DHA YURT BÜLTENİ - 2
Haberler » Güncel » DHA YURT BÜLTENİ - 2 - Haber

DHA YURT BÜLTENİ - 2

Yatağan'da 14.3 milyon yıllık zeytin poleni fosili bulunduMuğla'nın Yatağan ilçesindeki fosil yataklarında bulunan yaklaşık 14.3 milyon yıllık zeytin poleni fosilinin, bugüne kadar zeytinle ilgili en eski bulgu olduğu bildirildi.

DHA YURT BÜLTENİ - 2

'da 14.3 milyon yıllık poleni fosili bulundu

Muğla'nın Yatağan ilçesindeki fosil yataklarında bulunan yaklaşık 14.3 milyon yıllık zeytin poleni fosilinin, bugüne kadar zeytinle ilgili en eski bulgu olduğu bildirildi.
Yatağan ilçesinin Eskihisar Mahallesi'ndeki fosil yataklarında araştırmalar gerçekleştiren İsveç Bilimler Müzesi ve Viyana Üniversitesi heyetinden oluşan ekip, 2018 yılında Türk bilim adamları eşliğinde bölgeden 3 yıl önce fosil örnekleri aldı. Bu örnekler üzerinde yapılan incelemede, en erken 11.5 en geç ise 14.3 milyon yıllık olduğu tahmin edilen zeytin polen fosili bulundu. Johannes M. Bouchal, Reinhard Zetter, Fridgeir Grimsson ve Thomas Denk, buluntu üzerine hazırladıkları makaleyle, dünyadaki en eski zeytin buluntusunun Yatağan ilçesinde bulunduğunu belgeledi.
Konuyla ilgili açıklama yapan Butik Zeytin ve Zeytinyağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Totoş, birçok ülkenin zeytinin anavatanı oldukları iddiasıyla nitelikli ürün pazarında ürünlerini daha iyi pazarladığını söyledi. Totoş, Yunanistan'ın Santorini Adası ve Suriye'de bulunan en eskisi 60 bin yıllık zeytin ağacı yaprağı fosillerinin bu zamana kadar zeytinin geçmişiyle ilgili bulunan en önemli buluntular olduğunu kaydederek, iki ülkenin bundan faydalanarak zeytine ve yağına katma değer kattıklarını anlattı.
'NİTELİKLİ ÜRÜN PAZARINDA HİKAYESİ OLAN ÜRÜNLER ÖNEM KAZANIYOR'
Önemli bir zeytincilik ülkesi olması nedeniyle Türkiye'deki zeytinciliğin geçmişiyle ilgili yaptıkları araştırmalar sırasında buldukları bir bilimsel makalenin, zeytinin ana vatanının Muğla olduğu savının doğruladığını vurgulayan Totoş, "Nitelikli ürün pazarında hikayesi olan ürünlerin giderek önem kazandığını biliyoruz. Biz, kendi değerlerimizi ortaya çıkartabilmek için çıktığımız yolda, nasıl ki Göbeklitepe dünya tarihinin yeniden yazılması için yeni bir sayfa açtıysa, biz de zeytinin tarihi söz konusu olduğunda tarihin Muğla'nın Yatağan ilçesinde bulunan Stratonikeia Antik Kenti'nin bulunduğu yerdeki fosil yataklarında başlaması gerektiğini düşündüren bir ize rastladık" dedi.
'ZEYTİNİN ANAVATANI TÜRKİYE'DİR, EGE BÖLGESİ'DİR VE YATAĞAN'DIR'
Totoş, zeytin polen fosilinin değer bakımından güçlü bir varlık olduğunu altını çizip, "Zeytin ailesine ait en eski buluntu olan polen fosili değer bakımından güçlü bir varlıktır. Bunu bulan İsveç Bilimler Müzesi ve Viyana Üniversitesi'dir. Türk bilim adamları eşliğinde ortaya çıkan bu değer, 'Zeytinin anavatanı Türkiye'dir, Ege Bölgesi'dir ve Yatağan'dır' savımızın başlangıcını oluşturabilir. Biz, devletimizden ve bilim insanlarımızdan bu konuda bu bölgede daha fazla çalışma yapılmasını istiyoruz. Eğer nitelikli ürün pazarında satışlarımız yükselirse hem çiftçimiz hem de yurt dışından gelecek döviz miktarındaki değişiklikten devletimiz bundan fayda görecektir" diye konuştu.
Yöre halkının en önemli tarımsal faaliyetinin hala zeytincilik olduğunu belirten Totoş, şöyle konuştu:
"Sağlık için zeytinyağının ana temasını oluşturan asıl güç 'memecik' çeşididir. Bu polen de memecik yöresinin bir polenidir. Dolayısıyla Türkiye sahip olduğu eşsiz aromaların neden dünyanın başka zeytin bölgelerinde olmadığını açıklayabilmek için de anavatanı Muğla'dır, Ege Bölgesi'dir ve Türkiye'dir savının arkasında durmalıdır. Ayrıca bütün zeytin bölgelerimizin hepsinin yaklaşık aynı değerlere sahip olduğunu herkese göstermelidir. Bu yüzden bu polenin varlığı bizim için bir başlangıç olmalıdır ve artık harekete geçmeliyiz."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
-----------
-Bilimsel makalenin görüntüsü.
-Zeytin polen fosilinin görüntüsü.
-Butik Zeytin ve Zeytinyağı Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Atilla Totoş ile röp.

Haber-Kamera: Burak Alper KUŞ/ YATAĞAN (Muğla),

===================


Mardin'deki kazada ön bacağı parçalanan atın bakımı İzmir'de yapılıyor

MARDİN'in Nusaybin ilçesinde bir motosikletin çarpmasıyla sol ön bacağı parçalanan 2 yaşındaki at, İzmir'in Kemalpaşa ilçesinde bulunan Çiftlik Hayvanları Barınağı'na getirildi. Barınak sahibi Sibel Çakır, enfeksiyon nedeniyle antibiyotik tedavisi devam eden atın parçalanan bacağının, daha sonra ameliyatla alınacağını ve protez yaptırabilmek için gönüllü arayacaklarını söyledi.
Mardin'in Nusaybin ilçesinde bir motosikletin çarpması sonucu sol ön bacağı parçalanan 2 yaşındaki atın durumunu sosyal medya üzerinden öğrenen Kemalpaşa'daki Çiftlik Hayvanları Barınağı'nın sahibi Sibel Çakır, devreye girerek bakımını üstlendi. Nusaybin Belediyesi veterinerlerinin müdahalesinin ardından Mardin Büyükşehir Belediyesi tarafından bir barınağa götürülen at, iki gün sonra İzmir'e getirildi. Kaza sonucu ön bacak kemiği parçalanan ve enfeksiyon kapan atın tedavisine devam ediliyor. Bacağı sargı beziyle sarılan at, antibiyotik tedavisi bittikten sonra barınağın anlaşmalı veteriner hekimleri tarafından ameliyat edilecek. Atın parçanan bacağı ameliyatla kesilip, yerine protez takılması için çaba gösterilecek.
Yaralı atla ilgili bilgi veren Sibel Çakır, "Kazanın ardından gördüğümüz videolarda at içler acısı bir haldeydi, boğazımız düğümlendi. Buraya geldikten sonra nalları söküldü, oluşan larvalar temizlendi, doku temizliği yapılıp sabit bandaja alındı. Günlük antibiyotik ve bağışıklık güçlendirici tedavilerinden sonra bacağı alınacak. Bacak ampute edildikten sonra protez yapılması için gönüllü arayacağız. Çünkü protez maliyeti yüksek olacak. Protez yapılana kadar günlük yaşantısının büyük bir kısmını yatarak ve oturarak, bir kısmını da bacağı askıya alınmış şekilde ayakta geçirecek. Atlarda kemik ölümü çabuk oluşabiliyor, bacağındaki enfeksiyon kangrene dönebilir, dolaşım bozukluğu olabilir. Atlar için ön bacak önemli bir organ. Şimdilik ona Mardinli diyoruz fakat onu yaşatma şansımız yüzde 50" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
-Yaralı attan görüntüler
-Atın tedavi edilmesinden görüntüler

Haber: Melis KARAKUZULU-Kamera: İZMİR,

===================

'de kurutulan dolmalık patlıcanlar dünyaya ihraç ediliyor

Aydın'ın Nazilli ilçesinin 6 kilometrelik hava koridoru ile bilinen Yıldıztepe Mahallesi'nde kurutulan dolmalık patlıcanlar, iç iyasada tüketilmesinin yanı sıra dünyanın dört bir yanına da ihraç ediliyor. Firmalar ve aracılar için günde ortalama 70 ton patlıcanın oyulup, kurutulduğu mahallede yaşayanların büyük bölümü, geçimini bu işten sağlıyor.
Nazilli'de dolmalık patlıcanlar kurutulduktan sonra Avrupa ülkeleri başta olmak üzere dünyanın dört bir yanına ihraç ediliyor. Nazilli'de yarım asırdır devam eden patlıcan kurutma işi, 600 ailenin geçim kaynağı oluyor. Özellikle Yıldıztepe Mahallesi'nde yaşayanların büyük bölümü, her gün firmaların kendilerine pay ettiği tonlarca patlıcanı oyarak, kurutulacak hale getiriyor. Organik olarak yetiştirilip, toplandıktan sonra saplarından ayrılıp, içleri oyularak kurutulacak hale getirilen bu patlıcanlar, mahallenin her yerinde kurulan tezgahlarda ve binaların teras ve çatılarında kurutuluyor. Evlerinin önleri ve teraslarında, sokaklarda ailecek patlıcan oyan vatandaşlar ilginç görüntüler ortaya çıkarıyor. Nazili'de günde ortalama 70 ton patlıcan kurutulmak üzere ipe dizilip, tezgahlara ve boş alanlara asılıyor. Patlıcan oyma işiyle uğraşanlar kişi başı günlük 30 ile 200 lira arasında bir kazanç sağlayacarak aile bütçelerine katkıda bulunuyor. Kurutulmuş patlıcanların 25 adetlik bir dizisi 5 TL'ye satılıyor.
Patlıcan oyma işi ile uğraşan Yıldıztepe Mahallesi sakinlerinden Sevilay Çiftçi, "Emekliyim. Boş vakitlerimi patlıcan oyma işi yaparak değerlendirip, aile bütçeme fazladan katkı sağlıyorum. Bizim bu bölgenin kuru patlıcanı meşhurdur. Patlıcan, bu yörede çok iyi kuruyor. Nisan ayı sonlarında patlıcan oyup, kurutmaya başlarız. Bu iş kasım ayı sonuna kadar sürer. Buradan kazandıklarımız ile cebimizden para eksik olmuyor. Patlıcanları ortadan bölüp, burun kısmı ve sap kısmı olarak oyuyoruz. Çıkan içleri de hayvan yemi olarak değerlendiriliyor. Patlıcanın her şeyi para ediyor. Patlıcan kızartması, dolması, közlemesi, imam bayıldısı, musakkası, böreği olmak üzere çok sayıda yemeği de yapılan bir sebze" dedi.
'İŞİN SIRRI PATLICAN VADİSİ'NDE'
Kuru dolmalık patlıcanın, organik olması ve güneşte kurutulmasından ve katkısız olması nedeniyle çok tercih edildiğini belirten işletmeci Turgay Karaefe, "Büyüklerimizden devraldığımız bu işi, şimdi kardeşim Abdullah Karaefe ile birlikte yürütüyoruz. Artan talepleri karşılayabilmek için kamyonlar dolusu satın aldığımız yaş patlıcanları, bu işle uğraşan ailelerin evlerine bırakıyoruz. 7'den 70'e herkes, oyma işleminden kurutma işlemine kadar aile içerisinde iş bölümü yaparak, bu işten para kazanıyor. Genç kızlarımız çeyizlerini, kıyafetlerini ve harçlıklarını, patlıcan oyarak elde ettikleri gelirle karşılıyor. Son yıllarda hijyene ve doğallığa dikkat ederek oluşturduğumuz modern sistemlerle kurutma işlemini son derece sağlıklı bir şekilde yapıyoruz" dedi.
Karaefe, "Nazilli'mizde Yıldıztepe Mahallesi'nde 6 kilometrelik bir hava koridoru var. Buradaki hava sirkülasyonu ile patlıcanlarımız çok iyi kuruyor. Patlıcanları bu hava koridorunun dışında randımanlı bir şekilde kurutmak mümkün olmuyor. Bu koridoru da Nazilli eski kaymakamlarından Caner Yıldız keşfetti. Kaymakam Yıldız, 'ABD'nin silikon vadisi varsa, bizimde Patlıcan vadimiz var' derdi" diye konuştu.
Patlıcan kurutmanın kendiledi için artık bir sektör haline geldiğini vurgulayan Karaefe, şöyle devam etti:
"Bizi artık tüm dünya tanıdı. Yurt dışında depolarımız var. Yurt içinde de bayiliklerimiz var. Ürünlerimizi yurtiçi ve yurtdışına özenle soğuk zincir tırlarımızla ulaşmalarını sağlıyoruz. Güneşin doğal olarak kuruttuğu ve lezzet kattığı dolmalık patlıcanlarımızı paketleyip, büyük şehir ve yurtdışındaki gurbetçilere ulaştırmak için çalışıyoruz. Bu yıl Arap ülkelerine de kuru dolmalık patlıcan göndermeye başlıyoruz."
Nazilli'de kurutulan patlıcanların tamamen tarla ürünü olduğunun altını çizen Karaefe, "Patlıcan, biber, domates, bamya ve çeşitleri taze olarak iki ay dayanırken kuru olarak işlendiğinde ise en az iki yıl saklanabiliyor. Ürettiğimiz, kuru dolmalık patlıcanların yüzde 60'ı ihraç edilirken yüzde 40'ı ise iç piyasada değerlendiriliyor. Kurutulmuş patlıcanlarımızı 45, 50 adetten oluşan diziler halinde 'Kara Efe' ve 'Yıldıztepe' adı altında pazarlayarak, müşterilerimize ulaştırıyoruz" dedi.
Karaefe, patlıcanın ardından dönemine göre diğer sebzeleri de kurutarak satışa sunduklarını söyledi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
-Patlıcan oyanlardan görüntü
-Patlıcan oyan Sevilay Çiftçi ile röp.
-Patlıcanlardan görüntü
-Patlıcanların bidonlar içinde suda bekletilip, acı suyuunn alınması
-Patlıcanlar kuruması için sergilerdeki iplere tek tek asılarak kurutulması
-Kuru dolmalık biber üretimi yaptıran firmanın işletmecisi Turgay Karaefe ile röp.
-Genel ve detay görüntüler

Haber-Kamera: Bahattin ALBAYRAK/ NAZİLLİ (Aydın),

======================

Elektrikli araçlarda ses simulasyonuyla kazalar önlenecek

Elektrikli ve Hibrit araçların trafiğe çıkmasının ardından yaya kazalarında yüzde 30 artış tespit edilmesi üzerine korna üreticileri harekete geçti. Özellikle Avrupa Parlamentosu'nun (AP) onayladığı yol ve yaya güvenliğini arttırmaya yönelik düzenlemenin ardından elektrikli ve hibrit otomobillerin sessizliğinden kaynaklanan kazaların önüne geçmek amacıyla sesli simülasyon geliştirdi. Bu araçların 30 kilometre hıza kadar çok sessiz olmasından kaynaklı yaya kazaların artması nedeniyle böyle bir fikrin ortaya çıktığını ifade eden Seger Ses ve Elektrikli Gereçler Sanayi Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Baykal, "Elektrikli ve hibrit araçlarda 30 kilometre hıza kadar motor sesini simule eden, araç geldiğine dair bir gürültü çıkararak yayaları uyaran 30 kilometre hızın altında sesli ikaz sistemi olacak.ö dedi.
Elektrikli ve hibrit araçların ses çıkarmamasından dolayı yaşanan trafik kazalarının önüne geçmek için Avrupa Parlamentosunun (AP) 2014 yılında onayladığı yol ve yaya güvenliğini artırmaya yönelik yeni düzenleme, 5 yıllık geçiş sürecinin ardından 1 Temmuz'da yürürlüğe girdi. Elektrikli ve hibrit araç üreticileri de bu düzenlemenin ardından yeni arayışlara girdi. Özellikle bu araçlar trafiğe çıktığından itibaren yaya kazalarının yüzde 30 artış tespit edilmesinin ardından üreticiler elektrikli ve hibrit araçların sessizliğinden kaynaklanan kazaların önüne geçmek için sesli simülasyon gerçekleştirdi. Buna göre, Avrupa Birliği'nde satılan bütün yeni elektrikli ve hibrit otomobillerin saatte 30 kilometrenin altındaki hızlarda seyrederken en az 56 desibellik motor gürültüsü çıkartmasını sağlayacak sistemlere sahip olmaları gerekecek. Söz konusu sistemden çıkan ses, elektrikli otomobillerin hızı artarken yükselecek ve hızı yavaşlarken azalacak. Halen kullanılan elektrikli otomobillere ise 2021 yılına kadar ses çıkaran sistemler kurulacak.
Bununla ilgili yaklaşık 1 buçuk yıldır çalışma yapan Seger Ses ve Elektrikli Gereçler Sanayi  Anonim Şirketi üretim aşamasına geldi. Türkiye'de ilk üretim yapacak olan firmanın Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Baykal, yaya kazalarının artmasının ardından bu fikrin ortaya çıktığını belirterek "Yeni ürünümüz daha çok elektrikli ve hibrid araçlar için geliştirilmiş bir ürün. Yaya kazalarının artması sebebiyle aslında bu fikir ortaya çıktı. Bazı araştırmalarda yüzde 30'a varan şehir içinde yayaların arabalarla yaşadığı kazaların arttığını tespit ettiler. Sessiz araçları 30 kilometre hıza kadar, daha sesli yapabilmek, daha anlaşılır yapabilmek adına aslında geliştirilmiş bir ürün. Avrupa Birliği ve Amerika özellikle istiyor. Yeni ürünümüz şöyle bir özelliğe sahip olacak. Elektrikli ve hibrid araçlarda 30 kilometre hıza kadar motor sesini simule eden, araç sesi çıkaran, yayaları uyaran 30 kilometrenin altındayken sürekli motor sesi çıkaran sesli ikaz cihazı olacak" dedi.
Proje üzerinde bir  buçuk yıldır çalıştıklarını ve çalışmalarına İstanbul Teknik Üniversitesi'nden bir profesörün destek olduğunu söyleyen Baykal, " Belli simülasyonları yaptık. Son prototiplemede üretim kısmını değerlendiriyoruz. Nasıl daha kolay, daha efektif olur diye. İçindeki komponentleri son haline getiriyoruz. 1 buçuk yıllık bir AR-GE çalışmamız var üzerinde. İnşallah emeklerimizin karşılığını alırız" açıklamasında bulundu.
Elektrikli araçların yaklaşık tamamına üretim yaptıklarının altını çizen Selim Baykal, "Yeni ürünümüz ile ilgili şu anda deneme aşamasındayız, proje aşamasındayız. Onlar da regülasyonu bekliyordu açıkçası devreye almak için. Sonuçta kararları kuralları belli olmadan onlar da devreye almıyor. Bundan sonra başlayacak. Yeni bir ürün. Bundan sonra devreye giriyor" diye konuştu.
Dünya'da ilk üretim yapan firma olmadıklarını hatırlatan Yönetim Kurulu Başkan Vekili Baykal, "İlk değiliz, ama yeni bir konu. Herkes biran önce üretip, prototiplerini sonlandırıp, bu regülasyona yetiştirmeye çalışıyor. Biz hali hazırda normal ürünlerimizi zaten elektrikli araçlarda büyük bir pastaya sahibiz. Üretilen çoğu elektrikli araçlarda bizim kornalarımız kullanılıyor. Bu da ekstra olarak hızlı bir şekilde devreye girecek diye düşünüyorum. Türkiye'de ilkiz" dedi.
Türkiye'de şu an elektrikli araç üretimi olmadığının altını çizen Selim Baykal, "İlk etapta muhtemelen yüzde 100 ihracat gibi başlayacak. Sonra kademe kademe elektrikli araçlar ve hibrid araçlar yaygınlaştıkça, buradaki üreticilere yansıdıkça portföyümüze girecektir. Elektrikli araçların şuan yıllık üretim kapasitesi 1 milyondan aşağıdadır. Yani fazla üretilmiyor. Bu nedenle mevcut kapasitemiz yeterli. Yani özel bir kapasite ayırımına gitmedik. Ama onların payı arttıkça biz de içimizde farklı değerlendirmeler yapacağız" açıklamasında bulundu.

Görüntü Dökümü
---------------
-Hibrid araçtan detaylar
-Hibrit aracın motorunun çalışması
-Hibrit araç yolda giderken
-Korna fabrikasından detaylar
-korna üretiminde çalışan işçiler
-Seger Ses ve Elektrikli Gereçler Sanayi  Anonim Şirketi Yönetim Kurulu Başkan Vekili Selim Baykal röportaj
-Detaylar

Süre: 05.36 Boyut: 627 MB

Haber: Cansel ORUÇ - Kamera: Mehmet İNAN/BURSA,

===================

Küçük yürekler kanser hastalarına umut oldu

AYDIN'ın Efeler ilçesinde bulunan Ticaret Odası İlkokulu'nda meme kanserini yenmiş bir öğretmen olarak görev yapmaya devam eden Feride Öztekin (40), bir proje başlatarak 8-10 yaş aralığındaki 10 gönüllü kız çocuğunun bağışladığı saçlardan peruk yaptırıp Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nin Onkoloji Bölümünde tedavi gören 5 kişiye hediye ederek onlara büyük mutluluk yaşattı.
Efeler ilçesinde bulunan Ticaret Odası İlkokulu'nda görev yapan Feride Öztekin, 2016 yılında meme kanseri olduğunu öğrendi. Teşhis koyulduktan bir hafta sonra ameliyat olup, yaklaşık bir yıl boyunca tedavi gören Öztekin, bu süreçte görevine devam edemeyerek sıkıntılı süreçler yaşadı. Zorlu bir mücadele sonrasında kanseri yenen Öztekin, kendi yaşadığı tecrübeden yola çıkarak kanser hastalarını mutlu etmek için Adnan Menderes Üniversitesi Uygulama ve Araştırma Hastanesi'nin Onkoloji Bölümünde etkinlikler düzenlemeye başladı. 1-7 Nisan Kanser Haftası'nda farkındalık yaratmak isteyen Öztekin, öğrencilerine kanser hastalarına peruk hediye edip onları mutlu etmek adına bir proje başlattığını söyledi. Öğretmenlerinin düşüncesine kayıtsız kalmayan 8-10 yaş aralığındaki 10 kız öğrenci, saçlarını kanser hastalarına umut olabilmek için bağışladı. İzmir ve Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odası'nın da desteği ile öğrencilerin saçları kuaförler tarafından okulda kesildi ve bağışlanan saçlardan 5 peruk yaptırıldı.
Bir süre önce öğrenciler ve aileleri ile hastanenin onkoloji bölümüne giden Feride Öztekin 5 hastaya perukları teslim etti. Peruklarla karşılaşan hastalar mutluluk gözyaşlarına engel olamadı. Peruklar hastalara kuaförler tarafından takılarak, özenle tarandı. Kanser hastalarına bir şekilde destek olmanın sevincini yaşayan öğrenciler, küçük yürekleri ile büyüklere umut oldu.
'KANSER HASTALARININ İLACI MUTLULUK'
Meme kanserini yenen öğretmen Feride Öztekin projesinden bahsederek, "Onkoloji biriminde peruğa ihtiyacı olanlar, hastane tarafından belirlendi. Öğrencilerimizle onlara perukları hediye ettik. Çok güzel duygusal bağlar kuruldu. 6 öğrenci o anda saçını kesip bağışladı. 3-4 öğrencimiz de evde kesilmiş saçlarını bağışladı. BUnlardan 5 kişiye peruk oldu. Küçük yürekleri ile büyük insanlara umut oldular. Aynı süreci ben de yaşadığım için onlarla beraber mutlu oldum. Yaşamadan anlayamıyoruz. Ateşin etrafında dolanmakla yanmak farklı şeyler. Onları hiç tanımadan yanlarında oldular. Bir hasta kendisi saç bulmuş, ama parası olmadığı için peruk yaptıramamış. Biz içeri girer girmez peruğu görünce ağlamaya başladı. Ağlamamak için söz vermiştim kendime. Ama onları öyle görünce mutluluktan ağladım. Benim amacım onları mutlu etmek, çünkü kanser hastalarının ilacı mutluluk. Onkoloji bölümüyle sürekli etkinlikler yapıyorum. 'Ben hastalığı yendim, siz de başarabilirsiniz' demek istiyorum onlara. Umutlarını kaybetmesinler istiyorum. Geri dönüşler çok güzel oldu. Hastalar artık daha inançlılar. İnsanlar projeden sonra arayıp saç bağışlamak istemiş. Bunu geleneksel hale getirmek istiyoruz. Projelerimize devam edeceğiz. 'Odalar ve okullar el ele' adıyla her yıl bağışlanan saçlar kadar peruk yaptırıp bağışlamak istiyoruz. Hiçbir evlat anasız babasız kalmasın, hiçbir ana baba evlatsız kalmasın. Onların bu hastalıktan kurtulmasını istiyorum" diye konuştu.
Aydın Esnaf ve Sanatkarlar Odaları Birliği Başkanı Selahattin Çetindoğan, "Feride hocam bizimle görüşüp başlattığı projeye bizi de ortak etmek istediğini söyledi. Ben de seve seve yardımcı olacağımızı söyledim. İzmir oda başkanımızın da katkısıyla saçları İzmir'e götürdük ve 5 peruk yaptırıp getirdik. Perukları hastaneye götürdüğümüzde yataktan kalkamayan hastaların yanına kadar gidip peruğunu taktık. Hastaların hepsi mutluluktan ağladı. Bu projenin devamı için ne yapılması gerekiyorsa yapacağız" dedi.
HİÇ DÜŞÜNMEDEN SAÇLARINI BAĞIŞLADILAR
Bağış yapılan hastalardan Hatice Madran (21), "Ben tedavimin 3 kürünü tamamladım ve hastalığı atlattım. Çocukların böyle bir yardımı düşünmesi çok duygulandırdı beni. Peruğu alınca çok mutlu oldum" dedi.
Öğrencilerden Sema Nur Arda (7) ise, "Bunu yaptığım için çok mutluyum. Bu hissin güzelliğini başka yerde göreceğimi sanmıyorum. Saçımı bağışladığım kişiye bu mutluluğu yaşattıysam ne mutlu bana" diye konuştu. 8 yaşındaki Beray Ece ise, "Ben ilk saçlarımı kestirdiğimde çok mutlu olmuştum. Sonra saçlarımız peruk oldu, ablalara verdik, o mutluluk daha da arttı" dedi. 7 yaşındaki Ceren Savaş, "Öğretmenim projeden bahsedince hiç düşünmeden saçlarımı kestirmeye karar verdim. Oradaki ablaların yüzünü biraz da olsa güldürdüğümüz için çok mutlu olduk ve etkilendik. Biz bir adım attık bu adımların devam etmesini istiyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:
----------
-Perukların teslim edilme anından görüntüler
-Aydın Esnaf Odası Birlik Başkanı Selahattin Çetindoğan ile röp.
-Öğretmen Feride Öztekin ile röp.
-Bağış yapılan bir hasta ile röp.
-Öğrencilerle röp.

Haber: Melis KARAKUZULU, Kamera: Burhan CEYHAN/AYDIN,

====================

'Hayatıma Kastım Yok, Kaskım var' 

Korkuteli İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Tim Komutanlığı ekipleri, 'Hayata Kastım Yok, Kaskım Var' projesi kapsamında motosiklet sürücülerine yönelik denetim yaptı.
'Hayatıma Kastım Yok, Kaskım Var' projesi kapsamında Korkuteli İlçe Jandarma Komutanlığı Trafik Tim Komutanlığı ekipleri Korkuteli-Antalya karayolu Datköy mevkisinde motosiklet sürülerine yönelik kask uygulaması yaptı. Uygulama noktasında durdurulan sürücülere kask kullanmanın önemi ve zorunluluğu anlatıldı. Kask takmayan sürücüleri uyaran ekipler, proje hakkında bilgi verdi, broşür dağıttı. 
Uygulama kapsamında durdurulan motosiklet sürücüsü Abdullah Tüzen, uygulamayı olumlu bulduğunu belirterek, "Birçok kaza anında kaskı olmadığı için yaşamını yitiriyor. Bu nedenle sürekli kask takıyorum" dedi.

Görüntü Dökümü
---------------
Uygulamadan detaylar

ANTALYA,

===================

Kraliçe adaylarından 'hayvanları sevelim ve koruyalım' mesajı

Antalya'da bu yıl 20'ncisi düzenlenen Miss Mediterranean 2019 Güzellik Yarışması'nın 12 finalisti, su parkında 'deniz kızı' konseptli şovu izledi, kostüm giyerek dansçı kadınlarla yüzdü. Finalistler, "Dünya sadece insanlara ait değil, hayvanları sevelim ve koruyalım" diyerek farkındalık mesajı verdi.
Tanıtım Production tarafından bu yıl Kemer'de 'Akdeniz Güzelini Arıyor' sloganıyla düzenlenen Miss Mediterranean 2019 Güzellik Yarışması'nın finalistleri, Kiriş Mahallesi'ndeki Dolusu Parkı'nı ziyaret etti. 12 güzel, su parkı bünyesinde kurulan 'Deniz Kızı Avkatoryum'da 11 su dansçısı kadının, 'deniz kızı' konseptli şovunu izledi. Şovun ardından kraliçe adayları da deniz kızı kostümleri giyerek, dansçılarla havuzda yüzdü.
Kraliçe adayları gösterinin ardından "Dünya sadece insanlara ait değil, hayvanları sevelim ve koruyalım" diye farkındalık mesajı verdi.
Finalistlerden 23 yaşındaki Alkım Koçak, işletmede daha önce yunuslarla gösteriler yapıldığını hatırlatarak, "İşletme sahipleri hayvan hakları ve sevgisi konusunda farkındalık yaratmak için bu gösterileri kaldırmış. Yunuslar doğal yaşam alanına bırakılmış. Yunusların özgürlüğüne kavuşmasından sonra fayton atları da Antalya'da artık özgür. Buraya hayvanları desteklemek, hayvan sevgisi konusunda farkındalık yaratmak için geldik. Çok mutlu olduk" dedi.
Kraliçe adayı 24 yaşındaki Beste Kızıldemir ise "Ekip olarak buraya geldik. Artık yunus gösterisi yapılmaması bizi mutlu etti. Deniz kızları gösterisini izledik. Hayvanları sevelim ve koruyalım" dedi.
2017 Miss Mediterranean Güzellik Yarışmasının kraliçesi ve 2019 kraliçe adaylarının eğitmenliğini yapan Heylem Yüksel ise "Buraya hayvan hakları konusunda farkındalık yaratmak için geldik. Böyle bir şov ilk kez yapılıyormuş. Yunusları serbest bırakıp yerine deniz kızlarını getirmişler. Biz de buna destek vermek amacıyla geldik" diye konuştu.
Park İşletme Müdürü Erhan Okçan da "Bu yıl yunus merkezimizi kapattık ve yerine deniz kızı tesisimizi faaliyete geçirdik. Miss Mediterranean ekibini bizi ziyaret etti ve gösterimizi izledi. Hayvan hakları konusunda farkındalık yaratmak için bize destek verdiler. Şovumuzu da izlediler ve deniz kızlarımızla yüzdüler. Kendilerine ve ilgi duyan herkese çok teşekkür ediyorum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
----------------
Havuzdaki denizkızları detaylar
Şovu izleyen güzellerden yakın detay
Şovdan detaylar
Alkım Koçak röportaj
Denizkızı şovundan detaylar
Beste Kızıldemir röportaj
Denizkızları detay
Heylem Yüksel röportaj
Denizkızı kıyafeti giyen Kraliçe adayları detay
Ali Bulut röportaj
Denizkızları ve beraberindeki kraliçe adayları detaylar
Erhan Okçan röportaj
Güzellerin denizkızlarıyla birlikte "Dünya sadece insanlara ait değildir. Hayvanları sevelim ve koruyalımö mesajı

04: 53 dakika ve 540 MB

Haber-Kamera: Levent YENİGÜN/KEMER (Antalya), - 


Kaynak: DHA