Darbeciler, Eylemlerinin Engellenmemesi Amacıyla Orduevini Kuşatmış

Darbeciler, Eylemlerinin Engellenmemesi Amacıyla Orduevini Kuşatmış

Fetullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Fenerbahçe Orduevi'ni kontrol altına almaya çalışan 3'ü tutuklu 40 şüpheli asker hakkında hazırlanan iddianamede, "Çeşitli nedenlerle başka illerden İstanbul iline gelen rütbeli askeri personellerin genellikle burada...

Darbeciler, Eylemlerinin Engellenmemesi Amacıyla Orduevini Kuşatmış

Fetullahçı Terör Örgütünün 15 Temmuz darbe girişimi sırasında, Fenerbahçe Orduevi'ni kontrol altına almaya çalışan 3'ü tutuklu 40 şüpheli asker hakkında hazırlanan iddianamede, "Çeşitli nedenlerle başka illerden İstanbul iline gelen rütbeli askeri personellerin genellikle burada konakladıkları, olay gecesi darbe karşıtı tavır ve davranış göstermeleri muhtemel bir kısım askeri personelin orduevinde bulunabileceklerinin öngörüldüğü, Fenerbahçe Orduevinin kontrol altına alınarak, geçici olarak burada kalan rütbeli askeri personellerin başka rütbeli asker kişilerle irtibatlarının kesilmesinin ve hareket kabiliyetlerinin tamamen ortadan kaldırılmasının amaçlandığı tespit edilmiştir." denildi.

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı Terör ve Örgütlü Suçlar Bürosu savcılarından Hikmet Pak ve Bülent Başer tarafından hazırlanan ve İstanbul 27. Ağır Ceza Mahkemesine gönderilen 193 sayfalık iddianamenin detayları ortaya çıktı.

İddianamede, Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yapılanmış olan FETÖ / PDY terör örgütü mensuplarının, 15 Temmuz'da ülke genelinde cebir ve şiddet kullanarak Anayasal Düzeni ve Türkiye Cumhuriyeti Hükumeti ile Türkiye Büyük Millet Meclisini ortadan kaldırmaya teşebbüs ettikleri, darbe kalkışmasına Türk Silahlı Kuvvetleri içerisinde yapılanmış FETÖ / PDY terör örgütü mensuplarının yanı sıra, örgüt mensubu olup olmadıkları belirlenemeyen bir kısım asker kişilerin de bilerek iştirak ettikleri, kalkışmanın "Yurtta Sulh Konseyi" olarak adlandırılan illegal oluşumun sevk ve idaresinde gerçekleştirildiği anımsatıldı.

Darbe kalkışması öncesi İstanbul'daki 2. Zırhlı Tugay Komutanlığında darbeciler tarafından yapılan toplantılarda darbe kalkışması kapsamında hangi kurum ve kuruluşlara ait binalar ile hangi köprü ve kara yolu geçiş noktalarının kontrol altına alınacağı hususunun kararlaştırıldığı, toplantılarda köprülerin, önemli kara yolu geçiş noktalarının, havalimanlarının, AKOM, Valilik, Telekom, Belediye, televizyon kanalları, Emniyet Müdürlüğü ve benzeri bir kısım kurum ve kuruluşların yanı sıra, Fenerbahçe Orduevinin kontrol altında tutulmasına da karar verildiği anımsatılan iddianamede, Fenerbahçe Orduevini kontrol altına alma görevinin şüpheli üsteğmen Kayhan Korkmaz'a verildiği belirtilerek, orduevinin neden hedef seçildiği şöyle anlatıldı:

"Çeşitli nedenlerle başka illerden İstanbul iline gelen rütbeli askeri personellerin genellikle burada konakladıkları, olay gecesi darbe karşıtı tavır ve davranış göstermeleri muhtemel bir kısım askeri personelin orduevinde bulunabileceklerinin öngörüldüğü, Fenerbahçe Orduevinin kontrol altına alınarak, geçici olarak burada kalan rütbeli askeri personellerin başka rütbeli asker kişilerle irtibatlarının kesilmesinin ve hareket kabiliyetlerinin tamamen ortadan kaldırılmasının amaçlandığı tespit edilmiştir."

Şüpheli Korkmaz'ın Maltepe Nurettin Baransel Kışlasında konuşlu bulunan 2. Zırhlı Tugay Komutanlığı Mekanize Piyade Taburunda 3. Mekanize Bölük Komutan vekili olarak görev yaptığı, diğer şüphelilerden Faruk Yüksel ve Recai Yeğen'in 3. Mekanize Piyade Bölüğünde Uzman Çavuş olarak, şüpheli Fahri Sivri'nin mekanize Piyade Bölüğünde Sözleşmeli Uzman olarak görev yaptıkları belirtilen iddianamede, 4 adet Geliştirilmiş Zırhlı Personel Taşıyıcı araçlar ve diğer şüpheli 36 er ile orduevine hareket ettikleri belirtildi.

Şüphelilerin, silahlı bir şekilde araçlardan inerek orduevi girişinde tertibat almaya başladıkları, Fenerbahçe Orduevinde görevli bir kısım personelin nizamiyeden dışarıya çıkarak şüpheliler ile konuşmaya başladıkları, Orduevi görevlileri ile şüpheliler arasında münakaşa yaşandığı, gerginliğin ve münakaşanın bir süre devam ettiği anlatılan iddianamede, olay tarihinde Orduevi müdürü olarak görev yapan Albay Cem Gültekin'in sürekli olarak şüphelilerle müzakere yaptığı ve içeriye girip çıktığı, diğer şüphelileri emir-komuta eden şüpheli Korkmaz'ı eylemlerine son vermeleri için ikna etmeye çalıştığı, ikna çabalarına rağmen şüphelilerin saat 04.00 sıralarına kadar dışarıda silahlı bir şekilde beklemeye ve tertibat almaya devam ettikleri, bir süre sonra ise ikna çabalarının sonuç vermesi üzerine silah ve mühimmatlarını zırhlı araçların içerisine bırakarak, tüm şüphelilerin silahsız bir şekilde Fenerbahçe Orduevi nizamiyesinden içeriye alındıkları, sabah saatlerinde de olay yerine gelen polis tarafından emniyete götürüldükleri kaydedildi.

Orduevi Müdürü ile şüpheli üsteğmen'in diyaloglarına da yer verilen iddianamede, orduevi müdürü albayın şüpheliye hitaben, "benim haberim yok böyle bir işten, burada bu araçların ne işi var" dediği, şüpheli Üsteğmen ise "bu emri 2. Zırhlı Tugay Komutanı Kurmay Başkanı Kurmay Yarbay Fatih Karakaya'dan" aldığını söylediği belirtilen iddianamede, şüpheli erlerin ifadesinde de üsteğmenin, "Eğer kalabalık bir grup gelirse, polis gelirse size karşılık verilirse siz de karşılık verin diyerek atış serbest yönünde emir verdi" şeklindeki beyanları da yer alıyor.

Şüphelilerden Faruk Yüksel'in ifadesinde, "Fenerbahçe Orduevinin içerisinde iken Piyade Üsteğmen Kayhan bana ve uzman çavuş Recai Yeğen'e kışladan çıkmadan darbeden haberdar olduğunu fakat mevki olarak nereye gideceğini bilmediğini" beyan ettiği anlatılan iddianamede, şüpheli üsteğmen Korkmaz'ın Acıbadem'deki Türk Telekom'u işgal ettiği sırada kolluk kuvvetlerince etkisiz hale getirilen ve "Yurtta Sulh" isimli WhatsApp grubu içerisinde yer alan kurmay yüzbaşı Mehmet Karabekir ile telefonla görüştüğü ve birbirlerine mesaj attıklarının da tespit edildiği kaydedildi.

-SMS ile "Üstlerine sık.." talimatı

İddianamede, birbirlerine göndermiş oldukları mesaj kayıtlarında, yüzbaşı Mehmet Karabekir'in şüpheli Kayhan Korkmaz'a saat 02: 28: 17'de "Kayhan mühimmat takviye", saat 02: 28: 26'da "HK ve G3" şeklinde, saat 03: 11: 41'de "Benim konum" şeklinde, saat: 03: 27: 38'de "Üstlerine sık" şeklinde mesajlar gönderdiği kaydedildi.

İddianamenin değerlendirme bölümünde ise şu ifadeler yer alıyor:

"Rütbeli personelin Zırhlı Tugay Komutanlığındaki faaliyetlere katılmış olması, tankların hazırlanması, mühimmat yüklenmesi, diğer şüphelilere silah ve teçhizat dağıtılması konularında aktif olarak rol alması, cephanelerin yüklenmesi esnasında Kurmay Yarbay Fatih Karakaya'nın "Fenerbahçe Orduevinin emniyetinin alınacağını, kendilerine karşı bir saldırı olduğunda ateşe ateşle karşılık verileceğini" beyan etmesi, orduevi müdürü olarak görev yapan Albay Cem Gültekin'in uyarılarını dikkate alınmaması gibi bütün hususlar birlikte değerlendirildiğinde, şüphelilerin 'darbe kalkışmasından haberdar olmadıklarına', 'Tatbikat ya da terör saldırısı olduğunu düşündüklerine', 'Polis ve Jandarmaya yardıma gittiklerini sandıklarına', 'sıralı amirlerinin / üstlerinin vermiş oldukları emirleri yerine getirdiklerine', 'Fenerbahçe Orduevinin güvenliğini sağlamamak için gittiklerini sandıklarına' asker kişi olduklarına, üstleri /amirleri tarafından kendilerine verilen emri uygulamak zorunda olduklarına ve bu emri sorgulayamayacaklarına, verilen emir üzerine Fenerbahçe Orduevine intikal ettiklerine, faaliyetin bir darbe kalkışması ve dolayısıyla bir suç teşkil ettiğini bilmediklerine' ilişkin savunmalarına itibar edilmemiş, bu savunmaların suçtan kurtulmaya yönelik savunmalar olduğu kanaatine varılmıştır."

-"1. Ordu Komutanının emri etkili oldu"

İddianamede, olay tarihinde Fenerbahçe Orduevi Müdürü olarak görev yapan Albay Cem Gültekin'in tanık sıfatıyla alınan ifadesine de yer verildi. Albay ifadesinde, şüphelilerin orduevine gelip kontrol altına almaya çalışmasının ardından yaşadıklarını şu şekilde anlattı:

"Bir yandan da şüpheliler ile konuşmaya ve onları eyleminden vazgeçirmeye çalışırken, bir yandan da cep telefonumdan Ordu Komutanına ulaşmaya çalışıyordum. Ordu Komutanı şoförüne saat 23.05 gibi telefon ile ulaştım ve Ordu Komutanı ile beni görüştürmesini istedim. 4 adet zırhlı aracın Fenerbahçe Orduevi nizamiyesine geldiği bilgisini verdim. Ordu Komutanımız da 'Ne olursa olsun araçları içeri almamamı ve orduevinin emniyetini almamı' emretti. Nizamiyenin iç tarafındaki personelime Ordu Komutanımızın emirlerini ilettim.

Bu esnada nizamiyenin dışındaki personelim şüphelileri ikna etmeye çalışıyorlardı. Saat ilerlediği ve sosyal tesislerin birçoğunun kapanma saati geldiği aynı zamanda televizyonlardan olan olayları izleyen üyelerin orduevinden ayrılmak istemesi nedeniyle araçlarıyla nizamiye bölgesine yığıldığını fark ettim. Şüpheli üsteğmenin yanına giderek 'Madem emniyet almaya geldin, o zaman araçları düzgün bir şekilde yerleştirmesini, nizamiyenin çıkışını kapatmamasını' söyledim. Müzakerelerimiz devam ederken astlarıma da emniyet ile ilgili orduevindeki personelin tahliyesi ile ilgili özellikle düğünden çıkan misafirlerin 3 nolu nizamiyeden çıkarılması ile ilgili emirler verdim.

İkna çabalarımız uzun süre devam etti. Nizamiye bölgesinde saat 02: 25 civarında Ordu Komutanımız ile telefonla görüşürken, şüpheli üsteğmeni yanıma çağırarak Ordu Komutanımız ile telefonla görüştürdüm. Ordu Komutanımız, üsteğmene 'yaptığının yanlış olduğu derhal benim emirlerime uymasını emretti' ve telefonu bana vermesini söyledi. Ben Ordu Komutanı ile konuşurken üsteğmen 'Biz kimden emir alacağız yaa. Biri öyle söylüyor, diğeri farklı söylüyor' deyince ben hiddetle 'Sen ne diyorsun, konuştuğun kişi Ordu Komutanı, tabi ki onun emirlerini yapacaksın' dedim. Üsteğmen, o noktadan itibaren artık söylenenleri dikkate almaya başladı."