Dha Yurt Bülteni 1

Dha Yurt Bülteni 1
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

1)KREŞTE SOLUNUMU DURAN 1 YAŞINDAKİ MELİSA TUANA ÖLDÜPANİK ANLARI KAMERADA BURSA'nın İnegöl ilçesindeki kreşte yemek yedikten sonra uyuyan 1 yaşındaki Melisa Tuana Memiş, solunumu durarak hayatını kaybetti.

1)KREŞTE SOLUNUMU DURAN 1 YAŞINDAKİ MELİSA TUANA ÖLDÜ

PANİK ANLARI KAMERADA

 

BURSA'nın İnegöl ilçesindeki kreşte yemek yedikten sonra uyuyan 1 yaşındaki Melisa Tuana Memiş, solunumu durarak hayatını kaybetti. Kreşteki öğretmenin, kucağına aldığı bebekle koşarak yola çıkıp, yoldan geçen ambulansa bebeği teslim etmesi, güvenlik kameralarına yansıdı. İkisi de çalışan Melike- İbrahim Memiş (40) çifti, üçüncü bebekleri Melisa Tuana'yı Burhaniye Mahallesi Kemalettin Samipaşa Caddesi üzerindeki kreşe teslim etti. Saat 14.00 sıralarında yemek yedirilen bebek, uykusu gelince, kreş çalışanları tarafından dinlenme salonundaki yatağa yatırıldı. Uyuduktan bir süre sonra istifra eden bebeğin solunumu kesildi. O sırada içeriye giren kreş öğretmeni, moraran bebeği kendine getirmek istese de başarılı olamadı. Öğretmen, kollarındaki hareketsiz duran bebeği alıp kreşten koşarak yola çıktı ve o sırada başka bir hastayı taşıyan ambulansın önüne geçerek, bebeği sağlık görevlilerine teslim etti. Melisa Tuana bebek ambulansla götürüldüğü Devlet Hastanesi Acil Servisi'nde yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı. Olayı öğrenip hastaneye koşan özel bir şirkette çalışan anne Melike Memiş ile bir mobilyacıda çalışan baba İbrahim Memiş, acı haberle gözyaşına boğuldu. Fenalaşan anne Melike Memiş'e aynı hastanede müdahale edildi. Olayla ilgili soruşturma başlatılırken, bebeğin kesin ölüm nedeni yapılacak otopsinin ardından belli olacak.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Kadının kucağındaki bebekle yola atlayışı

-Kadının kucağındaki bebek ile ambülansı durdurması

-Bebeğin ambulansa alınışı

-Bebeğin morga nakli

-Annenin üzüntüsü

-Kreşten detaylar

-Bebeğin fotoğrafı

-Bebeğin ailesi tarafından sağlığında çekilmiş videosu

-Bebeğin ailesi tarafından morgtan alınması 

(Taşıyan kişi amcası Şener Memiş, arkadaki sarı montlu kişi ise babası İbrahim Memiş)

Süre: 2.22 dakika, Boyut: 265 MB

Haber-Kamera: Yavuz YILMAZ/İNEGÖL (Bursa),

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

======================================================

2)EŞİYLE TARTIŞAN KADIN, KENDİSİNİ BALKONDAN ATTI

 

İZMİT'te eşiyle tartışan Nurcan Ç. (43) kendisini birinci kattaki evinin balkonundan attı. Yaralanan Nurcan Ç., tedaviye alındı. Olay, öğleden sonra, İzmit Tepecik Mahallesi Dut Sokak'ta meydana geldi. Eşi Serkan Ç. (43) ile bilinmeyen bir nedenle tartışan Nurcan Ç., kendisini birinci kattaki evinin balkonundan attı. Çevredekilerin ihbarıyla olay yerine gelen 112 Acil ekibi, yerde yaralı yatan Nurcan Ç.'ye ilk müdahalede bulundu. Bu sırada Serkan Ç., eşine yardım etmek isteyen mahalle sakinlerinin üzerine saksı attı. Mahalleli, kaçarak kendini korudu. İzmit Seka Devlet Hastanesi'ne kaldırılarak tedaviye alınan Nurcan Ç.'nin hayati tehlikesinin bulunmadığı öğrenildi. Polis, Serkan Ç.'yi ifadesini almak üzere Saraybahçe Polis Merkezi'ne götürdü. Olayla ilgili soruşturmanın sürdüğü belirtildi.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Olay yerinden görüntüler

-Yaralı kadının hastaneye getirilmesi

-DetayLAR

Haber: Dinçer AKBİR-Kamera: Alişan KOYUNCU/İZMİT(Kocaeli),

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

===================================================

3)MAHKEMEDEN, OKUL YAPILACAK ALAN İÇİN YÜRÜTMEYİ DURDURMA KARARI

 

YALOVA'da eski Meteoroloji arazisinin üzerine yapılması planan, yeşil alanın tahrip edileceği belirtilerek yargıya taşınan okul projesi için mahkeme, yürütmeyi durdurma kararı verdi. Mahkeme kararında, "Telafisi güç zararlar doğabilir" denildi. Süleymanbey Mahallesi'nde yapılan plan değişikliğiyle 5 dönümlük eski Meteoroloji arazisi üzerine 700 metrekare alana 24 derslikli ilkokul yapılmasına karar verildi. Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman ve çevreciler, kurum görüşlerinin eksik olduğunu ve yeşil alanın tahrip edileceğini iddia ederek, kararı yargıya taşıdı. Hukuk süreci devam ederken, alanla ilgili ihale yapılarak şantiye alanı oluşturmak için çalışmalara başlandı. 10 gün önce alan üzerindeki ağaçlar, özel cihazlarla taşındı. 

Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman ve çevreciler, Bursa 3. İdare Mahkemesi'ne başvurarak yürütmenin durdurulması istemiyle dava açtı. Mahkeme, oy birliğiyle yürütmenin durdurulmasına karar verdi. Mahkeme kararında, "Telafisi güç zararlar doğabilir" denildi. 

CUMHURBAŞKANINI ÖRNEK GÖSTERDİ

Kararın sürpriz olmadığını söyleyen Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman, şehirlerde betonlaşmalarla ilgili Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın sözlerini hatırlattı. Yargı süreci devam ederken alanla ilgili hukuka aykırı çalışmaların söz konusu olduğunu belirten Salman, "Geçtiğimiz günlerde bilirkişi raporu geldi. O raporda da bu alanda kamu menfaati olmadığı belirtiliyordu. Her zaman şunu söyledim, şehirler betonlaşıyor. Bunu ülkemizin Cumhurbaşkanı da Çevre ve Şehircilik Bakanı da açıkladı. Bu milletten özür diledi. Geçtiğimiz günlerde gelin burasını millet bahçesi yapalım, yeşil alan olarak koruyalım dedim. Ama ne yazık ki ısrarla betonlaşmasını isteyen birileri var. Burada hukuk var, kural var, kanun var. Kanuna aykırı olarak yapılan bu çalışmayı İdari Mahkeme'ye taşıdık. Mahkeme de telafisi güç zararlar doğabileceği gerekçesiyle yürütmenin durdurulmasına hükmetti. Bu konunun sonuna kadar takipçisi olacağım" dedi.

Görüntü Dökümü

-----------------------------

-Alandan genel görüntü

-Alandan ağaç sökümü

-Belediye başkanı röp

Süre: 3.18 dk// Boyut: 369 mb

Haber: Süheyla GÖZDERELİLER - Kamera: İsmail ÖZTÜRK/YALOVA,

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

=====================================================

4)İŞÇİ EMEKLİSİNİN ORGANLARI BAĞIŞLANDI

 

ANTALYA'nın Manavgat ilçesinde beyin travması nedeniyle tedavi gördüğü hastanede beyin ölümü gerçekleşen işçi emeklisi 2 çocuk sahibi Ali Demirel'in (62) organları kardeşleri tarafından bağışlandı. Manavgat'ın Aşağıhisar Mahallesi'nde 27 Ekim'de yüksekten düşme sonucu beyin travması geçiren ve Manavgat Devlet Hastanesi yoğun bakım servisinde tedavi gören Ali Demirel'in dün saat 15.00 sıralarında beyin ölümü gerçekleşti. Manavgat Devlet Hastanesi Organ Nakli Koordinatörü Özlem Olcay, Ali Demirel'in 3 erkek kardeşiyle organ bağışı konusunda görüştü. Kardeşleri Ali Demirel'in organlarını bağışladı. Saat 22.00 sıralarında Akdeniz Üniversitesi Hastanesi'nden gelen ekip Ali Demirel'in kalp, karaciğer, akciğer, korneaları ve böbreklerini almak için ameliyathaneye girdi. Ali Demirel'in en büyük kardeşi Ömer Demirel, gazetecilere yaptığı açıklamada, "Kardeşimizin organlarını bağışladık. Bu konuda rahatsızlığımız yoktur. Herkesi organ bağışlamaya davet ediyorum. Ölüp de yok olacağına birilerine hayat versin. Bu daha iyi olur" dedi. İşçi emeklisi olan Ali Demirel'in eşinden ayrıldığı ve biri 11, diğeri 6 yaşında 2 çocuğu olduğu belirtildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ

--------------

Hastanenin ambulans girişinden görüntü

Organ nakil ekibinin gelmesi

Ömer Demirel'in açıklaması

Hastaneden detay

Haber- Kamera: Mithat ABAKAN/MANAVGAT (Antalya),

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

=======================================================

5)ZONGULDAK'TA 'SARIKAMIŞ DENİZ ŞEHİTLERİ' ANILDI

 

ZONGULDAK'ın Ereğli ilçesinde, 7 Kasım 1914'te Sarıkamış'a ulaştırılmak üzere mühimmat ve teçhizat götürürken, Rus donanması tarafından Ereğli açıklarında batırılan Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithat Paşa gemilerinde  şehit olan denizciler törenle anıldı. Gemi ile denize açılarak çelenkler bırakıldı. Ereğli sahilindeki Sarıkamış Deniz Şehitleri anıtında düzenlenen törene Ereğli Kaymakamı İsmail Çorumluoğlu, Deniz Kuvvetleri eski Komutanı Oramiral Metin Ataç, Karadeniz Bölge ve Garnizon Komutanı Tuğamiral Cemal Özden Yazıcıoğlu, Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal, Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, Hatice Erdem Denizcilik Lisesi öğrencileri, gaziler ve vatandaşlar katıldı. Törende Sarıkamış Deniz Şehitleri Anıtı'na çelenkler bırakıldı. Sarıkamış Dayanışma Grubu Başkanı Prof. Dr. Bingür Sönmez, törende yaptığı konuşmada, Mithat Paşa, Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer gemilerinin sivil gemiler olmasına rağmen askeri amaçla kullanılan 105-110 metre uzunluğunda okyanus aşabilecek büyüklükte gemiler olduğunu belirterek, "Gemilerde bir daha ele hiç geçmeyecek kışlık donanım vardı. 60 bin takım elbise vardı. Bir Amerikan gazetesinden edindiğim bilgi bu. İki uçak, dört pilot, Kafkas cephesinde isyan çıkarmak üzere Teşkilat-ı Mahsusa tarafından özel yetiştirilmiş Çerkez liderler vardı. Batum'a gidecek, arka cephe yapacaklardı. Bir daha ele geçmeyecek haritalar vardı ki, bu savaş için çok gerekli olan şeylerdi. Donanma komutanına haber verilmeden yola çıkmışlardı. 7 Kasım sabahı Ruslar Zonguldak'ı bombalamışlardı. Çünkü bir hafta önce 29 Ekim'de Rus limanlarını bombalamıştık. Onun intikamını almak amacıyla bir hafta sonra iki saat boyunca Zonguldak'ı bombaladıktan sonra geri dönerlerken, bizim üç gemi bir anda bu donanmanın tuzağına düştü. Sisli bir havaydı, yağışlı bir havaydı, üç gemi de yarım saat içinde batırıldı. Bu gemilerin batıkları donanmanın tüm donanımıyla, robotlarla arandı, derin araştırmalar yapıldı ama gemilere ulaşılamadı. Onun için hiçbir şekilde yerlerini tam olarak bilemiyoruz. Karadeniz'in yapısı nedeniyle muhtemelen aşağı doğru kaydı gittiler. Gemilerdeki 221 personelden ancak 36 tanesi yüzerek karaya çıkabildi. Değerli belediyemiz bu isimleri anıtlaştırdı. Gemileri Deniz Kuvvetleri arşivinden çıkardım. Boğulanlar, dönenler, gelenler. Çok ilginç bir şey tespit ettim. Esaretten dönenlere deniz nakliyat şirketi 6 yıllık maaşlarını vermiş. Osmanlı'nın o güç koşullarında bile o geçen süreçteki tüm maaşları o görevlilere verilmiş. O gemiler Trabzon'a gidebilseydi ne olacaktı? Gene yenilebilirdik ama bu kadar kırım olmazdı. Bu anıt, geçmiş dönem Deniz Kuvvetleri Komutanı Oramiral Metin Ataç ve dönemin belediyesinin önemli hizmetleriyle anıtlaştırıldı. Belediye başkanımız lütfetti bu bölgeyi Sarıkamış Şehitleri Alanı ilan etti. Sarıkamış Deniz Şehitleri ismi o gün kurumsallaştı ve donanmanın portföyüne yazıldı. Bu olay bize şunu öğretti, donanma desteği olmayan hiçbir kara harekatı başarılı olamaz, Allah donanmamızın gücünü arttırsın, zeval vermesin" dedi.

Ereğli Belediye Başkanı Hüseyin Uysal ise "Birinci Dünya Savaşı'nda kayıp bu kadar olmayabilirdi. Bu üç nakliye gemisi Trabzon'a çıkacaklardı, oradan da Kafkas cephesine gidecekleri için belki yenilebilirdik ama kayıp bu kadar olmazdı diye tahmin ediyorum" diye konuştu.

Daha sonra F-243 Yıldırım Firkateyni ile 3 geminin batırıldığı düşünülen 9 mil açığa gidildi. İlk olarak sinevizyon eşliğinde verilen brifingin ardından Bezm-i Alem, Bahr-i Ahmer ve Mithatpaşa yazılı çelenkler, denize bırakılarak saygı duruşunda bulunuldu. Tuğamiral Cemal Özden Yazıcıoğlu, Prof. Dr. Bingür Sönmez'e plaket verdi.

Görüntü Dökümü

-------------------------------

Tören alanından görüntü

Saygı duruşu ve İstiklal Marşının okunması

Anıta çelenk sunumu

Binnur Sönmez'in konuşması

Hüseyin Uysal'ın konuşması

Binnur Sönmez ile röportaj

Gemide protokolün yerini alması

Brifing verilmesi

Çelenklerin denize bırakılması

Tuğamiral Cemal Özden Yazıcıoğlu'nun Prof. Dr. Bingür Sönmez'e plaket vermesi

Detaylar

1,16 GB/ 6 dakika 28 saniye/

HABER-KAMERA: Sinan KABATEPE/EREĞLİ(Zonguldak),

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

======================================================

6)DAVUT UÇUM: YAZICIOĞLU OLAYI KAZA SÜSÜ VERİLMİŞ BİR SUİKAST, BİR CİNAYETTİR

 

BÜYÜK Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu ile beraberindeki 5 kişinin hayatını kaybettiği helikopterdeki GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili 'Nitelikli hırsızlık suçundan' yargılanan ve o dönem pilot yüzbaşı olan Davut Uçum, helikopterin düşmesinin kaza süsü verilmiş bir suikast olduğunu öne sürdü. Suçlamaları kabul etmeyen Uçum, "Kaza süsü verilmiş bir suikast olduğunu, cinayet olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünmemdeki nedenlerine gelince, böylesine büyük bir olayın, cinayet olayının indirgene indirgene salt cihaz hırsızlığına indirilmesi birinci sebebi. Akıl sınırlarımı zorluyorum, anlayamıyorum" dedi.

25 Mart 2009'da Kahramanmaraş'ın Göksun ilçesinde düşen ve içerisinde bulunan Muhsin Yazıcıoğlu, BBP Sivas İl Başkanı Erhan Üstündağ, yardımcısı Yüksel Yancı, BBP Sivas Belediye Meclisi Üyesi Adayı Murat Çetinkaya, İHA muhabiri İsmail Güneş ve Pilot Mustafa Kaya İstektepe'nin hayatını kaybettiği helikopterdeki Argus 5000 ve Skymap III C isimli GPS cihazlarının sökülmesiyle ilgili tutuksuz 10 sanık hakkında 'Kişinin ölmesinden yararlanarak hırsızlık' suçundan davaya Göksun Asliye Ceza Mahkemesi'nde devam edildi. Davaya Muhsin Yazıcıoğlu'nun oğlu Fatih Furkan Yazıcıoğlu, ailenin avukatları Kemal Yavuz, Selami Ekici ve Muammer Çolakoğlu ile bazı sanıklar SEGBİS sistemiyle katıldı.

Duruşmanın başında Fatih Furkan Yazıcıoğlu ile avukatlar Kemal Yavuz, Selami Ekici ve Muammer Çolakoğlu, davanın sıradan bir hırsızlık davası olmadığını, Yazıcıoğlu'nun ölümüyle ilgili yürütülen ana soruşturma dosyasından ayrı tutulamayacağını ve olayın da hırsızlık değil suç delillerini karartma olduğunu belirtip davaya müdahil olma talebinde bulunurken, hakim de bu talebi kabul etti.

Duruşmada söz alan Fatih Furkan Yazıcıoğlu, 9 yıldır ciğerlerinin yandığını belirterek sanıklardan doğruyu söylemelerini istedi.

UÇUM: KAZA SÜSÜ VERİLMİŞ BİR SUİKAST, BİR CİNAYETTİR

Davaya tutuksuz sanıklardan olan ve o dönem pilot yüzbaşı olan Davut Uçum, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a suikast girişiminden dolayı tutuklu bulunduğu İzmir 3 Nolu T Tipi Kapalı Cezaevi'nden SEGBİS sistemiyle katıldı. Suçlamaları kabul etmeyen Davut Uçum, Yazıcoğlu ailesi dışında hiç kimsenin olayın açığa çıkmasını istemediğini o nedenle aile üyelerinden duruşmaları takip etmesini istedi. Suçlamaları kabul etmeyen Uçum, "Helikopterin geçirdiği kazanın normal bir kaza olmadığını, kaza süsü verilmiş bir suikast olduğunu, cinayet olduğunu düşünüyorum. Böyle düşünmemdeki nedenlerine gelince, böylesine büyük bir olayın, cinayet olayının indirgene indirgene salt cihaz hırsızlığına indirilmesi birinci sebebi. Akıl sınırlarımı zorluyorum, anlayamıyorum. Bu kanıya varmamın diğer nedenler ise, kaza sonrası olay yerine sivil havacılıktan alanında uzman olmayan 3 kişinin gitmesinden ve özellikle sivil havacılık personeli olmayan Kenan Köksal'ın bu ekipte yer almasından, Nedim'in, helikopterin bulunması işlevine yardımcı olacak ELT cihazının kablosunun kesik olarak tespit etmesinden vardım. Bu olay niye basite indirgeniyor, niye kapatılmak isteniyor?" dedi.

Kendilerinin helikopteri aramaya çıkan ve kırıma uğrayan Özel Kuvvetler Komutanlığı'na ait helikopteri incelemek için gittiklerini belirten Uçum, cihazların sökülme görüntülerinin hatırlatılması üzerine, olay yerinden birliğe döndüklerinde iddia edilen cihazların olmadığını  söyledi. Cihazların kendilerinde olmadığını ancak bunu kimseye anlatamadıklarını belirten Uçum, "Bunu yapan birisi var ki cihazı kaybediyor ve bizim üzerimize atıyor. Dolayısıyla normal şartlarda kaza olsa böyle bir şeyi yapma ihtiyacı duymaz. Bu cihazların da bilirkişiye sorulmasını istiyorum. Her şey bu cihazlarla ortaya çıktı, tekrar olay kapanmıştı zaten. Ben de açığa çıkmasını istiyorum. Hangi örgüt, hangi yapı ne yapıyorsa, bizi harcayanlar kimler ben de bunu istiyorum. Basit bir hırsızlığa indirgendiği için davanın genişletilmesini itiyorum" diye konuştu.

'HELİKOPTER ARIZA OLMADAN DÜŞMÜŞ'

Davut Uçum son olarak, bir kaza kırım inceleme uzmanı olarak Yazıcıoğlu'nun helikopterinin nasıl düşmüş olabileceğinin sorulması üzerine ise, "Helikopterin yerdeki kayma izine, parçalarının dağılma şekline bakıldığında arıza olmadan düşmüş" dedi.

BAKIRHAN: 3 KABLOYU KESİLMİŞ GÖRDÜM

Davanın tutuksuz sanıklarından Nedim Bakırhan ise duruşmaya bulunduğu şehirdeki adliyeden SEGBİS sistemi ile katıldı. Bakırhan, diğer sanıklar gibi kırıma uğrayan askerin helikopteri incelemek için olay yerinde olduklarını söyledi. Mola verdikleri sırada merakından dolayı ELT cihazının olup olmadığına bakmak için helikopterin yanına gittiğini belirterek şunları söyledi:

"Antenini yerde karlar üstünde gördüm. Helikopterin yolcu kabininin sol arka tarafında yani kuyruğun başladığı yerde 3 tane kesilmiş kablo demeti gördüm ama gördüğüm kablolar gerçekten ELT cihazına mı ait onu bilmiyorum. Hava aracı kursu eğitimi almış biri taraftan incelenip o bilgilere ulaşılabilir.. Eğer gerçekten cihaz oysa ben kabloların kesildiğini gördüm. Bu kablolar, aynı hizada makasla kesilmiş gibi kesilmişti yani kaza sırasında kazanın etkisiyle kopmamışlar."

'İRTİFA CİHAZI İLE TELSİZİNİN SİGORTALARI ÇEKİLMİŞTİ'

Nedim Bakırhan, sorgusunun devamında "Artı birkaç şey daha söyleyeceğim" diyerek helikopterde gördüğü, kaza sonrası hazırlanan bilirkişi raporlarında yer verilmediğini söylediği tespitlerini de mahkemeyle paylaşarak şunları anlattı:

"Cihaza ait incelemem de sigorta panelinde aynı bölgeye yakın yerlerde Encoding 6 Meter ve telsiz sigortasının atık olduğunu gördüm. Bunu da gördükten sonra, Devlet Denetleme Kurulu raporlarında da geçiyor, pilot cep telefonuyla kuleyle konuşuyor. Encoding 6 Meter dediğimiz, hava aracının irtifa bilgisini radara gönderen sistemdir. Bu sistemin de sigortalarının çekili olduğunu gördüm. Ayrıca pilotun kuleyle irtibatını sağlayan telsizin sigortalarının çekili olduğunu gördüm. Biz tutukluyken savcılık Malatya'ya ifadeye çağırdığında savcı bunun resimlerini gösterdi ve resimlerde gördük. Hatta bunun nasıl gözden kaçırılabileceğini belirtip bilirkişiyi arayıp bilgi verildi yanımızda, 'Bu nasıl gözden kaçar' şeklinde. Ondan sonra bilirkişiyle görüşüldü ama sonucunu bilmiyorum."

Dava, ileri bir tarihe ertelendi.

HIRSIZLIK SUÇUNDAN YARGILANIYORLAR

Muhsin Yazıcıoğlu'nun helikopteri arama çalışmalarına katılan ve kırıma uğrayan S70 Sikorsky helikopterin soruşturmasını yürütmek üzere Pilot Yarbay Ebubekir Semih Yüksekkaya, Pilot Yüzbaşı Davut Uçum, Teknisyen Başçavuş Halil İbrahim Açan, Teknisyen Başçavuş Bekir Çerikçi, Teknisyen Üstçavuş Cemal Şahin, Teknisyen Başçavuş Suat Kaplan, Teknisyen Başçavuş Aydın Özsıcak, Teknisyen Başçavuş Nedim Bakırhan ve Teknisyen Başçavuş Nusret Memiş'ten oluşan 9 kişilik de teknik heyet gitmiş, daha sonra ortaya çıkan ve helikopterdeki GPS cihazlarının sökülme anı olduğu iddia edilen görüntülerde helikopter enkazının başında  elinde sigara ile çömelmiş bereli askerin Cemal Şahin, elinde tornavida olan askerin Aydın Özsıcak, onun karşısında enkazın başında duran askerin ise Nedim Bakırhan olduğu tespit edilmişti. Ayrıca olayla ilgili yürütülen soruşturma sırasında teknik takibe takılan dönemin Kahramanmaraş İl Jandarma Komutanlığı Asayiş Şube Müdürü Ahmet Ergeç ve şu anda 15 Temmuz darbe girişimi nedeniyle tutuklu bulunduğu belirtilen Yusuf Yiğit arasında geçen görüşmede Yiğit, "Bir söken ekip var, bir de sökülen malzemeyi yakan ekip var. Biz de yaktık. Ama işte hava soğuktu ısınmak için yaktık falan. Yaktıkları şey de mekanik bir şey ama bu kadar yani fazlasını da bilmiyorum" demişti. 

Bunun üzerine başlatılan soruşturma sonunda teknik heyette yer alan 9 kişi ile Yusuf Yiğit hakkında 'Nitelik hırsızlık suçundan' 10 yıla kadar hapis istemiyle dava açılırken, davada mağdur olarak helikopter şirketi sahibi Esas Havacılık Taşımacılık Turizm Ticaret A.Ş. görülüyor.

Görüntü Dökümü

--------------

Göksun adliyesi

Avukatların adliyeden çıkması

///////////////////

Olay yerinde uçan helikopter (ARŞİV)

Enkaz başındaki askerler (ARŞİV)

GÖRÜNTÜ BOYUTU: 256 MB

Haber-Kamera: Ömer KOÇ-KAHRAMANMARAŞ-DHA)

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ 

================================

7)RAFLARI AT ARABASINA YÜKLEYİP ÇALDILAR 

DÜZCE'de, bir bakkalın önüne gelen maskeli iki kişi, bakkala ait rafları at arabasına yükleyerek çaldı.  Aziziye Mahallesi'nde bulunan Bülent Taş'a ait bakkalın önüne dün sabaha karşı at arabasıyla gelen hırsızlar, bakkala ait rafları at arabasına yüklemeye başladı. Maske takan ve biri erkek biri kadın olduğu anlaşılan iki hırsız, market raflarını kısa sürede at arabasına yükleyerek olay yerinden ayrıldı. 

Sabah bakkalını açmaya gelen Bülent Taş, rafları yerinde görmeyince güvenlik kameralarını inceledi. Güvenlik kameralarına yansıyan hırsızlık anını gören Taş, iki kişiden şikayetçi oldu. 

Olayla ilgili olarak inceleme başlatıldı.

Görüntü Dökümü

--------------

(Güvenlik kamerası görüntüsü)

Hırsızlık zanlarının at arabası ile gelirken görüntüleri

Hırsızlık zanlılarının market raflarını alırken görüntüleri ve detaylar

HABER: Tezcan SOLMAZ/DÜZCE,

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

============================

8)MAÇTA ÖLEN NİJERYALI FUTBOLCU DENİZLİ'DE BABASININ GÖZYAŞLARI ARASINDA TOPRAĞA VERİLDİ

 

DENİZLİ'de Süper Amatör Lig'de geçtiğimiz Pazar günü Yeşilköyspor ile Sarayköyspor arasında oynanan maç sırasında takımını öne geçiren golü attıktan sonra kalp krizi geçirerek hayatını kaybeden 23 yaşındaki Nijeryalı futbolcu Ekondayo Ebenezer Mawoyeka, İrlanda'da yaşayan babasının da katıldığı cenaze töreniyle Gümüşler Mezarlığı'ndaki Hıristiyan bölümünde toprağa verildi. Cenaze boyunca gözyaşlarını tutamayan ve oğlunun arkasından "Harika bir çocuktuö diyen baba Olatunde Mawoyeka (62) maç sırasında ambulans olmadığı gerekçesiyle savcılığa verdiği ifadede şikayetçi oldu. Geçtiğimiz Pazar günü Süper Amatör Lig'de Servergazi Satadında Yeşilköyspor ile Sarayköyspor arasında oynanan maç sırasında takımını öne geçiren golü atan Nijeryalı futbolcu Ekondayo Ebenezer Mawoyeka, karşılaşmanın 35'inci dakikasında kalp krizi geçirdi. İhbar üzerine stada gelen ambulansla Servergazi Devlet Hastanesi'ne kaldırılan golcü futbolcu Mawoyeka, yapılan müdahaleye rağmen hayatını kaybetti. Acı haber futbolcunun oynadığı Sarayköyspor yöneticileri tarafından Nijerya Konsolosluğu'na, ardından da İrlanda'da yaşayan baba Olatunde Mawoyeka'ya bildirildi. 12 oğlundan birini kaybettiği öğrenen acılı baba dün Denizli'ye geldi. Oğlunun cenazesini Pamukkale Üniversitesi Hastanesi Adli Tıp morgunda teslim alan baba Mawoyeka, "Harika bir çocuktuö dediği oğlunun ardından uzun süre gözyaşı döktü.

STATDA AMBULANS OLMADIĞI İÇİN ŞİKAYETÇİ OLDU

Oğlunun cenazesini teslim almadan önce Bereketli Polis Merkezi'ne giderek ifade veren baba Mawoyeka, oğlunun en son 4 ay önce İrlanda'ya yanına geldiğini, hiçbir rahatsızlığı olmadığını, maç sırasında statta ambulans olmadığı gerekçesiyle şikayetçi olduğunu söyledi. Baba oğlunun Denizli'de toprağa verilmesini de istedi. Adli tıp morgundan baba Mawoyeka, Sarayköy Belediye Başkanı Ahmet Necati Özbaş, Sarayköysporlu yönetici ve futbolcular tarafından alınan cenaze, ilk olarak Denizli Büyükşehir Belediyesi Mezarlık Hizmetleri Müdürlüğü'ne götürülerek yıkandı. Ardından da Gümüşler Mezarlığına götürüldü. Mezarlığın Hıristiyan Bölümü'nde bir papazın da katıldığı Hıristiyan geleneklerine göre düzenlenen törenin ardından genç yaşta hayatını kaybeden golcü futbolcu Mawoyeka, tabutla toprağa verildi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ:

-----------------------------------

-Futbolcu arkadaşlarından morg önünde detay,

-Babanın cenazeyi almaya girmesi

-Cenazenin morgdan çıkarılması ve babanın ağlaması

-Babanın konuşması, Nijeryalı bir futbolcunun babanın konuşmasını çevirmesi

-Mezarlıkta cenaze töreninden görüntü

-Dua okunması ve toprağa verilmesi

Haber-Kamera: Ramazan ÇETİN/DENİZLİ,

GÖRÜNTÜ GEÇİLDİ

Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title