Dha yurt bülteni- 13

Dha yurt bülteni- 13

Kılıçdaroğlu, Adana'da hasta arkadaşını ziyaret etti (3)KILIÇDAROĞLU KENTTEN AYRILDICHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaretlerinin ardından kentteki bir restoranda yemek yedi.

Dha yurt bülteni- 13

Kılıçdaroğlu, Adana'da hasta arkadaşını ziyaret etti (3)
KILIÇDAROĞLU KENTTEN AYRILDI

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, ziyaretlerinin ardından kentteki bir restoranda yemek yedi. Kılıçdaroğlu'na CHP Adana Milletvekilleri Ayhan Barut, Burhanettin Bulut, Müzeyyen Şevkin, Orhan Sümer, 26. Dönem Milletvekili Zülfikar İnönü Tümer ile Büyükşehir Belediye Başkanı Zeydan Karalar, CHP'li ilçe belediye başkanları ve CHP Adana İl Başkanı Mehmet Çelebi eşlik etti. Yemeğin ardından havalimanına gitmek üzere makam aracına yönelen Kılıçdaroğlu çevredeki vatandaşlardan ilgi gördü. Vatandaşlarla bir süre sohbet eden Kılıçdaroğlu, onların fotoğraf çekilme isteğini de kırmayarak poz verdi. Kılıçdaroğlu daha sonra hava yoluyla kentten ayrıldı.

Görüntü Dökümü
------
-Kemal Kılıçdaroğlu nun araçtan inişi
-Fotoğraf çekilen vatandaşlar
-Kemal Kılıçdaroğlu nun gidişi
-Balkonda vatandaşların alkışlaması

Büre: 02'06"      Boyut: 233 MB 

Haber: Nuri PİR-Kamera: Eser PAZARBAŞI/ADANA,

=================

Kilosu 30 liraya çıkan hamsinin yerini, Gelibolu sardalyası aldı

Edirne'deki balıkçı tezgahlarında avlanma yasağının kalkmasıyla birlikte vatandaşlar, kilosu 30 liraya çıkan Karadeniz hamsisi yerine 'Gelibolu hamsisi' olarak adlandırdıkları ve kilosu 20 liradan satılan sardalyaya ilgi göstermeye başladı. Edirneli balıkçı Feritdun Biztiren, "Hamsinin alternatifi sardalya, yani Gelibolu hamsisi oluyor. Çanakkale Boğazı'nda avlanan Gelibolu hamsisi, Karadeniz'de avlanan hamsi gibi lezzetli ve düşük fiyatıyla sofralarda yer alıyor" dedi.
Denizlerde av sezonunun açıldığı ilk günlerde balıkçılar, Karadeniz'de ağlarına takılan hamsileri, tezgahlarda kilosu 20-25 liradan satmaya başladı. Ancak aradan geçen günlerde denizin dibine inen hamsinin azlığı nedeniyle kilosu 30 liraya yükseldi. Hamsinin fiyatının artmasıyla birlikte Çanakkale Boğazı'nda bolca avlanan vatandaşların Gelibolu hamsisi adını verdiği ve kilosu 20 liradan satılan sardalya, Karadeniz hamsisinin alternatifi oldu.
'SEZON BAŞLAMADAN HAMSİ BİTTİ'
Yunanistan ve Bulgaristan'dan gelen müşterileri ile 'uluslararası balıkçı tezgahı' olma özelliğini taşıyan Edirneli balıkçılar, vatandaşın hamsiyi pahalı bulduğunu ve para kazanamadıklarını söyledi. Edirneli balıkçı Feridun Biztiren, "Hamsi havaların sıcak olmasıyla denizin dibine indi. Bu nedenle denizden az çıkan hamsiyi pahalıya satın alıyoruz. Hamsinin kilosunu 30 liradan satıyoruz. Şu ana kadar hamsiden para kazanmadık. Hamsinin alternatifi sardalya, yani Gelibolu hamsisi oluyor. Çanakkale Boğazı'nda avlanan Gelibolu hamsisi, Karadeniz'de avlanan hamsi gibi lezzetli ve düşük fiyatıyla sofralarda yer alıyor. Son günlerde sardalya satışlarımız arttı. Hamsi sezon başlamadan bitti" dedi.
'PALAMUT YOK'
Geçtiğimiz sezon denizden bol çıkan palamutun bu yıl hiç çıkmadığını söyleyen balıkçı Hamza Köksoy, "Geçtiğimiz yıl palamut bolluğu vardı, bu yıl  denizden çıkmıyor. Çıkan çok az palamut tanesi 30 liradan satılıyor. Hamsi bu yıl denizin dibinde ya da yok. Alternatif olarak Gelibolu hamsisi, yani sardalya satıyoruz. Vatandaşın sardalyaya ilgisi büyük. Böyle giderse hamsinin fiyatı artacak" diye konuştu.
Balıkçı tezgahlarında çipura ve levrek, kilosu 30 liradan, ithal somunun kilosu 70 liradan, istavritin kilosu 20 liradan, ithal uskumru ise tanesi 10 liradan satılıyor.

Görüntü Dökümü:
Hamsiden detay
Sardalye balığından detay
Balıkçı tezgahları
Feridun Biztiren ile röp.
Detay görüntü
Hamza Köksoy ile röp.
Farklı açılardan detay

Haber-Kamera: Ali Can ZERAY/EDİRNE,

===================

Kızlarını isteyen Ukraynalı annenin yardım çağrısı

Ukraynalı Svitlana Krychun, boşanma aşamasında olduğu Türk eşi Şevki Melih Eker'in kaçırdığını iddia ettiği, velayetleri kendisine verilen iki kızının peşine düştü. İki aylık arayışı sonucu kızların izine Marmaris'te rastladığını belirten Svitlana Krychun, "Yetkililerden yardım istiyorum. Lütfen velayeti bende bulunan çocuklarımı geri verin" dedi.
İş insanı Şevki Melih Eker (42) ile Ukraynalı muhasebeci Svitlana Krychun'un (38) aşkla başlayıp düşmanlığa dönüşen hikayesi, Ankara'da başladı. Çift, 2016'da evlendi. Çiftin, 1,5 ve 3 yaşında olan Selena ve Melisa isimlerini verdikleri 2 kız çocukları oldu. Ancak çiftin mutlulukları uzun sürmedi. Şiddetli geçimsizlik sonucu çift, geçen Haziran ayında boşanmaya karar verdi. Ankara'da dava açıldı. Temmuz'da eşinden şiddet gördüğünü iddia eden Krychun için koruma kararı alındı. Çocukların velayeti ise anneye verildi. Mahkeme, baba Eker'in kızlarını ayda 2 gün görmesine karar verdi. Eker, son olarak 17 Ağustos'ta, iki kızını Krychun'un Ankara'daki evinden aldı. O tarihten sonra baba ve kızları, kayıplara karıştı. Eker'in kızlarını geri getirmemesi üzerine Krychun, polise ve savcılığa başvurdu. Eker hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Bunun üzerine Eker, bir süre sonra Bodrum'da polis merkezinde ifade verdi, daha sonra serbest bırakıldı.
Çocuklarına ulaşmak isteyen Svitlana Krychun, sesini daha geniş kesimlere duyurmak için sosyal medya hesaplarından "Yardım et Türkiye" diye çağrı yaptı. Birçok kişi, Svitlana Krychun'un üzüntüsüyle dertlendi. Geçen cuma günü iyi bir haber geldi. Şevki Melih Eker, Krychun'un telefonuna, Melisa ve Selena'nın fotoğraflarını gönderip, kızlarının iyi olduğunu ve Marmaris'te olduklarını iletti. Ankara'dan Marmaris'e gelen Svitlana Krychun, eşinin kaldığı evi buldu. Krychun, Ukrayna'nın Ankara Büyükelçiliği desteğiyle Marmaris'te avukat Arzu Alper'e vekaletname verdi. Polis ve Başsavcılık devreye girdi. Alınan arama kararıyla, Eker ve çocukların kaldığı öğrenilen Kemeraltı Mahallesi'ndeki lüks siteye, geçen cumartesi günü giden polis ekipleri, çilingir yardımıyla buradaki villanın kapısını açtı. Ancak evde ne çocukların ne de Eker'in izine rastlandı. Bu duruma inanmayan Krychun, birkaç saat sonra, villayı kendi kontrol etmeye gitti. İddiaya göre bir kızını balkonda oynarken gördü. Çocuğunun fotoğraf ve video görüntüsünü çeken Krychun, eve giremeyince, polis merkezine koştu. Tekrar polis ekipleri, villaya geldi. Ancak yine ne kızlara ne de Eker'e rastlanmadı.
'ÇOCUKLARIMI ALMADAN ASLA GİTMEYECEĞİM'
Marmaris Adliyesi önünde DHA'ya açıklama yapan Krychun, çocuklarını almadan asla gitmeyeceğini ve her türlü hukuk mücadelesini vereceğini belirterek, "İki ay boyunca çocuklarımı bulmak için çalmadık kapı bırakmadım. Sosyal medyada yardım çağrısında bulundum. Ayrılma aşamasında olduğum eşimden, çocuklarımın Marmaris'te olduğunu öğrendim. En sonunda, çocuklarımın Marmaris'te olduğunu öğrendim. Avukat ile görüşerek, hukuk mücadelesi başlattım. Bakılan lüks villada çocuklarımın olmadığı söylendi. Ben çocuklarımın burada olduğunu biliyorum. Türkiye Cumhuriyeti yetkililerinden yardım istiyorum. Lütfen velayeti bende bulunan çocuklarımı geri verin" dedi.
'HUKUKİ MÜCADELEMİZ DEVAM EDİYOR'
Ukraynalı annenin avukatı Arzu Alper, "Çocukların villada olduğunu çok iyi biliyoruz. Burada olduğunu fotoğraflarla delillendirdik. Bu iş insanı, ulusal televizyondaki bir programa çıkarak, 'Çocuklarımı geri alamayacak' açıklamasında bulundu. Hukuki mücadelemizi veriyoruz. Ama ne yazık ki sanki birileri haber uçurmuş gibi çocuklarıyla villada bulunan Türk eş ortadan kayboldu. Tüm belge, fotoğraf ve videolar elimizde. Ayrıca anne için koruma kararı çıkarttık" dedi.

Görüntü Dökümü
----------
Marmaris Adliyesi'nin genel görüntüsü
Marmaris Adliyesi'nde avukat Arzu Alper ile hukuk mücadelesi yapan Ukraynalı annenin görüntüsü
Ayrılma aşamasında olduğu Türk eşinin kaldığı lüks villanın genel görüntüsü
Ukraynalı Svitlana Krychun ile adliye çıkışında elinde çocuklarının fotoğraflarıyla görüntü,
Avukat Arzu Alper ile röp.
İş adamı babanın çocuklarıyla beraber görüntüsü ve çocuklarının fotoğrafları ve yüzü şiddet gördüğü için morarmış Ukraynalı anne fotoğrafı 

Haber- Kamera: Ali GÜNDOĞAN/ MARMARİS (Muğla),

==================================

Ticaret Bakanlığı 'Slime'ları toplatma kararı verdi  

İzmir'de, son dönemde oldukça popüler olan ancak uygunsuz şekilde üretildiğinde sağlığı tehdit eden 'Slime' adlı renkli yapışkan oyun hamuru için yapılan denetimlerde, kanserojen madde çıktı. İzmir Ticaret İl Müdürlüğü ve Buca Belediyesi'nin ortaklaşa yaptığı denetim sırasında imalathaneden alınan numunelerde, slimelerin hiçbir kurala uygun olmadan yapıldığı ayrıca içeriğinde cilt kanserine neden olan kimyasal boraks maddesinin çok kullanıldığı saptandı. Bunun üzerine Bakanlık tüm Türkiye'de bu marka slimeler için toplatma kararı verdi, satılan yerlerin tespitine başladı. Bu tespitlerden sonra slimeleri kırtasiyecilerin bir bölümü satmama kararı alırken aileler de bu yapışkanlı oyun hamurunun tamamen yasaklanmasını istedi.
Ticaret Bakanlığı İzmir Ticaret İl Müdürlüğü ve Buca Belediyesi Zabıta Müdürlüğü ekipleri, çocukların sağlıklı bir çevrede yaşayabilmeleri için denetim yaptı. Özellikle okul giriş çıkışlarında, mağaza ve kırtasiyelerde kolayca ulaşılabilen 'Slime' üreticisi bir firma da mercek altına alındı. Tutkal, boraks ve çeşitli kimyasallarla yapılan ancak uygunsuz üretilmesi halinde çocukların sağlığını tehdit eden 'Slime' imalatı yapan Buca Şirinyer'deki merdiven altı firmaya baskın gerçekleştirildi. Bir apartmanın otopark olarak kullanılan bölümünde üretim yapan firma hakkında, ruhsatsız ve kalite belgesi olmadan üretim yaptığı için cezai işlem uygulandı. İmalathane mühürlendi ancak bir gün sonra imalathanenin mührünün sökülerek, içinde yeddiemin olarak bırakılan Slime yapımında kullanılan malzemelerin kimliği belirsiz kişi ya da kişilerce kaçırıldığı görüldü. Belediye yetkilileri, polise suç duyurusunda bulundu. 
'MİLLİ EĞTİİM BAKANLIĞI OKUL KANTİNLERİNDE SATIŞINI YASAKLADI'
İmalathaneden alınan numunelere yapılan testler, korkunç gerçeği gözler önüne serdi. Üretilen Slime'ların hiçbir kurala uygun olmadan yapılmasının yanı sıra içeriğinde cilt kanserine neden olan boraks maddesinin de olması gerekenden fazla miktarda konulduğu tespit edildi. Bu gelişme üzerine Ticaret Bakanlığı tüm Türkiye'de bu marka Slime'lar için toplatma kararı verdi, satılan yerlerin tespitine başlandı. Denetim sonuçları hakkında bilgi veren Buca Belediyesi Zabıta Müdürü Cemal Yılmaz, Ticaret Bakanlığı'nın testi olumsuz çıkan Slime markasını kırtasiyelerden toplatma kararı aldığını ve 
Milli Eğitim Bakanlığı'nın da okul kantinlerinde Slime satışını yasakladığını belirterek, şunları söyledi:  
" Bizler baskın yapmadan önce araştırma yaptık. Buca sınırlarında çocuklara zarar verecek imalathane olup olmadığına baktık. Bir tane imalathane belirledik. Hemen Ticaret İl Müdürlüğüyle baskın yaptık. Buraya girdiğimiz zaman sağlığa uygunsuz şekilde üretimin yapıldığını gördük. Bunlardan test için örnekler alındı. Ayrıca Türkiye'nin hangi bölgelerine ne kadar gönderdiklerine yönelik sayıları aldık. Üretim, bir evin otoparkında yapılıyor. Malzemeler göz kararı konuluyor. Annelerimiz nasıl hamuru biraz un ve suyla göz kararı yapar aynen öyle. Bu kişiler de ellerinde maşrapa ile tartı ve ölçü kullanmadan Slime'ları yapmışlar. Test sonuçlarında kimyasal maddenin aşırı kullanıldığı ortaya çıktı. Şimdi tüm Türkiye'de toplatılma kararı alındı. Boraks maddesi yüksek çıktı. 
Bu madde çocuklarda cilt kanserine neden oluyor. Bakanlık kararının tebligatından sonra bölgemizde bulunan kırtasiyelerde denetlemeleri sürdüreceğiz. 
Milli Eğitim Bakanlığı da okul kantinlerinde yasaklama kararı almış" dedi.
'SLİME MALZEMESİNİ ALIP, ÇOÇUĞUM KENDİ YAPIYOR'
Bu arada merdiven altı üretimhanenin ortaya çıkmasının ardından bazı kırtasiyeler, çocukların sağlığını tehdit eden Slime'ı satmama kararı aldı. Kırtasiye dükkanı işleten Cengiz Sezek, "Slime satıyorduk. Ancak ilçemizdeki baskından sonra satmamaya başladık. Bize gelen Slime'lar faturalıydı ama ne olur ne olmaz diye hepsini kaldırdık. Çocukların sağlığı açısından da satmamaya karar verdik" dedi. 
Slime yapım malzemesi sattığını söyleyen Nihat Gür de "Slime malzemesi satıyoruz. Çocuklar karıştırıp kendileri hazırlıyor. Bize satılmaması bilgisi gelmedi. Yasaklandığı zaman bizlere bilgi gelirse satmayız. İlk başlarda Slime'lara yoğun alep vardı ama artık eskisi gibi de değil" dedi. 
Kırtasiyeci Filiz Aydın da, "Biz Slime satmıyoruz. İlk çıktığı zaman sattık. Belli bir süreden sonra sağlıklı olmadığını öğrendik. Ondan sonra satmama kararı aldık. Çocuklar çok soruyor ama biz satmıyoruz. Velilere ve çocuklara da sağlığa zararlı olduğunu anlatıyoruz" dedi. 
VELİLER OKUL YÖNETİMLERİNDEN DESTEK İSTEDİ 
Buna karşılık çocukların taleplerini kıramayıp almak zorunda kalan ya da zararlı olduğunu bilmedikleri için almak zorunda kalan veliler, yasaklanmasını istedi. Velilerden Sema Büyükyozgat, "Kızım Slime oynuyor. Hazır da alıyoruz malzemelerini alıp kendisi de yapıyor. Ben almak istemiyorum aslında ama maalesef kırtasiyeye gittiğimiz zaman almak zorunda kalıyoruz" dedi. Velilerden Hasan Yener, yasaklanmasını isteyerek,  "Benim 10 yaşında çocuğum var. Slime ile oynuyordu. Ben evde duvara yapıştırdığı için yasakladım. Sonra da televizyondan bunların kanserojen içerdiğini öğrendim. Buca'da merdiven altında yapıldığını duydum. Artık almıyorum. Kırtasiyelerde vardı, arkadaşından görüp istiyordu. İlk başta bilinçsiz olduğum için alıyordum ama artık almıyorum okul içinde kırtasiyelerde de yasaklanmalı. Bundan dolayı denetim olmalı. Okul idaresinin tumumu burada çok önemli. Okulu idaresi buna karşı karar olmalı, kitapçılarda da yasaklanırsa uygun olur" dedi. 
Minik öğrencilerin bir bölümü, Slime'ın zararlarını duyduklarını ancak ailelerinden gizli de olsa oynamayı sürdürdüklerini anlattı. Bazı öğrenciler ise Slime'ın  zararlı olduğunu kendilerinin oynamadığını arkadaşlarına da oynamamaları yönünde tavsiyelerde bulunduklarını söyledi.
BAKANLIK DENETLEME SONUÇLARINI AÇIKLADI
Bu arada Ticaret Bakanlığı yeni eğitim öğretim haftasının başlamasıyla birlikte tüm Türkiye'de yaptıkları denetimlerin sonuçlarını açıkladı. Buna göre 2019 yılında yapılan kontrollerde, 31 bin 870'i yerli, 172 bin 706'sı ithal olmak üzere 204 bin 576 kırtasiye ürünü denetlendi. Yine 2 bin 130 da okul kıyafeti denetlendi. 2019 yılı denetimlerinde güvensiz olduğu tespit edilen 5 bin 97 kırtasiye ürünü tespit edildi. Kırtasiye denetimleri sonucunda güvensizlik oranı yüzde 2.49 olarak tespit edildi.

Görüntü Dökümü
----------
İlahathaneden görüntü.
Kırtasiyecilerle röportaj.
Ailelerle röportaj.   
Çocuklarla reportaj.
Anonslar

Haber: Taylan YILDIRIM, kamera: Tekin GÜRBULAK/ İZMİR

==================

Parasını almak isteyen arkadaşını öldüren Türkmen sanığa 16 yıl hapis

Antalya'nın Manavgat ilçesinde, annesinin tedavisi için biriktirdiği 6 bin 500 lirayı almak istediği gerekçesiyle alkollü arkadaşını 12 bıçak darbesiyle öldüren Türkmen Ruslan Narmetov (25) tutuklu yargılandığı davada 16 yıl hapisle cezalandırıldı. 
Manavgat'ın Taşağıl Mahallesi'nde geçen yıl kasım ayında, Ruslan Narmetov'un annesini tedavi ettirmek amacıyla biriktirdiği parayı, iddiaya göre, arkadaşı Hakan Akdoğan (43) zorla almak istedi. Hakan Akdoğan, parayı almak için Ruslan Narmetov'u bıçakla bacağından yaraladı. Yaşanan kavgada Narmetov, 2.00 promil alkollü olduğu belirlenen Hakan Akdoğan'ın elinden bıçağı alıp, arkadaşını 12 yerinden bıçakladı. Olay yerine gelen sağlık ekipleri tarafından Serik Devlet Hastanesi'ne götürülen Hakan Akdoğan, kurtarılamadı. Ruslan Narmetov, jandarma ekipleri tarafından kaçarken yolda yakalanarak gözaltına alındı ve sevk edildiği sulh ceza hakimliğince 'kasten öldürme' suçundan tutuklandı.
'KAÇ KEZ SAPLADIĞIMI HATIRLAMIYORUM'
Olayla ilgili davanın karar duruşması Manavgat 2'nci Ağır Ceza Mahkemesi'nde görüldü. Mahkemede ifade veren Ruslan Narmetov, annesinin rahatsızlığını tedavi ettirmek amacıyla Türkiye'de çalıştığını, para biriktirdikten sonra annesini Türkiye'ye çağırdığını, bu sırada çalıştığı iş yerinden tanıdığı Hakan Akdoğan'ın kendisine Antalya'da doktor bulabileceğini söylediğini anlattı. Ruslan Narmetov, ifadesinde şunları söyledi:
"Olay günü Hakan beni aradı, Antalya'da olduğunu, parayla birlikte gelmem gerektiğini söyledi. Ben de doktordan randevu aldıktan sonra annemi alıp geleceğimi söyledim. O ısrarla parayı getirmemi istedi, ben de parayı evde bırakarak otobüsle Antalya'ya gittim. Antalya'ya vardığımda yemek yedik. Bana parayı sordu, ben de getirmediğimi söyleyince kızdı. Ben hesabı öderken, o bir taksiciyle Taşağıl'a gidip gelmek için anlaşmış. Taksiyle Taşağıl'a giderken yolda bir markette durup bira aldı, taksi şoförüne daha hızlı gitmesi için küfürlü konuşuyordu. Eve geldiğimizde Hakan'a 'Sen arabada bekle, evden parayı alıp geleceğim' dedim. Bu sırada o telefonla birileriyle konuşuyor ve 'Bugün Antalya'da eğleneceğiz' diyordu. Sonra arkamdan gelmiş. Evde odaya girdim ve 6 bin 500 lirayı aldım. Bu sırada salonda olan Hakan parayı kendisine vermemi söyleyince ben de, 'Parayı doktora veririz' dedim. Bunun üzerine Hakan bana bıçak çekti ve dizimden yaraladı. Bıçağı tutmaya çalışırken yere yuvarlandık. Bıçak elinden düştü. Yerdeyken sırtıma bastırıp beni boğmaya çalıştı. Bunun üzerine ben yerden bıçağı aldım ve kendimi kurtarmak için ona sapladım. Kaç kez sapladığımı hatırlamıyorum. Bunun üzerine Hakan beni ittirerek kapıdan çıktı, her yer kan olmuştu. Odaya girip üzerimi değiştirdim. Evden çıktım. Hakan 1'inci kat merdiveninde oturuyordu. Ben dışarı çıkıp taksicinin parasını verdim. Gelen jandarma arabasını görünce onlara doğru koştum ve daha sonra karakola gittik" dedi.
16 YIL HAPİS CEZASI 
Olayla ilgili esas hakkındaki görüşünü açıklayan savcı ise sanık Ruslan Narmetov'un 'Haksız tahrik altında kasten adam öldürme' suçunu işlediğini belirterek, 12 yıldan 18 yıla kadar hapisle cezalandırılmasını istedi. Manavgat 2'nci Ağır Mahkemesi tarafından sanık Ruslan Narmetov'a, 16 yıl hapis cezası verilirken, takdir indirimi uygulanmadı. 

Görüntü Dökümü
----------
Manavgat adliyesinden görüntü
Ruslan Narmetov'un adliyeden çıkarılması
Anne Nigora Dosmetova'nın ağlaması
Hakan Akdoğan'ın fotoğrafı

HABER- KAMERA: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),  

========================

İncesu'da 20 çeşit üzümden pekmez yapılıyor
 
Kayseri'nin İncesu ilçesinde üzüm hasadının sonuna gelinmesi ile birlikte pekmez yapımına başlandı. Yıllık yaklaşık 500 ton üzüm üretiminin yapıldığı İncesu'da 20 çeşit üzümden pekmez yapılıyor.
26 bin nüfuslu İncesu'da temel geçim kaynaklarından olan üzümün bir bölümü yemelik olarak tüketilirken, özellikle siyah üzümler pekmez olarak değerlendiriliyor. Bağcılığın yaygın olduğu ilçede pekmez yapımı Eylül ayının ortalarında başlayarak, Ekim ayı sonuna kadar devam ediyor. 40 bin dekar bağ bulunan ilçede yaklaşık 500 ton yaş üzüm üretiliyor. Üzümlerin bir bölümü pekmez, diğer bölümü ise şıralık oluyor. Atadan kalma yöntemlerle pekmez üreten Sultan Koçer (59), yaptıkları pekmezin çok yararlı ve vitaminli olduğunu söyledi. Pekmezin atalarımızın sofralarından eksik etmediği bir zenginlik olduğunu belirten Koçer, "Üzümden pestil, pekmez, pelverdi gibi ürünler elde ederiz" dedi.
Pekmez yapımının zorluklarını anlatan Koçer, "İlk aşamada üzümler geliyor, şırahaneye dökülür, onlar yıkanır, sonra kendimiz ezeriz. Buraya özel bir toprağımız var. O toprakla üzümü harmanlarız. Daha sonra da büyük kazana kor bekletiriz. Ocağı yaktıktan sonra durulanmasını bekleriz. Kıl heybelerimizde damlama aşaması yapılır. Sonrada pekmez için en son aşamaya olan kaynatma işlemini yaparız. Pekmez 2,5 saat kaynıyor. Kıvamı gelince kazanları indiririz. İki çeşit pekmez var. Biri beyaz üzümden yapılan pekmezdir. Bir de siyah üzümden yapılan ve birçok hastalığa iyi gelen pekmezimi var" diye konuştu.
Bu sene üzüm hasadından umduklarını bulamadıklarını söyleyen Sultan Koçer, "Hava şartlarından üzümümüz pek olmadı. Pekmezi 30 TL'den satıyoruz. Ben, yaptığım pekmezi yakınlarıma hediye amaçlı veriyorum. Kışın sofralarımızdan hiç eksik etmeyiz. Çocuklarımız sabah okula giderken hasta olmasın diye bir kaşık pekmez veririz" dedi.

Görüntü Dökümü
----------
-Pekmez için üzümlerin havuzda ezilmesi
-Pekmez'in kazanda kaynaması
-Pekmez'in tadılması
-Üretici Sultan Koçer ile röportaj
-Diğer detaylar

Haber-Kamera: İsmet KÖZELO- Muhammed KISIR/KAYSERİ,

========================

Gaziantep'te 'Birlikte Yürüyelim' korteji

GAZİANTEP'te Avrupa Hareketlilik Haftası kapsamında bu yıl 'Güvenli Yürüyüş ve Bisiklet Sürme' temalı etkinlikte 'Birlikte Yürüyelim Korteji' oluşturdu.
Büyükşehir Belediyesi önünde başlayan yürüyüşe Gaziantep Valisi Davut Gül, Büyükşehir Belediye Başkanı Fatma Şahin ve çok sayıda belediye çalışanı katıldı. Yürüyüş Gaziantep Kalesi'nde son buldu.
Büyükşehir Belediye Meclisi'nde Avrupa Hareketlilik Haftası'nın açış töreninde konuşan Şahin, yerelden evrensele, gelenekten geleceğe artık şehirlerin yarıştığı bir döneme girdiklerini belirtti.
Gaziantep'in kentler yarışında hemen hemen her alanda yükselen bir değer olarak yoluna devam etmesi gerektiğini söyleyen Şahin, "Sporuyla, kültürüyle ve en önemlisi insanıyla yükselen bir Gaziantep için yola çıktık. Bu yolda en büyük gücümüzü halkımızdan alıyoruz. Dünya, sağlıklı yaşam ve çevre koruması yönünde önemli adımlar atıyor. Bu adımların en önemli kısımlarından birisi ulaşımdır. Başkan olmamın hemen ardından genel sekreterimiz başta olmak üzere çalışma arkadaşlarımızla Ulaşım Master Planı yaptık. 2040-2050 yıllarında şehrin nereye gittiği yönündeki soruları araştırarak yanıt aradık. Ulaşım Master Planı'nı İmar Master Planı'yla eş zamanlı gerçekleştirdik. Bir acil eylem planımız var bir de orta ve uzun vadede eylem planlaması yaptık. Çalışmalar kapsamında aldığımız kararların doğruluğu kısa zaman içinde görüldü. Aldığımız kararların en önemlilerinden biri, bisiklet yolunun çoğaltılmasıdır. Bugün, 55 kilometrelik bisiklet yolu hedefimizin yarısına ulaşmış durumdayız. Bisiklet yollarıyla diğer ulaşım araçlarını entegre etme amacımız var. Bu zor bir süreci kapsıyor. Çünkü insanların daha sağlıklı bir ömür geçirmesini isteyen bir çalışma yapıyoruz. İnsanların hareket etme alışkanlıklarını değiştirmek istiyoruz. Yürüttüğümüz çalışmada aldığımız kararlarda gördük ki bütün Dünya şehirleri bu kapsamda çalışmalar yapıyor. Danimarka ve Hollanda bisiklet kullanımında en yüksek orana ulaşmış durumda. Bisiklet kullanımının artması sağlıklı yaşamın formülünü içinde barındırmaktadır" diye konuştu.
'BİSİKLET YOLU PROJELERİ İÇİN DESTEK VERİYORUZ'
Bisiklet yolu projesine çok ciddi destek verdiklerini belirten Fatma Şahin, "Danimarka ve Hollanda kullanıyorsa bizim de bisiklet kullanımı açısından alışkanlıklarımızı değiştirmemiz gerekiyor. Çünkü hem ucuz, hem sağlıklı. Bu iki ülkenin en büyük sorunu bisiklet otoparkı. O yüzden bizim Dünya'yla entegre olmamız gerekiyor, Bu ülkelerde var olan bisiklet kullanım oranlarına yetişmemiz hatta geçmemiz gerekiyor. Bütün ülkeler bisiklet yollarını artırmaya çalışıyor. Bisiklet yollarıyla ilgili yapacak çok işimiz var. Daha yolun başında yer alıyoruz. Öncelikle Gaziantep Üniversitesi'yle yaşam alanları arasındaki ağı kurmamız gerekiyor. Bisiklet kullanımının düzenli olması halinde ömrümüz 5 kat daha uzuyor. Bisiklet kullananlarda ölümlü trafik kazası oranı yüzde 40 azalıyor. Gaziantep Valisi Davut Gül ile birlikte ve bakanlarımızın yer aldığı bisiklet yolu projesine çok ciddi destek veriyoruz" ifadelerini kullandı.
Gaziantep Valisi Davut Gül, "Bisiklet yolu planının Dünya için ne kadar önemli olduğunu görüyoruz. Bu proje kapsamında halkımızın da desteğini alarak kent içindeki bisiklet kullanım oranını arttırmamız sağlık açısından önemli bir dönemeci beraberinde getirecektir. İnsan ömrünün bisiklet kullanımıyla birlikte 5 kat artması göz ardı edilemeyecek bir durumdur. Bu noktadan yola çıkarak bisiklet yolu projesine destek veren herkes bir teşekkürü hak ediyor" dedi.
Konuşmaların ardından başkan Şahin, 2019 yılında toplu ulaşım aracını en çok kullanan Mehmet Ali Günel'e ve GAZİBİS sistemini en fazla tercih eden üniversite öğrencisi Atilla Külekçi'ye bisiklet hediye etti.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ
-----------------------------------
Etkinliğe katılanlar
Davut Gül'ün konuşması
Fatma Şahin'in konuşması
Yürüyüşün yapılması
Genel ve detay görüntüler

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 686 MB

Haber-Kamera: Mustafa KANLI -GAZİANTEP-DHA)

==================
 


Kaynak: DHA