Dha Yurt Bülteni-14

Dha Yurt Bülteni-14

Aziz Kocaoğlu, protesto sloganlarının yükselmesi üzerine tepki gösterdi BAŞBAKAN Binali Yıldırım, kurtuluş günü, açılışlar ve temel atma törenleri için İzmir'e geldi.

Dha Yurt Bülteni-14

Aziz Kocaoğlu, protesto sloganlarının yükselmesi üzerine tepki gösterdi

 BAŞBAKAN Binali Yıldırım, kurtuluş günü, açılışlar ve temel atma törenleri için İzmir'e geldi. Başbakan Binali Yıldırım'ın ilk durağı Selçuk İlçesi oldu. Selçuk'un kurtuluş günü kutlamalarının yanı sıra toplu açılış ve temel atma töreninde, Büyükşehir Belediye Başkanı CHP'li Aziz Kocaoğlu, konuşması sırasında protesto sloganlarının yükselmesi üzerine tepki gösterdi.

Başbakan Binali Yıldırım'ın, kurtuluş günü, açılışlar ve temel atma törenleri için iki günlük İzmir ziyareti başladı. Başbakan Binali Yıldırım'ın açılış maratonunun ilk durağı olan Selçuk'ta, kurtuluş günü kutlamalarının yanı sıra toplu açılış ve temel atma törenine katıldı. Törende Selçuk Belediye Başkanı Zeynel Bakıcı'dan sonra İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Aziz Kocaoğlu kürsüye çıktı. Bu sırada meydanda toplananların protestoda bulunması üzerine sinirlenen Aziz Kocaoğlu, İZBAN hattının Torbalı'dan Selçuk'a kadar uzatılması hizmetini anımsatarak, "Bu projenin anası da babası da İzmir Büyükşehir Belediyesi'dir, uygulayıcısı da Başbakan'dır. Ayıptır, ayıptır. Bu yaptığınız 40'ı geçti. Ben Türkiye Cumhuriyeti vatandaşıyım. Ben sizlerini oyuyla yüzde 56 oy almış belediye başkanıyım. Siz nezaket kuralları içinde beni dinlemek zorundasınız. Bu proje sayın Başbakan kadar benim de projemdir. Bu böyle bilinmelidir. Adam gibi durulması gerekiyor. Adam gibi durmaya çağırıyorum. Adam gibi durun" dedi. Aziz Kocaoğlu, daha sonra konuşmasını sürdürmeden töreni terk etti.

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Aziz Kocaoğlu'nun açıklamaları 

Haber: Taylan YILDIRIM- Mustafa OĞUZ - Mücahit BEKTAŞ/İZMİR,

==============================================

Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası açıldı, Türkiye'nin fındık rekoltesi açıklandı

GIDA Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Türkiye'de fındık rekoltesine ilişkin konuştu, "Rekolte, resmi olarak 705 bin tondu, fakat son zamanlarda güneş yanığı ve küllenmeden dolayı ben bunu daha önce 650 ile 700 bin ton olduğunu söylemiştim. Bugün net olarak resmi rakam 675 bin ton olarak açıklanmıştır. TMO'nun açıkladığı 10.50 lira da bir eşik, taban fiyattır" dedi.

Giresun Ticaret Borsası tarafından hayata geçirilen 'Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası için açılış töreni düzenlendi. Törene Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba, Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli, Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, AB Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı Francois Begeot ve oda üyeleri katıldı. Törende konuşan Giresun Ticaret Borsası Yönetim Kurulu Başkanı Temel Yanıkoğlu, borsanın kurulmasında emeği geçenlere teşekkür etti, projeye destek sağlayan AB Türkiye Delegasyonu Ekonomik ve Sosyal Kalkınma Bölüm Başkanı Francois Begeot ise fındık bölgesine böyle bir yatırıma destek sağlamaktan dolayı mutlu olduğunu söyledi.

'FINDIĞIN DEĞERİ ARTSIN'

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rıfat Hisarcıklıoğlu konuşmasında borsanın Türk tarımında çığır açacağına değinerek, "Aslında, bu işin üretimini yapan değerli çiftçi kardeşlerimi de büyük bir yükten kurtarmış oluyor. İnşallah bunun bir sonraki adımı da ürün ihtisas borsasında bu ürünlerin fiyatını belirlenmesine geliyor. Giresun için fındık önemli. Fındık aynı zamanda sadece Giresun için değil, hem ülkemiz için, hem stratejik olarak bizim için de önemli, bütün Türkiye için önemli. Fındığın değeri artsın, Giresun daha fazla kazansın diye odalarımız ve borsalarımız çalışıyor ve Türkiye'de bir ilki gerçekleştiriyorlar, lisanslı depoculuğu hayata geçirerek" dedi.

'105 MİLYAR LİRANIN ÜZERİNDE DESTEK VERDİK'

Törende konuşan Gıda, tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise, geleceğin dünyasında gıda ve tarımın bugünkünden çok daha önemli ve kritik noktada olacağını belirtti. Tarım sektörüne sağladıkları nakdi desteklerinin 2002 yılında 1,8 milyar liradan 2017'de 12,8 milyar liraya çıkardıklarını kaydeden Bakan Fakıbaba, "Çiftçilerimize 15 yılda toplam 105 milyar liranın üzerinde destek verdik. Bakanlığımızca sağlanan bu desteklerin ve yürütülen projelerin sonucunda birim alandan elde edilen verim miktarlarında önemli artışlar sağlandı ve bu toplam bitkisel üretim miktarımız yüzde 20 artarak, 117 milyon tona ulaştı" diye konuştu.

'FINDIK STRATEJİK BİR ÜRÜN KONUMUNDADIR'

Fındıktan 2016-2017 üretim sezonunda 1,8 milyar dolar ihracat geliri elde edildiğine işaret eden Bakan Fakıbaba, şöyle devam etti: "Ülkemizde 700 bin hektar alanda fındık üretimi yapılıyor ve 500 binin üzerinde üreticimiz bulunuyor. Son 6 yıllık dönemdeki ortalama üretimimiz 550 bin ton civarındadır. Ülkemiz, dünya fındık üretiminin yüzde 60'ını, ticaretinin ise yüzde 70'ine yakınını tek başına sağlıyor. Türkiye, fındıktan 2016-2017 üretim sezonunda 1,8 milyar dolar ihracat geliri elde etmiştir. Bu nedenle fındık hem bölge insanımız hem de ülkemiz için stratejik bir ürün konumundadır. Hükümet olarak da fındık üreticilerinin hep yanında olduk. Üreticilerimize 2009'dan beri toplam 6 milyar lira destek ödemesi yaptık. Mazot ve gübre desteğiyle beraber her yıl üreticimize verdiğimiz destek miktarı dekara 181 Türk lirasıdır"

'KAĞIDINI VERECEKSİN, PARANI ALACAKSIN'

Lisanslı depoculuk ile ilgili konuşan Bakan Fakıbaba bu konu da şunları söyledi: "Çiftçi ne zaman isterse o zaman satacak. Kağıdını vereceksin, paranı alacaksın. Bu sistem devreye girmiş bulunuyor. Bu sistem sayesinde üreticilerimiz güvenli, sigortalı ve sağlıklı depolama ve ürün senedine karşılık, bankalardan kredi kullanma imkanı bulacaktır. Hasat dönemlerindeki arz yığılması nedeniyle oluşan fiyat düşüşleri önlenerek piyasa dengelenecektir. Alım satım işlemleri, ürün senedi üzerinden yapılacağından nakliye giderleri azalacaktır. Çiftçi, ürününü fiyatların en yüksek olduğunu düşündüğü dönemde satabilecek, ürün ticaretiyle uğraşan tacir ve sanayicilerimiz, kalitesi bilimsel kriterlere göre belirlenmiş ve fiyat istikrarı sağlanmış ürünleri kolayca temin edebilecektir. Bakanlık olarak da TMO aracılığıyla lisanslı depoları hep destekleyeceğiz."

TOPLAM REKOLTE 675 BİN TON

2017 yılının fındık rekoltesinin 675 bin ton olarak resmileştirildiğine de duyuran Bakan Fakıbaba "Rekolte, resmi olarak 705 bin tondu, fakat son zamanlarda güneş yanığı ve küllenmeden dolayı ben bunu daha önce 650 ile 700 bin ton olduğunu söylemiştim. Bugün net olarak resmi rakam 675 bin ton olarak açıklanmıştır. TMO'nun açıkladığı 10.50 liralık fiyat da bir eşik, taban fiyattır. Bu taban fiyatın üzerine çıkması tabii ki tarım bakanı ve bir kardeşiniz olarak, özellikle Karadenizli bir damadı olarak beni sizlerden daha fazla mutlu edecektir. Bundan emin olmanızı istiyorum" ifadelerini kullandı.

'BÜTÜN FINDIKLARI ALACAĞIMIZA SİZE SÖZ VERİYORUM'

Üreticileri açıklanan fiyatın altında fındıklarını satmamaları konusunda uyaran Bakan Fakıbaba "Üretici açıklanan fiyatın altında fındığını satmamalı. Bizim üreticimizden beklentimiz TMO'ya yardımcı olmalarıdır. Acele etmemeleri, yani hemen satıp gitmemelerini istiyoruz. Biz hükümet olarak, Sayın Cumhurbaşkanımızdan, Başbakanımızdan, bakanlar kurulumuz da bu konunun üzerinde ciddiyetle duruyorlar. Biz hükümet olarak ne söz vermişsek onları tek tek yerine getireceğiz. Bizim açıkladığımız fiyat levant 10 lira, Giresun fındığı 10,50 liradır. Bunun altında satmayın ve bütün fındıkları alacağımıza size söz veriyorum. Çünkü  süre sınırı da yoktur, randevu sıkıntısı da yoktur. Hiçbir üreticimiz fındığını satamama endişesi yaşamayacak. Dönem başına önce 90 kilo olarak belirtmiştik, sonra 110 kilograma çıkarttık, bugün çok değerli bakanlarımızla konuştuk bu 110 kilogramı 130 kilograma çıkarttık arkadaşlar. 130 kilograma kadar bütün alımları alacağız. Fındık alımında TMO'nun uyguladığı yüzde 2 çatlak oranın artırılmasını istiyorlar. Bunu da yine bakan arkadaşlarımızla konuşarak, yüzde 5'e çıkardık. Bizim amacımız TMO'ya gelen hiçbir çiftçimizi geri göndermemektir" açıklamasında bulundu.

LİSANSLI DEPOCULUĞUN ÖNEMİNİ ANLATTI

Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci de ilk lisanslı depoyu 2011 yılında Ankara'da hububat için kurduklarını, bugüne kadar da 93 şirkete bu faaliyetler izin verildiğini hatırlattı. Bakan Tüfenkçi lisanslı depo ile ilgili şunları söyledi: "Lisanslı depoculuk sistemiyle birlikte üreticimiz, tüccarımız, sanayicimiz, tüketicimiz yani tüm Türkiye kazanacak. Bu sistemle, üreticilerimiz; mahsullerini depolayabilecekleri sağlıklı ve güvenli depo imkanı elde etmekte, fiyatların düşük olduğu hasat döneminde ürünlerini elden çıkarmak yerine lisanslı depoda muhafaza edebilmektedir. Üreticiler, lisanslı depolara bıraktıkları ürünü temsil eden elektronik ürün senetlerini teminat olarak gösterip uygun koşullarda kredi kullanabilmekte ve finansman ihtiyaçlarını bu şekilde karşılayabilmektedir. Tüccar ve sanayicilerimiz; işletmelerinin ihtiyaçları için depo inşa etme maliyetinden kurtulmakta, ihtiyaç duydukları miktar, tür ve kalitedeki ürünü kolaylıkla ve güvenilir bir şekilde borsa ve elektronik ürün senetleri vasıtasıyla tedarik edebilmekte ve ürünlerini lisanslı depolarda depolayabilmektedir. Ayrıca ihtiyaçları halinde kredi de temin edebilmektedir."

FİYAT DÜŞÜŞÜNE MÜSAADE EDİLMEYECEK

Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli ise uzun yıllardır fındık konusu gündeme geldiğinde hep "Niye fındığın borsası, hiç üretimi olmayan Almanya'da, Hamburg'da kurulur da Türkiye'de olmaz, Doğu Karadeniz'de olmaz, Giresun'da olmaz?" diye konuşulup tartışıldığına dikkati çekti. Bakan Canikli TMO'nun bugünkü fiyatının alt sınır olduğunu kaydederek, "Bugün Toprak Mahsulleri Ofisi'nin ilan ettiği fiyat bundan sonraki yıllar için de tabi üzerine enflasyon kadar bir fark konularak taban fiyattır, bunun altına düşmesine hiçbir şekilde müsaade edilmeyecek" ifadelerinde bulundu.

EN YÜKSEK FİYAT BAKAN FAKIBABA'DAN

Konuşmaların ardından Giresun Fındık Lisanslı Deposu ve Spot Borsası'nın açılışı gerçekleştirildi ve borsa binasında bulunan seans merkezinde fındık alımı işlemi başlatıldı. Milli Savunma Bakanı Nurettin Canikli 7,5 ton fındığa talip olarak 10 lira 31 kuruş fiyat verdi. Gümrük ve Ticaret Bakanı Bülent Tüfenkci ise 1,5 ton fındığa talip olarak 10 lira 33 kuruş fiyat teklifi yaptı. Gıda, Tarım ve Hayvancılık Bakanı Ahmet Eşref Fakıbaba ise 2 ton fındığa talip olarak 12 lira ile en yüksek fiyatı verdi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-------------------------------

-Borsadan genel görüntüler

-Bakanların gelişi ve detaylar

-Bakanların konuşmaları

-Açılış

-Fındık alım işlemi ve genel detaylar

HABER KAMERA:  Hakan KABAHASANOĞLU/GİRESUN,

==============================================

Diyarbakır Tabip Odası'nın 2 eski başkanı tahliye edildi

 

DİYARBAKIR Cumhuriyet Başsavcılığı'nca Demokratik Toplum Kongresi (DTK) ile ilgili yürütülen soruşturma kapsamında 19 Temmuz günü gözaltına alınan ve tutuklanan Diyarbakır Tabip Odası eski başkanları Selçuk Mızraklı ve Şemsettin Koç'un tahliye edilmesine karar verildi.

Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı'nın Demokratik Toplum Kogresi ile ilgili yürüttüğü soruşturma kapsamında 19 Temmuz günü gözaltına alınarak, tutuklanan Tabip Odası eski başkanları Şemsettin Koç ve Selçuk Mızraklı hakkında 'terör örgütü kurma ve yönetme' suçlarından 22.5 yıla kadar hapis istemiyle dava açıldı. İddianameyi kabul eden Diyarbakır 9'uncu Ağır Ceza Mahkemesi, aylık tutukluluk değerlendirme duruşmasında, sanık avukatlarının itirazlarını da dikkate alarak, Tabip Odası eski başkanları Şemsettin Koç ve Selçuk Mızraklı'nın tahliyesine karar verdi.

Haber: Felat BOZARSLAN/DİYARBAKIR,  

==============================================

Fındık işçileri ile görüşen Vali Kaymak: Belli çevreler de Kürt Türk kavgası çıkarmaya çalışıyorlar

SAMSUN Valisi Osman Kaymak, fındık işçilerine yönelik olarak bir kişinin öldüğü bir kişinin de yaralandığı silahlı saldırının gerçekleştiği mahalleyi ziyaret etti. Tarım işçileri ile görüşen Vali Kaymak, "Bu olay üzerinden belli bir çevreler de Kürt Türk kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Ben Samsun Valisiyim yeni Tunceli'den geldim buraya. Kürtler Türkler kardeştir. Yıllardır bu topraklarda yaşamışız. Bizim kardeşliğimizi kimse bozamaz. Devlet olarak yanınızdayız, arkanızdayız. Bu olayın yakasını bırakmayacağız. Rahat olun Münferit bir olayö dedi.

Samsun Valisi Osman Kaymak, fındık işçilerinin bulunduğu çadırlara tüfekle açılan ateş sonucu bir kişinin öldüğü bir kişinin de yaralandığı olayın gerçekleştiği Terme İlçesi Bafracalı Mahallesi'ne gitti. Burada çadırlarda kalan tarım işçileri ile görüşüp başsağlığı diledi. Bir süre işçilerle sohbet eden Vali Kaymak burada yaptığı açıklamada "Uyuşturucu kullanan alkol kullanan birisi. Uyuşturucunu etkisiyle gece vakti ateş ediyor. Maalesef bu olay yaşanıyor. Tabi bu olay üzerinden belli bir çevreler de Kürt Türk kavgası çıkarmaya çalışıyorlar. Ben Samsun Valisiyim yeni Tunceli'den geldim buraya. Kürtler Türkler kardeştir. Yıllardır bu topraklarda yaşamışız. Bizim kardeşliğimizi kimse bozamaz. Şuan ilimizde 5 bine yakın tarım işçisi çalışıyor. Kaldı ki sizler buraya her yıl geliyorsunuz ilk defa gelmiyorsunuz. Kesinlikle Samsun halkında Kürtlere karşı bir önyargı yoktur. Siz her zaman buraya gidip geleceksiniz biz de devlet olarak yanınızdayız, arkanızdayız. Bu olayın yakasını bırakmayacağız. Rahat olun. Ama bu olay bilesiniz ki bir Kürt düşmanlığından kaynaklı etnik bir olay kesinlikle değilö diyerek açıklamasına şöyle devam etti:

"Sarhoş adam işte her gün olayları izliyorsunuz, Samsun'da, İstanbul'da da, Ankara'da da adam içtikten sonra ne yaptığını bilmiyor. Etrafa ateş edebilir. Tabii ki yanlış bir şey ama bunu bilelim ki sarhoş, uyuşturucu kullanan bir kişinin yaptığı bir eylemdir. Bunu kesinlikle Samsun halkına mal etmek yanlış olur. Samsunlular olsun, bizler olsun bunu kınıyoruz. Bunun da örgütlü bir hareket olmadığını, birisinin birlikte hazırlamış gitmiş olmadığını şu an elimizdeki deliller böyle gösteriyor. Onun için siz çalışmanıza devam edin, rahat olun. Münferit bir olay. Şuan tahkikat devam ediyor. Katil elde. Jandarmamızı tebrik ediyorum. Hemen kısa zamanda kendisini sığındığı çatı terasında bulduk. Şuan adli süreç devam ediyor, attığı kurşunlarla tüfeğin eşleştirmesi yapılıyor. Biz yüzde 100 ihtimalle bu kişinin yaptığından eminiz ama kesin söyleyemiyoruz sonuçta bir adli tahkikat kriminal çalışmalar yapılacak. Büyük ihtimalle katil kişi bu kişidir ve gerekli cezai işlem yapılacaktır. Buralar sizin kendi memleketiniz, geleceksiniz çalışacaksınız. Ablamıza Allah'tan rahmet diliyoruz." Vali Kaymak, fındık işçileriyle görüştükten sonra mahalleden ayrıldı.

Görüntü Dökümü:

------------------------

-Vali Osman Kaymak'ın işçileri ziyaret etmesi

-Vali Osman Kaymak'ın açıklamaları

-İşçilerden detay

-Çadırlardan detay

-Detaylar

(SÜRE: 6.35 Dk) (BOYUT: 210 MB)

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER/TERME(Samsun),  

============================================

Eski karısını öldüren Mert Toprak'ın yargılanmasına devam edildi

MUĞLA'nın Bodrum İlçesi'nde, işyerinde boğazı kesilip, defalarca bıçaklanarak öldürülen bir çocuk annesi 25 yaşındaki Gizem Olgun cinayetiyle ilgili açılan davada 'Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, kasten öldürme' suçlarından yargılanan eski koca 27 yaşındaki M.T.'nin (Mert Toprak) yargılanmasına devam edildi. 

Bodrum'daki bir turistik tesiste bahçıvanlık yapan M.T., 9 yıl evli kaldığı ve 2017 Ocak ayında boşandığı Gizem Olgun'u, geçen Mart ayında çalıştığı mağazada boğazını keserek ve defalarca bıçaklayarak öldürdü. Tutuklanan M.T. hakkında 'Canavarca hisle veya eziyet çektirerek öldürme, kasten öldürme' suçlarından Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi'nde dava açıldı. Davanın bugün yapılan ikinci duruşmasına tutuklu sanık M.T., avukatı Behice Tuğba Yılmazer, ölen Gizem Olgun'un babası Cenap Olgun, Muğla Barosu'nu temsilen Avukat Evrim İnan, Avukat Pembe Saçar ve Bodrum Kadın Dayanışma Derneği üyeleri katıldı.

"EMNİYETTEKİ İFADEMİ HATIRLAMIYORUM"

İlk duruşmada yalnızca iddianame örneği gönderildiği ve dosyadaki bazı evrakları inceleme fırsatı bulamadığı gerekçesiyle susma hakkını kullanan sanık M.T., bu celsede savunmasını yaptı. M.T., "Olaya ilişkin olarak Emniyet Müdürlüğü'nde ifade vermiştim, ancak emniyette ifade verdiğim sırada yüzüm gözüm kan içerisindeydi. Olayın şokunu atlatamamıştım. Bu nedenle emniyetteki ifademi hatırlamıyorum. Avukatın geldiğini de görmemiştim" dedi.

"GİZEM BENİ ALDATTI"

Eşinin kendisini aldattığını öne süren M.T., "Gizem ile lisede tanıştık. Çıkmaya başladık. Liseyi bitirdikten 2 yıl kadar sonra ailelerimizin rızasıyla 2008 yılı içerisinde evlendik. Bu evliliğimizden şu anda 9 yaşında olan müşterek bir çocuğumuz var. Evliliğimiz zarfında 2010 ve 2015 yılları arasında Gizem, bana akrabası olarak tanıştırdığı B.B. isimli şahıs ile beni aldatmaya başladı. Ayrıca bu süre zarfında başka erkek şahıslarla da görüştüğünü öğrendim. Ben bu olayı öğrendikten sonra Gizem ile boşanmak istedim. Ancak her defasında ailesi tarafından bu konu kapatıldı ve boşanmamıza izin verilmedi. Bu nedenle boşanamadık" iddiasında bulundu. Ankara'ya araba almak için gittiğinde Gizem Olgun ile yaptığı telefon görüşmesinde eski eşinin konuşmalarından şüphelendiğini belirten M.T., bu nedenle 1 hafta kalacağı Ankara'dan döndüğünü söyledi. M.T., Bodrum'a dönüp eve geldiğinde Olgun'u, bornozuna sarılı halde görüntülü telefon konuşması yaparken bulduğunu kızıp tokat attığını söyledi. Ailelerinin de karıştığı kavga sonrasında Gizem Olgun ile boşanma kararı aldıklarını ve boşandıklarını anlattı.

"BOŞANDIKTAN SONRA BENİ ARADI"

Gizem Olgun'un boşandıktan kendisini aradığını ve konuşmak istediğini öne süren M.T., "Buluşmaya karar verdik. Konuşuyorduk. Barışacak gibiydik. Yaklaşık 1 hafta boyunca sürekli her gece birlikte olduk. Genelde saat 22.00'dan 24.00'e kadar Gizem ile birlikte evimizde kalmaya başladık. Arada sırada babası kendisini işe götürmediği zamanlarda ben Gizem'i işe götürüp getiriyordum. Bir ara Gizem borçları olduğunu söyleyerek benden para istedi. Ben de 'tamam' diyerek işyerine gittim. Ben işyerine gittikten yaklaşık 2-3 dakika kadar sonra babası Cenap Olgun geldi. Burada bana tekrar hakaret ve tehdit etmeye başladı. Babasıyla aramızda yaşanan bu tartışmadan sonra Gizem'in bana olan tavrı da değişti ve görüşmemeye başladık" dedi.

"GİZEM'İN YANINDAKİ KİŞİ BENİ TEHDİT ETTİ"

M.T. savunmasına şöyle devam etti: "Hatırladığım kadarıyla olay tarihinden 2 gün önce akşamüstü saatlerinde aracımla Gizem'in işyerinin önünden geçerken, iş çıkışında daha önceden tanımadığım bir kişinin kullandığı araca bindiğini gördüm. Samimi bir şekilde görüntü veriyorlardı. Yanımda kardeşim Haydar T. bulunuyordu. Takip etmeye başladım. Küdür Mevkii'nde ıssız bir yere gittiler. Sürekli peşlerindeydim. Ancak benim arabayla geldiğimi görünce kaçtılar. Arabanın, Cem Ö'ye ait olduğunu öğrendim. İşyerime yaklaşık 200 metre ilerisinde Cem Ö. isimli şahıs, arabasıyla benim önümü kesti. Araçtan inerek bana 'Gizem'in peşinde dolanmayacaksın. Defolup buradan gideceksin, seni buralarda bir daha görmek istemiyorum. Buralarda görürsem, öldürürüm' şeklinde tehdit ve hakaretlerde bulundu. Bu sırada yalnızdı. Ben de burada olduğumu söyleyerek kendisine küfürle karşılık verdim. Çevrede bulunan vatandaşlar bizi ayırdı. Hakkımda koruma kararına hükmedildiği için bu konulara ilişkin Gizem ile hiç konuşmadım."

"MAKATIMA ŞİŞE SOKMAK İSTEDİ"

Olaydan 1 gece öncesini anlatan M.T., "Ailemin evinde kalırken gece saat 04.00 sıralarında kardeşim Haydar T. beni uyandırdı ve 'Herhalde arkadaşların, seninle konuşmak istiyorlar' dedi. Tanımadığım 2 kişi evin önünde beni bekliyorlardı. Yanlarına gidince 'Seni bir daha buralarda görmeyeceğiz, buradan defolup gideceksin' şeklinde sözler söylediler. Ben de karşılık verdim. Karşılıklı bağrıştık. Bağrışmalar olunca, gidip başka bir yerde konuşalım dedik. Ben kendi aracıma bindim. Evimize yaklaşık 1 kilometre uzaklıkta bulunan Cennet Koyu'na gittik. Arka arkaya hareket halindeydik. Yoldayken bir araç bizi kıskaca aldı. Cennet Koyu'nda durduk. Kardeşim de yanımdaydı. O aracın içinden inen 4 kişi de aynı şekilde 'Buradan gideceksin' diyerek beni tehdit etmeye başladı ve beni darp etti. Bu durum doktor raporunda da sabittir. İçlerinden 2 tanesi kardeşimi uzaklaştırdı. Ardından şahıslardan bir tanesi bir şişe çıkarttı. Yanımda bulunan diğer kişiler benim kıyafetlerimi çıkarmak ve şişeyi makatıma sokmak istedi. Bu sırada bir tanesi de ya telefon ya da kamerayla çekim yapıyordu, ancak şişeyi makatıma sokmadılar. Bir tanesi daha sonra enseme vurdu. Bayılmışım. Kardeşim benim su ile ayılmamı sağladı. Kendime geldiğimde bu şahıslar olay yerinde yoktular. Kardeşimle birlikte eve geri döndük. Artık Bodrum'dan ayrılmaya karar vermiştik" dedi.

OLAY GÜNÜNÜ ANLATTI

Gece yaşadığı olaydan sonra sabah işyerine gitmek üzere yola çıktığını belirten M.T., "Sabahleyin aracımla işyerime gidiyordum. Gizem'in çalıştığı işyerinin yanında bulunan ve sürekli yakıt aldığım benzinlikten aracıma benzin doldurdum. Bu sırada Gizem'in işyerinde olduğunu gördüm. Gülümseyerek telefonda birileriyle konuşuyordu. Arabamı orada bırakarak konuşmak amacıyla Gizem'in işyerinin içerisine girdim. Yalnızdı, beni görünce 'Şerefsiz, senin burada ne işin var, buraya niçin geldin. Sende haysiyet olsa buraya gelmezsin' diyerek bana hakaret etmeye başladı. 'Sana ne yaptım' diye sordum, ancak aynı şekilde konuşmaya devam ediyordu. Bu sırada benzinlikte çalışan pompacı gelerek arabayı çekmemi istedi. Aracımı alarak bir başka bir yere park ettim. Yürüyerek Gizem'in işyerine tekrar geldim. Beni görünce aynı şekilde 'Şerefsiz, haysiyetsiz, burada ne işin var' demeye başladı. Ardından 'si..r git, dünkü şişe olayını unuttun galiba' dedi. Telefonla bana görüntü göstermeye çalıştı. Kendimi kaybetmişim. Bahçıvanlık yaptığım için sürekli yanımda küçük bir bıçak taşıyordum. Gizem'e ne şekilde ve nasıl vurduğumu ve ne yaptığımı hiç hatırlamıyorum. Pişmanım. Takdir mahkemenindir" dedi.

TANIK: "SİZ KARIŞMAYIN, İŞİN İÇ YÜZÜNÜ BİLMİYORSUNUZ" DEDİ

Benzin istasyonunda şoför olarak çalışan Fatih Köklü ise şunları söyledi: "M.T.'nin mağazada olduğu sırada mağazanın diğer çalışanı kadın geldi. Kapıyı açtıktan sonra çığlık atarak bağırmaya başladı. Bunun üzerine biz işyerindeki arkadaşlar ile beraber olayın meydana geldiği işyerinin içerisine doğru koştuk. İçeriye girdiğimizde kadının yerde yüzüstü vaziyette yattığını, sanığın elinde bıçak bulunduğunu, vücuduna doğru vurduğunu gördüm. Boyun bölgesinden kan geliyordu. Sanığa 'yapma' diye seslendik. 'Siz karışmayın, işin iç yüzünü bilmiyorsunuz' dedi ve bıçakla vurmaya devam etti. Daha sonra istasyon müdürümüz geldi ve birkaç kez uyardıktan sonra emekli asker olduğu için silah çekerek, bıçağı bırakmasını istedi. Silahı bırakınca biz de sanığı etkisiz hale getirdik" dedi.

"GİZEM'İ 2 KERE EVİNE BIRAKTIM, O ZAMAN DA BEKARDI"

Tanık Cem Ö., Gizem Olgun'u 3-4 yıl önce arkadaş çevresi vasıtasıyla tanıdığını belirterek, "İş haricinde ne bireysel ne de toplu olarak hiçbir şekilde Gizem ile görüşmedim. İş nedeniyle ayda 1 ya da 2 sefer kendisini görüyordum. Olay tarihinden yaklaşık 1 hafta kadar önce havanın yağmurlu olması nedeniyle Gizem Olgun'u evinden alarak işyerine götürmüş, daha sonra da aynı şekilde işyerinden alarak maktulü evine bırakmıştım. Olaydan 2-3 gün önce de Gizem'i işyerinden aldım. Arabayla evine götürecektim. Moralinin bozuk olduğunu söyleyerek 'bir yere gidip oturalım' dedi. Bunun üzerine Küdür Mevkii'ne benim arabamla gittik. Arabayı park ettiğimiz yerde birden çok araç da bulunuyordu. Aracın içerisinde otururken, bir araç bizim arabamızın yanına yaklaştığını fark ettik. Gizem bu aracın babasına ait olabileceğini söyleyerek 'Buradan gidelim' dedi. Zaten çok kısa bir süre orada kalmıştık. Hemen hareket ettik. Yanımıza gelen araç arkamızdan bizi takip etmeye başladı. Gizem geri dönüp aracın plakasına baktığında 'Bu M.T.'nin aracı' dedi. M.T.'nin kim olduğunu sordum. Eski eşi olduğunu anlattı. Ardından kendisini Yalıkavak Polis Merkezi'ne bırakmamı istedi. Ben de bunun üzerine Gizem'i Yalıkavak Polis Merkezi'ne bıraktım ve oradan ayrıldım. Araç yaklaşık 400-500 metre kadar bizi takip etmişti. Benim olay hakkındaki bilgim ve görgüm bundan ibarettir. Ben maktulü 2 kez sadece evine bıraktım. Her ikisinde de maktul boşanmıştı, yani bekardı. Olayın nasıl meydana geldiğini görmedim. Daha sonra arkadaşlarımdan olayı öğrendim" dedi.

OLGUN'UN TELEFON KAYITLARININ İNCELENMESİNİ İSTEDİ

Duruşmada, Muğla Barosu temsilcilerinin davaya katılan olma talepleri de görüşüldü. Suçtan zarar görme ihtimali bulunmadığı belirtilen Muğla Barosunun katılma talebinin reddine karar verildi. Sanık avukatı Behice Tuğba Yılmazer, M.T.'nin olaydan önce yaşadıkları yüzünden cinnet getirdiğinin tanık beyanlarıyla sabit olduğunu öne sürürek, "Hakkında haksız tahrik hükümlerinin uygulanması gerektiği kanısındayız. Suç işleme kastı da bulunmamaktadır" dedi. Av. Yılmazer ayrıca, adli emanette bulunan Gizem Olgun'un telefondaki mesajlaşma, görüntülü ve sesli görüşme kayıtlarının incelenmesini istedi. Bodrum Ağır Ceza Mahkemesi sanık M.T.'nin tutukluluk halinin devamına, sanığın kardeşi Haydar T'nin tanık olarak dinlenmesi ve adli emanette bulunan Olgun'un cep telefonunun bilirkişi tarafından ya da ilgili firma tarafından incelenmesine karar verip, duruşmayı 2 Kasım'a erteledi.

"BU DURUŞMADA GİZEM KONUŞAMADI"

Bodrum Kadın Dayanışma Derneği üyeleri, duruşmanın sonunda adliye bahçesinde basın açıklaması yaptı. Dernek sözcüsü Figan Erozan, "Gizem katledilerek vahşice öldürüldü. Sanığın verdiği ifade evlilik birlikteliği olduğu süreç ile ilgili. O süreçte yaşadığı sıkıntılar üzerinden işlediği cinayeti makulleştirebilmek için gerekçe üretmeye çalıştı. Boşanmıştı bu insanlar, bunun altını çizmek istiyoruz. Boşanmış olduğu halde, Gizem Olgun'un peşini bırakmadı. İsteyerek bilerek ve planlayarak onun hayatını dizayn etmek istedi. Edemeyeceğini anladığı anda öldürdü. Bu bizim için çok net. Muğla Barosu'nun müdahil olma talebi kabul edilmedi. Kadın ölmüş de olsa onları savunacak birimlere ihtiyaç var. Mahkemeler ne yazık ki direk suçtan zarar görmediği için bu talebi kabul etmiyorlar. Bugün baronun talebi kabul edilmediği için Gizem savunulamadı. Bir sonraki duruşmaya, bir şekilde aile ile hareket ederek, gönüllü bir avukat bulmaya çalışacağız. Gizem'in avukatı o salonda kendisini ifade edecek. Bugün duruşmada Gizem konuşamadı. Gizem olmayabilir biz kadınlar buradayız. Sanığın ifadelerinde elişkiler var. M.T.'nin en ağır cezayı almasını istiyoruz. Dava sonuçlanana kadar takibe devam edeceğiz" dedi. Baba Cenap Olgun ise, adliye çıkışında, "İnşallah bir sonraki celsede sonuçlanır. Sanığın en ağır cezayı almasını istiyorum" diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

---------------------------------

Adliye önünde BKDD üyelerinden görüntü,

Figan Erozan'ın açıklamaları,

Baba Cenap Olgun'un açıklaması.

Adliyeden genel detay görüntü vardır.

Haber: Nilüfer DEMİR - Kamera: Hülya ELTEŞ / BODRUM(Muğla),

============================================

TIR otomobile çarptı: 1 yaralı

ZONGULDAK'ın Ereğli ilçesi'nde TIR'ın çarptığı otomobildeki 1 kişi yaralanırken, kaza anı MOBESE kameralarına yansıdı.

Kaza, saat 14.00 sıralarında Ömer Halisdemir Bulvarı üzerinde meydana geldi. Ereğli istikametine giden 58 yaşındaki Turan Karadayı yönetimindeki 81 KJ 609 plakalı TIR, yan yoldan kontrolsüz şekilde yola çıkan 52 yaşındaki Abdurrahman Korkmaz'ın kullandığı 67 TJ 910 plakalı otomobile çarptı. Kazanın etkisiyle refüje savrulan otomobilde bulunan 24 yaşındaki Ferhan Tümen yaralanırken otomobil sürücüsü kazayı yara almadan atlattı. Yaralanan Tümen, olay yerine gelen 112 Acil ekibiyle sevk edildiği hastanede tedavi altına alındı. Kaza anı MOBESE kameraları tarafından saniye saniye görüntülendi. Kazayla ilgili soruşturma başlatıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

-------------------------------

-Güvenlik kamera görüntüleri

-Orta refüje çıkan otomobil

-İtfaiye ekiplerinin araca müdahalesi

-Sürücü Abdurrahman Korkmaz ile polisin konuşması

-Aracın kaldırılması

-Sürücülere alkol muayenesi yapılması

SÜRE: (02.58 DK) BOYUT: (91 MB)

HABER-KAMERA: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak)

===========================================

Yanlış ders seçimi nedeniyle hem mezun olamadı, hem de yüksek lisansını kaybetti

KOCAELİ Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden bu yıl mezun olması gereken 24 yaşındaki Aysel Uysal, danışman hocasının kendisine seçmeli ders vermesi gerekirken üniversite seçmeli dersi vermesi nedeniyle mezun olamadı. İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programı'na kabul edilen Aysel Uysal, mezuniyet koşulunu sağlayamadığı için yüksek lisans hakkını da kaybetti.

Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'nden bu yıl mezun olması gereken Aysel Uysal, danışman hocasının son yıl ders dilekçesine seçmeli ders eklemesi gerekirken fazladan üniversite seçmeli ders eklemesi nedeniyle mezuniyet için gerekli krediyi alamayınca mezun olamadı. ALES ve YDS'den gerekli puanları sağlayıp mülakattan 100 alarak İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programı'na kabul edilen Aysel Uysal, mezuniyet koşulunu sağlayamadığı için yüksek lisans kayıt hakkını kaybetti. Okulu da bir dönem uzayan Aysel Uysal, üniversiteden geçerli bir sonuç alamadığı takdirde yasal yollara başvuracağını ifade etti.

MEZUN GÖZÜKMÜYORSUNUZ DEDİLER

Yüksek lisans programına kayıt yaptırmak için diplomasını almaya giderken mezun olamadığını öğrendiğini belirten Aysel Uysal, "Kocaeli Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü mezunuyum. 4 yıldır hem okuyorum, hem çalışıyorum. Aynı zamanda Erasmus yurtdışı programını kullandım ve 4.00 ortalamayla döndüm. Bugüne kadar hiç alttan dersim olmadı. Hiçbir dersten başarısız olmadım. Bugüne kadar hiçbir hocama saygısızlık yapmadım, herhangi bir sorun yaşamadım. Erasmus'la birlikte bütün çalışmalarımı kadın çalışmalarına yönlendirdim. Çünkü kendimi bulduğum alan burasıydı ve bu alanda ilerlemek istedim. Bu yüzden son 2 yıldır bütün çalışmalarımı bu yönde yapıyorum. Bu çalışmalarımın arasında hem çalışıp, hem okurken yüksek lisans için gerekli ALES, YDS sınavlarına hazırlandım. İstanbul Üniversitesi mülakatına gittim, mülakattan 100 aldım ve İstanbul Üniversitesi Kadın Çalışmaları Yüksek Lisans Programı'na kabul edildim. Benim için her şey çok güzeldi çünkü gerçekten hayallerime bir adım atmıştım ve asıl yapmak istediğim iş buydu. Kayıt için okula diplomamı almaya geldiğimde öğrendim durumu. Öğrenci İşleri'ni aradım diplomam hazır mı diye. 'Siz mezun olamıyorsunuz zaten' dedi. 'Nasıl?' dedim. 'Burada mezun gözükmüyorsunuz' dedi. Danışman hocama ulaşamadım zaten. Kendisi tatildeymiş. Bölüm sekreteri vasıtasıyla kendisine ulaştım. 'Hocam böyle bir durum olduğunu söylüyorlar. Bugüne kadar hiçbir dersten başarısız olmadım. Mezuniyetimle ilgili hiçbir problem olmadığını söylemiştiniz. Her şey çok güzel, hiçbir sorun yok demiştiniz. Hatta derslerimi de birlikte seçtik. Nasıl böyle bir şey olur?' dediğimde 'Ben sorunu bilmiyorum Aysel. Mezun edilebilir linki gelmediği için ben edemiyorum. Öğrenci İşleri'ni ara tekrar, oradan öğren' dedi. Öğrenci İşleri'ni tekrar aradığımda 'Bak burada eksik dersin var' dediler. Ben mezuniyet koşulu için gerekli olan 240 krediyi 2 kredi fazlayla sağlamış durumdayım zaten" dedi.

DANIŞMANIM KREDİMİ TAMAMLADIĞIMI SÖYLEDİ

Danışmanının kendisine mezun olmak için gerekli krediye tamamladığını söylediğini ifade eden Aysel Uysal, "Bizim bir bölüm içi seçmeli dersimiz, bir de üniversite seçmeli dersimiz var. Bölüm içi seçmeli dersimin eksik, onun yerine fazladan 2 tane üniversite seçmeli dersi aldığımı öğrendim ben. Son dönem bütün sınıf arkadaşlarım 3 tane seçmeli ders alırken bana 2 tane verdi kendisi. 'Senin zaten seçmeli dersin bitmiş' dedi. Ben de Erasmus'ta çok ders aldığım için oradan bitmiş olduğunu düşündüm. Çünkü totalde kredime baktığım zaman zaten 2 kredi de aşmıştım. Yani mezuniyet için eksik bir durum söz konusu değildi. Bu durumu öğrendiğimde tekrar bölüm sekreteri vasıtasıyla danışman hocama ulaştım. Zaten birkaç gün sessizliğini korudu, hiçbir şekilde geri dönüş alamadım. Bu arada benim 10 günüm kalmıştı yüksek lisans kaydı için. Durumun aciliyetini söyledim, çünkü diploma almam gerekiyordu. Birkaç gün sonra kendisi bana ulaştığında 'Ben de şu anda bir çözüm düşünüyorum açıkçası. Aklıma gelen tek şey fazla aldığın ders ile eksik aldığın dersin değiştirilmesi için dilekçe verebilirsin yönetim kuruluna' dedi. Çünkü zorunlu ders olmadığı için böyle bir şey yapılabilir dedi. Ben de son bir şans olarak onu denedim. Dilekçeyi verdim, sonrasında kurulun toplanacağını söylediler. Aynı gün bölüm başkanımızla da görüştüm kendisi de şaşırdı nasıl böyle bir hata olabilir diye. 'Sen haklısın, ben dilekçeni onaylayıp kurula gönderebilirim. Son merci ben değilim' dedi. Son dönem zaten bizim mezuniyet hesaplarımız yapılarak sisteme giriliyor ve bizim zaten siteme girme yetkimiz yok. Ders ekleme ve çıkarma haftasında bizim danışmanımız mezuniyet durumumuza göre ders ekleyip çıkarabiliyor. Son dönem alttan ders alan arkadaşlarım 40 krediye kadar ders alabilirken ben 25 kredi aldım çünkü benim zaten kredimi tamamladığımı söyledi danışmanım. Ben dilekçemin kurulda reddedildiğini öğrendim. Ben de yüksek lisans için hiçbir şansım kalmadı madem o zaman yasal süreç başlatmak istiyorum çünkü kendimi burada hatalı olarak görmüyorum. Şimdiye kadar hiçbir dersten başarısız olmadım. Seçmeli derslerimin de bittiğini danışmanım söylemişti zaten. Telefonda konuşurken de sanki ben o dersi görmemişim gibi oldu olay. Herkes durumun farkında ama kimse bir şey yapmıyor gibi oldu. Ben de ardından kurula gönderilip red kararı alan dilekçemi almak istedim. Çünkü avukatımla görüşüp yasal işlem başlatacağım. Dekanlık yazı işlerinden de dilekçemin kurula hiç gönderilmediğini öğrendim. Danışman yorumu düşülerek red edildiğini öğrendim" diye konuştu.

DANIŞMANIM BENİ BİLGİLENDİRMEDİ

Danışmanının sorunu gördüğü halde kendisini bilgilendirmediğini söyleyen Uysal şöyle dedi:

"Bir şeyler kolay elde edilmiyor. Ben 4 senedir hem okuyorum hem çalışıyorum. Ben küçük bir yerde büyüdüm, küçük bir ilçeden geldim. Ben buraya okul birinciliği kontenjanından girdim. Aynı şekilde Erasmus'ta da okulumu ve ülkemi en iyi şekilde temsil etmek için elimden geleni yaptım. Şu anda bütün çalışmalarımı, hayallerimi yönlendirdiğim fırsatı kaçırmış oldum. Danışmanımız Haziran ayında sınıf arkadaşımı aradı ve mezun olamadığını, onun gibi birkaç arkadaşımızın daha olduğunu söylemişti. Meğer ben de onlardan birisiymişim. O da okula gitti ve sorun çözüldü, mezun oldu. Bana o zaman söylenmiş olsaydı yaz okulunda veya tek ders sınavıyla halledebilirdim belki. Yapılabilecek bir şeyler olabilirdi. Ama danışmanım bunu gördüğü halde beni bilgilendirmedi"

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ 

------------------------------------

-Röportaj

-evrakların görüntüsü 

Haber: Çağla DAŞCI/İZMİT(Kocaeli),

===========================================

Samsun'da yetiştirilen bin sülün doğaya bırakıldı

SAMSUN'da Orman ve Su İşleri 11'inci Bölge Müdürlüğü tarafından Terme İlçesi'nde düzenlenen programla sülün üretme istasyonunda yetiştirilen bin sülün doğaya bırakıldı.

Terme Gölardı Simenlik Gölü Yaban Hayatı Geliştirme Sahası'nda sülünleri doğaya, Samsun Valisi Osman Kaymak, Orman Su İşleri 11'inci Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer, kamu kurum ve kuruluşlarının temsilcileri bıraktı. Sülün üretimi ile ilgili bilgi veren Orman Su İşleri 11'inci Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer, "Son yılarda doğal afetlerden dolayı, sanayiden dolayı, çarpık kentleşmeden dolayı, tabiat varlıklarında tahripler meydana gelmektedir. Bu tahripten dolayı yaban hayatındaki doğal türlerimizde azalmalar görülmüştür. Orman ve Su İşleri Bakanlığımız Türkiye'nin doğal türleri ile ilgili üretim istasyonları kurmuştur. Bu İstasyonlarda üretilen kuşlarımız zaman zaman tabiata salınmaktadır. Bugün de burada bin adet sülünü yaban hayatı sahasına saldık. Samsun genelinde her yıl 5 bin adet sülünü doğaya bırakıyoruz. Ürettiğimiz sülün sayısı bu yıl 15 adetti. Bu sülünleri doğal yaşam ortamı olan Karadeniz Bölgesi'ndeki kıyı şeridindeki illerimizde doğaya bırakıyoruz" dedi.

VALİ KAYMAK: SÜLÜN NESLİ TÜKENMEKTE OLAN TÜRLERDEN

Vali Osman Kaymak ise, "Bugün, bin adet sülünü doğaya salıyoruz. Sülün, Samsun bölgemizin karakteristik kuşlarından birisi. Maalesef nesli tükenmekte olan türlerden biri. Amacımız bu kuşları çoğaltarak neslini devam ettirmek. Kuluçka bölgelerini Terme'de milli park olan bu bölgeye aldık. Bundan sonra sülünler burada üretilip doğaya salınacaklar. Avcı arkadaşlardan ricamız lütfen sülünlere yaşama şansı versinler merhametli olsunlar" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

----------------------

-Sülünlerin doğaya bırakılması

-Vali Osman Kaymak'ın inceleme yapması

-Bölge Müdürü Mehmet Sıddık Kılınçer'in açıklama yapması

-Sülünlerden detay

-Detaylar

(SÜRE: 3.04 Dk) (BOYUT: 98 MB)

Haber-Kamera: Yaprak KOÇER/TERME(Samsun),