Dha Yurt Bülteni -10

Dha Yurt Bülteni -10

Bakan Dönmez, Bilecik'te esnafı ziyaret ettiBilecik'te geceyi geçiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bu sabah çarşı merkezindeki esnafı ziyaret etti.

Dha Yurt Bülteni -10

Bakan Dönmez, Bilecik'te esnafı ziyaret etti

Bilecik'te geceyi geçiren Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez, bu sabah çarşı merkezindeki esnafı ziyaret etti.

Bir dizi programa katılmak için dün Bilecik'e gelen Bakan Fatih Dönmez, bugün sabah saatlerinde kent merkezindeki esnafı ziyaret etti. Berber, giyim mağazası, aktar, kahve ve beyaz eşya dükkanlarına giren Bakan Dönmez, esnafın ve kent sakinlerinin sorunlarını ve isteklerini dinledi. Esnaf ziyaretinin ardından Bakan Dönmez ve beraberindekiler Şeyh Edebali Türbesi'ne gitti.

Bakan Dönmez'in, Bilecik'teki programının ardından Vezirhan beldesi ile Gölpazarı ve Osmaneli ilçelerine gideceği öğrenildi.

Görüntü Dökümü

--------

-Bakan Dönmez'in esnaf ziyaretinden çekilen görüntüler

Boyut: 63,3 MB

BİLECİK,

===============

İnşaatın gece bekçisi silahlı saldırıda öldü

Kırıkkale'nin Yahşihan ilçesinde inşaatta gece bekçiliği yapan Zekai Turhal (58), şantiyede, kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından düzenlenen silahlı saldırıda yaşamını yitirdi. Turhal'ın cansız bedeni, sabah saatlerinde yeğeni tarafından bulundu.

Olay, gece saatlerinde Yahşihan merkezindeki Hacıbey Mahallesi'nde meydana geldi. İnşaatta gece bekçiliği yapan evli Zekai Turhal, şantiyeyi gezdikten sonra görevlilerin kullandığı konteynere geçti. Bu sırada kimliği belirsiz kişi ya da kişiler tarafından Turhal'ın bulunduğu konteynere ateş açıldı. Açılan ateş sonucu Zekai Turhal yaşamını yitirdi.

Sabah Turhal'a ulaşamayan yakınları, aynı inşaata çalışan yeğeni D.T.'yi aradı. Kulubeye giden D.T., amcasının kanlar içindeki cansız bedenini buldu. İhbar üzerine olay yerine gelen polis ekipleri inceleme başlattı. Ekipler kulübeye 20 kurşun isabet ettiğini belirledi. Zekai Turhal'ın cenazesi, incelemenin ardından Kırıkkale Yüksek İhtisas Hastanesi'nin morguna kaldırıldı. Polis, saldırganların yakalanması için çalışma başlattı.

Görüntü Dökümü

----------

-Olay yerinden görüntü

-Kulübeden görüntü

-Polis ekiplerinden görüntü

-İşçiler ile röp

-Detay

Haber-Kamera: Hasan AKYILDIZ/KIRIKKALE,

=================

Diyarbakır'da mültecilerin mesleki eğitim ihtiyaç raporu açıklandı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi ile çeşitli sivil toplum kuruluşunun ortaklaşa hazırladığı mültecilerin eğitim ihtiyaç raporu açıklandı.

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Mesleki Eğitim ve Küçük Sanayi Destekleme Vakfı (MEKSA) ve Beraberce Derneği işbirliği ile hazırlanan 'Mülteci ve Sığınmacı Toplulukları İçin Kamu Sivil Toplum İşbirliği Ağı Projesi'nin kapanış programı yapıldı. Programa,  AK Parti Diyarbakır milletvekilleri Oya Eronat ve Ebubekir Bal, Vali Yardımcısı Ahmet Naci Helvacı, Türkiye Esnaf ve Sanatkarları Konfederasyonu (TESK) Genel Başkanı Bendevi Palandöken, MEKSA Başkanı Burhan Aksakın, Göç İdaresi İl Müdürü Sercan Aydın ve sivil toplum kuruluşlarının temsilcileri katıldı.

Ankara, Diyarbakır ve İstanbul'da 146'sı kadın, 151'i erkek olmak üzere 297 sığınmacı ile gerçekleştirilen anketin sonuçlarının açıklandığı programın açılış konuşmasını yapan MEKSA Diyarbakır Şube Başkanı Sertaç Işık, bugüne kadar mesleki eğitime yönelik mültecilerle ilgili çok kapsamlı bir araştırma yapılmadığını ifade ederek, "Bu araştırmanın özellikle uluslararası kuruluşlara, bakanlıklara ve ilgili genel müdürlüklere iletilmesini sağlayacağız ve bununla ilgili de bir stratejik plan oluşturulmasını sağlayacağız. Zaten ülkemizin mültecilerle ilgili bir stratejik planı bulunuyor ama biz mesleki eğitimlerle ilgili ekstra bir çalışma yapmayı amaçladık" dedi.

'GÖNÜL DOLUSU TÜRKÜM DİYEBİLİYORLAR'

TESK Genel Başkanı Bendevi Palandöken ise Türkiye'nin milyonlarca mülteciye ev sahipliği yaptığına dikkat çekerek, Cumhurbaşkanımızın ifadesiyle bu misafirlerimizin 4 milyon değil, 400 milyon da olsa ülkemizde şefkat ve merhametle onların gelecekleri açısından önemli çalışmalar yapılacak. Bu sığınmacı yurttaşlarımız ülkemize geldikleri zaman belki ne olduklarını ifade edemiyorlar ama gönül dolusu Türk'üm diyebiliyorlar. Gerçekten de en önemli olan budur. Dil, ırk, renk, cinsiyet çok farklı bir şey değil. İnsan olarak gerçekten bu önemli yaraya parmak basmak her ülkeye de nasip olmaz" diye konuştu.

İl Göç İdaresi Müdürü Sercan Aydın da 2011 yılından itibaren Suriye'de yaşanan iç savaş neticesinde milyonlarca insanın göç etmek zorunda kaldığını ifade ederek, "Ülkemiz açık kapı politikası izlemiştir. İnsani gerekçelerin bir gereği olarak izlenen bu politika neticesinde 3.6 milyonu aşan geçici koruma kapsamındaki Suriyeli, ülkemizde ikamet etmektedir. 2019 yılı göç politikamızın da asıl dayanağı olan uyum politikası birkaç stratejik hedefe dayanmaktadır. Bunlardan bir tanesi toplumsal uyumdur. Toplumsal uyum, göçmenlere yönelik toplumsal kabul düzeyinin arttırılması, halkımızın göç ve göçmen  olayına algısını yönlendirilmesi, eğitim ve uyum, göçmenlerin örgün eğitim hizmetinden faydalanması, yüksek öğretime erişimlerinin sağlanması, üniversitelerin desteklenmesi, sağlık ve uyum, göçmenlerin sağlık hizmetlerine erişiminin maksimum seviyede sağlanması, sağlık hizmetleri tüm göçmenleri kapsayacak şekilde geliştirilmesi şeklindedir" dedi.

Konuşmaların ardından hazırlanan anket sonuçları açıklandı. Anket sonucunda, mesleki eğitim programlarına daha fazla ağırlık verilmesi gerektiği, verilmesi planlanan kursların en başında Türkçe kurslarının yer alması gerektiği belirtildi. Mültecilerin çalışma hakları ve iş kurma süreçleri ile ilgili bilgilendirme seminerleri verilmesinin yer aldığı anken sonucunda, ayrımcılık ve ön yargıları gidermeye yönelik çalışmalara yer verilmesi ve mültecilere hizmet veren personelin mevzuatlar ve iletişim konularında yetiştirilmesi gibi konularda önerilere dikkat çekildi.

Görüntü dökümü

---------------

Toplantı salonundan görüntü

Toplantıya katılanlar

Sertaç Işık'ın konuşması

Palandöken'in konuşması

Göç İdaresi Müdürü Sercan Aydın'ın konuşması

Mülteciler için hazırlanan kamu spotları

Anketlerin istatiksel sunumu

Genel ve detay görüntü

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 546 MB

Haber-Kamera: Emrah KIZIL-Serdar SUNAR/DİYARBAKIR,

==================

Bakan Yardımcısı Ersoy Manisa'da

Manisa'ya gelen İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy, Vali Ahmet Deniz'i makamında ziyaret etti. Bakan Yardımcısı Ersoy, bakanlığın faaliyetleriyle ilgili açıklamada bulundu.

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy başkanlığındaki 8 kişilik heyet, İçişleri Bakanlığı'nca yürütülen İzleme Değerlendirme Sistemi (İZDES) Projesi kapsamında, Manisa'ya çalışma ziyareti gerçekleştirdi. Heyet ilk olarak, Vali Ahmet Deniz'i makamında ziyaret etti. Ersoy, Manisa'ya yapılan hizmetler ve sorunlar hakkında bilgi aldı. Bakan Yardımcısı Ersoy, daha sonra Valilikte basın mensuplarına açıklamalarda bulundu.

'HALKIMIZI HUZUR İÇERİSİNDE YAŞATMAYA ÇALIŞIYORUZ'

İçişleri Bakanlığı'nın yaptığı hizmetlerden halkın memnun olduğunu ifade eden Ersoy, "Türkiye ve Manisa'ya yapılan özellikle asayiş ve güvenlik olmak üzere tüm hizmetlerden çok ciddi memnuniyet olduğunu görüyoruz. İçişleri Bakanlığı olarak terörle mücadele başta olmak üzere milletimizin muzdarip olduğu her hizmet alanıyla ilgili eksikliklerimizi süratle tamamlamaya ve daha iyisini yakalamaya özen gösteriyoruz. Hem asayişle ilgili yaptığımız çalışmalar hem trafik terörüne karşı verdiğimiz mücadele hem uyuşturucuya karşı verdiğimiz mücadele hem de hizmet birimlerimizde bürokrasiyi azaltarak işlemlerin sadeleştirilerek daha süratli bir şekilde vatandaşlarımızın hizmetlerine sunuyoruz" dedi.

Ardından Valilik Toplantı Salonu'nda basına kapalı toplantı yapıldı.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

----------

Heyetin karşılanması

Heyetin Valilik ziyareti

İçişleri Bakan Yardımcısı Mehmet Ersoy basın açıklaması

Genel ve Detay görüntü

Haber- Kamera: Cemil SEVAL/ MANİSA,

==================

Tarihte unutulan Ardahan Kongreleri 100'üncü yılında

Ardahan Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Makbule Sarıkaya, Ardahan kongrelerinin Erzurum ve Sivas'tan önce gerçekleştirilmesine rağmen ders kitaplarında yer almadığını bildirdi.

Ardahan kongrelerinin 100'üncü yılı dolayısıyla Ardahan Üniversitesi (ARÜ) tarafından 20-22 şubat tarihleri arasında uluslararası sempozyum düzenlenecek. Ardahan Üniversitesi Tarih Bölümü öğretim üyesi Doç. Dr. Makbule Sarıkaya, 2 gün sürecek bilimsel toplantılarda tarihi kongrelerin masaya yatırılacağını bildirdi. Sarıkaya, Ardahan kongrelerinin Erzurum ve Sivas'tan önce gerçekleştirilmesine rağmen ders kitaplarında yer almadığını bildirdi. Özellikle ilk ve ortaöğretim kitaplarında bu önemli kongreler hakkında bilgiye rastlanılmadığını belirten Sarıkaya, "Aslında Elviye-i Selase (üç sancak) tarihi ile ilgili pek bilgi bulunmamakta. Okul ders kitaplarında diğer kongreler gibi Ardahan kongrelerinin de yer alması tarihimiz açısından özellikle Elviye-i Selase tarihi açısından önemli olup, yetişen yeni nesle bilgi, bilinç ve kültür sağlayacaktır" dedi.

BİLİMSEL TOPLANTILAR 2 GÜN SÜRECEK

Tarih kitaplarında yer almayan kongrelerin yüzüncü yılında bilimsel toplantılar organize edileceği bilgisini veren Doç. Dr. Makbule Sarıkaya, "Yüzüncü yılında Ardahan kongreleri özelinde, tarihi olduğu kadar askeri, siyasi ve sosyal konularda bütün boyutlarıyla inceleneceği 2 gün sürecek bir bilimsel toplantı Ardahan Üniversitesi ev sahipliğinde yapılacak. Türk Tarih kurumunun ve Serhat kalkınma ajansının da katkılarıyla Ardahan üniversitesinde yapılacak sempozyumda 10'u yurt dışından olmak üzere 40'ı aşkın bilim insanı konuyu bütün yönleriyle kapsamlı olarak değerlendirecekler. Bu bilimsel toplantı ile sadece Ardahan kongreleri aydınlatılmakla kalmayacak aynı zamanda çevre illerimizin ve Kafkasya'daki ülkelerin de tarihine ışık tutulacaktır. Bu sempozyum sonucunda yayınlanacak 4 ciltlik eser, kamuoyunun ve bilim dünyasının hizmetine sunulacaktır" diye konuştu.

KAFKASYA'DAKİ DEVLETLERİN TARİHİNİ ETKİLEMİŞTİR 

Tarihte Elviye-i Selase olarak adlandırılan Kars, Ardahan, Batum'un 1878'den itibaren Rus işgaline girdiğini ve Müslümanlar için 40 yıllık kara günlerin başladığını hatırlatan Doç. Dr. Makbule Sarıkaya, şunları söyledi:

"Dünya savaşının başlaması ve 1915'de Sarıkamış harekatı ile bölge kurtuluş umuduna kapılmış ise de Sarıkamış'taki yenilgi üzerine Rus işgali daha da ağırlaşmıştır. 1917'de Rusya'da meydana gelen Bolşevik devrim ile Ruslar savaştan çekilince ortaya çıkan otorite boşluğunu Ermeni ve Gürcüler doldurmaya ve Türkleri yok etmeye başlamışlardır. Dünya savaşı 1918'de bitince imzalanan Mondros ateşkes antlaşmasıyla bu kez bölgede İngiliz işgali başlamıştır. İngilizler de Gürcü ve Ermenileri silahlandırarak ve Elviye-i Selase'yi onlara vaat ederek Türklerin topluca kıyılmasına fırsat vermişlerdir. Yine Mondros ateşkesi ile Türk ordusunun Elviye-i Selase ve Kafkasya'dan geri çekilmek zorunda kalmasıyla halk büyük bir endişeye kapılmıştı. Ardahan'ın da dahil olduğu Kafkas coğrafyası kıyım, mezalim, göçle derin yaralar almış olduğundan ordunun çekildiği bu yerlerde yeniden Ermeni ve Gürcü zulmünün başlayacağı tahmin ediliyordu. İşte kurtuluş çarelerinin arandığı ve Ardahan'ın İngiliz işgaline uğramasının an meselesi olduğu bu kritik zamanda aydın ve yurtseverler 3-5 ve 7-9 Ocak 1919'da Ardahan'da biraray gelerek iki kongre düzenlemiştir. İkincisi daha geniş katılımlı ve bölgesel olan Ardahan kongrelerine, Erzurum, Kars, Ahılkelek, Ahıska, Şüregel'den 20 temsilci katılmıştır. Yakın dönem Türk tarihinde çok kısa zamana sıkışmış ama aldığı kararlarla Ardahan ve Kars başta olmak üzere Elviye-i Selase (Kars, Ardahan, Batum) ve Kafkasya'daki diğer devletlerin tarihini etkilemiş kongrelerdendir. Türk milli mücadele tarihinin dönüm noktası olan Erzurum ve Sivas kongrelerinden aylar önce düzenlenen bu kongreler; bölgenin kurtuluşu yönünde önemli kararlar almış, işgal ve saldırılara karşı teşkilatlanma ve milli dayanışma çalışmaları başlatılmıştır. Ayrıca bu kararlar ile Kars'ta Cenubi Garbi Kafkas Hükümeti Muvakkata-i Milliyesi (Güney batı Kafkas geçici milli devleti) adında bir devlet kurulmuştur."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

----------

-Doç. Dr. Makbule Sarıkaya 'nın kongre yapılan binada görüntüsü

-Doç. Dr. Makbule Sarıkaya ile röp.

süre: 4 dakika 48 saniye, boyut : 290 MB

Haber-Kamera –Deniz BAŞLI/ ARDAHAN

=================

Çiftçilerin yüzde 52'si ödediği faiz oranını bilmiyor

Tarımsal veri çözümleri sunan Doktar'ın yaptığı araştırmaya göre, Türkiye'deki çiftçilerin yüzde 52'si aldığı kredinin faiz oranını bilmiyor. Araştırma sonuçlarını değerlendiren İstanbul Kültür Üniversitesi (İKÜ) İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, tarım politikalarında büyük bir değişiklik olmazsa 2023'te Türkiye'nin 150 milyar dolarlık hedefi tutturmasının güç olduğunu söyledi.

Türkiye'de tarım sektörü, Gayri Safi Yurtiçi Hasıla'nın (GSYH) yüzde 6.1'ini, ülke toplam ihracatının da yüzde 4'ünü oluşturuyor. 38 milyon hektar tarım alanına sahip Türkiye bu anlamda dünyanın en büyük tarım arazisine sahip 20'nci büyük ülkesi konumunda. Fakat tüm bunlara rağmen Türkiye dünyada gıda enflasyonu yaşayan az sayıdaki ülkeden biri. Sektöre ivme kazandırmak amacıyla yapılan çalışmalar kapsamında tarımsal hasılanın 2023 hedefleri doğrultusunda 150 milyar dolara çıkarılması hedefleniyor. 

Tarımsal veri çözümleri sunan Doktar'ın yaptığı araştırmada ise, ülkedeki çiftçilerin yüzde 52'sinin aldığı kredinin faiz oranını bilmediği ortaya koyuldu. Yine araştırmanın bir diğer önemli sonucu, çiftçilerin yüzde 77'sinin lisanslı 'depolamacılık kavramını' hiç duymaması oldu. Lisanslı depolamacılığı kullananların oranı ise sadece yüzde 1.

'150 MİLYAR DOLARLIK HEDEFİ TUTTURMAK ZOR'

Araştırma sonuçlarını değerlendiren İKÜ İktisat Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Sinan Alçın, tarım politikalarında büyük bir değişiklik olmazsa Türkiye'nin 150 milyar dolarlık hedefi tutturmasının güç olduğunu söyledi. Dünyada gıda enflasyonunu yaşayan az sayıdaki ülkeden biri olduğumuz kaydeden Alçın şunları söyledi:

"Bu, özellikle yerli tarımın yetersiz düzeyde gelişmesine bağlı. Dönemsel fiyat dalgalanmalarına çözüm olarak ithal tarımsal ürünlere doğru yönelme olduğundan yerli tarımsal üretim, gerçek potansiyelini gerçekleştiremiyor. Bunun dışında yapısal sorunlarımız da var. Özellikle toprakların dağınık olması ve büyük işletme sayısının düşük olması, tarımsal alandaki hasılatın potansiyelin altında kalmasına yol açıyor. Yakın dönemde tarım politikalarında güçlü bir değişim olmazsa, söz konusu hedefin gerçekleşmesi biraz güç duruyor."

FİNANSAL OKUR-YAZARLIK VURGUSU

İthal gübre ve tohum fiyatlarının sürekli yükseliyor olmasının tarımdaki üretimi, kredi çekmeden gerçekleştirilmesi imkansız hale getirdiğini vurgulayan Prof. Dr. Alçın, "Böylesi bir yapı içerisinde üretici, bir şekilde kredi ile haşır neşir oluyor. Tarımsal gelirlere baktığımız zaman aylara dağınık biçimde değil de belli dönemlerde ortaya çıktığı için hasıla elde edildiğinde, yıla yayılması gerekiyor. Burada da ciddi sorunlar var. Gerçek anlamda o gelirin elde edilmesi ve elde edildikten sonra onun sürdürülebilirliği konusunda sıkıntılar var. Bu noktada hemen hemen tüm üreticiler için kredi ihtiyacı doğuyor. Özellikle bayilerden alınan kredilerde, tek tip kredi imkanı sunmasını bekleyemeyiz. Bankalardan da kredi çekiliyor. Açıklanan faiz oranı dışında alınan ek katkı payları var. Dolayısıyla tarımsal alanda kredi çeken üretici, piyasanın çok gerisinde faiz oranıyla kredi çektiğini düşünüyor ama ödeme aşamasına geldiğinde diğer masraflarla birlikte faiz oranının yükseldiğini görüyoruz. Bu sistemlerin de, özellikle bu kesimde çalışanların finansal okur-yazarlığının geliştirilmesi için daha tek tip ve anlaşılır kılınması gerekiyor" dedi.

YANLIŞ EKİLEN ÜRÜN TOPRAK YAPISINI BOZABİLİR

Toprak analizinin düşük olduğunu vurgulayan Prof. Dr. Sinan Alçın, "'Ne ekeyim?' sorusunun cevabı, daha çok geçmişten gelen, geleneklere dayalı yöntemlerle karar verilen şeyler oluyor ya da dönemsel olarak daha yüksek bedellerle satılabileceği düşünülen ürünlere yönelme eğilimi oluyor. Fakat burada da şöyle sorunlar var: Her toprak yapısı her bitkisel ürüne uyumlu değil. Kaldı ki üretilen ürün toprak yapısında da deformasyon yaratabilir" dedi.

Lisanslı depolamacılığın gelişebilmesi için üretimden başlayarak bütün tedarik süreçlerinin hesaba katılması gerektiğinin altını çizen Prof. Dr. Alçın, "Üretici açısından daha yüksek katma değer yaratan bir sistemin oturması, üreticinin işini sürekli devam ettirebileceği daha yüksek artı değerli sistemle mümkün olabilir" diye konuştu.

EN FAZLA YATIRIM TRAKTÖRE

Çiftçilerin ziraat mühendislerinden yararlanma oranlarının çok düşük olduğunu dile getiren Prof. Dr. Sinan Alçın, "Ancak başları sıkıştığında bu tip önem ve desteklere başvuruyorlar. Üretim sürecinin daha bilinçli ve verimli şekilde örgütlenmesi gerekiyor. Kredi aldıklarında da özellikle borç yönetimi için kullanıyorlar. Yeni yatırım konusunda yapılan araştırmalara göre ağırlıklı olarak traktör alımı yapıldığını görüyoruz. Traktör üretimde önemli ama toplam döngüyü düşündüğümüzde daha fazla katma değer yaratacak tarımsal ürünlerin gelişimi konusunda bir şey sağlamıyor" dedi.

ÜRETİCİYE DANIŞMANLIK HİZMETİ VERİLMELİ

Yerli üretimin desteklenmesinin devlet tarafından geliştirilmesi gereken temel politika olduğunu anlatan Prof. Dr. Alçın şunları söyledi:

"Kısa erimli fiyat dalgalanmalarını engelleyici, ithal ürüne dayalı politikadan ziyade uzun dönemde yerli ürün sayısını artıracak destekler verilmeli. Bir yandan bankacılık sistemi açısından ihtiyaç duyulan kredi sağlanmalı ama bunun kullanımı açısından da üreticiye danışmanlık hizmeti verilmeli. Böylelikle fon yönetimi daha nitelikli biçimde sağlanabilir. Tarımda en yapısal sorun, Osmanlı döneminden beri mülkiyet yapısı, tarımsal arazilerin aşırı şekilde dağınık olması, aile ekonomisine dayalı olarak üretimin devam ediyor olması nedeniyle toprakların miras yoluyla geçmesi ve sürekli olarak ekilebilir arazi parçalarının küçülmesi, tarımsal üretimin artı değerini düşüren en önemli faktör. Buna yönelik çözümler, tarımı uzun dönemde destekleyecektir."

GÖRÜNTÜLERİ GEÇİLİYOR

Haber-Kamera: Sinem ERYILMAZ- Ömer HASAR/, - 

===============

Canan Güllü: Günde 2-3 istismar vakası almaya başladık

Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü, "Bizim bir acil yardım hattımız var. Günde 2-3 istismar vakası almaya başladık. En az 10-17 şiddet vakası alıyoruz" dedi.

Antalya'nın Serik ilçesinde 5 yaşındaki kızına nitelikli cinsel istismarda bulunmakla suçlanan A.A.'nın tutuksuz yargılandığı davaya, Manavgat 1'inci Ağır Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Duruşmaya tutuksuz yargılanan sanık A.A., şikayetçi İ.A.'nın avukatı Serap Ertuğrul, Kadın Dernekleri Federasyonu Başkanı Canan Güllü katıldı. Mağdur İ.A. duruşmaya katılmadı. Daha önceki duruşmalarda yayın yasağı verilen dava mayıs ayına ertelendi. 

Duruşmanın ardından gazetecilere açıklama yapan Canan Güllü, 2018 yılında baba istismarıyla ilgili bir haberin ardından dava sürecini takip ettiklerini belirtti. Türkiye Kadın Dernekleri Federasyonu olarak istismar konusunda çok duyarlılık gösterdiklerini aktaran Güllü, "Bu, ülkenin gerçekten büyük bir ayıbı ve bu ayıbın giderilmesi için federasyon olarak mağdurlara yardım etmek maksadıyla hukuki ve psikolojik destek veriyoruz" dedi.

Antalya'nın Türkiye'nin dünyaya açılan yüzü olduğunu kaydeden, kadına şiddet ve cinsel istismar gibi haberlerle anılmaması gerektiğini vurgulayan Canan Güllü, "Antalya bu konuda bir adım öne geçerek ilk şiddet genelgesini yayınlayan valilik olmuştu. Manavgat'ta, Alanya'da, Serik'te koordinasyon kurulları oluşturuldu. Bu bölgede şiddet ve istismar konusunu çok dikkatli takip ediyoruz. Bu bölgelerin istismar konularıyla anılmamasını temenni ediyorum" diye konuştu.

Türkiye'de şiddetin geleneksel bir süreci olduğunu söyleyen Canan Güllü, şöyle dedi:

"Şiddet çok eskiden devam eden bir süreçte vardı. 2011 yılının ocak ayında federasyon olarak bunun algıdan öte boyut değiştirdiğini, yaralamalar ve ölümlere sebebiyet vereceğini söyledik. O dönemde zaten Adalet Bakanlığının şiddetin yüzde 1400 arttığına dair bir raporu var. Şiddet ve cinsel istismar artıyor, artıyor, artıyor. Bizim bir acil yardım hattımız var. Günde 2-3 istismar vakası almaya başladık. En az 10- 17 şiddet vakası alıyoruz. Fiziksel, psikolojik ve ekonomik şiddet başvurusu alıyoruz. Sayısal artmanın nedenlerinden biri ekonomik. Ekonomik kriz var, bir de erkeklik sendromunun tavan yaptığı bir durum var."

Şiddet ve cinsel istismarların artmasının sebeplerinin çok çeşitli olduğunu anlatan Canan Güllü, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu anlamda hep söylüyorum, 'sanal din insanları'nın 'çocukları erken evlendirebilirsiniz' ya da 'kadına şiddet uygulayabilirsiniz, kadın sizin zaten emir eriniz' söylemleri var. Ama bunun yanı sıra TBMM'ye 2016 yılında gelen erken yaş evlendirilmelerine karşı bir af var. Temel noktada hem siyasi iradede aksama var hem Türkiye'nin geleneksel yapısı içindeki baskılarla eril zihniyetin artması sonucu toplumsal cinsiyet eşitsizliği bakımından BM'nin 2018 raporunda Türkiye 149 ülke arasında 131'inci sırada. Bu, kadını birey olarak görmeyen, cinsel obje sıfatının içine koyan zihniyetin, çalıştırmayan, okula göndermeyen, doğumuna, kürtajına, yaşamsal bütün kararlarına karışan bir benliğin olmasıdır. Bu kötü."

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Canan Güllü'nün adliyeden çıkışı

Canan Güllü'nün açıklaması

320 MB/// 02.53ö

Haber-Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),

================

FETÖ'nün TSK'daki 'mahrem yapılanması'na operasyon: 6 gözaltı

Elazığ merkezli 6 ilde, FETÖ/PDY'nin TSK'daki 'mahrem yapılanması'na yönelik düzenlenen operasyonda, 6 kişi gözaltına alındı.

Elazığ Cumhuriyet Başsavcılığı'nın talimatıyla İl Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi ekipleri, FETÖ/PDY'nin TSK'daki 'mahrem yapılanması'na yönelik çalışma başlattı. Ekiplerin çalışması sonucu kontörlü sabit telefonlar üzerinden 'ardışık arama' yaparak, iletişim sağladığı belirlenen Elazığ, Kars, Osmaniye, Ağrı, Kahramanmaraş ve Mardin'de 4'ü muvazzaf 6 kişi tespit edildi. Şüphelilere yönelik düzenlenen eş zamanlı operasyonlarda; aralarında 1'i askerlerden sorumlu 'mahrem imam', 1'i Kanun Hükmünde Kararname (KHK) ile ihraç edilen asker, 4'ü ise aktif olarak görevde bulunan teğmen, astsubay ve uzman çavuş rütbesinde 6 kişi gözaltına alındı. Şüpheliler, ifadeleri alınmak üzere Elazığ Emniyet Müdürlüğü'ne götürüldü.

ELAZIĞ, - 

================

CHP'nin Çorlu ilçe teşkilatı istifa etti

Tekirdağ'ın Çorlu ilçesinde CHP İlçe Başkanı Tolga Kerem Dönmezer ile yönetim kurulu üyeleri, görevlerinden istifa etti.

CHP Çorlu İlçe Başkanı Tolga Kerem Dönmezer ile yönetim kurulu üyeleri görevlerinden istifa etti. Parti binasında basın toplantısı düzenleyen Dönmezer, kendisi ile birlikte yönetim kurulu üyeleri olmak üzere 17 kişinin görevlerinden istifa ettiğini belirterek, şunları söyledi:

"Gerçekleştirilen delege seçimlerinde partililerimizin bizlere verdiği yüzde 86'lık delege desteği ile sandıktan çıkarak bu yönetim kadrolarını oluşturduk. Bizler seçilmemizin öncesinde ve sonrasında, bulunduğumuz her platformda, her toplantıda, basının mikrofonları bize her uzatıldığında sandık demekten biran geri durmadık. Önseçim istedik çünkü; Ankara'daki bir kişinin iki dudağının arasından çıkacak kararın, Çorlu'da yaşayan binlerce kişinin yaşamını etkileyeceğini biliyorduk. Önseçim istedik çünkü, her gün eleştirdiğimiz tek adam diktasına karşı partimizde demokrasinin işletilmesi gerektiğine inanıyorduk. Önseçim istedik çünkü, bu baskıcı rejimin bir kara bulut gibi ülkemize çöktüğü günleri yaşarken, Cumhuriyet Halk Partisi'nde sadece üye olmak bile cesaret göstergesi olmuştu. Önseçim istedik çünkü, ilçe başkanının, gençlik kollarının, kadın kollarının, hatta mahalle delegesinin bile seçimle belirlendiği bir partide, iş belediye başkan adayına, meclis üyelerine gelince üyelere siz şöyle kenarda durun denmesinin akılla mantıkla açıklanacak bir tarafı yoktu."

CHP Çorlu ilçe teşkilatı olarak oy birliği ile ön seçim kararı aldıklarını ve genel başkan olmak üzere ilgili birimlere ilettiklerini söyleyen Dönmezer, "Ardından daha belediye başkan adayı belli olmadan, genel merkezimiz bize bir genelge gönderdi. Genelgede şöyle deniyordu, 'talep ettiğiniz takdirde ilçenizde belediye meclis üyeliğinde 2-4-6-8 gibi çift sayılı aday sıralarının önseçimle belirleyebilirsiniz, tarihini bize yazın önseçimi yapın.' Biz de tekrar yönetim kurulu üyelerimizle oybirliği ile aynı kararı alıp, genel merkezimize ve il başkanlığımıza ilettik. Bekledik, cevap alamadık. Tekrar sorduk 'ne oldu bizim önseçim?' diye yine cevap vermediler. Anladık ki, bütün Türkiye'ye gönderilen bu yazıya, Çorlu 'tamam' deyince Ankara'daki ağababalar devreye girmiş, buna cevap verilmesini engelleyerek yaptırmamıştı. Sonuç, bir resmi yazı ile cevap bile alamadan belediye başkan adayı atandı. Yani hayatında Çorlu'da bir gece bile geçirmemiş kişiler, nesiller boyu Çorlu'da yaşamış ve çocuklarının torunlarının da burada yaşayacağı 260 binin üzerindeki yurttaşımızın geleceğini tayin ettiler. Bizim partili duruşumuz gereği kol kırıldı, yen içinde kaldı" dedi.

Görevinden yönetim üyeleri ile birlikte  istifa eden İlçe Başkanı Tolga Kerem Dönmezer, genel merkeze eleştirilerde bulunarak, şöyle dedi:

"Kısaca, belediye başkanlığı için önseçim istedik, olmaz dediler. Meclis üyelikleri için istiyorsanız önseçim yapabilirsiniz dediler, tamam dedik. Ses soluk çıkmadı. Şimdi de, 'biz il, ilçe başkanlıklarımıza güvenmiyoruz, listeleri biz teslim edeceğiz' diyorlar. Yani yetki vermedikleri kişilerden, sorumluluk bekliyorlar. Sürecin hiç bir yerine müdahil olma ama sonuçta da sorumluluk senin diyorlar. Bu tavır da ne yazık ki ahbap-çavuş, dost-akraba ilişkilerinin ön plana çıkmasına ya da aşiret ağalarının aday olarak belirlenmesine sebep oluyor. CHP'de tuzu kuru olanlardan değiliz biz, Çankaya, Bakırköy, Beşiktaş, Kadıköy, Çorlu buraları aldık mı bizlere yetmiyor. Seçim gecesi Niğde, Sivas, Erzincan, Rize, Malatya haritada sarı işaretlendiği zaman içimiz acıyor. Değerli arkadaşlarım; sayın belediye başkan adayımız da her ortamda bizlerle çalışmak istemediğini defaatle dile getirmiştir. Bu sunulan şartlar, özetle 'Cumhuriyet Halk Partisi'nde aktif siyaset yapmayın' demektir. Mustafa Kemal Atatürk'ün ve çağdaş sosyal demokrat değerlere gönülden bağlı, sade bir Cumhuriyet Halk Partisi üyesi olarak kalmayı tercih ediyoruz. Bu anlayışla Cumhuriyet Halk Partisi Çorlu İlçe Başkanlığı'ndan ve yönetim kurulu üyeliklerinden istifa ediyoruz. Son söz olarak, adaylaştırma sürecinin Sayın Genel Başkan ve MYK tarafından doğru yürütülmediğini düşünüyoruz. Bir çok tercihin travmatik sonuçları olacağını görüyoruz. Bütün koşulların avantajımıza seyrettiği bir seçim döneminde bu fırsatın heba edilmesinin faturası ağır olacaktır. Bu düşüncelerle Cumhuriyet Halk Partisi üyeleri olarak başta Çorlu ve Tekirdağ olmak partimizin başarılı olması için var gücümüzle çalışacağımızdan hiç kimsenin şüphesi olmasın. Tüm örgütümüze ve hemşehrilerimize teşekkür ediyoruz."

Haber: Mehmet YİRUN/ÇORLU (Tekirdağ), -

Kaynak: DHA