kararına sevindiklerini belirten Songül Şengel, "Çok mutluyum. Onlara müjde vermeye geldim. Kanları yerde kalmadı, adalet yerini buldu. 'Artık rahat uyuyun' dedik" diye konuştu.

Olay, 13 Ağustos 2015 tarihinde Aziziye ilçesi Ilıca Mahallesi Mesire Sokak'taki 21 numaralı evde meydana geldi. Markette kasaplık yapan Ahmet Yavuz, evlerine gittiği nişanlısı Burcu Şengel'den, iddiaya göre kendisi ile kaçmasını istedi. Burcu Şengel nişanlısının bu isteğini reddedince, Ahmet Yavuz dehşet saçtı. Yavuz, önce kızının yardımına koşan babası Salih Şengel'i, ardından anne Songül Şengel ile komşuları Hayati Hıra'yı bıçakladı. Evde bir odaya girerek saklanmaya çalışan nişanlısı Burcu'yu da 27 yerinden bıçaklayan Ahmet Yavuz, kuzeni ile birlikte kaçtı. Hastaneye kaldırılan 4 kişiden Burcu ve babası Salih Şengel hayatını kaybetti. Ahmet Yavuz, tutuklanarak cezaevine konurken, kuzeni Ömer Yavuz ise serbest kaldı.

2 KEZ AĞIR MÜEBBET VE 5 YIL 3 AY HAPİS CEZASI VERİLDİErzurum 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Ahmet Yavuz, 12 Nisan 2016'da görülen karar duruşmasında nişanlısı Burcu ve kayınpederi Salih Şengel'i öldürmekten 2 kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Mahkeme heyeti, Ahmet Yavuz'un ayrıca Burcu'yu kaçırmaya teşebbüsten 2, annesi Songül Şengel'i yaralamaktan 2.5, komşuyu yaralamaktan 9 ay olmak üzere toplam 5 yıl 3 ay hapis cezası ile cezalandırıldı. Heyet, Ahmet Yavuz'a tahrik ve iyi hal indirimi de uygulamadı. Mahkeme heyeti, olayla ilgili olarak tutuksuz yargılanan Ahmet Yavuz'un kuzeni Ömer Yavuz'un ise beraatine karar verdi.

YARGITAY ONADIYargıtay 1'nci Ceza Dairesi'nde ele alınan dosyada, Ahmet Yavuz'a yerel mahkeme tarafından verilen ceza yerinde bulunarak onandı. Yargıtay, Ahmet Yavuz ve avukatının, sanığın, cezai ehliyeti bulunmadığına, suç vasfına, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma suçunun oluşmadığına, haksız tahrik ve iyi hal indimi uygulanması gerektiği yönündeki temyiz itirazlarını ise reddetti. 

'SEVİNÇTEN UÇUYORUM'Kararın onanması haberini alan Songül Şengel, oğulları Alim, Suat ve Cahit Şengel ile birlikte kızı ve eşinin mezarına koştu. Kızının ve eşinin isimlerinin yazdığı tabelayı öpen Songül Şengel, ilk kez sevinçle mezarlığa geldiğini söyledi. Bu kez sevinç gözyaşı döktüğünü, eşine ve kızına müjde vermeye geldiğini aktaran anne Songül Şengel, "Kararı duyar duymaz, kızımın, eşimin mezarına koştum. İçim içime sığmıyor. 'Kanınız yerde kalmadı' dedim. Çok mutluyum. Sevinçten uçuyorum. Ben yandım başka anneler yanmasın. Devletimizden, avukatlarımızdan, hakimlerden Allah razı olsun. Yanlarına ilk kez sevinçle geldim. Rahat rahat uyuyun, size bunu yapan içeriden çıkamayacak" dedi.

'ADALETE GÜVENDİK'Adalete olan inançlarını hiçbir zaman kaybetmediklerini anlatan Alim Şengel ise karardan memnun olduklarını belirtti. Alim Şengel, "Biraz olsun içimizi soğuttu, rahatlattı. Bu da bütün kadın cinayetlerine emsal teşkil etsin. Kimsenin çocuğu, kadını ölmesin. Analar ağlamasın, isteğimiz bu. Yapan suçlu cezasını buldu. Sonuna kadar adalete güvendik, adalette bizi yanıltmadı. Kanları yerde kalmadı, rahat rahat uyusunlar. Çok mutluyuz" diye konuştu.

'EMİNE BULUT CİNAYETİNE EMSAL OLACAK'Aile mezar ziyareti sonrası, davayı Erzurum Barosu Kadın Hakları Komisyonu adına takip eden Avukatlar Bilge Mutlu Bilge ve Ebru Arslan'ın yanına giderek, onlara teşekkür etti. Burcu'nun daha tomurcuk bir gülken hayatına kastedildiğini vurgulayan Avukat Bilge, şunları söyledi: "Erzurum 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi çok yerinde bir karar verdi. Çünkü iddianamede normal niteliksiz adam öldürmekten ceza istenmişti. Özellikle bu noktada 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi Başkanı Saim Köroğlu'na çok teşekkür ediyoruz. Çünkü ciddi bir hukuk mücadelesi verdi. Tarafları tarafsız bir gözle çok iyi dinledi, tüm delilleri araştırdı. Kamuoyuna güzel bir mesaj veren, aleme ibret deriz ya toplum vicdanını da teskin edici bir ceza verdi. Bu süreçte vahşi sanık ve taraftarları şunun mücadelesini verdiler: Akli dengesi yerinde değil, rapor alalım, dışarıya çıkaralım. Bizi ölümle tehdit ettiler. Cezaevinden mesajlar gönderiyorlardı. 'Öldüreceğiz, keseceğiz. Çıkalım siz gününüzü görürsünüz. Önce anneden başlayacağım, yarım kalan işim var tamamlayacağım.' Evin duvarlarına, tavandan, tabana kadar kan sıçramıştı. Kan kokusu çıkmıyor o evden. Aynı zamanda 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce verilen kararın Emine Bulut cinayetinde, diğer kadın cinayetlerinde verilen kararlara bir emsal olacağı kanaatindeyiz. Çünkü kesinleşmiş bir mahkeme kararı. Çok üzerinde durulması, incelenmesi gereken bir dosya. Diğer dosyalara ışık olmasını diliyoruz. Hukuk camiasının da bu dosyadan faydalanmasını canı gönülden arzu ediyorum." 

'HUKUKUN HENÜZ ÖLMEDİĞİNE İNANIYORUZ'Hak edilen cezanın çektirilmesi, onanması için ellerinden geleni yaptıklarını ifade eden Avukat Ebru Arslan da "Türkiye standartlarında görmüş olduğumuz kararlar gerçekten vicdanları sızlatıcı, hukuk adına yaralayıcı kararlardı. Bu kararların Türkiye'nin maküs talihi haline gelmiş kadına yönelik şiddetin bir nebze olsun önüne geçmesi, hem ailenin, hem tolumun hem savunma makamı olan biz avukatların nezdinde, işimizi inanarak yapmamız adına, hukukun henüz ölmediğini inanıyoruz. Songül Teyze'nin de yüreğine su serpmiş oldu. Kararın alınmasından, onanmasına, kamuoyuna duyurulmasına kadar emeği geçen yargı mensubundan, basın mensubuna kadar herkese çok teşekkür ediyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: ÖZEL-Hümeyra Pardeli'nin anonsu -Ailenin mezar başında dua etmeleri-Songül Şengel'in kızın ve eşinin isimlerinin yazılı olduğu tabelayı öpmesi-Alim,Suat, Cahit  ve anne Songül Şengel ile röp-Avukat Bilge Mutlu Bilge ve Ebru Arslan ile röp-Öldürülen Burcu Şengel ve nişanlısının dans görüntüleri-Öldürülen baba Salih Şengel'in görüntüsü-Katil Ahmet Yavuz'un adliyeye çıkarılma görüntüsüHaber: Hümeyra PARDELİ - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,===============================

Gassallık yaptıklarını duyanlar, ürküyor

Samsun'da her gün onlarca ölüyü yıkayıp, temizleyip, kefenleyen kadın gassallar, ismi bile korkutucu olan mesleklerini özveriyle yapıyor. 7 yıldır sürdürdüğü gassal mesleğini anlatan Tuğba Akar (33), "Başta zor geçti ama sonra alıştım. Çevredekiler mesleğimizi duyunca şaşırıp, ürküyorlar. Hatta, 'sen bize yaklaşma, sen Azrail misin?' diyorlar" dedi.

İlkadım ilçesinde, Kıranköy Mezarlığı'ndaki gasilhanesinde görevli kadın gassallar (ölü yıkayıcı), sıra dışı meslekleriyle dikkat çekiyor. Birçok kişinin yapmaya cesaret edemeyeceği ve her gün onlarca ölüyü yıkayıp, temizleyip, kefenleyen görevli 6 kadın gassal, hayatlarının büyük bölümünü 'gasilhane' denilen ölü yıkama kabininde geçiriyor. İsmi bile korkutucu olan mesleklerini özveriyle yapan kadın gassallar, korkarak başladıkları mesleklerinin zor ve etkileyici olduğunu ancak zamanla buna alıştıklarını söylüyor. 'DUYUNCA ŞAŞIRIP, ÜRKÜYORLARLAR'Cesaret edilmesi zor bir mesleği 7 yıldır icra eden kadın gassal Tuğba Akar, mesleğinin zorlukları anlattı. Akar, "Tamamen kendi isteğimle bu işe başladım. İlk başlarda çok etkilenmiştim hatta ilk bir hafta benim için zor geçti ama sonra alıştım. Ailem de bu mesleğe başladığımı duyunca çok sevindi ama çevremdeki bazı kişilerden değişik tepkiler aldım. Bu işi yaptığımızı duyunca çok şaşırıyorlar. Ürküyorlar hatta korkudan bir adım geri atıyorlar. 'Sen bize yaklaşma, sen Azrail misin?' diyorlar. Özellikle mesleğimizi duyanlar, 'bu işe nasıl başladın, nasıl yapıyorsun' diye sorular da soruyor. Bazı yakınlarımız da, 'kızım beni sen yıka' teklifinde bulunuyor" dedi.

'İŞİMİZİ YAPIYORUZ HEM DE DUA ALIYORUZ'Meslek hayatı boyunca en çok çocuk cenazelerini yıkamakta zorluk çektiğini söyleyen Akar, "Benim de 2 çocuğum var. Bu nedenle etkilenip, çok üzülüyorum bazen gasilhaneye girmek bile istemiyorum. Hem işimizi yapıyoruz hem de dua alıyoruz. Cenazeleri de titizlikle yıkıyoruz. Cenaze, taşın üzerine konuluyor, ardından kefeni kesiyoruz ve abdest veriyoruz. Kefenin içine de güzel koksun diye gül suyu döküyoruz. Daha sonra kafurun denilen bir bitki serpiyoruz. Kafurun dökmek, Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed'in zamanından kalma bir sünnettir. Son olarak da böcek gelmesin diye kefenin içine çörek otu koyuyoruzö diye konuştu.

Görüntü Dökümü: -----------------------Muhabir Zeynep Irmak Öcal'ın anonsuGassalların çalışmalarından detaylarGassal Tuğba Akar röportajıMezarlıklar Müdürlüğü'nden detaylarMezarlıklardan detaylarHaber-Kamera: Zeynep Irmak ÖCAL, Tayfur KARA/SAMSUN, ================================

Oruç tutamadığı için başlattığı projeyle 60 bin çocuğu giydirdi

İzmir'de yaşayan 29 yaşındaki Nuran Baştan, yaklaşık 3 yıl önce ramazan ayında oruç tutamadığı için çocuk giydirmeye karar verdi. Çevresindekileri de bu hayra ortak eden Baştan, kısa süre içinde girişimini 'Bir çocuk da sen giydir' projesine dönüştürdü. Şu anda 22 bin üyesi bulunan ve birçok iş insanı tarafından desteklenen proje kapsamında, Türkiye genelinde 60 bin çocuğa giysi yardımı yapıldı. Sokaklarda dolaşarak insanları bu projeye dahil ettiğini söyleyen Baştan, "Söze para istemiyorum' diyerek başlıyordum şimdi ise binlerce üyemiz var. Çocukların gülümsemesine sebep olduğum için vicdanen çok mutluyum ve içimdeki kelebeği durduramıyorum" dedi.

Nuran Baştan 2016 yılında ramazan ayında oruç tutamadığı için dezavantajlı çocuklara giysi yardımı yapmaya karar verdi. Çevresindekileri de bu yardıma dahil eden Baştan, cadde cadde dolaşıp insanlarla konuşarak destekçi topladı. Vatandaşları da giysi yardımına ikna etmek için 'Kesinlikle para istemiyorum' diyerek iletişim kuran Baştan, kısa süre içinde yüzlerce kişiye ulaştı. Daha sonra bu yardımını 'Bir çocuk da sen giydir' isimli projeye dönüştüren Baştan, kendi geliştirdiği proje ile Türkiye'nin dört bir yanındaki çocukların hayatına dokunmayı başardı. Şu anda 22 bin üyesi bulunan proje ile Türkiye genelinde Tunceli, Erzincan ve Adana hariç olmak üzere tüm illere giysi yardımı yapan Baştan, birçok iş insanı tarafından da desteklenmeye başladı. Yıllar önce başlattığı projesinin çığ gibi büyüdüğünü söyleyen Baştan, "Küçücük bir kıvılcımın bu kadar büyüyeceğini hayal etmemiştim. İnsanlar isteyince her şeyi başarabiliyormuş. O çocukların gülümsemesine sebep olmak çok güzel bir duygu. Vicdanen çok mutluyum ve içimdeki kelebeği durduramıyorum. Biz öğrencilere yardım ederken onları incitmek istemiyoruz. Yardımlarımızı yaparken gönderdiğimiz ürünlerin üzerine notlar ve mektuplar koyuyoruz. 'Siz çok başarılı olduğunuz için bu hediyeleri size gönderdik, eğer başarılı olmaya devam ederseniz tekrar göndereceğiz' diyoruz" dedi.

'İKNA EDEBİLDİKLERİMİ DAHİL ETTİM'Başlangıçta çevresindekilerin de bu yardıma severek dahil olduğunu söyleyen Baştan, "Okullardan listeler istedik. Daha sonra tek tek sokaklarda insanlarla konuşarak destekçi topladım.  Söze 'kesinlikle para istemiyorum' diyerek başlıyordum çünkü ancak o zaman dinliyorlardı. İkna edebildiğim insanlardan kıyafet yardımı topladım ve dezavantajlı bölgelerdeki okullara göndermeye başladık. Bu proje hiç ummadığım şekilde git gide büyüdü. Toplamda 60 bin öğrenciye ulaştık ve hedefimiz daha fazla çocuğa ulaşmak. Türkiye'de Tunceli, Erzincan ve Adana olmak üzere üç il dışında diğer tüm illere yardım gönderdik" diye konuştu.

KONSERE GİRİŞ BİLETİ; MONT VE BOT YARDIMIHediyeleri teslim ettikten sonra genellikle okullardan fotoğraf ve video aldıklarını söyleyen Baştan, "Toka, çorap, iç çamaşırı, ayakkabı olmak üzere üyelerimiz her türlü ihtiyacı temiz ediyor. Kışın ise bot ve mont gönderimi yapıyoruz. 19 Aralık Perşembe günü Konak'ta bulunan bir kafede saat 20.00'da çocuklar yararına bir konser düzenliyoruz. Bu konserde birçok sanatçı sahne alacak ve konsere giriş ücreti ise çocuklara bot ve mont yardımı yapmak. Gelen kişiler çocuklara bot ve mont getirecekler" şeklinde konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜNuran Baştan ile röportajKolilerin paketlenmesinden görüntüHaber: Hande NAYMAN - Kamera: Onur ATIŞ/ İZMİR,  ===============================

Hamsi Gürcistan'a yöneldi, tezgahlar istavritle doldu

Karadeniz'de deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin üstünde seyretmesi, hamsinin daha soğuk olan Gürcistan sahiline yönelmesine neden oluyor. Hamsinin azalmasının ardından, tezgahlarda istavrit bolluğu yaşanıyor.Karadenizli balıkçılar, av yasağının sona erdiği 1 Eylül'den beri ağlarını denize bırakmayı sürdürüyor. Bereketli bir sezon geçirmeyi bekleyen balıkçılar, deniz suyu sıcaklığı, kirlilik ve aşırı avcılık nedeniyle umduğunu bulamıyor. Bölgede deniz suyu sıcaklığının mevsim normallerinin üstünde seyretmesi, hamsinin daha soğuk olan Gürcistan sahiline yönelmesine neden oluyor. Son günlerde istedikleri düzeyde hamsi avlayamayan balıkçılar ise rotalarını Gürcistan'a çeviriyor. Burada Türk balıkçılar tarafından avlanıp getirilecek hamsinin Karadeniz'de ucuza satılması bekleniyor. Trabzon'da hamsinin azalmasının ardından ise tezgahlarda istavrit bolluğu yaşanıyor. Tezgahları süsleyen istavritin kilosu 10 liradan satışa sunuluyor.

'KARADENİZ'İN EFSANESİ GÜRCÜ'YE KAÇTI'Trabzon'da balıkçılık yapan Yakup Bektaşoğlu hamsinin kendilerini terk ettiğini söyleyerek, "Hamsiyi çok soran oluyor. Havalar soğumayınca Karadeniz'in efsanesi hamsi Gürcü'ye kaçtı. Hamsi bazı tezgahlarda yer alıyor ama onlarda şoklanmış hamsiler. Şu anki hamsiler ince. Ama ocak ayı itibarı ile Gürcü hamsisi tezgahlarda yerini bulacak. Hamsi almaya gelen vatandaşlar artık istavrit alıyorlar ya da diğer balıklara yöneliyorlarö dedi.

'İSTAVRİT BOLLUĞU VAR'Balıkçı Cem Yazıcı ise hamsinin nadir olduğu tezgahlarda istavrit bolluğunun olduğunu belirterek, "Hamsi Gürcistan'da. 20 gün sonra ancak bize gelir. Deniz suyu burada bekledik ama bir türlü ısınmadı. Şu an tezgahlarda istavrit bolluğu var. Tirsi var, mezgit var. Geçen hafta hamsiyi biz 3 kilo 10 liradan bile sattık. Vatandaş bekliyordu kulağına kar suyu kaçsın hamsinin tuzlayalım falan diye. Ama şimdi onlarda pişman oldu. Şu anda Gürcistan'dan gelen hamsiler 10 liradan aşağıya düşmez, iri hamsi olduğu için. Zaten vatandaşlarda ince hamsiye bakmıyorlarö diye konuştu.

'HAMSİ ARADIK AMA BULAMADIK'Hamsi almaya gelip tezgahlarda bulamayan kent sakini Zehra Bülbül de, "Hamsi aradık tezgahlarda ama bulamadık. Biz de başka balıklara yöneldik. Bütün balıklar güzel. Şimdi biz istavrit ve levrek aldıkö dedi. Duygu Ergül ise "Hamsi alalım dedik ama tezgahlarda hamsi yok. Genelde istavrit var. Hamsi yemek nasibimizde yok muş. Levrek yemeye karar verdikö diyerek ilerleyen günlerde hamsinin denizlerde bollaşmasını temenni etti.Bu arada Trabzon Balık Hali'nde tezgahlarda kilo başına balık fiyatları ise şöyle: Mezgit 15 lira, olta mezgitti 30 lira, zargana 35 lira, çipura ve levrek 35 lira, tirsi 20 lira, hamsi 10 lira, istavrit 10 lira, somon 30 lira.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Drone Balık avı yapılırken tekneden detaylar  -Ağlar denize bırakılırken detaylar -Ağlar toplanırken detaylar -Balıkçı barınaklarından renkli görüntüler-Tezgahlarda balık detayları-Tezgahlarda istavrit detayları-Muhabir (Aleyna KESKİN) Anons-Balıkçılarla röportajlar-Vatandaşlarla Röportajlar-Haber genel ve detay görüntüleri

HABER KAMERA:  Selçuk BAŞAR-Aleyna KESKİN/TRABZON-DHA


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Çok Okunan Haberler

title