Dha İstanbul Bülteni - 3

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- MÜNİR ÖZKUL HAYATINI KAYBETTİ (2)Haber-Kamera: Zeki GÜNAL - İSTANBUL DHAUsta oyuncu Münir Özkul, 92 yaşında hayatını kaybetti.

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- MÜNİR ÖZKUL HAYATINI KAYBETTİ (2)


Haber-Kamera: Zeki GÜNAL - İSTANBUL DHA


Usta oyuncu Münir Özkul, 92 yaşında hayatını kaybetti. Özkul bu sabah saatlerinde Beyoğlu'ndaki evinde vefat etti. Haberi alan yakınları ve sanatçı dostları eve gelrdi.


TİYATROYA İLK ADIMINI 1940 YILINDA ATTI


15 Ağustos 1925 yılında İstanbul'da dünyaya gelen Münir Özkul, tiyatrodaki ilk sahne deneyimini 1940 yılında Bakırköy Halkevi'nde yaşadı. 1948 yılında Ses Tiyatrosu'nda sahnelenen "Aşk Köprüsü" oyunuyla profesyonelliğe ilk adımını atan Özkul, daha sonra Muhsin Ertuğrul yönetimindeki Küçük Sahne'ye geçti. Usta oyuncu, İstanbul Devlet Tiyatrosu ve Ankara Devlet Tiyatrosu'nun da aralarında olduğu bazı tiyatrolarda sahneye çıktı. Türk tiyatrosunun önemli bir simgesi olan "Kavuk" da, 1968 yılında İsmail Dümbüllü tarafından Münir Özkul'a devredildi.


200'DEN FAZLA FİLMDE ROL ALDI


Münir Özkul, Yeşilçam'daki ilk deneyiminde 1951 yapımı "Vatan ve Namık Kemal" filminde figüran olarak rol aldı. "Mahmut Hoca" ve "Yaşar Usta" gibi Türk sinemasının unutulmaz karakterleriyle özdeşleşen Özkul, 200'den fazla filmde oynadı.


1998 yılında Kültür Bakanlığı tarafından "Devlet Sanatçısı" unvanı verilen Münir Özkul, uzun yıllardır demans hastalığıyla mücadele veriyordu.


Görüntü Dökümü:


------------


-Özkul'un arşiv görüntüsü


-Özkul'un evine gelenlerin görüntüsü


05.01.2018 - 12.30 Haber Kodu : 180105069


===============================


2- BURAK YILMAZ'IN YAPTIĞI KAZA GÜVENLİK KAMERASINDA


Haber: Çağatay KENARLI - İSTANBUL DHA


Trabzonsporlu ünlü futbolcu Burak Yılmaz'ın Sarıyer'de ölümden döndüğü kaza anının güvenlik kamerası görüntüleri ortaya çıktı. 


Burak Yılmaz kullandığı lüks otomobille 10 Aralık'ta takla atarak bir cipe çarpmıştı. Burak Yılmaz kazanın hemen ardından olay yerinden ayrılmıştı.


Görüntü Dökümü:


----------


-Kaza anı


-Kazayla ilgili çekilen görüntüler


05.01.2018 - 12.17 Haber Kodu : 180105067


=======================


3-  ALAATTİN ÇAKICI'NIN YEĞENİNE SİLAHLI SALDIRI ANI KAMERADA


Haber: Çağatay KENARLI - İSTANBUL DHA


Alaattin Çakıcı'nın yeğeni Adem Çakıcı'ya düzenlenen silahlı saldırı güvenlik kamerasına yansıdı.


Suadiye'deki bir kafeteryada arkadaşlarıyla oturan 32 yaşındaki Adem Çakıcı, silahlı saldırıda ağır yaralanmıştı. Saldırı anı güvenlik kamerasına yansıdı. Saldırıyla ilgili gözaltına alınan 3 kişi adliyeye sevkedildi.


Görüntü Dökümü:


----------------


-Olayın güvenlik kamerası görüntüleri


-Olayla ilgili görüntüler


05.01.2018 - 12.43 Haber Kodu : 180105075


===============================


4- CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN FRANSA'YA GİTTİ


 


 * Cumhurbaşkanı Erdoğan, 


*(Kabine de revizyon iddiaları) "Çok kısa bir cevap vereyim mi? Doğruluk payı yok" 


*(Beşiktaş Belediye başkanının görevden alınması) "Asıl önemli olan bu tür açığa alma kararını içişleri bakanlığı veriyorsa burada demek ki su kaçağı var. Şu anda da bu atılan adımlarla Ataşehir'de ne olduysa burda da bu oluyor" 


*(Hakan Atilla) "A.B.D. şu anda çok ciddi bir kumpaslar zinciri içinde süreç işletiyor. Hukukta kumpaslar değil ekonomik alanlarda da kumpaslar var. Her tarafı adeta kendine göre yola getirimenin gayreti içinde" 


Haber-Kamera: Murat ÇAKIR-İSTANBUL DHA


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Fransa'ya yapacağı resmi ziyaret öncesinde Atatürk Havalimanı Devlet Konukevi'nde bir basın toplantısı düzenledi. Fransa Cumhurbaşkanı Emmanuel Macron'un daveti üzerine Fransa'ya giden Erdoğan, Fransa ve Türkiye'nin birçok alanda iş birliği bulunduğunu belirterek,  "Bölgemizde yaşanan gelişmeler ve karşı karşıya kaldığımız sınamalar ve krizler de ülkelerimiz arasında yakın ve süreklilik taşıyan bir dayanışmayı elzem kılıyor. Cumhurbaşkanı Macron ile pek çok konuda esasen yakın irtibat halindeyiz, temas halindeyiz. Kapsamlı ve güçlü bir ortaklık temelinde özellikle bu ziyareti çok önemsiyorum. Bu ziyarette de çok geniş başlıklarda görüşmelerimiz olacak ve bu, ülkelerimiz arasındaki ikili ilişkilerden tutunuz, bölgesel tüm konuları ele alacağımız bir ziyaret olarak gerçekleşecek. Tabii bu istişarelerimizi kendileriyle bundan sonraki süreçte de sürdüreceğiz. Türkiye ve Fransa arasındaki iş birliğinin bölgesel ve uluslararası barış bakımından da hayati önem taşıdığına inanıyorum. Ziyaretim sırasında Sayın Macron ile ekonomi, ticaret, savunma sanayi, terörle mücadele gibi iki ülke için de öncelik taşıyan alanlarda işbirliğini ele alacağız " dedi. 


Bölgesel ve uluslararası konular ile Filistin, Kudüs, Suriye, Irak, Libya'daki gelişmeler başta olmak üzere, güncel ve ortak ilgi alanlarındaki konuları değerlendirme fırsatları olacağını söyleyen Erdoğan, "Avrupa Kıtası ve Avrupa Birliği'nin içinden geçmekte olduğu süreci, Türkiye-Avrupa Birliği ilişkilerini ki biliyorsunuz Fransa AB'de etkin bir ülke, Kıbrıs'a ilişkin son gelişmeleri de ele alabileceğimizi düşünüyorum. İkili ticari ve ekonomik ilişkilerimiz, ülkelerimiz arasındaki bağların ruhuna uygun, sağlam ve güçlüdür. Ticaret hacmimize baktığımız zaman aramızda aslında ciddi bir ticaret açığı yok. Ama 2016 olarak baktığımızda yaklaşık 13,5 milyar dolarlık aramızda bir ticaret hacmi söz konusu. Tabii aramızda belirlediğimiz hedef 20 milyar avroydu. Bunu 13,5 milyar dolardan 20 milyar avroya taşımamız büyük önem arz ediyor. Temennim odur ki bu doğrultuda çalışmalarımızı sürdüreceğiz " diye konuştu. 


Savunma sanayi ve enerji de işbirliği konusunda ve özellikle  EUROSAM konusunu tekrar ele alacaklarını  ifade eden Erdoğan ziyareti esnasında bu ülkede yaşayan Türk vatandaşları ile de görüşmeler yapacağını bildirdi.      


  


BURADA DEMEK Kİ BİR SU KAÇAĞI VAR 


Ziyaretine ilişkin açıklamasının ardından  Cumhurbaşkanı Erdoğan basın mensuplarının sorularını yanıtladı. Beşiktaş Belediye Başkanı'nın görevden uzaklaştırılmasına ilişkin soruya Erdoğan şöyle yanıt verdi, " "Bunlar belediye başkanlığı yapanlar için bilinen şeylerdir. Ama hayatında belediye başkanlığı yapmamış olanlar bunları bilmez. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığım döneminde kendilerine odalar tahsis ettiğimiz mülkiye müfettişlerim vardı. Onlar sürekli belediyede dururlardı, çalışmalarını orada sürekli yaparlardı. Ama tabii bundan bihaber olanlar şimdi çıkıyor konuşuyor, böyle böyle diyor vesaire. Orası çok önemli değil. Asıl önemli olan, şu anda bu tür açığa alma kararını eğer İçişleri Bakanlığı veriyorsa, burada demek ki bir su kaçağı var. Şu anda da bu atılan adımla alakalı olarak Ataşehir'de ne olduysa işte burada da bu oldu. Bize gelen bilgiler çok daha farklı, onu da söyleyeyim. Açık konuşuyorum, iş adamlarımız, vatandaşlarımız kendilerinden rüşvet talebinde bulunulduğu zaman 'Yüzleşmeye var mısın?' dediğimizde, birçoğu kaçıyor. 'Eğer ben yüzleşmeye girersem, o zaman benim bu işim kalır.' Hem geliyorsun şikayet ediyorsun, hem de 'Yüzleşmeye var mısın? Suçüstü yapalım.' dediğimiz zaman da bundan kaçarsanız biz burada hakikaten görevi suistimal eden, görevi kötüye kullananları nasıl ortaya çıkaracağız. Şu anda burada da böyle bir süreç söz konusu." 


Cumhurbaşkanı Erdoğan, yurt dışına çıkma yasağı gibi konuların İçişleri Bakanlığı'nın yasal hakkı olduğunu, bunu hukuk anlayışı ve çerçevesi içerisinde kullandığını, Murat Hazinedar'ın "Çocuklarının da yurt dışında okuma imkanı olduğu, yurt dışına gittikleri" şeklinde bir ifadesinin olduğunu belirten Erdoğan, burada bir düzeltme yapması gerektiğini söyledi.


Erdoğan, "Benim çocuklarımın yurt dışına gitmesi, Sayın Belediye Başkanı'nın, ben en kaliteli, en güçlü okullarda okuttuğum mantığından hareketle değil. Benim çocuklarım kedi öz vatanında okuma hakkına sahip olmadıkları için yurt dışına gittiler. 


Aklımda kaldığı kadarıyla puanı Boğaziçi Üniversitesi'ne tutuyordu. Katsayı engeli sebebiyle burada farklı bir üniversiteye girme şeyi oldu. Biz de 'Yurt dışına gönderelim.' dedik. Oğlumu bu şekilde yurt dışına gönderdim. Kızlar da başörtü nedeniyle zaten Türkiye'de okuma hakkından mahrum oldular. Onlar bundan dolayı Türkiye'de okuyamadılar. Onları da bundan dolayı yurt dışına ağabeyinin yanına gönderdik." bilgisini verdi. Erdoğan, "Bunları da bilmiyorlar. Bilmeden de farklı farklı yakıştırmalar yapıyorlar. Sayın Başkan'ın ailesiyle ilgili konuda da yurt dışına çıkışına hukuki bir engel olmadıktan sonra İçişleri Bakanlığı'mızın böyle bir engelleme yapacağına ihtimal vermiyorum. Bunları İçişleri Bakanımızla da konuşuruz. Gerçekten mani bir durum yoksa zaten önü de açılır." ifadelerini kullandı.


   


KABİNEDE DEĞİŞİKLİK YOK


Kabinede revizyon iddiaları için ise  " Çok kısa bir cevap vereyim mi. Doğruluk payı yok" dedi. 


 


BÖYLE BİR ADALET ANLAYIŞI OLMAZ


Erdoğan, ABD'de süren Hakan Atilla davasına ilişkin soruya şöyle karşılık verdi, "  Amerika'nın adalet anlayışı buysa evet o zaman dünya yandı. Amerika adalet anlayışını bir defa gözden geçirmelidir. Böyle bir adalet anlayışı olamaz, ondan sonra da dünyaya adalet dersi vermeye kalkmasınlar. Benim ülkemde bize karşı bir darbe girişiminde bulunacaklar. Devlete karşı darbe girişiminde bulunanları sene 99, o günden bugüne kendilerine tahsis ettikleri, 400 dönümlük arazi içerisinde paşalar gibi yaşatacaklar, ülkemden çıkan yargı kararlarının hiçbirine saygı duymayacaklar. Kendilerine giden 85 kolinin üzerinde, şimdi herhalde 100 koliyi bulmuştur. Bütün bunların içerisinde olan, verilmiş kararlarla ilgili olarak da hiçbirini nazarıitibara almayacaklar. Kusura bakmayın. Böyle mi yaklaşıyorsunuz? O zaman aramızdaki ikili ilişkilerdeki uluslararası hukuk ve ikili hukuk anlaşmaları da ne yapıyor böylece? Hükmünü yitiriyor. Bundan sonraki süreç üzülerek söylüyorum ki böyle işleyecektir"


 


100 BİN İMZA TOPLAYAMIYORSA YÜRÜMEZ


"Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun görüşmesine ilişkin, "Bu görüşme bir ittifak arayışı olarak yorumlandı. Siz nasıl değerlendiriyorsunuz?  Saadet Partisi'nin uyum yasaları konusunda önerileri var. En büyük şikayetlerinin 100 bin imza konusunda noter şartının çok maliyetli olduğu yönünde. Bu konuda bir değerlendirme, düzeltme olabilir mi?" şeklinde soruya Erdoğan,  "Değerli arkadaşlar siyaset yapıyoruz. Yani eğer 100 bin imzayı toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket o zaman zaten bunu yapmasına da gerek yok. Demek ki hiç gücü bu noktada yok. Yani 100 bin imza toplayamıyorsa zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez." yanıtını verdi.


Noter maliyetlerinin yüksekliği konusunda yapılan eleştiriye de değinen Erdoğan, Kararını iktidar partisinin tek başına almadığının altını çizdi. 


 


AİLE İÇİ ŞİDDET 


Son zamanlardaki aile içi şiddet olaylarına da değinen  Erdoğan, "Bu konunun aslında izahı söz konusu değil. Bunlar cani. Bunlar insanlıktan nasibini almış değil. Gerçekten bu son dönemde yaşadıklarımız hakikaten yani televizyon ekranlarında bunları izlediğimiz zaman acaba diyoruz bu medyayı mı suçlasak, 'Bunları göstermeyin', toplum gerçekten psikiyatrik bir bunalımın içerisine giriyor ama diğer taraftan da bir ibret vesilesi acaba olabilir mi diye düşünme noktasına giriyorsun. Fakat bunlar zerre kadar insanlıktan nasibini almış değil. O yavruları nasıl öldürürsün? Bunlar senin yavrun, 3 yaşında 4 yaşında. Sende zerre kadar vicdani bir şey yok mu? Zaman zaman ne oluyor, bakıyorsun yok yavruları öldürüyor, annesini öldürüyor sonra da kendisini öldürüyor. Kendini öldürsen ne yazar öldürmesen ne yazar? Tabii şimdi hemen yorumlar başlıyor. Ruhsal bir bunalım içine girmiştir, ruhsal bunalımın neticesinde böyle oldu. Tamam da olay hepsi için de ruhsal bunalım değil ki. Ruhsal bunalıma girmeyen de var, o şekilde bunu yapanlar da var. Buna toplumsal olarak vereceğimiz tepki çok çok önemli. Onları bu toplumun içerisinde önce kendi akrabalarından, yakınlarından başlamak üzere yalnızlığa itmek veyahutta onları bu psikolojik sıkıntı içerisinden çıkarmak için önce yakınlarının bu süreç içerisinde bazı adımlar atması gerekir. Devlet olarak tabii bizler de eğitim sistemi içinde bunları çok daha farklı ele alıp ve bu noktada hakikaten nesillerimizi iyi eğitmemiz, iyi yetiştirmemiz gerekiyor. Bu noktada tabii dini eğitimin de ben çok çok önemli olduğunu yine ifade etmem lazım. Burada Diyanet'e tabii düşen önemli bir görev de var." dedi. 


 


 


İRAN NORMALLEŞME SÜRECİNDE


İran'da yaşanan durum üzerine sorulan soruya ise  Erdoğan, şöyle konuştu. "Zaten dün, evvelsi gün bir normalleşme sürecinin içerisine de İran'daki gelişmeler girmiş vaziyette. Tabii Sayın Ruhani'nin ilk anda yaptığı açıklamadan sonraki süreçte de özellikle yani bu sokak gösterilerinin kendi halkının demokratik hakları olduğuna yönelik kullanmış olduğu ifadeler süreci ciddi manada tabii yumuşatmıştır, daha sonra tabii dini lider Ali Hameney'in yapmış olduğu davet, açıklama, onlar da burada tabii rejimi sahiplenenlerin İran'daki konumunu ortaya koyması bakımından önem arz etmiştir.  Fakat ben şunu açık net söylemem lazım. Özellikle bazı ülkelerin yani başta Amerika, İsrail olmak üzere bu ülkelerin İran'dı, Pakistan'dı iç işlerine karışmalarını bir defa bizim doğru bulmamız mümkün değil. Bu bir defa bu ülkelerin iç işlerine karışmaktır ve bu ülkelerin kendi içinde ülkelerin halklarını birbirlerine karşı getirmektir. İşte bunları ne yazık ki biz dünyanın çok değişik yerlerinde uygulamalarını görüyoruz. Bunu Irak'ta gördük, Irak iflah etti mi? Bakın biz Türkiye'de iktidar olduğumuzdan bu yana Irak, maalesef düzelmemiştir. O zaman yine biliyorsunuz Amerika'nın oraya attığı adımla Irak'ta bu geri sayım başlamıştır. O günden bugüne Irak'ta bir düzelme söz konusu değil. Gelelim Suriye'ye var mı düzelme? Yok. Filistin aynı, Mısır aynı. Gidelim Libya'ya aynı. Bakın Tunus'u da karıştırıyorlar. Aynı. Gelelim diğer ülkelerine Afrika'nın Sudan, Çad, hepsi aynı ama bir şey burada önemli. Bakın karıştırılan ülkeler hep İslam ülkeleridir, halkı Müslüman ülkelerdir. Buralar üzerinde bu oyun oynanıyor. Bu ülkelerin de kendilerine ait imkanları var. Yeraltı zenginlikleri var. Bütün bu zenginlikleri nasıl kendilerine ait kaynaklar haline getirebilirler bunların da adımını atıyorlar. Kusura bakmasınlar bu gerçekleri de artık başta halkımızın bilmesi ve ardından da tüm insanlığın bu gerçekleri bilmesi lazım ve buna göre de bakışların değişmesi gerekiyor ama inanıyorum ben er veya geç bu bakışlar değişecek, birilerini yalnızlığa sevk etmek isteyenler kendileri dünyada yalnız kalacaklardır."


 


Görüntü Dökümü:


-Erdoğan'ın gelişi


-Erdoğan'ın açıklaması


-Toplantıdan detaylar


-Erdoğan ve eşinin konukevinden çıkışı


-Erdoğan'ın tören kıtasını selamlaması


-Erdoğan'ın uçağa binişi ve el sallaması


-Detaylar   


05.01.2018 - 10.24 Haber Kodu : 180105028


05.01.2018 - 10.27 Haber Kodu : 180105031


05.01.2018 -10.26  Haber Kodu : 180105029


05.01.2018 - 11.19 Haber Kodu : 180105046_


05.01.2018 - 11.31 Haber Kodu : 180105048


================


5- KILIÇDAROĞLU'NUN ZİYARET EDECEĞİ BEŞİKTAŞ BELEDİYESİ ÖNÜNDE YOĞUN GÜVENLİK ÖNLEMİ


Haber: Taner YENER- Kamera: Harun UYANIK-İSTANBUL DHA 


Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun başkan ve iki belediye meclis üyesinin bakanlık kararı ile görevden uzaklaştırıldığı Beşiktaş Belediyesi'ne bugün yapacağı ziyaret öncesi çevrede yoğun güvenlik önlemleri alındı. Beşiktaş Belediyesi'nin Aytar Caddesi Başlık Sokak'ta bulunan girişi araç trafiğine kapatıldı. CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun saat 14.00'de yapacağı ziyaret öncesi polis, çevrede geniş güvenlik önlemleri aldı. Çok sayıda görevli sokak civarında konuşlandırılırken, bomba arama köpeği ile de çevrede arama yapıldı. Öte yandan Kılıçdaroğlu'nun yapacağı konuşma için belediye girişine, basın mensupları için de sokak üzerine platformlar kuruldu.


Görüntü Dökümü


-Belediye önü köpekle arama


-Güvenlik önlemleri


-Belediye önünden detaylar


05.01.2018 - 12.44 Haber Kodu : 180105076


======================


6- SİYASETTE "100 BİN İMZA" TARTIŞMASI


Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, parti üyesi olmayanlar 100 bin imza toplayarak Cumhurbaşkanı adayı olabilecek. Bu konuyla ilgili uyum yasası düzenlemesi henüz yapılmadı.


Saadet Partisi, CHP'yi ziyaretinde konuyu gündeme getirdi. Cumhurbaşkanı Erdoğan da bugün yaptığı açıklamada, "100 bin imza toplayamıyorsa, zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez" dedi. Erdoğan, noter masraflarıyla ilgili eleştiriye de, " "Buradan olaya giriyorsa maliyet konusunda, noter masrafları filan onların sorunu" yanıtını verdi.


Hukukçular ise, 100 bin imza şartında düzenleme yapılması gerektiğini ifade ediyor.


Haber- Kamera: Özden ATİK - Erhan TEKTEN/ İstanbul, DHA


2019 yılında yapılması planlanan Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde, parti üyesi olmayanlar 100 bin imza toplayarak Cumhurbaşkanı adayı olabilecek.  İmzalara noter şartı getirilmesi halinde her bir belgenin 150 lira olacağı, bunun da 15 milyon TL'ye kadar dev bir masraf ortaya çıkarabileceği belirtiliyor. 


Konu Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu'nun CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nu  ziyaretinde de gündeme geldi. Saadet Partisi'nin uyum yasalarında bu konuyla ilgili teklifi, "Cumhurbaşkanı adayı göstermek için 100 bin imzanın gerekli olmasıyla ilgili öneri  şeffaf ve kolay olmalı. Seçme hakkı olan herkes adaylık için imza verebilmeli, imza süreçleri ilçe seçim kurulları tarafından yürütülmeli, imza verenler hiçbir mali ve siyasi sorumluluğa sokulmamalı ve imza verenlerin kişisel bilgileri hiçbir makam ile paylaşılmamalıdır"  şeklinde.


"100 BİN İMZA TOPLAYAMIYORSA, BU MÜCADELEYİ VERMEK DE ZOR BİR İŞ"


Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'a da, bugün Fransa'ya hareketi öncesi Atatürk Havalimanı'nda bu konu soruldu. Erdoğan cevabında,  "Eğer 100 bin imzası toplamaktan uzaksa bir siyasi hareket, o zaman bunu yapmasına da gerek yok. 100 bin imza toplayamıyorsa, zaten bu yolda bu mücadeleyi vermek de zor bir iş, yürümez" dedi.


Saadet Partisi'nin 100 bin imzaya noter şartının maliyetli olması konusundaki eleştirisine de değinen Erdoğan, " Maliyetleri çok yüksek filan... Buradan olaya giriyorsa maliyet konusunda noter masrafları filan onların sorunu. Bu konuda kararı iktidar partisi tek başına vermedi ki, ziyaret ettiği kişi de bu işin içinde. Parlamentoda tartışıldı edildi, karar bu şekilde verildi" diye konuştu 


"HENÜZ BU DÜZENLEMEYLE KARŞILAŞMADIK" 


DHA'nın daha önce görüşlerine başvurduğu hukukçular ise bu konuda düzenlemenin yapılmasının geciktiğini ifade ediyor.


Ceza hukukçusu Prof.Dr. Ersan Şen  100 bin seçmenin adayını nasıl göstereceği konusunda henüz bir uyum kanunun çıkmadığını ifade etti. Şen,  "Biz şu anda kanunu görmedik. Buna uyum kanunu diyebiliriz. Yani o 100 binin ne şekilde ortaya koyulacağı, ne şekilde o imzaların toplanacağı, yedieminler vasıtasıyla mı toplanacak, noter vasıtasıyla olabilme ihtimali var veya yok. Var evet ama çok pahalı olabilir, masraflı olabilir. Bu seçme hakkını, seçilme hakkını engeller" dedi. 


"15 MİLYON MASRAF OLURSA 100 BİN SEÇMENİN ADAY GÖSTERMESİ UYGULANAMAZ HALE GELİR"


100 bin kişinin noter kanalıyla imza vermesi halinde bu masrafın toplamda 15 milyonu bulabileceğinin belirtilmesi üzerine Ersan Şen, "Bu olmaz, bu tip bir dayatma getirilirse bu Anayasa'ya aykırı olur. Çünkü neticede siz 100 bin insanın iradesine ipotek koyuyorsunuz. Yani öyle bir masraf öngörüyorsunuz ki onun yerine getirilebilmesini mümkün kılmıyorsunuz. Yani devlet buna destek olacak. Siz Anayasa'da demişsiniz ki en az 100 bin seçmen aday gösterebilir. Herhangi bir kısıtlama getirmemiş. Demişsiniz ki bu kanunla bunları düzenle, düzenlerken öyle bir düzenliyorsun ki imkansız hale getiriyorsun. Zorlaştırıyorsun, bu o kanunun iptaliyle sonuçlanır. Çünkü niye Anayasa Mahkemesi kişinin seçme seçilme hakkını korumak zorundadır. Bu siyasi bir hak. Önemli bir hak" diye konuştu. Şen, "Zor bir süreç ama kanun koyucu belki Yüksek Seçim Kurulu'nun önerileriyle bu sistemi kolayca uygulanabilir, denetlenebilir ve ucuz bir yöntem olarak belirler. Ama dediğiniz gibi 15 milyon masrafla, siz bu 100 bin seçmenin aday göstermesini neredeyse uygulanamaz hale getiriyorsunuz. Kim, öyle bir serveti nasıl yapacak. ya halk toplayacak, halkı öyle bir yükün altına sokup da devleti mi zenginleştireceksiniz, noterle bunu da yapmamak lazım. İlaha noter de demiyorum, yediemin usulleri belirlenebilir" şeklinde konuştu. 


"EKONOMİK ANLAMDA BÜYÜK GÜÇLÜKLER İÇERECEKTİR" 


İstanbul Barosu Başkanı Mehmet Durakoğlu ise,  "Anayasa çok açık bir biçimde, bu anayasa değişikliğinin gerektirdiği yasal düzenlemelerin 6 ay içinde yapılması gerektiğini söylüyor. Ancak bu 6 aylık süre geçmesine rağmen henüz bu düzenlemeyle karşılaşmadık" dedi.  100 bin imzanın nasıl toplanacağı ve güvenirliliğinin hangi şartlarla sağlanacağı konusunda da vatandaşa kolaylık sağlanması gerektiğini söyleyen Durakoğlu, bu imzaların noter kanalıyla toplanması halinde çoğulculuğun sağlanmasının güç olacağını vurguladı.


Durakoğlu, "Şimdi 100 bin imzanın bir Cumhurbaşkanı adayı belirleme noktasında yeniden noter kanalıyla belirlenmesi, istenmesi, talep edilmesi ya da yasanın bu şekilde düzenlenmesi hiç şüphe yok ki özellikle çoğulculuğun sağlanması bakımından güç olacaktır. Özellikle ekonomik anlamda büyük güçlükler içerecektir ve demokrasi açısından da ahlaki temelde de çok büyük güçlükler çıkarabilecek özellikler arz edecektir. Dolayısıyla yapılması gereken şey 100 bin imzanın toplanmasında mümkün olduğunca kolaylığın sağlanması şeklinde bir kanuni düzenlenmenin yapılmasının tercih edilmesidir" diye konuştu. 


"100 BİN İMZANIN TOPLANMASINA GETİRİLEN GÜÇLÜKLER İRADENİN YANSITILMASINI ENGELLER"


Yasal düzenleme için güvenilirlik sağlanmak isteniyorsa noterin kullanılabileceğini ancak bu durumda harç ücretinin düşük tutulması gerektiğini ifade eden Mehmet Durakoğlu, "Mesela 10 liraya yapılabilir bu iş. Oysa bugün noter harçları itibariyle baktığınızda, onlara yüklenen vergiler itibariyle de baktığınızda 100 bin imzanın bugünkü koşullarda sanki bir ihtarnameymiş gibi düzenlenmesi halinde ortaya çıkabilecek tutarlar çok yüksek olacaktır. Bu da 100 bin imzanın toplanmasını seçmenin iradesine rağmen olası olmaktan çıkaracaktır. Burada önemli olan nokta seçmen iradesinin yansıtılıp yansıtılmadığının yansıtılıp yansıtılmak istenmediğinin açık bir biçimde ifade edilmesidir. 100 bin imzanın toplanmasına getirilen güçlükler, iradenin yansıtılmasına konulan engeller anlamına gelecektir. Bu demokratik olmayacaktır" dedi.  


Görüntü Dökümü:


------------------------


-Erdoğan'ın açıklamaları


-CHP ve SP liderlerinin görüşmesinden görüntü


-Baro Başkanı Mehmet Durakoğlu açıklaması


-Prof.Dr. Ersan Şen açımklaması


05.01.2018 - 12.31 Haber Kodu : 180105070


05.01.2018 - 12.32 Haber Kodu : 180105071


====================


7- İBB'DE GÖREV DEĞİŞİMİ


Özgür Deniz KAYA/ İSTANBUL DHA


İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB)'nin yeni Kültür Daire Başkanı, Kültür AŞ. Genel Müdürü Rıdvan Duran oldu.


İBB'den yapılan açıklamada, şu ifadelere yer verildi: "İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür Daire Başkanlığı görevinden ayrılan Abdurrahman Şen'in yerine  Kültür AŞ. Genel Müdürü Rıdvan Duran atandı"


Rıdvan Duran, 1972 yılında Sakarya'da doğdu. İstanbul Üniversitesi İktisat Fakültesi'nden mezun oldu. 2004-2008 Sakarya Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevinde bulundu. 2014 yılına kadar Başkanlık Müşavirliği yaptı. 2014 yılında SASKİ Yönetim Kurulu Üyeliği ve Sakarya Üniversitesi Genel Sekreter Yardımcılığı görevlerinin ardından Anadolu Ajansı İnsan Kaynakları Direktörlüğü görevinde bulundu. 2017 Temmuz ayı itibariyle İstanbul Büyükşehir Belediyesi Kültür A.Ş. Genel Müdürü olarak atanan DURAN, Büyükşehir Belediyespor Kulüp Başkanlığı, Sakaryaspor Kulüp Asbaşkanlığı ve Başkan Vekilliği, Türkiye Karate Federasyon Asbaşkanlığı yapmıştır. Halen Türkiye Wushu-Kungfu Federasyonu Asbaşkanlığı görevi devam ediyor. Duran evli ve 4 çocuk babasıdır.

Kaynak: DHA