Dha Yurt Bülteni-2

Dha Yurt Bülteni-2

YPG'li teröristlere gönderilen 250 bin cesaret verici hap ele geçirildiTÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin Zeytin Dalı Harekatı'nı yürüttüğü Suriye'nin Afrin kentindeki PYD/YPG'li teröristlere götürülmek için yola çıkarılan cesaret verici 250 bin uyuşturucu hap, Adana polisinin titiz çalışmasıyla...

Dha Yurt Bülteni-2

YPG'li teröristlere gönderilen 250 bin cesaret verici hap ele geçirildi

TÜRK Silahlı Kuvvetleri'nin Zeytin Dalı Harekatı'nı yürüttüğü Suriye'nin Afrin kentindeki PYD/YPG'li teröristlere götürülmek için yola çıkarılan cesaret verici 250 bin uyuşturucu hap, Adana polisinin titiz çalışmasıyla ele geçirildi. Piyasa değeri 3 milyon lira olduğu belirtilen uyuşturucuyla ilgili Suriye uyruklu 2 kişi tutuklandı.

Adana Emniyet Müdürlüğü Narkotik Suçlarla Mücadele Şube Müdürlüğü NARKOTİM ekipleri, Avrupa'dan kaçak yolla ülkeye sokulan 250 bin cesaret verici uyuşturucu hapın Hatay'a getirileceği ihbarını aldı. Ekipler, plakasını tespit ettikleri kamyoneti adım adım takipe aldı. İçerisinde Suriye uyruklu V.Ş.Z. (37) ve M.A.'nın (29) bulunduğu plastik kasa yüklü kamyonet, Sarıçam ilçesi D-400 Karayolu'nda durduruldu. İki şüpheliyi araçtan indiren polis, özel eğitimli köpek ile kamyonette yaptığı aramada, kasaların arasına gizlenen uyuşturucu haplar bulundu. 

TERÖRİSTLERE CESARET VERİYOR

Ele geçirilen hapların önce Hatay'a, ardından da yine kaçak yollarla Türk Silahlı Kuvvetleri'nin Zeytin Dalı Harekatı'nı yürüttüğü Suriye'nin Afrin kentindeki PYD/YPG'li teröristelere götürülmek üzere yola çıkarıldığı saptandı. Bu hapın insan beynine direkt etki edip, sinir sistemi üzerinde değişiklikler yaptığı, kalp ritminin hızlandırıp, vücut ısılarının artarak aşırı bir enerji kazandırdığı belirtildi. Ayrıca ekipler, yakalanan uyuşturucunun piyasa değerinin ise 3 milyon lira olduğunu belirledi. 

Emniyet Müdürlüğü'ndeki sorguları tamamlanıp, adliyeye sevk edilen şüpheliler V.Ş.Z ve M.A. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Görüntü Dökümü 

---------------------------

Kasası esrar dolu aracın yolda ilerlemesi

Aracın durması

Polisin şüpheli araç sürücüsünün üstünü araması

Şoförün gözaltına alınması 

Polis köpeğinin aracı araması 

Polislerin aracın kasasındaki uyuşturucuları çıkarması 

Çantadaki uyuşurucuların görüntüsü

Olay yerinin genel görüntüsü

Zanlının adliyeye getirilmesi 

Haber: Çağlar ÖZTÜRK - Kamera:/ ADANA,

================================================

Bursa'da cinayet; baba oğlunu öldürdü

BURSA'da çıkan bir aile içi tartışmada baba, 25 yaşındaki oğlunun kafasına 3 el ateş etti. Evli ve bir engelli bebek babası Gökhan Anlıak kaldırıldığı hastanede hayatını kaybetti.

Olay, merkez Yıldırım İlçesi Arabayatağı Mahallesinde gece yarısı meydana geldi. Henüz bilinmeyen bir nedenle Anlıak ailesinin evinde aile için bir tartışma çıktı. Kısa sürede büyüyen tartışma kavgaya dönüşünce iddiaya göre 49 yaşındaki baba Gürbüz Anlıak, aynı apartmanda yaşadıkları kufaförlük yapan oğlu Gökhan Anlıak'a  kurşun yağdırdı. Babanın silahından çıkan 3 kurşun Gökhan Anlıak'ın kafasına isabet etti. Kavganın ardından ihbar üzerine olay gerine gelen 112 Acil Sağlık ekiplerince Gökhan Anlıak ağır yaralı vaziyette Şevket Yılmaz Eğitim ve Araştırma Hastanesine kaldırıldı. Alnıak burada yapılan tüm müdahalelere rağmen hayatını kaybetti.  Polis, cinayet sonrası oğlunu öldüren Gürbüz Anlıak'ı gözaltına aldı. 

Gökhan Anlıak'ın evli ve 3 yaşlarında görme engelli bir kız bebeğin babası olduğu öğrenildi. Cumhuriyet Savcısı olayla ilgili soruşturma başlattı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Olay yerinden ve hastaneden detaylar, ekiplerden detaylar

Haber-Kamera: Enver Fatih TIKIR/BURSA, - 

===============================================

Otobüs durağında şüpheli çanta paniği

KARABÜK'te, cadde üzerindeki otobüs durağının yanına bırakılan kadın çantası bomba paniğine neden oldu. Fünye ile patlatılan çanta boş çıktı.

Gece saatlerinde Albay Karaoğlanoğlu Caddesi'ndeki otobüs durağının yanındaki çöp kutusunun altına bırakılan kadın çantasını görenler, içerisinde bomba olabileceği şüphesiyle polise ihbarda bulundu. Gelen ekipler, durağın çevresine güvenlik şeridi çekerek önlem alırken, yolu da araç ve yaya trafiğine kapattı. Bazı meraklı vatandaşlar uzak mesafedende olsa cep telefonlarıyla görüntü almaya çalıştı. Cep telefonu sinyalleri jammer ile kesildi. Ardından bomba imha uzmanı özel kıyafetini giydikten sonra çantayı fünye ile patlattı. Boş çıkan çanta incelenmek üzere emniyete götürüldü.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

Olay yerinden görüntü

Polisin önlemleri

Meraklı vatandaşlar

Çantanın fünye ile patlatılması

Haber: Bülent DİKTEPE/KARABÜK, - 

===============================================

Alparslan Kuytul, vakıf üyelerini dolandırdı iddiası

ADANA'da Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı'na düzenlenen operasyonunda tutuklanan, vakfın kurucu başkanı Alparslan Kuytul'un dini ve insani duygularını kullanarak kendine inananları dolandırdığı iddia edildi.

Adana'da Furkan Eğitim ve Hizmet Vakfı'na düzenlenen operasyonunda Alparslan Kuytul, Taha Yasin Demir, İdris Birer, Erol Ardıç ve Ali Alagöz tutuklanmış, 6 şüpheli hakkında ev hapsi ve yurt dışı yasağı kararı verilmiş, 17 şüpheliyi ise adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı. Gizli tanık ve şikayetçi olan kişilerden elde edilen bilgiler doğrultusunda, Alparslan Kuytul'un kendisini 'vakıf içerisinde' eleştirilemez, sorgulanamaz bir lider haline getirdiği ve bu durumu kullanarak kendine inanlardan kişisel menfaat ve bu yolla kişisel nüfusunu attırmaya sağladığı öğrenildi.

Kendine inananları bu yöntemle dolandırdığı da ileri sürülen Kuytul'un ayrıca konuşmalarında 'Zeytin Dalı Harekatını' eleştirdiğide kayıtlara geçti. Kuytul'un ayrıca, sosyal medya hesapları üzerinden, Afrine'e yapılan operasyonlar hakkında olumsuz yorumlar yaptığı, bu konuşmalarda ise halkın vicdanını yaralayan, toplumda infial oluşturacak tabirler kullandığıda belirtildi.

Görüntü Dökümü 

---------------------------

Alparslan Kuytul'un adliyeye getirilmesi 

Diğer zanlıların adliyeye getirilmesi 

Adana Adalet Sarayı'nın genel ve detay görüntüsü

Evrakların adliyeye getirilmesi 

Güvenlik önlemi alan polislerin görüntüsü

Genel ve detay görüntüler

Haber: ADANA,

===============================================

Kimyasal saldırılara karşı dekontaminasyon aracı

Terör örgütlerinin olası saldırılarına karşı illerde Kimyasal, Biyolojik, Radyolojik Nükleer (KBRN) ünitelerini güçlendiren AFAD Başkanlığı, Erzurum AFAD Müdürlüğü'ne de dekontaminasyon aracı gönderdi. Bir araç ve 15 kişilik konusunda uzman olan ekibin görev yaptığı KBRN ünitesi dekontaminasyon aracıyla daha da güçlü bir yapıya kavuştu. İçerisinde A, B, C ve D tipi koruyucu elbiselerin bulunduğu, saldırıya uğrayan bölgenin temizliği için her türlü ekipmanın yeraldığı aracı tanıtan Erzurum AFAD Müdürlüğü KBRN Ünite Amiri Yasemin Mercan, "Olası bir saldırı anında 3 dakikada olay yerine gidecek olan ekibimiz, dekontaminasyon aracındaki çadırları kurarak olayın olduğu bölgeyi, insanları ve araçları temizleyecek" dedi. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-İl afad Müdürlüğü binası

-İl AFAD tabelası

-Kbrn araçlarından detay 

-Afad görevlilerinin koruyucu elbiselerinden detay 

-Araçların etrafında ölçüm yapmaları 

-Yasemin Mercan ile röp

Haber: Turgay İPEK - Kamera: Zafer KUMRU/ ERZURUM,

====================================================

Çalınan lastikler kiralık otomobilin 'GPS' kayıtlarından bulundu

MERSİN'nin Tarsus ilçesinde kamyonet ve otomobilin lastiklerini çalan 3 hırsız, kiraladıkları otomobilin 'GPS' kayıtlarından bulundu.

Olay, Mersin'nin Tarsus ilçesinde meydana geldi. 33 NIM 93 plakalı kamyoneti ile 34 PK 686 plakalı otomobilinin lastiklerinin çalındığını fark eden Aydın Yaylak polisi aradı. Olay yerine gelen polisler güvenlik kamerası görüntülerini inceledi. Ekipler şüphelilerin sokağa beyaz renkli lüks bir otomobil ile geldiğini tespit etti.

'GPS' KAYITLARI İNCELENDİ

Plakası tespit edilen aracın Adana'dan kiralandığını öğrenen polis, kiralama şirketine giderek aracın 'GPS' kayıtlarından nerede olduğunu öğrendi. Aracın Yüreğir ilçesi Yenidoğan Mahallesin'de park halinde beklediğini gören ekipler adrese baskın yaptı. Hırsızlık olayını gerçekleşiren Abdurrezzak B., Murat A. ve Muhittin A. yakalandı. Gözaltına alınan şüpheliler sorgularında, suçlamaları kabul etmedi. Bunun üzerine polis, otomobilin 'GSP' kayıtlarını tekrar inceleyip olay günü hırsızlığı meydana geldiği yerde olduğunu ortaya çıkardı.

3 şüpheli mahkemeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü 

---------------------------

Zanlıların Adana Emniyet Müdürlüğü'nden çıkarılması

Polis aracına bindirilmeleri

Navigasyonun fotoğrafı 

Çalınan otomobilin gps kaydına ait fotoğrafları

Adana Emniyet Müdürlüğü'nün detay görüntüsü

Haber: Çağlar ÖZTÜRK - Kamera: ADANA,

=====================================================

Ankara'da PKU hastası oğlundan etkilendi, bu hastaların yediği özel yiyecekler üretmeye başladı

ANKARA'da doğuştan fenilketonüri (PKU) hastası oğlu 14 yaşındaki Doğukan Samet Güvenç'in hastalığından etkilenen baba Ahmet Güvenç (44), açtığı iş yerinde bu hastalar için düşük proteinli, çölyak hastaları için ise glutensiz ürünler hazırlıyor.

Ankara'da yaşayan evli ve bir çocuk babası emekli asker Ahmet Güvenç doğuştan fenilketonüri (PKU) hastası oğlu Doğukan Samet Güvenç'in yiyebileceği gıda ürünlerini bulmakta zorlanınca, diğer hastalara da hizmet verebilmek için özel düşük proteinli gıdaların üretildiği iş yeri açmaya karar verdi. Altındağ Sakarya Mahallesi Divan Sokak üzerinde yaklaşık üç ay önce iş yerini açan Ahmet Güvenç, burada kendi oğlu gibi yalnızca düşük proteinli gıdalarla beslenebilen PKU hastası olan kişilere özel yiyecek hazırlıyor. Güvenç yine iş yerinde çölyak hastaları için de glutensiz ürün üretiyor.

'HAYALLERİMİZİN PEŞİNDEN KOŞARAK KAFEYİ AÇTIK'

PKU Aile Derneği Ankara Temsilciliği'ni de yürüten Ahmet Güvenç, oğlunun doğuştan PKU hastası olduğunu belirterek, "PKU Türkiye'de çok bilinen, telafüz edilmesi güç, yaşaması da o kadar güç bir hastalık. Bu çocuklar düşük proteinli beslenmek zorundalar. Düşük proteinli derken glutensiz unlu mamüller bunun yanında et, süt, yumurta, tavuk, balık ve bunların türevleri içinde hiç bir besini tüketemiyorlar. Karaciğerden kaynaklı bir hastalık. Bu çocuklar eğer proteini düşük besinler tüketmezse bu çocukların beyinlerinde tekrar tamir edilemeyecek büyük hasarlar meydana geliyor. O zamanda ağır zihinsel engelli ve bedensel engelli olabiliyorlar. Bu çocukların beslenebilmesi ve sosyal hayatta toplumla birlikte olabilmesi için böyle bir sosyal alana ihtiyaçları vardı. Bu anlamda dünyada bir ilk burası, özel girişimci olarak. Biz ailelerimiz ile birlikte bir şeyler yiyebileceğimiz bir kafe yapmak hayalimizdi. 14 yaşında şu anda benim oğlum. Hayallerimizin peşinde koşarak düşük proteinli ve glutensiz beslenmek zorunda olan çölyak bireyleri bu kafeyi açtık" dedi.

'İLK DEFA HAMBURGER YİYEBİLİYORLAR'

Açtığı kafeden herhangi bir kar beklemediğini söyleyen Ahmet Güvenç, çalışanlarının çoğunun gönüllü, eşinin ise mutfakta çalıştığını kaydetti. Ürünlerin çoğunun ithal olduğunu belirten Güvenç, şöyle konuştu: "Bunun yanında sosyal anlamda ailelerimize destek olmak için Ankara Büyükşehir Belediyesi kurabiye ve ekmek üretiyor. Bu malzemeleri kullanıyoruz. Bu malzemelerin hammaddelerini alarak biz burada hamburger yapıyoruz. Bir çok çocuk ilk defa burada düşük proteinli hamburger yiyebiliyor. Pizza yapıyoruz, yaş pasta yapıyoruz, doğum günleri için. Çünkü bunları bulamıyorlar ve maalesef bizim ürünlerimizin tümü mısır nişastalı bazlı olduğu için bunların kıvamlarını tutturmak çok zor. Bu konuda tecrübeli arkadaşlarımızın çalışmasıyla biz bu ürünleri üretiyoruz" Güvenç müşterilerden çok güzel tepkiler aldıklarını ifade etti.

PKU hastası 2 yaşındaki oğlu Ayaz ile birlikte bu kafeye ilk kez geldiklerini belirten Çınar Nayır, "Oğlumun yemekleri özel. Dışarıda bu rahatlığı bulamıyoruz. Burası açılmadan önce çok zorlanıyorduk. Dışarıya çıkamıyorduk, yemek yiyemiyorduk. Sıkıntı oluyordu" diye konuştu. Ayrıca iş yerinin ikinci katında PKU ve çölyak hastaları için dilek ağacı oluşturuldu.

Görüntü dökümü:

-Müşterilerin iş yerine gelmesi

-Hazırlanan özel yiyeceklerden görüntü

-Müşterilere servis

-Müşterilerin ürünleri yemesi

-İş yeri sahibi ile röp.

-Oğlu PKU hastası anne Çınar Nayır ile röp.

-Dilek ağacından görüntü

-Detay

Haber-Kamera: Mustafa TURAPOĞLU/ANKARA,

=====================================================

Annesi fark etti, babası hayat verdi

İZMİR'de yapılan ameliyatla, doğuştan safra yolları bulunmaması nedeniyle karaciğeri işlevini yitiren 9 aylık Azra Sağır bebeğe babası Veli Sağır (42) can aşısı oldu. Baba Sağır'ın karaciğerinin bir parçası nakledilen Azra bebek yaşama tutundu. Anne Sabriye Sağır'ın (26) henüz 6 günlükken kızının kaka renginin farklı olmasından şüphelenmesiyle Azra bebeğe erken teşhis konulup, tedavisine de erken başlandığı belirtildi.

Giresun'da yaşayan kuaför Sabriye Sağır ile fitness antrenörü Veli Sağır'ın kızları Azra, geçen yıl 16 Mayıs'ta dünyaya geldi. Çift büyük mutluluk yaşarken, her dakikasını Azra'yla geçiren anne Sağır'ın gözünden kızının kakasındaki değişiklik kaçmadı. Sağır çifti henüz 6 günlük olan Azra'yı hemen devlet hastanesinin acil servisine götürdü. Bebeğin kakasındaki beyazlığın anne sütünden kaynaklanmış olabileceği, enfeksiyon kaptığı söylenirken, bununla yetinmeyen çift bu kez çocuk hastanesine başvurdu. Sarılık başlayan bebeğin safra kanallarının olmama ihtimali bulunduğunu belirten doktoru, Azra'yı Trabzon'a sevk etti. Burada yapılan tetkikler sonucu Azra'ya 'bilier atrezi' denilen, doğuştan safra yolları yokluğu tanısı konuldu. 33 günlükken safra yolu açmak amacıyla Kazai operasyonuna alınan Azra bebeğe, karaciğer nakli kararı verildi. Dört ay boyunca zaman zaman Trabzon'daki hastanede kalyan aile nakil kararıyla büyük üzüntü yaşarken, hem doktorların önerisi hem de internette yaptıkları araştırma sonucunda nakil için İzmir'e geldi, Kent Hastanesi'ne başvurdu. Burada yapılan tetkikler sonucu baba Sağır'ın uygun verici olduğu saptanırken, bebek için operasyon hazırlıkları başladı. Geçen 15 Kasım'da minik Azra ile baba Sağır, Doç. Dr. Murat Kılıç ve Opr. Dr. Cahit Yılmaz başkanlığındaki iki ekip tarafından nakil ameliyatına alındı. Başarıyla tamamlanan nakil sonrasında minik Azra yeni bir hayata başladı.

ALT BEZİNİN LARINI ÇEKİYORUM

Dikkati sayesinde kızını nakle götüren hastalığa erken tanı konulmasını sağlayan anne Sağır, "Kızımın kakasındaki değişikliği fark ettiğimde süt kesiğidir, normal, geçer dediler. Hatta ilk başvurduğum hastanede de aynısı dediler. Ama bu kakadan şüphelendim, gözlerindeki sarılık da geçmiyordu. Doğrusunu söylemek gerekirse bu kakadaki farklılığın bizi nakle götüreceği hiç aklıma gelmemişti. Kazai operasyonu yapıldığında da karaciğer naklinin kaçınılmaz olduğu söylendi. Kızımla doğduğundan beri hastanelerdeyiz. Çok kötü günlerdi, hala panikleyip, alt bezinin fotoğraflarını çekiyor, doktorlarımıza soruyorum. Çok şükür kızım şimdi sağlıklı, keyifli, onunla her şeye baştan başlayabiliriz. Çok mutluyuz. Çocuklarındaki değişikliği en çok anneler fark eder" diye konuştu.

Kızına koyulan bilier atrezi tanısını bir ayın sonunda telaffuz edebildiğini belirten baba Sağır ise şöyle konuştu: "Tanı konulduğunda yüzde 1-10 nakil olmayabilir, dendi. Biz de hep bu yüzde 2'e, 10 inandık. Ama öyle olmadı. Nakil için verici olabileceğim söylendiğinde tansiyon sorunum çıktı, diyet yaparak 90 kilodan 75 kiloya düştüm. Çok şükür ki kızıma donör olabildim. Her annenin babanın yapacağı şeyi yaptım. Azra zaten benim bir parçamdı. Ona ikinci kez hayat verdik. Allah bu durumda olanların yardımcısı olsun. Hastalık nadir görülüyor diye biliyorduk ama buraya gelince hiç de öyle az olmadığını gördük. O yüzden anne babaların çocuklarını çok iyi izlemeleri gerekiyor."

Öte yandan İzmir Kent Hastanesi Karaciğer Nakli Bölüm Başkanı Doç. Dr. Murat Kılıç, Azra'nın ve babasının sağlık durumunun çok iyi olduğunu belirterek, "Azra'da doğuştan safra yolları yokluğundan karaciğer sirozu gelişmişti. Bu nedenle nakil yaptık. Maalesef bilier atrezi bebekleri karaciğer nakline götüren nedenlerin ilk sırasında yer alıyor. O nedenle uzayan sarılık ve beyaz, macun kıvamında kaka belirtilerinden biri, bu durumun anne babaların dikkatinden kaçmaması da çok önemli" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

Azra bebekten görüntü

Anne Sağır ile röp.

Baba Sağı ile röp.

Doç. Dr. Murat Kılıç ile röp.

Genel ve detay görüntü

Haber-Kamera: Davut CAN/ İZMİR,

=================================================

Belgelendirme sektörünü bırakıp, marangoz çırağı oldu

ÜNİVERSİTE eğitiminin ardından İstanbul'da yaklaşık 10 yıl kalite kontrolü sonrası belgelendirme sektöründe çalıştıktan sonra istifa ederek memleketi Edirne'nin Keşan ilçesine dönen İbrahim Özkan (34), mesleki eğitim merkezine yazılarak, sanayideki bir marangozhanede çırak olarak çalışmaya başladı.

İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesi Gazetecilik bölümünden mezun olduktan sonra kalite kontrolü sonrası belgelendirme sektöründe çeşitli görevlerde 10 yıl çalışan İbrahim Özkan, yüksek performans beklentisi ve iş stresi nedeniyle istifa ederek, 2 ay önce memleketi Keşan'a geri döndü. Keşan'da mesleki eğitim merkezinde marangozluk bölümüne kayıt yaptıran Özkan, haftanın 3 günü sanayideki bir marangozhanede çırak olarak çalışarak, mesleği öğreniyor.

'PERFORMANS BASKISI VE MOBBİNG YÜZÜNDEN İSTİFA ETTİM'

İbrahim Özkan, üniversite eğitiminin ardından 10 yıl belgelendirme sektöründe operasyon ve süreç yönetimi departmanında çalıştığını belirterek, "Kalite kontrolü sonrası belgelendirme sektöründe müşteri ile operasyon ekipleri arasındaki iletişimi sağlıyordum. Özel sektördeki performans baskısı ve mobbing yüzünden istifa ettim. Zaten senelerdir küçük bir yerde yaşamanın hayalini kuruyordum. İstifa ettikten sonra İstanbul'da kalmam için bir sebep kalmadığını düşünerek, Keşan'a geldim" dedi.

'İNSANDA RUHSAL TATMİN YARATIYOR'

Hobi olarak yaptığı marangozluğu meslek edinmeye karar verdiğini ifade eden Özkan, "Keşan çıraklık eğitim merkezi ile görüştüm ve kayıt yaptırdım. Beni ustam Zekai Er ile tanıştırdılar. Kendisiyle yaklaşık 3 haftadır birlikte çalışıyoruz. Çok keyif alıyorum. Elimle bir şeyler üretmek ve bunu görmek çok keyifli. Bütün beyaz yakalılara bunu tavsiye ediyorum. Ofiste yaptığınız işin sonucunu gerçek anlamda görmüyorsunuz. Ama bu işte ellerim çalışıyor ve sonucunda ortaya bir ürün çıkıyor. Bir şeyler tasarlamak ve bunu gerçeğe dökmek çok keyifli. Bu da ciddi anlamda insanda ruhsal tatmin yaratıyor. Benim marangozluk yapmak istememin en önemli nedenleri başında da bu geliyor" diye konuştu.  

'ŞARTLARINIZI NET OLARAK BELİRLEYİN'

İbrahim Özkan, zanaat öğrenmek isteyenlere de tavsiyelerde bulunarak, mesleki eğitim merkezlerine giderek, şunları söyledi: "Bu işte belgelendirmenin önemli olduğunu düşünüyorum. Dolayısıyla çıraklık eğitim merkezine gitsinler orada zaten gerekli yönlendirmeleri yapıyorlar. Beni sanayide bu işi yapan bir ustanın yanına verdiler. Burada 3 gün eğitim görüyorum. Bunun dışındaki günlerde kendime zaman ayırarak, farklı hobilerimi de yapıyorum. 34 yaşındayım, üniversite mezunuyum, çırak olmak için uygun bir aday değilim ama siz şartlarınızı net olarak belirlerseniz sizi de ona göre yönlendiriyorlar" 

Lise yıllarında babasının okumazsa kendisini sanayiye vereceği yönünde uyardığını belirten Özkan, sanayide marangozluk mesleğini öğrenmekten memnun olduğunu söyledi.

MARANGOZ USTASI ZEKAİ ER: 'GEÇERLİ BİR MESLEK AMA ELEMAN YETİŞMİYOR'

Keşan Küçük Sanayi Sitesi'nde 30 yıldır marangoz ustalığı yapan Zekai Er ise sektörde yetiştirmeye çırak bulmakta zorlandıklarını ifade ederek, "İbrahim'in eli bu işe yatkın ve oldukça meraklı. Üniversite okumuş biri olarak diksiyonu düzgün, kişilik olarak da iyi. Okumuş insanla okumamış insan arasında fark var. Bu meslekte önemli olan içinden gelmesi. Zorla bir insana bir şey yaptıramazsınız. Marangozluk sektöründe eleman sıkıntımız var. Geçerli bir meslek ama eleman yetişmiyor. İbrahim'de umut var. Bu işi yapacak gibi duruyor" dedi.

Görüntü Dökümü

----------------------

-İbrahim Özkan'ın makineyle çalışması

-Ahşap kesme işlemi yapması

-Montaj işlemi yapması

-Ustasıyla birlikte çalışması

-Detaylar

-İbrahim Özkan röp.

-Marangoz ustası Sezai Er röp.

Haber-Kamera: Ünsal YÜCEL/KEŞAN(Edirne),-

==============================================

Meslek Eğitim Merkezi fabrika gibi çalışıyor

İZMİR'deki Bornova Mesleki Eğitim Merkezi'nde 142 dalda uygulama sınavına giren 5 bin 100 kişi, farklı atölyelerde ustalık ve kalfalık belgesi almak için birbiriyle yarışıyor. Geçen kasım ayında yapılan yasal düzenleme üzerine, belge zorunluluğunun getirildiğini ve taleplerin arttığını söyleyen Müdür Harun Yılmaz, meslek sahibi olmak isteyen ve belgeye ihtiyacı olanları okullarına davet etti.

Türkiye'nin en büyük meslek eğitim merkezlerinden biri olan ve 94 öğretmen, 1714 öğrencisiyle eğitime devam eden Bornova Mesleki Eğitim Merkezi; cilt bakımından, kuaförlüğe, makine ve tesisat işçiliğinden pastacılığa kadar 142 meslek dalında ustalık ve kalfalık belgesi veriyor. 2010 yılından beri Bornova Mesleki Eğitim Merkezi'nde görev yapan motorlu araçlar teknolojisi öğretmeni ve Okul Müdürü Harun Yılmaz, hem örgün hem yaygın eğitimi birlikte verdiklerini söyleyerek hiç okula gelmeden çalıştıkları işyerlerinde eğitim aldığını belgeleyenleri, denklik ile sınavlara kabul ettiklerini belirtti. Yılda 3 kez yaklaşık 15'er günlük sınav sürecine girdiklerini anlatan Yılmaz, bu dönemde yeni düzenleme nedeniyle yoğunluk yaşadıklarını dile getirdi. Yılmaz, "6764 sayılı Kanun'da mesleki teknik eğitim ile ilgili yeni bir yapılandırma oldu. Bu yapılandırma sonucunda talep oldukça arttı. Bu belgeyi almak için eskiden daha uzun süre sigortalılık süresi istenirken şimdi 1 günlük sigortalı kalfalık, 5 yıllık sigortalı ise işyeri açma hakkına sahip oluyor. İş güvenliğini arttırma çalışmaları kapsamında bu belgeleri almak zorunlu hale getirildi. Belediye ustalık belgesi olmayana ruhsat vermiyor. Başvuru sayısı 5 bin 100 kişiye ulaştı. Yazılı sınavdan sonra uygulamalı sınava giriyorlar. Başarılı olanlara belge veriliyor" dedi.

Sınav sırasında 3 yada 4 kişiden oluşan değerlendirici grubun adayları gözlemlediğini ifade eden Müdür Yılmaz, gruptan ikisinin okul öğretmeni olduğunu diğerlerinin ise meslek odası temsilcilerinden seçildiğini kaydetti.

ADAYLAR SINAVDA TER DÖKÜYOR

Ustalık belgesi almak için sınava giren Hatice Mert (48), iğne oyası kursu verdiğini belirterek bu belge sayesinde öğrencilere daha verimli olabileceğini dile getirdi. Dokuz Eylül Üniversitesi'nde 3 boyutlu şekillendirme öğretmeni olduğunu dile getiren Eda Öztuzcu ise "Onkoloji Bölümü'ndeki çocuklarla her malzemeyi kullanarak çalışamadığımızı görünce seramik hamurunu evde hazırlayarak çiçek yapımına geçtik. İnce motor hareketlerini daha aktif hale getirmek için bu branşı seçtik. Mezun olduğum branşın dışında bir branş olduğu için bu becerimi resmileştirmek istedim. Bize çok güzel bir sınav ortamı hazırlanmış, herkese teşekkür ederim" diye konuştu.

Metal sac işlemeciliğinde kalfalık belgesi almak için Bornova Mesleki Eğitim Merkezi'ne başvuran tek kadın aday Firdevs Tekbaş (34) ise "Ben bu alanda da kadınların çalışabileceğini göstermek istedim. Yaklaşık 3 yıldır bu işi yapıyorum. Her geçen gün yeni bilgiler öğrenip erkek işini kadınların da yapabileceğini kanıtlamak istedim" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-Farklı atölyelerden ve sınav anından detay görüntü,

-El sanatları çalışması yapan kadınlardan görüntü,

-Cilt bakımı yapan kadınlardan görüntü,

-Makine işçiliği yapan adaylardan görüntü,

-Hatice Mert ile röp,

-Eda Öztuzcu ile röp,

-Firdevs Tekbaş ile röp,

-Müdür Harun Yılmaz ile röp.

Haber - Kamera: Nevra UÇKAÇ/ İZMİR,

==============================================

 Rabia'nın mektubu ile 10 bin öğrenciye kıyafet dağıtıldı

Ağrı'nın Eleşkirt ilçesi Pirebat köyünde yaşayan 7'nci sınıf öğrencisi Rabia Kahraman'ın İstanbul'da yaşayan köylüsü iş adamı Halis Kahriman'a gönderdiği mektup sonrası 10 bin kişiye kıyafet yardımı yapıldı. Rabia mektubunda, "Hani bir gün bizim köyde yaptırdığınız taziye evinin açılışında bize demiştin ki 'Biz okula ayakkabı ve pantolonlarımız yırtık bir şekilde gidiyorduk' Derslerim çok iyi. Bizim okuldaki birçok öğrencinin montları ve ayakkabıları yok ve ben bu duruma çok üzülüyorum. Rica etsem yardım eder misin?" diye yazdı. Aldığı mektuba duyarsız kalmayan iş adamı Halis Kahriman, çocuklar için alınan kıyafetleri köyüne gelerek teslim etti. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-İş adamı Halis Kahriman ve protolün kıyafet dağıtması ve çocuklarla hatıra fotoğrafı çekmesi

-Eleşkirt Pirebat Köyünde  yapılan yardımlardan faydalanan öğrencilerin teşekkür etmesi

-Eleşkirt Recep Tayip Erdoğan İmam Hatip Lisesi Konferans salonunda Rabia'nın Mektubu Okuması

-Halis Kahriman'ın Konuşması

-Halis Kahriman'a BAL ligi temsilcisi Ağrı sporun forma ve atkısının verilmesi

-Sahnede öğrencilerle toplu fotoğraf çekimi

Haber-Kamera: Ayhan İSEN  / Eleşkirt/ AĞRI,

==================================================

El yapımı yorgana dönüş var ama çırak yok

BURDUR'da 1975 yılından bu yana yorgancılık yapan Sadık Can (72) mesleğinin bitme noktasına geldiğini söyledi. Son yıllarda fabrikasyon yorganlardan pamuk yorganlara dönüşün başladığını aktaran Sadık Can, "Mesleğimiz ölmese daha iyi ama yetişen yok" diyerek çırak yetiştirememekten yakındı.

Burdur merkezde bulunan Yukarı Pazar'daki dükkanında yaklaşık 44 yıldır el yapımı yorgan diken Sadık Can, mesleğinin son temsilcilerinden. El yapımı yorganların fabrikasyon üretime yenik düşmesiyle sayıları gittikçe azalan zanaatkarlardan Sadık Can, "Bundan 20- 25 yıl önce yanımda 8 kalfa, 4 çırak vardı. O zamanlar hazır yorgan yoktu. Muazzam işimiz vardı. Kamyonla pamuk alıyorduk" dedi.

'KİMSE HEVESLENİP ÇIRAKLIK İÇİN GELMİYOR'

1975 yılından bu yana yorgancılık yaptığını anlatan Can, "Eskiden burada 25- 30 yorgancı vardı. Şimdi 6 kişi kaldık. El işleri devam etsin diye devlet destek veriyor ama maalesef kimse heveslenip çıraklık için gelmiyor. Bu iş yalnız zor yapılan bir iş" diye konuştu.

'PAMUĞA DÖNÜŞ VAR'

Yorganda geriye dönüş olduğunu vurgulayan Sadık Can, "İnsanlar yünlerini getirip yorgan diktirmek istiyor. Hazır yorganları söküp pamuktan yaptırıyorlar. Hazır yorganın sağlıklı olmadığını söylüyorlar. Silikon yatak, yorgandan vazgeçiyor herkes, pamuğa dönüş var" dedi.

'ZANAAT, KANAATTİR'

Günde 10 saat çalıştığını, yaz mevsiminde sürenin daha da uzadığını, iş yetişmediği zaman ise gece de çalıştığını aktaran Sadık Can, ipekli yorganları 2 günde, basma yorganları 1 günde bitirdiğini, Ankara, Antalya, İzmit ve Isparta gibi şehirlere yorgan gönderdiğini anlattı. En çok 2- 3 sene daha çalışabileceğini kaydeden Can, şöyle dedi:

"Gençlerden gelen olsa yetiştireceğim ama gelen yok. 'İş yok' diyorlar ama iş çok. Çalışan yok. Zanaat, kanaattir ama ağır geliyor galiba. 'Allah bereket versin' deyip kanaat etmiyorlar. Allah hayırlısını versin. Mesleğimiz ölmese daha iyi ama yetişen yok." 

Sadık Can, tek kişilik basma yorganların 80- 100, çift kişiliğin 125- 150, ipek yorganların tek kişiliğinin 175, çift kişiliğinin ise 250 liradan satıldığını belirtti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Sadık Can dikiş makinesinde

Yorgan dikerken  

Sadık Can'ın anlatımı 

Detay

HABER- KAMERA: Mesut MADAN/BURDUR,

=================================================

Baharat, bakliyat ve kuru yapraklardan yaptığı eserleri sergiliyor

ZONGULDAK'ın Çaycuma ilçesi Filyos beldesinde yaşayan 65 yaşındaki Uğur Soydan, ağaç dalları, yaprakları, bitkiler, kuru bakliyat, baharatlar ve atık malzemelerden yaptığı 500'ün üzerindeki eserle sergi açtı.

Aselsan'da halkla ilişkiler uzmanı olarak uzun yıllar görev yaptıktan sonra 2006 yılında emekli olan Uğur Soydan, çocukluğunda hobi olarak yaptığı yağlı boya tablolarını farklı bir alana taşıdı. Uğur Soydan, 2009 yılından bugüne kadar ağaç dalları, yaprakları, çeşitli bitkiler ve nohut, pirinç, kırmızı biber, kozalak, kabak çekirdeği, tarçın, kimyon, tuz, at kestanesi, çörekotu gibi doğal malzemelerden doğal tasarımlar yapıyor. Tablo ve heykel şeklinde eserler yapan Uğur Soydan, Çaycuma ilçesine bağlı Filyos beldesinde de 500'ün üzerindeki eseriyle sergi açtı. Doğal kurumuş bitki, baharat ve bakliyatları kullanarak yaptığı tasarımların çok beğenildiğini ifade eden Soydan, "Ankara'da topladığım bitkileri masanın üzerinde dizayn ederken bu iş benim kanıma bulaştı. Sonradan doğada kurumuş ne varsa, baharatlarda dahil yaptığım çalışmalar var. Bunların adında doğal ürünlerle tasarım dedim. 2009'dan bu tarafa çeşitli illerde bunu sergiliyorum. En son Filyos'a geldim. Filyos Belediyesi'nde doğal tasarımlar yaptım. Burada yaşamaya başladım artık. Kaymakamlığın verdiği bir sınıfta ürünlerimi yapıyorum. Ürünlerimi sergiliyorum. Bunun ilginçliği, benim bulduğum teknikle doğayı değerlendirmek. Bez üzerine içinde su olmayan kurumuş bitkileri kullanarak yaptığım çalışmalar bunlar. Türkiye'de bir ilk denebilir. Geri dönüşüm olarak soda şişesinden yaptığım çalışmalar var. Akvaryum taşlarından yaptığım tablolar var" dedi.

Görüntü Dökümü

-Uğur Soydan'ın tablo yapması

-Baharat ve diğer ürünler

-Yaptığı eserler

-Sergiden detaylar

-Uğur Soydan ile röp.

Haber-Kamera: Gürkay GÜNDOĞAN/ZONGULDAK,

=================================================