"Demokrasi Mücadelesinde Türk Diasporası" webinarı

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından "Demokrasi Mücadelesinde Türk Diasporası" internet semineri (webinar) düzenlendi.

14.07.2020 19:09 | Son Güncelleme: 14.07.2020 20:12

Dış Ekonomik İlişkiler Kurulu (DEİK) Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) tarafından "Demokrasi Mücadelesinde Türk Diasporası" internet semineri (webinar) düzenlendi.

Moderatörlüğünü gazeteci Hakan Çelik'in yaptığı etkinliğe; Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, DEİK ve DTİK Başkanı Nail Olpak, Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Tanıtım Genel Müdür Yardımcısı Umut Acar ve SETA Berlin Koordinatörü Zafer Meşe katıldı.

Dışişleri Bakan Yardımcısı Yavuz Selim Kıran, etkinlikte yaptığı konuşmada, milletin 15 Temmuz gecesi tüm dünyaya ilham olacak bir demokrasi ve milli irade sınavı verdiğini belirterek, Türkiye'nin bu sınavdan zaferle çıktığını söyledi.

15 Temmuz kanlı darbe girişimini, dünyanın en azılı silahlı terör örgülerinden biri olan FETÖ'nün gerçekleştirdiğini hatırlatan Kıran, "40 yıldır milletimizin dini hassasiyetlerini istismar eden, haşhaşi metotlarıyla örgüt üyelerinin aklını ve iradesini teslim alan, onları birer suç makinesinde dönüştüren, dünyanın en tehlikeli terör örgütlerinden birini kastediyoruz." dedi.

Kıran, milletin, 15 Temmuz'da sapkın ve gözü dönmüş örgütün 40 yıllık planını 1 gecede yerle yeksan ettiğini belirterek, "Aziz Türk milleti, Türk tarihine büyük bir not düşmüş, demokrasi ve özgürlük mücadelesini bambaşka bir boyuta taşımıştır." ifadelerini kullandı.

"Düşmanca karşımıza çıkan ülkelerin FETÖ'nün kaynakları arasında yer alması tesadüfi olamaz"

15 Temmuz'un sadece Türkiye'deki bazı çevreler için değil dost ve müttefik bilinen birçok ülke için de "turnusol" olduğunu belirten Kıran, "Türkiye, zor gününde olanları da olmayanları da not etmeye devam etmektedir." dedi.

Kıran, FETÖ elebaşı ve mensuplarının sunulan tüm delillere rağmen dünyanın farklı ülkelerinde kendilerine güvenli limanlar bulabilmesinin manidar olduğuna dikkati çekerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Doğu Akdeniz'de, Suriye'de, Libya'da, terörle mücadelede gerçekleştirdiğimiz kararlı operasyonlarda adeta düşmanca karşımıza çıkan ülkelerin, FETÖ'yü lojistik ve maddi ölçekte besleyen kaynaklar arasında yer alması asla tesadüfi olamaz. FETÖ ile mücadelede hukuk çerçevesinde attığımız adımlara, sözümüz ona gelişmiş demokrasilerden ses yükseltilmesine, hüküm giymiş ve yargılanan FETÖ mensuplarının serbest bırakılması için her türlü girişimde bulunan ülkeleri de gayet iyi biliyoruz. Ülkemizin FETÖ ile kararlı mücadelesi terör örgütlerini besleyen ve büyüten asıl sebeplerin açığa çıkmasına vesile olmuştur."

FETÖ'nün 15 Temmuz ve sonrasında devletin aldığı kararlı tedbirlerle uğradığı yenilginin FETÖ'ye önemli bir darbe vurduğunu dile getiren Kıran, "FETÖ, bu nedenle strateji değişikliğine giderek yurt dışı faaliyetlerine ağırlık vermeye başladı." dedi.

FETÖ ile mücadele dış politikanın en önemli maddelerinin başında geliyor"

Yavuz Selim Kıran, FETÖ'nün 160'dan fazla ülkede 800'den fazla eğitim kurumu, binden fazla vakıf ve sivil toplum kuruluşu, 200'den fazla medya kuruluşu olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

"Binlerce şirket, faaliyet gösterdikleri ülkelerin de destekleriyle FETÖ'ye kaynak sağlamaya devam ediyor. Bu çerçevede, FETÖ ile mücadele dış politikamızın en önemli ve öncelikli gündem maddelerinin başında geliyor. Bir yandan faaliyet gösterilen her ülkede FETÖ ile kararlı bir mücadele yürütürken, diğer yandan bakanlık içerisindeki FETÖ yapılanmasını da tespit etmek ve temizlemek için gayret gösteriyoruz. FETÖ'nün stratejik her kurum ve sektör gibi bakanlığımızı da hedef aldığı, bilhassa belirli bir dönemden sonra bakanlığımız içerisinde uzantıları aracılığıyla hızlı bir örgütlenme çabası girdiği bir sır değil.

FETÖ, bu amaçla tespitlerimize göre sınavlarda önemli usulsüzlüklere başvurmuş, kurumlararası nakiller yoluyla mensuplarını bakanlığımıza sokmaya çalışmış, görevde yükselme mevzuatını örgüt mensupları lehine değiştirmiş, kritik birimlerde örgüt mensupları görev almış, yurt dışı eğitim programlarına mensuplarını göndermiş, dış temsilciliklere örgüt mensuplarının atamalarını sağlamış. Hatta bu usulsüzlükler de o kadar ileri gitmişler ki dil bilmeyenleri dahi usulsüzlükle bakanlığa sokarak sınavı kazandırdıktan sonra dil kurslarına göndermişler."

"FETÖ, ABD'de okul gelirlerini siyasi nüfuz için kullanıyor"

17-25 Aralık süreciyle örgüte karşı başlatılan ve 15 Temmuz sonrasında kapsamlı şekilde yürütülen mücadelenin ilk aşamasında 616 kişinin kamu görevinden çıkarılarak bakanlıktan ihraç edildiğini belirten Kıran, "Bu sayı, bakanlıkta çalışan kariyer memurlarının yüzde 23'üne tekabül ediyor. Biz bunu bakanlığımızın bu virüsten temizlenmesi adına atılan bir adım olarak görüyoruz." dedi.

Kıran, bu çerçevede çalışmaları etkin ve güvenli bir şekilde yürütmeye devam ettiklerini anlatarak, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bakanlık olarak durmaksızın bu mücadeleyi sürdürüyoruz. FETÖ'nün bakanlığımıza sızmasını sağlayan ve sınavlarda usulsüzlüğe sebep olan çoktan seçmeli test yöntemiyle ilgili bazı düzenlemeleri ortadan kaldırdık. 2009-2013 yılları arasında bakanlığa giriş sınavlarına dair inceleme ve soruşturmaları da kurumlarımızla eşgüdüm halinde sürdürüyoruz.

FETÖ, sadece ülkemiz için değil yerleştiği diğer ülkeler için de büyük bir tehdit. Örneğin, ABD'de hukuk firmalarıyla yürüttüğümüz çalışmalarda örgütün okullarına sağladığı mali desteğin yıllık ortalama 800 milyon dolar olduğunu, bunun yaklaşık dörtte birini de de hortumladığını tespit ettik. FETÖ'nün bu geliri, siyasi nüfuz elde etmek amacıyla kullandığını da biliyoruz."

"FETÖ, siyasi bağış için 36 eyalette 1,2 milyon dolar harcadı"

ABD Gelir İradesi kayıtlarından yapılan incelemeye göre, örgütle bağlantılı olduğu tespit edilen 680 kişinin 36 eyalette bin 800 siyasi bağış için 1,2 milyon dolar harcadığına dikkati çeken Kıran, "Örgüt, hortumladığı ve istismar ettiği her türlü kaynağı siyasi nüfuz elde etmeye kanalize ediyor." dedi.

Kıran, FETÖ'nün ABD'de yaptığı yolsuzluğun diğer örneğinin okullar ve şirketler arasındaki hizmet alımı ödemelerinin teşkil ettiğini belirterek, şunları kaydetti:

"FETÖ okullarından birinin, bütçesinin üçte biri olan 3 milyon doları tek bir STK'dan hizmet alımı için harcadığını; benzer şekilde başka bir FETÖ okulunun yeni açılmış bir inşaat şirketine 8,2 milyon dolarlık ihale verebildiğini yürüttüğümüz çalışmalarla tespit ettik.

FETÖ'nün genişleyen yurt dışı teşkilatının bu çerçevede çökertilmesi amacıyla somut delillere dayalı bilgilendirme kampanyamızı da devam ettiriyoruz. Kamuoyunu bilgilendirme faaliyetimiz de devam ediyor. Bugüne kadar 16 bine yakın resmi temasta bulunduk. 3 bini yazılı, 750'si görsel basın olmak üzere toplam 3 bin 750 mülakat gerçekleştirdik. 460 basın toplantısı düzenledik. 950 makale ve mektup yayınladık. Tarihe ve Milli Birliğe Tanıklık programı kapsamında 44 ülkeden 170 basın mensubunu da ülkemizde ağırlayarak bilgilendirdik."

Türkiye'nin kararlı mücadelesi sayesinde önemli kazanımlar elde ettiğini anlatan Kıran, "FETÖ'yü tamamen temizleyene kadar bu kararlı mücadelemiz devam edecek." dedi.

Kıran, FETÖ'nün öncelikli mali kaynağını oluşturan okullar konusunda da somut neticeler alındığını aktararak, "Bugüne kadar 38 ülkedeki FETÖ iltisaklı okulun faaliyetini kısmen ya da tamamen durdurduk. 100'e yakın ülkeden 700'den fazla kişi hakkında iade talebinde bulunduk. 20'yi aşkın ülkeden 120'den fazla FETÖ mensubunun ülkemize sınır dışı edilmesini sağladık. FETÖ'nün yurt dışı yapılanmasında yer alan ve örgüte finansman sağlayan 192 örgüt mensubunun mal varlıklarını dondurulması talebini 88 farklı ülkeye ilettik." diye konuştu.

"Hain yapıya yönelik uyanık olmaya, birlikteliği korumaya ihtiyaç var"

DEİK ve DTİK Başkanı Nail Olpak da 40 yılda adım adım kurgulanan bir hain yapının etkisini ortadan kaldırmak için hala çok uyanık olmaya, çalışmaya ve birlikteliği korumaya ihtiyaç olduğunu söyledi.

Diaspora çerçevesinden bakıldığında, bu ihtiyacın Türkiye'deki mücadelede olduğu kadar, Türkiye'deki mücadele yöntemlerine ve altyapısına sahip olamayan diaspora temsilcileri açısından da çok önemli olduğunu belirterek, "İş dünyası açısından daha fazla destek verme görevi bu noktada ön plana çıkıyor. Hem verilecek desteğin ülkemiz dışındaki kurumlar tarafından STK, iş dünyası mantığıyla kabulünü daha fazla sağlamak hem de bizim organizasyonumuz açısından bu desteğin niteliği bir iş platformunun vereceği destek çerçevesinde olacaktır." dedi.

Olpak, DTİK'i iş insanlarının, akademisyenlerin, sporcuların ve sanatçıların buluştuğu bir başka kuruma alternatif olan değil, bir platform olarak faaliyet gösteren bir yapı içerisinde ifade ettiklerini aktararak, şunları kaydetti:

"Diasporayı, bir beyin göçü olarak görmek yerine bir beyin kazanımı olarak değerlendirmenin çok daha önemli olduğu kanaati içerisindeyiz. Etnik kökeni, inancı, sosyal yaşamı, siyasi görüşü ne olursa olsun bu güzel ülkeye gönülden bağlı olan herkes bizim doğal ya da fiili olarak üyemizdir.

DEİK olarak ticari diploması ana noktasıyla faaliyet gösteriyoruz. Dünyanın dört bir tarafında da faaliyetlerimizi sürdürüyoruz. Kovid-19 faaliyetlerimizin yönünü değiştirme noktasına etkili oldu ama hızını azaltmadı."

Dışişleri Bakanlığı Yurtdışı Tanıtım Genel Müdür Yardımcısı Umut Acar ise FETÖ'cülerin Türk toplumunu yurt dışında temsil etmediğini altını çizerek anlatma noktasında derneklere ve diasporaya çok ihtiyaç olduğunu belirterek, "DEİK, kuvvetli ismi olan, FETÖ ile mücadeleye ve ülkemizin yurt dışındaki tanıtımına ve gelişimine katkı sağlayan bir kuruluş." değerlendirmesinde bulundu.

FETÖ ile mücadelenin uzun soluklu bir mücadele olduğuna dikkati çeken Acar, "Bu mücadelede, yurt dışında sivil toplum ayağına her zamankinden çok daha fazla ihtiyacımız var." diye konuştu.

Kaynak: AA

Haber Yorumları
500
Yazılan yorumlar hiçbir şekilde Haberler.com’un görüş ve düşüncelerini yansıtmamaktadır. Yorumlar, yazan kişiyi bağlayıcı niteliktedir.
title