Dha İstanbul Bülteni - 3

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- ZİNCİRLİKUYU'DA ASANSÖRDE MAHSUR KALAN 8 KİŞİYİ İTFAİYE KURTARDIHaber-Kamera: Hasan YILDIRIM-Akın ÇELİKTAŞ / İstanbul DHAZincirlikuyu metrobüs durağının asansöründe mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekiplerinin yarım saatlik çalışması sonucu kurtarıldı.

Dha İstanbul Bülteni - 3

1- ZİNCİRLİKUYU'DA ASANSÖRDE MAHSUR KALAN 8 KİŞİYİ İTFAİYE KURTARDI

Haber-Kamera: Hasan YILDIRIM-Akın ÇELİKTAŞ / İstanbul DHA

Zincirlikuyu metrobüs durağının asansöründe mahsur kalan 8 kişi, itfaiye ekiplerinin yarım saatlik çalışması sonucu kurtarıldı.

Olay, Zincirlikuyu metrobüs istasyonunda saat 12.00 sıralarında meydana geldi. 8 kişi duraktaki asansörüne binip yukarı çıkmak istedi. Hareket eden asansör birden durdu. Asansörde mahsur kalanlar durumu itfaiye ve sağlık ekiplerine haber verdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri kurtarma çalışmalarına başladı; bir yandan da asansör teknisyeni asansörü tamir etmeye çalıştı. Yaklaşık yarım saat süren çalışma sonrası mahsur kalan 8 kişi asansörden çıkarıldı. 

YARIM SAAT ASANSÖRDE MAHSUR KALDIK

Yarım saatten fazla eşiyle beraber asansörde kaldığını belirten Selma Kökten, "Yarım saatten fazla asansörde kaldık. 8 kişiydik. Bunaldık. Eşim rahatsızlandı. Kapı açılınca rahatladık" dedi. 

Aynur Küçükarıcan ise "Binmeyin diyoruz ama 8-10 kişi asansöre biniyorlar. Binince de böyle oluyor. Ben bacağımdan rahatsızım. Merdivenleri çıkamıyorum. Normalde engelli asansörü ama herkes biniyor.Türkiye'de  eğitim, eğitim, eğitim." diye konuştu.

 

Görüntü Dökümü:

-------------------------

-Asansörde mahsur kalanlar

-İtfaiye ekiplerinin kurtarma çalışması

-Teknisyenin çalışmaları

-Sağlık ekiplerinin hazır beklemesi

-İşçilerin asansörde kalanları izlemesi

-Asansörün çalışması

-Kapının açılması

-Asansörde kalanlar ile röp

-Sağlık ekiplerinin tansiyon ölçmesi

-Genel ve detaylar

 

14.11.2017 - 13.53 - Haber Kodu : 171114095

=================================

2- İBB BAŞKANI UYSAL, HAVARAY PROJESİNİN İPTAL EDİLDİĞİNİ AÇIKLADI (1)

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal

"Havarayı iptal ediyoruz. Onun yerine metro ve hafif raylı sistem olarak tekrar revize edip buranın yeniden ihaleye çıkmasını sağlayacağız" 

Haber-Kamera: İdris TİFTİKCİ - İSTANBUL DHA

İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Mevlüt Uysal, Sefaköy Beşyol'dan Başakşehir'e 15 km'lik havaray projesinin iptal edilip, yerine metro ve hafif raylı sistem olarak projenin revize edilip yeniden ihaleye çıkarılacağını açıkladı.

"HAVARAYI İPTAL EDİYORUZ"

Küçükçekmece Belediyesi yanındaki Zemin Otoparkı ve Meydan Düzenleme Projesi'ni denetleyen ve yetkililerden bilgi alan Uysal, açıklamalarda bulundu.Uysal,  Sefaköy'den Başakşehir Fatih Terim Stadyumu'na kadar sürecek 15 kilometrelik bir havaray sisteminin projesi ve ihalesinin yapıldığını hatırlattı.

Uysal, "Havaray, dar bir alandan geçmek zorunda kalacağı için kamulaştırma olacağı, binaların önünden geçeceği için görüntü kirliliğine yol açabileceği şeklinde şikayetler aldık. İlçe belediyesi ve büyükşehir belediyesi olarak, vatandaşlarımızın bu rahatsızlıklarını dikkate alarak, her ne kadar maliyet biraz artmış olsa bile artık havarayı iptal ediyoruz. Onun yerine metro ve hafif raylı sistem olarak tekrar revize edip buranın yeniden ihaleye çıkmasını sağlayacağız" dedi

"RAHATSIZ EDİCİ BİR YAPI VARDI"

Mevlüt Uysal, "Metro ve hafif raylı sistemin özellikle Beşyol bölgesinde metro olarak geçmesi gerekir. Orada hem büyükşehir adına ciddi bir kamulaştırma yükü hem de vatandaşımız adına onları rahatsız edici bir yapı vardı. Gerekirse daha sonraki yerlerde işi hızlı ve çabuk bitirme adına bazı yerlerde yol üstünde, bazı yerlerde ise yol altında yapılacak. Bunun örnekleri var. Daha önce Aksaray-Esenler ve Vezneciler-Sultançiftliği'nde olduğu gibi. İnşallah yeni bir planlama ile bunu yapacağız" diye konuştu.

Görüntü Dökümü:

--------------

-Uysal'ın açıklamaları

-Detaylar

=========================

3 - SAĞLIK BAKANLIĞI'NIN İSTANBUL TABİP ODASI'NA AÇTIĞI DAVA REDDEDİLDİ 

Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel,

"Burada hekimlik kazandı. Fakat, bir de kaybeden var. O da Sağlık Bakanlığı"

Haber - Kamera: Özden ATİK - Ümit TÜRK / İstanbul, DHA

Sağlık Bakanlığı'nın, Gezi olayları sırasında yaralananlara sağlık hizmeti verildiği gerekçesiyle dönemin İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu ve onur kurulu üyelerinin görevden alınması talebiyle açtığı dava reddedildi. 

İstanbul 12. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde bugün görülen davanın 6.celsesine, davacı Sağlık Bakanlığı avukatı Cemal Akın ile davalı 2013 yılı İstanbul Tabip Odası kurul üyeleri adına avukatları hazır bulundu.  Sağlık Bakanlığı avukatı, önceki taleplerini yinelediklerini belirterek davanın kabulünü talep etti. İstanbul Tabip Odası'nın  avukatları ise "Dosya kapsamında sunduğumuz delillerle hekimlerin yaralılara sağlık hizmeti sunması zorunludur. Bu nedenle açılan dava mesnetsizdir. Yerinde değildir. Davanın reddine karar verilsin" dediler. Mahkeme, davanın reddine karar verdi. Duruşma sonunda İstanbul Tabip Odası Başkanı Selçuk Erez, Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Raşit Tükel'in bulunduğu bir grup "Gezi hekimliği yargılanamaz" şeklinde pankart açarak adliye önünde basın açıklaması yaptı. 

"BURADA HEKİMLİK KAZANDI"

Türk Tabipler Birliği Merkez Konsey Başkanı Prof. Dr. Raşit Tükel, "Sağlık Bakanlığı'nın İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu'nun Gezi sürecinde görev yapan üyelerinin görevden alınması için açtığı dava, biraz önce mahkemece reddedildi. Daha önce Ankara ve Hatay Tabip Odaları için de aynı şekilde red kararı verilmişti. Şunu söyleyebiliriz; burada hekimlik kazandı. Fakat, bir de kaybeden var. O da Sağlık Bakanlığı. Hangi koşulda olursa olsun hekimler, bireylere, topluma ve onların sağlık hakkına saygı duymanın gereği, onları yerine getirmenin gereği, her koşulda tıbbi yardım vermeye hazır olacaktır. Bunların yargılanması demek doğrudan aslında hekimlik değerlerinin yargılanması demektir. Burada asıl yargılanması gereken Gezi olaylarında görevi olduğu halde yerine getirmeyen Sağlık Bakanlığı'dır" dedi. 

"YARGILAMANIN KONUSU SADECE VE SADECE HEKİMLİK YAPMAK"

İstanbul Tabip Odası Başkan Selçuk Erez, "Bize göre bu dava açılmamalıydı. Uygar bir ülkede, hekimlere, sokakta, cephede nerde olursa olsun her yerde, sağlık hizmeti isteyen bir vatandaşa müdahalede bulundu diye dava açılmaz. Sevinelim mi sevinmeyelim mi bilemiyoruz" diye konuştu.  İstanbul Tabip Odası Genel Sekreteri Samet Mengüç, "Yargılamanın konusu sadece ve sadece hekimlik yapmak. Pankarta da yazdığımız gibi, 'hekimlik yargılanamaz' nihayetinde bugün onu da gördük. Bu ne kadar keyfi davranıldığının göstergesi. Bu hukukun ne kadar kötü kullanıldığının göstergesi. Biz yaptığımız hekimliği her koşulda her zaman yapmaya devam edeceğiz" ifadesinde bulundu. 

Avukat Oya Eyüpoğlu ise, "Bu davada hekimlik yargılanıyordu, doğru. Ama bu davada aynı zamanda Gezi eylemleri döneminde Sağlık Bakanlığı'nın yapmadıkları da yargılanıyordu. Bu nedenle davanın hangi gerekçeyle sona erdiği de önemli olacaktır. Beklentimiz mahkemenin gerekçeli kararını oluştururken usuli nedenlerle bir ret kararı vermemiş olması ve bundan sonraki davalara örnek olacak şekilde oluşturmasıdır" şeklinde konuştu. 

"İNSAN KAYIRMA OLMAZ" 

Gezi olayları döneminde İstanbul Tabip Odası Yönetim Kurulu'nda görev yapan Ali Çerkezoğlu da,   "İstanbul Tabip Odası demokratik bir kitle örgütü olarak diğer kardeş örgütlerle birlikte sadece yaralıları tedavi etmekte değil, evrensel tüm değerlerde tutarlığın simgesidir. Hipokrattan bu yana nerede, sağlık ihtiyacı duyan insan varsa onun yardımına koşmak nasıl bizim evrensel görevimizse, bu ülkede de her an her yerde görevini almıştır. Burada tereddüt, burada ikircilik, burada taraf tutma, burada insan kayırma olmaz. Her zaman görevini layıkıyla yerine getirmiştir. Bundan sonra da getirecektir" ifadesini kullandı. 

Görüntü Dökümü:

-----------------------

Raşit Tükel'in konuşması 

Selçuk Erez'in konuşması

Samet Mengüç'ün konuşması

Oya Eyüpoğlu'nun konuşması

Ali Çerkezoğlu'nun konuşması

14.11.2017 - 12.21 Haber Kodu : 171114064

========================

4- FETÖ SORUŞTURMASINDA GÖZALTINA ALINAN  SP İL YÖNETİCİSİ HAKİM KARŞISINDA

SP İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi avukat Mustafa Yaman,

"Hiçbir zaman Bylock kullanmadım. Benim böyle bir altyapım yok" 

Haber: Ümit TÜRK İstanbul / DHA 

FETÖ'nün şifreli haberleşme programı Bylock'u kullandığı iddiasıyla hakkında "Silahlı terör örgütü" üyeliği suçlamasıyla dava açılan Saadet Partisi (SP) İstanbul İl Yönetim Kurulu Üyesi avukat Mustafa Yaman'ın yargılanmasına başlandı.

İstanbul 35. Ağır Ceza Mahkemesindeki duruşmaya sanık Mustafa Yaman tutuklu bulunduğu cezaevinden getirildi. Duruşmayı Saadet Partisi Genel Başkanı Temel Karamollaoğlu ile çok sayıda partili avukatta izledi. 

"İNSANLAR, 'BİZDE BYLOCK ÇIKAR, MUSTAFA YAMAN'DA ÇIKMAZ' DİYOR"

Duruşmada savunma yapan Yaman, suçlamayı kabul etmeyerek, kendisinin nasıl suçlu çıkarıldığını anlamadığını savundu. Cezaevinde tek başına kaldığını anlatan Yaman, "Bunlarla beraber kalmak istemediğim için dilekçe verdim ve tecritteyim. Gardiyanlar bile biliyor benim suçsuz olduğumu. Toplumun, devletin her kesiminden insan, 'Bizde Bylock çıkar, Mustafa Yaman'da çıkmaz' diyor" ifadelerinde bulundu. 

"ONLARIN DERSHANELERE GİDECEĞİNE SOKAK ÇOCUĞU OLSUN"

15 Temmuz darbe girişimini FETÖ'nün gerçekleştirdiğini belirten Yaman, 1983'ten beri FETÖ'ye karşı olduğunu, kendisinin milli görüşe inandığını belirtti. 5 çocuğu olduğunu ifade eden Yaman, "Bunların dershanelerine gitmek bizede teklif edilmiştir. Bizim çocuklarımız onların dershanelerini gideceğine sokak çocuğu, tinerci olsunlar daha iyi dedik" diye konuştu.

FETÖ'nün önceden "cemaat" veya "hizmet" adıyla anıldığını aktaran Yaman, FETÖ ile ilgili Diyanet İşleri Başkanlığı'nın hazırladığı rapora değindi. Diyanetin hazırladığı raporda FETÖ'nün islamın özüyle ilgili problemleri olduğunun belirtildiğine dikkat çeken Yaman, "Raporun hazırlanmasında 40 yıl niye geç kalındı ayrı bir soru tabi. 'La İlahe İllallah Muhammeden Resulullah' diyerek insanlar müslüman oluyor. Bu örgütte 'La İlahe İllallah' tamam, 'Muhammeden Resulullah' yok. Bu örgüt liderinin yıllar önce gazetelerde yayınlananan Papa 2'nci Jean Paul'a yazdığı mektup söz konusu. Bir insan müslümanken o mektubu yazmaya başlarsa, mektup bittikten sonra müslümanlıktan çıkmış oluyor" diye konuştu.

"HİÇBİR ZAMAN BYLOCK KULLANMADIM"

Savunmasında Bylock kullanıcısı olmadığını anlatan Yaman, şunları kaydetti; "Hiçbir zaman Bylock kullanmadım. Benim böyle bir altyapım yok. Yanlış bulduğum birşeyi niye yapayım. İddianamede, 'silinmiş olabilir, gelişmiş teknolojik imkanlar var' deniyor. Benim devletten yüksek teknik imkanım mı var? Bu mümkün değil. Ben hayatımın hiçbir döneminde iki cihaz kullanmadım. Dijital izinin kalacağı bilişim alanında herkesin bileceği birşey. Yargılanmama hiçbir itirazım yok, herkes yargılanabilir, benim tutuklu yargılanmam yargı camiamızdaki açığı gösteriyor. Bana çok pahalıya patladı. Bu süre içerisinde 2 çocuğumu evlendirdim, dede oldum, çok sevdiğim bir belediye başkanı hayatını kaybetti. Bunların helalleşmesini ben sonraya bırakıyorum" diye konuştu. 

SAVCI, TUTUKLULUĞUN DEVAMINI İSTEDİ

Savunmasını tamamlamasının ardından söz alan duruşma savcısı, Yaman'ın, üzerine atılı suçun vasıf ve mahiyeti, suçun cezası ve adli kontrol hükümlerinin yetersiz olacağı gerekçeleriyle tutukluluk halinin devamı yönünde karar verilmesini talep etti. Duruşmaya ara verdi.

=================================

5- ATATÜRK HAVALİMANI'NDAKİ TERÖR SALDIRISI DAVASI'NDA İKİNCİ GÜN (2)

Tutuklu Sanık Mısır vatandaşı Ali Mostafa Ali Marzouk,

"İnsanları din adına kullanıyorlar. Onu öğrendiğim sonra tamamen fikrim değişti" 

Haber: Serpil KIRKESER /İstanbul DHA

Atatürk Havalimanı'nda 28 Haziran 2016 tarihinde terör örgütü DEAŞ'ın gerçekleştirdiği, 46 kişinin yaşamını yitirdiği terör saldırısına ilişkin 42'si tutuklu 46 sanık hakkında açılan davanın ikinci duruşmasında sanıklar savunma yapıyor. Üniversite mezunu tutuklu sanık Ali Mostafa Ali Marzouk, DEAŞ'a katıldığını ancak daha sonra DEAŞ'tan kaçtığını belirterek, "Orada kaldığım iki ay süre içerisinde onların çok suç işlediklerini, medyada görüldüğü gibi olmadığını anladım. Onları (DEAŞ) gördükten sonra gerçekleri anladım. İnsanları din adına kullanıyorlar. Onu öğrendiğim sonra tamamen fikrim değişti" dedi. Atatürk Havalimanı saldırısıyla ilgisinin olmadığını belirten Marzouk, etkin pişmanlıktan yararlanarak, örgütle ilgili bildiklerini anlatmak istediğini de söyledi. 

"DEAŞ'A KATILMIŞTIM İNKAR ETMİYORUM, ANCAK BEN ONLARDAN KAÇTIM"

İstanbul 13. Ağır Ceza Mahkemesi'nce Silivri Ceza ve İnfaz Kurumları Yerleşkesi'nin karşısında bulunan binada görülen duruşmada savunmasını yapan 25 yaşındaki Mısır vatandaşı Ali Mostafa Ali Marzouk, "Havalimanı'ndaki saldırıyla yakından uzaktan bir ilgim yok. Buna Allah'ta şahittir. Bu suçlamaları kabul etmiyorum. DEAŞ'a katılmıştım bir dönem inkar etmiyorum. Ancak ben onlardan kaçtım. Onlardan çektiklerimi bir ben bilirim" dedi. Üniversite mezunu bir genç olduğunu söyleyen sanık Marzouk, Suriye ve Arap ülkelerinde yaşananları gördükten sonra insanlara yardımcı olmak istediğini belirterek, "Suriye'deki insanlar kurtulur" diyerek DEAŞ'a katıldığını savundu.   

"İTİRAFÇI OLMAK İSTİYORUM"

"Etkinlik pişmanlıktan yararlanmak ister misin? Örgüt ile ilgili bildiklerini anlatır mısın?"şeklindeki soruya da sanık Marzaouk, "İtirafçı olmak istiyorum" diye cevap verdi. "Suriye'ye gittin neden döndün?" şeklindeki soruya sanık Marzouk, "Orada iki ay kaldım. İlk hafta kaldıktan sonra anladım ki onların söyledikleri her şey yalandı. Ben dönmeye karar verdim. Onlara da 'Nişanlım var onu görmek istiyorum' dedim. Benim casus olduğumu düşündüler ve beni tehdit ettiler. Bu iki ay süre içerisinde onların çok suç işlediklerini, medyada görüldüğü gibi olmadığını anladım. İletişim  Fakültesi mezunu olduğum için bana medyayla ilgili görev verdiler" diye konuştu. 

"İNSANLARI DİN ADINA KULLANIYORLARDI"

"İnsanlara zarar verme düşüncesi içinde değildim" diyen sanık Marzouk, "Onları (DEAŞ) gördükten sonra gerçekleri anladım. İnsanları din adına kullanıyorlar. Onu öğrendiğim sonra tamamen fikrim değişti" ifadelerini kullandı. 

"İddianamede yer alan ses kayıtlarını kabul ediyor musun?" sorusuna sanık Marzouk, "Doğrudur ben onlarla görüştüm, oradan çıktıktan sonra onlarla tamamen iletişimimi kestim" şeklinde konuştu. 

"AVRUPA'YA GEÇECEKTİM"

Tutuklu sanık Şüpheli Fahim Ait Allaoua ise, Türkiye'ye 1 Ocak 2016'da geldiğini ve çıktığını daha sonra 5 Haziran'da tekrar Türkiye'ye geldiğini söyleyerek, "Türkiye'ye geliş amacım çalışmak ve para kazanmaktı. Ardından Avrupa'ya geçecektim" dedi. Atatürk Havalimanı saldırısının ardından tutuklandığını ancak hiçbir şeyden haberi olmadığını savunan sanık Allaoua,  "Polise 'Suçum ne?' diye sordum. O da saldırı nedeniyle gözaltına alındığımı söyledi" diye konuştu. 

"DURUŞMADA AYNI EVDE KALDIĞI SANIKLARI GÖSTERDİ"

"Aksaray'da kaldığın evde kimler sana yardımcı oldu?" şeklindeki soruya sanık Allaoua, "Türkiye'ye ilk geldiğimde kendime ev kiraladım. Ancak İkinci geldiğimde kafede oturuken, Cezayirli biriyle konuştum ve ucuz ev aradığımı söyledim. O da bana yardımcı oldu ve Aksaray'daki eve götürdü" dedi. Allaoua, Aksaray'da aynı evde kaldığı 4 sanığı duruşmada göstererek, isimlerini söyledi. 

"EVDE KALANLARI TANIMIYORDUM"

"Bu evde kalanlar ne yapıyorlardı, ne amaçla  toplandınız?" şeklindeki soruya sanık Allaoua, "Ben bu kişilerin hiçbirini tanımıyordum. Bu eve geliş amacım buradan Avrupa'ya gitmedi" diye cevap verdi. "Bu evin ihtiyaçlarıyla kim ilgileniyordu?" şeklindeki soruya sanık Allaoua, "Evin ihtiyaçlarıyla Jemal ilgileniyordu. Ben aylık olarak evin kirası ve ihtiyaçları için 200 TL veriyordum" diye konuştu.

"TELEFONU YENİ ALMIŞTIM"

Telefonundan çıkan yasadışı ses kayıtları ve fotoğraflarla ilgili soruya da sanık Allaoua, "Telefonu aldığım zaman 4 gün olmuştu içinde ne olduğunu bilmiyordum" ifadelerini kullandı.  

"YAZIŞMALARI KABUL ETMEDİ"

"Sosyal paylaşım sitesi Facebook ve Twitter'da yazışmaların var. 'Kardeşim önlem alalım, görevlerimiz var bizim. Örgütün 5. Konuk evinde kalıyoruz…' şeklindeki yazışmalar için ne diyeceksin?" şeklindeki soruya sanık Allaoua, "O telefonu ben kullanmadım, bilmiyorum" diye konuştu. Hakkındaki suçlamaları reddeden sanık Allaoua, "Ben DEAŞ'a katılmadım. Örgüte katılmak istesem Cezayir'de katılırdım, o örgüt orada da var" diye konuştu. Duruşmaya öğle arası verildi. 

=================================

 (hırsızlık anlarıyla yeniden) 

6- ORGANİZE HIRSIZLIK ÇETESİ ÇÖKERTİLDİ; POLİSE 67 KEZ GELİŞ KAYDI OLAN LİDERDE YAKALANDI

 

Haber: Ali AKSOYER - Kamera: İstanbul DHA

İstanbul'da 3 ay içinde 3 milyon liralık hırsızlık yapan 16 kişilik hırsızlık çetesi polis operasyonuyla gözaltına alındı. Şüphelilerle birlikte çok sayıda silah ve uyuşturucu haplar ele geçirildi. Daha önceden 67 kez polise geliş kaydı bulunan cezaevi firarasi  37 yaşındaki Ercan B.'nin liderliğini yaptığı şebekenin organize bir şekilde hırsızlık yaptığı kendi içinde "Konaklama sağlayacıları", "Çalınacak kasaları belirleyenler" "Çalınan ziynet eşyalarını paraya çevirenler" gibi kollara ayrıldıkları tespit edildi. Çete lideri Ercan B.'nin hırsızlık yapmayan yada kendisi için hırsızlık yapan çete üyelerini ayaklarından vurdurduğu öğrenildi. Şebekenin çaldıkları arasında tanesi bin lira olan 49 Güvercin'de bulunuyor.

Şebekenin kaçış güzergahlarında bulunan esnafları tehdit ederek kamera kayıtlarını sildirdiği tespit edildi.

26 ADRESE EŞ ZAMANLI OPERASYON YAPILDI

Asayiş Şube Müdürlüğü'ne bağlı ekipler tarafından yaklaşık 3 ay süren teknik ve fiziki takibin ardından daha önceden belirlenen toplam 26 adrese eş zamanlı baskın yapıldı. 7 Kasım 2017 tarihinde gerçekleşen operasyonda Fatih İlçesinde 21, Başakşehir, Güngören, Büyükçekmece ve Bahçelievlerde birer adres olmak üzere yapılan baskınlarda liderliğini Ercan B.'nin yaptığı hırsızlık çetesi çökertildi. Operasyonlarda Ercan B. ile birlikte biri yaşı küçük 16 kişi gözaltına alındı.

EVLERİNDEN ADETA CEPHANELİK ÇIKTI

Baskın yapılan evlerde yapılan aramalanda 4 tabanca, 2 adet av tüfeği, 200 adet mermi 980 gram uyuşturucu hap, 400 gram esrar ile 4 bin 500 lira para ele geçirildi. Şüphelilerle birlikte ayrıca kasa açmakta kullanılan özel uçlu bir matkap ile altının değerini belirlemeye yarayan solüsyonlar bulundu. 

TEHDİTLE KAMERA KAYITLARINI SİLDİRİYORLARMIŞ

Hırsızlık Büro Amirliği tarafından yapılan soruşturmada şüphelilerin daha önceden kasasında para bulunacak esnafların dükkanlarını tespit ettikleri daha sonra geceyarısı 3-4 kişilik gruplar halinde gelerer kasaları açarak hırsızlık olaylarını gerçekleştirdikleri tespit edildi. Organize bir şekilde hırsızlık yaptıkları tespit edilen şebeke elemanlarının kendi aralarında "Konaklama sağlayıcılar", "Çalınacak kasaları belirleyenler", "Ziynet eşyalarını paraya çevirenler", "Kasa açıcılar" gibi bölümlere ayrıldıkları öğrenildi. Şebekenin kaçış güzergahlarında bulunan esnafları tehdit ederek kamera kayıtlarını sildirdiği tespit edildi.

ÇETE LİDERİ ELEMANLARINI AYAKLARINDAN VURDURUYORMUŞ

Polis soruşturmasında şebeke lideri Ercan B.'nin hırsızlık yapmayan veya kendi adına hırsızlık yapan çete üyelerini cezalandırmak için ayaklarından vurdurduğu tespit edildi. Bu kişiler arasında bulunan ve halen hastanede tedavisi süren şüpheli Ö.Y.'nin çete liderinden kendisini vurdurduğu için şikayetçi olduğu belirtildi. 

ÇALDIKLARI 49 GÜVERCİNİ SATAMAYINCA SALMIŞLAR

Polis şüphelilerin yaptıkları kasa hırsızlıkları yanında Fatih'te bir işhanının çatısında kümesleri bulunan değerli 49 adet güvercinide çaldıklarını tespit etti. Tanesi 1000 lira olan güvercinleri poşetlere koyarak çalan şüphelilerin daha sonra bunları satmaya çalıştıkları ancak başarılı olmayınca saldıkları öğrenildi.

3 MİLYON LİRALIK VURGUN YAPMIŞLAR

Daha önceden hırsızlık, gasp, kasten yaralama gibi suçlardan polise 67 kez geliş kaydı bulunan çete lideri Ercan B.'nin talimatları doğrultusunda hırsızlık yapan şebeke elemanlarının 26 Ağustos 2017 tarihinden bu güne kadar 17 adet işyerinden hırsızlık, 1 gasp, 1 tehdit ve yaralama olayı olmak üzere 20 ayrı suça karıştıkları tespit edildi. Şüpheliler bu olaylar sırasında yaklaşık 3 milyon liralık hırsızlık yaptığı öğrenildi.

Polis soruşturmasının ardından işlemleri tamamlanan hırsızlık çetesi üyeleri adliyeye sevk edildi. Şebeke elamanlarından bazıları çıkışta "Bize komplo yaptıklar, biz bir şey yapmadık" dediler.

Görüntü Dökümü:

------------------------

(Ek Görüntü)

////////////////////////

-Çetenin yaptığı hırsızlıkların güvenlik kamera kayıtları

(Geçilen Görüntü)

//////////////////////////////

-Şüphelilerin emniyetten çıkışı

-Ele geçen silahlar

-Ele geçen uyuşturucu maddeler

-Genel ve detaylar

======================================

7- ÖNCE KAMERA KEŞFİ SONRA HIRSIZLIK...

Kapüşonlu 3 hırsız önce güvenlik kamera keşfi yaptı. Hırsızlardan biri tespit ettikleri kameraların yönlerini değiştirdi. Kendilerince önlem alan bu hırsızlar görüntülenmekten yine de kurtulamadı. 

Haber-Kamera: İstanbul DHA

Kağıthane'de 3 hırsız bir büfeye girip sigara ve para çaldı. Hırsızlık anı, işyerinin güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi.

Hırsızlık olayı geçtiğimiz cuma günü Kağıthane'de bir büfede gece saatlerinde yaşandı. 3 hırsız bir araçla İsmail Çınar'a ait büfenin önüne gelip önce güvenlik kameralarını tespit etti. Hırsızlardan biri araçtan inip bu kameraların yönlerini değiştirdi. Üç kişi iş yerinin kepenklerini levye yardımıyla açıp içeri girdi. Kapüşonlu hırsızlar dakikalar içinde de sigara ve paraları çalıp kayıplara karıştı. Bu anlar ise hırsızların fark edemediği diğer güvenlik kameraları tarafından saniye saniye kaydedildi. Polis ekipleri kamera kayıtlarını incelemeye aldı. Ekipler, büfeden 6 bin lira değerinde sigara ile çekmecedeki 4 bin lira parayı çalan hırsızların peşinde...

Görüntü Dökümü:

------------------------

(Güvenlik Kamerası)

///////////////////////////////////

-Hırsızların kamera tespiti

-Hırsızın kameraların yönünü değiştirmesi

-Hırsızların büfeye girmesi

-Hırsızların sigara ve para çalması

-Hırsızların hızla uzaklaşması

14.11.2017 - 13.35 - Haber Kodu : 171114089