Dha İstanbul Bülteni - 5

Dha İstanbul Bülteni - 5

1 - ATATÜRK HAVALİMANI'NDA HAREKETLİ ANLAR (2)Haber-Kamera: Hüseyin ASLIYÜCE / İstanbul DHAAtatürk Havalimanı polisinin, şüphe üzerine durdurmak istediği iki kişiden birisi kaçmaya çalışırken otoparkın ikinci katından düştü.

Dha İstanbul Bülteni - 5

1 - ATATÜRK  HAVALİMANI'NDA HAREKETLİ ANLAR (2)

Haber-Kamera: Hüseyin ASLIYÜCE/ İstanbul DHA

Atatürk Havalimanı polisinin, şüphe üzerine durdurmak istediği iki kişiden birisi kaçmaya çalışırken otoparkın ikinci katından düştü. Yaralanan kişi, hastaneye kaldırıldı. Diğer kişi ise kovalamaca sonucu yakalandı. 

Olay saat 17.15 sıralarında yaşandı. Otoparkta şüphe üzerine durdurulmak istenen İranlı 2 kişi kaçmaya başladı. Şüphelilerden biri otoparkın ikinci katında düşerek yaralandı. Diğer şüpheli ise polis tarafından yakalandı. Yaralı şüpheli için olay yerine ambulans çağrıldı. Yaralı kişi, ambulansla hastaneye kaldırıldı. Havalimanındaki hareketlilik sırasında polis çevrede geniş güvenlik önlemi aldı. Otopark giriş ve çıkışlara kapatıldı. Polisin olayla ilgili incelemesi sürüyor

Görüntü Dökümü

------

-Araçlardan görünütü

-Otoparktan görüntü

-Polislerden görüntü

-Yaralının görüntüsü

-Yaralıya müdahale

-incelemeler

06.12.2017 - 17.44 Haber Kodu : 171206196

============================

2 - ERDOĞAN'DAN  KUDÜS ÇAĞRISI 

"İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Amerika Birleşik Devletlerini bölgede kaosu tetikleyecek bu adımdan vazgeçmeye, İsrail'i de barışa ve huzura katkı sağlayacak politikalar izlemeye davet ediyoruz" 

İstanbul DHA

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, dünya kamuoyuna Kudüs çağrısı yaptı.

"FARKLI DİNLERE MENSUP İNSANLARIN BİR ARADA YAŞAMA İDEALİNE VURULMUŞ ÇOK AĞIR BİR DARBEDİR" 

Erdoğan'ın çağrısı şu şekilde: "Üç semavi dinin kutsal mekanlarının bir arada yer aldığı, ilk kıblemiz Harem-i Şerif'in kalbinde her daim nur gibi parladığı, Peygamberler şehri Kudüs'ün kutsiyetinin müdafaası ve tarihi statüsünün muhafazası sadece Müslümanların için değil tüm insanlık için önemli bir görevdir.  Bölgemizle birlikte tüm dünyada, vicdanın, adaletin, karşılıklı saygının tesisinin ve sürdürülebilmesinin mihenk taşı, Kudüs'e sahip çıkabilmektir.  Tarihte, Kudüs'ün özel dini yapısına ve bundan kaynaklanan mahremiyetine saygı duyulmadığında ne kadar acılar çekildiğinin pek çok örneği vardır. İkinci Dünya Savaşı'nın ardından Kudüs'ün merkezinde olduğu bölgede, yeni ve bitip tükenmek bilmeyen bir trajedi yaşanmaya başlanmıştır.  Kudüs'te, Filistin'in BM kararlarıyla defalarca tasdik olunmuş haklarını yok sayan her adım, farklı dinlere mensup insanların bir arada yaşama idealine vurulmuş çok ağır bir darbedir" 

"BAĞIMSIZ FİLİSTİN DEVLETİ TALEBİNDEN VAZGEÇİLEBİLMESİ ASLA MÜMKÜN DEĞİLDİR"

"Bölgedeki huzur ve güvenliğin şartı olarak gördüğümüz 1967 sınırlarında, başkenti Kudüs olan, egemen ve bağımsız Filistin Devleti talebinden vazgeçilebilmesi asla mümkün değildir.  Amerika Birleşik Devletleri'nin Kudüsİsrail'in başkenti olarak tanıma kararı, sadece BM kararlarına değil, Kudüs'ün asırlara sari kadim karakterine de aykırıdır.   Dolayısıyla bu adım, uluslararası hukukla birlikte, tarihi ve sosyal gerçeklerin hiçe sayılması anlamına gelmektedir. İsrail'in Kudüs'ü ilhak kararı, bu çerçevede yaptığı tüm işlemler ve uygulamalar nasıl hiçbir zaman kabul görmemişse, bu açıklama da aynı şekilde gerek vicdan, gerek hukuk, gerek tarih önünde hükümsüzdür. 

Herkes için barış, ancak Doğu Kudüs, Batı Şeria, Gazze'deki İsrail işgali sona erdiğinde ve Filistinliler kendi yurtlarında hür olabildiğinde mümkün olacaktır" 

"İSRAİL'İ DE BARIŞA VE HUZURA KATKI SAĞLAYACAK POLİTİKALAR İZLEMEYE DAVET EDİYORUZ" 

"İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı olarak, tüm dünyaya bu ve bu tür tüm gayrihukuki adımların karşısında durularak, gelecek nesillerin barış ve güvenliğine sahip çıkılması çağrısında bulunuyorum.  Henüz Filistin Devleti'ni tanımamış olan ülkelerin artık bu önemli adımı atmalarının, bölgede aklıselimi ve adaleti ayakta tutacak bir dengenin sağlanabilmesi bakımından zaruri hale geldiğini düşünüyoruz.  Bugün, haklı davalarında Filistin halkının ve Kudüslülerin yanında olmak her dinden, her milletten, her inançtan sağduyu ve vicdan sahibi tüm insanların ortak vazifesidir. İslam İşbirliği Teşkilatı Zirve Dönem Başkanı ve Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Cumhurbaşkanı sıfatıyla, Amerika Birleşik Devletlerini bölgede kaosu tetikleyecek bu adımdan vazgeçmeye, İsrail'i de barışa ve huzura katkı sağlayacak politikalar izlemeye davet ediyoruz" 

==========================

3- NACİ AĞBAL: 90'LARDAKİ MALİYE BAKANLARINA ÜZÜLÜYORUM

Maliye Bakanı Naci Ağbal

(2017 büyüme) "Yıl sonu için yüzde 5,5 büyüme tahmini ortaya koymuştuk; ancak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu gerçekleşme oranı daha yukarılarda olacak"

"Mali disipline uymak, hizmet yapmaktan geri kalmak anlamına gelmiyor. Sadece ve sadece yapılması gereken şey doğru harcamaları doğru yerde yapmaktır"

Haber-Kamera: Enver ALAS/ İstanbul DHA

Türkiye Finans Forumu'nda konuşan Maliye Bakanı Naci Ağbal, bakan olarak kamu maliyesi konularını anlatmaktan büyük keyif aldığını ancak bu anlamda 1990'lı yıllardaki Maliye Bakanları'na da üzüldüğünü söyledi. Ağbal, "Çıkıyorsunuz kürsüye, bütçe açıkları almış başını gitmiş, borçlar sürekli gidiyor, enflasyon bilmem ne olmuş. Böyle bir ortamda Maliye Bakanı olmak gerçekten zor. Geçen sene oturduk. Maliyeyi tekrar canlandırmamız lazım. Bir Maliye Bakanı olarak rahatlıkla söyleyebiliyorum; bizim ekonomiyi canlandırmak için bir mali alanımız var ama boşa harcamayacağız" dedi.  

Naci Ağbal, Hürriyet Gazetesi tarafından Beşiktaş'taki Swiss Otel'de düzenlenen 'Türkiye Finans Forumu'na katıldı.

Forumun öğleden sonraki bölümünde ekonomi ve kamu maliyesi politikaları üzerine bir konuşma yapan Naci Ağbal, Türkiye ekonomisinin büyük bir ivme yakalayarak son 15 yılda olağanüstü bir performans gösterdiğini söyledi. 

Türkiye'nin bu süreçte Avrupa Birliği (AB) ülkesi ekonomilerle arasındaki farkı kapatan bir performans gösterdiğini kaydeden Bakan Ağbal, son üç yıla bakıldığında da bu performansın devam ettiğinin görüldüğüne vurgu yaptı. 

SON ÜÇ YILLIK BÜYÜME RAKAMLARI

Ağbal, "2015'te Türkiye ekonomisi yüzde 6,1 büyümüştü. 2016'da ilk iki çeyrekte her şey olumluydu ancak 15 Temmuz hain darbe girişimi sonrası 3. çeyrekte yaklaşık 3,2'lik ekonomide bir daralma meydana geldi. 2016'nın son çeyreğinde yakaladığımız güçlü büyümeyi 2017'nin ilk yarısında da Türkiye yüzde 5 büyüme kaydetti. Önümüzdeki günlerde 2017 üçüncü çeyreğe ilişkin büyüme rakamları gelecek. Türkiye yüzde 10'un üzerinde bir büyüme gösterecek. Son çeyrekte ise büyüme oranları biraz da baz etkisiyle normal düzeylere gelecek. Yıl sonu için yüzde 5,5 büyüme tahmini ortaya koymuştuk ancak rahatlıkla söyleyebilirim ki bu gerçekleşme  oranı daha yukarılarda olacak" dedi. 

"MAKİNA VE TEÇHİZAT HARCAMALARINA DESTEK OLACAĞIZ"

Maliye Bakanı Ağbal, yine darbe girişimi sonrası özel sektörün, hükümetten bazı beklentileri olduğunu ve bu doğrultuda arka arkaya alınan kararlarlar yatırım, üretim ve ihracatı teşvik eden vergi indirimleri yaparak piyasanın hareketlendiğini ifade etti. 

Üretim çarklarının dönmesiyle yatırım harcamalarının 2017'nin ilk yarısında önemli ölçüde arttığını aktaran Ağbal, makina ve teçhizat harcamalarında yatırımcılara destek olacak 2018 yılında bir takım çözümleri devreye sokacaklarını bildirdi. 

"BÜYÜME, İSTİHDAM, YATIRIM VE İHRACAT ODAKLI PROGRAM DEVAM EDECEK"

Ekonomide yapısal reformların işletmelere güven verdiğini dile getiren Ağbal, "Yapısal reform yapmaya devam edeceğiz. Hükümetlerin güçlü olması şok nereden gelirse gelsin hükümeti güçlü tedbirler almaya itiyor. Önümüzdeki  üç yılda da büyüme, istihdam, yatırım ve ihracat odaklı bir programız olacak" diye konuştu. 

"BİR MALİYE BAKANI OLARAK RAHATLIKLA SÖYLEYEBİLİYORUM"

Konuşmasında kamu maliyesine değinen  Bakan Ağbal, en keyif aldığı ve rahat olduğu alanda konuşmaktan duyduğu memnuniyeti dile getirerek, "90'lı yıllardaki Maliye Bakanları'na üzülüyorum. Çıkıyorsunuz kürsüye, bütçe açıkları almış başını gitmiş, borçlar sürekli gidiyor, enflasyon bilmem ne olmuş, böyle bir ortamda Maliye Bakanı olmak gerçekten zor. Biz, geçen sene oturduk, maliyeyi tekrar canlandırmamız lazım. Bir Maliye Bakanı olarak rahatlıkla söyleyebiliyorum; bizim ekonomiyi canlandırmak için bir mali alanımız var. Ama boşa harcamayacağız. İhtiyaçlı davranıp ayağımızı yorganımıza göre uzatacağız" şeklinde konuştu. 

MALİYE POLİTİKASI ÜZERİNE

Naci Ağbal, son 15 yılda kamu maliyesinde atılan adımlarla millet olarak büyük başarı sağlandığını ve bu durumun hem içeride hem dışarıda Türkiyeyi güçlü kıldığını belirterek şunları söyledi:

"Türkiye kamu maliyesi alanında güçlü dengelere sahip. Niye? Bütçe açıkları düşük. Kamu borcunun milli gelire oranı görece düşük. Bugünlere kolay gelmedik. Çok tasarruf yaptık, çok kemer sıktık. Ayağımızı yorganımıza göre uzattık. 90'lı yılların hovardalığını 2000'li yıllarda bedelini ödedik; üzerine hem yatırım yapan hem de ülkeye hizmet getiren kamu maliyesi çerçevesi oluşturduk. 90 yıllarda yaşadığımız o sıkıntıları inşallah bir daha yaşamayalım. Kamu maliyesinde bu başarıları sağlarken ciddi reformlar yaptık. Eskiden kamuda o kadar çok farklı değişik  harcamalar yapılırdı ki şimdi onların hepsini kapattık. Sadece vatandaştan topladığımız vergiyi vatandaşa hizmet olarak döndürecek bir kamu maliyesi politikası çerçevesini bu dönemde oluşturduk."

"MALİ DİSİPLİNE UYMAK HİZMET YAPMAKTAN GERİ KALMAK ANLAMINA GELMİYOR"

Bu dönemde eğitimden sağlığa kadar kamu yatırımlarını daha fazla yaptıklarını anlatan Bakan Ağbal buna rağmen bütçe açığının yukarıya doğru gitmediğine dikkat çekti. Ağbal, "Mali disipline uymak, hizmet yapmaktan geri kalmak anlamına gelmiyor. Sadece ve sadece yapılması gereken şey doğru harcamaları doğru yerde yapmaktır. Fazla kamu harcaması yapmak ekonomiyi büyütmez. Ekonomiyi büyütecek olan özel sektördür, özel sektör yatırımlarıdır, ihracat ve üretimin gücüdür" dedi. 

Ağbal enflasyonda mücadele kamu maliye politikasının son derece önemli olduğunu ifade ederek, "Önümüzdeki süreçte kamu fiyat ayarlamaları ile kamu vergi düzenlemelerini para politikası ile tam uyumlu bir şekilde yürüteceğiz" diye konuştu. 

Maliye Bakanlığı'nın gündemindeki reformlar hakkında da bilgi veren Ağbal,  Gelir vergisi kanunu, Vergi Usul Kanunu, Katma Değer Vergisi kanunu, İstanbul Finans Merkezi(İFM) kanunu üzerine yapılan çalışmaları anlattı. 

Naci Ağbal'ın konuşmasının ardından Türkiye Finans Forumu, gerçekleşen 'Bankacılık Forumu' ve 'Sermaye Piyasaları Oturumu' ile sona erdi. 

Görüntü Dökümü

--------------------------

-Naci Ağbal'ın konuşması

-Otumlarda yapılan konuşmalar

-Genel ve detaylar

06.12.2017 - 17.23 Haber Kodu : 171206183

==================================

4- TAKSİM'DE ELEKTRİK KESİNTİSİ İSYANI

Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki alt yapı çalışmaları nedeniyle Asmalımescit Mahallesi'nde sık sık yaşanan elektrik kesintileri esnafı isyan ettirdi.

Son 36 saattir elektrik olmadığını belirten esnaf, duruma tepki gösterdi. İşyerleri hatta mahalle muhtarlığı bile mumla aydınlatılıyor.

Haber-Kamera: Zeki GÜNAL/ İSTANBUL DHA)

Beyoğlu İstiklal Caddesi'ndeki alt yapı çalışmaları sırasında başladığı belirtilen elektrik kesintileri nedeniyle Asmalımescit Mahallesi'nde  esnaf zor durumda.

Gönül sokak, Asmalımescit Caddesi, Orhan Adlı Apaydın sokak, Oteller sokak ve Kallavi Sokak'ta son 36 saattir elektrik olmadığını belirten esnaf yetkililerden yardım istedi. Esnaf, sürekli olarak gidip gelen elektrik nedeniyle elektronik cihazlarının  da bozulduğunu belirtiyor. Suriye Pasajı içinde bulunan Asmalı Mescit Mahalle Muhtarlığı, kafeler ve diğer işyerleri mum ışığıyla aydınlatılıyor.  Suriye Pasajı Müdürü Hakan Polat, "Nisan 2017 tarihinden bu tarihe kadar aralıklı olarak sürekli elektrik kesintisi oluyor. Son bir haftadır günde sadece 2 saat elektrik alabiliyoruz ve bu mağduriyetimizin giderilmesi için gerekli gerekli kurumlara başvurmamız neticesinde hiçbir sonuç alamadık. Hala mağduriyetimiz devam etmektedir. Dünden bu yana 36 saattir elektriğimiz yok, esnafımız mumla çalışıyor, muhtarımız mumla çalışıyor. Bazı esnafımız hiç bir şey yapamıyor, hiç enerji alamıyor. Nisan ayından bu yana yaşanan kesintiler son günlerde artarak devam ediyor" diye konuştu.

Görüntü dökümü

-----------------

-Suriye Pasajı önünde toplanan esnaf

-Suriye Pasajı Müdürü Hakan Polat ile röportaj

-Esnaflar ile röportajlar

-Mum ışığında çalışan Asmalı Mescit Mahallesi muhtarı Hüseyin Murat Akgerman

-Mum, gaz lambası ve telefon ışığı ile çalışan esnaflar

-Mahallenin ekmek fırınına çekilen elektrik kablosu

-Genel ve detay görüntüler

06.12.2017 - 16.30 Haber Kodu : 171206174

===========================

5- (Geniş Haber) BABASINA AİT MİNİBÜSLE 2 ÇOCUĞU EZEREK ÖLDÜRMEKTEN YARGILANAN 13 YAŞINDAKİ R.A'YA 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ 

Haber: Yüksel KOÇ - Kamera: İstanbul DHA

Sancaktepe'de babasına ait minibüsle yaptığı trafik kazasında 4 ve 9 yaşlarında iki çocuğun ölümüne bir çocuğun da yaralanmasına neden olan 13 yaşındaki R.A., 'Taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen karar duruşmasına, tutuklu sanık R.A. ve avukatı ile olayda hayatını kaybeden çocukların aileleri ve avukatları katıldı. Duruşmada söz alan Cumhuriyet Savcısı mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında, sanığın, "Birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan cezalandırılmasını istedi. Mütalaaya karşı son sözü sorulan tutuklu sanık R.A., söyleyeceği bir şey olmadığını söyledi. Avukatı da müvekkilinin tahiyesini  istedi. Mahkeme karar için duruşmaya ara verdi.

4 YIL 2 AY CEZA ALDI

Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, sanık R.A.'yı, "Taksirle birden fazla kişinin ölümü ve bir kişinin de yaralanmasına neden olmak" suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırdı. Sanığın suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğunu gerekçe gösteren mahkeme, bu cezayı yarı oranında indirerek 5 yıla düşürdü. Mahkeme, sanığın 13 yaşında oluşu ve cezanın geleceği üzerindeki etkisini gerekçe göstererek 5 yıllık cezayı da 4 yıl 2 aya düşürdü.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Sanığa verilen cezanın miktarını gerekçe gösteren mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

BABASI HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Mahkeme, olaydan önce de oğlu R.A.'nın şehir içinde araç kullanmasına müsaade eden baba İ.A. hakkında, ebeveyn sıfatı ile denetim görevini yapmadığı gerekçesi ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 13 yaşındaki R.A.'nın 8 Haziran 2017 tarihinde babasına ait aracı aldıktan kısa süre sonra kaza yaptığı, kaza sonucu 9 yaşındaki Efe Yağız Tepe ile 4 yaşındaki Elif Nur Dursun'un yaşamını yitirdiği, 4 yaşındaki Mehmet Akif Tepe'nin de yaralandığı belirtiliyor. İddianamede R.A.'nın, "Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümü bir kişinin de yaralanması" suçundan 1 yıl 4 aydan 11 yıla kadar hapis cezası istemiyle cezalandırılması talep ediliyordu.

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Olayla ilgili arşiv görüntüler 

06.12.2017 - 15.38 - Haber Kodu : 171206148

=======================

6- MİLLİ EĞİTİM BAKANI YILMAZ: EĞİTİM BU HÜKÜMETİN EN ÖNCELİKLİ KONUSUDUR

Haber - Kamera: Erhan TEKTEN/ İstanbul DHA

Açık Öğretim Okulları Diploma Töreni'ne katılan Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, "Eğitim bu hükumetin en öncelikli konusudur. Bütçede en fazla payı eğitime veriyoruz. Çünkü eğitimi ihmal ederseniz her şeyi ihmal etmişsiniz demektir. Ancak eğitime önem verirseniz de her şeye önem vermişsiniz demektir" dedi.

Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürlüğü'nün Açık Öğretim Okulları Diploma Töreni, İstanbul Küçükçekmece'deki Yahya Kemal Beyatlı Gösteri Merkezi'nde düzenlendi. Törene Milli Eğitim Bakanı İsmet Yılmaz, İstanbul Valisi Vasip Şahin, Hayat Boyu Öğrenme Genel Müdürü Ali Rıza Altunel, Küçükçekmece Belediye Başkanı Temel Karadeniz, İl Milli Eğitim Müdürü Ömer Faruk Yelkenci, öğrenci ve öğretmenler katıldı. Açık öğretim okullarının 25'inci yılı anısına hazırlanan sinevizyon gösterisi gerçekleştirildi.

"BEŞİKTEN MEZARA KADAR EĞİTİM"

Törende Bakan Yılmaz bir konuşma yaptı. Beşikten mezara kadar ilim, ömür boyu hayat boyu eğitim diyerek konuşmasına başlayan Yılmaz, "Her engeli eğitimle aşarız. Her problemi eğitilirsek çözeriz. Güzel de bir söz var; engeller bedenlerde değil zihinlerde olmasın. En büyük engel zihinlerde olduğu zaman. Ama bilin ki o engeli de eğitimle ortadan kaldırırız" ifadelerini kullandı. 

"BİZİM AMACIMIZ FIRSAT EŞİTLİĞİNİ SAĞLAMAK"

Bakan Yılmaz, ÖSYM Başkanından aldığı bazı sayıları açıklayacağını söyleyerek, "Açık öğretim lisesi mezunu olup da sadece geçen yıl üniversite sınavına girip de hukuk, mühendislik bir de tıpı kazananların sayısını aldım. Geçen yıl açıköğretim lisesini bitirerek Hukuk Fakültesini kazananların sayısı 527,  Bin 962 tane mühendislik fakültelerini kazanan açıköğretim lisesi mezunumuz var. ve 160 da tıp fakültesini kazanalar var. Buradan neyi görüyoruz. Bizim amacımız fırsat eşitliğini sağlamak. Eğitimde herkese kaliteli bir eğitim sunmak. Bu sayıda öğrenciyi bu fakültelere gönderebiliyorsak eğitim de fırsat eşikliğinde ve eğitimde belli bir kaliteyi, sayıyı yakaladık demektir. Bu öğrencilerimize destek olan ailelerini de tebrik ediyorum" dedi. 

"EĞİTİM BU HÜKUMETİN EN ÖNCELİKLİ KONUSUDUR"

Eğitimin hükumetleri için en öncelikli konu olduğunu vurgulayan Yılmaz, "Şundan emin olun Türkiye'nin bugünü dünden çok daha iyi. Niçin? Eğitim bu hükumetin en öncelikli konusudur. Bütçede en fazla payı eğitime veriyoruz. Çünkü eğitimi ihmal ederseniz her şeyi ihmal etmişsiniz demektir. Ancak eğitime önem verirseniz de her şeye önem vermişsiniz demektir" şeklinde konuştu.  

Törende mezun olan öğrenciler diplomalarını Bakan Yılmaz'ın elinden alırken, törenin ardından Yılmaz'a bir hediye takdim edildi.

Görüntü Dökümü:

--------------------

-Törenden detaylar

-Gösterilerden detaylar

-Bakanın gelişi

-İstiklal Marşı okunması

-Bakanın konuşması

-Diploma töreni

-Hediye verilmesi

-Toplu fotograf çekimi

06.12.2017 - 17.26 Haber Kodu : 171206184

=================================

7- DAVUTOĞLU'NDEN ZARRAB AÇIKLAMASI

İSTANBUL DHA

Eski Başbakan Ahmet Davutoğlu, basın ofisi aracılığıyla Amerika'da davada itirafçı olan Reza Zarrab ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Açıklamada, "Amerika'da bir davada sanık iken tanık olarak ifade veren şahsın herhangi bir güvence talebi Sayın Davutoğlu döneminde Başbakanlığa intikal etmemiş, kendisinden böyle bir talepte bulunulmamıştır. Ayrıca Sayın Davutoğlu'nun anılan şahısla 17/25 Aralık'tan önce de sonra da, doğrudan ya da dolaylı hiç bir teması, görüşmesi, iletişimi gerçekleşmemiştir."denildi.

Davutoğlu'nun basın ofisinden yapılan açıklama şöyle:  

Daha önce marjinal ve Türkiye dışındaki odakların ülkemize dönük operasyonlarına araç olması ile maruf bir gazetede yer alan temelsiz ve maksatlı bir iddia, daha sonra bazı siyasilere de dayanarak diğer basın organlarında gündeme getirilmiştir. Sayın Davutoğlu'nu tanıyanlarca asla ciddiye alınmayacak bu hayal ürünü senaryoların art niyetli kişilerce istismar edilmeye devam edilmesi üzerine kamuoyuna açıklama yapılması ihtiyacı doğmuştur.

Amerika'da bir davada sanık iken tanık olarak ifade veren şahsın herhangi bir güvence talebi Sayın Davutoğlu döneminde Başbakanlığa intikal etmemiş, kendisinden böyle bir talepte bulunulmamıştır.

Ayrıca Sayın Davutoğlu'nun anılan şahısla 17/25 Aralık'tan önce de sonra da, doğrudan ya da dolaylı hiç bir teması, görüşmesi, iletişimi gerçekleşmemiştir.

Türkiye'yi daha önce farklı süreçlerle hedef alanların mevcut davayı da ülkemiz aleyhine kullanmak, milli iradeyi operasyonel amaçlarla tahakküm altına almak niyetlerine karşı uyanık olmak herkesin ortak vazifesidir.

Sayın Davutoğlu'nun 17/25 Aralık'taki darbe girişimine karşı tavrı da, bu konulardaki ilkesel tutumu da dün nasılsa bugün de öyledir ve aziz milletimizin malumudur. Daha önce hain FETÖ'nün itibar suikastlarının ve kumpaslarının sonuçları ortada iken aynı yöntemlerle siyasi, ekonomik operasyonlar yapılması FETÖcülüğün başka bir türüdür ve bu operasyonlara karşı herkesin dikkat etmesi büyük önem arz etmektedir.

======================

8- FETÖ'NÜN İŞ DÜNYASI YAPILANMASI DAVASI… (4) 

*ÜNLÜ BAKLAVACI FARUK GÜLLÜ SAVUNMASINI YAPTI

*Tutuklu sanık Ünlü Baklavacı Faruk Güllü,

"Bylock kullanmadım. DİGİTÜRK iptalim yok. Bank Asya'da hesap artışım yok. 1 Mart 2014'te TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu'na katılmadım"

"Benim hesap açıp Bank Asya'ya destek olduğum iddiası akla ve mantığa aykırıdır"

"Polis bize 'tankların geçmesini engellemek için arabalarla yolu kapatmamız gerekiyor' dedi. Orada gece 03.00'e kadar kaldık,  yolu kestik. Elimizden geldiği kadar bu hain girişimine engel olmaya çalıştık"

"Hakkımda gözaltı kararı verildiğini öğrendiğimde kendim teslim oldum"

Haber: Serpil KIRKESER/ İstanbul DHA

Fetullahçı Terör Örgütü'nün (FETÖ) iş dünyası yapılanmasına yönelik kapatılan Türkiye İşadamları ve Sanayiciler Konfederasyonu (TUSKON) ve üye şirketlerine yönelik 21'i tutuklu 86 sanık hakkında açılan davanın 9. duruşmasında tutuklu sanıklar Ömer Faruk Kavurmacı ve Faruk Güllü savunmasını tamamladı. Faruk Güllü, terör örgütü FETÖ üyesi olmadığını belirterek, 15 Temmuz hain darbe girişiminin ardından gazetelere ilan vererek darbe girişimini kınadığını söyledi. Güllü savunmasında iddianame dışına çıkınca Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, "..Mıy mıy anlatmayın. İddianamenin dışına çıkmayın. Sürekli beni uyarmak zorunda bırakmayın" dedi.   

"KAMU GÖREVLİLERİ FİNANSE EDİLMİŞ"

İstanbul 23. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan duruşmanın öğleden sonraki bölümünde İstanbul Büyükşehir Belediye eski Başkanı Kadir Topbaş'ın damadı tutuklu sanık Ömer Faruk Kavurmacı'nın savcılık ve hakimlik ifadeleri okundu. Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, Hakan Şükür ve Ali Fuat Yılmazer gibi hakkında dava açılan kişiler ile şirketler arasında para transferleri yapıldığını, bu transferleri yapanlardan birinin Zaman Gazetesi Grup Başkanı Beytullah Demir olduğunu, bu transferler hakkında Kavurmacı'ya bilgisi olup olmadığını sordu. Sanık Kavurmacı da "Reklam bedeli için ödenmiş. Ben bu konuda bilgiye sahip değilimö diye cevap verdi. Bunun üzerine Mahkeme Başkanı Öztürk, "Kamu görevlileri finanse edilmiş" diye konuştu.  

KAVURMACI'YA O YAZI SORULDU

Mahkeme Başkanı Öztürk, "Ceza İnfaz Kurumu'ndan gelen bir yazı var. Görüş esnasında ailene verilmek üzere verilen eşyalarda küçük bir not bulunmuş. Bu not makinede büyültülerek tespit edilmiş. Notta 'Bugün Yiğitler babama Bank Asya hesabı hakkında soru sorarlarsa, bilmiyorum, çek senettir, ihracattır, otomatik ödemelerdir, kayyum olduğu için bilmiyorum desin' yazılmış. Neler diyeceksin?" diye sordu. Sanık Kavurmacı da "Ben onu dışarıya göndermeye çalışmadım. Benim eşyalarımın arasına karışmış. Gizli saklı bir not değil" diye konuştu. Mahkeme Başkanı Öztürk, "Bu babayiğitler nedir?" diye sorunca sanık Kavurmacı da şu cevabı verdi: Yiğit avukattır. Yanında bir arkadaşıyla gidip geldiği için babama hatırlamak için dedim."

GİZLİ TANIĞIN BEYANLARI OKUNDU

Mahkeme Başkanı Öztürk, Kavurmacı aleyhine ifade veren gizli tanığın beyanlarını da duruşma salonunda okudu. Kavurmacı da gizli tanığın beyanlarının duyuma dayalı şeyler olduğunu kendisiyle ilgili beyanının olmadığını kaydetti.

ÜNLÜ BAKLAVACI GÜLLÜ: LEHE OLAN DELİLLER DOSYAYA EKLENMEDİ 

Tutuklu sanıklardan Ünlü Baklavacı Faruk Güllü de 15 aydır tutuklu olduğunu ve FETÖ üyesi olmakla suçlandığını savundu. Tutuklanarak Silivri Cezaevi'ne gönderildiğini anlatan sanık Güllü, iddianameyi eleştirerek, kendisiyle ilgili lehe delillerin dava dosyasına eklenmediğini, masumiyet karinesi ihlal edilerek yargılanmasının devam ettiğini, silahlı bir örgütün varlığından bahsedilmesi için örgütün var olup olmadığını, ne zamandan beri var olduğuna ilişkin kesinleşmiş mahkeme kararlarından sonra karar verildiğini söyledi. 

"BYLOCK KULLANMADIM"

"15 Temmuz 2016  hain darbe girişimini Güneşli'deki mağazamızdayken öğrendimö diyen Güllü, "'Ne söylesem beni anlamadılar ve Silivri'ye gönderildim. 15 Temmuz 2016'da gece iş yerimde olduğumu kanıtlayan CD'ler değerlendirilmemiştir. Araçlarla tankların önünü kapattığımız kamera kayıtları taleplere rağmen dosyaya eklenmemiştir. Suç örgütüne üye olmak gibi bir kastım olmamıştır. Örgüt mensubu olduğumu gösterir eylemim olmamıştır. Kişiliğime sabıka kaydıma bakılırsa suça meyilli olup olmadığım ortaya çıkacaktır.  Vatanını ve milletini seven, yurtdışında ülkemizi başarıyla temsil ettiğim ortaya çıkacaktır. Bylock kullanmadım. DİGİTÜRK iptalim yok. Bank Asya'da hesap artışım yok. 1 Mart 2014'te TUSKON 5. Olağan Genel Kurulu'na katılmadım. Toplantısına katılmadığım kuruluşun eylemlerinden sorumlu tutulmam hukuka aykırıdır. KASİD ile 2010 yılında üyeliğimi sonlandırdım. Ancak 2015 yılına kadar pasif üyelik kaydım benden habersizce tutulmuş. Hiçbir evrakta imzam yoktur" dedi.

"BANK ASYA İÇİN SİZE YAĞMURLU HAVADA SU BİLE YOK DEDİM"

FETÖ'ye para aktarmadığını söyleyen Güllü, Bank Asya'nın gerçek yüzünü işlerinde kriz başladığında gördüğünü, teminat altına alınmış gayrimenkullerinin satıldığını, hem ailesinde, hem de iş çevresinde kapanmayacak yaralar açtıklarını, kendisini iflasın eşiğine getirdiğini, zor durumda bıraktığını, haciz getirdiği anlattı. Sanık Güllü, "O kadar söylememe rağmen bana yardımcı olmadılar, üzerime geldiler. Beni yıprattılar. Benim hesap açıp Bank Asya'ya destek olduğum iddiası akla ve mantığa aykırıdır. Ben onlara son toplantıda 'Sizden büyük Allah'ın adaleti var' dedim. Hesaplarımda gayri resmi para transferi yoktur. Şirketin pos cihazı bile Bank Asya'ya ait değildir. Talimatla para yatırmadım, bu da tespit edilmiştir. Bank Asya için 'Size yağmurlu havada su bile yok' dedim. Şimdi bu suçla isnat edilmek beni kahrediyor.  Destek manasında hesap açmadım" diye konuştu.  

     

"NE ŞEKİLDE GELDİĞİNİ BİLMEDİĞİM KİTAP NEDENİYLE 15 AYDIR TUTUKLUYUM"

İddianamede terör örgütü lideri Fetullah Gülen'in yazarı olduğu 'Mefkure Yolcuğu' isimli kitabın adresinde yapılan aramalarda bulunduğu iddiasına da cevap veren sanık Güllü, "Bu kitap ne şekilde geldi belki de biri hediye etti. Ne şekilde alındığını bilmediğim kitap nedeniyle 15 aydır tutukluyum" diye konuştu.  

"SÖYLENENLER HAYAL ÜRÜNÜDÜR"

Gizli Tanık Demir'in kendisi için "Her geldiği toplantıya koli koli baklava getirirdiö şeklinde beyanda bulunduğunu aktaran sanık Güllü, "Biz aile kültürümüzden dolayı hiçbir yere eli boş gitmedik. Bunun hukukta suç sayıldığını düşünmüyorum. Gizli tanık ifadesinde 100 bin dolar para verdiğim iddiası var. Personele 3-4 ay maaşını geç öderken, dünya kadar borcum varken böyle bir para vermemin Allah katında yeri yoktur, vicdanı değildir. Söylenenler hayal ürünüdür" dedi. 

"HAİN DARBE GİRİŞİMİNE ENGEL OLMAYA ÇALIŞTIK"

15 Temmuz  hain darbe girişimi gecesi Güneşli'deki mağazasında olduğunu, Merter'deki iş yerine doğru yola çıktığı sırada Şirinevler'de polisin kendilerini durduğunu söyleyen Güllü, şunları anlattı: "Polis bize 'tankların geçmesini engellemek için arabalarla yolu kapatmamız gerekiyor' dedi. Orada gece 03.00'e kadar kaldık,  yolu kestik. Elimizden geldiği kadar bu hain girişime engel olmaya çalıştık. 150 yıldır, 6 kuşaktı hizmet veriyoruz. Şahsım ve şirketimizin her zaman milletimizin yanında oldu. Darbe girişimini kınadığımıza ilişkin gazetelere ilan verdik. (ilanları mahkemeye delil olarak sundu) 17-25 Aralık ve Gezi olaylarında şirketimizi karalamaya çalıştılar fakat biz 150 yıldır devletimizin yanındayız. Hakkımda gözaltı kararı verildiğini öğrendiğimde polislere kendim teslim oldum. Pasaportum alındı, verilen kararın adil olmadığı kanaatindeyim. 15 Temmuz'dan sonra 'İşadamları tutuklandı' haberlerini okudum. Ben kaçmadım, saklanmadım." 

MAHKEME BAŞKANI: MIY MIY ANLATMAYIN

Mahkeme Başkanı Ali Öztürk, "…Mıy mıy anlatmayın. İddianamenin dışına çıkmayın. Sürekli beni uyarmak zorunda bırakmayın" diyerek Sanık Güllü'yü uyardı. Savunmasına tekrar devam eden Güllü, uzun süre Hasan Gültekin ile arasında yaşananları anlatınca mahkeme başkanı Öztürk tekrar araya girdi ve şunları söyledi: Türkçe konuşuyorum. Hasan Gültekin ile husumet var. Burası herkesin hayat hikayesini anlatacağı yer değil. Yargılama iddianameyle sınırlıdır. Tekrar uyarmak zorunda bırakmayın. Mikrofonu kapatırım. Uyuşmazlığı çözüm makamı değiliz. Konuyu dağıtmayın" dedi. Sanık Güllü savunmasının sonunda mal varlığı üzerindeki tedbirlerin ve şirketleri üzerindeki kayyum kararlarının kaldırılmasını talep etti. Sanık savunmalarının alınmasına ara veren mahkeme heyeti, duruşmayı yarına erteledi. 

=======================

9- (Geniş Haber) BABASINA AİT MİNİBÜSLE 2 ÇOCUĞU EZEREK ÖLDÜRMEKTEN YARGILANAN 13 YAŞINDAKİ R.A'YA 4 YIL 2 AY HAPİS CEZASI VERİLDİ 

Haber: Yüksel KOÇ - Kamera: İstanbul DHA

Sancaktepe'de babasına ait minibüsle yaptığı trafik kazasında 4 ve 9 yaşlarında iki çocuğun ölümüne bir çocuğun da yaralanmasına neden olan 13 yaşındaki R.A., 'Taksirle birden çok kişinin ölümüne neden olmak" suçundan 4 yıl 2 ay hapis cezasına çarptırıldı.

İstanbul Anadolu Çocuk Ağır Ceza Mahkemesi'nde bugün görülen karar duruşmasına, tutuklu sanık R.A. ve avukatı ile olayda hayatını kaybeden çocukların aileleri ve avukatları katıldı. Duruşmada söz alan Cumhuriyet Savcısı mahkemeye sunduğu esas hakkındaki mütalaasında, sanığın, "Birden fazla kişinin ölümüne neden olma" suçundan cezalandırılmasını istedi. Mütalaaya karşı son sözü sorulan tutuklu sanık R.A., söyleyeceği bir şey olmadığını söyledi. Avukatı da müvekkilinin tahiyesini  istedi. Mahkeme karar için duruşmaya ara verdi.

4 YIL 2 AY CEZA ALDI

Aradan sonra kararını açıklayan mahkeme, sanık R.A.'yı, "Taksirle birden fazla kişinin ölümü ve bir kişinin de yaralanmasına neden olmak" suçundan 10 yıl hapis cezası ile cezalandırdı. Sanığın suç tarihinde 15 yaşından küçük olduğunu gerekçe gösteren mahkeme, bu cezayı yarı oranında indirerek 5 yıla düşürdü. Mahkeme, sanığın 13 yaşında oluşu ve cezanın geleceği üzerindeki etkisini gerekçe göstererek 5 yıllık cezayı da 4 yıl 2 aya düşürdü.

TUTUKLULUK HALİNİN DEVAMINA KARAR VERİLDİ

Sanığa verilen cezanın miktarını gerekçe gösteren mahkeme, sanığın tutukluluk halinin devamına karar verdi.

BABASI HAKKINDA SUÇ DUYURUSU

Mahkeme, olaydan önce de oğlu R.A.'nın şehir içinde araç kullanmasına müsaade eden baba İ.A. hakkında, ebeveyn sıfatı ile denetim görevini yapmadığı gerekçesi ile İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulmasına karar verdi.

İDDİANAMEDEN

İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 13 yaşındaki R.A.'nın 8 Haziran 2017 tarihinde babasına ait aracı aldıktan kısa süre sonra kaza yaptığı, kaza sonucu 9 yaşındaki Efe Yağız Tepe ile 4 yaşındaki Elif Nur Dursun'un yaşamını yitirdiği, 4 yaşındaki Mehmet Akif Tepe'nin de yaralandığı belirtiliyor. İddianamede R.A.'nın, "Bilinçli taksirle birden çok kişinin ölümü bir kişinin de yaralanması" suçundan 1 yıl 4 aydan 11 yıla kadar hapis cezası istemiyle cezalandırılması talep ediliyordu.

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Olayla ilgili arşiv görüntüler 

06.12.2017 - 15.38 - Haber Kodu : 171206148