DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3
Haberler » Güncel » DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3 - Haber

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ESENYURT'TAN 150 SURİYELİ ÜLKESİNE DÖNÜYORHaber-Kamera: Ersan SAN - İstanbul DHA - ESENYURT'ta 150 Suriyeli daha ülkesine gönderildi.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ- 3

ESENYURT'TAN 150 SURİYELİ ÜLKESİNE DÖNÜYOR

Haber-Kamera: Ersan SAN - - ESENYURT'ta 150 Suriyeli daha ülkesine gönderildi.

Esenyurt Belediyesi'ne ait 5 otobüs ile 150 Suriyeli, ülkelerine dönmek üzere yola çıktı. 

Suriyelileri uğurlayan Esenyurt Belediye Başkanı Kemal Deniz Bozkurt, "Gitmek isteyen Suriyeli misafirlerimizin taleplerini tamamen karşılıyoruz. Geçmişte de söylediğimiz gibi bize başvuran arkadaşların evlerine gidip ziyaretlerde bulunuyoruz. Onların bütün otobüs ve iaşe organizasyonunu yapıyoruz. Sınırda da Kızılay'ın desteğiyle kendi bölgelerine gidiyorlar" dedi

7 BİN SURİYELİ GÖNDERİLDİEsenyurt Belediyesi'nin yapmış olduğu organizasyonla toplam 7 bin civarında Suriyeli'nin ülkelerine döndüğünü ifade eden Bozkurt, "Tabii bizim bölgemizde hala yaşayan kayıtlı 60 bin, kayıtsız da 60 bin civarında Suriyeli var. Onlarda yine tespitler yapılınca kendi bölgelerine gönderiliyorlar. Oradaki güvenlik önlemleri artınca, oraya giden kişilerden de olumlu tepkiler alınınca buradaki vatandaşlarda gitmek istiyorlar. Talepleri topluyoruz, bu operasyondan dolayı biraz aksadı ama bundan sonraki süreçte gönüllü dönüşler hızlanacak" diye konuştu.

Görüntü Dökümü: -----------Otobüslere eşyalarını yükleyenler-Suriyeliler ile röp-Belediye başkanının açıklaması-Detaylar

===========================

2- HAYALET GEMİLER DENİZLERDEN TEMİZLENİYOR

Beyza Nur GÜLER-İdris TİFTİKCİ-İbrahim MAŞE/İSTANBUL, TÜRKİYE'de batan, karaya oturan, iflas ve haciz işlemleri nedeniyle kaderine terk 140 gemi bulunuyor. 'Hayalet gemi' olarak adlandırılan bu gemiler, haciz işlemlerinin sona erdirilmesi, onarılması ve  diğer yöntemlerle deniz trafiğini ve çevreyi tehdit etmesi engellenecek. Deniz trafiğine kazandırılamayacak durumdaki 32 gemi ise hurda olarak satılacak.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı, hayalet gemilerin oluşturduğu tehlikeler nedeniyle 618 sayılı limanlar kanununun 7. maddesinde değişiklik yaptı. Hayalet gemilerin uzun süre açıklarda kalmasının deniz trafiğini ve çevreyi tehdit etmesi nedeniyle yapılan kanun değişikliği sayesinde, 140 geminin 57'sinin haciz işlemlerinin sona erdirilmesi, onarılması ve  diğer yöntemler yoluyla deniz trafiğini ve çevreyi tehdit etmesi engellenmiş olacak. Deniz trafiğine kazandırılamayacak durumdaki 32 gemi ise hurda olarak satışa çıkarıldı.

Türk Boğazları Emekli Baş Kılavuz Kaptanı Saim Oğuzgülgen, "İstanbul Boğazı ve çevresi de deniz trafiği yönünden çok yoğun olduğu için, çok batık bulunuyordu. Bunlar zaman içinde terk edilmiş gemiler haline de gelmişlerdi. Her ne kadar sahipleri olsa bile, konu mahkemelere intikal ettiği için ve mahkemelerde de olaylar çok uzun sürdüğünden dolayı artık terk edilmiş gemiler haline geliyordu. Bu hem gemilerin seyir emniyeti hem de çevre emniyeti yönünden, çevre kirliliği yönünden de büyük risk oluşturuyordu" dedi.

"SEYİR VE ÇEVRE GÜVENLİĞİ İÇİN ÖNEMLİ BİR HİZMET"Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığının 618 sayılı limanlar kanunun 7. Maddesinde yaptığı düzenleme ile ilgili olarak Oğuzgülgen, şunları söyledi: "Tabii ki gemiler öncelikle batsın, diye inşa edilmezler ama bir şekilde batırılırlar. ya kaza ile  ya çeşitli nedenlerle. Bunların batırıldıkları veya battıkları yer, seyir ve çevre emniyeti yönünden sıkıntı doğurursa, o zaman bunlara bir şekilde müdahale gerekir. İstanbul Boğazı ve çevresi de deniz trafiği yönünden çok yoğun olduğu için, çok batık bulunuyordu. Bunlar zaman içinde terk edilmiş gemiler haline de gelmişlerdi. Her ne kadar sahipleri olsa bile, konu mahkemelere intikal ettiği için ve mahkemelerde de olaylar çok uzun sürdüğünden dolayı artık terk edilmiş gemiler haline geliyordu. Bu hem gemilerin seyir emniyeti hem de çevre emniyeti yönünden, çevre kirliliği yönünden de büyük risk oluşturuyordu. Son zamanlarda da devletimiz, 618 sayılı limanlar kanunundan aldığı güç ile, bir yasal düzenleme ile bunların çıkarılması  ve bulundukları yerden sökülerek o bölgenin temizlenmesi yönünde ilgili liman başkanlıklarına yetki verdi. Bu yetki doğrultusunda da bu gemiler, liman başkanlıklarının tasarrufları ile yerlerinden çıkarılarak hem çevre kirliliğinin önlenmesi hem de seyir emniyetinin sağlanması konusunda gereken girişimler yapıldı. Örneğin İstanbul'da bu tür işleme tabii olan 3 tane gemimiz vardı. Bunlardan biri 'Bereket'  Yedikule taraflarında, ikincisi 'Tallas' Zeytinburnu taraflarında, üçüncüsü ise Maltepe'de bulunan 'Mina 1' isimli gemi bu tasarruf ile yerlerinden sökülerek temizlendi ve hem yasal düzenlemenin gereği olan, hem de gemilerin diğer gemilere tehlike oluşturmaması için seyir ve çevre güvenliği yönünden çok yararlı bir hizmet sağlanmış oldu."

"İSKENDERUN'DAN HOPA'YA KADAR YÜZLERCE GEMİ BULUNABİLİR"Türkiye genelinde ve özellikle İstanbul Boğazı'nda yüzlerce terk edilen geminin olabileceğini fakat hepsinin tehlike arz etmediğini ifade eden Oğuzgülgen, "Şimdi Türkiye çevresinde İskenderun'dan Hopa'ya kadar yüzlerce gemi bulunabilir. Sayısını bilmiyorum. Ama bildiğim kadarıyla, ben İstanbul Boğaz'ında 30 yıl kadar kılavuz kaptanlık ve baş kılavuz kaptanlık yaptım. Dolayısıyla  İstanbul Boğazı'nı, Çanakkale Boğazını ve Marmara Denizi'nin güzergahını karış karış bilmesi gerekenlerdenim. Mesela Kandilli açıklarında Rabinson 18 gibi, Rumelihisarı açıklarında Papa gibi, Beşiktaş-Üsküdar arasında Kefeli isimli gibi bir çok gemi batık vaziyette bulunmaktadır. Ama bunların bulunduğu yerdeki konumları ve üzerlerindeki su derinliği bu bölgeden geçen gemilere herhangi bir risk oluşturmadığı için, böyle bir işleme gerek duyulmamaktadırö dedi.

"ARMATÖR VE DONATANLAR GEMİLERİ TERK EDİYOR"Terk edilen gemilerin uzun süre denizlerde kalması ve müdahale edilmemesi konusunda ise Oğuzgülgen, "Mahkemelerde, gemilerin üzerindeki alacak ve maliklik konuları hukuki çözümler ile gerçekleşiyor. Dolayısıyla hangi hukuki sorunun ne kadar sürede çözülebileceğini biz denizciler bilemeyiz ama biliyoruz ki bu tür olaylarda süreç inanılmaz oluyor. Hatta biliyoruz ki, bazen gemilerin armatörleri veya donatanları gemilerini terk edip gidiyorlar. O bakımdan bu tür sahipsiz gemilerin, üzerinde işlem yapmak çok zor olduğundan dolayı, bana göre çok yerinde bir yasal düzenleme. Liman başkanlıklarına yetki verildi ve liman başkanlıkları da bu yetkiyi kullanarak gemileri ihale ile satıyor. Gemilerin emniyeti ve çevre kirliliğinin önlenmesi için bana göre çok güzel bir görev inha ediliyorö şeklinde konuştu.

Görüntü Dökümü:  ------------------------- -HAVADAN GÖRÜNTÜLER  -Zeytinburnu açıklarındaki gemilerden görüntüler-Muhabir anonsları(Beyza GÜLER)-Türk Boğazları Emekli Baş kılavuz Kaptanı Saim Oğuzgülgen ile röp.-Genel ve detay  ==========================

3- İMAMOĞLU, "BRAND WEEK İSTANBUL"UN AÇILIŞINA KATILDI

Gülseli KENARLI - Buğra BENLİOĞLU/ İSTANBUL, İSTANBUL Büyükşehir Belediye (İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, "Brand Week İstanbul" etkinliğine katıldı. 

"BÖYLE BİR ARITMA TESİSİNE GEREK YOK"Zorlu Performans Sanatları Merkezi'nde düzenlenen etkinliğin açılış konuşmasını yapan İmamoğlu, "Size çok duymadığınız bir şey yapayım o zaman. Yarın sizi bir törenimize davet etmek istiyorum. 'Temel atmama' törenine davet ediyorum sizi. Şaka değil, yarın bir temel atmama törenim var gerçekten. Göreve geldiğimizde bizim önümüzde getirilmiş, dayatılmış, ihaleye çıkılmış, teklifler alınmış Silahtarağa'da hem de o Eyüpsultan'ın devamında ilçenin sınırlarında Haliç'in o güzel doğasını bütünleyen 130 binlik alanı kapsayan 70 bin metrekareye yakın kısmı orman olan bir arazide bir arıtma tesisi. Maliyeti 1 milyar 100 milyonun üzerinde. Arazi değeriyle beraber 1.5 milyarı aşan bir proje. Ekonomik sıkıntı bir kenara. Durdurduk. Çok projeyi böyle durdurduk aslında. Arkadaşlarıma araştırma yaptırtıyorum. Birçok projeye yaptık. Buna da yaptık. Gerek yok böyle bir yatırıma, böyle bir arıtma tesisine gerek yok. Ne yazık ki yok, 1.5 milyar" diye konuştu.

"19 MAYIS'TA ORAYI SİZE AÇACAĞIM ŞAŞIRACAKSINIZ"Ekrem İmamoğlu, "Büyükdere Caddesi üzerinde hemen Maslak'ı geçince yolun sağ tarafından 1 milyon 100 bin metrekare o binaların arasında park var. 19 Mayıs'ta orayı size açacağım şaşıracaksınız. 'Bu vardı da biz bunu niye kullanmadık' diyeceksiniz" şeklinde konuştu.

"BEN HİÇBİR ŞEYE ZAM YAPMIYORUM DEME ŞANSINA SAHİP DEĞİLİZ"Ekrem İmamoğlu açılış konuşmasının ardından gazetecilerin sorularını yanıtladı.  İmamoğlu, İstanbul'a çevre köylerden gıda ürünlerinin getirilip satılması konusunda ne gibi bir çalışma yaptıkları şeklindeki soruya şöyle yanıt verdi: "Biz gıdanın üretiminden, vatandaşın evine varmasına kadar hangi tedbirleri biz alabiliriz noktasında arayış içerisinde olacağız. Bu konu tarım bakanlığına aittir deyip geriye yaslanmayacağız. Her türlü yaşamsal sorunlarını ilgi duymak zorunda olan bir belediyecilik anlayışı savunduk. O bakımdan başta kendi yerelinde köylerini güçlendirme… Bakın yakın zamanda Göçbeyli Köyüne gittim Pendik'te. Burada oldukça üst seviyede tarım üretimi var, seracılık var. Biz bu seracılığı o köyde, kentte geliştirmek yanı sıra o köyün içinde bir köy imarı oluşturmak… Nedir köy imarı? Orada üretilenlerin yine orada satılacağı ortamı sağlamak, orada üreten insanların yine kentin farklı noktalarında pazarlayabilme imkanlarını sağlamak, onlara pazarlarda ya da bu tür alanlarda yer vermek gibi bir çok paydaş var. İstanbul'un 151 kırsal köyü var. Bu köylerin büyük bir kısmına biz bu hizmeti götüreceğiz. O köyleri imar etmenin içinde kaldırımından, taşına, çocuk parkından, şehirden giden günü birlik alışveriş yapan insanların arabalarını park edeceği yere kadar altyapı sorunlarına kadar örnek köy modelleri oluşturacağız. Bunu bütün İstanbul'a yayacağız. Ama sadece bu yöntemle gıdayı ucuzlaştırma imkanımız yok. Tabi ki Türkiye'nin ekonomik durumunun da gıda etkisi var. Bugün yüzde 60'a yakın enerji zammından sonra 'ben hiçbir şeye zam yapmıyorum deme şansına sahip değiliz. Fakat bir yandan gıdadaki erişimi, doğru üretimi, doğru yerde doğru üretime destek olmayı sağladığımız takdirde çok çok üst seviyede fayda sağlayacağımızı hissediyoruz. Bu konuda tarım daire başkanlığını kurma konusunda adımımızı attık."

Görüntü Dökümü:  -------------------İmamoğlu'nun açıklamalarıİmamoğlu'nun soruları yanıtlaması Detaylar 

=======================

4- HASTANELERE BAŞVURANLAR VAR; BU UYARILARA DİKKAT İlkay DİKİCİ-İlknur SARGUT-Hüseyin ÇAKMAK/ İSTANBUL- İSTANBUL'da özellikle son zamanlarda çok sayıda kişi uzun süren gripten şikayetçi.  Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Büke, grip tedavisinde serum ve antibiyotiğin etkili olmayacağını belirterek uyardı. Büke, "Selenyum, demir ve çinko gibi vitaminler vücudun direncini ayakta tutar. Bunların yanı sıra her gün bir bardak ekinezya çayı içmek bağışıklık sistemini düzenler" dedi.

HASTANELERE BAŞVURANLAR VARSon günlerde uzun süren gripten bir çok kişi şikayet ediyor. İstanbul'da bu şikayetle doktora başvuranların sayısı oldukça fazla. Özellikle akşam saatlerinde hastanelerin acil servislerine uzun süren grip şikayetiyle başvuranlar var.Bakırköy Sadi Konuk Devlet Hastanesi'nin acil servisine gelen Recep Budak, "Ben de dahil olmak üzere ailemde grip var. Yeni yeni iyileşiyorum. Doktora gittim. Soğuk algınlığı ilaçları kullandım. Ben bunu yediğimiz ürünlere, sağlıksız beslenmeye, hormonlu ürünler ve mevsim geçişlerine bağlıyorum" ifadelerini kullandı. Volkan Fırat da, "Evde kardeşlerim başta olmak üzere hemen hemen herkes hasta. Hastaneye gittik. Soğuk algınlığından ateş düşürücüye kadar her şeyi temin ettiler sağ olsunlar. Koridorlarda adım atmaya yer yoktu. Herkes hastalanmış" dedi.

"GRİP VAKASI BİR HAFTA İÇİNDE TEDAVİ EDİLMELİDİR"Sonbahar ve kış aylarında birden fazla sayıda soğuk algınlığı ve nezle vakasının görülebileceğini belirten Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Büke, "Hastalıkların bu dönemde uzun sürmesi çok normal. Soğuk algınlığına yol açan çok fazla sayıda virüs var. Aradan bir hafta geçtikten sonra tekrar tekrar hastalık görülebilir. Grip ise başladığı andan itibaren en geç bir hafta içerisinde düzelir. Altta kronik hastalığı olan kişiler en önemli risk gruplarıdır. Bu kişilerde hastalık zatürre tablosuna dönüşebilir. Böyle kişilerde zatürre geliştiğinde hayati tehdit eden duruma dönüşür. Genellikle uzun süre öksürük devam eder. Kişilerde öksürüğün devam etmesi nedeniyle 'ben iyileşmiyorum' diye düşünür" ifadelerini kullandı.

"SERUM TEDAVİSİ ETKİLİ BİR YÖNTEM DEĞİL"Üst solunum yolu enfeksiyonlarında hele de sıvı kaybı olmadığı koşullarda damardan serum vermenin etkili bir tedavi yöntemi olmayacağının altını çizen Prof. Dr. Çağrı Büke şöyle devam etti: "Serum, o anlık kişiyi birazcık rahatlatır. Ama tedavide bu serumların bilimsel olarak kanıtlanmış bir etkinliği yoktur. Üst solunum yolu enfeksiyonlarında damardan sıvı vermenin etkinliği söz konusu değil. Böyle durumlarda tablo çok ağırsa evde dinlenmek, damardan değil ama ağızdan sıvı almasını önermek tedavide daha gerçekçi bir yoldur. Selenyum, demir ve çinko gibi vitaminler vücudun direncini ayakta tutmada ve üst solunum yolu enfeksiyonlarına karşı korumada etkili. Hastalık başladıktan sonra bunları kullanmak çok etkili olmamaktadır. Bunların yanı sıra ekinezya çayının vücut direncini artırmada etkinliği var. Bu çayı sonbahar ve kış aylarında günde bir defa normal çay yerine günde bir defa tüketmek bağışıklık sistemini düzenlemek açısından önerilen bir bitki çayıdır. 

"GRİP TEDAVİSİNDE ANTİBİYOTİĞİN YERİ YOK"Antibiyotiklerin sadece bakterileri tedavi edeceğinin altını çizen Prof. Dr. Çağrı Büke, grip tedavisinde antibiyotik kullanımının etkili bir yöntem olmadığını anlattı. Prof. Dr. Çağrı Büke şöyle devam etti: "Grip tedavisinde antibiyotiklerin yeri yoktur. Ancak 3'üncü 5'inci günden sonra özellikle de risk grubundaki kişilerde enfeksiyon akciğerlere kadar ilerleyecek duruma geldiyse bu yüzde 90 bakterilerin oluşturduğu bir zatürredir. O zaman doktor kontrolünde antibiyotik kullanılabilir. Yoksa gripte antibiyotiğin hem yeri yoktur hem de vücut için zararlı olabilmektedir. Çünkü antibiyotik vücudumuzda bulunan iyi bakterilerin ortadan kalkmasına ve vücudumuzun direncini aşağı çekmesine neden olacaktır. 

"ELLER EN AZ 40 SANİYE YIKANMALIDIR"Hastalığa daha az yakalanmak açısından başta okul çağındaki çocuklar olmak üzere toplumdaki bütün insanların el hijyenine dikkat etmesi gerektiğini vurgulayan Prof. Dr. Büke, "Bir kişiyle tokalaştıktan ya da herhangi bir eşyaya dokunduktan sonra mutlaka ellerimizi yıkamamız bizi viral üst solunum yolu enfeksiyonlarından koruyacaktır. Hapşıran kişilerden de uzak durmak etkili korunma yöntemleri arasında. Etkin bir el temizliği açısından en az 40-60 saniye el yıkama işlemi uygulanmalıdır" dedi.

Henüz gribe yakalanmayan bir kişinin ocak ayında bile aşı yaptırabileceğini anlatan Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Büke, "Grip aşısının tüm dünyada koruyuculuğu yüzde 30 ila 60 arasında değişir. Gribe yakalamaktan koruyamasa bile ciddi ağır tablolara dönüşümü engellemek açısından aşıya önem veriyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü: -----------Bakırköy Sadi Konuk Devlet Hastanesi acilinden detaylar-Sıra bekleyen hastalar-Hastalarla röportaj Enfeksiyon Hastalıkları ve Klinik Mikrobiyoloji Uzmanı Prof. Dr. Çağrı Büke röportajı-Doğru el yıkama detayları

==================

5- BAKÜ'DEN SOYGUN İÇİN İSTANBUL'A GELMİŞLER... SOYGUN ANI GÜVENLİK KAMERASINDA

Ali AKSOYER/İSTANBUL, İSTANBUL'da bir tekstil firması ve kargo şirketinden toplam 250 bin dolarlık soygun yapan  Azerbaycan uyruklu çetenin bir üyesi polis tarafından yakalandı. Polis isimleri tespit edilen soygunlarda maske takan silahlı şebeke üyelerini yakalamak için çalışmaları sürdürüyor. Çetenin bir soygun anı güvenlik kameralarına yansıdı.

BİR AY ARAYLA İKİ SOYGUN MEYDANA GELDİFatih'te  8 Ekim  2019 tarihinde meydana gelen ilk olayda silahlı ve maskeli olarak tekstil firmasına gelen iki  şüpheli, içeride  bulunanları etkisiz hale getirdikten sonra kasada bulunan 130 bin doları  alarak kaçtı. Güvenlik kameraları tarafından görüntülenen soygundan sonra şüpheliler yaya olarak kaçtı. Asayiş Şube Müdürlüğü tarafından olayla ilgili başlatılan çalışmada polis maskeli soyguncuları yakalamak için harekete geçti. Olayla ilgili soruşturma sürerken bir soygun daha oldu. Bu defa 1 Kasım 2019'da Fatih'te bir kargo şirketine gelen maskeli ve silahlı 3 kişi, içerde bulunanları etkisiz hale getirdikten sonra kasada bulunan 120 bin doları çaldı.

BİR ŞÜPHELİ KAÇARKEN YAKALANDIOlaydan sonra kaçarken güvenlik kameralarına yakalanan şüphelilerden Azerbaycan uyruklu Vali V., kısa sürede gözaltına alındı. Gasp Büro Amirliğine getirilen şüphelinin sorgusunda iki soygunu da aynı çetenin yaptığı tespit edildi. Polis şüphelilerin Bakü'den soygun yapmak amacıyla İstanbul'a geldiğini, soygunları yaptıktan hemen sonra kaçtıklarını belirlendi. Şüphelilerin çaldıkları paraları yasa dışı yollarla yurt dışına çıkardıkları tespit edildi. Şüphelilerin yakalanmamak için olaylar sırasında üst üste kıyafetler giydikleri,  kaçarken de olay sırasındaki kıyafetlerini çıkardıkları belirlendi.

BİRİ TUTUKLANDI POLİS DİĞERLERİNİ ARIYORPolis soygunlara katılan diğer şüphelilerinde kimliğini tespit etti. Soygun çetesinin firari üyelerinin yakalanması için çalışmaların sürdüğü belirtildi. Öte yandan mahkemeye sevk edilen Vali V. tutuklanarak cezaevine gönderildi.

Görüntü dökümü: ---------------------Güvenlik kamerası-Soygun anları-Aktüel görüntü-Şüphelinin emniyetten çıkışı

===========================

6 - KASIM AYINDA DENİZ KEYFİ

Haber-Kamera: Çağrı ÇALIŞKAN (İSTANBUL/DHA)İstanbul'da hava sıcaklığı 25 dereceye ulaştı, Kartal'da denize girenler oldu.Kartal'da sıcak havayı fırsat bilen vatandaşlar, güneşin tadını denize girerek çıkarttı. Denize giren Güneş Erinç, "Kasım ayına göre oldukça güzel bir hava. Yılın hemen hemen bütün aylarında denize giriyoruz" şeklinde konuştu. Ahmet Kalkavan ise, "2 kilometre yüzeceğiz. 7 yaşımdan beri yüzüyorum" dedi. 

Görüntü Dökümü: -----------Denize giren vatandaşlardan görüntü-Vatandaşlar ile röp-Denize atlamaları-Genel ve detay görüntüler

====================================

7 - 'SARI POŞETLİ KIZ' SOKAK HAYVANLARI İÇİN SOKAK SOKAK DOLAŞIYOR Semih ÇALIŞKAN - Güven USTA - Cemal YURTTAŞ/İSTANBUL, BEYOĞLU'nda yaşayan 24 yaşındaki Ceren Baştürk, Kasımpaşa, Şişhane, Eminönü esnafı tarafından 'sarı poşetli kız' olarak tanınıyor. Üniversitede yüksek lisans öğrenimi gören Baştürk, yaklaşık 4  aydır eline aldığı sarı poşetlerle sokaklarda dolaşarak esnafın biriktirdiği plastik ve teneke atıkları topluyor. Baştürk, topladığı atıkları kentin farklı noktalarında bulunan mamamatiklere atarak sokak hayvanları için makineden mama alıyor. O mamaları ise sokakta yaşayan kedi ve köpeklere bırakıyor.

"KOMŞULARIM, ARKADAŞLARIM VE ESNAF DA ATIK BİRİKTİRİYOR"

 İstanbul sokaklarında atık toplayan Ceren Baştürk, bu şekilde çevresinde de farkındalık oluşturmuş durumda. "Ben hayvanları çok severim" diyen Baştürk, şunları söyledi:

"Bütçem doğrultusunda onlar için mama veya süt alırım. Mutlaka yakınımdaki, çevremdeki hayvanlara bırakırım. Bir belediyenin meydana koymuş olduğu mama makinesi, mamamatik tarzı bir şey var. Ben oraya plastik ve teneke atık atarak biriken mamaları kedi ve köpeklere bırakıyorum. Komşularım, arkadaşlarım atık biriktiriyor. Evime yakın olan esnaftan biriktirmeleri için rica ettim. Bazıları reddetti ama bazılarından o kadar güzel tepkiler aldım ki onlar her gün biriktiriyorlar. Süs eşyası satan bir dükkan sahibi de içtiği, kullandığı veya müşterisine ikram ettiği su şişesini veriyor. Ben Üsküdar'da üniversite öğrencisiyim. Okul dönüşü vapurda da atık topluyorum" diye konuştu.

"HER KİŞİYE DOKUNARAK, BİR TÜY BIRAKMAK İSTİYORUM"

Sokak hayvanlarının her gün merakla beklediği Ceren Baştürk, "Ben her gün süt ya da mama bıraktığım için oradaki kediler beni uzaktan tanıyor. Beni uzaktan görünce yanıma geliyorlar. Şimdiye kadar ailem, arkadaşlarım, öğretmenlerim hepsi bana birer tüy bıraktılar. Ben o tüyleri birleştirerek melek kanadına dönüştürdüğümü düşünüyorum. Bu melek kanadı şimdi de güçlendi. Ben bu melek kanadıyla hayvanlara, yaşlılara, çocuklara, yardım edebileceğim her kişiye dokunarak, bir tüy bırakmak istiyorum" ifadelerini kullandı.

NEDEN SARI POŞETLERLE TOPLUYOR?

"Atıklardaki maddeler üzerime dökülüyordu" diyen Ceren Baştürk, atıkları neden sarı poşetlerle topladığıyla ilgili olarak da "Daha iyi bir poşette taşımaya özen gösteriyorum. Sarı renk dikkat çekiyor. Çiçek gibi, papatya gibi diyelim. Daha renkli, daha eğlenceli, utanmadan, sıkılmadan bu işe farkındalık kazandırmaya çalışıyorum. Şeffaf olduğu için insanlar merak ediyor. İçinde atıklar olduğunu gördüklerinde de plastik ve teneke atıklarını bana getiriyorlar." dedi.

"BU MAKİNELER BİRÇOK YERDE OLMALI"

Hayvansever Ceren Baştürk'ün bir de çağrısı var. Makinelerin artması gerektiğini ifade eden Baştürk, "Mamamatik tarzı makineler birçok yere konulmalı. Bu şekilde hayvanlara destek olabiliriz. Bu makine hem geri dönüşüm sağlıyor hem de hayvanlara mama veriyor, çok güzel. Bu makineler birçok yere konulabilir. İletişime geçtiğim insanlar biz bunları biriktirelim ama kim alacak diye düşünüyor. Ben tek kişiyim. Ben en fazla 10, 20, 100 poşet taşıyabilirim. Sadece bir semttekileri taşıyabilirim. Birçok insan bunları biriktirip bir yere bırakırsa daha çok farkındalık olur ve daha fazla birikir" diye konuştu.

ESNAF DA DESTEK VERİYOR

Sokak hayvanları için atık toplayan Ceren Baştürk'e esnaf da destek veriyor. O esnaflardan Turgay Aslan, "Her akşam poşetle atık biriktiriyoruz. Her akşam yanımıza uğruyor. Biz de biriktirdiğimiz şişeleri ona veriyoruz. Ceren hanım bunu yapmadan önce böyle bilinç yoktu. Kendisini diğer dükkanlarda görmüştüm. Bize de uğrayın, biz de biriktirelim dedim. 4 aydır atıkları ona teslim ediyoruz" dedi.

Görüntü Dökümü: ----------Ceren Baştürk'ün atık toplamasından görüntüler-Ceren Baştürk ve hayvanlardan görüntüler-Esnafın plastik ve teneke atık vermesi -Ceren Baştürk ile röportaj-Esnaf ile röportaj -Muhabir anonsu (Semih Çalışkan) -Detay görüntüler

==========================

8- ÜNLÜ ŞARKICI IŞIN KARACA BOŞANDI

Haber: Özden ATİK - Ruken KADIOĞLU/ İstanbul, DHAÜnlü şarkıcı Işın Karaca, üç yıllık eşi Tuğrul Odabaş'tan tek celsede anlaşmalı olarak boşandı.İstanbul 11. Aile Mahkemesi'ndeki duruşmaya, Işın Karaca ve Tuğrul Odabaş avukatlarıyla katıldı. Hakim, taraflara "Boşanmak istiyor musunuz?" diye sordu. Taraflar boşanmak istediklerini belirtti. Hakim, tarafların yaptıkları protokole göre karşılıklı olarak birbirlerinden tazminat ve nafaka talebinde bulunup bulunmadıklarını sordu. Her iki taraf da maddi, manevi tazminat ve nafaka taleplerinin olmadığını belirttiler. Evlilik içinde edinilmiş mal varlığı olmadığından hak ve alacaklarının bulunmadığını da belirten Karaca ve Odabaş, boşanmalarına karar verilmesini talep ettiler. "Barışma ihtimali olup olmadığına" yönelik soruya da "Yok" diye cevap veren tarafların, boşanmalarına karar verildi. 

"ANLAŞAMADIK BİTTİ"Gazetecilerin, "Tuğrul Bey ile denk gelmemeye özen gösterdiniz neler söyleyeceksiniz" demeleri üzerine Işın Karaca, "Hayırlısı olsun, hepimiz için çok hayırlısı olsun. Arkadaşlığımız tabiiki devam edecek. 25 yıllık arkadaşım devam etmemesi mümkün mü? Tek ricam aynı şeyi yapmayın adama. Öyle yaratılan senaryolar, yok öyle şeyler. Can yakıcı olur. Anlaşamadık bitti işte. Bu kadar net arkadaşlar" dedi. Taraflar, ayrı kapılardan avukatlarıyla birlikte ayrıldılar. 

Görüntü dökümü: ---------------Işın Karaca'nın adliyeye gelişi-Karaca'nın ayrılması-Odabaş'ın ayrılması

==============================

9 - OYUNCU ALPER SALDIRAN İLE OYUNCU EŞİ PELİN TUNCEGİL BOŞANDI Ruken KADIOĞLU/ İSTANBUL, OYUNCU  Alper Saldıran 6 yıllık eşi oyuncu Pelin Tuncegil'den boşandı.2013 yılında nikah masasına oturan Alper Saldıran ve Pelin Tuncegil çifti bugün İstanbul Adalet Sarayı'na gelerek 11. Aile Mahkmesi'nde görülen duruşmaya katıldı. Tuncegil'in avukatı da duruşma salonunda hazır bulundu. Mahkeme hakimi, 'Boşanma konusunda ısrarcı mısınız?' Diye sordu. Taraflar boşanma konusunda kararlı olduklarını, herhangi bir talepleri olmadığını belirtti.

Çift yaklaşık 3 dakika süren duruşmanın ardından anlaşmalı olarak boşandı. Mahkeme çıkışında gazetecilerin sorularını  yanıtlayan çift, "Dostluğumuzun bozulmaması için böyle bir karar aldım. Biz zaten 14 yıllık çocukluk arkadaşıyız ve dostuz. İyi arkadaşız ama evlilik bazı şeyleri bozabiliyor" diyerek adliyeden ayrıldı.

Görüntü Dökümü: ----------Alper Saldıran ve Pelin TuncegilAçıklamalar

===========================10- MERYEM'İN 'KAHRAMANI' KIZ KARDEŞİ RABİA OLACAK Özlem YURTÇU KARABULUT- Kubilay ÖZEV/İSTANBUL, - HAKKARİ Yüksekova'da, aplastik anemi hastası kızı 13 yaşındaki Meryem Bakır'a, 11 yaşındaki kız kardeşi Rabia'nın iliğinin tutmasına rağmen, maddi imkansızlıklar nedeniyle nakil yaptıramadıklarını söyleyen ayakkabı boyacısı baba Enver Bakır'ın yardım feryadını, Sağlık Bakanlığı duydu. Bakanlık tarafından İstanbul'a getirilen Meryem'e önümüzdeki hafta, kız kardeşinden ilik nakli yapılacak.

Yüksekova'ya 5 kilometre mesafedeki İnanlı köyünde yaşayan Enver ve Şirin Bakır çiftinin 3 çocuğundan en büyüğü olan imam hatip ortaokulu 8'inci sınıf öğrencisi Meryem Bakır'a, 2 ay önce Van Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nde kemik iliği yetmezliği olan aplastik anemi teşhisi konuldu. Doktorların ilik nakli olması gerektiğini söylediği Meryem'e 11 yaşındaki kız kardeşinin iliği uyumlu çıktı. Ancak maddi imkansızlıklar nedeniyle aile, küçük kızı nakil için İstanbul'a getiremedi.

FERYATLARINI BAKANLIK DUYDUAyakkabı boyacılığı yaparak ailesinin geçimini sağlayan baba Enver Bakır ile Meryem, gözyaşları içinde kendilerine yardım eli uzatılmasını istedi. Baba kızın yardım çağrısına Sağlık Bakanlığı, el uzattı. Bakanlık, Yüksekova Kaymakamlığı'nı devreye sokarak, Meryem'i Yüksekova'dan İstanbul'a getirtti.

ÖNÜMÜZDEKİ HAFTA NAKİL OLACAKMeryem, 2 hafta önce Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği Kemik İliği Nakil Merkezi'ne yatırıldı. Tüm testleri tamamlanan Meryem'in kemoterapi tedavisine de başlandı. Meryem, önümüzdeki hafta, kendisiyle birlikte İstanbul'a getirilen kız kardeşi Rabia'dan alınacak ilikle hayata tutunacak.  

'HAYAT KURTARMAK KAHRAMANLIKTIR'Ablası iyileşsin diye ona kemik iliği vermeyi kabul eden Rabia Bakır ise korkmadığını, herkesin bağışçı olması gerektiğini söyledi. Rabia, örnek olacak bir çağrıda bulunarak, "O kadar da zor bir şey değil. Altı üstü bir iğne ile ilik alınacak. Çok seviniyorum ablam iyileşecek. Onun hayatını kurtaracağım için çok mutluyum. Ablam için elimden gelen her şeyi yaparım. Bir hayat kurtarmak kahramanlıktır. Herkes bir kahraman gibi davransın ve iliği tutan hastalar için bağış yapsınlar. Altı üstü bir iğne, korkacak hiçbir şey yok" dedi.

'SAĞLIK BAKANLIĞI BİZE EL UZATTI'Ayakkabı boyacılığı ile 3 çocuğunu büyütmeye çalışan baba Enver Bakır ise "Meryem ilk çocuğumuz. Kurban Bayramı'nın ikinci günü kızımı Yüksekova Devlet Hastanesi'ne götürdük. Oradan kan değerleri düşük diye Van'a gönderdiler. Teşhis orada kondu. İlik nakli olacak dediler. Ailece ilik için tahliller verdik. Rabia'nınki tuttu. İstanbul'a gelmeye imkanımız yoktu. Sağlık Bakanlığı arayarak bize destek oldu ve Ümraniye Hastanesi'ne getirdiler. Onlara çok teşekkür ederim. Bize sahip çıktılar. Meryem'in tedavisi için burada 6 ay konaklayacağız. Yüksekova imkansızlıkların olduğu bir yer. Günde 40-50 lira ancak kazanabiliyorum. Allah'a çok şükür ona da hamdolsun gene de" diye konuştu.

KEMİK İLİĞİ NAKLİNDE İSTANBUL'DA TEK KAMU KURUMUYUZTedaviyi yürüten Ümraniye Eğitim ve Araştırma Hastanesi Çocuk Hematoloji Onkoloji Kliniği'nden Doç. Dr. Suar Çakı Kılıç, Meryem'in durumu hakkında bilgi vererek, "İki ay önce şikayetleri başlamış. Ağır aplastik anemi teşhisi ile kardeş vericisi de olduğu için kemik iliği nakli yapılmak üzere ünitemize sevk edildi. Hastamızın tekrarlayan eritrosit ve trombosit nakillerine ihtiyacı, kan nakli ihtiyacı olmaktaydı. Şu an iyi, kardeşinin ve kendisinin tetkiklerini tamamladık. Herhangi bir aksilik olmazsa bu hafta içerisinde kemoterapisine başlayıp önümüzdeki hafta da kemik iliği naklini yapmayı planlıyoruz" dedi.Aplastik anemi'nin hem çocukluk hem erişkinlik döneminde sık rastlanan bir kemik iliği yetmezliği hastalığı olduğuna değinen Doç: Dr. Suar Çakı Kılıç, şu bilgileri verdi: "Sonradan gelişebilir ya da doğuştan olabilir. En önemli özelliği kemik iliğinin kan hücrelerini yeterince üretmemesi ve lökosit dediğimiz hücreler üretilmediği için de enfeksiyonlar; eritrosit dediğimiz hücreler üretilmediği için halsizlik, kansızlık bulguları; trombosit dediğimiz hücreler üretilmediği için de kanama bulguları meydana getirmesidir. Hastalar bu belirtilerle doktora başvurur. Eğer 'fanconi' adını verdiğimiz doğumsal aplastik anemi değilse tam uyumlu kardeş varsa ondan kemik iliği nakli yaparız. Tam uyumlu kardeş yoksa o zaman bağışıklık sistemini baskılayacak birtakım tedaviler uygularız ve bu tedaviye yanıtına bakarız. Eğer hasta tedaviye yanıt vermezse aile dışı vericiden kemik iliği nakli için araştırmalara başlarız. Kemik iliği nakil üniteleri oldukça önemli özellikler taşır ve ülkemizde belli şehirlerde kemik iliği nakil merkezleri var. Tamamen enfeksiyondan arındırılmış odalardan ve merkezden oluşması gerekmektedir. Ülkemizde de gerek kamuda gerek özel sektörde birçok nakil merkezi var. Ancak bizim ünitemiz kamu hastaneleri içinde şu an için İstanbul'da aktif olarak çalışan tek çocuk kemik iliği nakil ünitesi. O nedenle Meryem'i de biz takip ediyoruz."

Görüntü dökümü: --------------------Doç. Dr. Suar Çakı Kılıç röportajı-Baba Enver Bakır röportajı-İlik bağışçısı kız kardeş Rabia Bakır röportajı-Arşiv görüntüleri ve Meryem'in göz yaşları içindeki çağrısı-Detay görüntüler ========================

11- SÜLEYMANİYE CAMİİ'NDEKİ YANKESİCİLİK VE HIRSIZLIK ANLARI KAMERADA

Çağatay KENARLI, İstanbul DHA Süleymaniye Camii'ndeki turistlerin çanta ve eşyalarını yankesicilik yaparak çalan 3 kadın ve 18 yaşından küçük 3 çocuk yakalanarak gözaltına alındı. Fatih'teki Süleymaniye Camii'nde meydana gelen hırsızlık ve yankesicilik olaylarıyla ilgili Fatih İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri çalışma başlattı. Polis ekipleri 25 Ekim'de cami bahçesinde şüpheli hareketlerde bulunan ve ortak hareket eden 1'i erkek 6 şüpheliyi takibe aldı. Nermin K.(33), Özlem K.(34) ve Seda Ö.(29) isimli kadınlarla birlikte hareket eden 18 yaşından küçük kızlar E.A.T., Z.Ö. ve erkek N.K.'yı yakaladı. Polis ekipleri caminin kamera görüntüleri inceleyerek E.A.T. ve Z.Ö.'nün 2 ayrı hırsızlık olayına karıştığını tespit etti. Ekipler şüpheliler hakkında yaptığı geniş çaplı incelemede Z.Ö.'nün 'Elde veya üstte taşınan eşyayı özel beceri ile almak suretiyle hırsızlık', E.A.T.'nin 'Bina içinde muhafaza altına alınmış eşya hakkında hırsızlık' ve Seda Ö. isimli kadının 'Elde veya üstte taşınan eşyayı çekip almak suretiyle hırsızlık' ile 'Herkesin girebileceği bir yerde bırakılmakla birlikte kilitlenmek suretiyle hırsızlık' suçlarından arandığını tespit etti. Emniyetteki işlemleri tamamlanan şüpheliler sevk edildikleri adliyede çıkartıldıkları mahkeme tarafından serbest bırakıldı. Şüphelilerin Süleymaniye Camii'ndeki yankesicilik ve hırsızlık yapma anları caminin güvenlik kameraları tarafından görüntülendi. 

Görüntü Dökümü----------Şüphelilerin cami avlusundaki görüntüleri-Şüphelilerin çantaları karıştırması-Bir çantayı alıp camiden çıkan şüpheliler

-Genel ve detaylar


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler