DHA YURT BÜLTENİ-10

DHA YURT BÜLTENİ-10
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

4'üncü çift kol nakli Antalya'da yapıldı (3) İLK UZUV NAKLİ 2010'DA YAPILDIAÜ Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, aynı bölümün Anabilim Dalı Başkanı olan eşi Prof. Dr.

4'üncü çift kol nakli Antalya'da yapıldı (3)  

İLK UZUV NAKLİ 2010'DA YAPILDI

Plastik ve Rekonstrüktif Cerrahi Estetik Anabilim Dalı Öğretim Üyesi Prof. Dr. Ömer Özkan, aynı bölümün Anabilim Dalı Başkanı olan eşi Prof. Dr. Özlenen Özkan ve ekibi, 25 Eylül 2010'da Cihan Topal'a (35) çift kol nakli yaparak Türkiye'de bir ilki başardı. Muğla'nın Milas ilçesinde motosikletiyle geçirdiği trafik kazasında yaşamını yitiren Fatih Demirel'in (23) iki kolu, Aydın'da 2008 yılında iki kolunu dirsek altından mısır silaj makinesine kaptıran Cihan Topal'a 7 saat süren başarılı operasyonla nakledildi.

Çift kol nakliyle gündeme gelen Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, bir yıl sonra ise dünyada ilk olan başka bir operasyona imza atarak ilk kadavradan rahim naklini gerçekleştirdi. Beyin ölümü gerçekleşen hastadan alınan rahim, 8 Ağustos 2011'de 7 saat süren operasyonla Derya Sert'e (29) nakledildi. 31 Mart 2013'te ise embriyo transferi işlemi başlatıldı. 12 Nisan'da da Sert'in hamile olduğu kamuoyuna açıklandı. Ancak Derya Sert'in 8'inci hafta sonundaki kontrolünde embriyo kalp atışlarının izlenmemesi üzerine gebeliği sonlandırıldı.İLK YÜZ NAKLİ YAPILDILiteratüre giren ilk operasyonun ardından Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi bu kez Türkiye adına bir ilk daha gerçekleştirerek 21 Ocak 2012 tarihinde Uşak'ta intihar eden ve beyin ölümü gerçekleşen Ahmet Kaya'nın (39) yüzünü, Uğur Acar'a (27) nakletti.İKİNCİ ÇİFT KOL VE BACAK NAKLİAynı ameliyatla Ahmet Kaya'nın kolları ve sağ bacağı ise Atilla Kavdır'a (34) nakledildi. Kılcal damarlar nedeniyle uyum sorunu yaşayan ve morarma görülen bacak ertesi gün ameliyatla alınırken Kavdır, nakilden 103 gün sonra 4 Mayıs 2012 tarihinde mantar enfeksiyonu nedeniyle yaşamını yitirdi.İKİNCİ YÜZ NAKLİ HACETTEPE'DEUğur Acar'a yapılan yüz nakli konuşulduğu dönemde Türkiye'nin ikinci yüz nakli operasyonu Hacettepe Üniversitesi'nde yapıldı. Televizyon patlaması sonucu yüzü yanan üniversite öğrencisi Cengiz Gül'e yüz nakli yapıldı.ÜÇÜNCÜ YÜZ NAKLİ KADIN HASTAYATürkiye'de üçüncü yüz nakli ise Kahramanmaraş'ta 15 yaşındayken çiftçi babasına ait av tüfeğinin ateş alması sonucu damak, çene, sol gözü ve üst dudağını kaybeden Hatice Nergis'e (24) yapıldı. Nergis'e, 17 Mart 2012'de Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi'nde 12 kişilik ekip tarafından İstanbul'da intihar eden Moldova asıllı Türk vatandaşı Olga Aygün'ün yüzü nakledildi. Literatüre 'Türkiye'nin yüz nakli yapılan 'ilk kadını' olarak geçen Nergis, 15 Kasım 2016 tarihinde yaşamını yitirdi.TÜRKİYE'NİN DÖRDÜNCÜ, AÜ'NÜN 2'NCİ YÜZ NAKİL OPERASYONUİlk yüz nakli operasyonunu gerçekleştiren Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, 15 Mayıs 2012 tarihinde Türkiye'nin dördüncü yüz naklini gerçekleştirdi. Uşak'ta intihar sonucu yaşamını yitiren lise öğrencisi 19 yaşındaki Tevfik Yılmaz'ın yüzü, İzmir'in Kiraz ilçesinde yaşarken, 3.5 yaşında ocağa düşmesi sonucu yüzü yanan Turan Çolak'a (41) nakledildi. Bu ameliyat AÜ'nün 2'nci yüz nakil ameliyatı oldu.POLONYALI BAĞIŞÇIDAN YÜZ VE ÇENE NAKLİProf. Dr. Ömer Özkan ve ekibi 18 Temmuz 2013 tarihinde ise Türkiye'nin beşinci yüz naklini gerçekleştirdi. Bursa'nın İnegöl ilçesinde, temizlediği tüfeğin ateş alması sonucu yüzü tanınmayacak hale gelen Recep Sert'e (33), beyin ölümü gerçekleşen Polonyalı turist Andrzej Kucza'nın (43) yüzü ve çenesi nakledildi. Tedavi sırasında hastanede gördüğü Esma Akyurt'la evlenen Recep Sert'in 'Hira Emine' adını verdiği bir kızı oldu.6'NCI YÜZ NAKİLLİ YAŞAMINI YİTİRDİYüz nakilleriyle Türkiye'nin adını dünyaya duyuran Prof. Dr. Ömer Özkan ve ekibi, 6'ncı yüz naklini ise 23 Ağustos 2013'te Salih Üslün'e (54) yaptı. Antalya'da geçirdiği trafik kazası sonrası beyin ölümü gerçekleşen ve ailesi tarafından organları bağışlanan Muhittin Turan'ın (31) yüzü, 2008 yılında samanlığına giren bir fareyi yakalamak isterken av tüfeğinin namlusunun üzerine düşüp silahın ateş alması sonucu yaralanan Üslün'e, yaklaşık 7.5 saat süren operasyonla nakledildi. Alt-üst çene, saçlı deri ve dil de dahil olmak üzere tam yüz nakli yapılan nakil, aynı zamanda Türkiye'nin en komplike yüz ameliyatlarından biri oldu.Ancak 16 Haziran 2014 tarihinde karaciğer ve böbreğe bağlı organ yetmezliğinin doku uyuşmazlığı doğurması nedeniyle 5 saatlik ameliyatla Üslün'ün yüzünün yüzde 60'lık kısmı alındı, yerine, bacağından alınan deri parçası yerleştirildi. Salih Üslün, 5 Temmuz 2014 tarihinde akciğer yetmezliğinden yaşamını yitirdi.TÜRKİYE'NİN 7'NCİ YÜZ NAKLİAÜ'nün 5'inci, Türkiye'nin 7'nci yüz nakli ise 28 Aralık 2013'te Recep Kaya'ya (31) yapıldı. Kırklareli'nin Lüleburgaz ilçesinde zehirlenme nedeniyle götürüldüğü Trakya Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde beyin ölümü gerçekleşen Ali Emre Küçük'ün yüzü, 2004 yılında babasının av tüfeğiyle oynadığı sırada silahın ateş alması nedeniyle yüzünden yaralanan ve çok sayıda ameliyat geçiren Recep Kaya'ya AÜ Hastanesi'nde nakledildi.ÜÇÜNCÜ ÇİFT KOL NAKLİTürkiye'nin üçüncü çift kol nakli de yine AÜ Hastanesi'nde gerçekleştirildi. Antalya'da motosiklet kazasında yaşamını yitiren Emin Konar'ın (23) bağışlanan iki kolu, 2008 yılında Adıyaman'da tarlada bulduğu amonyum sülfat ve amonyum nitrat karışımının patlaması sonucu kollarını kaybeden Mustafa Sağır'a 2 Şubat 2016'da nakledildi.

(ARŞİV GÖRÜNTÜLER GEÇİLDİ)

HABER: ANTALYA

=========================

Bıçakladığı kişinin ölmemesi için suni teneffüs yapan sağlıkçıya 18 yıl hapis

Karaman'da, trafikte tartıştığı Yusuf Koçaker'i (28) bıçaklayarak, öldüren sağlık görevlisi Mehmet Sekmen (23), tutuklu yargılandığı davada, 18 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı. Sekmen, duruşmada, "Amacım öldürmek değildi. Olay yerinden hastaneye gidene kadar suni teneffüs yaptım, müdahale ettim" dedi. Olay, 27 Ağustos 2018'de, Karaman-Ereğli yolunun 20'nci kilometresinde meydana geldi. Yusuf Koçaker ve Karaman Devlet Hastanesi'nde sağlık görevlisi olarak çalışan Mehmet Sekmen'in de aralarında bulunduğu iki grup arasında, iddiaya göre, trafikte 'yol verme' nedeniyle tartışma çıktı. Tartışma, kısa sürede büyüyüp, kavgaya dönüşürken Sekmen, Koçaker'i göğsünden bıçakladı. İhbar üzerine olay yerine, jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Bu sırada gözyaşı döken Sekmen, kanlar içindeki Koçaker'i hayatta tutabilmek için suni teneffüs yaptı. Sağlık görevlilerinin bindirdiği ambulansta da Sekmen'in müdahale ettiği Koçaker, götürüldüğü Karaman Devlet Hastanesi'nde yaşamını yitirdi. Olayın ardından gözaltına alınan Mehmet Sekmen, sevk edildiği adliyede çıkarıldığı mahkemece tutuklandı. Sekmen, ilk ifadesinde, "Trafikte tartıştık sonra bizim otomobilimize çarptı. Tartışmaya başlayınca elinde bıçakla üzerime geldi. Ben de arabamdan bıçak alıp kendimi savundum. Bıçağı rastgele salladım. Amacım onu öldürmek değildi. Onu kurtaramadığım için her gece ağlıyorum. Olay yerinden hastaneye gidene kadar suni teneffüs yaptım, müdahale ettim. Vicdanen azap çekiyorum. Keşke ölmeseydi" dedi. Karaman 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde 'kasten adam öldürme' suçundan yargılanan Mehmet Sekmen, yaptığı son savunmasında, pişman olduğunu belirtti. Mahkeme heyeti, tutuklu sanık Sekmen'i 18 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırdı. 

Görüntü Dökümü------------ -Şüphelinin ilk tutuklandığında adliyeden gözyaşları içinde jandarma aracına binişi -Adliyeden detay 

Haber- Kamera: Muammer ŞEN KARAMAN-DHA

=========================

Taşınan köyde tek başına hayvancılık yapıyor

Kayseri'nin Kocasinan ilçesinde Şakir Demir (21), baraj inşaatı nedeniyle su altında kalan, daha sonra zamanla suların çekildiği eski köyüne dönüp, tek başına hayvancılık yapmaya başladı. Şakir Demir, amcası Mehmet Demir'in yardımıyla 2 yıldır büyükbaş hayvan yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlarken, şehirde yaşayan anne ve babası ile kardeşine de destek oluyor.İlçeye bağlı 600 haneli Çevril Köyü sakinleri, 2003 yılında Yamula Barajı inşaatı nedeniyle evlerini boşalttı. Evleri su altında kalan köylülerin büyük bölümü yaklaşık 10 kilometre uzaklıkta 'Yeni Çevril' ismi verilen mahalleye, bazıları da şehir merkezine taşındı. Ailesiyle şehre taşınan Şakir Demir, ilerleyen yıllarda baraj suyunun bir kısmı çekilince köye dönerek hayvancılık yapmaya başladı. Liseyi bitirdikten sonra 2 yıl önce hayvancılığa başlayan Şakir Demir, emekli babasının aldığı 15 büyükbaş hayvana, yıkılan evlerin arasındaki mandırada bakıyor. Şakir Demir, amcası Mehmet Demir'in de yardımıyla köyde hayvan yetiştiriciliği yaparak geçimini sağlarken, şehirde yaşayan ailesine de destek oluyor.'BURASI HAYVANCILIK İÇİN BULUNMAZ BİR YER'Köyde tek başına yaşayan Şakir Demir, "2003 yılında gelen baraj nedeniyle köyümüz su altında kaldı. Daha sonraki yıllarda su çekildi. Ben de liseyi bitirince şehirde asgari ücretle çalışmaktansa hayvancılık yapmayı tercih ettim. Babamın yardımıyla eski köyümüze döndüm. Burası hayvanlar açısından da iyi bir konum. Şehirdeki uğraşlardan uzakta duruyoruz. Burada hayvanlarımız ile uğraşıyoruz. Yaptığım işten son derece memnunun ve bu benim kendi işim. Alnımın teriyle ekmeğimi kazanıyorum. Burası hayvancılık için bulunmaz bir yer. Ayrıca eski köyümde bu işi yapmak beni daha çok mutlu ediyor" dedi.'HAYVANCILIK YAPMAMIZI İSTEMİYORLAR'Hayvancılık işiyle uğraştığı için evlenemediğini kaydeden Demir, "Bekarım ve görüştüğüm birisi var. Biz bu işi yaptığımızdan dolayı ailesi karşı geliyor. 'Kızımız oralarda yapamaz' diye düşüncelere kapılıyorlar. Şehir merkezinde asgari ücret ile çalışmış olsam kızı verirler. Burada senin kazancını bilmiyorlar. Asgari ücretle şehirde olan insanlar zor geçiniyorlar. Hayvancılık yapmamızı istemiyorlar. Görüşmelerim sürüyor. Kız istese bile ailesi olumsuz düşünüyor" diye konuştu.Yeğeni Şakir Demir'e yardım eden amca Mehmet Demir ise "Burada yeğenim tek başına hayvancılık yapıyor. Ben de ara ara gelerek ona yardım ediyorum. Burada herkesin bir işle uğraşmasını tavsiye ederiz" dedi.

Görüntü Dökümü-------------Şakir Demir ile röportaj-Amca Mehmet Demir ile röportaj-Şakir Demir'in ahırda ve dışarıda çalışması-Drone görünüsü-Genel detay

Haber: Olcay DÜZGÜN - Kamera: Muhammed KISIR/KAYSERİ,

=========================

Otizmli Tarık, spor ile hayata tutundu  

Kayseri'de ortaokul 7'nci sınıf öğrencisi otizmli Tarık Taha Altunel (14) katıldığı sosyal ve sportif etkinliklerle hastalığının etkilerini azaltmayı başardı. 6 yılda toplam 60 sertifika alan Altunel, piyano çalmasının yanında yüzmeye gidiyor, basketbol ve tenis oynuyor, buz pateni ve okçuluk ile uğraşıyor.Sevil-Hüseyin Altunel çiftinin 2 çocuğundan küçüğü Tarık Taha'ya, 2,5 yaşında otizm teşhisi konuldu. Aile, Tarık Taha'yı kendisini geliştirmesi için eğitim ve terapilere yönlendirdi. Hiperaktif olan Taha, annesi Sevil Altunel ile kurslara katıldı ve 6 yılda farklı dallarda 60 sertifika aldı. Tarık,  şimdi piyano çalmasının yanında yüzme, okçuluk, buz pateni, basketbol ve tenis gibi birçok sporu başarıyla yapabiliyor. 'TARIK İSTERSE HER ŞEYİ YAPABİLİR'Oğlunun birçok aktivite içerisinde olduğunu anlatan anne Sevil Altunel, "Tarık çok özel bir çocuktur. Çok yetenekli ve sevecendir. 2,5 yaşında tanı konuldu. Kabullenme sürecimiz çok zorlu geçti. O süreçten sonra eğitim ve terapilerle ilerlemeye başladık. Bizimle göz kontağı kurdu ve daha sonra komutları yerine getirir oldu. Hiperaktivitesi için de sporlara yönlendirdik. Spor kurslarına gitti. Müzikte konservatuvara gitti. Birçok müzik ve ritim aletini çalıyor. Yapamayacağı bir şeyin olmadığını düşünüyorum ve isterse her şeyi yapabilir. Birçok spor aktivitesi yapıyor. Son 6 yılda spordan 60 belge aldı. Sanat olarak da birçok konservatuvarda belgeleri ve tiyatroda ödülleri var" dedi.'MÜZİK, DİKKAT DAĞINIKLIĞINA İYİ GELİYOR'Anne Altunel, Tarık'ın sürekli bir şeylerle meşgul olmak istediğini ve her aktivitenin fiziksel ve zihinsel olarak ona fayda sağladığını anlatarak, "Tarık gün içerisinde 5 dakikasını boş geçirmek istemeyen bir çocuk. Sürekli olarak bir şeyler yapmak istiyor. Okula gider, okuldan çıktıktan sonra kurslarına gider. Koşu bandında yürüyüşünü yapar ve piyanosunu çalar. Ara tatilde de onunla 11 etkinlik yaptık. Her güne birkaç etkinlik sığdırdık. Spor, hem zihinsel hem fiziksel olarak gelişmesine yardımcı oluyor. Müzik ruhuna hitap ederek dikkat dağınıklığına çok iyi geliyor" diye konuştu.'OTİZM ENGEL DEĞİL, FARKLILIKTIR'Tarık Taha Altunel de, "Birçok aktivite yapıyorum. Annemle beraber Kuran-ı Kerim okuyoruz. Otizmli olmak ise bana yetenek, güç, azim ve sabır kazandırdı. Artık kurslarıma ve okuluma tek gidiyorum. Okçuluk, buz pateni ve piyano kursuma kendim gidebiliyorum. Bu sertifikaları çok çalışarak aldım. Otizm engel değil, farklılıktır" dedi.

Görüntü Dökümü-------------Tarık Taha'nın havuza girmesi-Buz pateni yapması-Tarık'ın ok atması-Annesi ile Kuranı Kerim okuması -Piyano çalması-Sertifikalardan detaylar-Tarık Taha ile röportaj-Anne Sevil Altunel ile röportaj-Diğer detaylar

Haber-Kamera: Muhammed KISIR/KAYSERİ,

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title