Dha yurt bülteni-2
Haberler » Güncel » Dha yurt bülteni-2 - Haber

Dha yurt bülteni-2

Mor bebek hastalığından 30 yıl sonra Denizli'de kurtulduÖzbekistan'da yaşayan ve halk arasında 'Mor bebek' olarak bilinen Fallot Tetralojisi hastalığıyla dünyaya gelen 30 yaşındaki Flyrua Sufıeva, Denizli'deki Özel Sağlık Hastanesi'nde yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu.

Dha yurt bülteni-2

Mor bebek hastalığından 30 yıl sonra 'de kurtuldu

Özbekistan'da yaşayan ve halk arasında 'Mor bebek' olarak bilinen Fallot Tetralojisi hastalığıyla dünyaya gelen 30 yaşındaki Flyrua Sufıeva, Denizli'deki Özel Sağlık Hastanesi'nde yapılan ameliyatla sağlığına kavuştu. Sufıeva'nın artık vücudu morarmayacak ve bayılmayacak. 

Evli ve 2 çocuk annesi olan Ahıska Türklerinden olan Flyrua Sufıeva, Özbekistan'da 30 yıl önce halk arasında 'Mor bebek' olarak bilinen Tetralojisi hastalığıyla dünyaya geldi. Doğuştan hastalığı nedeniyle Sufıeva'nın kalbinde delik bulunduğu, kalbinden akciğerine giden ana atardamarının normalde 2.5 santimetre olması gerekirken 5 milimetre olduğu, akciğerindeki damarlarında ileri derece darlık olması nedeniyle vücudunda ileri derece morarma ve ani bayılmalar yaşadığı kaydedildi. 30 yıl boyunca hastalığıyla yaşayan ve herhangi bir yorulma anında vücudunun tamamı moraran Sufıeva'nın, hamile kalması hayati risk taşırken, iki çocuk dünyaya getirdi. Yaşadığı ülkede hastalığına çare bulamayan Sufıeva, 6 ay önce babasının yaşadığı Denizli'nin Honaz ilçesine geldi. Daha sonra Denizli Özel Sağlık Hastanesi'ne giden Flyrua Sufıeva, sağlık kontrolünden geçirildi. Mor bebek hastalığı teşhisi konan Sufıeva, hastanede Kalp ve Damar Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Ünal Açıkel ve Kardiyaloji Uzmanı Dr. Göktürk Kaçar tarafından ameliyat edildi. Sufıeva'nın ameliyatta kalbindeki delik kapatıldı, damarları genişletildi. Ağır bir ameliyat geçiren ve vücudundaki morarmalarından kurtulan Sufıeva, bir süre sonra sağlığına kavuşup, hastaneden taburcu oldu. 
'BU TÜR HASTALAR GENELDE 30 - 40 YAŞLARINA KADAR YAŞAR'
Yapılan ameliyatla ilgili bilgi veren Prof. Dr. Ünal Açıkel, "Hastalığın en belirgin özelliği, akciğere kirli kanı taşıyan akciğer ana atardamarında darlık olması ve kalp içerisinde karıncıklar arasındaki bölmede de geniş bir deliğin olması. Bunların sonucunda da hem akciğere oksijenlenmek için giden kan miktarı azalır hem de sağ karıncıktaki oksijeni düşük kan ve sol karıncıktaki oksijenlenerek akciğerden gelen kanlar birbirine karışarak kalp tarafından vücuda pompalanır. Dolayısıyla da bu hastaların vücudunda sürekli olarak oksijeni çok düşük olan kan dolaşmış olur. Bu durum doğuştan itibaren hastalarda morarma ve ani bayılmalar şeklinde kendini gösterir. Bu tür hastalar genelde 30 - 40 yaşlarına kadar yaşar" dedi. 
'İKİ ÇOCUK DOĞURMASI OLAĞANÜSTÜ BİR DURUM'
Normal insanda kalpten akciğere giden ana atardamar 2.5 santimetre iken, Sufıeva'nın 5 milimetre kadar ince olduğuna dikkat çeken  Prof. Dr. Açıkel, hastanın iki çocuk doğurmasının olağanüstü olduğunu söyleyerek, şöyle dedi:  

"Hastamızda ileri derecede morarma ve en ufak bir eforda, heyecan yaratıcı durumlarda bayılma oluyordu. 30 yaşına kadar sıkıntılı bir şekilde hayatını sürdürmüş, bu hasta haliyle evlilik yapmış ve 2 sağlıklı çocuk dünyaya getirmiş. Bu haliyle 2 çocuk doğurması bile hasta için olağanüstü bir şeydir. Bu hastalığın bir özelliği de vücuda oksijen taşınmasını arttırmak için vücut tarafından sürekli kan hücresi üretilir. Normalde kanımızın yüzde 40'ı hücreler, kalanı sıvı kesimdir. Bu hastamızda ise kanın yüzde 75'i hücreler, sadece yüzde 25'lik kesimi sıvı kesim idi. Hastanın kanı adeta pekmez kıvamında idi.  Yani o kadar ağır oksijeni düşük bir hasta idi. Hastamızın kalbindeki delik özel materyalden yapılmış yama dikilerek kapatıldı. Sağ ve sol akciğerin atardamarları ayrı ayrı akciğerin içerisine kadar genişletildi. Akciğerin kalpten çıkan ana atardamarı da kalbin içerisinden itibaren 2.5- 3 santimetre olacak şekilde genişletildi. Bu damarın içerisine biyolojik bir yapay kapakta dikildi. Ameliyat sonrası dönemi çok rahat seyretti. Hastamızın morarmaları tamamen geçti, dudakları parmakları deri rengi pembeleşti. Hemen hemen her gün yaşadığı bayılma krizleri geçti. Bundan sonra tamamen normal bir şekilde hayatını sürdürecektir." 
Ameliyatın ardından sağlığına kavuşan Flyrua Sufıeva, "30 yıl bu hastalıkla yaşadım. Ülkemde çare bulamayınca babamın yaşadığı yere geldim. Doktorlarıma minnettarım, artık vücudum morarmıyor ve bayılmıyorum. Diğer sağlıklı insanlar gibi istediğimi yapabileceğim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

- Hastadan yatakta görüntü
Doktorlar hastayla konuşurken görüntü
Prof. Dr. Ünal Açıkel'in konuşması
Hasta Flyrua Sufıeva'nın konuşması
Haber- Kamera: Ramazan ÇETİN/ DENİZLİ,

===============================

Maratonda kaybolan sporcu 2 saat sonra bulundu

Antalya'da düzenlenen Likya Yolu Ultra Maratonu'nun Demre- Kumluca etabında dinlenmek için mola verdiği sırada kaybolan sporculardan Musa Tanrıverdi, jandarma ve UMKE ekiplerinin yaklaşık 2 saatlik araması sonucu bulundu. Tanrıverdi, "Yukarı doğru çıkmak istediğim zaman bir ses duydum. Ben de düdüğümü var gücümle çalmaya başladım. Arkadaşlar bana ulaştı" dedi.
Bu yıl 9'uncusu düzenlenen Likya Yolu Ultra Maratonu'nun dünkü etabına katılan sporculardan Musa Tanrıverdi, dün saat 17.00 sıralarında dinlenmek amacıyla oturduğu sırada öndeki gruptan koptu. Havanın kararmasıyla yönünü kaybeden Musa Tanrıverdi için Kumluca İlçe Jandarma Komutanlığı'ndan yardım istendi. İhbar üzerine İlçe Jandarma Komutanlığı ve İl Jandarma Komutanlığı arama kurtarma ve UMKE ekipleri arama çalışması başlattı. Arama çalışmaları yürütülürken Musa Tanrıverdi'nin yanındaki düdüğü öttürmesiyle yeri tespit edildi. Tanrıverdi'ye yaklaşık 2 saatlik çalışmanın sonucunda ulaşılabildi. Sağlık durumu iyi olan Musa Tanrıverdi daha sonra bulunduğu noktadan Adrasan Mahallesi'ne getirildi. 
'GEREKEN SÜREDE GELMEDİĞİNİ FARK ETTİK'
Organizasyon sorumlusu Tolga Çözüm, Demirören Ajansı'na yaptığı açıklamada, "9'uncusu düzenlenen Likya Ultra Maratonu dün Demre- Belören'den start aldı. Bu seneki 100 kilometrelik parkurumuz vardı. Sporcularımız dün geceden beri Demre'den dağa çıkıp Finike'de sahile indi. Sahil boyunca kumsaldan koşuları tamamladıktan sonra Karaöz mevkiine geldiler. Karaöz mevkiinden sonra zorlu olan dağ tırmanış etapları başladı. Karaöz'den Adrasan'a, Adrasan'dan Musadağı'na geçip Çıralı'da zili çalacaklardı. Son 4- 5 tane yarışmacımız bu Karaöz etabında telefonla iletişimin olmadığı bölgedeydi. Kendilerinin süre farkını biz takip edebiliyorduk. Musa arkadaşımızın gereken sürede gelmediğini fark ettik. Daha sonra arkasından gelen arkadaşlarımızla beraber geldiğini düşünerek onların da gelmelerini bekledik. Onlar da geldiklerinde görmediklerini söyleyince sonra arama çalışması başlattık" dedi.
'YAKLAŞIK 2 SAAT SONRA SESLİ TEMAS SAĞLANDI'
Jandarma ekiplerinin Karaöz, UMKE ekibinin de Adrasan tarafından arama yaptığını anlatan Tolga Çözüm, "Organizasyon ekibi ve bölgenin jandarma ekibiyle Adrasan tarafında rotaya giriş yapıldı. Bunun üzerine yaklaşık 2 saat sonra Musa Bey'le sesli temas sağlandı. Kendisi biraz sıvı kaybına uğradığı için dinlenme yolunu seçmiş, kaza geçirmemek düşüncesiyle sesli temas sağlandıktan sonra bir şekilde kendisine ulaşıldı ve sıvı takviyesi yapıldıktan sonra da hep beraber tekrar yola dönüldü" diye konuştu.
'DÜDÜĞÜ VAR GÜCÜMLE ÇALMAYA BAŞLADIM'
Musa Tanrıverdi de şöyle dedi:
"Karaöz tabelası olduğu yerde su noktası vardı. Suyum olduğu için almadım. Ondan sonra bizi oradaki arkadaşlar rota noktası olan Likya Yolu'na yönlendirdi. Gelidonya Feneri'ni arkamıza alıp yukarı doğru çıkmaya başladık. Yanımdaki arkadaşıma 'Bir sonraki su noktasına ulaşamazsak çok sıkıntı yaşarız' dedim, çünkü sıcaklar da başlamıştı. Biz oradan beraber çıkarken arkadaş erken davrandı gitti, ben yalnız kaldım. Suyum azalıyordu. Rota yönünü takip ediyordum. Adrasan'a 15 kilometre tabelası vardı. 10 kilometreye geldim, 8 kilometrenin olduğu yerde zannedersem bir rehber geçti. Ekibiyle rehber bana '2 kilometre sonra su alabileceğin çadırım var' dedi. Mevcut suyumu bitirdim. Ayrıca sodalı su karışımım vardı yedekte. Yürüyüşe devam ederken onu da tükettim. Bu sefer güç kaybına başladım. 24 saattir yemek de yemiyordum. Sonra tabii ki sıvı kaybı yaşadığım için rotamı da şaşırdım. Şaşırınca oradan güç kaybı tamamıyla yaşanıyordu ve hareket etmemem gerekiyordu. Sık sık uyuyordum ve havanın serinlemesini bekliyordum ki hava serinleyince yukarı doğru çıkmayı düşünüyordum çünkü orada telefon çekebilir diye düşünüyordum. Yukarı doğru çıkmak istediğim zaman oradan bir ses duydum ve ben de düdüğüm var gücümle çalmaya başladım. Arkadaşlar bana ulaştı ve ulaşınca su ve gıda takviyesinde bulundu, ilgilendi. Kendime geldikten sonra hep birlikte Adrasan'a kadar indik."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
--------------
Musa Tanrıverdi röportaj
Tolga Çözüm röportaj
HABER- KAMERA: Hakan ÖZGENÇ/KUMLUCA (Antalya),
================================

Can dostlarının festivali büyük ilgi gördü

İzmir'de Alsancak Gündoğdu Meydanı'nda yapılan 'Patival Konak', festivalinde hayvanlar ve dostları bir araya geldi. Sokak hayvanları için 3 ton mama bağışlandı. 
Konak Belediyesi'nin Hayvan Hakları Federasyonu (HAYTAP), Lider Pet Food ve Kinderland/Çocuklar Ülkesi'yle birlikte düzenlediği, 40'a yakın sivil toplum kuruluşunun da destek verdiği 'Patival Konak, Can Dostlarımızla Buluşuyoruz' Festivali, Gündoğdu Meydanı'nda gerçekleştirildi. 'Doğa, çocuk ve can dostları' temasıyla düzenlenen ve yaklaşık beş saat süren etkinliğe Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un yanı sıra Konak Belediyesi meclis üyeleri, sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri ve İzmir'in dört bir yanından gelen vatandaşlar katıldı. Festivalde renkli aktiviteler de gerçekleştirildi. Dans gösterileri, K9 şovları ile can dostların yetenek ve güzelliklerini sergiledikleri çeşitli yarışmalar yapıldı. Yarışmalara katılan 18 köpek arasından, Lale Tırnaklı'nın köpeği Bonbon, 'En şık can dostu' seçilirken, Levent Yılmaz'ın köpeği Eddie, 'En yetenekli can dostu' oldu. Emir Korkmaz'ın sokakta yaşarken sahiplendiği köpeği Dochka ise 'Sahibine en çok benzeyen can dost' unvanını aldı. Yarışmalarda ilk üçe giren can dostlara mama, sahiplerine ise kupa hediye edildi.
KEDİ EVLERİNE BÜYÜK İLGİ
Konak Belediyesi Park ve Bahçeler Müdürlüğü'nün düzenlediği atölyede ise sokak kedileri için atık lastiklerden, 2 katlı evler yapıldı. Renkli kedi evleri, festivalin en dikkat çeken çalışmaları arasına girerek, ziyaretçilerden büyük ilgi gördü. Evlerin, sadece sokak kedileri için kullanılması şartıyla, talep edenlere ulaştırılacağı belirtildi. Evlerden biri de festivale katılan şarkıcı Elnur Hüseynov'a verildi. Konak Belediyesi tüm katılımcılara sokak hayvanları için ücretsiz mama kabı ve temizlik torbası da dağıttı. Sokak hayvanları için 3 ton mama bağışlandı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
Can dostlardan genel ve detay görüntüler
Yarışmadan genel ve detay görüntüler
Konak Belediye Başkanı Abdül Batur'un konuşması
Festival alanından genel ve detay görüntüler
Kedi evlerinden genel ve detay görüntüler
İZMİR,
================================

Biçerdöverde iki bacağını kaybetti, yaşama sevincini hiç kaybetmedi

İzmir'in Torbalı ilçesinde, geçen 27 Temmuz'da, tarlada mısır silajı yapıldığı sırada bacaklarını biçerdövere kaptırıp, iki bacağını da kaybeden Erdoğan Köklü (66), yaşama sevincini hiçbir zaman yitirmedi. Köklü, "Bundan sonra bu şekilde yaşamaya mecbur olduğumu düşündüm. Moralimi yüksek tutuyorum, bu moralle yaralarım daha çabuk iyileşti" dedi.

İzmir'in Tire ilçesinin Yeniçiftlik Mahallesi'nde yaşayan 7 yıldır mısır tarlalarında operatör yardımcısı olarak çalışan, 2 kız çocuğu ve 5 torun sahibi Erdoğan Köklü, 27 Temmuz'da Torbalı Atalan Mahallesi'nde bulunan tarlada mısır silajı yapılması sırasında biçerdöver operatörünün kendisini görmemesi nedeniyle bacaklarını makineye kaptırdı. Bir bacağı kopan, diğer bacağı ise biçerdövere sıkışan Köklü, 2,5 saat boyunca bilinci açık bir halde yetkili bir doktorun gelip bacağını makineden kurtarmasını bekledi. Hayatının en zor saatlerini geçiren operatör yardımcısı Köklü, 2,5 saatin sonunda gelen doktorun müdahalesi ile makineden kurtarıldı. Daha sonra helikopterle tarlaya gelen sağlık ekipleri Köklü'yü alarak Ege Üniversitesi Hastanesi Ortopedi Bölümü'ne götürdü. Hastanede ameliyatı gerçekleşen Köklü'nün önce bir bacağı dikildi, fakat kopan kısmın mikroplu olması nedeniyle iki bacak da eşit şekilde kesilerek dikişleri atıldı. 13 Ağustos'ta hastaneden çıkan Köklü, bir hayırseverin verdiği akülü tekerlekli sandalyede hayatına devam ediyor.

Artık çalışamaz hale gelen Erdoğan Köklü'ye eşi Hatice Köklü yardımcı olarak hayatını kolaylaştırmaya çalışıyor. Bir avukat tutarak çalıştığı firma ve biçerdöver operatörü hakkında hukuki süreci başlattıklarını ifade eden Köklü, bundan sonra sadece emekli maaşı ile geçineceğini ve yardım beklediğini söyledi.

KOPAN BACAĞININ YANINDA 2,5 SAAT YARDIM BEKLEDİ
Talihsiz kazanın gerçekleştiği günü anlatan Köklü, bir bacağının koptuğunu diğerinin de biçerdöverin ağzında ikiye bölündüğünü belirterek, kan kaybettiği için bacağını kamyon kayışları ile bağlattığını anlattı. Köklü, şöyle dedi:
"Benim görevim biçerdöver operatörüne tarlayı göstermek, mısıra bakmak, işleri organize etmek. O gün tarlayı biçerken boşlukta, mısırların olmadığı yerde duruyordum. Operatörün beni görmesi gerekiyordu, fakat operatör ehliyetsiz ve acemiydi. Beni görmedi. Bir baktım ki, kendi ayağım yanıma 'Pat' diye düştü. Arkama dönüp baktığımda öteki ayağım biçerdöverin ağzında ikiye bölünmüş fakat onu oradan çıkaramıyordum. Sıcağının altında, o ayağımla beraber biçerdöverin ağzında 2,5 saat bekledim. Telefon edildi, yarım saat içinde oraya 4-5 tane 122 Acil Servis aracı geldi. Fakat ayağımı oradan çıkaramadılar. Kamyonculara kan kaybettiğimi söyleyip, bacağımı kamyon kayışları ile bağlattım. O gün öleceğimi düşündüm. Ölümden de korkmadım ve cebimdeki telefonu çıkarıp eşimi aradım, ona 'Hakkını helal et, ben iki ayağımı kaybettim. Belki 15 dakika, belki bir saat sonra ben ölüyorum' dedim. O 2,5 saatte Allah bana güç verdi, yaşamam gerekiyormuş demek ki, buralara gelebildim. Bacağımı yanımda gördüğümde bu benim kaderim diye düşündüm. Yaşayabileceğime inanmıyordum. Çok ızdırap çektim. Fakat hastaneden geldikten sonra ben inandım. 'O günden sonra eski Erdoğan değilim' dedim. Eğer ben buna inanmamış olsam, beynimde sürekli 'Neden oldu?' diye dolaştırsam olmazdı. Bundan sonra bu şekilde yaşamaya mecbur olduğumu düşündüm. Moralimi yüksek tutuyorum, bu moralle yaralarım daha çabuk iyileşti. Günden güne iyiye gidiyorum. O günkü biçerdöverin ağzındaki durumdan sonra bugün yeni doğmuş gibi hissediyorum."

Kazadan sonra çalışamadığı için maddi sıkıntı çektiğini de belirten Köklü, "Ev benim değil. Altımdaki akülü tekerlekli sandalyeyi başka biri verdi. Arabayla çıkabilmem için yol yaptırdım, kendime göre banyo ve tuvalet yaptırdım. Bunların hepsini eş dostun borcuyla yaptırdım. Kaymakamlığa müracaat ettik fakat cevap alamadık. Hala evin önünde çalışma yapılıyor. Maddi durumum kötü, borçlarımı ödemek için yardıma ihtiyacım var" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-Kazanın gerçekleştiği yerden ve biçerdöverden görüntüler
-Erdoğan Köklü'nün akülü tekerlekli sandalyesi ile dolaşmasından görüntüler
-Erdoğan Köklü'nün bacaklarından görüntüler
-Erdoğan Köklü ile röp.
-Erdoğan Köklü ve eşi Hatice Köklü'den genel ve detay görüntüler
Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

===============================
Palandöken'de kar garantili tatil için hazırlık

Dünyanın sayılı kayak merkezlerinden bir olan Erzurum'daki Palandöken Kayak Merkezi'nde, haziran ayı itibariyle erken rezervasyonlar başladı. Palandöken'deki işletmeciler, pistlerin suni karlama sistemi ile donatılması nedeniyle müşterilerine aralık ayı itibariyle 'kar garantisi' veriyor.
AYNI ANDA 10 BİNLERCE KİŞİ KAYAK YAPABİLİYOR
Dünya Üniversiteler Kış Oyunları ve Avrupa Gençlik Olimpik Kış Festivali'ne (EYOWF- 2017) ev sahipliği yapan Palandöken'in yıldızı giderek parlıyor. Son model teknik donanım, Avrupa'nın en uzun kayak pistleri ve kristal kara sahip Palandöken'de ışıklandırılmış pistler sayesinde gecede kayak yapılabiliyor. Hava limanına 15, kent merkezine ise sadece 5 dakika uzaklıkta olan Palandöken Kayak Merkezinde en uzunu 14 kilometre olmak üzere 40'ın üzerinde pist bulunmakta. Aynı anda binlerce kişinin kayak yapabildiği Palandöken'de yok yok.
HAZIRLIKLAR TAMAM
Yaz tatilinden çıkıp kış sezonuna yaklaştığımız şu günlerde Palandökende tüm hazırlıkların tamamlanmak üzere olduğunu söyleyen Sway Oteli Genel Müdürü Ömer Akca, "Bütün tesisatın, liftlerin, snowtrack kar ezme aletinin bakımlarını yaptık. Suni karlama için stiklerin bakımları yapıldı. Her yıl olduğu gibi bu yılda dolu dolu bir sezon bekliyoruz. Çünkü Palandöken'in birçok avantajı ve güzelliği bulunmakta Ankara, İstanbul ve İzmir'den direkt uçuşlarla 1,5 saatte Erzurum'a gelinebiliyor. Türkiye'nin en güvenli, uzun ve doğal pistleri Palandöken'de. Bununla beraber çocuklar için eğlence alanları. Kar üzerinde değişik aktiviteler, tesislerin yeniliği en önemlisi de kar garantisi Palandöken'i diğer kayak merkezlerine oranla bir adım öne çıkarıyor. Biz bundan mutluyuz. Geçen yıl bugüne oranla erken rezervasyonlarda baya bir atış var. İnşallah bu yılın gelecek yıldan daha fazla dolulukla geçireceğini umut ediyoruz. Bununla ilgili tesislerimizi de ona göre hazırladık" diye konuştu.
YÜZDE YÜZ VERİM ALAN PALANDÖKEN'DİR
Aralık ayının ilk haftası ile beraber kar yağsa da, yağmasa da suni karlama cihazları sayesinde 'kar garantisi' verdikleri sözlerine ekleyen Akca şunları söyledi:
"Suni karlama için en önemlisi havanın sıfırın altında 5 derece ve kuru olması. Palandökende bu 20 Kasım'dan itibaren başlıyor. Göletten 21 bar basınçla su dağıtılıyor. Sistemde stik dediğimiz. Bu aparatların uçunda iğne ucu gibi delikler var. Bu deliklerden dışarıya su püskürtüyor. Çelik borulardan aşağı düşen su kuru hava olduğu için yere kar olarak düşüyor. Yaklaşık 4 -5 gün yapılan suni karlamada kar suyu damıtıyor. Damıtmasının en önemli özelliği karın kaliteli olması ve doğal karla arasında çok bir fark bulunmaması. Suni kar doğal kardan daha fazla mukavemet sağlıyor. Nisan'ın 15'ine kadar kar pistlerde kalabiliyor. Böylelikle Palandöken'e kar yağmış yada yağmamış biz turizmciler için çok önemli değil. Çünkü coğrafik konum ve hava şartları Palandöken'de bize kar garantisi vermemizi sağlıyor. Türkiye'nin bin çok yerinde karlama cihazları var ama hava sıcaklığı ve nem olduğu için verim alamıyorlar. Suni karlamadan yüzde yüz verim alan tek kayak merkezi Palandöken'dir."
BU YIL PALANDÖKEN'E AĞIRLIK VERECEĞİZ
Yaklaşan kış turizmi nedeniyle bu yıl ilk kez geldiği Palandöken'e hayran kaldığını söyleyen Turizm Genel Müdür Yardımcısı Cevdet Kadir Aytekin ise, "2003 yılından itibaren firmamız olarak iç pazarda Türkiye'de hizmet veren bir firmayız. Ağırlığımız tatil turizmi kışında kayak termal otellerine satış yapmaktayız. Bu senede kısmet olursa Palandöken'deki Palan Otele misafirlerimizi yönlendireceğiz. Bölgeyi gelip görmeden önce buranın methini duyuyorduk. Gelip gördüğümüzde çok beğendim. Muhteşem bir yer. Buraya inanılmaz bir yatırım yapılmış. Dağ ve pistler muhteşem. Burada profesyonelin amatörüne kadar herkes için pistler mevcut. Gece bile kayma olanağı var. Bu zaten çok büyük bir artı. Ayrıca pistlerin büyüklüğü ve uzunluğu profesyonel kayakçılar için bulunmaz bir fırsat. Bizde tatilcilerimize özellikle iç pazardaki misafirlerimizin hepsine bu sene özellikle Erzurum Palandöken'e yönlendirmeyi düşünüyoruz" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-Palandöken dağından drone çekilen detaylar
-Ömer Akça ile röp
-Suni kar üreten stickten detay
-Palandöken yazısı önünde hatıra fotoğrafı çekilenler
-Turgay İpek'in anonsu
-Bungolv evleri ve gondol liftlerden detaylar
-İranlı turist ile röp
-Cevdet Kadir Aytekin ile röp
-Turizm şirketinin Palandöken pistlerini gezmesi
-Suni karlamadan detay
-Kışa ayında drone ile çekilen palandöken dağı
Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,


Kaynak: DHA