DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

01.02.2020 12:39 | Son Güncelleme: 01.02.2020 12:39
DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

1-THY ÇİN'DEN SON YOLCULARINI İSTANBUL'A TAŞIDI*THY'nin de aralarında olduğu birçok havayolunun uçuşları iptal etmesinin ardından Çin'deki havalimanlarında sessizlik hakim.

1-THY ÇİN'DEN SON YOLCULARINI İSTANBUL'A TAŞIDI

*THY'nin de aralarında olduğu birçok havayolunun uçuşları iptal etmesinin ardından Çin'deki havalimanlarında sessizlik hakim.

*Çin'in en yoğun havalimanlarından biri olan Baiyun Uluslararası Havalimanı'nda yaşanan sessizliğin ve boş terminalin görüntüleri, Guangzhou'dan İstanbul'a gelen bir yolcu tarafından kaydedildi

Haber-Kamera: Enver ALAS/ İSTANBUL, ÇİN uçuşlarını 9 Şubat'a kadar durdurma kararı alan Türk Hava Yolları (THY)'nın Pekin, Şangay, Xian ve Guangzhou seferleri yapan uçakları bugün son yolcularını İstanbul'a taşıdı. Gelen Türk yolculardan bazıları, uçuşların iptal olmasıyla Türkiye'ye dönememe riski ile karşı karşıya kaldıkları için döndüğünü belirtti. Uçuşların iptal olduğu, seferlerin azaltıldığı Çin'de, en yoğun havalimanlarından biri olan Guangzhou Baiyun Uluslararası Havalimanı'nda yolcu sayısının azlığı ve terminale yansıyan sessizlik, bir yolcunun cep telefonu ile kaydedildi. Görüntülerde terminalde THY'nin son uçuşuna katılacak yolcular dışında yolcu olmaması ise dikkat çekiyor.

Dünya Sağlık Örgütü'nün Çin'de ortaya çıkan yeni tip ölümcül 'koronavirüs' salgını nedeniyle acil durum ilan etmesinin ardından dünya genelinde birçok havayolu şirketi uçuşları durdurma ve sefer sayılarını azaltma kararı aldı. Çin'den Türkiye'ye yolcu taşıyan başta THY olmak üzere bazı Çinli havayolu şirketleri de İstanbul uçuşlarını geçici olarak durdurdu. THY'nin Çin'de bulunan 4 uçağı, bu sabah saatlerinde  Pekin, Şangay, Xian ve Guangzhou seferleriyle İstanbul'a son yolcularını taşıdı. Çoğunluğu yabancılardan oluşan uçaklarda bulunan Türk yolcular da yer aldı. Çin'de yaşayan bazı Türk vatandaşları seyahatlerinin önceden planlandığını ama seferlerin iptal olması nedeniyle Türkiye'ye dönememe riski nedeniyle endişelendiklerini dile getirdi.  Çin'de yaşayan ve Türkiye'ye dönen yolculardan Sinan Bükcü, biletini bir ay önce aldığını ancak son sefere kaçırması durumunda İstanbul'a gelmesinin çok zor olacağını dile getirdi. Guangzhou'da yaşadığını söyleyen Bükcü, koronavirüs konusunun bir aydır gündemde olduğunu ancak son iki haftada ciddi boyutlara ulaştığını aktardı.

"BİR MÜDDET ÇİN'E DÖNMEM"

Bükcü, "Wuhan'da durum çok daha kritik bir durumda. Guangzhou'da da sokaklar boş, dükkanlar, kafeler kapalı. İnsanlar işlerine gidemiyor. Herşey durmuş Çin'de. Guangzhou'dan THY ile bu son uçuştu. Ben de biletimi bir ay öncesinden almıştım. Bu uçuşu kaçırsaydım Türkiye'ye dönmem çok zor olacaktı. Sadece THY değil bir çok havayolu uçuşlarını iptal ediyor. Şu an belirsiz bir dönemdeyiz. Çoğunlukla yabancılar çok endişe içinde. Çinliler 2003'teki Sars'tan dolayı tecrübeliler. Onlarda çok fazla da panik hali yok. Ancak Türkler ve yabancı arkadaşlarımız bir an önce ülkelerine dönmek için ellerinden geleni yapıyorlar. Uçuşlar da iptal olduğu için bir müddet Çin'e dönmem diye düşünüyorum" dedi.

"TÜRKİYE'YE DÖNEMEME RİSKİ OLDUĞU İÇİN SON SEFERLE GELDİM"10 yıl önce eğitim için gittiği Çin'de ardından iş hayatına atılan Can Kahyaoğlu ise şunları söyledi:  "Çin yeni yıl tatilinde genellikle Türkiye'ye geliyorum. İlk kez bu sene yeni yıl tatilini Şangay'da geçireyim dedim ancak bir anda bu virüs patladı. Önce önemli olmadığı söylendi. Tedbir amaçlı maske takılması istendi. Ancak bir süre sonra virüsten etkilenenlerin sayısı her gün artmaya başladı. İnsanlar da ciddi şekilde endişelenmeye başladı. Ben de dönme kararı aldım. Çünkü Wuhan şehri karantinaya girdi. Tanıdıklarım bana "eğer artış hızı bu şekilde devam ederse yeni önlemler gelecek ve gelmeye başladı. Uçuşlar durduruldu. Ben de şanslı olarak THY'nin son uçuşuyla geldim. Duyduğumuz kadarıyla yeni alınan önlemlerden biri de Wuhan dışında da bütün Çin genelinde toplu taşıma, metro ve otobüs seferleri iptal olmaya başladı. Artış hızına göre Şangay'ın bile karantina altına alınması durumu olabilir ve bu durumda şehir dışına hiç çıkamama gibi bir durum olabilir belki. Böyle bir risk olduğu için ben de gelmek istedim."

THY VE ÇİNLİ HAVAYOLU ŞİRKETLERİ UÇUŞLARI DURDURDUTHY'den dün yapılan açıklama ile koronavirüs kaynaklı durumu ve son gelişmelerin ulusal ve uluslararası otoriteler ile yakından değerlendirilmesi amacıyla amacıyla 9 Şubat'a kadar Pekin, Guangzhou, Şangay ve Xian'a yapılan seferlerin durdurulduğu bildirildi. THY'nin yanı sıra İstanbul'a uçan iki Çinli havayolu şirketinden biri olan China Southern Airlines ise 24 Ocak'ta ipal ettiği Wuhan -İstanbul  seferlerinin ardından Pekin uçuşlarını da Mart ayı sonuna kadar iptal ederken, Sichuan Airlines ise Chengdu-İstanbul seferlerine 15 Şubat'tan itibaren 31 Mart'a kadar ara vereceğini açıklamıştı.

TERMAL KAMERA KONTROLLERİ TAİPEİ VE HONG KONG'DAN GELEN YOLCULAR İÇİN SÜRECEKÖte yandan Çin uçuşlarının durdurulmasına rağmen İstanbul Havalimanı'nda Hong Kong ve Taipei'den gelen yolculara yönelik termal kameralı tarama uygulamasının devam edecek.

ÇİN'DEKİ HAVALİMANLARINDA SESSİZLİK HAKİMTHY'nin de aralarında olduğu birçok havayolunun uçuşları iptal etmesinin ardından Çin'deki havalimanlarında ise sessizlik hakim. Çin'in en yoğun havalimanlarından biri olan Baiyun Uluslararası Havalimanı'nda yaşanan sessizliğin ve boş terminalin görüntüleri, Guangzhou'dan İstanbul'a gelen bir yolcu tarafından kaydedildi.

Görüntü Dökümü-----------------------Bir yolcunun Guangzhou'daki havalimanında çektiği görüntüler(cep telefonu)-Boş terminalden görüntüler (cep telefonu)-THY yolularının bilet ve bagaj işlemi yaptırması (cep telefonu)-Çin'den İstanbul'a gelen son uçaklar-Yolcuların terminalde yürüyüşleri-Termal kameralı kontroller-Maske takan yolcular-THY'nin kabin ve kokpit ekipleri-Termal kameraya yansıyan görüntüler-Sinan Bükcü ile röp-Can Kahyaoğlu ile röpGenel ve detaylar

01.02.2020 - 09.18 Haber Kodu : 200201030

=======================

 2-TARİH OTOPARK OLDU

- Çevredeki araç sahipleri, tarihin üç döneminin izlerini taşıyan ve yıllardır kaderine terk edilen alanı otopark olarak kullanmaya başladı. 

- Dr. Hasan Sercan Sağlam,

 "Otopark olarak kullanılan Osmanlı Dönemi su yapısı çökme riskiyle karşı karşıya. Alanın kesinlikle koruma altına alınması lazım. Alan, üç aşamalı bir tarihsel kademe sunmaktadır" 

Haber: Müge YARIMBATMAN - Kamera: Feridun AÇIKGÖZ - Drone: Zeki GÜNAL/ İSTANBUL,  GALATA'da Ceneviz öncesi Antik dönemden kalma su kuyusunun, Osmanlı Dönemi'nden kalma su sarnıcının ve 19. yüzyıldan kalma Kamondo Konağı'nın kalıntılarının bulunduğu alan,  otoparka döndü. Çevredeki araç sahipleri, tarihin üç döneminin izlerini taşıyan ve yıllardır kaderine terk edilen alanı otopark olarak kullanmaya başladı. Bugüne kadar birçok medeniyete ev sahipliği yapan İstanbul'da tarih yok ediliyor. Galata'da Ceneviz öncesi Antik dönemin, Osmanlı Dönemi'nin ve 19. yüzyılın izlerini taşıyan tarihi yapıların kalıntılarının bulunduğu alan, kaderine terk edildi. Antik su kuyusunun, Osmanlı sarnıcının ve tarihi Kamonda Konağı'nın kalıntılarının olduğu alan, araç sahipleri tarafından otopark gibi kullanılıyor. Ayrıca geceleri evsizler tarafından kullanılan alanın içi çöple, yıkılmış duvarlarıysa yazılarla dolmuş durumda. Tarihi alana ilişkin öğretim görevlisi Dr. Hasan Sercan Sağlam,  "Otopark olarak kullanılan Osmanlı Dönemi su yapısı çökme riskiyle karşı karşıya. Alanın kesinlikle koruma altına alınması lazım. Alan, üç aşamalı bir tarihsel kademe sunmaktadır" dedi.

"2011 YILINA AİT KORUMA KURULU KARARI VAR" Tarihin üç dönemine şahitlik etmiş yapıların bulunduğu bir alan… Duvarları yıkılmış, içine çöpler atılmış ve araç sahipleri tarafından otopark olarak kullanılmaya başlanmış. Harabeye dönen bu tarihi yapı, aslında Galata bölgesinde üzüm bağlarının yetiştirildiği Ceneviz döneminin öncesinde yapılan Antik döneme ait kuyuyu, Osmanlı Dönemi'nde günlük su ihtiyacının giderildiği sarnıçlardan birini ve 19. yüzyılda Kamondo ailesi tarafından yaptırılan Kamondo Konağı'nın kalıntılarını birlikte barındıran arkeolojik bir bölge. 2011 yılında Kamondo Konağı için koruma kurulunun kararı ve rekonstrüksiyon projesi olmasına rağmen, alan araç sahipleri tarafından otopark olarak kullanılıyor ve evsizlerin meskeni haline gelmiş durumda. Mimarlık fakültesinde öğretim üyesi olan Dr. Hasan Sercan Sağlam, "Bir 19. yüzyıl han yapısının kalıntıları üzerinde duruyoruz ve arkamızda bir sarnıç yapısı söz konusu. Sarnıcın yapısına bakacak olursak, bu tür top kubbeli ve özellikle de Osmanlı Dönemi'nde kullanılmış yapılarda çok sıklıkla karşımıza çıkan bir su depolama yapısı. Günlük hayatta kullanılan su, Osmanlı Dönemi'nde genellikle bu tip yapılardan temin ediliyordu. Bu yapının dönemine de özellikle tuğlalarına bakılarak karar verdiğimizi söyleyebiliriz. 17. ve 18. yüzyılda kullanılan ince tuğlalar bu yapının kubbesinde kullanılmış. Böylelikle yapıyı Osmanlı Dönemi'ne tarihleyebiliriz. 19. yüzyıla geldiğimizdeyse, tam olarak bu klasik Osmanlı Dönemi sarnıcının kubbesi üzerine beden duvarı denk gelecek şekilde 19. yüzyıl klasik Beyoğlu hanlarından birinin yapıldığını görüyoruz. Bu konağın en net görünümlerini, özellikle de 1905'e tarihlenen yangın sigorta haritalarından görüyoruz. Orta bölümünün 3 katlı, yan bölümlerininse 2 katlı klasik Beyoğlu konaklarından, şehirleşen İstanbul'un erken dönem apartmanlarından biri olduğunu görüyoruz" ifadelerini kullandı. "OSMANLI DÖNEMİ SU YAPISI ÇÖKME RİSKİYLE KARŞI KARŞIYA"Otopark olarak kullanılan Osmanlı Dönemi'nden kalan sarnıcın çökme riskinin olduğunu belirten Sağlam, "Kamondo Konağı'nın rekonstrüksiyon projesi 10 seneye yakın kadar süreç diliminde sürünceme de kaldı. Her ne kadar tarihi kaynaklar baz alınarak birtakım projelendirmeler yapılsa da, buna bir türlü başlanamadı. Belki birtakım yasal engeller ya da arkeolojik problemler engel teşkil etmiş olabilir. Fakat özellikle de alanın bir çöplüğe döndüğünü görmekteyiz. Bunun yanında da otopark olarak kullanılıyor. Otopark olarak kullanılan kısımlarda da özellikle de Osmanlı sarnıcının hemen üstünde yer alan kısım, sarnıcın kubbesi halihazırda kötü durumda olduğu için statik açıdan problem teşkil etmekte ve bu Osmanlı Dönemi su yapısı çökme riskiyle karşı karşıya" dedi.

"KORUMA ALTINA ALINMASI LAZIM"Alanın arkeolojik değeri olduğunu söyleyen Sağlam sözlerine, "Öncelikle alanın kesinlikle koruma altına alınması lazım. Çünkü buradaki kalıntılar, buraya girebilecek insanlar içinde tehlike arz etmekte. Ayrıca buranın bu kadar kontrolsüz bir şekilde açık olması çevre kirliliği yaratması açısından da uygun bir durum değil. Bunun yanında projeye dahil mi bilmiyorum, fakat eklemek isterim ki Kamondo Konağı projesinin Osmanlı sarnıcının da göz önüne alınarak revize edilmesi gerektiği kanaatindeyim. Çünkü Galata'nın arkeolojik değer taşıyan ve en az 300 yıllık olan bir yapısı" diye devam etti.

"VATANDAŞLAR İÇİN TEHLİE ARZ ETMEKTE"Konağın bahçe bölümünde bulunan Antik döneme ait kuyunun ağzına güvenlik önlemi olarak, yalnızca sabitlememiş ince bir plastik tabaka konulmuş. Bunun özellikle geceleri bu alanı mesken edinen evsizler için tehlike arz ettiğini belirten Sağlam, "Bu alanda iki adet su yapısı vardı. Biri 19. yüzyıla olan Kamondo Konağı'nın kendi su haznesi ve diğeri konağın beden duvarının hemen altında bir klasik Osmanlı Dönemi sarnıcı vardı. Bunun yanında konağın doğusundaki bahçesi içerisinde kalan ve her ne kadar tam tarih vermemiz mümkün gözükmese de yığma taş yapısı sebebiyle Antik döneme tarihleyebileceğimiz bir kuyu yapısı daha yer almaktadır. Bu, alana izinsiz giren ve haberi bile olmayan vatandaşlar için başlı başına bir tehlike arz etmektedir. Bu kuyu hem başlı başına korunması gereken bir kültür varlığı olup, aynı zamanda da birtakım kazalara sebebiyet vermemesi için geçici süre zarfında insanların erişimine engellenmelidir. Kuyunun yaklaşık 6 metre derinlikte olduğunu söyleyebiliriz, fakat içerisi çöp dolduğu için belki daha da derine gidiyordur. Kuyu bin yıl, belki bin 500 yıldan da daha gerisine gidiyor olabilir. Çünkü kesin olarak bu alanın henüz yapılaşmamış olduğu dönemlere işaret eden ve en başta da arkeolojik değer taşıyan önemli bir yapı. Güvenlik önlemlerinin alınması şart, çünkü alanda arkeolojik kalıntılar söz konusu. Çevrelenerek insanların giriş çıkışının engellenmesi gerekmektedir" dedi.

"ALAN ÜÇ AŞAMALI BİR TARİHSEL KADEME SUNMAKTA"Tarihi kalıntıların bulunduğu alanın üç dönemin izlerini taşıdığını söyleyen Sağlam, "Alanda hem Ceneviz öncesi döneme işaret eden arkeolojik kalıntılara -bu noktada yığma taştan inşa edilmiş kuyu ön plana çıkmakta- hem tuğla yapısından ve top kubbeli mimarisinden hareketle klasik Osmanlı Dönemi'ne -yaklaşık olarak 17.-18. yüzyıla tarihleyebileceğimiz Osmanlı Dönemi kubbeli sarnıcı- ve son olarak da 19. yüzyılın ikinci yarısında yapılan Kamondo Konağı kalıntılarına rastlayabiliriz. Böylece alan, üç aşamalı bir tarihsel kademe sunmaktadır ve bunların üçü de değerlidir, üçü de bir arada anlamlıdır" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü --------------------Alanın ve tarihi kalıntıların havadan görüntüsü-Park halindeli araçların görüntüsü-Kamondo Konağı'nın detay görüntüleri-Osmanlı sarnıcının detay görüntüleri-Dr. Hasan Sercan Sağlam ile röportaj-Tarihi kalıntıların detay görüntüleri-Muhabir anonsu-Tarihi kalıntıların detay görüntüleri-İkinci muhabir anonsu-Tarihi alanın genel ve detay görüntüleri

01.02.2020 - 11.49 Haber Kodu : 20020108301.02.2020 - 11.54 Haber Kodu : 200201084

========================

(Kurtarma görüntüleriyle) 3-SARIYER'DE ORMANDAKİ KUYUYA DÜŞEN KİŞİ 48 SAAT SONRA KURTARILDI

Haber: Oğuzcan YAZAR/İSTANBUL, Sarıyer, Bahçeköy Ormanı'nda 12 metrelik kuyuya düşen kişi 48 saat sonra kurtarıldı. Olay, Sarıyer Bahçeköy Ormanı'nda meydana geldi. Perşembe günü akşam saatlerinde evinden ayrılarak ormana gittiği belirtilen Ali Kılınç'tan haber alamayan yakınları durumu polise bildirdi. Kılınç'ın Bahçeköy Ormanı'nda kaybolmuş olabileceğini düşünen yetkililer arama çalışmalarına başladı. Sarıyer Belediyesi Arama Kurtarma ve AFAD ekiplerinin yaptıkları aramalarda Ali Kılınç'ın orman içerisinde bulunan 12 metrelik kuyuya düştüğü tespit edildi. Kurtarma çalışmalarına başlayan ekipler Ali Kılınç'ı düştüğü yerden çıkararak, sağlık ekiplerine teslim etti. Kuyuya düşen kişi ambulansla hastaneye kaldırılarak tedavi altına alındı.

Görüntü Dökümü: ---------------EK GÖRÜNTÜ-Kurtarma anları-İple kuyuya inen ekipler

GEÇİLENKuyudan çıkarılan adamın ambulansa bindirilmesiKuyudaki adam Olay yerinden fotoğraflar

01.02.2020 -11.00 Haber Kodu : 20020105801.02.2020 - 11.10 Haber Kodu : 20020106401.02.2020 -11.37  Haber Kodu : 200201072_

=========================

 4-FATİH'TE YANGINDA 2 YAVRUSU ÖLEN KÖPEĞİ VATANDAŞLAR KURTARDI

Haber-Kamera: Yılmaz OKUR/İSTANBUL, Fatih'te barakada çıkan yangında 1 köpek ve 2 yavrusu mahsur kaldı. Anne köpeği çevredekiler kurtarırken, 2 yavru ise öldü. Fatih, Seyyid Ömer Mahallesi, Çavuşbaşı Sokakta bulunan iki katlı gecekondunun arka bahçesinde bulunan barakada dün öğle saatlerinde bilinmeyen bir nedenle yangın çıktı. Alevler kısa sürede barakayı sararken, içeride 2 yavrusuyla birlikte bir köpek mahsur kaldı. Evdekiler yangını fark ederek durumu itfaiyeye bildirdi.  Çevredekiler de yangını söndürmek için yardıma koştu. Anne köpek vatandaşlar tarafından kurtarılırken, 2 yavru barakada öldü. Barakadaki yangın ise itfaiye ekipleri tarafından kısa sürede söndürüldü.

"ÜÇ HAYVAN VARDI BİRİNİ KURTARABİDİK"Yangını fark edip, köpeği alevlerin içinden çıkaranlardan biri olan Tarık Apa, "Biz kapıdan çıkıyorduk, birden dumanları gördük, çocuk var mı diye daldık. Daldığımızda insan göremedik, orada gördüğümüz 3 hayvan vardı. 1 hayvanı kurtarabildik, diğer 2 hayvanı kurtaramadık, üstüne su döktük kurtulması için ama kurtulamadı" dedi. 

Görüntü Dökümü: ---------------------------------Gecekondunun yandığı anlar telefon kamerası-Yangından kurtarılan köpek-İtfaiyenin çalışmaları-Köpeği kurtaran vatandaş ile röportaj-Genel ve detay görüntüler

01.02.2020 - 11.39 Haber Kodu : 200201074

============================

5- ESENLER'DEKİ KENTSEL DÖNÜŞÜME 'BİSİKLET YOLU' DAVASI  

Haber: Mehmet DEMİRKAYA - Müge YARIMBATMAN Kamera: Sezer AFŞAR/ İSTANBUL, - İSTANBUL Büyükşehir Belediye(İBB) Başkanı Ekrem İmamoğlu, 'bisiklet yoluna ilişkin bir somut düzenleme' yer almadığı gerekçesiyle Esenler'in kentsel dönüşüm planlarına dava açtırdı. İBB Başkanlığı adına avukat Sevgi Kayacı'nın, söz konusu planların iptali ve yürütmenin durdurulması için 16 Aralık 2019'da İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığı'na başvurduğu ortaya çıktı. Dava, planları onaylayan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı aleyhine açıldı. Bölge sakinlerinin bir kısmı kentsel dönüşümün bir an önce yapılmasını istediklerini ve bisiklet yolunun önemsiz olduğunu söylerken, bir kısmı da bisiklet yolunun da olması gerektiğini ve dava açılmasını onayladıklarını söyledi.  "BİR AN EVVEL KENTSEL DÖNÜŞÜMÜN YAPILMASI GEREKİYOR"İBB Meclisi Ak Parti Grup Başkanvekili ve Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu'nun, basın toplantısında açıkladığı dava konusunun ayrıntıları ortaya çıktı. Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Ağustos 2019'da, 'Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkın Kanun' gereğince, 'Esenler İlçesi Atışalanı Mahahlesi Kuzey (Topkule-Baştabya) Rezerv Yapı Alanı' için hazırlanan planları onayladı. Plan, afet riski taşıyan Esenler'in özellikle Turgut Reis Mahallesi'nin, eski askeri alana transferini içeriyordu. İBB Başkanı İmamoğlu, 9 Ekim 2019 tarihinde Esenler Belediyesi'ni ziyaret etmiş, Esenler Belediye Başkanı Tevfik Göksu kendisine yaptığı ilçedeki kentsel dönüşüm projeleriyle ilgili sunumu dinlemiş ve söz konusu bölgelerde inceleme gezisi yapmıştı. İmamoğlu, Esenler'in kentsel dönüşüm planlarının iptali için 19 Aralık 2019'da İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığı'na başvurarak dava açtı. İmamoğlu'nun açtığı davadaki itirazlar arasında, "Bisiklet yolu ulaşımına ilişkin plan raporunda ve plan notlarında genel ifadeler yer alırken, imar planında bisiklet yoluna ilişkin herhangi bir somut düzenleme yer almamaktadır" ifadesi de yer aldı. Ayrıca İmamoğlu'nun Esenlere yaptığı ziyaretten kısa bir süre önce, 2019 Eylül ayının son günlerinde Esenler ile ilgili imar planlarına itiraz ettiği, dava dilekçesinde ortaya çıktı. Semt sakinlerinden Bülent Karagül, "Bir an evvel kentsel dönüşümün yapılması gerekiyor. Esenler de oturan insanlar işçi sınıfı ve biraz alt seviyeden insanlar. Bisiklet yolu yokmuş, yeterli bir şey yokmuş. Bunlar gereksiz şeyler. İnsanlar enkazın altında kalmak istemiyor. Bisiklet yolu sonradan da yapılır, başka zaman da yapılabilir. Deprem yönünden bir an evvel evlerin yenilenmesi lazım. Bisiklet yolu falan mazeretiyle ertelenmesi yanlış bir şey" dedi. "BİSİKLET YOLU DA OLSUN"Esenler'de yaşayan Vahap Baltacı ise, "Ben planın daha geniş olmasını, sosyal alanın olmasını isterim. Deprem olsa üst kattakiler inse aşağı, ayakta duracak yer yok. Biraz geniş alanlar olsun. Bisiklet yolu belki bize fazla, çünkü nüfus kalabalık olduğu için o kadar yer yok ama meydan geniş olsun en azından. Ama dilerim ki imkanları varsa bisiklet yolu da olsun, çocuklarımız da gezsin" diye konuştu. "KENTSEL DÖNÜŞÜM BİSİKLET YOLUNDAN DAHA ÖNEMLİ"Esenler'in bir başka sakini de, "Kentsel dönüşüm bisiklet yolundan daha önemli. Bisiklet yolu için kentsel dönüşümün iptali yanlış olur. Kentsel dönüşüm daha önemli bence" dedi. Başka bir vatandaş ise, "Kentsel dönüşümün gerekli olduğunu düşünüyorum. Eğer bir sıkıntı çıkarsa bir sürü can ölebilir. Bir bisiklet yolu için böyle bir şeyin iptal ihtimali çok mantıksız geliyor bana şu an" diye konuştu. İBB'NİN İTİRAZIEsenler'in kentsel dönüşüm planlarının iptal edilmesi için İBB Başkanlığı adına İstanbul İdare Mahkemesi Başkanlığı'na yapılan başvuruya göre İBB, planlara 24 Eylül 2019 tarihinde itiraz etmiş. Ancak İstanbul Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü, yasal süre içinde yapılmadığı için itirazı değerlendirmeye almadı ve planlar kesinleşti. Bu gelişme üzerine İBB, planların iptali için 16 Aralık 2019 tarihinde İdare Mahkemesine başvurdu. İBB başvurudaki iddiasının birinci bölümünü, Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü'nün itirazlarını değerlendirmeye almamasının üzerine kurdu. İtirazın yasal süre içinde yapıldığını savunan İBB, ikinci bölümde planlara neden karşı olduklarını ortaya koymaya çalıştı. BİSİKLET YOLUNA İLİŞKİN SOMUT DÜZENLEMEİBB'nin söz konusu planlara ilişkin iddiaları özetle şöyle: Yeterli sosyal ve teknik altyapı ayrılmaması, bütüncül planlama yapılmaması, teknik hatalar, transfer edilecek nüfusa ilişkin itiraz, analiz ve sentez eksikliği, boşaltılacak alanların planlanması, kurum görüşlerinin alınmaması, park/yeşil alanlara ilişkin itirazlar.Düzenleme alanına ilişkin itirazlar arasındaki bisiklet yolu dikkat çekici. İBB'nin bisiklet yoluna ilişkin iddiası ise, "Bisiklet yolu ulaşımına ilişkin plan raporunda ve plan notlarında genel ifadeler yer alırken, imar planında bisiklet yoluna ilişkin herhangi bir somut düzenleme yer almamaktadır" şeklindeydi. Görüntü Dökümü------------------------Esenler'den genel ve detay görüntüler-Bülent Karagül ile röportaj-Vahap Baltacı ile röportaj-Esenler'in iki sakini ile röportaj-Projenin fotoğrafları-Genel ve detay görüntüler

01.02.2020 - 10.35 Haber Kodu : 200201052

==========================

6-ANAHTAR ALIP DİLEK DİLEMEK İÇİN KİLİSE ÖNÜNDE METRELERCE KUYRUĞA GİRDİLER 

Haber-Kamera: Şahin BOZKURT/İSTANBUL, Fatih Hacı Kadın Mahallesi'nde bulunan ve halk arasında 'Ayın Biri' Kilisesi olarak anılan kiliseye gelip, dilek dilemek isteyenler sabah saatlerinden itibaren uzun kuyruklar oluşturdu. Yaklaşık bir saat dışarıda bekledikten sonra kilisenin içine giren ziyaretçiler anahtar alıp, mum yakarak dileklerini diledi.Fatih Hacı Kadın Mahallesi'nde bulunan ve halk arasında 'Ayın Biri Kilisesi' olarak bilinen kilise Şubat ayının ilk gününde ziyaretçi akınına uğradı. Sabahın erken saatlerinde kilisenin önüne gelen ziyaretçiler, uzun kuyruklar oluşturdu. Rivayete göre, her ayın birinde edilen duaların kabul olduğu kiliseye gelenler sabırla sıranın kendilerine gelmesini bekledi. Uzun bekleyişin ardından içeriye girenler, anahtar alıp dileklerini diledi. Dileklerini dileyenler yaktıkları mumların ardından kiliseden ayrıldı.

"İNŞALLAH 45 DAKİKA SONRA İÇERİYE ULAŞACAĞIZ"Kiliseye ilk defa gelen Oya Bozdağan, "Bir anahtar almak üzere dileklerimiz var. Bir dilekte bulunup anahtarımızı alacağız. Kilisenin içi çok güzelmiş kiliseyi görmeye geliyoruz. Ayın birinde bir tek bu ritüel olduğu için de ayın birinde geliyoruz grup arkadaşlarımızla. Biz 20 dakikadır sıra bekliyoruz İnşallah 45 dakika sonra içeriye ulaşacağız." dedi. 

"İLK DEFA BU KADAR YOĞUN KUYRUĞA GİRDİMHer ayın biri gelmeye çalıştığını söyleyen Barkın Kızılkaplan ise, "İlk defa değil benim 8-9 oldu. Sene içerisinde ayın birlerinde böyle ziyaret ediyorum ama ilk defa bu kadar yoğun kuyruğa girdim. İçeride çok sayıda ikonalar var ancak öncesinde ritüel olarak bir anahtar alıyorsunuz. İkonalar var. Oradaki anahtar da bir kısmet açmadır. Kısmet açma ritüeli yapılıyor. Diğer taraftan altın ayazma var. İstanbul suyudur şifalı sudur zaten ayazma demek. Suyun tadına bakıp havasını alıyoruz. Güzel bir İstanbul ritüeli diyelim. Aybaşlarında bunu yapıyorum." diye konuştu.Kilisenin tarihinden bahseden Kızılkaplan,"İstanbul'un fethinden önce var olan bir kilise ama zamanında yıkılıyor. 1750 yılında bir Rum aile alıyor. Rum ailedeki Mary adındaki kız rüyasında Meryem Ana'yı görüyor. Ailesine altta bir ayazma olduğunu söylüyor ve aile baktığı zaman gerçekten de ayazma çıkıyor. Burayı bir kiliseye çeviriyorlar." diye konuştu.

Görüntü Dökümü: ------------------------Kilisenin önünde oluşan kuyruk-Kuyruğun uzunluğu-Kapıda bekleyenler-Kilisenin içinden görüntü-Ziyaretçilerle röp.-Genel ve detay görüntüler

01.02.2020 -12.25  Haber Kodu : 200201096_

======================

7- AVCILAR'DA HÜKÜMLÜLER YARIYIL TATİLİNDE 4 KATLI OKULU BOYADI

İhsan DÖRTKARDEŞ/İSTANBUL, - AVCILAR'da 35 hükümlü yarıyıl tatilinde 1 okulu boyadı, 10 okulda da temizlik yaptı.Bakırköy Denetimli Serbestlik Müdürlüğü ile Avcılar Kaymakamlığı arasında imzalanan protokol kapsamında hükümlüler kaymakamlık binasında temizlik, boya, badana ve tamir işlerinde çalıştırılırken, aynı zamanda meslek sahibi olmaları hedeflendi. Halk Eğitimi Merkezi eğitmenlerinin verdiği kurs ile ellerine daha önce boya kutusu veya fırçası almayan bir grup hükümlü, okulların yarıyıl tatiline girmesi üzerine buralarda görevlendirildi. 15 hükümlü, yarıyıl tatilinde görevli memurların denetiminde Avcılar'daki 10 okulda kapsamlı temizlik çalışması yaparken, 20 hükümlü de 4 katlı, bin 20 öğrencili, 58 öğretmenin görev yaptığı İnönü Ortaokulu'nu 10 günlük süre içerisinde boyadı. Yaptıkları işten memnun olduklarını belirten hükümlülerden Süleyman Poyraz, "Devletimizin verdiği görevleri yerine getirmeye çalışıyoruz. Sayılı günüm kaldı. Cezamızı verilen görevleri yerine getirerek bitiriyoruz. Buradaki çalışmalarımız sonunda çocuklar temiz güzel bir şekilde okuyacak. Daha önce boyacılığım yoktu. Burada öğrendim. Bu çalışma bana güzel şeyler kattı" dedi.Diğer hükümlülerden Tamer Coşkun, cezalarını çekerken aynı zamanda birçok arkadaşının burada meslek öğrendiğini belirterek, "Aynı zamanda burada yapılan eğitime  katkı sağlıyoruz. Bu çorbada bizim de bir tuzumuzun olduğu anlamına geliyor. Bu çalışma insana kendini iyi hissettiriyor. Uygulama bana göre çok yerinde. Cezası az kalan insanlar, cezaevinde süre geçiremiyor. Aynı zamanda psikolojik açıdan da onlara iyi geliyor. Uzun süre yatıp çıkmış insanların dışarıya adapte olmaları için bence iyi bir süreç. Mesleği olmayan arkadaşlar burada meslek öğreniyor, çevre ediniyorlar. Cezaevinde yatmış insanları bence adapte etmek için bence çok iyi bir uygulama. Böylesi çalışmalarla hükümlüler cezalarının kalan bölümünü hem dışarıda geçirmiş olur, hem de ilerideki normal yaşamları için iyi bir adaptasyon süreci olur. Bence bu olumlu sonuç alan bir uygulama. Denetimli serbestliğin süresinin, kapsamının arttırılması lazım." diye konuştu.Okulu boyayan hükümlülerden Murat Dolapçı ise, "Burası okul olduğu için memnunum. En azından öğrencilere bir faydamız var. Ben geri dönüşümde çalışıyordum. Dışarıda boyacılık yapar mıyım? Yapmam diyemem hayat bize neler getirecek bilemeyiz" şeklinde konuştu.

KAYMAKAMDAN İNCELEMEAvcılar Kaymakamı Kemal İnan, okul boyayan veya temizlik yapan hükümlülerin çalışmalarını yerinde izledikten sonra yaptığı açıklamada, geçmişte suç işleyen bu kişilerin meslek öğrenerek, topluma yeniden kazandırılmasına çalıştıklarını bunun yanı sıra onları rehabilite etmek için çeşitli toplantılar yaptıklarını söyledi. İnan, Kaymakamlık gözetiminde Denetimli Serbestlik uygulaması ile görevlendirilen hükümlülere okul boyayarak veya temizliğe katılarak eğitime yaptıkları katkıdan ötürü teşekkür etti.

Görüntü Dökümü: --------------------Hükümlüler okulda boya ve temizlik yaparken-Kaymakam Kemal İnan ve Milli Eğitim Müdürü Barış Yıldız hükümlüler ile görüşüp çalışmaları incelerken-Kaymakam İnan'ın uygulama ile ilgili yaptığı açıklama-Hükümlülerden (Sırasıyla) Süleyman Poyraz, Tamer Coşkun (Arkadan saçı bağlı ve Murat Dolapçı ile röportajlar-Genel ve detaylar

01.02.2020 - 10.08 Haber Kodu : 200201045_

===========================

8- DENİZ KUVVETLERİ ESKİ KOMUTANI BAYAZIT HAYATINI KAYBETTİ

İstanbul DHADeniz Kuvvetleri Eski Komutanı Emekli Oramiral Vural Bayazıt hayatını kaybetti.İstanbul'da hayatını kaybeden Bayazıt, 1992-1995 yılları arasında Deniz Kuvvetleri'nde komutanlık yapmıştı. 86 yaşında ölen Bayazıt'ın yarın İstanbul'da toprağa verileceği öğrenildi. 

=====================

9- 'TEDAVİSİNİ YARIM BIRAKAN HASTALAR GERİ DÖNSÜN' Özlem YURTÇU KARABULUT- Mertcan ÖZTÜRK/ELAZIĞ, - ELAZIĞ'da, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde yatarak tedavi görürken, 6.8 büyüklüğündeki deprem sırasında paniğe kapılıp dışarı çıkarak korkuyla evlerine giden hastalara Üniversite Rektörü Kutbeddin Demridağ ve Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Refik Ayten, geri dönün çağrısında bulundu. Demridağ ve Ayten, binalarında tüm kontrollerin tamamlandığını, herhangi bir hasar tespiti bulunmadığını belirterek, tedavisini yarım bırakan hastaların güvenle hastaneye dönebileceklerini söyledi.

Elazığ'da 41 kişinin yaşamını yitirdiği 6.8 büyüklüğündeki deprem sırasında, Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi'nde durumu ağır olmayan ama yatarak tedavi gören çok sayıda hasta panik içerisinde tekerlekli sandalye ya da sedye ile yakınları tarafından bahçeye çıkarıldı. Ardından da tedavilerini yarım bırakıp, daha güvenli olduğu düşüncesiyle ya evlerine, ya da yakınlarının yanına gitti.Fırat Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demridağ, hastaların güvenle hastaneye dönebileceğini söylerek, "Depremi, üniversitemizin bütün alanlarında, şehrin diğer yerlerindeki gibi, aynı şekilde hissettik. İlk dakikalarda buraya geldiğimde, hastalar panikleyince şunu söyledim; olabileceğiniz en güvenli bina burası. Dışarı çıktığınızda kafanıza bir şey düşebilir, eviniz yıkılabilir ama Allah muhafaza çok büyük bir depremde bile en son yıkılacak binalardan birisi burası dedimö diye konuştu.

'800 KİŞİLİK SAĞLIK ORDUMUZLA HİZMETİMİZ AKSAMADAN SÜRÜYOR'"Acaba hastane güvenli midir?' diye düşünen vatandaşlarımız gönül rahatlığı ile gelip tedavilerine devam edebilir" diyen Rektör Prof. Dr. Demirbağ, şunları kaydetti: "Depremden sonraki haftanın ilk günü, ameliyathanelerimizde 80'den fazla ameliyat yaptık. Planlı tüm ameliyatlarımız da aksamadan devam ediyor. Deprem sonrası ilk yaptığımız işlerden biri hastanemizin depremsellik açısından gözden geçirilmesiydi. Çünkü hastalarımızın güvenliği çok önemli. Allah'a şükür hemen hemen sıfır risk tespit edildi. Zaten elektrikler kesildiğinde jeneratörlerimiz hemen devreye giriyor, bu bakımdan da hizmetimiz hiç aksamadı. Çoğu bina 1990'dan sonra aşama aşama yapıldı. Bunlar bitişik nizam şeklinde inşa edildi ve arada dilatasyon (boşluk) payları bırakıldı. Depremsellik açısından bu önemliydi. Tüm binalarımız 8'in üzerinde depreme dayanıklı. Tabii ki deprem esnasında dilatasyon bölgelerinde binaların ve kolonların bazı yerlerinde sıva-fayans çatlağı oldu. Bu normal, yapı mühendisliği açısından gerekli olan bir şey. Onların da onarımı hızla yapıldı. Şu anda 28 adet A sınıfı ameliyathane, 150'ye yakın yoğun bakım, bin 200 yatak kapasiteli hastanemizde 210'un üzerinde öğretim üyesi, hemşire, araştırma görevlisi ve diğer sağlık personeli olmak üzere toplam 700- 800 kişilik bir sağlık ordusuyla ilk günden itibaren hizmetimizi vermeye devam ediyoruz."

'YOĞUN BAKIM PERSONELİMİZ YERİNDEN AYRILMADI'Fırat Üniversitesi Tıp Fakültesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Refik Ayten ise deprem akşamı çocuk ve erişkin yoğun bakımda toplam 48 hastanın yattığına, 12'si sağlık personeli, 5'i hekim toplam 17 kişilik personelin sallantıya rağmen hastaların başından ayrılmadığına işaret ederek, "Üçüncü basamak yoğun bakımdaki hastalarımız zaten mevcut yerlerinden ayrılmadılar. O sırada görev başında olan sağlık personeli arkadaşlarımız deprem sırasında da fedakarca orada kalarak görevlerine devam ettiler. Buradan onlara teşekkür ediyorum. Kardiyolojide de ikinci basamak yoğun bakımda yatan hastalarımızın tabii ki dışarı çıkması çok mümkün değildi ama hareket edebilecek hastalarımız, mevcut yerlerinden çıktılar. Bunun üzerine biz de hasta ve yakınlarını rahatlatmak adına 24 saat kadar hastalarımızı giriş kattaki acil serviste ayrı bir alanda takip ettik. İkinci gün yavaş yavaş yukarıdaki yoğun bakıma tekrar geri aldık. Halen tedavileri devam ediyor. En güvenli binalardandır hastanemiz. Güvenlik açısından binalarımızda sıkıntı yok. Bütün hastalarımızı tedavilerinin devamı için hastanemize bekliyoruz, ekibimiz tam kadro çalışıyor" dedi.

'İLK 24 SAAT İÇİNDE ACİLE 1500 HASTA GELDİ'Prof. Dr. Ayten, sözlerini şöyle noktaladı: "Biz üniversite hastanesi olarak, depremden sonra en kısa sürede idari rektörlük, dekanlık ve ben, burada müdahaleye başladık. Maalesef ilk panik durumunda hastalarımız binayı terk ederek dışarı çıkmak refleksiyle davrandılar. İlk 24 saatte bin 500 hasta başvurdu acile. İlk gün 150, son sayıya göre ise 170'i depremzede vatandaşlarımızdı. 26'sı yatan hastaydı. Bir kısmı taburcu oldu. 11 tanesinin halen yatarak tedavisi sürüyor. Ameliyat olup tedavileri tamamlandı. Peyderpey taburcu olacaklar."

Görüntü Dökümü: -------------------------Fırat Üniversitesi rektörü Prof. Dr. Kutbeddin Demirbağ röportajıFırat Üniversitesi Hastanesi Başhekimi Prof. Dr. Refik Ayten röportajıDeprem anında yoğun bakımdan güvenlik kamerası görüntüsüdepremin hemen sonrası erişkin yoğun bakımdan güvenlik kamera görüntüsügenel ve detay görüntüler

01.02.2020 - 11.13 Haber Kodu : 200201067

 


Kaynak: Demirören Haber Ajansı

Manşet Haberler

title