DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2
Haberler » Güncel » DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2 - Haber

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

PENDİK'TE 3 KİŞİYİ ÖLDÜREN SALDIRGANA LİNÇ GİRİŞİMİ (2)Cengiz ÇOBAN - Çağrı ÇALIŞKAN - Ramazan EĞRİ - Gamze ŞİMŞEK - İsa ALMAÇAYIR- İstanbul DHA Pendik'te silahlı saldırı sonucu 3 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı.

DHA İSTANBUL BÜLTENİ-2

PENDİK'TE 3 KİŞİYİ ÖLDÜREN SALDIRGANA LİNÇ GİRİŞİMİ (2)

Cengiz ÇOBAN - Çağrı ÇALIŞKAN - Ramazan EĞRİ - Gamze ŞİMŞEK - İsa ALMAÇAYIR- DHA 

Pendik'te silahlı saldırı sonucu 3 kişi öldü, 1 kişi de yaralandı. Saldırgan olay yerinde yakalanırken ölenlerin yakınları linç girişiminde bulundu.Olay saat 09.30 sıralarında Güllü Bağlar, Tandoğan Caddesi'nde meydana geldi. Edinilen bilgiye göre, A.E. henüz bilinmeyen nedenle aynı aileden 4 kişiye kurşun yağdırdı. Silahlı saldırıda Orhan Yılmaz, Rabia Yılmaz ve Ahmet Yılmaz öldü, Ayhan Yılmaz ise yaralandı.

SALDIRGAN ZIRHLI ARACA ALINDI

Saldırgan A.E. cinayetleri işlediği binada yakalandı. Mahallede toplanan ölenlerin yakınları saldırganı linç etmek istedi. Polis uzun süre kalabalığı binadan çıkaramadı. Binanın kapısına zırhlı araç yanaştırdı. Binanın önünde toplanan kalabalığı uzaklaştırmak için ise biber gazı kullanıldı. Saldırgan zırhlı polis aracına alındıktan sonra da gerginlik sürdü. Polis kalabalığı uzaklaştırmak için müdahalede bulundu. Uzun uğraşlar sonunda saldırganın içinde bulunduğu zırhlı araç mahalleden uzaklaştı.

Görüntü Dökümü: -----------Olay yerinden görüntüler-Polisin önlemi-Toplanan kalabalık-Gerginlik çıkması-Polisin zırhlı aracı yanaştırması-Arbede çıkması-Saldırganın binadan çıkışı-Arbede

16.11.2019 - 12.09 Kodu : 19111607316.11.2019 - 12.22 Haber Kodu : 19111608316.11.2019 - 12.25 Haber Kodu : 19111608516.11.2019 -12.27  Haber Kodu : 191116086

=================================

2-KARAKÖY'DE GENÇ KIZI DARP EDEN KADIN ADLİYEYE SEVK EDİLDİ

Haber - Kamera: Özgür EREN/ İSTANBUL DHA Karaköy'de yolda yürüyen G.İ.'yi darp eden S.Y emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi.Karaköy'de dün meydana gelen olayda yolda arkadaşıyla yürüyen G.İ.'nin yanından geçen S.Y., genç kızı darp etmişti. Gözaltına alınan şüpheli ifadesi için Taksim Polis Merkezi'ne götürüldü. Buradaki, işlemleri tamamlanan S.Y., sağlık kontrolünden geçirildikten sonra, adliyeye sevk edildi.

Görüntü Dökümü: -------------------Şüphelinin karakoldan çıkışı-Araca bindirilmesi-Detaylar

16.11.2019 - 10.54 Haber Kodu : 191116034_

==============================

3- BEŞİKTAŞ'TA KAFE ÖNÜNDE KADINA SALDIRI KAMERADA

Soner HASIRCIOĞLU - İstanbul DHA  - BEŞİKTAŞ'ta öğretmenlik yapan genç kadın kafe önünden geçerken başka bir kadının saldırısına uğradı. O anlar güvenlik kamerasına yansıdı.Olay, geçtiğimiz Salı günü akşam saatlerinde yaşandı. Edinilen bilgiye göre, ilk okul öğretmeni Ş.N.E. evine doğru ilerlerken kafe önünden geçtiği sırada bir kadının saldırısına uğradı. Saldırgan kadın, öğretmene tokat attı. Ş.N.E.'ye vuran kadına kafe önündeki bir erkek tepki gösterdi. Kadın bu kişiye de vurunca kavga çıktı.  Olayın ardından Ş.N.E. polis merkezine giderek şikayette bulundu. Kimliği tespit edilmeye çalışılan kadının yakalanması için polisin çalışması sürüyor.

Görüntü Dökümü: --------Olay anının görüntüleri

16.11.2019 - 10.53 Haber Kodu : 191116032

=============================

 4-SULTANGAZİ'DE MARKETE SIĞINAN KİŞİYE FECİ ŞEKİLDE DAYAK KAMERADA 

*Araya girmeye çalışanlara aldırış etmeyen bir grup saldırgan markete saklanan bir kişiyi bilinmeyen nedenle feci şekilde dövdü.

Haber-Kamera: Emin YEŞİL/ İSTANBUL, SULTANGAZİ'de bir kişi önce sığındığı markette, daha sonra da dışarı çıkarılarak feci şekilde dövüldü. O anlar ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Olay, geçen Cumartesi akşamı saat 23.30 sıralarında Sultangazi 50. Yıl Mahallesi'nde meydana geldi. Burada bulunan markete koşarak giren ve yabancı uyruklu olduğu öne sürülen bir kişi tezgahın arkasına saklandı. Kısa süre sonra içeri giren eli sopalı bir grup, saklanan kişiyi aramaya başladı. Tezgahın arkasında saklanan kişiyi bulan saldırganlar sopayla vurmaya başladı. Feci şekilde dövülen kişi, daha sonra sığındığı marketten dışarı çıkartıldı. Kalabalık bir grup tarafından dışarıda da öldüresiye dövülen yabancı uyruklu kişi, çevredeki esnafın ve vatandaşların araya girmesiyle linç edilmekten kurtuldu. Kanlar içerisinde kalan adamı, bir esnaf aracına bindirerek Sultangazi Haseki Eğitim ve Araştırma Hastanesi'ne götürdü. Olayın neden yaşandığı ise bilinmiyor. 

"KAFASI KANIYORDU, HASTANEYE GÖTÜRDÜM"Feci şekilde dövülen adamı aracıyla hastaneye götüren esnaf Nihat Yıldız, olayın neden yaşandığını bilmediklerini belirterek, "Burada esnafım. Baktım ortada bir çocuk kalmıştı. Çocuğa da vuruyorlardı. İnsanlık namına aldım hastaneye götürdüm. Hastaneye bıraktım ve oradaki doktorlara da anlattım. Sopayla mı vurdular bilmiyorum ama kafası falan kanıyordu çocuğun" dedi.  

SOPA, TEKME VE YUMRUKLARLA FECİ ŞEKİLDE DÖVÜLDÜDehşet anları ise güvenlik kameralarına saniye saniye yansıdı. Görüntülerde, koşarak kuruyemişçiye giren kişinin tezgahın arkasına saklandığı görülüyor. İş yeri sahibi ise içeride bulunan müşterilerle ilgilendiği için, iş yerine sığınan kişiyi fark etmiyor. Kısa süre sonra kendisini fark eden iş yeri sahibine 'sus' işareti yaparak saklandığı yeri kendisini kovalayan kişilere söylememesini istiyor. Daha sonra elinde sopa olan iki kişi ile birlikte 6 kişi içeri giriyor. Kuruyemişçiye giren saldırganlar, tezgahın arkasına saklanan adamı buluyor ve o tarafa doğru yöneliyorlar. ve sopayla dövmeye başlıyorlar.  İş yeri sahibi ve bir kadın müşteri ise eli sopalı saldırganlara müdahale ederek, sakinleştirmeye çalışıyor. Dışarı çıkan şüpheliler, tekrar içeri giriyor. Kadın müşteri tekrar araya girerek, grubu sakinleştirmeye çalışıyor. Tüm bunlara rağmen eli sopalı bir başka kişi, yabancı uyruklu olduğu öne sürülen adama saldırarak sopa ile dövmeye başlıyor. Gruptakilerden biri de tekme atıyor. Sığındığı iş yerinden dışarı çıkartılan adam, sopa, tekme ve yumruklarla feci şekilde dövülüyor. 

Görüntü Dökümü: (GÜVENLİK KAMERASI)-Markete girmesi-Tezgaha saklanması-Market sahibine sus işareti yapması-Markete gelen saldırganlar-Tezgah arkasındaki kişiyi fark etmeleri-Tezgah arkasından çıkarmaya çalışmaları-Araya girmeye çalışan market sahibi ve kadın müşteri-Sopayla vuran kişi-Tekme atan kişi-Çocuğa market içinde saldırmaları-Çocuğu dışarıya çıkarmaları(AKTÜEL)-Marketten görüntü-Dayak yiyen çocuğu hastaneye götüren esnaf Nihat Yıldız'la röportaj-Genel ve detaylar

16.11.2019 - 09.52 Haber Kodu : 191116020

====================================

5- BOYNUNA ATILAN MAKASLA FELÇ KALAN EZEL'İN İSYANI...

Haber-Kamera: Halil YILMAZ- Kubilay ÖZEV/ İSTANBUL DHASultangazi'de yaşanan kavga sırasında fırlatılan makasın boynuna saplanması sonucu felç kalan Ezel Erdem(13) ve annesi, sanık Ümit Gök'ün 3 gün önce ilk duruşmada tahliye edilmesinin ardından açıklamalarda bulundu. Çocuk doktoru olmak istediğini söyleyen Ezel Erdem, "Adaletin yerini bulmasını istiyorum" dedi.Sultangazi'de 24 Ağustos 2019 tarihinde yaşanan kavga sırasında Ümit Gök(19)'ün fırlattığı makas, o sırada kavgadan habersiz 13 yaşındaki Ezel Erdem'in boynuna saplandı. Olayın ardından tutuklanan Ümit Gök, 3 gün önce Gaziosmanpaşa 10. Asliye Ceza Mahkemesi'nde ilk duruşmaya çıktı. Duruşmada savunma yapan sanık Ümit Gök, olayı anlatırken, "Kendimize ait iş yerinin önünde babama ait araç park halindeydi. O esnada karşı taraf araçlarıyla gelerek babamın yolu açmasını istediler. Aralarında tartışma meydana gelince de çekiç ve sopa gibi cisimlerle babamın üzerine gelerek darp ettiler. Annemi de darp ederek, yere düşürdüler. Bana da vurdular. Ben de annemi yerde görünce dükkanda bulunan orta boy bir makası alarak dışarı çıktım. Amacım onları korkutmaktı ama onlar gidiyordu. Ben de kızgınlıkla arkalarından makası fırlattım. Ondan sonra makasın mağdur çocuğa nasıl isabet ettiğini bilmiyorum. Çünkü orası bir mahalleydi ve etrafta da kimseyi görmedim. Ayrıca ne yaptığımı bilmez vaziyetteydim. Olay dolayısıyla pişmanım. Beni darp edenlerden de şikayetçiyim "dedi.

İLK DURUŞMADA TAHLİYE OLDUSavunmaların ardından kararını açıklayan mahkeme heyeti, delillerin önemli ölçüde toplanması ve delilleri karartma ihtimali olmaması nedeniyle sanık Ümit Gök'ü adli kontrol şartıyla tahliye etti.

"ÇIKIŞTA KIZIMLA DALGA GEÇTİLER"Şüphelinin tahliye edilmesi kararının ardından DHA'ya konuşan Ezel Erdem'in annesi Yadigar Erdem, "Bana haber verdiler kızının başına bıçak saplandı diye. Hastaneye kaldırdık, yetişin dediler. Hastaneye nasıl gittiğimi bilmiyorum. Gittim, kan içinde makas boynunda sedyede yatıyordu. Adalete sığındım, tecelli edecek dedim. Mahkemeye ömür boyu felç kalacak kızımı, dayısının kucağında götürdüm. Mahkeme oldu, aradan yarım saat geçince bütün sanıkları serbest bıraktılar. Üstelik çıkışta kızımla dalga geçtiler. Bu kız benim kızım değil, Cumhurbaşkanının kızı hakimin kızı ben onlardan yardım istiyorum. Adalet istiyorum" dedi.

"EZEL GÜNDEN GÜNE KÖTÜYE GİDİYOR" Yadigar Erdem, sözlerini şu şekilde sonlandırdı: "Mahkeme kararı çıkınca Ezel çok kötü oldu. Titremeye başladı, biz hastaneye kaldırdık. Sabahlara kadar Ezel'in ateşiyle uğraştık. Mahkemenin bu kararından sonra Ezel günden güne kötüye gidiyor ve biz bu sebeple psikoloğa bile başvurduk."  ÇOCUK DOKTORU OLMAK İSTİYORUMOlayda yaralanan ve ömür boyu felç kalacağı ifade edilen 13 yaşındaki Ezel Erdem ise "İki ay öncesine kadar çok sağlamdım. Boynuma 2 ay önce makas saplandı. Ben ömür boyu felç kalacağım. Ben eğitimime devam etmek istiyorum. Onların cezalarını çekmesini istiyorum. 2 gün önce mahkememiz vardı, serbest kaldılar. Benle dalga geçer gibi gülerek gittiler. Ben eğitimime devam edip yürümek istiyorum. Ömür boyu yatakta kalmak istemiyorum. Cumhurbaşkanı'ma sesleniyorum. Ben adalet istiyorum. Lütfen bana yardım edin. Büyüyünce çocuk doktoru olmayı çok istiyordum" dedi.

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ-----------------------------Ezel Erdem ile röportaj-Anne Yadigar Erdem ile röportaj-Ezel'in yatağa çıkarılışı-Ezel'in oyuncak ayı sevmesi-Ezel'in tekerlekli araba sürüşü-Anne Yadigar Erdem'in ağlaması-Genel ve detay görüntü-Mahkeme kararını açıklayınca Ezel'in titremesi-Muhabir anonsu (Halil Yılmaz)(ARŞİV 26 AĞUSTOS)-Ezel'in cep telefonu görüntüsü-Olay yeri-Hastane önündeki aile -Anne ve teyze ile röp.-Görgü tanıkları ile röp.-Hastane önünde Ezel için ailesi ve yakınları tarafından yapılan eylem-Detaylar

16.11.2019 - 11.35 Haber Kodu : 19111605216.11.2019 - 11.39 Haber Kodu : 191116054

===========================

6- "SİYANÜRLE ÖLÜMLER İNTİHAR DEĞİL, CİNAYETTİR" Müslim SARIYAR - İlkay DİKİCİ - Yılmaz OKUR/ SİYANÜRLE ölümleri değerlendiren uzmanlar,  "Bunlar intihar değil, cinayettir" dedi. Fatih, Bakırköy ve Antalya'da siyanürle ölümlerle ilgili hukukçu ve sosyologlar  değerlendirmede bulundu.Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Erbay, "Bunlar intihar değil cinayettir. Basına ve topluma büyük görev düşüyor. Bu tür olaylar özendirilmemeliö dedi. Avukat Ümit Karadağ ise, "Bu bir toplu intihar gibi görünse de değildir. Çünkü tasarlanarak gerçekleşen bir olay var. Öncesinde siyanür alınıyor. Hazırlanıyor ve ailedeki diğer bireylerin yaşam haklarını elinden alınıyor. Her 3 olayda da bu eylemi yapan kişi kurtulmuş olsaydı 'Kasten Adam Öldürme' fiilinden yargılanacaktıö diye konuştu. Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Dr. Kemal Er de, "Bu olayları toplu intihar olayları olarak değerlendirmemiz doğru değil" ifadesini kullandı.İstanbul ve Antalya'da 3 ailenin siyanürle ölümlerinin ardından toplu intihar mı cinayet mi soruları tartışılmaya başladı.  Hukukçu ve sosyologların ortak görüşü, "Bu bir toplu intihar değil, kesinlikle cinayettir" şeklinde.İstanbul Yeni Yüzyıl Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Celal Erbay, "Toplu intihar olarak adlandırmak bunları bir kere maksadını aşan bir değerlendirmedir. Bunlar Türk ceza kanunun 81. Maddesi doğrultusunda kasten adam öldürme kapsamında değerlendirilmesi gereken olaylardır. İnsan çok değerli bir varlıktır. Bütün kainat onun emrindedir onun mutluluğu, huzuru için yaratılmıştır. İnsanın kendi canına kıyması kadar insanın kendi kendini yok etmesi kadar aklın ve mantığın kabul edemeyeceği hiçbir olayı düşünmek mümkün değildir. Biliyorsunuz basın kanunun 20. Maddesi vardır. Bizim örfümüz de böyledir. Sosyolojik varlığımız değerlendirildiği takdirde kötülüklerin üstü örtülür. Biz bu olanlar üzerinde konuşurken, siyanür vasıtasıyla insanların önce yakınlarını sonra kendilerini devre dışında bırakmasını teşvik etmiş olmamalıyız. Olayı haberleştirirken olayı kınar bir tarzda dile alıp ortaya koymak lazım. Bu işin arkası gelmemek için" dedi.

"SONUÇTA BU BİR CİNAYETTİR""İntiharın bir haklı sebebi olamaz" diyen Erbay, "Ne diye bir sebep bulacağız biz buna. Bir insan kendi kendini bir varlığını sona erdirmesi.  Fatih'teki olay cinayettir. Hukukta da hangi profesöre giderseniz gidin 'benim görüşüm budur' der. Fazla hareket kabiliyetimiz de yok. ya diyeceğiz ki TCK'nın 81. Maddesi doğrultusunda kasten adam öldürmektir veya da 84. 85. Maddesi doğrultusunda taksirle adam öldürmektir veya 84'e göre intihara teşviktir. Bizim Ceza kanunda toplu intiharın tarifi pek yapılmamıştır. Psikoloji açısından yapılmış olabilir. Tarifi ne olursa olsun hukukta dil mantığında bir olgu iki kişiyi aşmış 3 kişi arasında meydana gelmişse biz buna çoğul diyoruz. Eski tabirle cem diyoruz. Hadi diyelim toplu intihardır. Diyemeyiz. Bu olayı intihar olarak diyemeyiz, cinayettir bu olay" ifadelerini kullandı.

"FATİH'TEKİ OLAY CESARET VERDİ"Celal Erbay, "Fatih'teki olay bunlara cesaret vermiştir. Basın kanunundaki 20. maddede bu tür etkilenmeleri önlemek içindir. Hiç ağrı sızı yok. Bir insanın evladını yok etmesi düşünülebilir mi? Çocuğun bir itirazı yok nasıl su içirildiği zaman, süt içirildiği zaman veya su içirilirken hangi dikkati gözetiyorsa siyanürlü suyu verip çocuğunu öldürüyor. Buna cinayet demek mecburiyetindeyiz. Diyeceksiniz ki kimi yargılayacaksınız? Çocuk gitti, çocuğa siyanürlü suyu veren baba da gitti. Kimi yargılayacaksınız? Bu siyanürü nereden aldı bu? Ben bakkaldan ekmek alır gibi herhangi bir yerden dinamit alabilir miyim? Siyanürü nereden aldı? Kim verdi buna? Siyanürü bulunduran kanunun belli ilkeleri, düzenlemeleri vardır. Bunlar doğrultusunda kimyevi belirli maddeleri elde etmek için bulundurulması gereken bir şey. Bu hususta kanunun o maddeyi elinde bulunduranlara yüklemiş olduğu dikkat ve özeni onlar göstermemişseler, kim elinde bulundurabiliyorsa hangi yetkiye dayanarak bulundurabiliyorsa kanun ona bir takım dikkat ve özeni gösterme mecburiyeti göstermiştir. O dikkat ve özeni göstermemişse o tamamen taksirle adam öldürme suçunu işlemiştir. TCK'nın 85. Maddesi doğrultusunda hakkında işlem yapılmalıdır. Burada çok dikkatli konuşmak lazım. Bize yakışan, kamuoyuna ışık tutmaktır. TCK mevzuatı yeni bir düzenlemeye ihtiyaç kalmayacak şekilde bu tehlikeli maddeleri kimlerin bulundurması gerektiğini, kimlerin bulunduracağını, bunları elinde bulunduracak şahısların hangi dikkat ve özeni göstermeleri gerektiğini düzenlemiştir. Dolayısıyla bir açık yoktur. Buna rağmen niye bunlar oluyor? (Türk Trafik Mevzuatından örnek veriyor) bu problem insan problemidir. Her birimiz üzerimize düşen sorumluluğu yerine getirmek mecburiyetindeyiz. Fatih'te önce kardeşini sonra kendisini öldüren kişileri bu noktaya getirmemek mecburiyetindeyiz. Toplum olarak bir birimize sahip çıkmak mecburiyetindeyiz. Bir birimizi takip etmek, ilgilenmek mecburiyetindeyizö diye konuştu.

"ÇOCUĞUN İDRAK KARAR VERME DURUMU YOK"Avukat Ümit Karadağ ise, "Maalesef olay toplu intihar gözükmüyor. Kadının kapıyı açıp tam o sırada cesedinin bulunması muhtemelen yardım isteyecekti yada siyanürden kurtulmak için kendini dışarı atacaktı diye düşünüyorum. Toplu intiharların bu şekilde olmayacağı aşikardır. Son bir ayda 3'ncü vaka bu. Bu vakalarda kurtulan olmadı. Kadın da aynı mantıkla kabul etti diyelim ama 6 yaşında bir çocuk var. Çocuğun idrak durumu yok. Bunu bilecek durumu yok. Kasten öldürme halini almıştır. Bur da çocuğun bu anlam ve sonucunu bilmemesi. Yani kişi kurtulsaydı cinayetle yargılanacaktı. Kanunumuz bu şekilde gayet net. Birey ailesinin rızasını almamıştır. Cinnet dense de cinayetle arasında fark var. Cinnet aniden ortaya çıkar. Bur da ise daha önceden siyanür almış hazırlamış ve eyleme geçmiş. Yaşam hakkını elden almıştır. Kasten adam öldürme fiilinden yargılanırdı eğer bu siyanürü alıp hazırlayıp içiren kişiö şeklinde konuştu.Gelişim Üniversitesi Öğretim Üyesi Sosyolog Dr. Kemal Er de, "Bu olayları toplu intihar olayları olarak değerlendirmemiz doğru değil. Toplu intihar olarak değerlendirebilmemiz için elimizde yeterli bilgi, belge, veri olması gerekir. Oysa bu olaylarda böyle bir durum söz konusu değil. Hatta son Bakırköy'deki olayda işin içinde bir de çocuk var ki çocuğun böyle bir karar vermiş olması hiç mümkün değil. Dolayısıyla bilgi, belge olmadan böyle bir şey söyleyemeyiz. Toplu intihar olabilmesi için ortak bir karar verilmiş olması gerekir. Oysa burada böyle bir durum söz konusu değil. Yani tarikatların gerçekleştirmiş olduğu toplu intiharlar vardır. Orada belli bir kapalı kültür ve bu kültür içindeki bireylerin toplu kararı olmuş olabilir ama burada böyle bir durum söz konusu değil. Toplu intiharla ilgili şöyle bir şey söylememiz mümkün, örnek olarak bireysel intiharı ele alalım. Bireysel intiharda nasıl ki bir kişi bilinçli olarak intihara karar verme durumundaysa toplu intiharda da intihara katılan kişilerin aynı şekilde birlikte, beraber, bilinçli bir şekilde karar vermiş olmaları gerekir. Burada böyle bir durumun olduğuna dair elimizde yeterli bilgi, belge olmadığı için böyle bir şey söyleyemeyiz" şeklinde konuştu.

"SOSYOLOJİK VE PSİKOLOJİK SEBEPLERİN İYİ ARAŞTIRILMASI GEREKİR"İnsanların çok büyük baskılar altında kalıp be baskı ile nasıl başa çıkacaklarını bulmayınca bu tür kararlar alabildiklerini söyleyen Dr. Er sözlerine şöyle devam etti; "İntiharı değerlendirmek anlamında tabi toplu intiharı kastediyoruz burada, intihar olarak değerlendirmek haklı hale getirmez. İntihar olayı özellikle üstünde durulması gereken bir durumdur. Bu intiharların sebepleri neler olabilir diye bir araştırma yapmak gerekebilir. Bunun sosyolojik ve psikolojik sebepleri olabilir. Sosyolojik sebep olarak örneğin toplumsal kötüye gidiş olabilir. Bir insanın, bir ailenin durumunun kötüye gitmesi olabilir. Yoksulluk durumu, yokluk durumu sebebiyet verebilir. Aşırı gelenek baskıları gibi sebepler olabilir. Ama bunu genelleme yapmak mümkün değildir. Çünkü her aynı durumda kalan insanlar bu şekilde eylemlere girişmezler. Örnek olarak nasıl ki bir birey intihar kararı verdiğinde çok büyük baskılar sonucunda karar vermiş olabilir. Bir depresyon geçiriyor olma durumu söz konusu olabilir. Aynı durumu yaşayan milyonlarca insan olabilir ama herkes aynı intihar yolunu seçmez. Dolayısıyla işin sosyolojik ve psikolojik boyutlarının incelenmesi gerekmektedir. Sosyologların bu konudaki araştırmalarını arttırmaları önemli. Yine psikologların bu konularda çalışmalar yaparak ya da psikolojik yardım durumu söz konusu olabilir. Mümkünse de bu tür yardımların ücretsiz yapılması gerekir.  Bunu yapan kurumlarımız da var ve bu kurumlar vasıtasıyla bu durumdaki kişilere yardım edilmesi gerekir."

"BOZULAN YAŞAM STANDARDI SEBEP OLABİLİR"Dr. Kemal Er, yaşam standardı bir anda bozulan insanların böyle kararlar alabileceklerini belirterek, "Yaşam standartları ile ilgili intihar durumu söz konusu olabilir. Zaten yoksulluk ve belli sıkıntılar içerisinde yaşayan bu şartlara zaten alışmış olduğu için böyle insanların intihar etmesi durumu pek de fazla olan bir durum değil. Ancak bir anda hayat standardı değişen ve yoksulluk çekmeye başlayan, elektrik faturasını ödeyemez hale gelenler, ev sahibiyle sürekli tartışmak durumunda kalan, açlık çeken bir duruma düşenler böyle bir duruma alışık olmadığı için ve bu durumun üstesinden gelemeyenler aşırı bir baskı durumundan dolayı böyle kararlar alması durumu olabilir. Ancak burada altı çizilmesi gereken bir durum var. Anladığımız kadarıyla aileden bir kişinin, özellikle ailenin bütün sorumluluğunu taşıyan kişinin bu baskılara dayanamayıp, bir çıkış yolu bulamaması sonucu böyle şeyler olabilir" şeklinde konuştu.

"CİNNET DİYEMEYİZ"Yaşanan olayları cinnet olarak değerlendiremeyiz çünkü burada bir planlama söz konusu diyen Er, "Burada bir suç söz konusu mudur? Cinayet söz konusu mudur? Onunda detaylı olarak araştırılması gerekir. Burada iddia edilen bir kişinin buna karar vermesi ve diğerlerini siyanür ile zehirlemesi ve ondan sonra kendisinin intihar etmesi durumu söz konusu. Ama bunun bir cinayet olarak tanımlanabilmesi ve özellikle kasten bir cinayet olarak tanımlanabilmesi için olayın yine psikolojik boyutunun da değerlendirilmesi gerekir. Yani yaşanan olayın detaylı olarak incelenmesi gerekir, elimizde yeterli bilgi, belge yok şu anda. Cinnet olarak nitelendirilemez. Çünkü cinnet vakalarında gördüğümüz gibi bir kişi silahla örneğin bir anda o andaki psikolojik baskı durumundan kaynaklı olarak en yakınlarını öldürmesi durumu söz konusudur. Burada bir anda olan bir olaydan bahsedemeyiz çünkü anlaşıldığına göre siyanürle öldürme durumu söz konusu. Kişinin bunu araştırdığı bu durumda çok belli. Yani bu siyanürü araştırmış, nereden bulacağını araştırmış,  planlamış işin içinden çıkamamış ve bu şekilde bir kararla bunu gerçekleştirdiği anlaşılıyor" ifadelerini kullandı.

Görüntü Dökümü: --------Sırasıyla röportajlar-Detaylar

16.11.2019 - 11.31 Haber Kodu : 19111604916.11.2019 - 11.33 Haber Kodu : 191116050

========================

7- THY'NİN MELEKLERİ AFRİKA'YA "İYİLİĞE" UÇTU 

Haber: Enver ALAS - TÜRK Hava Yolları(THY) kabin memurları, kendi aralarında kurdukları "İyiliğe Uçanlar Platformu" ile bu kez 'iyilik' götürmek üzere Tanzanya'ya uçtu. THY ekibi, buradaki yetim çocuklara kıyafet, ayakkabı, defter, kalem, oyuncak, gıda maddesi gibi temel ihtiyaç malzemesi dağıttı. Yüzlerce çocuğun yüzünü güldüren, minik kalplere dokunan THY'nin melekleri, sağladıkları katkının yanı sıra onlarla oyunlar oynayarak mutluluklarına ortak oldu. Bir grup, THY kabin memurunun gönüllülük esasıyla 8 yıl önce kurduğu "İyiliğe Uçanlar Platformu", dünyanın dört bir yanındaki sosyal sorumluluk projelerini hız kesmeden sürdürüyor. Platformun gönüllüleri, bu kez Tanzanya'nın başkenti Darüsselam'da bulunan yetim çocuklar için yola çıktı.

MİNİK KALPLERE DOKUNDULARPlatformun bugüne kadarki en büyük yardım hareketi olma özelliğini de taşıyan organizasyonda, THY Kabin Amiri ve Platformun kurucusu Sinem Güldal, pilotlar Ferihan Işık, Nurdan Karataş, Vehbi İlhan Sayhan ile kabin ekibinden Elif Aksoy, Eren Akbaki, Ülgen Tunç, Seray Gürdal, Sabit Coşkun, Nihan Ceyda Ünlü, Doğan Kuyucu, Setenay Er ve Nur Hilal Bilgin yer aldı. Darüsselam Aşure Vakfı Yetimhanesi'ndeki bulunan yetim çocukları ziyaret eden THY ekibi, yanlarında getirdikleri çok sayıda temel ihtiyaç malzemesini dağıttı. Kıyafetten deftere, oyuncaktan gıdaya kadar binlerce adet malzeme ihtiyaç sahiplerine teslim edildi. Yetim çocukların yüzünü güldüren THY'nin melekleri, onlarla oyun oynayarak eğlenceli anlar da yaşadı.  

"BİRLİKTEN KUVVET DOĞAR"Platform kurucularından Sinem Güldal, yaptığı açıklamada hem İyiliğe Uçanlar Platformu'nu hem de Tanzanya'da yürüttükleri etkinliği anlattı. Gönüllülük esasıyla hareket ettiklerini ve yardıma ihtiyacı olanlara ellerinden geldikçe yardımcı olmaya çalıştıklarını kaydeden Güldal, Büyükelçilik ve Türk iş insanları sayesinde Aşure Vakfı Yetimhanesi'nde  bulunan çocukların çok iyi eğitim aldıklarına şahit olduklarını söyledi. Ziyarette yetimhanenin ardından çevrede bulunan evleri gezdiklerini kaydeden Güldal, "Burada daha önce şahit olmadığımız bir yokluğu gördük. Elimizden geldiğince, hediyeleşme kültürüyle insanların kalbine dokunmak ve herkese örnek olmak istiyoruz. Birlikten kuvvet doğar. Böyle insanların yarasını birlikte saralım. Çocukların ayakkabı, giyecek ve kırtasiye ihtiyaçları vardı. Biz ekip olarak 16 adet büyük boy valizle geldik. Getirdiğimiz valizlerin içleri dolu doluydu, inanılmaz güzel hediyeler vardı. Burada muhteşem anlar yaşadık. Ayrıca bize bu fırsatı veren şirketimiz Türk Hava Yolları'na sonsuz sevgi ve saygı doluyum" diye konuştu.Ziyarette yer alan THY Kaptan pilotu Ferihan Işık da dünyanın 126 ülkesinde 300'den fazla noktaya uçtuklarını ve bazı ülkelerde en temel ihtiyaç olan temiz suya ulaşımın bile mümkün olmadığını ifade etti. Kaptan pilot Işık, "Burada olmaktan hem çok mutluyum hem de gördüklerim nedeniyle biraz buruk haldeyim. Başkasının yaptığı bir iyilik bizim yolumuzu açıyor. Bizim yaptığımız iyilik de illaki başka arkadaşların yolunu açacak" dedi. THY Pilotu Nurdan Karataş ise, "Dünyadaki hiçbir şey çocukların mutluluğundan daha önemli değil, bu organizasyonda emeği geçen tüm arkadaşlarıma teşekkür ediyorum" ifadelerini kullandı.

BÜYÜKELÇİ DAVUTOĞLU VE EŞİNDEN THY PERSONELİNE TEŞEKKÜRDarüsselam Büyükelçisi Ali Davutoğlu ise, Türk Hava Yolları ailesine teşekkür ederken, yetimhanenin Aşure Vakfı'na ait olduğunu ve eşi Yeşim Meço Davutoğlu'nun Fahri Başkanlığı ile kurulduğunu söyledi. Büyükelçi Ali Davutoğlu, "Burada bulunan Türk vatandaşları ve ülkemizdeki hayırsever vatandaşlarımız Aşure Vakfı'na destek oluyor. Yetimhanede 65 yetim ve öksüz çocuğumuz var" dedi. Aşure Vakfı Kurucusu ve Büyükelçi Ali Davutoğlu'nun eşi Yeşim Meço Davutoğlu, Türk Hava Yolları ailesine teşekkür ederken,  çocukların geleceği için uğraş verdiklerini belirtti.

Görüntü Dökümü---------------------THY'nin Darüsselam uçuşu-Board görüntüsü-Ekibin yetimhaneye varışı-Yetim çocuklarla buluşma-Yardım malzemelerinin dağıtılması-Sıraya giren Afrikalı çocuklar-Yetimhane bahçesinde çocuklarla hosteslerin oyun oynaması-Çevredeki mahallelerin gezilmesi-Burada yardım malzemelerinin dağıtımı-Şehirden genel ve detay görüntüler-Kabin amiri ve platform kurucusu Sinem Güldal ile röp-Kaptan Ferihan Işık'ın açıklamaları-2. Kaptan Nurdan Karataş ile röp-Kabin ekiplerinin açıklamaları-Büyükelçi Ali Davutoğlu'nun konuşması-Eşi Yeşim Meço Davutoğlu'nun açıklamaları-genel ve detaylar

16.11.2019 - 12.31 Haber Kodu : 19111608916.11.2019 - 12.31 Haber Kodu : 191116088

====================================

8- DR. ARAZ: UYUZ VAKALARINDAKİ ARTIŞI DİKKAT ÇEKİCİ BULUYORUZ 

Özlem YURTÇU KARABULUT- Feridun AÇIKGÖZ/İSTANBUL, - KAŞINTIYLA ortaya çıktığı için çoğu zaman basit bir alerji diye düşünülüp zamanında doktora gidilmemesi nedeniyle tedavi edilemeyen uyuz hastalığı, gözle görülemeyen bir parazitten kaynaklanıyor. Uzmanlar, giysiden, çarşaftan hatta basit bir temas yoluyla dahi bulaşabilen uyuz hastalığının, salgın yaratabilecek kadar hızla yayıldığına işaret etti. Cildiye Uzmanı Dr. Emre Araz, "Hastanemizde bu yılın ilk 11 ayında vaka sayısının üç kat arttığına şahit olduk. Dermatoloji camiası olarak vaka sayısındaki bu artışı dikkat çekici buluyoruz" dedi.

Geçen yıllara göre hastanelerine başvuran uyuz vakalarının üç kat arttığını vurgulayan Kanuni Sultan Süleyman Eğitim ve Araştırma Hastanesi'nden Cildiye Uzmanı Dr. Emre Araz, "Hastanemizdeki son 5 yıllık istatistikleri çıkardığımızda, bu yılın ilk 11 ayında dahi vaka sayısının üç kat arttığına şahit olduk. Dermatoloji camiası olarak vaka sayısındaki bu artışı dikkat çekici buluyoruz. Son 30 yıldır bazı dönemlerde uyuz mikrobunun toplumda salgın düzeyine gelecek boyutta arttığını görüyoruz. Dermatoloji camiası olarak belirli dönemlerde görülen bu artışın araştırılması gerektiğini düşünüyoruz. Ama daha da önemlisi halkımızın teşhis ve tedavi için gecikmemesi, aileden birine bu teşhis konduysa tüm aile bireylerinin tedaviye dahil edilmesidirö dedi.

ÇOCUKLARDA DAHA ÇOK EL İÇİ VE AYAK TABANLARI KAŞINIR

Uyuz hastalığına gözle görülemeyen mikroskobik bir eklem bacaklı olan 'Sarcoptes Scabiei Hominis'in neden olduğunu anlatan Dr. Emre Araz, "Yakınmalar 2 ila 6 hafta sonra ortaya çıkıyor. Daha çok gece kaşıntısı şeklinde kendini gösteriyor. Kişiler kaşıntıyı başlangıçta çok önemsemeyebiliyorlar, ama kaşıntılar zamanla yara haline dönüşebiliyor ve içi su veya irin dolu kabarıklıklar şeklinde ilerleyebiliyor. Bu açıdan ikincil enfeksiyonlar gelişebiliyor. Burada, geceleri ortaya çıkan kaşıntı çok önemli" diye konuştu.

Dr. Araz, daha çok parmak araları, el bilekleri, dirsekler, koltuk altları ve kadınlarda özellikle meme çevresi ile erkeklerde genital bölge kaşıntılarının dikkat çektiğini belirterek şu bilgileri verdi:

"Çocuklarda ise daha çok el içleri, ayak tabanları, bazen saçlı deride ortaya çıkabiliyor kaşıntı. Bazen hastalığın ileriki aşamalarında nodül dediğimiz bezelye tanesi şeklinde kabartılar da oluşturabiliyor. Yurtlar, askeriye gibi toplu yerlerde çok karşımıza çıkıyor."

ÇARŞAFLAR VE ÇAMAŞIRLAR 60 DERECEDE YIKANMALI

Birçok başka hastalıkta da kaşıntı olduğunu bu nedenle uyuz hastalığının çoğu zaman önemsenmediği ya da zamanında teşhis edilemediğini söyleyen Dr. Araz, şu uyarılarda bulundu: "Kişiler bunu basit bir alerji olarak değerlendirebilir başlangıçta. Eğer ailede bu şekilde kaşınan bir birey varsa, mutlaka vakit geçirmeden doktora başvurulmalıdır. Doktor tedavi verdiğinde de tüm aile bireylerinin eş zamanlı olarak bu tedaviyi uygulaması gerekir. Çünkü temas yoluyla hızla bulaşan bir parazit türüdür bu. İlk temas bölgeleri de genellikle el içleri, parmak araları, bilekler oluyor. Bu akar, kıvrımlı bölgelerde yaşamaya daha çok uygun. Ayrıca medikal tedavinin yanı sıra bir de kıyafet, çamaşır, çarşaflarla ilgili önlemler alınmalı. Çünkü sarcop dediğimiz uyuz paraziti, çarşaflarda, dış ortamlarda da 36 saat canlı kalabiliyor. Bu yüzden kıyafet, çamaşır ve çarşafların 60 derecede yıkanması gerekli. Bu yapılamıyorsa da bir poşete koyup, 3 gün boyunca en azından balkonda ağzı kapalı bekletilmeli. Böylelikle havasız kalınca parazitler ölür. Bu da bir tedaviye yardımcı bir unsurdur."

ALERJİ SANIP DOKTORA GİTMEDİM

Bir aydır kaşıntı şikayetinin olduğunu, ancak yediği bir şey dokundu diye düşünüp doktora gitmediğini anlatan Recep Haznedar ise, "Belirtiler bir ay önce başladı. Kaşınmalar arttıkça arttı. Belki yediğim bir şey dokunmuştur, alerji olmuştur diye düşündüm. Ama kaşıntılar bir türlü geçmeyince, doktordan randevu aldım. Çevremde de gördüm benim gibi kaşınan insanlar. Bulaşıcı bir hastalık olabileceğini düşündüm" diye konuştu.

Görüntü dökümüDr. Emre Araz röportajıHasta Recep Haznedar röportajıdetay görüntüler

===============================

9 - GEBELİK DİYABETİ OLAN KADINLARDA DEPRESYON RİSKİ 2 KAT FAZLA İlknur SARGUT-Özgür KUMANOVALI/İSTANBUL, - İngiltere kökenli Diabetic Medicine dergisinde yayınlanan yeni bir makale, gebelik diyabeti (gestasyonel diyabet) ile depresyon ilişkisini ortaya koydu. 62 araştırmanın analiz sonuçlarına göre, gebelik diyabeti tanısı alan 4 kadından birinde depresyon görülüyor. Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın ise "Bu durum tedavi edilmezse doğacak çocuk ilerki yaşamında depresyona meyilli ve içine kapanık olabilir" dedi.Gebelik sırasında depresyona yakalanma riski tıp dünyası tarafından araştırılıyor. İngiltere kökenli Diabetic Medicine dergisinde yayınlanan yeni bir makale, gebelik diyabeti ve depresyon ilişkisini ortaya koydu. Bu makale gebelik diyabeti olan kadınlarda depresyon riskinin 2 kat daha fazla olduğunu gösterdi. Yeditepe Üniversitesi Kozyatağı Hastanesi Endokrinoloji ve Metabolizma Hastalıkları Uzmanı Prof. Dr. Hasan Aydın, yapılan 62 araştırmanın analiz sonuçlarına dayanarak elde edilen çalışmanın sonucuna göre gebelik diyabeti tanısı alan her 4 kadından birinde depresyon bulunduğunu söyledi.

HER 4 KADINDAN BİRİNDE DEPRESYON RİSKİDiyabet ve depresyon arasındaki ilişkinin uzun zamandır birçok araştırmaya konu olduğunun altını çizen Prof. Dr. Hasan Aydın, "Toplumda en yaygın görülen diyabet olan tip 2 diyabetin depresyona neden olduğu biliniyordu. Bununla birlikte gebelik diyabeti alan kadınlarda da doğum sonrası daha fazla depresyona rastlandığını çalışmalar göstermişti. Ancak gebelik sırasında depresyona yakalanma riski açısından yeterli bilgi bulunmuyor. Yapılan bu meta analiz çalışması gebelik diyabeti tanısı alan her 4 kadından birinde depresyon görüldüğünü ortaya koydu. Gebelik diyabeti olan kadınlarda tanı konduğu anda depresyon riski 2.08 kat artıyor. Bu sonuç, 'Acaba bu kadınlarda depresyon mu diyabet gelişimini tetikliyor' sorusunu akla getirdi. Ancak bu soruyla ilgili çalışmalar sürdürülüyorö değerlendirmesinde bulundu.

"DEPRESYON MUTLAKA TEDAVİ EDİLMELİ"Gebelikte depresyonun önemli bir konu olduğuna dikkat çeken Prof. Dr. Hasan Aydın, "Gebelikte depresyona maruz kalmış annelerin çocuklarına baktığımızda bunlarda gelişim geriliği gözlemleniyor. Bebekler küçük bebek olarak dünyaya geliyor. Bununla birlikte bunların doğum sonrasında depresyona meyilli içine kapanık çocuklar oldukları görülüyor. Uzun dönem takiplerde bu çocukların suça eğilim ve bağımlılık oranlarının yüksek olduğu biliniyor. Dolayısıyla depresyon gebeliğin parçası olarak görülmemeli tespit edilerek tedavi edilmeliö diye konuştu.

"TÜRKİYE'DE 7 GEBEDEN BİRİNDE GEBELİK DİYABETİ VAR"İlk defa gebelikte ortaya çıkan şeker yüksekliği olarak tanımlanan gebelik diyabeti hakkında da bilgi veren Prof. Dr. Aydın şöyle devam etti: "Gebelik diyabeti, hem dünyada hem de ülkemizde yaygın olarak görülen ve sıklığı giderek artan bir sorun. Bu konuda gerçekleştirdiğimiz bir çalışmada Türkiye'de her 7 gebeden birinde gebelik şekeri tespit edildi. Hastalığın gelişimine neyin neden olduğu tam olarak bilinmiyor. Ailevi ve genetik faktörler, gebelik öncesi veya gebelikte alınan fazla kilo, hareketsiz yaşam, gebelik öncesinde şeker bozuklukları, polikistik over sendromu, daha önceki gebeliklerde 4 kg'dan fazla bebek doğurma öyküsü gibi bazı risk faktörlerinin hastalık gelişiminde rol oynadığı biliyor. Bu çalışma depresyonun da yeni bir risk faktörü olarak hastalık gelişiminde rolü olabileceğini göstermektedir."

"ZAMANINDA TANI RİSKLERİ EN AZA İNDİRİR"Gebelik diyabetinin varlığının hem anne, hem fetüs hem de yeni doğan bebek için önemli bir risk faktörü olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Hasan Aydın, "Bu durum, annede gebelik sırasında tansiyon yüksekliği ve preeklampsi gelişimine neden olabileceği gibi, fetüste sakat doğum, erken doğum, ölü doğum, plasental problemler gibi riskleri doğurmaktadır. Yeni doğan bebeklerde ise solunum problemleri, hipoglisemi (şeker düşüklüğü), 4 kilogramın üzerinde doğum gibi sorunlara yol açmaktadır. Ancak gebelik döneminde şeker yükleme testi ile zamanında tanı konup, tedavi uygun şekilde yapılırsa tüm bu sorunla minimuma indirilebilir.ö

GÖRÜNTÜ DÖKÜMÜ: -Şeker ölçümü detayları-Prof. Dr. Hasan Aydın röportajı

-Hamile kadın detayları

16.11.2019 -11.47  Haber Kodu : 191116064


Kaynak: DHA

Manşet

Haberler