Advertisement

DHA YURT BÜLTENİ-18

DHA YURT BÜLTENİ-18
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

Kayseri merkezli 6 ilde FETÖ operasyonu: 18 gözaltıKAYSERİ merkezli 6 ilde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltı kararı verilen 24 kişiden 18'i gözaltına alındı.

Kayseri merkezli 6 ilde FETÖ operasyonu:  18 gözaltı

KAYSERİ merkezli 6 ilde yürütülen FETÖ/PDY soruşturmasında gözaltı kararı verilen 24 kişiden 18'i gözaltına alındı.

Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nca yürütülen soruşturma kapsamında çeşitli meslek gruplarından, aralarında askeri ve sağlık personeli de bulunan 24 şüpheli hakkında gözaltı kararı verildi. İl Emniyet Müdürlüğü Kaçakçılık ve Organize Suçlarla Mücadele Büro Amirliği ekiplerince Kayseri merkezli İstanbul, Ankara, Balıkesir, Mardin ve Yozgat'ta düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda 18 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, hastanede sağlık kontrolünden geçirildikten sonra emniyete götürülürken, diğer 6 kişinin yakalanması için çalışmalar sürdürülüyor.

Görüntü Dökümü:

-Şüphelilerin sağlık kontrolüne getirilişi

-Diğer detaylar

Süre: 1,49 Boyut: 209 MB

Haber-Kamera: Muhammed KISIR/KAYSERİ,

===========================

Ağabeyi, yengesi ve yeğenlerine bıçakla saldırdı

KÜTAHYA'da, alkollü olduğu iddia edilen Burak E., birlikte işlettikleri çay ocağının alacaklarını toplama konusunda tartıştığı ağabeyi, onun eşi ve 2 çocuğuna bıçakla saldırdı. Burak E., ihbar üzerine gelen polislerce biber gazı kullanılarak yakalandı. İfadesinin ardından serbest kalan Burak E., yeniden gittiği evde bu kez de bıçakla kendisine zarar verirken, polis ekiplerince bir kez daha gözaltına alındı.

Olay saat 02.30 sıralarında Mehmet Akif Ersoy Mahallesi Cemalettin Sokak üzerinde meydana geldi. Halk pazarında ağabeyi ile çay ocağı işleten Burak E., gece alkol aldıktan sonra eve döndü. Ağabeyi B.E. ile çay ocağının alacaklarını toplama konusunda tartıştı. Mutfaktan bıçak alan Burak E., ağabeyi B.E., onun eşi M.E. ve 2 ile 3 yaşındaki çocuklarına saldırdı. Ağabey B.E. ailesini evden çıkarıp polise haber verdi. İhbar üzerine kısa sürede olay yerine gelen polis ekipleri evin içinde elinde bıçakla duran Burak E.'yi bıçağı bırakması için ikna etmeye çalıştı. Polislere de saldıran Burak E. biber gazı ile etkisiz hale getirilerek gözaltına alındı. Şüpheli Burak E.'nin saldırısı sırasında hafif yaralanan B.E. ve M.E. çiftinin 3 yaşındaki çocuğu ambulansla hastaneye götürüldü.

Polis merkezine götürülen Burak E., buradaki işlemlerin ardından savcılık talimatıyla serbest bırakıldı. Yeniden eve dönen Burak E., tartışmaya devam ederek eline aldığı bıçakla kendisine zarar verdi. Komşuları ihbarı üzerine yeniden eve gelen polis ekipleri, Burak E.'yi yeniden gözaltına alarak, polis merkezine götürdü. Soruşturma sürüyor.

Görüntü Dökümü: -Olayın olduğu evden görüntü-Çocuğun babasının kucağında ambulansa alınması-Şüpheli Burak E.'nin karakola getirilmesi-İkinci kez evden gözaltına alınması-Genel görüntüler

Haber-Kamera: Oğuzhan KILIÇ/KÜTAHYA,-

===================

Palandöken'de sezon açıldı, ilk gün bedava KIŞ turizminin kalbi olma yolunda ilerleyen Erzurum'daki Palandöken Kayak Merkezi'nde kayak sezonu başladı. Erzurum Büyükşehir Belediyesi'ne bağlı olarak hizmet veren tesislerde sezonun ilk günü ziyaretçiler ücretsiz ağırlandı.

Devlet ve özel sektör işbirliğiyle kurulan kayak merkezleri kış turizmini hareketlendirmeye devam ederken dünyanın önde gelen kayak merkezleri arasında sayılmaya başlayan Erzurum'daki Palandöken Kayak Merkezi'ni de binlerce yerli ve yabancı turist ziyaret ediyor.

Dünyanın en uzun ve en dik pistleri arasında yer alan Palandöken Kayak Merkezi'ndeki 8'i kolay, 9'u orta düzey, 3'ü ileri düzey ve 4'ü de doğal olmak üzere 24 pist, kayak ve snowboard meraklılarını ağırlıyor.

Pistlerinden ikisi slalom yarışları için Uluslararası Kayak Federasyonu (FIS) tesciline sahip Palandöken, aynı anda yaklaşık 20 bin kişiye kayak yapma imkanı sunuyor. Türkiye'nin en uzun, dünyanın ise 3'üncü uzunluktaki pistiyle kayak severlere 14 kilometre kesintisiz kayak yapma imkanı sunan Palandöken, acemi, orta düzey ve profesyonel kayakçılar için hazırlanmış pistleriyle de her kesimden kayakçıyı ağırlamaya hazır. Kayak yapmayı bilmeyenler için ise özel kızak pistleri bulunuyor.

Kar yağışının en fazla olduğu ve kış mevsiminin en uzun sürdüğü kentlerin başında gelen Erzurum'da, kar yağışı beklenmeden hava sıcaklığının sıfırın altına düşmesiyle Palandöken Dağı'ndaki birçok kayak pisti suni kar püskürtülerek sezona hazır hale getiriliyor. Türkiye'de pistlerin aydınlatılarak gece kayağının yapıldığı merkezlerden olan kentte, kayakçılar aileleriyle gece kayağında buluşarak, eşsiz kent manzarasına karşı kayak yapmanın keyfini yaşıyor. Aralık ayının ilk haftasında kayak heyecanının başladığı kentte, kayakçılar, aydınlatılan pistte doğal ve suni kar üzerinde nisan ayının sonuna kadar kayak yapma imkanı bulabiliyor.

Her seviyedeki kayakçıya hitap eden Palandöken, havaalanı ve Erzurum kent merkezine yakınlığıyla da pek çok kayak merkezine göre ziyaretçilere avantajlar sunuyor. Havalimanına 15, kent merkezine ise sadece 5 dakika uzaklıkta olan Palandöken Kayak Merkezi, bu sayede ziyaretçilerine hem kolay ulaşım imkanı hem de kayak dışında şehir merkezindeki Selçuklu ve Osmanlı döneminden kalan çok önemli tarihi ve kültürel yerleri ziyaret ederek tatillerini zenginleştirme imkanı sağlıyor.

Kış turizminin göz bebeği Palandöken'de tatil yapmanın ayrıcalık olduğunu söyleyen Polat Erzurum Resort Hotel Genel Müdürü Bora Kanber ise "Kayak için Palandöken bulunmaz bir nimet. Erzurum kış sporları merkezi olduğu için burada kayağın dışında isteyen curling, buz hokeyi, buz pateni yapıp şifalı kaplıcalarından faydalanabilir" dedi.

Olimpik sporcu Serdar Deniz ise kayak sezonunun açılmasıyla soluğu Palandöken'de aldıklarını söyledi. Deniz, "Türkiye'de ilk defa Erzurum'da kayacağız bugün. Hava da çok güzel" diye.

Sporculardan Özlem Çarıkçıoğlu da Erzurum'da kayak sezonunun açmaya geldiklerini belirtti. Palandöken'de çok güzel bir kar olduğunu aktaran Çarıkçıoğlu, "Bugün her yer açık ve ücretsiz kaymaya geldik" dedi.

Arkadaşları ile birlikte Palandöken'e çıkan Elif Münire Bağlar ise "Karı çok özlemişiz. Hem kayak yaptık hem de çocuklar gibi eğlendik. Belediyenin tesisleri ücretsiz yapmasına çok sevindik. Burası harika bir yer. Herkesi Erzurum'a bekliyoruz" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ GEÇİLİYOR

Turgay İPEK/ ERZURUM, -

=======================

Erzurum ve Erzincan'da kapalı yollar açılıyor

DOĞU'da kar yağışının etkisini kaybetmesinden sonra bölge soğuklara teslim oldu. Bölgede en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 12 derece ile Kars'ta ölçüldü. Erzurum'da 181 yerleşim biriminin yolunun açılması için çalışmalar sürürken, Erzincan'da ise yolu kapalı 129 köyden 60'ının yolu açıldı.

Meteoroloji 12'nci Bölge Müdürlüğü'nden alınan bilgilere göre dün akşam saatlerinde kar yağışının durmasından sonra bölge soğuk havanın etkisine girdi. Yapılan ölçümlere göre gece en düşük hava sıcaklığı sıfırın altında 12 derece ile Kars'ta ölçüldü. Bölgede diğer illerde ölçülen en düşük hava sıcaklığı ise sıfırın altında olmak üzere şu şekilde gerçekleşti. Erzurum ve Ağrı 11, Ardahan 10, Erzincan 4, Muş ve Iğdır 2 derece.

Bu arada dünkü kar yağışının ardından Erzurum'da 181 yerleşim biriminnin yolunun açılması için çalışmalar sürürken, Erzincan'da ise yolu kapalı 129 köyden 60'ının yolu açıldı. 

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-İş makinesinin yol açma çalışması-Çalışmadan detaylar

 Haber-Kamera: ERZURUM/ ERZİNCAN

=========================

İngiltere'deki konferanstan dünyaya seslendi: Troya'dan kaçırılan eserleri geri verin

ÇANAKKALE'deki Troya Antik Kenti Kazı Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, İngiltere'nin başkenti Londra'daki, British Museum'da açılan 'Troya: MİT ve Gerçeklik' sergisi kapsamında düzenlenen 'Mitolojinin ve Arkeolojinin Kenti: Troya' isimli konferansa davetli olarak katıldı. Çanakkale'den dünyaya birçok kez, Troya'dan kaçırılan eserlerin ait olduğu topraklara dönmesi gerektiği çağrısı yapan Aslan, bu kez Avrupa'nın kalbinden dünyaya seslendi. Konferansta, Troya'dan kaçırılan eserler Troya Müzesi'ne dönmelidir" diyen Aslan, bu çağrısının, katılımcılar tarafından da kabul gördüğünü söyledi.

Troya Kazıları Başkanı Prof. Dr. Rüstem Aslan, Çanakkale merkezine bağlı Tevfikiye köyü sınırlarındaki Troya Antik Ören Yeri'nden 1873 yılında Alman Arkeolog Heinrich Schliemann tarafından kaçırılan ve şuan dünyanın 44 farklı müze ve koleksiyonuna dağılan eserlerin, ait olduğu topraklara dönmesi için en büyük argüman olan Troya Müzesi'nin tamamlandığını ve her şeyin hazır olduğunu söyledi. Çanakkale Onsekiz Mart Üniversitesi Fen Edebiyat Fakültesi Arkeoloji Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Rüstem Aslan, 20 Kasım'da İngiltere'nin başkenti Londra'daki British Museum'da açılan 'Troya: MİT ve Gerçeklik' sergisi kapsamında düzenlenen 'Mitolojinin ve Arkeolojinin Kenti: Troya' isimli konferansa davetli olarak katıldı. Aslan, bu düşüncesini, Avrupa'nın kalbi olan Londra kentindeki konferansta müzeciler ve diğer katılımcılar ile paylaştı.

Sergi kapsamında British Müzesi'nin, kendisini son dönem çalışmalarını anlatması için konferansa davet ettiğini belirten Aslan, şöyle konuştu:

"Bu konferansta özellikle Troya ile ilgili yapılan çalışmalar, 2018 Troya Yılı ve 18 Mart 2019 tarihinde Cumhurbaşkanı Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın müze açılışı ve ondan sonraki etkisiyle ilgili konferans verdik. Burada bizim asıl derdimizi ve söylemek istediğimiz, eserlerin çıktığı yerde sergilenmesidir. Troya'dan kaçırılan eserler Troya Müzesi'ne geri dönmelidir. Bunları anlattık. Troya Müzesi çok büyük bir proje. Troya Müzesi aslında bütün bu tartışmalara noktayı koyan bir proje. Çünkü Troya Müzesi'nde Troya'dan kaçırılan, Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın 2011 yılında Pen Müzesiyle ortaklaşa çalışmasıyla geri getirilen eserlerin de sergilendiği bir müze. Yani eserleri çıktığı yerde sergilenmesi ilkesinin en ideal bir şekilde gerçekleştirildiği müze. Böylelikle artık eserlerin çıktığı yerde sergilenmesi ilkesinin tartışılmadığını, bunun kabul gördüğünü oradaki soru-cevaplarda, tartışma konusunda bunlarla ilgili görüşler bildirildi. Oradaki müzecilerle konuştuğumuzda aslında Troya'dan Schliemann tarafından 1873'den sonra 1890'a, ölümüne kadar çaldığı, götürdüğü eserlerin görkemli Troya Müzesi'nde sergilenmesi gerektiğini herkes kabul etmekte. Benim sunumumda, konuşmamda ve oradaki müzecilerle yaptığımız konuşmalarda bunun aksi bir görüş beyan edilmedi. 400 kişilik salonun tamamıyla doluydu. Büyük oranda İngilizler vardı. Aslında konferans sonrasındaki sorular sonrasında da özellikle bu durum, Troya Müzesi, Troya Müzesi'nde sergilenen eserler büyük alkış aldı."

"Bu eserlerin ilkesel olarak dönmesi gerektiğini biz söylüyoruz" diyen Prof. Dr. Rüstem Aslan, eserlerin geri iadesi noktasında Troya Müzesi'nin önemine değinerek, şunları söyledi:

"Biz Troya Müzesi hayalini neden kurduk, 20 yıldır Çanakkale bu hayali neden kurdu. Çünkü eserlerin geri dönmesi için en büyük argüman buydu. Bu hayal gerçekleşti. Bundan sonraki adımlar aslında, bunun etik olarak tartışılması. Ben akademisyen olarak bunu söylüyorum. Tabi Kültür ve Turizm Bakanlığı'nın hukuki girişimleri var. O bizim dışımızda. Fakat etik olarak bunun tartışılması gerektiğine inanıyorum. Eserlerin geri dönmesiyle ilgili konuların konuşulması, tartışılması ve Troya Müzesi Türkiye'nin en modern müzelerinden bir tanesi. Her şey hazır. Bir kısım eser de geldi. Troya Müzesi'nin çatısı altında sergileniyor. Bu artık kabul görüyor. Bundan sonra atılacak adımların, kültürel ve ülkeler arası ilişkilerle çözülebilecek bir konu olduğunu düşünüyorum."

Hisarlık'taki Troya'da kazıların 1870'de başladığını belirten Aslan, "Fakat o dönemde Osmanlı'nın Hisarlığa, Troya'ya olan ilgisi çok fazla. O dönemde bu alanın kamulaştırarak korumaya alındığını biliyoruz. 1873'te hazineler çıkıyor. Bir kısmı dönemin müzesi İstanbul'daki Müze-i Hümayun gönderiliyor. Fakat, 1873'te o büyük Priamos Hazinesi olarak tanımladığımız hazine çıkarılıyor ve kaçırılıyor. Bu süreç sonrasında Osmanlı Devleti'nin topraklarından kaçırılan eserleri geri almak için başlattığı ilk hukuki süreç, Atina'daki süreç, 1874'te başlıyor ve 1875'te bitiyor. Maalesef başarılı olamıyor. Fakat bu süreç sonrasında Heinrich Schliemann aralıklarla 1890'a, ölümüne kadar geliyor, izinler alıyor, çalışıyor ve özellikle 1890'da da yani davadan sonra hazineleri kaçırdığını biliyoruz. Fakat hazinelerin macerası çok hüzünlü ve trajik. Çünkü İngiltere'de sergilendikten sonra Berlin'de sergilenmeye başlıyor ve 2'nci Dünya Savaşı'nda bu hazineler, aslında buluntuların hepsi tahrip oluyor. Hazineler Moskova'ya gidiyor ve Puşkin Müzesi'nde sergileniyor. Böyle bir hüzünlü hikayesi var. Bu hüzünlü hikayenin mutlu sonla bitmesi, eserlerin Troya Müzesine dönmesi ve Troya Müzesi çatısı altında sergilenmesiyle gerçekleşir" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Troya Müzesi drone ile arşiv görüntü.-Troya Müzesi altın eserler arşiv görüntü.-Troya Müzesinde sergilenen altın eserleri inceleyen Rüstem Aslan arşiv görüntü.-Rüstem Aslan ile röp.

Haber-Kamera:  Burak GEZEN- Mustafa SUİÇMEZ/ÇANAKKALE,

========================

'Her 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nde acılar tazeleniyor' MANİSA'nın 301 madencinin yaşamını yitirdiği Soma ilçesinde faaliyet gösteren Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak, her 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nde acılarının tazelendiğini söyledi.

Manisa'nın Soma ilçesinde, 13 Mayıs 2014 tarihinde meydana gelen ve 301 madencinin yaşamını yitirdiği kömür ocağı faciasında yaşamını yitirenler unutulmuyor. Maden faciasında, bir avuç kömür için bir ömür veren 301 madencinin acısı, her yıl 4 Aralık Madenciler Günü'nde tekrarlanıyor. Türkiye'yi yasa boğan olaydan sonra madenciliğe dair pek çok koşulun değiştiği ilçede, eşlerini, çocuklarını ya da babalarını kaybedenlerin üzüntüsü ilk günkü gibi duruyor. Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı İsmail Çolak (59), kendisinin de aralarında 27 yaşındaki oğlu Uğur Çolak'ın da bulunduğu 301 kişinin yaşamını yitirdiği maden ocağından emekli olmuş biri olduğuna dikkati çekip, "Madencilik var olduğu sürece ve işverenlerin alması gereken sorumluluklar olduğu ve alınmadığı sürece bu ölümler hep var olacaktır. Bunun sorumluları başta işverenler, sonra devlet yetkilileridir. Çünkü 2014'teki maden faciasından sonra çıkarılan maden yasaları uygulanmamaktadır. Maden ocaklarında değişen tek şey, ekonomik yönüdür. Maaşlar iyileştirildi. Hafta tatili 2 güne çıkarıldı. Hepsi bu" dedi.

Emeğiyle geçimini sağlayan tüm madencilerin 4 Aralık Dünya Madenciler Günü'nde buruk olduklarını belirten Çolak, şöyle dedi:

"Bizim için Madenciler Günü kutlamak çok zor. Çünkü yaşanan facia sonrasında böyle bir günü kutlamanın ne kadar acı verici olduğunu herkes tahmin edebilir. 4 Aralık Dünya Madenciler Günü gibi özel günlerde yakınlarını kaybeden ailelerin acılarının tazeleniyor. Bu nedenle böyle günlerin kutlanmaması gerekiyor. 13 Mayıs'ın 4 Aralık'ın tarihten kalkmasını istiyoruz. 13 Mayıs'ı hatırlatan hiçbir özel günü yaşamak istemiyoruz, bize çok acı veriyor. Evlatlarını kaybetmiş insanlar olarak acılarımız tazeleniyor. Her Madenciler Günü'nde 13 Mayıs'ı tekrar yaşıyoruz. Dünya Madenciler Günü'nde ise fazla bir şey hissedemiyoruz. Hayatını kaybeden madenci kardeşlerimize Allah'tan rahmet, yakını ve ailelerine de başsağlığı diliyoruz. Bundan sonraki tek temennimiz maden ocaklarında kazaların olmaması, bırakın ölmeyi kimsenin tırnağının ucunun bile zarar görmemesidir."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği'nden görüntü-Soma 301 Madenciler Sosyal Yardımlaşma Derneği Başkanı Halil Çolak ile röp.-301 maden şehidinin yer aldığı fotoğraflardan görüntü-Genel ve detay görüntüler

Haber - Kamera: Cemil SEVAL/ SOMA (Manisa),

=======================

Engelli Faruk'un hayali teniste Türkiye'yi temsil etmek

BOLU'da, zihinsel engelli Faruk Kaya(31), tenis sporunda Türkiye'yi temsil etmek istiyor.

Bolu Orman Bölge Müdürlüğü'nde engelli kadrosunda 10 yıldır çalışan Faruk Kaya, boş zamanlarında tenis sporuyla ilgileniyor. Yaklaşık 2 yıl önce tenis oynamaya başlayan zihinsel engelli Faruk Kaya, iş çıkışlarında ve izinli günlerinde tenis oynayarak spor yapmanın keyfini yaşıyor. Kendisini tenis sporunda geliştirdiğini ve performansını artırmak için çalıştığını aktaran Kaya, "Bolu Orman Bölge Müdürlüğü'nde çalışıyorum. Tenis turnuvalarına katılmak istiyorum. Daha iyi bir performans sergilemek istiyorum. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ı selamlamak istiyorum. Tenis sporuna çok değer vermesini talep ediyorum. Kendimi tenis oynarken çok iyi hissediyorum. Tenis alanına Türkiye'yi temsil etmek istiyorum. İyi hissediyorum." dedi.

Faruk Kaya'nın tenis antrenörü Fatih Şeker, "Benim çalıştığım ilk engelli birey oldu. İlk özel birey oldu. İlk başladığımızda tabi ki böyle bir performans beklemiyordum Faruk'tan. Beni performansıyla şaşırttı. Yeteneği üst seviyedeydi. Dersler ilerledikçe normal bireylerden daha iyi bir şekilde gelişim sağladı. Onun ailesinin isteğiyle girişimlere bulunmaya çalıştık bu alanda. Maalesef zihinsel engelliler alanında bir branş yok. Bu çok büyük bir eksiklik. Biz bunun eksikliğini yaşadık. Faruk'u müsabakalara götürmek istedik. Milli takıma girmesini istedik. Çünkü bu yetenekte bir bireyin mutlaka bunu değerlendirmesi gerekiyor. Özel sporcular federasyonuna başvurduk, maalesef bir sonuç alamadık. Biz bir daha girişimlerde bulunmak istiyoruz. Ailesi bu konuda çok istekli. İnşallah biz zihinsel engelliler alanında tenis branşını aktifleştirmek istiyoruz. Türkiye'yi Faruk gibi yetenekli bireylerin temsil etmesini istiyoruz." ifadelerini kullandı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-Tenis oynarken görüntüler-Faruk Kaya ile röportaj-Fatih Şeker ile röportaj

-Detaylar

Haber-Kamera: Murat KÜÇÜK/BOLU,

======================


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title