'Demokrasiyi Gölgesiz Tesis Edeceğiz"

'Demokrasiyi Gölgesiz Tesis Edeceğiz"

Başbakan Erdoğan, Bütün Vatandaşların Ülkelerine İnanmalarını, Güvenmelerini, Gurur Duymalarını İstediklerini Belirtti.

'Demokrasiyi Gölgesiz Tesis Edeceğiz

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Bütün vatandaşların ülkelerine inanmalarını, güvenmelerini, ülkeleriyle gurur duymalarını istediklerini belirterek, "Tek bir insanımızın bile etnik kökeninden, inançlarından, hayat tarzından ve fikirlerinden dolayı mağdur edilmediği bir toplumsal zemin oluşturmakta kararlıyız. Türkiye'nin bu konuda geçmişten bugüne gelen birtakım sıkıntıları olduğunu kabul ediyoruz; ama bu gerçekle yüzleşmekten de kaçınmıyoruz" dedi.

Başbakan Erdoğan, Kasım ayı, Ulusa Sesleniş konuşmasında, "Biz her insanımızın mutluluğunu toplumsal barışın en büyük teminatı olarak görüyoruz. Bütün vatandaşlarımızın ülkelerine inanmalarını, güvenmelerini, ülkeleriyle gurur duymalarını istiyoruz. Tek bir insanımızın bile etnik kökeninden, inançlarından, hayat tarzından ve fikirlerinden dolayı mağdur edilmediği bir toplumsal zemin oluşturmakta kararlıyız. Türkiye'nin bu konuda geçmişten bugüne gelen birtakım sıkıntıları olduğunu kabul ediyoruz; ama bu gerçekle yüzleşmekten de kaçınmıyoruz. Toplum olarak, demokrasimizin üzerine düşen gölgeleri tümüyle ortadan kaldırmayı daha fazla erteleyemeyeceğimizin farkındayız. Adaleti ve özgürlükleri tartışılır olmaktan çıkarmadan geleceğe yürüyemeyiz. İnanç ve fikirlerin tasallut altında tutulmasının önüne geçmeden yolumuza devam edemeyiz. Türkiye, gerçekleriyle yüzleşmek, bu muhasebeyi en hakkaniyetli şekilde yapmak mecburiyetindedir Bildiğiniz gibi, bu amaçla, hükümet olarak bir demokratik açılım sürecini başlattık. Geçtiğimiz günlerde de bu konuyu Meclis Genel Kurulu'na getirerek hem sayın milletvekillerimize, hem de oradan yapılan canlı yayınlarla siz değerli vatandaşlarımıza bu konuyla ilgili detaylı bilgileri sunma imkanı bulduk. Bu açılımla Türkiye'yi prangalarından kurtaracak iki temel hedefe ulaşmayı umut ediyoruz. Bu hedefler; terörün artık sona erdirilmesi ve ülkemizin demokrasi standartlarının en üst seviyeye yükseltilmesidir. Biz inanıyoruz ki, ülkemizde yaşanan her türlü sıkıntının çözümü, demokrasiye tümüyle işlerlik kazandırmaktan geçer. Terörü bir yol olarak seçenlerle mücadelemizi elbette en etkin ve yetkin biçimde bundan sonra da sürdüreceğiz. Türkiye'nin bütünlüğünden de, insanlarımızın kardeşliğinden de asla taviz vermeyeceğiz. Yıllardır terör gerçeğiyle yaşamış olmanın getirdiği tecrübelerden biliyoruz ki, terörle mücadelenin, askeri boyutu dışında başka boyutları da vardır. Öncelikle devleti karanlıklardan tümüyle arındıracak, hakkaniyetine inanılan, güvenilen istikrarlı bir yapıya kavuşturacağız" diye konuştu.

-"DEMOKRASİYİ, ADALETİ, EŞİTLİĞİ VE HÜRRİYETİ GÖLGESİZ BİÇİMDE TESİS EDECEĞİZ"-

Teröre zemin hazırlayan sosyo-ekonomik sıkıntılara çareler üretileceğini belirten Başbakan Erdoğan, konuşmasında şunlara yer verdi:

"Toplumsal ahengi zedeleyen her türlü ayrımcı hareket ve girişimi tartışmasız biçimde sona erdireceğiz. Demokrasiyi, adaleti, eşitliği ve hürriyeti gölgesiz biçimde tesis edeceğiz.

Bunlar ülkemizin geleceği için olmazsa olmazlarımızdır. Yani bunlar sorun alanlarıdır, bu sorun alanlarını minimize etmek suretiyle kısa vadede, orta vadede, uzun vadede bu yola devam edeceğiz. Bunları başarabilirsek eğer, terör bu ülkenin tek bir karış toprağında bile kendine zemin bulamayacak, insanlarımız arasına nifak tohumlarını ekemeyecektir.

İşte bizim demokratik açılım dediğimiz budur, bu açılımdan muradımız da bundan ibarettir. Milli birlik ve kardeşlik projesi olarak biz bunu ifade ediyoruz. Bir barış ve sevgi projesidir bu.

-"TÜRKİYE BİR "İŞKENCE ÜLKESİ OLARAK ANILMANIN UTANCINDAN KURTULMUŞTUR"-.

Erdoğan, "demokratik açılım' adıyla gündeme gelen bu projenin, hükümetin yedi yıl boyunca "adım adım geliştirdiği' demokratik vizyonun yeni bir aşaması olduğunu ifade ederek, "Geçtiğimiz yedi yıllık zaman içerisinde Meclisimizin de büyük gayret ve katkılarıyla demokrasimiz büyük aşamalar kaydetmiştir. Bu dönemde, çağdaş bir demokrasiye yakışmayan olağanüstü hal uygulamasına son verilmiştir. Hani OHAL denilen bir olay vardı ya, işte o. Yine aynı şekilde, demokrasiye uygunluğu sürekli tartışılmakta olan Devlet Güvenlik Mahkemeleri bizim dönemimizde kaldırılmıştır. Birleşmiş Milletler Medeni ve Siyasi Haklar Sözleşmesi ile Sosyal ve Ekonomik Haklar Sözleşmesi TBMM'nin onayıyla kabul edilmiştir, yine bu dönemde. Yapılan anayasa değişikliğiyle, temel insan haklarıyla ilgili uluslararası anlaşmalar, iç hukukumuzun etkin bir parçası haline getirilmiştir.

Terörle Mücadele Kanunu'nda, hem ifade özgürlüğünü genişleten, hem de terörle mücadele alanındaki eksikleri gideren önemli değişiklikler yapılmıştır. Vatandaşlarımızın günlük hayatlarında kullanmakta oldukları farklı dil ve lehçelerin öğrenilmesi için özel kurslar açılmasına imkan tanınmıştır. Yine farklı dil ve lehçelerde yayın yapılması yasal güvenceye kavuşturulmuş, bu uygulamaya ilk örnek olarak TRT Şeş yayını başlatılmıştır. Bugün TRT ekranlarından Kürtçe, Zazaca, Boşnakça, Arapça ve Çerkezce yayın devam ediyor. "İşkenceye sıfır tolerans' anlayışıyla işkence ve kötü muamele suçunun yasal çerçevesi genişletilmiş, cezaları ağırlaştırılmıştır. Bu sayede bugün Türkiye dünyada bir "işkence ülkesi' olarak anılmanın utancından kurtulmuştur. Yine bu anlayışla Türk Ceza Kanunu, Ceza Muhakemesi Kanunu, Kabahatler Kanunu, Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve Denetimli Serbestlik Kanunu çıkarılmıştır. Sivil toplumun güçlenmesi ve örgütlenme özgürlüğünün sağlanması adına Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi'ni esas alan çok önemli yasal iyileştirmelere gidilmiştir. 2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu, yapılan düzenlemeyle daha demokratik bir yapıya kavuşturulmuştur. 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu çıkarılmıştır" şeklinde konuştu.

-"TERÖRLE MÜCADELENİN GEREĞİ OLAN STRATEJİLER GELİŞTİRİLMİŞTİR"-

Belediyelerin ve il özel idarelerinin, "yerinden yönetim" ilkesi çerçevesinde, daha etkin biçimde görev yapabilmelerine imkan sağlandığını belirten Başbakan Erdoğan, "Terörle çok yönlü olarak mücadelenin gereği olan ve bugüne kadar ihmal edilmiş yeni stratejiler geliştirilmiştir. Aktif dış politika adımlarıyla komşularımızla ilişkilerimiz düzeltilmiş, terör örgütü bölgede ve dünyada yalnızlığa mahkûm edilmiştir. Daha az gelişmiş bölgelerimizi sosyo-ekonomik açıdan canlandırmak için çeşitli teşvik uygulamaları yürürlüğe sokulmuş, bunlardan da gelecek adına umut veren sonuçlar alınmıştır. Bugün, atılan bütün bu adımların, ülkemizin huzur ve istikrarına, toplumsal barışa ve uluslararası itibarımıza yaptığı katkıları memnuniyetle müşahede ediyoruz. Sadece Güneydoğu ve Doğu'da yapmış olduğumuz tüm ekonomik yatırımlara baktığımız zaman alt yapı, üst yapı yaklaşık 15 Katrilyonu bulmaktadır" dedi.

-"TÜRKİYE'NİN BÜTÜN KRONİK SIKINTILARININ ÜSTÜNE GİTMEYİ SÜRDÜRECEĞİZ"-

Başbakan Erdoğan, "Şimdi Türkiye, bu yeni demokratik açılım adımlarıyla, bu doğrulara yeni doğrular ekleme gayreti içindedir" diyerek, şunları kaydetti:

"Toplumsal mutabakat çerçevesinde Türkiye'nin bütün kronik sıkıntılarının üstüne gitmeyi sürdüreceğiz. Bu elbette ucu açık bir süreçtir. Şartlar olgunlaştıkça, demokrasi ve hukuk zemininde, bu süreç, Türkiye bütün ağırlıklarından kurtuluncaya kadar, kesintisiz biçimde devam edecektir. Sizler de izliyorsunuz, her gün toplumsal barışa katkı sağlayacak yeni adımlar atıyoruz. Mesela 18 yaş altındaki tüm çocukların Çocuk Mahkemelerinde yargılanmasını sağlayacak yasa tasarısını geçen hafta Meclis'e sunduk. Yine cezaevlerinde tutuklu ve hükümlülerin yakınlarıyla anadillerinde görüşmesine imkan sağlayan yönetmelik de yürürlüğe girmiştir. Vatandaşlarımızın kullandığı farklı dil ve lehçelerle ilgili akademik serbesti getiren çeşitli düzenlemeler yine bu açılımın bir parçası olarak gündemdedir.

Özel televizyon ve radyo kuruluşlarının da farklı dil ve lehçelerde yayın yapmasına imkan tanınmıştır. Başbakanlığa bağlı olarak faaliyet gösteren İnsan Hakları Başkanlığı'nı da, bağımsız, sivil ve denetleyici bir İnsan Hakları Kurumuna dönüştürmek istiyoruz.

Bu konudaki şikayetleri değerlendirmek üzere bağımsız bir Ayrımcılıkla Mücadele Komisyonu tesis etmek için hazırlıklarımız sürüyor. İşkenceye Karşı BM Sözleşmesi'nin ihtiyari protokolünün onayı için de çalışmalar hızlandırılmıştır. Bu protokolün onayından itibaren en geç bir yıl içinde bir Ulusal Önleme Mekanizması kurulması öngörülüyor.

Hem işkence ve kötü muamelenin önlenmesi, hem de bu konuyla ilgili güvenlik güçlerimizin haksız yere yıpratılmasını engellemek için, bir Bağımsız Kolluk Şikayet Mekanizması kurulmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Çeşitli sebeplerle isimleri değiştirilen yerleşim birimlerine, yerel talep olması halinde, mevzuat hükümlerine uygun olarak eski isimlerinin verilebilmesine de imkan sağlayacağız. Siyasi partilerin, seçim çalışmaları sırasında vatandaşlarımıza farklı dil ve lehçelerde seslenebilmeleri de yine bu açılımın konuları arasındadır." (ANKA/SÜRECEK)