DHA YURT BÜLTENİ-2

DHA YURT BÜLTENİ-2
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

1)EŞİNİ ÖLDÜREN KOCANIN YALANINI 'OTOBÜS KARTI' ORTAYA ÇIKARDIERZURUM'da boşanma davası süren 3 çocuğunun annesi Seher Polat'ı (29) sokak ortasında 4 yaşındaki kızı İ.

1)EŞİNİ ÖLDÜREN KOCANIN YALANINI 'OTOBÜS KARTI' ORTAYA ÇIKARDI

ERZURUM'da boşanma davası süren 3 çocuğunun annesi Seher Polat'ı (29)  sokak ortasında 4 yaşındaki kızı İ.'nin gözleri önünde öldüren Özgür Polat (33) hakkında 1'nci Ağır C eza Mahkemesi'ne açılan davada ağırlaştırılmış müebbet hapsi istendi. Eşini tanımadığı bir araçtan inerken gördüğünü iddia eden Özgür Polat'ın yalanını ise Seher Polat'ın halk otobüsüne binerken kullandığı akıllı kart ortaya çıkardı.  Olay, 26 Mart 2019'da merkez Palandöken ilçesindeki Palandöken Hüseyin Avni Ulaş Mahallesi TOKİ evlerinde meydana geldi. Özgür Polat ile Seher Polat, aralarındaki geçimsizlik nedeniyle yaklaşık 10 ay önce ayrı yaşamaya başladı. Seher Polat, çocuklarını alarak ailesinin yanına yerleşti. Boşanma aşamasında olan çift, sabah saatlerinde Erzurum 1'nci Aile Mahkemesindeki mal paylaşımı davasına girdi. Özgür Polat mahkeme sonrası eşinin evinin önüne gitti. Seher Polat'ın geldiğini gören Özgür Polat, yanına giderek konuşmak istedi. Çıkan tartışmada, Özgür Polat, 20 metre uzaklıktaki parkta oynayan 4 yaşındaki kızı İ.'nin gözü önünde Seher Polat'a ateş açtı. Tabanca ile 3 el ateş ettikten sonra Özgür Polat, otomobiline binerek kaçtı. Eve koşan küçük kız, "Babam annemi vurdu" dedi.  Bölge Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne kaldırılan ağır yaralı Seher Polat, doktorların müdahalesine karşın kurtarılamadı. Özgür Polat hakkındaki 2 aylık uzaklaştırma kararının 1 hafta önce bittiği orraya çıktı. Kaçan Özgür Polat ise Aziziye ilçesinde Dadaşkent semtinde yakalandı. Özgür Polat, çıkarıldığı Sulh Ceza Hakimliği'nce tutuklanarak cezaevine kondu. Özgür Polat hakkında hazırlanan iddianame Erzurum 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde kabul edildi. 'Eşi kasten öldürmek' suçundan ağırlaştırılmış müebbet hapsi istenen Özgür Polat'ın ruhsatsız tabanca ile önce bir el ateş ederek eşini yaraladığı, yere düştükten sonra da iki el daha ateş ettiği bildirildi.
Şüphelinin ifadesine yer verilen iddianamede, Özgür Polat, eşinin eve dönmesi için defalarca görüştüğünü, kabul ettiremediğini, Aile Mahkemesinden alınmış uzaklaştırma kararı nedeniyle yaşadığı eve gidemediğini söyledi. Polat, "Bu nedenle çocuklarımı alamadım. Eşim sosyal paylaşım sitelerinde tanımadığı erkeklerin paylaşımlarını beğenerek yorum yapıyordu. Bu nedenle aramızda sürtüşme oldu. Olay günü çocuklarımı görmeye gittiğim sırada eşimin tanımadığım bir araçtan yalnız başına indiğini görünce konuşmaya çalıştım. Sosyal paylaşım sitelerindeki yorum veya beğeniler nedeniyle tartıştık. O da 'bana karışamazsın' dedi. Bu sözler üzerine yaralama kastıyla ateş ederek vurdum. Daha sonra kendimi kaybedip yaralı olarak yerde yatan eşime iki el daha ateş ettim" dedi. 
İddianamede, elde edilen kamera görüntüleri kapsamında, şüphelinin saat 11.52'de aracının maktülün yaşadığı evin bulunduğu bölgeye park ettiğine yer verildi. 4 dakika etrafta gezindikten sonra şüphelinin olay yerine giriş yaptığına değinilin iddianamede, Özgür Polat'ın yaklaşık 24 dakika sonra da kaçtığı belirtildi. Şüphelinin savunmasında belirtmiş olduğu maktülün tanımadığı bir araçtan tek başına inerek eve gelişi ile ilgili iddiasını doğrulayan herhangi bir kamera kaydının bulanamadığına vurgu yapılan iddianamede, "Maktülün belediye otobüsünde kullandığı, Kardelen kartın olay günü saat 11.21'de K7 Şükrüpaşa- Yıldızkent 232 nolu belediye otobüsünde kullanıldığı tespit edilmiştir. Şüphelinin savunmasının doğru olmadığı kanısına varılmıştır. Tanık anlatımları ve maktülün kullandığı otobüs kartının olay günü kullanıldığı saat dikkate alındığında şüphelinin savunmasında belirttiği üzere maktülün başka bir araçtan indiği yönündeki beyanının gerçeği yansıtmadığı tespit edilmiştir. Şüphelinin bu yöndeki iddialarının kendisinin haksız tahrik hükümlerinden yararlanması amacına yönelik olduğu ve gerçek dışı iddialar olduğu kanısına varılmıştır" denildi. 
Çiftin 9 yaşındaki çocukları B.'nin arkadaşı F.V.'de iddianamede geçen ifadesinde, "B. ile oyun oynuyorduk. Beyaz bir arabayla babası geldi. B.'nin annesi ve babası evin yanında konuşuyordu. Annesi, 'çocuklar babalarını istiyor' dedi. Daha sonra silah sesi duydum. B.'nin annesi yerde yatarken, babası elindeki silahını beline koydu ve güldükten sonra koşarak arabasına doğru kaçtı" dedi. 
Özgür Polat'ın önümüzdeki Ağustos ayında 1'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde yargılanmasına başlanacak. 

Görüntü Dökümü
------------------------
-Olay yeri
-Çiftin çocukları
-Çiftin oğullarının olayı anlatması
-Özgür Polat'ın yakalanması
-Güvenlik kamerasına takılan anlar
-Öldürmek için beyaz aracıyla bölgeye gelmesi
-Etrafta yürümesi
-Olay yerine gidişi
-Koşarak aracına binişi
-Kuzeninin yanına gelişi

(Haber: Hümeyra PARDELİ/ ERZURUM,
(05.38 DK- 757 MB)

====================================================

2)RİZE-ARTVİN HAVALİMANININ YÜZDE 35'İ TAMAMLANDI

RİZE'nin Pazar ilçesi Yeşilköy'de, 766 hektarlık alanda projelendirilen ve temeli 2 yıl önce atılan Türkiye'nin deniz dolgusuna inşa edilecek 2'nci havalimanı Rize- Artvin Havalimanı'nda dolgu çalışmaları sürüyor. 150 kamyon ve 2 hafriyat gemisi ile gece-gündüz aralıksız malzeme taşınan projenin yüzde 35'i tamamlanırken, gelecek ay havalimanı üst yapı inşaatı ihaleye çıkarılacak. 
Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı'nca, 766 hektarlık alanda projelendirilen ve temeli 3 Nisan 2017 tarihinde, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan tarafından atılan Rize-Artvin Havalimanı için 266 hektarlık alanda 88,5 milyon ton taş kullanılacak. 150 kamyonla gece-gündüz aralıksız malzeme taşınan alanda, deniz dolgusuna devam ediliyor. Kamyonların yanı sıra devreye alınan 2 hafriyat gemisi de çalışmalarda kullanılıyor. Günlük 120 bin tona yakın dolgunun yapıldığı havalimanı inşaatında pist dolgu işlemi sürüyor. Proje sahasına 3 kilometre mesafedeki Kanlımezra ve 7 kilometre uzaklıktaki Tektaş taş ocaklarından kamyonlarla taşınan taşlar, bağlantı yolu ile denize dökülüyor. 2 hafriyat gemisine de kamyonlarla doldurulan taşlar, açıkta 28 metre derinlikte denize boşaltılıyor. Mendireğin iç alanı yaklaşık 2 milyon metrekare olacak ve toplamda 2 milyon 400 bin metrekarelik deniz dolgusu yapılacak havalimanı projesinin yüzde 35'i tamamlandı. Tarama ve dolgu imalatı süren pist, apron ve taksi yolu sahalarında 2020 yılı Mart ayında temel, alt temel ve kaplama imalatlarına başlanması planlanıyor. Yılda 3 milyon yolcu tarafından kullanılması beklenen Rize- Artvin Havalimanı'nın altyapı çalışmaları 1 milyar 78 milyon liraya mal olacak.

VALİ: İLK UÇAK 29 EKİM 2020'DE İNECEK

Rize Valisi Kemal Çeber, Rize-Artvin Havalimanı inşaatında çalışmaların son derece hızlı devam ettiğini belirterek projede yüzde 35'lere varıldığını söyledi. Vali Çeber, "7 ay önce Rize'ye geldim. O zaman yüzde 14'lerde olan çalışmalarda şu an yüzde 35'lere çıktı. Günlük ortalama 60 bin ton dolgu malzemesi dökülüyordu. Şu an ise 118 bin ton dolgu malzemesine ulaştık. Yani her gün yeni bir rekor kırılıyor. Niye, çünkü 2020 yılının 29 Ekim'inde çalışmaları bitirerek ilk uçağın inmesini planlıyoruz. Bu tarihe yetiştirmeye gayret ediyoruz. 3 bin metre pisti olan ve şu anda dünyada geniş gövdeli dediğimiz bütün uçakların inebileceği nitelikte bir havaalanı olacak. Üst yapıya ilişkin projemiz tamamlandı. Son 1-2 rötuş yapılıyor. Çok kısa bir zaman içerisinde belki bir ay içerisinde üstyapı ihalemiz de yapılacak. Üst yapıya ilişkin bölümü müteahhit firma teslim edince hem alt hem de üstteki yapıyla ilgili çalışmalarda başlayacak. Bitimi ardından hem Rize olarak hem Artvin olarak bu havalimanı turizmden ticarete bölgemize çok büyük faydalar sağlayacakö dedi.

Proje sahasına gelerek çalışmaları izleyen vatandaşlarda havalimanı inşaatının biran önce tamamlanmasını heyecanla beklediklerini söyledi. 

Görüntü Dökümü
------------------------
Havalimanı inşaat alanı DRONE detayları
Havalimanı dolgu detayları
Vali Kemal Çeber açıklaması

Haber-Kamera: Aytekin KALENDER-Arzu ERBAŞ RİZE-DHA

==============================================

3)İZMİRLİ İŞ ADAMI 3 SİKKE İLE BAŞLADI, 11 BİN 350 ESER BİRİKTİRDİ

İZMİR'in Buca ilçesinde yaşayan iş insanı Zeki Karaoğlu, 1995 yılında 3 sikke ile başladığı koleksiyonunu 24 yılda 7 bin 700 sikke ve 3 bin 650 tarihi eserle genişletti. Bir buçuk yıl önce kendi restorasyon laboratuvarını oluşturan Karaoğlu, 3 restoratör ve sanat tarihçisi ile çalışmalara başladı. Amacı koleksiyonun öğrencilere ve bilime şık tutması için müze açmak.  
İzmir'in Buca ilçesinde yaşayan iş insanı Zeki Karaoğlu, 1992 yılında eline geçen 3 sikke koleksiyon yapmaya karar verdi. Yıllar içinde uzun araştırmalar sonucu bulduğu sikke ve tarihi eserleri koleksiyonuna ekleyen Karaoğlu, Müzeler Müdürlüğü'ne başvurduktan sonra 2012 yılında 'Koleksiyonerlik' belgesini aldı. Karaoğlu, 2013 yılında sanat tarihçisi Gültekin Teoman'ın danışmanlığında koleksiyonuna değerli parçalar ekledi. 1995 yılından itibaren oluşturmaya başladığı sikke ve içinde günlük kullanım kapları, takılar, cam eserler, silahlar, aydınlatma gereçleri ve amforaların bulunduğu koleksiyonunu 7 bin 700 sikke ve 3 bin 650 tarihi esere ulaştı. Daha sonra yetkin olmayan insanlarla çalışmak zorunda kalmamak adına bir buçuk yıl önce kendi restorasyon laboratuvarını oluşturan Karaoğlu, 3 restoratör ve sanat tarihçisi ile çalışmalara başladı. Koleksiyon parçalarının da bulunduğu laboratuvar binasında, sanat tarihi bölümü öğrencileri staj yaparak ekiple birlikte eserlerin çizimlerini, temizliğini, tümleme ve yapıştırma işlemlerini yapıyor. Tarihleri M.Ö. 6 binlerden M.S. 600'lere dayanan eserlerin bulunduğu zengin koleksiyonunu tamamladıktan sonra resmi kurumların yardımı ile ya da kendi imkanlarıyla bir müze açmak isteyen Karaoğlu, "Koleksiyondaki sikkeler, dünyada bulunan sikke müzelerindekinden bile fazla. Bu koleksiyonun öğrencilere ve bilime ışık tutacağını düşünüyorum" dedi. 

'BU KADAR SİKKE MÜZELERDE BİLE YOK'
Koleksiyonunda M.Ö. 7. yüzyıldan, M.S. 5. yüzyıla kadar olan sikkelerin bulunduğunu söyleyen Karaoğlu, şöyle dedi:  
"Bunlar tarihsel bir belgedir, medeniyetlerin refah seviyesini gösterir. Savaşları, komutanların ne yaptığını, vergi tahsislerini anlayabiliriz. Benim için bu eserleri biriktirmenin çok büyük anlamı var. Küçücük bir sikkenin üzerinde incelikle işlenmiş desenlere, figürlere bakarak o tarihe dair birçok anlam çıkarabiliyoruz. Hepsi de sanatsal değer taşıyan çizimler. Şuan resmi kurumlarla görüşüyoruz, koleksiyonumu halka açmak, bilim dünyasına sunmak istiyorum. Önümüzdeki 5 yıl içinde ya bir resmi kurumun yardımıyla ya da kendi imkanlarımla bu müzeyi açmak istiyorum. Başka müzelerden de bize danışanlar oluyor, eserler geliyor tamirlerini yapıyoruz. Başka koleksiyonerlere yardımcı oluyoruz. Restorasyonlarımız gerçeğe çok yakın oluyor, restorasyon yapıldığı bile anlaşılmıyor. Eserlerin korunması, havayla temasının kesilmesi için üzerlerine kimyasal maddelerin sürülmesinden tutun da tarihleri, nereden çıktığı gibi bilgilerin raporlamasını da yapıyoruz. Koleksiyonumuzda öğrencilerin tezlerine yardımcı olacak, tarih ve arkeoloji bilimine ışık tutacak birçok eser var. Koleksiyonda M.Ö. 6 binlerden başlayıp M.S. 600'lere kadar olan eserler var. Biriktirdiğimiz sikkeler, bu tip eserlerin sergilendiği müzedeki sayıların üstünde."

'SİKKELERİN ÜZERİNDE KİŞİLERİN PORTRELERİ, HERHANGİ BİR ANI, BİR DEPREM VEYA SAVAŞ SAHNESİ BULUNABİLİR'
Sanat tarihçisi Gültekin Teoman ise, "Koleksiyondaki sikkeler Anadolu'da sikkenin icadından Roma İmparatorluğu'nun ikiye ayrılmasına kadar olan süreci kapsamakta. İzmir ve civarında kurulmuş İyonya, Aiolis, Truva, Müsya ve Karya şehir devletlerine ait sikkeler başta olmak üzere eser biriktiriyor. Koleksiyonda sikkelerin üretimi ile ilgili bir takım aletler, üretim tamamlandıktan sonra imha edilen sikke kalıpları, sahte para kalıplarından örnekler var. Sikkeler o dönemin tam anlamıyla bir fotoğrafıdır. Üzerlerinde onu bastıran kişilerin portreleri, herhangi bir anı, bir deprem veya savaş sahnesi bulunabilir. Şehirlerin ünvanları, o şehirde üretilen metaları görebiliyoruz. En önemlisi o dönemdeki şehirlerin isimlerini görüyoruz" dedi. 

Görüntü Dökümü
------------------------
Restorasyon laboratuvarından genel ve detay görüntüler
Koleksiyondan genel ve detay görüntüler
Zeki Karaoğlu ile röp.
 
Haber: Melis KARAKUZULU- Kamera: Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

=========================================================

4)ÖĞRETMENLER, MATEMATİĞİ SEVDİRECEK MATERYALLER YAPTI

MUŞ Alparslan Üniversitesi'nde 'Minikler Matematikle Oynuyor Projesi' kapsamında eğitim gören 54 öğretmen ve öğretmen adayı matematiği sevdirmek için materyal yaptı. Okul Öncesi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdulhamit Karademir, öğretmenlerin yaptığı materyallarin okullara dağıtılacağını söyledi. 
Muş Alparslan Üniversitesi Okul Öncesi Ana Bilim Dalı Dr. Öğretim Üyesi Abdulhamit Karademir tarafından hazırlanan 'Minikler Matematikle Oynuyor Projesi', TÜBİTAK tarafından destek aldı. Projesini uygulamaya başlayan Karademir, Türkiye'nin çeşitli bölgesindeki 25 ilde görev yapan öğretmen 15 üniversiteden katıhlan öğretmen adaylarına yönelik eğitim düzenledi. Yaklaşık bir hafta eğitim gören öğretmen ve öğretmen adayları okullarda kullanılan malzemelerle miniklere matematiği sevdirmek için çeşitli materyallar yaptı. Matematik öğretmede kullanılacak malzemeler Muş'taki özellikle anaokullarına dağıtılacak. 
    Matematik derslerinde kullanılacak materyallerin yapılması için hazırlardıkları projenin TÜBİTAK tarafından desteklendiğini belirten Dr. Öğretim Üyesi TÜBİTAK Abdulhamit Karademir, bir hafta süreyle 54 öğretmen ve öğretmen adayına eğitim verdiklerini bildirdi. Yapılan materyallerin okullara dağıtılacağını ifade eden Karademir, Muş'ta gelir düzeyi düşük ailelerin çocuklarına matematiği sevdirmeyi amaçladıklarını anlattı. 
    İzmir'den projeye katılan öğretmen Fatma Ağaoğlu, öğrendiklerini öğrencileriyle paylaşacağını belirtirtirken, Düzce'den katılan okul öncesi öğretmeni Hilal Çetin, "Buraya öğrencilerime ne katabilirim fikri ile geldim. Matematiği biliyorlar ama bu yöntem çok eğlenceli" dedi. 
    Kıbrıs'tan projeye katılan üniversite öğrencisi Rojda Kaya, matematikten çok korktuğunu anlatarak, "Sayıları görmek istemiyordum. Burada gördüm ki matematik bir eğlence. Çok iyi materyaller yaptık, öğrendiklerimi önce üniversitedeki arkadaşlarıma, daha sonra da görev aldığım zaman öğrencilerime yansıtacağım" diye konuştu.
    Mersinli Esin Obsekin ise şunları söyledi:
    "Matematiğe çok önem veriyorum. Bu dersi insanlar, çocuklarımız nasıl algılar ve severse o şekilde entegre olabilir. Çocuklara matematik sevgisini aşılarsak ilerleyen süreçte de bu alanda büyük başarılar elde edebiliriz. İlimiz, ülkemiz için matematikten yola çıkarak mühendislik başta olmak üzere diğer alanlarda da katkıda bulunacak öğrenciler insanlar yetiştirmek istiyoruz."

Görüntü Dökümü
-------------------
-Katılımcıların ders işlemesinden detaylar
-Materyal atölyelerine gelişleri
-Katılımcıların materyal çalışmalarından detaylar
-Yapılan materyallerden detaylar
-Röportaj

( Haber-Kamera: Mehmet AYDIN/ MUŞ,

========================================================

5)MUŞ OVASI'NDA BUĞDAY HASADI

MUŞ Ovası'nda buğday hasadı paşladı. Yıldız Alpaslan Tarım İşletmesi'ne ait 32 bin dekar arazide ekimi yapılan buğdayı hasat için 16 adet biçer-döver araziye girdi. Biçerdöverler, 35 dereceyi aşan sıcakta günde yaklaşık 2 bin 500 ile 3 bin dekar alanda hasat yapıyor. 
    Türkiye'nin en önemli ve büyük ovalarından biri olan Muş Ovası'ndaki Yıldız Alpaslan Tarım İşletmesi'ne ait arazide ekili tohumluk buğdayların hasadına başlandı. 32 bin dekar arazideki buğdayı hasat etmek için 16 biçerdöver çalışıyor. 35 dereceyi geçen sıcakta biçerdöver operatörleri günde 2 bin 500 dekar arazide çalışarak buğdayları samandan ayırıyor. Ovada bin 600 dekar arazide ekilen arpanın hasat edildiğini belirten Yıldız Alpaslan Tarım İşletmesi Müdürü Nufi Yeşilyurt, arazide tohumluk üretimi için ekim yaptıklarını bildirdi. Hasat edilen arpa ve buğdayın tohumluk olarak hazırlanacağını ifade eden Yeşilyurt, "Sertifikalı olarak tohumları, başta bizim bölgemiz olmak üzere bütün İç Anadolu ve geçit bölgelerine, çiftçilerin istifadesine bayiler kanalıyla sunmuş olacağız" dedi.

Görüntü Dökümü
----------------------
-Muş Ovası'ndaki buğday hasadından genel detay
-Biçerdöverlerin buğday hasadından detaylar
-Biçerdöverler ile traktörlerin çalışmasından detaylar
-Buğdaydan detay
-Nufil Yeşilyurt Röp.

Haber ve Kamera: Muhammed Sami MARAL/ MUŞ,
(Süre: 04.53 Boyut: 546 MB)

====================================================

6)BELİNDE 6 YIL ÖNCE UNUTULAN NEŞTER UCUNU MIKNATISLA BULDU

DENİZLİ'de özel bir hastanede bel fıtığı ameliyatı olan 34 yaşındaki Sevgi Süllerli, belinde neşter ucu unutulduğu gerekçesiyle hastane ve doktor hakkında savcılığa suç duyurusunda bulundu. Belinde neşter parçasıyla 6 yıl yaşayan ve büyük acılar çeken Süllerli, belindeki neşter ucunu da beline koyduğu mıknatısın yapışmasıyla ortaya çıkardı. İzmir Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde yapılan incelemede de Süllerli'nin belinde 1 santimetre boyunda metal parçası olduğu raporla doğrulandı.

2 çocuk annesi ev kadını Sevgi Süllerli, 25 Haziran 2013 tarihinde belinde yaşadığı rahatsızlık nedeniyle özel bir hastaneye başvurdu. Yapılan muayenede Süllerli'ye, bel fıtığı teşhisi konulup, acilen ameliyat olması gerektiği bildirildi. Bunun üzerine Denizli'deki başka bir özel hastaneye giden Sevgi Süllerli, buradaki Beyin ve Sinir Cerrahisi Uzmanı Prof. Dr. Bayram Ç. ile görüştü. Süllerli, Prof. Dr. Bayram Ç.'nin görev yaptığı özel hastanede ameliyat edildi. Sevgi Süllerli, hastanede yapılan ameliyat sonrası ağrılarından kurtulmayı beklerken, aksine 1 yıl sonra belinde daha şiddetli ağrılar başladığını belirterek, "Sürekli ayakta duramama, hareket kısıtlanması ve pantolon giyememe sorunları yaşamaya başladım. Yaşadığım sağlık sorunu nedeniyle çocuklarıma bakamaz hale geldim. Aynı kentte yaşayan annemin yanına taşındım ve bana da o bakmaya başladı. Ağrı çektiğim süre içinde tekrar aynı hastaneye gittim röntgen filmleri çekildi ancak bana sürekli ağrıların dikişten kaynaklandığını söylendi" dedi.  
18 TEMMUZ'DA SUÇ DUYURUSUNDA BULUNDU
Belindeki ağrılardan bir türlü kurtulamadığını ifade eden Süllerli, "Daha önce ameliyat sonrası vücut içinde unutulan metal ya da bez parçaları haberleri aklıma geldi. Hastaneye kontrol için gittiğimde de MR cihazları üzerimde hiçbir metal olmamasına rağmen metal sinyali veriyordu. Ben de evde buzdolabının üzerine koyduğum magnetin mıknatısını ameliyat bölgesi olan belime koydum. Mıknatısın yapıştığını görünce şaşkına döndüm. Daha sonra yeniden ameliyat olduğum hastaneye gittim. Belimde metal parçası unutulduğunu söyledim doktorum da olayı kabul etti. Bunun üzerine hastane ve doktor hakkında avukatım aracılığıyla geçen 18 Temmuz'da savcılığa suç duyurusunda bulundum" diye konuştu. Suç duyurusunda bulunmadan önce avukatı Ali Kaya ile birlikte Dokuz Eylül Üniversitesi Tıp Fakültesi'ne gittiğini de aktaran Süllerli, "Burada Adli Tıp Ana Bilim Dalı ve Radyoloji Ana Bilim Dalında görevli iki ayrı akademisyen tarafından yapılan muayenemde, cilt altında ameliyat bölgesinde 1 santimetre uzunluğunda metal yabancı bir cisim tespit edilerek rapor tutuldu. Bana neşter ucu ve iğne kırığı olabileceğini söylediler. Büyük ihtimalle de neşter ucu olduğunu belirttiler. Tutulan rapor ve röntgen filmleri de delil olarak suç duyurusu dilekçemle birlikte avukatım tarafından savcılığa verildi. Hakkımı yasal yollardan sonuna kadar arayacağım" dedi.

Avukat Ali Kaya ise, savcılığın soruşturma kapsamında isteyeceği raporların ardından metal parçasının çıkarılması için müvekkilinin tekrar ameliyat olacağını söyledi. Ameliyatı yaptığı ileri sürülen Prof. Dr. Bayram Ç. ise, hastanın iddialarının kendisiyle ilgili olmadığını öne sürerek, "Hasta benimle bir kez ilk gelince görüştü ve muayene ettim. Daha sonrası benimle hiç görüşmedi. Ameliyatı da ben yapmadım. Başka bir doktor arkadaşım yaptı. Belinde bir şeyin unutulup unutulmadığı konusunda yorum yapmam bu nedenle yanlış olur" dedi.

Görüntü Dökümü
--------------------:
-Sevgi Süllerli'nin beline mıknatıs yapıştırmayı denemesi
-Süllerli'den görüntül
-Sevgi Süllerli ile röp.
-Süllerli'nin avukatı Ali Kaya ile röp.
-Süllerli ve avukatı Kaya'nın dilekçeyi vermek için adliye binasına girmeleri
-Ameliyatı yaptığı ileri sürülen Prof. Dr. Bayram Ç. ile röp.

(Haber: Ramazan ÇETİN - Kamera : Deniz TOKAT/ DENİZLİ,


 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title