Dha İstanbul Bülteni - 4

Dha İstanbul Bülteni - 4

1- SERVİS MİDİBÜSÜNÜN METROBÜS DURAĞINA ÇARPMA ANI KAMERADAHaber: Sinan BİLGİLİ - İSTANBUL DHAD-100 Karayolu Küçükçekmece mevkiinde servis midibüsü metrobüs yoluna girdi.

Dha İstanbul Bülteni - 4

1- SERVİS MİDİBÜSÜNÜN METROBÜS DURAĞINA ÇARPMA ANI KAMERADA


Haber: Sinan BİLGİLİ -  İSTANBUL DHA


D-100 Karayolu Küçükçekmece mevkiinde servis midibüsü metrobüs yoluna girdi. İşçi servisinde bulunan 3 kişi yaralandı. Kaza nedeniyle metrobüs seferleri aksadı. O anlar güvenlik kameralarına yansıdı. Bir anda kontrolden çıkan midibüsün önce aydınlatma direğine sonra da metrobüs durağına çarptığı görülüyor.


Görüntü Dökümü:


--------------


-Kaza anınını görüntüleri


DHA FEED


12.10.2017 - 16.55 Haber Kodu : 171012179


==========================


 (ÖZEL) 


2-TABLET BOMBA GİBİ PATLADI 


O anlar güvenlik kamerasına yansıdı


Haber-Kamera: Zeki GÜNAL/İSTANBUL,


Kayseri'de tamir edilen tablet bilgisayar bir anda bomba gibi patladı. 


Olay geçen hafta Kayseri Melikgazi'de bir hediyelik eşya dükkanında meydana geldi. İş yeri sahibi Gülabi Köse, 12 yaşındaki oğlu Doğukan Köse'nin bataryası bozulan tabletini söküp bataryasını değiştirmek istedi. Gülabi Köse tableti sökerken, bir anda patlama oldu.  Tablet alev topuna döndü. Tablet bilgisayarın patlamasıyla neye uğradıklarını şaşıran baba ve oğlu büyük panik yaşadı. Gülabi Köse alev alan tableti dışarı araken oğlu Doğukan Köse kendini yere attı. Şans eseri yaralananın olmadığı olay anı güvenlik kamerasına yansıdı.


Görüntü dökümü


-----------


GÜVENLİK KAMERASI GÖRÜNTÜLERİ


-Gülabi Köse'nin tableti sökmeye çalışması


-Dükkana gelen müşteri ile ilgilenmesi


-Müşterinin gitmesi


-Gülabi Köse'nin tableti sökmeye devam etmesi


-Oğlu Duğukan Köse'nin temizlik yapması


-Tabletin alevli şekilde patlaması


-Çocuğun yere savrulması


Gülabi Köse'nin alev halindeki tableti alıp dışarı çıkması


-Genel ve detay görüntüler


12.10.2017 - 16.05 Haber Kodu : 171012153


=============================


3- ATAŞEHİR'DE SERVİSLERDE  VE OKUL ÇEVRELERİNDE DENETİM


Haber-Kamera: Cengiz ÇOBAN - İSTANBUL DHA


Ataşehir'de servis şoförünün bonzai kullanmış halde yakalanmasının ardından Mobil Okul Timi (MOT) ekipleri harekete geçti.  Okul önlerinde şüpheli kişiler ve araçlarla birlikte servislere de denetim yapıldı


Mobil Okul Timi ekiplerinin okul çevrelerindeki denetimleri sürüyor. Polis ekiplerinin 3 Ekim'de gerçekleştirdiği servis denetiminde bir sürücünün baygın halde olması polisin dikkatini çekmiş, serviste yapılan aramada servis şoförünün bonzai kullandığı ortaya çıkmıştı. Uyuşturucu kullanmaktan suç kaydı olduğu öğrenilen Servet G. skandalın ardından gözaltına alınmıştı.


SERVİSLER DİDİK DİDİK ARANDI


Ataşehir'de MOT ekipleri  okul önlerinde yapılan denetimlerde servisler didik didik arandı, eksik evraklar kontrol edildi. Bir anadolu lisesinin önünde ise şüphelenilen iki motosiklet durduruldu. Yapılan inceleme sonucunda motosiklet sürücüleri hakkında eksik evraktan işlem yapıldı. Öte yandan Ataşehir İlçe Emniyet Müdürlüğü Çocuk Büro Amirliği'nden  alınan bilgiye okulların açılmasıyla birlikte Ataşehir'deki okullarda çalışan yaklaşık 3 bin kişiye Genel Bilgi Taraması yapıldı. Suç kaydı olanlar okul yönetimlerine bildirildi.


Görüntü Dökümü:


----------------


-Okul önlerindeki şüpheli kişi ve araçların aranması


-GBT yapılması


-Veliler ile röp


-Şüpheli iki motorun durdurulması


-Servis araçlarının durdurulması


-Aranması


-Servis sürücüleri ile röp


-Genel ve detay görüntüler


12.10.2017 - 15.03 Haber Kodu : 171012123


========================


4- REHA MUHTAR  İLE DENİZ UĞUR'UN VELAYET DAVASI


Haber: Ümit TÜRK İstanbul/ DHA  


Oyuncu Deniz Uğur ile Gazeteci Reha Muhtar'ın 7 yaşındaki ikizlerinin velayet davası gergin geçti. Davada Deniz Uğur'un ikizleri için istediği 30 bin TL'lik iştirak nafakası tartışmaya yol açtı. Dava çıkışı Reha Muhtar, "Bir baba olarak sadece çocuklarımın mutluluğunu istiyorum" dedi. Deniz Uğur ise "Kızım bana diyor ki, 'Seni özledikçe bakıcıma sarılıyorum..." diye konuştu 


TANIKLAR DİNLENDİ


İstanbul Aile Mahkemesi'nde açılan velayet davasının bugün de görülmesine devam edildi. Duruşmada, Reha Muhtar ve Deniz Uğur avukatları ile hazır bulundu. Duruşmada Deniz Uğur'un tanıkları dinlendi. Duruşmada Deniz Uğur'un ikizleri için aylık 30 bin TL istediği iştirak nafakası gerginliğe yol açtı. Deniz Uğur'un avukatı gizli görülen davada 'gizlilik kararı'nın kaldırılmasını istedi. Mahkeme gizliliğin devamı karar verdi. Deniz Uğur'un çocukları için istediği 30 bin TL'lik nafakayı Reha Muhtar ve avukatının maddi çıkar olarak nitelendirilmesi üzerine, Deniz Uğur istediği nafakadan vazgeçtiğini belirtti. Duruşma gelecek celse Reha Muhtar'ın 3 tanığının dinlenmesi için ertelendi.  Duruşma çıkışında Reha Muhtar ve Deniz Uğur da gazetecilere ayrı ayrı konuştu. 


REHA MUHTAR: BEN ÇOCUKLARIMI ANNELERİNE KARŞI DOLDURMAM


Reha Muhtar, "Bir baba olarak sadece çocuklarımın mutluluğunu istiyorum. Ben çocuklarımı aleyhte etkileyecek hiçbir şey söylemem. Onları annelerine karşı doldurmam. Annelerinin aleyhine olacak hiçbir kelime etmem. İddialar beni ilgilendirmez. Benim çocuklarım var. Çocuklar üç buçuk yıldır tenis oynuyorlar. Lisanslı tenis oyuncusu onlar. Doğal olarak lisanslı sporcu olarak devam ediyorlar. Geçen sene nereye gidiyorlarsa bu sene de 50 metre yanındaki yere gidiyorlar. Hepsi bu" diye konuştu. 


DENİZ UĞUR: KIZIM BANA DİYOR Kİ; "SENİ ÖZLEDİKÇE BAKICIMA SARILIYORUM"


Deniz Uğur ise, "Benim tek amacım, kızım bana diyor ki, 'Seni özledikçe bakıcıma sarılıyorum... Ben onun mutlu olmasını istiyorum. O kadar"  dedi.


GİZLİLİĞİN KALDIRILMASI TALEBİMİZ REDDEDİLDİ


Deniz Uğur'un avukatı Abidin Şahin de, dava başlangıcında kendilerinin talebi doğrultusunda konulan bir gizlilik kararının olduğunu hatırlatarak, "Bu kararın kaldırılmasını talep ettik. Mahkeme bu kararımızı yerinde görmedi. ve gizlilik kararının devamına karar verdi. Dolayısıyla bu aşamada yargılama işlemleriyle ilgili olarak dışarıda herhangi bir beyanda bulunmamız yasal olarak mümkün değil" dedi. 


AVUKAT: NAFAKA TALEBİMİZ, MADDİ YARAR ELDE ETMEK İÇİN DEĞERLENDİRİLİNCE, VAZGEÇTİK


Davanın çocukların velayetinin babadan alınarak anneye verilmesi davası olduğunu belirten Şahin "Velayetin anneye verilmesi durumunda 15'er bin lira nafaka talebimiz vardı. Fakat bu nafaka talebi maddi olarak yarar elde etmek için kullanıldığı şeklinde değerlendirildiğinden, müvekkilimin de böyle bir düşüncesi hiçbir zaman olmayacağından dolayı biz nafaka talebimizden vazgeçtik. Dava sadece velayet davası olarak sürecektir" şeklinde konuştu. 


OLAYIN GEÇMİŞİ


Gazeteci Reha Muhtar, ikizlerinin annesi Deniz Uğur ile 2010 yılında ayrılırken bir protokol imzalamıştı. Protokol gereği ikizler Mina Deniz ve Poyraz Deniz'in velayeti 18 yaşına kadar babaları Reha Muhtar da kalacaktı. Ayrıca protokolde anne Deniz Uğur'un çocuklarını istediği zaman Muhtar'ın yalısında görebileceği hatta yalıda iki gün kalabileceği maddesi de yer almıştı. Geçtiğimiz aylarda oyuncu Deniz Uğur bu protokole itiraz etmiş ve çocuklarının yanında kalmasını istemişti.


Görüntü Dökümü:


-------------------------


Reha Muhtar'ın adliye çıkışı konuşması


Deniz Uğur'un konuşması


Deniz Uğur'un avukatının konuşması


Genel detaylar


12.10.2017 - 17.10 Haber Kodu : 171012188


============================


5- 15 TEMMUZ ŞEHİTLER KÖPRÜSÜ DAVASININ DÖRDÜNCÜ DURUŞMASI YAPILDI


 


Yüksel KOÇ/İSTANBUL, 


15 Temmuz gecesi 15 Temmuz Şehitler Köprüsü'ndeki olaylara ilişkin 135'i tutuklu 143 sanıklı davanın dördüncü duruşması yapıldı. Bugüne kadar dinlenen 19 sanığın kimi hiç ateş etmediğini, kimi de havaya ateş ettiğini söylerken, bugün dinlenen tutuklu sanık Kürşat Kulaoğlu, adam boyunda atış ettiğini söyledi.


Kulaoğlu, "Adam boyunda ateş ettim. Dikkatlice baktım kimseyi vurmadım. Mustafa Sezen bana, 'oğlum sen galiba birini vurdun' dedi. 'Yok oğlum, ben kimseyi vurmadım' diye yanıt verdim. Yemin ederim ki ben kimseyi vurmadım" dedi.


Kulaoğlu, Ömer Halisdemir'e verilen emrin benzerinin kendisine verilmesi durumunda, tutuklu olan komutanları Binbaşı Ahmet Taştan ve Yarbay Turgay Ödemiş'i kast ederek, "Böyle bir emir bana verilseydi bu iki hainin kafasına sıkardım" dedi.


İstanbul 25. Ağır Ceza Mahkemesi tarafından Silivri Cezaevi yerleşkesinin karşısındaki duruşma salonunda görünen görülen davanın dördüncü duruşmasına 122 tutuklu sanık ile sanık ve müşteki avukatları katıldı.


Davanın öğleden sonra yapılan oturumunda sorgusu yapılan tutuklu er Kürşat Kulaoğlu, askerliğini yaptığı Kuleli Askeri Lisesi'nden canlı bomba saldırısı gerekçesi ile köprüye götürüldüklerini, bir süre sonra orada halkın birikmeye başladığını, orada araçları durdurmak için havaya 3 el ateş ettiğini söyledi. Köprüde öldürülen başçavuş İbrahim Gül'ün ateş talimatı verdiğini, bu talimata uymadığını söyleyen Kulaoğlu, "Başçavuş Gül, 'Ateş etmezseniz ben sizi öldürürüm ulan diyerek' silahını bize doğrulttu" iddiasında bulundu.


'ADAM BOYUNDA ATEŞ ETTİM, DİKKATLİCE BAKTIM KİMSEYİ VURMADIM'


Kulaoğlu, köprüdeki o anları şöyle anlattı: "Unimog'un sağ tarafındaydım. Adam boyunda ateş ettim. İbrahim Gül'ün baskısıyla çökme pozisyonundayken 6 kez ateş ettim. 3 defa araç durdurmak için 3 defa da adam boyunda ateş ettim. Dikkatlice baktım kimseyi vurmadım. Mustafa Sezen bana, 'oğlum sen galiba birini vurdun' dedi.  'Yok oğlum, ben kimseyi vurmadım' diye yanıt verdim. Yemin ederim ki ben kimseyi vurmadım. Eğer ben birini şehit veya gazi ettiysem asın beni. Darbe yapmak için er mi olunur. Asker olmak için okurdum" dedi.


'ÖMER HALİSDEMİR'E VERİLEN EMİR BANA VERİLSEYDİ O İKİ HAİNİN KAFASINA SIKARDIM'


Kürşat Kulaoğlu sorgusunda Zekai Aksakallı tarafından Ömer Halisdemir'e  verilen emri hatırlattı. Kulaoğlu, Halisdemir'e verilen emrin kendisine verilmesi durumunda davanın tutuklu sanıkları Binbaşı Ahmet Taştan ve Yarbay Turgay Ödemiş'i kast ederek, "Böyle bir emir bana verilseydi bu iki hainin kafasına sıkardım" dedi.


Turgay Çiçek'in kendilerini uyardığını söyleyen Kürşat Kulaoğlu, "Turgay Çiçek, 'garip şeyler oluyor, ateş etmeyin' diye bizi uyarıyordu. Büyük olduğu için onu dinliyorduk. Turgay'ın hiç ateş ettiğini görmedim" dedi. Duruşma, tutuklu sanık er Levent Kalelioğlu'nun sorgusu ile sürüyor.


İDDİANAMEDEN        


İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan iddianamede, 135'i tutuklu 143 şüphelinin 15 Temmuz gecesi 32'si vatandaş 2'si polis olmak üzere 34 kişinin şehit edildiği köprüde yaşanan olaylardan sorumlu oldukları belirtiliyor.


Köprüye çıkan vatandaşların üzerine tanklardan 4 kez ateş edildiği belirtilen iddianamede, A Parti'nin kuruluşundan bu yana reklamcısı olan Erol Olçok ve oğlu Abdullah Tayyip Olçok'un da bu olaylar sırasında şehit edildiği belirtilerek, şüphelilerin, "Anayasal düzeni ortadan kaldırmaya teşebbüs","Hükümeti ortadan kaldırmaya teşebbüs", "TBMM'yi ortadan kaldırmaya teşebbüs" ve 34 kişinin öldürülmesine ilişkin "Nitelikli kasten öldürme" suçlarından toplam 37'şer kez ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası ile cezalandırılmaları talep ediliyor.


============================


6- BAĞCILAR'DA YANAN ELEKTRİK KABLOLARINDA PATLAMALAR OLDU


İSTANBUL DHA


Bağcılar'da kaldırım yenileme çalışmaları sırasında kepçe kazı yaparken yeraltı elektrik akım kablolarını kopardı. Kabloların yanmasıyla meydana gelen patlamalar elektrik akımının kapatılasıyla durdu. O anlar, bir cep telefonu kamerasına yansıdı.


Olay, Yavuz Selim Mahallesi 1025 sokak üzerinde saat 15.30 sıralarında meydana geldi. Alınan bilgiye göre, kaldırım yenileme çalışmaları sırasında kepçe kazı yaparken yeraltı elektrik akım kablolarını kopardı. Bildirilmesi üzerine olay yerine İtfaiye ve BEDAŞ ekipleri sevk edildi. İtfaiye ekipleri, şerit çekerek çevre güvenliğini aldı. BEDAŞ ekiplerinin elektrik akımını kapatmasıyla patlamalar durdu.Ekiplerin onarım çalışmaları sürüyor.


Öte yandan o anlar, bir cep telefonu kamerasına yansıdı. Görüntülerde, patlama ve kıvılcımlar görülüyor.


Görüntü dökümü:


----------------------


-Meydana gelen patlamalar


-İtfaiye ekiplerinin gelmesi


-Şerit çekmeleri


-Patlamaların durması


Detaylar


12.10.2017 - 17.04 Haber Kodu : 171012185


======================


7- NUMAN KURTULMUŞ: ARTIK ITRİ'NİN MARŞIYLA ŞEHİTLERİMİZİ DEFNEDEBİLİYORUZ


Haber - Kamera: Enver Alas/ İstanbul DHA 


Kültür ve Turizm Bakanı Numan Kurtulmuş, "Daha birkaç hafta öncesine kadar şehitlerimizin cenazelerinde kimsenin anlamadığı ve bilmediği, on yıllardır çalınmasına rağmen kimsenin de anlam veremediği Chopin'in 'Cenaze Marşı' ile şehitlerimizi defnediyorduk. Çok şükür, artık Itri'nin marşıyla herkesin 'Allahu Ekber' diyerek katılabileceği marşlarla şehitlerimizi defnedebiliyoruz" dedi. 


Numan Kurtulmuş, Yenikapı'da bu yıl 7'ncisi düzenlenen 'Ordu Tanıtım Günleri'nin açılışına katıldı. Yenikapı Etkinlik Alanı'nda Ordu Valiliği ile Ordu Dernekler Federasyonu(ORDEF) işbirliğiyle gerçekleşen programın açılışında Bakan Kurtulmuş'un yanı sıra Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz, Ordu Vali Yardımcısı Bayram Gale ile Ordu Milletvekilleri, Ordu ilçelerinin belediye başkanları, Beşiktaş, Şile, Bağcılar, Gaziosmanpaşa, Fatih Belediye Başkanları ve Ordulular yer aldı. 


Burada konuşan Kültür ve Turizm Bakanı Kurtulmuş, Ordu'nun tanıtımı için düzenlenen etkinliğin önemine değinerek, bu tür programların kültürel değerleri, gelenek ve görenekleri daha fazla çoğaltmak ve sonraki nesillere aktarmak vazifesi taşıdığını söyledi. 


"KÜRESEL KÜLTÜR YEREL KÜLTÜRLERİ EZİP GEÇİYOR"


Küresel kültürün bütün imkanlarıyla yerel kültürleri ezip geçtiği bir çağda bulunduklarının altını çizen Kurtulmuş, "Bunun için bizim gibi iddia sahibi olan ülkelerin milli kültürel bağımsızlığına önem verme mecburiyeti vardır. Milli kültürel bağımsızlığını koruyamayan ülkelerin ekonomik ve teknolojik olarak bağımsız olmaları asla mümkün olmamıştır. Güçlü ve büyük bir Türkiye'den bahsediyorsak Türkiye topraklarında var olan bu zengin, kültürel çeşitliliğimizi yaşatmamız, çoğaltmamız ve sonraki nesillere aktarmamız boynumuzun borcudur" diye konuştu.  


"BATILI ANLAMDA DEĞİŞTİRMEYİ MARİFET ZANNETTİK"


"Bu topraklarda son iki asırdır bir büyük kültürel ve siyasal mücadele veriyoruz" diyen Numan Kurtulmuş, "Ne yazık ki bu ülkenin aydınları, siyasetçileri son iki asrı uzun bir süre aşağılık kompleksi içerisinde Batı medeniyetinin gölgesi altında geçirdiler. Batı'da ne varsa biz onları alıp 'adam oluruz' zannettiler. Müziğimizden, yemek kültürümüze, çarşı, pazardaki alışveriş alışkanlıklarımıza kadar birçok şeyi Batılı anlamda değiştirmeyi marifet zannettik" ifadelerini kullandı.  


CHOPİ'İN CENAZE MARŞI YERİNE ITRİ'NİN TEKBİR'İ


Konuşmasında 1936-1938 yılları arasında Türk Sanat Müziği'nin radyolarda çalınmasının yasak olduğunu hatırlatan Numan Kurtulmuş, şunları söyledi:


"Türk Sanat Musikisi geri bir kültürün müziğiydi. Bizim Batı müziğini dinlememiz gerekiyor, Batı müziğiyle bir şekilde halkımızı yoğurmamız gerekiyordu. Daha birkaç hafta öncesine kadar şehitlerimizin cenazelerinde kimsenin anlamadığı ve bilmediği, on yıllardır çalınmasına rağmen kimsenin de anlam veremediği Chopin'in 'Cenaze Marşı' ile şehitlerimizi defnediyorduk. Çok şükür, artık Itri'nin marşıyla herkesin 'Allahu Ekber' diyerek katılabileceği marşlarla şehitlerimizi defnedebiliyoruz. Maalesef, iddia sahibi ülkelerin iddialarını sürdürebilmesi için kendi kültürel kökleri üzerine yükselmesi şarttır. Son iki asrımız köklerimizden uzaklaşmayla geçti, ne kadar uzaklaşırsak adam olacağımızı zannettik, çok şükür artık derin uykulardan uyandık ve ayağa kalktık."


Açılış programında Ordu Büyükşehir Belediye Başkanı Enver Yılmaz'ın yanı sıra protokoldeki konuklar da birer selamlama konuşması yaptı. ORDEF Başkanı Celalettin Dervişoğlu günün anısına Bakan Kurtulmuş'a plaket takdim etti. Açılış kurdelesinin kesilmesinin ardınan Numan Kurtulmuş, etkinlik alanındaki standları ziyaret etti. 


Görüntü Dökümü


---------------------


-Bakan Kurtulmuş'un alana gelişi


-Numan Kurtulmuş ve protokolden görüntüler


-Mehter konseri


-Numan Kurtulmuş'un konuşması


-Plaket takdimi ve Kurdele kesimi


-Standların gezilmesi


-Genel ve detaylar


12.10.2017 - 17.16 Haber Kodu : 171012191


=========================


8- BAŞBAKAN YARDIMCISI AKDAĞ "İSTANBUL AFET FARKINDALIK VE HAZIRLIK TOPLANTISI"NA KATILDI


*Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ:  


"Ancak burada gönüllülüğü artırmak gerekiyor. Hem bir afet sırasında doğrudan müdahale itibarıyla hem de bu doğrudan müdahaleyi yapan kişilere destek olacak kişiler itibarıyla toplumu güçlendirmeliyiz"


"Özellikle bir depreme hazırlık konusunda elbette yapıların depreme hazır olması birinci sırada geliyor. Tek başına bu yeterli değil ama meselenin en önemli notalarından birisi budur." 


Haber - Kamera: Güven USTA/ İstanbul DHA


Başbakan Yardımcısı Recep Akdağ, İstanbul İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğünde "İstanbul Afet Farkındalık ve Hazırlık Toplantısı"na katıldı. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, AFAD Başkanı Mehmet Güllüoğlu da toplantıya iştirak etti. Toplantının açılışında bir konuşma yapan Akdağ, "Bugün İstanbul'da konunun bütün paydaşlarıyla biraraya gelerek, kentin afet planları, afete hazırlık, afet sırasında müdahale ve olası bir durumun sonrasında iyileştirmeyle ilgili planların ele alınacağını söyledi. İstanbul'un herkesin göz bebeği ve ülkenin ekonomik ve sosyal açıdan bir numaralı şehri olduğunu ifade eden Akdağ, "Tabii şehirleşmesi hızlı gelişmiş, dolayısıyla sorunları da olan bir şehrimizdir. Bir afet durumunda da hükümet olarak ve konunun paydaşları olarak hepimizin birinci derecede dikkatimizi yoğunlaştırdığımız şehrimizdir." diye konuştu.


Başbakan Yardımcısı Akdağ, böylesine göz bebeği bir şehirde, afetlere karşı olabildiğince hazırlıklı olmak, vatandaşların bu husustaki farkındalığının geliştirilmesi gerektiğine işaret ederek, şunları kaydetti: Hazırlıklarımızı bu itibarla zaman zaman gözden geçirerek, daha hazır hale nasıl geliriz, bütün bunları dikkatle ele alıyoruz. Türkiye'deki afetlere hazırlık konusundan sorumlu Başbakan Yardımcısı olarak, İstanbul'da böyle bir toplantıyı çok önemsediğimi ifade etmek isterim. Özellikle bir depreme hazırlık konusunda elbette yapıların depreme hazır olması birinci sırada geliyor. Tek başına bu yeterli değil ama meselenin en önemli notalarından birisi budur. Bu, bir taraftan şehrin imarını, öbür taraftan şehrin yollarını ilgilendiriyor, öbür taraftan şehirdeki kentsel dönüşümün, özellikle deprem riskini azaltma yönünde yoğunlaşmasını gerektiriyor. Çevre ve Şehircilik Bakanlığımızın da bu konuda son derece hassas olduğunu, meseleye çok hassas bir şekilde yaklaştığını özellikle ifade etmek isterim.


"BİR AFET OLDUĞUNDA ELBETTE MÜDAHALEYİ ELDEN GELDİĞİNCE HIZLI VE ETKİN BİR BİÇİMDE GERÇEKLEŞTİRMEK GEREKİYOR"


İstanbul Büyükşehir Belediyesi'nin, İstanbul Valiliği'ndeki tüm diğer dairelerle birlikte meseleye hazırlık için bugüne kadar çok kıymetli çalışmalar yaptıklarını anlatan Akdağ, bu çalışmaları geliştirmenin de kendilerinin boyunlarının borcu olduğunu söyledi. Akdağ, depreme hazırlık denildiği zaman özellikle vatandaşların bilinç, bilgi seviyesinin artırılmasının, afet durumunda nasıl davranılacağının iyi bilinmesinin büyük önem taşıdığını dile getirerek, "Bu itibarla, ikinci önemli husus da kanaatimce budur. Birincisi binaların hazırlıklı olması, hazırlanması, muhtemel bir depreme ya da afetlere karşı dayanıklılığının sağlanması, bu dönüşümün gerçekleştirilmesi ki bir taraftan bu devam ediyor, bunu hızlandıracağız. Öbür taraftan da toplumun hazır olması. Bugün bunları ele alacağız." değerlendirmesinde bulundu. Recep Akdağ, "Genelde biliyorum ki toplumda afete müdahale konusu dikkat çeken bir konudur ama hazırlık, risklerin azaltılması konusu bizim mutfakta çok daha fazla çalışmamız gereken bir husustur. Allah korusun bir afet olduğunda elbette müdahaleyi elden geldiğince hızlı ve etkin bir biçimde gerçekleştirmek gerekiyor ama mutfakta yapılacak hazırlık kısmı çok önemli." şeklinde konuştu.


"ÇOK SAYIDA GÖNÜLLÜYÜ İYİ BİR BİÇİMDE YETİŞTİRECEĞİZ"


Planlamaların içinde afetlere müdahale açısından gönüllülerin çoğaltılması konusunun da olduğunu vurgulayan Akdağ, şöyle devam etti: Elbette İl AFAD müdürlükleri, buralarda çalışan uzman kişiler, kurtarma birlikleri bir çekirdek teşkil ediyorlar. Bununla birlikte Kızılayımız, birtakım sivil toplum örgütlerinin de özellikle afete müdahaleye hazır hale gelmiş sivil toplum örgütleri ya da afet esnasında, sonrasında iyileştirme çalışmalarına destek olacak örgütlerin de bu noktadaki kıymetli çalışmaları bizim için çok önemlidir. Ancak burada gönüllülüğü artırmak gerekiyor. Hem bir afet sırasında doğrudan müdahale itibarıyla hem de bu doğrudan müdahaleyi yapan kişilere destek olacak kişiler itibarıyla toplumu güçlendirmeliyiz. Kurtarma açısından da ilk yardım açısından da. Bunun için İstanbul'da yeni bir dönem başlatacağız. Çok sayıda gönüllüyü iyi bir biçimde yetiştirerek, mücehhez kılarak, onların bir afet sırasında müdahale edebilecek malzemeleri de kendilerine temin etmek suretiyle, ilin afete hazırlığını çok daha güçlü hale getireceğiz.


FARKINDALIĞIN ARTTIRILMASI GEREKTİĞİNİ SÖYLEDİ


Dünyada bazı ülkelerin Türkiye gibi risk taşıyan ülkeler olduğunu belirten Akdağ, örnek olarak ABD, Şili, Japonya gibi ülkeleri gösterdi.


Akdağ, bu ülkelerle de yakın iş birliğinin devam ettirildiğine dikkati çekerek, en son New York'ta Birleşmiş Milletler toplantısına katıldıklarında Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın Japon Başbakan ile görüşmesiyle, iki ülkenin bu husustaki çalışmaları çok daha yoğunlaştırarak, bir ortak anlaşma çerçevesinde devam ettirme kararı aldıklarını söyledi. Bu husustaki mutabakat metni üzerinde de çalıştıklarını aktaran Akdağ, "Gerçekten afetler konusunda bir şehrin, hele hele İstanbul'umzun hazır olması konusunda değerli basınımızın da hassasiyetleri hep en üst seviyede olmuştur. Burada özellikle farkındalığın artırılması, toplumun hazır hale getirilmesi konusunda televizyonlarımız başta olmak üzere, gazetelerimize ve internet yayıncılığına büyük iş düşmektedir." diye konuştu.


Görüntü dökümü:


--------------


-Bakanın açıklamaları


-Salondan detaylar


-Uysal ve Güllüoğlu'nun görüntüsü


12.10.2017 - 16.21 Haber Kodu : 171012161


12.10.2017 - 16.22 Haber Kodu : 171012162

Kaynak: DHA