DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2
Demirören Haber Ajansı - Haberler | Güncel

1-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, İÇİŞLERİ BAKANINDAN DEPREMLE İLGİLİ BİLGİ ALDIGülseli KENARLI / Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran'ın batısında meydana gelen ve Van'da da hissedilen depremle ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile telefonda görüştü.

1-CUMHURBAŞKANI ERDOĞAN, İÇİŞLERİ BAKANINDAN DEPREMLE İLGİLİ BİLGİ ALDI

Gülseli KENARLI/ Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, İran'ın batısında meydana gelen ve Van'da da hissedilen depremle ilgili İçişleri Bakanı Süleyman Soylu ile telefonda görüştü. Erdoğan, depremden etkilenen bölgeler ve arama kurtarma çalışmalarıyla ilgili bilgi aldı.

======================

2- FATİH'TE OTOMOBİLLERİ KUNDAKLAYAN ŞÜPHELİLER KAMERADA

-Şüphelilerin araçları kundaklayıp, kaçmaları kameralara yansıdı.

Cemil ÖZDEMİR-Murat SOLAK/ Fatih'te 4 şüpheli park halindeki 9 otomobil kundaklandı. Şüphelilerin araçları yaktıkları anlara kameralara saniye saniye yansıdı.

Fatih, Ayvansaray Mahallesinde saat 03.15 sıralarında 4 şüpheli Mumhane Caddesinde park halindeki 9 araca yanıcı madde dökerek ateşe verdi. Araçlar kısa sürede alev topuna dönerken, şüpheliler olay yerinden yaya olarak kaçtı. Mahalle sakinlerinin ihbarıyla olay yerine itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle araçlardaki yangın söndürüldü. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi alarak incelemede bulundu. Araçlarda oluşan hasar gündüz ortaya çıktı.  Araçlar yandığı sırada oluşan patlamalarla çevredeki bazı dairelerin camlarının kırıldığı görüldü.

O ANLAR KAMERADA

Öte yandan şüphelilerin araçları yaktıkları anlar kameralara yansıdı. Görüntülerde, 4 şüpheli sokağa geliyor. Şüphelilerden 2'sinin elindeki bidon dikkat çekiyor. Şüphelilerden biri köşeye bidonu bırakıyor. Görüntülerin devamında sokağa giren şüpheliler araçların üzerine yanıcı maddeyi döküyor. Şüpheliler daha sonra koşarak kaçıyor. 

Görüntü Dökümü: ----------------------GÜVENLİK KAMERASI-Şüphelilerin sokağa gelişi-Araçları yakmaları-Kaçmaları

23.02.2020 -11.20  Haber Kodu : 200223064

=======================

3- FATİH'TE KUNDAKLANAN ARAÇLARDAKİ HASAR GÜNDÜZ ORTAYA ÇIKTI

Haber-Kamera: Cemil ÖZDEMİR-Murat SOLAK/ Fatih'te maskeli kişi ya da kişilerce park halindeki 9 otomobil kundaklandı. Polisin şüphelileri yakalamak için başlattığı çalışmalar devam ederken, araçlardaki hasarın büyüklüğü ise gündüz ortaya çıktı.Fatih, Ayvansaray Mahallesinde saat 03.15 sıralarında yüzleri maskeli kişi ya da kişiler Mumhane Caddesinde park halindeki 9 araca yanıcı madde dökerek ateşe verdi. Araçlar kısa sürede alev topuna dönerken, şüpheliler olay yerinden yaya olarak kaçtı. Mahalle sakinlerinin ihbarıyla olay yerine itfaiye ekibi sevk edildi. İtfaiye ekiplerinin müdahalesiyle araçlardaki yangın söndürüldü. Polis ekipleri ise çevrede güvenlik önlemi alarak incelemede bulundu. Öte yandan araçlarda oluşan hasar gündüz ortaya çıktı.  Araçlar yandığı sırada oluşan patlamalarla çevredeki bazı dairelerin camlarının kırıldığı görüldü.Otomobili yanan İbrahim Karaosman " Biz bir gürültüyle uyandık. Bütün araçlarda ateş vardı. Ben hortum takarak su ile müdahale etmeye çalıştım. Ama bir tesiri olmadı. Bir şey dökerek yaktılar. Alevleri görünce biz patlama olacak diye korktuk. Doğalgaz patlayacak evler yanacak diye düşündük." dedi.Polisin olayla ilgili çalışması devam ediyor.

Görüntü Dökümü----------------Araçlarda oluşan hasar (gündüz görüntüsü)-Mahalle sakini röp-Genel ve detaylar 

23.02.2020 - 11.14 Haber Kodu : 200223061

========================

4- KADIKÖY'DE TAVUKLARI BESLERKEN KUYUYA DÜŞEN ADAMI İTAFİYE KURTARDI

Haber-Kamera: Murat KORKMAZ/ Kadıköy'de tavukları beslemek için 3 katlı binanın bahçesine giren Yaşar Karakoç (64) 15 metrelik kuyuya düştü. Karakoç, itfaiye ekiplerinin çalışmasıyla düştüğü kuyudan kurtarıldı.Olay, saat 08.30 sıralarında Kadıköy Göztepe Mahallesi Damak Sokakta meydana geldi. İddiaya göre Yaşar Karakoç (64)isimli bir kişi 3 katlı metruk binanın bahçesine girip, tavuklara yem vermek istedi. Bahçede bulunan ve üzeri tahta parçasıyla kapatılan kuyuyu fark etmeyen Karakoç, kuyuya düştü. Olayı fark eden mahalle sakinleri durumu itfaiye, sağlık ve polis ekiplerine haber verdi. Yaşar Karakoç itfaiye ekiplerinin uzun uğraşları sonucu uzatılan ipe bağlanarak, kurtarıldı. Karakoç, ambulansla Göztepe Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürüldü. Karakoç'un sağlık durumunun iyi olduğu öğrenilirken, Karakoç'u kurtarmak için kuyuya giren bir itfaiye eri de kısa süreli rahatsızlık yaşadı. 

Görüntü Dökümü-itfaiye ekiplerinin çalışması-kuyudan çıkarılma anı-ambulansa kaldırılması-itfaiye erinin fenalaşması-genel ve detay 

23.02.2020 - 10.11 Haber Kodu : 200223039

=========================

5- BEYOĞLU'NDA METRUK BİNADA ÇÖKME

Haber-Kamera: Özgür EREN/  Beyoğlu'nda metruk olduğu öğrenilen binanın iç kısmında kısmi çökme meydana geldi. Olayda ölen ya da yaralanan olmazken binanın çökme riskine karşın sokak yaya ve araç trafiğine kapatıldı.Çukur Mahallesi Peşkirci Sokakta bulunan 2 katlı metruk binada sabaha karşı kısmi çökme meydana geldi. Gürültüyü duyan çevredeki vatandaşlar durumu hemen itfaiye ve polis ekiplerine bildirdi. Olay yerine gelen itfaiye ekipleri binanın içerisinde arama yaptı. Aramalar sonucu binada kimsenin olmadığı anlaşıldı. Binanın tamamen yıkılma tehlikesine karşı sokağın bir kısmı yaya ve araç trafiğine kapatıldı. AFAD ekipleri de olay yerine gelerek binada inceleme yaptı.

Görüntü Dökümü-----------------------İtfaiye araçlarından detay görüntü-İtfaiye ekiplerinden detay görüntü-Binadan detay görüntü-AFAD ekiplerinden detay görüntü-Sokağın kapatılması-Genel ve yakın detaylar   

23.02.2020 - 09.55 Haber Kodu : 200223034

=========================

6-SULTANGAZİ'DE SURİYELİ GENCİN TELEFONUN GASP EDEN ŞÜPHELİLER KAMERADA

Ali ABLAY/ SULTANGAZİ'de sokakta yürüyen Suriyeli gence saat sorup, ara sokağa çeken 3 şüpheli gencin telefonunu gasp etti. Yakalanan 3 şüpheli tutuklanırken, şüphelilerin Suriyeli gencin telefonunu gasp ettiği anlar kameralara yansıdı.Olay, 12 Şubatta Sultangazi Uğur Mumcu Mahallesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre sokakta yürüyen 17 yaşındaki Suriyeli  S.C.'nin yanına gelen 3 şüpheli, gence saatin kaç olduğunu sordu. Şüpheliler daha sonra genci ara sokağa çekerek telefonunu gasp etti. Sultangazi İlçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri şüphelileri yakalamak için çalışma başlattı.  Ekipler, sokaktaki güvenlik kamera görüntüleri inceledikten sonra, şüphelilerin bulunabilecekleri yerler tespit etti. Ekipler, aynı gün saat 23.30 sıralarında şüphelilerin gasp ettikleri telefonun kilidini kırdırmak için telefoncuya götürdüklerini tespit etti. Şüpheliler Emir B. (20), Salih Ç. (19) ve V.K. (17) 50. Yıl Mahallesinde yakalanarak gözaltına alındı. Şüphelilerin sorgusunda Emir B.'nin "Yağma", "Kasten Yaralama", "Kasten Yaralama/Mala Zarar Verme" olmak üzere 3 suç kaydı, Salih Ç.'nin "Kasten Yaralama", "Kasten Yaralama/Tehdit/Hakaret", "Kasten Yaralama/Yağma" suçlarından 3 suç kaydı, V.K.'nın ise "Hakaret" suçundan kaydı bulunduğu belirlendi. Emniyette işlemleri tamamlanan şüpheliler adliyeye sevk edildi. 3 şüpheli çıkarıldıkları mahkemece tutuklanarak cezaevine gönderildi.Öte yandan şüphelilerin Suriyeli gencin telefonun gasp ettiği anlar güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı.

Görüntü Dökümü: -------------------Şüphelilerin Suriyeli genci gasp etmesi-Şüphelilerin adliyeye sevk edilmesi

23.02.2020 - 12.05 Haber Kodu : 200223080

===========================

7- İSTİKLAL CADDESİ'NDE İŞ YERİNDE YANGIN

Haber-Kamera: Özgür EREN BEYOĞLU İstiklal Caddesinde iş yerindeki yangın itfaiye ekipleri tarafından söndürüldü.İstiklal Caddesi üzerinde 5 katlı bir binanın 3. katında saat 09.00 sıralarında henüz bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Binadan dumanların yükseldiğini gören çevredeki esnaf durumu itfaiye ekiplerine bildirdi. Kısa sürede olay yerine gelen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederek, söndürdü. Yangında ölen ya da yaralanan olmazken iş yeri olarak kullanılan binanın 3. katında hasar medyana geldi. Öte yandan caddeden geçenlerin söndürme çalışmalarını cep telefonu kamerasıyla kaydettikleri görüldü

Görüntü Dökümü-----------------------İtfaiyenin çalışmaları-Yanan yerden detay görüntü-İtfaiye araçlarından detay görüntü-Meraklı kalabalıktan detay görüntü-Turistlerin cep telefonu ile çalışmaları kaydetmesi-Genel ve yakın detaylar   

23.02.2020 - 10.43 Haber Kodu : 200223050

=========================

8- 62 YAŞINDAKİ 42 YILLIK DAĞCI: İHTİYARLAŞMAYA KARŞI ÇIKMAK LAZIM

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, - TÜRKİYE ve dünyanın birçok ülkesindeki dağlarda 42 yıldan bu lara tırmanışlar gerçekleştiren, bu konuda 10 kitap yazan Haldun Aydıngün (62), "Matematiksel olarak herkes bir şekilde yaşlanıyor. Ancak, ihtiyarlaşmaya bir şekilde karşı çıkmak lazım. Ben ihtiyarlamayacağım" dedi.

Boğaziçi Üniversitesi Endüstri Mühendisliği'nden mezun olan üniversiteye girdiği günden itibaren dağcılığa yönelen,  bugüne kadar büyük bölümü dağcılık ve 1'i bilim kurgu içerikli 10 kitap, 270'ten fazla makale yazan Haldun Aydıngün, bugüne kadar tırmanma tutkusundan vazgeçmedi. İlk tırmanışını 1978'de Erciyes'te yaptığını, geçen 42 yılda dağcılıktan vazgeçemediğini ifade eden Aydıngün, "Türkiye'de genç nesilden çok iyi dağcılarımız var. Fiziksel olarak onlarla yarışmam mümkün değil ve böyle bir iddiam yok. Bu işi 42 yıldır sürdüren ve daha epey sürdürmeye niyetli biri olarak, özellikle yaşlanan insanlara anlatacak bir sürü hikayem olduğunu düşünüyorum" dedi.Halen Avcılar'da bulunan Haldun Aydıngün, nesil olarak araştırma- macera tutkusu ile insanların bir yerlere gittiği Julian'ın hikayelerini okuyarak büyüdüğünü, bunun yanı sıra emekli komando tümgeneral amcası Reşit Aydıngün'ün anlattığı dağ hikayelerinden etkilendiğini belirterek, şöyle dedi: "Babam da dağa çıkmış-tırmanmış, kayak yapmış, bir insandı. Onların hikayeleri sizi de etkiliyor. Belli bir yaşa gelince kamp yapmak, dağlara gitmek, o maceraları yaşamak istiyorsunuz. O gündür başladı, bitmedi bu heyecan. Çok yoğun çalıştığım dönemlerde de dağcılık yaptım. Mesela yurt dışına bir seyahat yaptığımda sona bir iki gün ekleyip tırmanışa gidiyorum. Bunu yapıyor olmak için yoğun çalışıyor olmanın sakıncası yok. Yeter ki siz kendi kafanızdan 'Bu işe vakit ayıracağım, sürdüreceğim' diye bir plan yapın. İnsan vücudu hareket etmek üzere yaratılmış. Eğer hareket ettiremezseniz çok mutsuz oluyorsunuz. Dağa çıkarken oksijen azalıyor, kalbiniz hızla atmaya başlıyor. Aslında bunlar kötü şeyler değil. Özellikle doğuştan gelen bir kalp hastalığınız yoksa bu kalbimizin sağlığını çok arttırıyor. Vücudunuzdaki kemik yoğunluğundan tutun, kan dolaşımına kadar her şey düzeliyor."Haldun Aydıngün, bunun yanı sıra dağcılıkta keşif duygusu ve unutulamayacak dağ arkadaşlıklarının öne çıktığını vurgularken, "Savaşta bir tehlikeyi birlikte atlatan insanların öyle arkadaşlıkları vardır. Bunun a benzerini biz dağcılıkta yaşadık. Dağ arkadaşlığının yeri bambaşka oluyor. Bütün bunları kazanıyorsunuz. Zor gelse de dağcılığı sürdürmek iyi geliyor" dedi.Türkiye'de kendisi gibi 40 yıldan fazla dağcılığı sürdüren kişi sayısının çok fazla olmadığını ifade eden Aydıngün, şöyle devam etti: "Dağcılık sizi hep hareketli, ayakta tutar. Hep bir planınız, arkadaşınız olur. O yüzden dağcılık çok keyifli bir yaşam ve sürdürülebilecek bir spor. Dağcılık benim için; Macera duygusu, fiziksel aktivite ve dostluk… Vücudum müsaade ettiğinden biraz öteye devam ettireceğim. Belki dozu düşürürüz, frekansı azaltırız, daha seyrek gideriz ama o ışığı söndürmeyeceğim. Mahallede basketbol oynarken canınız sıkıldığında bırakır gidersiniz. Dağcılıkta öyle bir şey yok. Dağda mideniz bulanıyor, başınız ağrıyor, fırtına çıkmış ve kamp 6 saat uzaklıkta olabilir. Kahramanlıktan söz etmiyorum. Ama durmamanız gerekiyor. O 6 saat yürünecek. 6-10 saat yürüdüğümüz, susuz kaldığımız, bütün gün yemek yemediğimiz oldu. Bunları kahramanlık olarak anlatmıyorum. Bunu yapabiliyor olmak insana kendi bedeni için müthiş güven veriyor. İnsanın bedenine güven duygusu dağcılık sayesinde oluyor. -20'de çok sıcakta kamp yapabiliyoruz. 'Tedbirimi alırsam her koşulda kendimi yaşatırım' diyorsunuz. Youtube kanalımda ultra maraton koşularım, dağcılık tırmanışlarım var. Eski-yeni meraklıların bakmasını isterim."

Görüntü Dökümü: ---------------------Haldun Aydıngün'ün dağdaki görüntüleri Haldun Aydıngün'ün röportajıGenel ve detay

23.02.2020 - 12.00 Haber Kodu : 200223078

==========================

9- 'TEK TİP BESLENME, HEM SAĞLIĞA, HEM DOĞAYA, HEM DE ÇİFTÇİYE ZARAR' Haber- Kamera: Esma MURAT- Osman BAKIR/İSTANBUL, - DÜNYA Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Gıda ve Tarım Programı Müdürü Arzu Balkuv, insanlığın büyük oranda aynı gıdalar ile beslendiğini belirtti. Tek tip beslenmenin hem insan sağlığına, hem doğaya hem de çiftçiye zarar verdiğini belirten Balkuv, "Tüketici olarak yediklerimizi ne kadar çeşitlendirirsek, çiftçi de o kadar çeşit ekecektirö dedi.WWF'ın yayınladığı 'geleceğin 50 gıdası' adlı araştırma raporunda insanlığın yüzde 75'nin, 12'si bitkisel, 5' ise hayvansal, toplam 17 gıda maddesiyle beslendiği ortaya çıktı. Türkiye dahil, bütün dünya ülkelerinin monokültür beslendiğine vurgu yapılan araştırmada, bitkisel besinlerinde büyük bir çoğunluğunuzda pirinç, buğday ve mısır olduğu belirtildi. Hem insan sağlığı, hem de doğa açısında zararlı olan tek tip beslenme konusunda ise uzmanlar işlenmiş gıdalardan uzak durulması gerektiği konusunda vatandaşları uyardı.WWF Gıda ve Tarım Programı Müdürü Arzu Balkuv, rapora ilişkin açıklamalarda bulundu. Balkuv, "Bu raporun çıkış noktası ne kadar az sayıda aynı gıdalar ile beslendiğimizi ortaya koymak. Yani insanlık büyük oranda aynı gıdalar ile beslendiğini vurgulamak. Bu anlamda da hem doğa koruma açısından, hem de insan sağlığı açışından beslenme şeklimiz önem arz ediyor. Tük halkı, diğer dünya ülkeleri gibi benzer beslenme şekline sahip. Örneğin; biz çoğu zaman her öğünümüzde makarna veya pilav yiyoruz. ve bu yediklerimiz çoğu zaman daha işlenmiş türler oluyor. Biz her öğünde makarna tüketmek yerine, makarnanın da siyez buğdayından yapılan halini tüketebiliriz. ya da beyaz pirinç yerine Tosya pirinci kullanılabilir. Hem daha sağlıklı, hem de daha az rafine edilmiş ödedi.

'ATALIK TOHUMUMUZU KAYBETMEMEMİZ LAZIM'Türkiye coğrafyasında yaşayan insanların çok şanslı olduğundan bahseden Balkuv, "Birçok bitkinin, gıdanın ana vatanıyız. Örneğin; siyez buğdayı, günümüze kadar gelen, genetiği değiştirilmemiş son derece kıymetli bir buğday türü. Siyez buğdayı şu üretilen endüstriyel buğdaydan çok daha faydalı besinler içeriyor. Aynı zamanda mikro besinler açısında 2 kat daha fazla zengin. Hatta Kastamonu yöresinde bir deyim vardır. 'Siyezi taşa atsan taştan çıkar' derler. Bu sebepten bizim siyez gibi binlerce yıllık atalık tohumumuzu kaybetmememiz lazım. Yani sadece bildiğimiz anlamdaki buğdayı veya mısırı tüketmemiz gerekmiyor. Bize ait olan buğdaylardan Kavlıca, Gernik, Karakılçık bunlardan sadece bazıları, ya da pirinç tüketmek istiyorsanız, kabuklu pirinç önerebilirim" diye konuştu.

'YEDİKLERİMİZİ NE KADAR ÇEŞİTLENDİRİRSEK ÇİFÇİ DE O OKADAR ÇEŞİT EKECEK'İnsanların yediklerini ne kadar çeşitlendirirse, çiftçinin de ürünü çeşitlendireceğini ifade eden Balkuv şöyle devam etti: "Biz tüketici olarak yediklerimizi ne kadar çeşitlendirirsek çiftçi de o kadar çeşit ekecektir. Bunun doğada yaşanan bütün canlılara faydası var. Mesela bir arı olduğunuzu düşünün. ve endüstriyel açıdan kilometrelerce aynı ürünün yetiştiğini düşünün, bu durum bir arı için bir nevi çöl demek, çünkü arı gıdasını bulabilmek için kilometrelerce uçması gerekiyor. Fakat siz çeşitli gıdaları bir arada yetiştirirseniz, arı kısa mesafede gıdasını alabilecek olur. Aynı zamanda atalık çeşitlerini tercih edersek, tek tip yetiştiriciliğin yarattığı zararı önlemiş oluruz. Burada tüketicinin yapması gereken atalık çeşitlerimize, yerel ürünlerimizi desteklemek ve tüketmek."

'VATANDAŞIMIZ BİLİNDİK BUĞDAYI TERCİH EDİLİYOR'İş yerinde tahıl ürünleri satan İzzet Gürel ise, "Vatandaşımız bilindik buğdayı tercih ediliyor. Çünkü bilinmiyor. Tercih edilmediği için de tezgahlarda teşhir etmiyoruz. İsteyen olursa çıkartıp veriyoruz. Fiyat olarak da biraz fark ediyor tabi. Ne zaman müşteri talep ederse, biz de açıkta satmaya başlarız." ifadelerini kullandı.Vatandaşlardan bazıları uzmanların uyarılarını dikkate alırken, bazıları ise bilinen gıdalardan vazgeçmediklerini söyledi. Pazarda alışveriş yapan Ayşe Arslan, "Farklı tür buğdayları yeni yeni tüketmeye başladım O da diğer buğdayların genetiği ile oynandığını bildiğim içinö dedi. Huriye Aktaş da, "Siyez buğdayını bilmiyorum, normal buğdayı biliyorum" diye konuştu.Türklerin aynı gıdalarla beslendiği düşüncesine katıldığı kaydeden Feyza Engerek ise, "Aynı tip yemekleri yediğimiz doğru katılıyorum. Kolay olduğu için herhalde aynı yiyecekleri yemeyi tercih ediyoruz" şeklinde konuştu.Ferhan Engerek de "Tek tip beslemiyoruz. Her şeyi yiyoruz. Sebze de yiyoruz, proteinimizi de alıyoruz, etimizi yiyoruz. Uzmanlara katılmıyorumö diye konuştu.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------------------Buğday çeşitlerinin detay görüntüleri-Muhabir anonsu (esma murat)-Dünya Doğayı Koruma Vakfı (WWF) Gıda ve Tarım Programı Müdürü Arzu Balkuv röportajEsnaf İzzet Gürel röportaj-Vatandaş röportajı sırasıylaAyşe ArslanHuriye AktaşFeyza EngerekFerhan Engerek-Siyez buğdayıİşlenmiş buğday çeşitleri-Genel ve detay görüntüler

==================================

10-FOBİLERE YENİ NESİL UYGULAMA İLE ÇÖZÜM Haber- Kamera: Sevda SARIKAYA- Osman BAKIR/İSTANBUL, - SANAL gerçeklik uygulaması ile yükseklik, karanlık, hayvan ve uçağa binme fobileri olan kişiler, korkularıyla yüzleşiyor. Ayrıca artırılmış gerçeklik uygulaması ile de böcek ve örümcek korkusu olanlar korkularıyla baş etmeyi öğreniyor. Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, teknolojinin artık terapilerde de birtakım olanaklar sunduğunu ve etkili sonuçlar alındığını belirtti.Toplumda çok sık görülen fobiler arasında yer alan yükseklik, karanlık, uçak, hayvan, böcek ve örümcek korkusu, yeni nesil teknolojilerle tedavi edilebiliyor. Sanal gerçeklik uygulaması ile fobisi bulunan kişi, bir sanal gerçeklik gözlüğü yardımıyla gerçeğine yakın bir şekilde korkularıyla yüzleşiyor. Artırılmış gerçeklik uygulaması ile de kişi gözlük takmadan bulunduğu yerde böcek ya da örümcek korkularıyla baş edebiliyor. Bu uygulama ile kişi kendi odasında ya da terapistinin masasının üzerindeki böceği, üç boyutlu olarak görebilirken elinin üzerinde de gezdirebiliyor. Maruz bırakma çalışması olarak da isimlendirilen bu yöntemle fobilere çok daha çabuk çözüm bulunuyor.

'KORKUYA MARUZ KALINMASI GEREKİYOR'İnsanlarda, farklı fobilerin olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog Çiğdem Demirsoy, kaygı bozuklukları ve fobilerin tedavisinde en etkili yöntemin bilişsel davranışçı terapiler olduğunu ifade etti.Çiğdem Demirsoy, "Bazı hastalarımız fobilerinin bilincinde olarak geliyorlar, ancak bazen de başka şikayetle geliyor, konuşmalarımızda fobileri olduğunu görüyoruz. Araştırmalar da bunu gösteriyor ki insanların çoğunda yükseklik korkusu, hayvan fobileri ve uçuş korkusu en sık yardım alınan problemler arasında bulunuyor. Kapalı yere girme korkusu olan kişiler emar çektiremiyor, böylece sağlıkla ilgili sorunların çözümünde sıkıntı yaşama durumları söz konusu olabiliyor. Kaygı bozuklukları ve fobilerin tedavisinde en etkili yöntem bilişsel davranışçı terapilerdir. Bilişsel davranışçı terapilerde, kişinin kaygı yaratan düşüncelerini nasıl tanıyacağı, bunları ortadan nasıl kaldıracağı, nasıl değiştireceği öğretilir. Kaygı bozukluklarında sadece düşüncelerle terapi odasında çalışmak yeterli olmuyor. Yaşanan korkunun, kaygının tetiklendiği durumlarda kişinin birtakım davranış deneyleri yapması ve korkuya maruz kalması gerekiyorö dedi.

'TEKNOLOJİ TERAPİLERDE DE BİRTAKIM OLANAKLAR SUNUYOR'Korkudan kaçma davranışlarının daha önceden yerleştiğini ve alışkanlık haline geldiğini anlatan Demirsoy, "Bundan dolayı terapi odasının dışında kişinin uygulaması için ev ödevleri veriyoruz. Ancak bu alışkanlıklar sebebiyle davranış uygulamalarını da yapmakta güçlük çekebiliyorlar. Günümüzde teknoloji artık, terapilerde de birtakım olanaklar sunabiliyor. Sanal gerçeklik uygulaması dediğimiz yöntem, terapide maruz kalma uygulaması dediğimiz çalışmaları yapmamıza yardımcı oluyor. Kişi, bir sanal gerçeklik gözlük yardımıyla ya da bir cep telefonu, bir tabletin aracılığıyla gerçeğine yakın bir şekilde kaygı yaratan durumu terapi odasında deneyimleyebiliyor. Sanal gözlük uygulaması sırasında kişinin kaygısının artması ve azalmasını birtakım ölçümlerle görebiliyoruz. Kişi gözlük içerisinde farklı bir sanal ortamda korkusuyla yüzleşirken, terapiste ekrandan kişinin ne gördüğünü kaygısının artıp azaldığını görebiliyor. Ayrıca deri direnci dediğimiz cilt yüzeyindeki elektriksel aktivite de ölçülebiliyor. Mesela kedi korkusu olup artık işine gidemeyen bir hastamız terapiden sonra arkadaşının kedisini severken çektirmiş olduğu fotoğrafını bizimle paylaştıö diye konuştu.

'FOBİ BİR SÜRE SONRA DEPRESYONU DA BERABERİNDE GETİREBİLİR'Korkunun doğal bir duygu olduğunu, fobinin ise tehlikeye orantılı olmayan şiddette bir korku yaşattığını, hatta böyle bir durum yokken bile kaygılandırdığını belirten Demirsoy, "Fobiye verilen tepkiler kişiden kişiye çok farklılık gösterebiliyor. Örneğin böcek dendiği zaman evet bir tiksinme, iğrenme hissi normaldir. Ancak fobisi olan kişiler adını duyduğunda, resmini gördüğünde bile panik benzeri duygular yaşayabiliyorlar. Böcek fobisi olan biri böceği televizyonda gördüğünde bile bakamayabiliyor. Fobi bu düzeyde yaşanan bir korkudur. Refleks olarak kişide kaçma duygusu yaratır ve kaçınma davranışları korkunun büyümesine yol açar. Bir süre sonra korkuyu yaşayan kişinin kendine güveni kırılır. 'Ben baş edemiyorum, zayıfım' gibi kendi ile ilgili olumsuz algılar gelişebilirken, kaygı bozukluklarına depresyonda eşlik edebiliyorö ifadelerini kullandı.

'KİŞİ ÖRÜMCEĞİ ELİNİN ÜZERİNDE GÖREBİLİYOR'QR kod denilen artırılmış gerçeklik uygulamasıyla kişinin gözlük takmadan bulunduğu yerde kaygı yaratan böcek ve örümcekleri üç boyutlu olarak algılayabildiğini söyleyen Demirsoy, şöyle konuştu: "Sanal ya da animasyonla yaratılmış bir ortamda değil, kişi direkt kendi odasında, terapistinin masasının üzerinde böceği görebiliyor. Kendi elinin üzerinde üç boyutlu olarak böceği algılayabiliyor. Bu maruz bırakma çalışmalarına davranışçı uygulamaları da eklediğimizde çok daha çabuk çözüm bulunuyor.ö

'YARDIM ALMAKTAN ÇEKİNMEYİN'Fobisi olan kişilere seslenen Çiğdem Demirsoy. "Fobi, kişiye zayıf, güçsüz hissettiren bir duygu ama bunun zayıflıkla kişilik zafiyeti ile alakası yok. Tamamen organizmamızın belli durumda belli tepkiyi vermeye alışmış olmasından kaynaklanır. Doğru yöntemlerle yaklaşılırsa bunu öğrenen organizma unutabilir de. Bu yüzden bu durumu kişilik zafiyeti gibi görmeyip yardım almaktan çekinilmemesini öneriyorum. Aksi takdirde kişinin hayatını oldukça etkilenebiliyor ve işlevselliği bozulabiliyorö dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Artırılmış gerçeklik uygulaması ile örümceklerden detay-Sanal gerçeklik uygulaması detay-Sevda SARIKAYA AnonsPsikolog Çiğdem Demirsoy Röp.-İkinci Anons

-Genel ve detay görüntüler


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title