DHA YURT BÜLTENİ-2
Haberler » Güncel » DHA YURT BÜLTENİ-2 - Haber

DHA YURT BÜLTENİ-2

Kadın cinayeti sanığına müebbete mahkeme başkanından karşı oy Kars'ın Sarıkamış ilçesinde, 8 aylık hamile eşi Sezen Alkan'ı (23) bıçaklayarak öldüren Barış Alkan (33) yargılandığı 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı.

DHA YURT BÜLTENİ-2

Kadın cinayeti sanığına müebbete mahkeme başkanından karşı oy

 

Kars'ın ilçesinde, 8 aylık hamile eşi Sezen Alkan'ı (23) bıçaklayarak öldüren Barış Alkan (33) yargılandığı 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nce ağırlaştırılmış ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. İki kadın üye hakimin oy çokluğuyla verilen kararda, erkek olan mahkeme başkanı, Barış Alkan'a haksız tahrik indirimi uygulanması gerektiğini bildirdi. Başkan, sanığın anne ve babasının anlatımına göre Sezen Alkan'ın eşine sürekli sinkaflı sözler sarf etmesi ve sanığın maktulün kendisini aldattığına yönelik kendi iç dünyasındaki kurgusunun bu sinkaflı sözlerin tesiriyle birleşmesi neticesinde sanığın maktule yönelik eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından haksız tahrik uygulanması yönünde görüş belirtti.Olay, 30 Mayıs 2018 günü Sarıkamış ilçesi Şehitler Mahallesi'nde meydana geldi. İnşaat işçisi Barış Alkan, 3'üncü çocuğuna 8 aylık hamile olan eşi Sezen Alkan'ı, baş, boyun ve sırt bölgesinden defalarca bıçakladı. Barış Alkan, gelinini kurtarmak için kendisine engel olmak isteyen annesi Hediye Alkan'ı da yaraladı. İhbar üzerine gelen sağlık ekipleri, Sezen Alkan'ın yaşamını yitirdiğini belirledi. Ambulansla Sarıkamış Devlet Hastanesi'ne kaldırılan Sezen Alkan'ın bebeğini yaşatabilmek için doktorlar büyük çaba sarf etti. 33 haftalık erkek bebek, sezaryenle alınarak, Erzurum Atatürk Üniversitesi Tıp Fakültesi Yakutiye Araştırma Hastanesi'ne sevk edildi. Sezen Alkan, ailesinin yaşadığı Sarıkamış ilçesine bağlı Armutlu köyünde toprağa verilirken, yeni doğan yoğun bakım ünitesindeki tedaviye alınan bebek, yaşam savaşını kazandı. Anne karnında uzun süre nefessiz kalan ve yaşamasına mucize gözüyle bakılan bebeğe, tedavisi sonrası yerleştirildiği Sevgi Evleri'nde Mehmet Asaf ismi verildi.AĞAÇ KOVUĞUNDA YAKALANDIOlaydan sonra kaçan Barış Alkan ise ilçeye 8 kilometre mesafedeki Kızılçubuk mevkisindeki ormanlık alanda bir ağaç kovuğunda saklanırken yakalandı. Tutuklanarak cezaevine konulan Alkan hakkında Kars 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'gebe olduğu bilinen eşe karşı kasten öldürme' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası istemiyle dava açıldı. Annesine yönelik eyleminden dolayı da 1,5 yıldan 4,5 yıla kadar hapis cezası verilmesi talep edildi.AKIL SAĞLIĞI YERİNDE ÇIKTI, AĞIRLAŞTIRILMIŞ MÜEBBET VERİLDİKars 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanan Barış Alkan, akıl sağlığının araştırılması için Elazığ Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Hastanesi'ne sevk edildi. Gözetim altında tutulan Alkan için cezai ehliyetinin tam olduğu yönünde rapor verildi. Rapor sonrası, 21 Kasım'da görülen karar duruşmasında, Barış Alkan annesini yaralama suçundan beraat etti. Barış Alkan'ı evlerinde cinayet sonrası misafir eden Mehmet Özdemir ve Merithan Özdemir'e de 'suçluyu kayırmak'tan beraat kararı verildi. Eşini öldüren Alkan, 'nitelikli kasten öldürme' suçundan ise iki kadın üye hakimin oy çokluğu ile ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırıldı. Alkan'a iyi hal indirimi de uygulanmadı. Ancak mahkeme başkanı meslektaşlarının bu görüşünü yerinde bulmadı. Mahkeme başkanı karşı oy görüşünü şu şekilde açıkladı: HAKSIZ TAHRİK UYGULANMALI"Sanık ile maktul eşinin uzun zamandır aile içi yaşanan tartışmalar nedeniyle geçimsiz oldukları tüm dosya kapsamı ile sabittir. Sanığın aşamalarda, sanığın annesi Hediye Alkan ile babası Osman Alkan'ın ise dinlendikleri 9 Ekim 2019 tarihli duruşmada beyan ettikleri üzere maktul Sezen'in sanığa sürekli sinkaflı sözler sarf etmesi ve sanığın maktulün kendisini aldattığına yönelik kendi iç dünyasındaki kurgusunun bu sinkaflı sözlerin tesiriyle birleşmesi neticesinde sanığın maktule yönelik eylemini gerçekleştirdiği anlaşıldığından ve şüpheden sanık yararlanır evrensel hukuk ilkesi gereği bu durumunda aksi dosya kapsamında sabit olmadığından sanık hakkında asgari hadden TCK'nın 29'uncu maddesinin (haksız tahrik) uygulanması gerektiğinden 'sanığın cezasında başkaca artırım ve indirim yapılmasına yer olmadığına' dair sayın çoğunluğun kararına iştirak etmiyorum."ALDATTIĞINA DAİR SOMUT DELİL YOKHazırlanan gerekçeli kararda, neden tahrik indirimi uygulanmadığı detaylı şekilde anlatıldı. Sanığın müdafi huzurunda savcılıkta verdiği ifadesinde, eşi olan Sezen'in kendisini aldattığını düşündüğünü, bu konuda şüpheleri olduğunu, olay tarihinde İstanbul'dan Sarıkamış'a geldiğine yer verildi. Eşine saldırdığı sırada eve girdiğinde annesi ve gelinlerinin kendisine "Bırak, günahtır, yazıktır" şeklinde sözler söylediklerine vurgu yapılan kararda, "Sanığın ifadesinde eşinin sırtına doğru elindeki bıçağı bir defa soktuğunu ve çıkardığını, sonrasında eşinin 'anne ben doğum yapıyorum' diye bağırdığını, bunun üzerine annesinin bayıldığını, kendisinin bu ortam sebebiyle iyice kendisini kaybederek eşini boynundan ve diğer hatırlamadığı yerlerinden defalarca bıçakladığını, bu şekilde üzerine atılı kasten öldürme suçunu ikrar ettiği, ayrıca sanığın sadece eşinin kendisini aldattığını düşündüğünü söylediği, bu durumu ispatlayamadığı ve bu konuda somut bir delilin de olmadığı anlaşılmıştır" denildi.TANIKLAR BEYAN DEĞİŞTİRDİTanıkların hem soruşturma, hem de kovuşturma aşamasında maktül Sezen'in sanık Barış'ı aldattığı yönünde bir beyanda bulunmadıkları ve buna ilişkin taraflar arasında bir konuşma geçtiğini söylemediklerine işaret edilen kararda, şöyle denildi: "Sanık Barış'ın kovuşturma aşamasında mahkememizdeki savunmalarında eşinin kendisini aldattığına yönelik hiçbir beyanda bulunmadığı görülmüş, ayrıca savcılık ifadesi ile Sulh Ceza Hakimliği'ndeki sorgusunda hiç bahsetmediği halde bu defa mahkememizdeki savunmasında eşinin olay sırasında kendisine hakaret ettiğini söyleyerek çelişkili savunma yaptığı anlaşılmıştır. Mahkememizce 3'üncü celsede tanıklar Pınar Alkan ve Aygüzel Alkan alınan beyanlarında ve hazırlık aşamasındaki beyanlarında, maktulün sanığa hakaret ettiği yönünde hiçbir şey söylememişlerdir. Olayda elinden yaralanan sanığın annesi Hediye hazırlık aşamasındaki beyanında, maktul Sezen'in sanık Barış'a olay anında ya da öncesinde hakaret ettiğine ilişkin bir beyanda bulunmadığı, Sarıkamış Asliye Ceza Mahkemesi'nce talimatla alınan beyanında tarafların olay günü tartıştıklarını söylediği, bu beyanının hazırlık beyanı ile çeliştiği, ancak bu beyanında da maktulün sanığa hakaret ettiğine ilişkin herhangi bir şey söylemediği anlaşılmıştır. Tanık Osman sanığın babası olup, o da benzer şekilde mahkememiz huzurundaki beyanında gelininin oğluna sürekli küfür ettiğini söylemesine rağmen hazırlıktaki ifadesinde bu yönde bir beyanda bulunmamıştır. Tanık beyanları, sanığın sulh ceza hakimliğindeki savunması ve savcılık ifadesi nazara alındığında önceki beyanlarıyla çelişir şekilde sanığın, tanık Osman'ın ve mağdur Hediye'nin, maktulün olay günü sanığa hakaret ettiğine yönelik mahkememizdeki beyanlarının sanığın haksız tahrik indiriminden yararlanma amacına yönelik olduğu, mağdur Hediye'nin sanığın annesi ve tanık Osman'ın sanığın babası olması nedeniyle tarafsız davranamayacakları, yanlı beyanda bulundukları ve bu beyanlarının gerçeği yansıtmadığı kanaatine varılmış, bu sebeple bu iddiaya ilişkin beyanlarına itibar edilmeyerek sanık hakkında haksız tahrik indirimi yapılmamıştır."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:  -Sezen Alkan'ın cenazesinin çıkarılışı-Yakınları ile röp.-Cenazenin götürülüşü-Sezen ve Barış Alkan'ın fotoğrafı-Doğan bebeğin görüntüsü 

Haber: Hümeyra PARDELİ/ ERZURUM,

=======================================

Doğaya 1001 ekmek bıraktı Erzurum'u doğal afetlerden korumak için 487 yıl önce Pir Ali Baba tarafından başlatılan 'Binbir Hatim' geleneği devam ediyor. Pir Ali Baba'nın türbesinin bulunduğu dağa 1001 ekmek bırakan esnaf Muhittin Olçun, "Binbir Hatim geleneği kapsamında her yıl olduğu gibi bu yıl da doğaya yaban hayvanlar için 1001 ekmek bıraktık. Yaban hayata sahip çıkmazsak doğada yiyecek bulamayan yırtıcılar yerleşim alanlarına iner" dedi.

Erzurum merkez ve ilçelerindeki camilerde, geçen 13 Aralık Cuma günü başlayan 'Binbir Hatmin' devam ediyor. 487 yıldır süren bu geleneğin merkez Palandöken ilçesine bağlı Dutçu Köyünde oturan Pir Ali Baba'nın, "Eğer her yıl Binbir hatim okursanız Allah bu memleketi özellikle zelzeleden (doğal efetlerden) korur" sözü ile başladığını ifade eden 47 yaşındaki Muhittin Olçun, kendisinin de türbe etrafına yaban hayat için ekmek bırakmayı bir gelenek haline getirdiğini söyledi. Esnaflığın yanı sıra din adamlığı ve televizyon programcılığı da yapan Olçun, "Her yıl kış mevsiminde okunan Binbir hatim zamanı Pir Ali Baba'nın türbesinin bulunduğu dağa 1001 ekmek getirip bırakıyorum. Burası Binbir hatimlerinin başladığı yerdir. Doğal afetlerin çok olması üzerine Pir Ali Baba'ın başlattığı hatimler günümüze kadar gelmiştir. Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Sekmen'in yardımları ile bu yıl da türbe civarına 1001 ekmek bıraktık. Yoğun kar yağışı ve soğuklarının yaşandığı bu günlerde doğaya bıraktığımız 1001 ekmekle yaban hayvanlar uzun bir süre aç kalmayacak. Bu bizim insani görevimiz. İnsanların aç kalmaması gerektiği gibi yaban hayvanlarının da aç kalmaması gerekiyor. Hayatta olduğum sürece Binbir hatim ayında buraya 1001 ekmek bırakmaya devam edeceğim."

Poşetlere doldurdukları ekmekleri Erzurum Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdür Yardımcısı (ESKİ) Elimdar Aydemir ve arkadaşlarının yardımı ile karla kaplı Pir Ali Baba'nın türbesine bulunduğu dağın eteklerine bırakan Muhittin Olçun daha sonra aynı yerde Kuran-ı Ker'im okuyup, devlet büyükleri, Türk halkı ve yardıma muhtaçlar için dua etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Ekmekleri fırından alınarak poşetlere konulması-Fırına ekmeklerin ücretini vermesi-Araçları ile ekmekleri getirmeleri -Ekmekleri araçtan indirmeleri ve doğaya bırakmalarından detay -Ekmeklerin doğaya bırakılması -Muhittin Olçun'un dua etmesi-Muhittin Olçun ile röp

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

===========================

Mehmet Ali'yi ameliyat edecek doktorlar aranıyor İzmir'in Çiğli ilçesinde, 6 aylıkken evlerinde çıkan yangında başının bir bölümü yanan, olay sonrasında konuşma yeteneğini kaybedip, yürüme güçlüğü çeken Mehmet Ali Durak'ın (28) ihtiyacı olan beyin ve estetik ameliyatlarını yapacak doktor bulunamadı. Sağlık Bakanlığı'nın desteğiyle Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde tetkikleri yapılan Mehmet Ali'nin ailesine, "Estetik ameliyat konusunda yapılabileceklerin en iyisini yaptık. Beyin ameliyatı ise çok riskli, ölümle sonuçlanması muhtemel" cevabı verildi. Aile, şimdi ameliyatı yapabilecek doktorları arıyor.Ödemiş'te süt almak için markete giden Emine Durak'ın evinde, 28 yıl önce bilinmeyen nedenle yangın çıktı. Yangın sırasında evde olan 6 aylık Mehmet Ali Durak, alevler arasında kaldı. Emine Durak alevleri görüp evine koşarak bebeğini kurtardı. Başında ve vücudunda yanıklar oluşan Mehmet Ali Durak, 47 günlük yoğun bakım sürecinin ardından, Ege Üniversitesi Hastanesi'nde yaklaşık bir sene tedavi gördü. Tedavisinin ardından taburcu edilen Mehmet Ali'ye farklı zamanlarda Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde estetik ameliyatlar yapıldı, ancak istenilen başarı elde edilemedi.Anne Emine Durak, daha önce DHA'ya açıklamalarda bulunmuş ve "Bana bir şey olursa Mehmet Ali'yi evlerine alan olmaz. Çünkü çocuklar ondan korkuyor. Onun tedavi edilmesini istiyorum. Kendi kendine bakabilsin istiyorum, böylece gözüm arkada gitmem. Belki bir nasibi çıkar, evlendiririz" demişti.'MEHMET ALİ'Yİ AMELİYAT EDECEK DOKTOR ARIYORUZ'Yapılan haberden sonra Sağlık Bakanlığı'nın desteğiyle Mehmet Ali'ye Dokuz Eylül Üniversitesi Hastanesi'nde tetkikler yapıldı. Hastanenin ameliyatı riskli bulduğunu belirten Mehmet Ali'nin ablası Sultan Durak, "Aslında biz bir heyetin Mehmet Ali'yi inceleyeceğini düşünmüştük. Ancak birkaç cerrah kardeşimin durumuna baktı ve estetik ameliyat konusunda yapılabilecek ameliyatı daha önce yaptıklarını söyledi. Beyin ameliyatı konusunda da, 'Bu ameliyat oldukça riskli bir ameliyat, ölümle sonuçlanması çok muhtemel. Siz çocuğunuzun ölmesini mi istiyorsunuz?' dediler. Biz de, 'Tabi ki ölmesini istemiyoruz. Ama bu çocuk bu şekilde yaşamaya mahkum olmak istemiyor' dedik. Şimdi biz Mehmet Ali'yi ameliyat edebilecek doktorları arıyoruz. 'Ben bu ameliyatları yaparım' diyebilecek bir doktor çıkmasını bekliyoruz. Sağlık Bakanlığı'ndan da bu süreci hızlandırmasını talep ediyoruz" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Abla Sultan Durak ile röportajMehmet Ali Durak'tan detay görüntülerAnne Emine Durak ile röportaj

Haber: Davut CAN - Kamera: Melis KARAKUZULU/ İZMİR,

=======================================

Eski hükümet konağı arazisine, emniyet binası talebine tepki

Muğla'nın ilçesinde, olası depremde yıkılma riski bulunduğu gerekçesiyle boşaltılıp yıkılan eski hükümet konağının arazisine, emniyet hizmet binası yapılmak istenmesi, bölgenin yeşil alan olmasını isteyenlerce tepkiyle karşılandı.Datça'da hükümet binası, olası bir depremde yıkılma riski bulunduğu gerekçesiyle 2017 yılında Muğla Valiliği'nin kararı doğrultusunda yıkıldı. Kısa süre önce Emniyet Genel Müdürlüğü, Datça Belediyesi'ne başvuruda bulunarak, 5 bin 300 metrekarelik arazide prefabrik bir bina için ruhsat talebinde bulundu. Bu durumu öğrenen kentteki sivil toplum örgütleri ve meslek odaları temsilcileri ise Datça Kent Konseyi'nin çağrısı üzerine, Datça Belediyesi'nde soluğu aldı. Datça Belediye Başkanı CHP'li Gürsel Uçar, halkı belediye meclis salonunda kabul ederek, istek ve şikayetlerini dinledi, gelişmeler hakkında bilgi verdi. Datça ilçe merkezinde, 5 bin 300 metrekarelik bir alanda bulunan eski hükümet konağı binası, Pamukkale Üniversitesi İnşaat Mühendisliği Bölümü tarafından 2004 yılında yapılan inceleme sonucu; olası bir depremde yıkılma riskinin bulunduğuna ilişkin verdiği rapor üzerine binanın iki yıl önce yıkıldığını hatırlatan Uçar, "Datça Belediyesi olarak buranın meydan ve yeşil alan olarak kalması gerektiğine inanıyoruz" dedi. Belediye Meclisi'nde CHP, AK Parti ve MHP'li üyelerin oybirliği ile bu yönde bir karar alındığına dikkat çeken Uçar, "Buranın meydan olarak düzenlenmesi ve yeşil alan olarak kalması yönünde Datça Belediye Meclisinden bir karar çıktı. Bu karar, henüz yürürlüğe girmemiş olabilir. Ama kentlinin, tamamının ortak düşüncesi bu yöndedir" dedi.'PREFABRİK BİNA İÇİN RUHSAT TALEBİ OLDU'Eski hükümet konağı alanının, Emniyet Müdürlüğü'ne tahsisinin yapıldığını ifade eden Uçar, "Datça İlçe Emniyet Müdürlüğü iki yıldır, eski bir otel binasına hizmet veriyor. 19 bin lira ile başlayan kiralama bedeli, bugün 24 bin TL'ye yükseldiğini öğrendim. Emniyet Genel Müdürlüğü bu kira ödemelerinde zorlanacağı düşüncesiyle, bir hizmet binası yapmak üzere bu alanın, Emniyet Müdürlüğü'ne tahsis edilmesini sağladı. Gelinen noktada, prefabrik bir bina yapmak isteği ile belediyemize başvuruda bulunuldu. Buraya, 500 metrekarelik oturum alanında tek kat prefabrik bir bina yapmak istiyorlar. Emniyet Müdürlüğü'nün prefabrik bina talebine, zaten ruhsat verme şansımız yok. Bu nedenle projelerin geri iade edilmesine karar verdik" diye konuştu.JANDARMANIN ALANINI ÖNERDİEmniyet binasına karşı olmadıklarını vurgulayan Uçar, ilçe merkezi girişinde jandarmaya ait 1800 metrekarelik bir alanın bulunduğunu belirtip, "Jandarma, 1800 metrekarelik bu alanın, 700 metrekaresinde kapalı alanda hizmet veriyor. Dolayısıyla 1100 metrekarelik bir alanda daha kullanılabilir durumda. Sonuçta, jandarma ve emniyet, İçişleri Bakanlığı'nın bünyesindedir. Bana göre kendi içinde bu sorun çözümlenebilir. Emniyet ve jandarma bir arada toplanabilir. Eski hükümet konağının yerine emniyet müdürlüğü yapmak sorunu çözüme kavuşturmuyor. Diğer kamu kurumları da yer bekliyor. Niyet okumak istemiyorum ama bana göre buradaki düşünce, emniyetin prefabrik bina ile önce kendilerini kurtarıp, sonra da sırasıyla kaymakamlığı o alana yapmak istemesi gibi geliyor. Bu varsayımla ortaya çıkmak çok doğru değil biliyorum ama kusura bakmayın, Perşembenin geleceğini de Çarşambadan bilmek gerekiyor" dedi.'TALEP KABUL EDİLEMEZ'Datça Kent Konseyi Yürütme Kurulu adına konuşan avukat Güngör Erçil ise talebin kabul edilemez olduğuna işaret ederek, "Eski hükümet konağının yerine emniyet binası yapmak istemek, ne halkın ne halkın temsilcilerinin ne de belediyenin kararlarını tanımıyorum demektir. Ülkede demokrasi varsa, belediyenin ve halkın düşüncelerinin dikkate alınması gerekir. Hiçbir irade, hiçbir güç, halkın iradesinden üstün değildir, olamaz" dedi.Datça Kent Konseyi Kültür Sanat Bilim Grubu Üyesi yazar Kemal Sümer ise "Datça Belediye Meclisi'nde, tüm üyeler tarafından oybirliği ile bu alanın, bütünüyle halka ait yeşil alan ve sosyal paylaşım alanı yapılması yönünde karar alınmıştır. Bu doğrultuda halkın ortak iradesinin dikkate alınması gerekir" dedi. Datça Kent Konseyi Kadın Meclisi Başkanı Avukat Gülhan Keleş (45), "Buranın meydan olarak kalması, Datçalılar'ın için en doğrusu olacaktır. Burada bir yapı olursa, Datça'da nefes alacak bir yer kalmayacak" diye konuştu.Datça'da 6 yıldır yaşayan Şule Akıncıbay (68), Datça'nın güzelliklerinin korunması gerektiğine dikkat çekti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Araziden görüntüBelediye Başkanı Gürsel Uçar röp.Kemal Sümer röp.Gülhan Keleş röp.Şule Akıncıbay röp.Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Mehmet ÇİL/ DATÇA (Muğla),

========================================

'Paramı getirsinler, balıklar benden olsun' Manisa'nın Şehzadeler ilçesindeki bir çiçek üretim tesisine giren hırsızlar, kayıtta olduğunu fark etikleri, iki güvenlik kamerasını söktü, ardından dükkanda bulunan 890 lira parayı çalarak işletme sahibi Zülfi Güngör'ün (67) akşamdan kalan sazan balıklarını ısıtarak yedi. İşletme sahibi Güngör, "Paralarımı getirsinler. Balıklar benden olsun" dedi.Olay, pazartesi günü saat 02.30 sıralarında, Nurlupınar Mahallesi Turgutlu Caddesi üzerinde bulunan çiçek üretim tesisinde meydana geldi. Manisa Celal Bayar Üniversitesi'nde iş makinesi operatörü evli ve 6 çocuk babası Zülfi Güngör, 2007 yılında emekli oldu. 2016 yılında çiçek üretim tesisi açan Güngör'ün işletmesinden, bugüne kadar 5 kez hırsızlık gerçekleşti. Çalınan paraların miktarının küçük olduğu için, Güngör hiçbirinde karakola giderek şikayetçi olmadı. Pazartesi günü dükkan kirası olan 850 lirayı kasasına koyan Güngör, sabah geldiğinde parasının çalındığını gördü. Ayrıca kasadaki 40 lira bozuk paranın da çalındığını fark etti.GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLEDİGüngör'ün ihbarıyla olay yerine gelen polis ekipleri, inceleme yaparak, hırsızlar tarafından dağıtılmış işletmede parmak izi ve delil aradı. İşyerinin güvenlik kamerasınca kaydedilen görüntülerde ise 2 kişinin çit telleri keserek ellerinde demir kesme makasıyla bahçeye girmesi, ardından kilitli olmayan kapıdan dükkana girerek çekmecedeki parayı alması ve güvenlik kamerasını yerinden sökmeleri görüldü. Polis, hırsızlığı kimin yaptığının belirlenmesi ve yakalanması için çalışma başlattı.'BALIKLAR BENDEN OLSUN'Çalınan paraların işletmeye ait aylık kira bedeli olduğunu ifade eden Güngör, "Dükkanı açtığım 3 yıldan bu yana ufak tefek hırsızlıklar oldu. Fakat polise hiç bildirmemiştim. Çünkü çalınan paralar hep ufak paralardır. 20-30 lira gibi paralar. Bunu çocukların yaptığını düşünüyordum. O nedenle polise başvurmamıştım. Ama bu kez durum farklı. İşletmemin bahçesinde bulunan telleri kesmişler. Dükkanıma girerek çekmecede bulunan toplam 890 lira parayı çalmışlar. İki kameramı söküp almışlar. Kameraya ait telleri koparmışlar. O günün akşamında dükkanımda ertesi gün yemek için sazan balığı pişirip, ocağın üzerinde bırakmıştım. Hırsızlar kameraları kayıttan çıkardıktan sonra onları da afiyetle yemişler. Paramı getirsinler, balıklar benden olsun. Helali hoş olsun balıklar" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: Hırsızlık anının güvenlik kamera görüntüsüÇiçek üretim tesisinden görüntüKesilen çit tellerin olduğu bölgeden görüntüİşletme sahibi Zülfi Güngör röportajGenel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

========================================

4 yaş altı çocuk ölümünün yüzde 5'i aspirasyona bağlı ölümler Çukurova Üniversitesi Tıp Fakültesi Balcalı Hastanesi'nde görevli Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Dinçer Yıldızdaş, Türkiye'de son günlerde şırınga çikolatanın ölüme neden olmasıyla birlikte gündeme gelen 'yabancı madde aspirasyonu' sonucu ölümlere dikkat çekti. Yıldızdaş, "4 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5'i aspirasyona bağlı ölümler" dedi.

Türkiye'de 4 yaş altı çocuk ölümlerinin yüzde 5'inin aspirasyon (emme) sonucu ölümler olduğunu hatırlatan Çocuk Yoğun Bakım Uzmanı Prof. Dr. Dinçer Yıldızdaş, ilk yardım eğitiminin önemine değindi. Ülke gündemine gelen yabancı madde aspirasyonuna bağlı ölümlere karşı alınabilecek önlemlere dikkat çeken Prof. Dr. Dinçer Yıldızdaş, özellikle ebeveynlerin çocuklarının böyle bir durumla karşılaşması halinde yapacakları ilk yardım müdahalesinin hayati önem taşıdığını belirtti. Çocukların özellikle çerez,  bozuk para, şeker gibi yiyecekleri hava yoluna kaçırdığını anlatan Yıldızdaş, "Nefes borusuna madde kaçan ve nefesi kesilen çocuk eğer öksürebiliyorsa ve solunum çabası varsa ilk yardım sakince yapılmalı. Ancak çocuğun nefesi tamamen kesilmiş, morarmaya başlamış ise yabancı cisim çıkarma uygulamaları yapılması gerekiyor. Yapacağımız bu ilk yardım müdahalesi çocuğun hayatını kurtarabilir" dedi.

ANNE VE BABALAR DİKKAT ETMELİKüçük yaşta çocuğu olan anne ve babalara uyarılarda bulunan Prof. Dr. Dinçer Yıldızdaş, özellikle küçük boyutta olan cisimlerin çocuklardan uzak tutulması gerektiğini söyledi. Bir kişiye ilk yardım müdahalesi yapmak için sağlık personeli olmak gerekmediğinin altını çizen Yıldızdaş, "Dünya'nın her yerinde okullarda, alışveriş merkezlerinde acil durumlarda müdahale edebilecek sağlık ve sağlık dışı personeller olabiliyor. Ülkemizde de ilk yardım bilen insan sayısı arttıkça bu tip ölümlerin sayısı en aza inecektir" diye konuştu.

OKULLARDA İLK YARDIM EĞİTİMİ VERİLMELİTürkiye'deki birçok sağlık kuruluşunda ilk yardım eğitimi verildiğini söyleyen Yıldızdaş, özellikle anne ve babaların yakındaki bir sağlık kuruluşuna giderek bu eğitim kurslarına katılabileceklerini belirtti.  Bulunduğu hastanede ilk yardım eğitim kursunda ders verdiğini belirten Dinçer, şöyle konuştu: "Özellikle okullarda da ilk yardım eğitimi verilmeli. Hatta bu gibi kazaları en aza indirmek için yapılacak olan uygulamalı dersler konuyla ilgili ses getiren bir farkındalık oluşturabilir. Biz de burada eğitim veriyoruz. Doktor, hemşire ve diğer sağlık personeli arkadaşlarımız da aynı eğitimi alıyor."

Görüntü Dökümü---------------------------Prof. Dr. Dinçer Yıldızdaş ile röp.Yıldızdaş'ın yabancı madde aspirasyonunda ilk yardım uygulamasını uygulamalı olarak göstermesiUygulamadan detaylarSağlık görevlilerine eğitim vermelerinden görüntülerÇocukların yutabileceği küçük ürünlerYıldızdaş'ın bu ürünleri göstererek konuşması

Haber-Kamera: Can ÇELİK/ADANA,

================================

Azmin zaferi; Yüzde 98 bedensel engelli Okan, inşaat mühendisi olup işe başladı

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde, yüzde 98 bedensel engelli inşaat mühendisi Okan Cihan (26), Büyükşehir Belediyesi'nde çalışmaya başladı. Dizleri üzerinde yürüyebilen, ağzı ile kalem ve evrakları tutan Cihan, "Bize inanıldığı zaman, bize fırsat verildiği zaman neler yapabileceğimiz artık biliniyor.  Yeter ki bize inanılsın. İnşaat mühendisiyim, şuanda çalışıyorum. Benim gibi diğer engelli arkadaşlarımıza şans verilirse onlarda en iyi verirler ve bir çok şeyi başarırlar. Yeter ki şans verilsin. Biz her şeyin en iyisini yaparız" dedi.

Çorlu'da fabrika işçisi baba ile ev hanımı annenin 2 çocuğundan biri olan ve eklem kısıklığı nedeniyle yüzde 98 bedensel engelli olarak dünyaya gelen Okan Cihan, yaşama azmiyle örnek oluyor. El ve ayaklarını kullanamayan Cihan, çocukluğu döneminde dizleri üzerinde yürümeyi öğrendi. Kalemi ağzı ile tutan, kitaplarının sayfalarını diliyle çeviren, bilgisayarı ise dudaklarıyla kullanan Cihan, geçen yıl Tekirdağ Namık Kemal Üniversitesi Çorlu Mühendislik Fakültesi İnşaat Mühendisliği Bölümü'nden başarıyla mezun oldu. 

'BİZE GÜVENİN'Tekirdağ Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı Tekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Çorlu şubesinde 2 ay önce çalışmaya başlayan Cihan, her sabah evden çıktıktan sonra otobüs durağına kadar ayaklarının yardımıyla kullandığı tekerlekli sandalyesiylegidiyor. Cihan'a duraktan otobüse binmesi sırasında  zaman zaman güçlük yaşarken annesi Nahide Cihan da kendisine yardımcı oluyor. Kurumun personel servisinde çalışan Cihan, engellilere fırsat verildiğinde başaramayacakları hiç bir işin olmadığını belirterek, "İnsanlar bize engelliler gününde hassas yaklaşıyor, bu bizi çok sevindiriyor. Fakat, her gün bize böyle yaklaşmaları gerekiyor. Bize inanıldığı zaman, bize fırsat verildiği zaman neler yapabileceğimiz artık biliniyor.  Yeter ki bize inanılsın. İnşaat mühendisiyim, şuanda çalışıyorum. Benim gibi diğer engelli arkadaşlarımıza şans verilirse onlarda en iyi verirler ve bir çok şeyi başarırlar. Yeter ki şans verilin. Biz her şeyin en iyisini yaparız. Bize güvenin" dedi.

'OTOBÜSLERE BİNMEDE SIKINTI YAŞIYORUZ'Engellilerin, yaşamları boyunca birçok sorunla karşı karşıya kaldığını ifade eden Cihan, "Bir çok yapıda, o yapılara ulaşma konusunda sıkıntımız var. Ulaşım, engelli evinden çıkıyor iş yerine gitme konusunda sıkıntı yaşıyor. Belediye otobüslerine binmek istiyoruz. Bir çoğunda engelli rampası var fakat nüfusun yoğun olması nedeniyle otobüsler çok kalabalık oluyor. Bunun içinde otobüslere binmede sıkıntı yaşıyoruz. Buna bende dahil. Ulaşım konusu bence en büyük sıkıntı engelliler için" diye konuştu.

İŞ ARKADAŞLARI TAKDİR EDİYORTekirdağ Su ve Kanalizasyon İdaresi Genel Müdürlüğü Çorlu Şubesi Müdürü Atilla Saraç  ise Okan Cihan'ın aralarına katılmasıyla kendilerine ve tüm personele örnek olduğunu söyledi. Saraç, "Okan aramıza katıldığı gün itibariyle bize fayda sağlamaktadır. Gerek su kanal grubunda, gerekse abone işyeri grubunda elinde geldiğince gayretli bir şekilde çalışıyor. Bize de, kurumumuza da, şubemize de fayda sağlıyor. Aynı zamanda arkadaşlarımıza da örnek yaptıklarıyla oluyor. İşe başladığında çok heyecanı vardı.  Bizde şube olarak güvenliğinden tüm arkadaşlarımızla birlikte hayata tutunması konusunda ona destek olduk. İmkanlarımız doğrultusunda ve onun yapabileceği iş doğrultusunda kendisine iş veriyoruz. Oda gerçekten üstesinden geliyor gayet başarılı. Biz memnunuz kendisinden ben kendimi bile örnek alıyorum kendime. İbretlik bir olay. Elimiz, ayağımız her şeyimiz bizim için çok önemli. Hayata bakış açımız bizim için çok önemli. Okan'ın çalışması, vatandaşlarımızın da takdirini kazanmıştır" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------------------------Okan Cihan'ın otobüsten inmesi -Annesi ile yolda yürümesi-Engelli rampasından çıkması-İş yerine gelmesi-Asansöre binmesi-İş yerinde çalışması-Okan Cihan ile röp.-İş yerinde çalışmalarında detaylar-İş yerindeki müdürü  Atilla Saraç ile röp.-DetaylarHaber-Kamera: Mehmet YİRUN/TEKİRDAĞ,

 


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler