Darbe Yanlısını Fena Payladı

Darbe Yanlısını Fena Payladı

Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, 'Darbelerin Kısa Sürdüğünü ve Yönetimlerin Kısa Sürede Sivillere Devredildiğini' Söyleyen Bir Katılımcıya Sert Tepki Gösterdi.

Darbe Yanlısını Fena Payladı

Emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, konuştuğu konferansta "Darbelerin kısa sürdüğünü ve yönetimlerin kısa sürede sivillere devredildiğini" söyleyen bir katılımcıya sert çıkarak, "Siz darbelerden sonra sivillere yönetim devredilmesin diyorsunuz. Atatürk, bu Cumhuriyeti darbeler için kurmadı. Bu üniformayı sen mi giydin, ben mi giydim? Sen tam bir militaristsin" diye tepki gösterdi.

Türk Ocakları Çorlu Şubesi'nin davetlisi olarak Çorlu'ya gelen emekli Tümgeneral Osman Pamukoğlu, 'Türkiye Nereye Gidiyor' konulu konferansa konuşmacı olarak katıldı. Çorlu Belediyesi Düğün Salonu'nda gerçekleştirilen konferansı yaklaşık bin 300 kişi izledi. Konferansta konuşan Pamukoğlu, "Herkes de bir sıkıntı var, kendisini iyi hissetmiyor, mutlu hissetmiyor, rahatsızlıklar var. Bunun çeşitli yansımaları da var. Bu toplum kendisini yaşadığı bu topraklarda doğru yönetilmesi için doğru yönetilme de iki başlık taşır; biri güvenlik öteki de adaletin düzgün dağıtılmasıdır. Bunun için siyasi bir organizasyon yapmışlardır. Bunun adına devlet denir. Devleti var eden, bu bireyler ve bu toplumun bizzat kendisidir. Devletin tek bir işi vardır, kendisini var eden bireylere ve toplumlara hizmet etmektir" dedi.

"Hakkınızı koruyacaksınız. Bana hak mı barış mı diye sorsalar ben 'hak' derim" diyen Pamukoğlu, "Hak olmadan hiçbir şey olmaz. Hakkı arayacaksınız. Elbette herkes barış içerisinde olmak ister. Bakın 5 bin yıllık insanoğlunun yazılı, kayıtlı tarihine bakın, hep savaşlar tarihidir. 5 bin yıllık tarihin sadece 236 yılı barışla geçmiştir, diğerleri hep mücadeledir. Devletler ve milletler dünyada iki durumda görülüyor, ya emir verirsin ya emir alırsın. Hiçbir kurum hiçbir şirket devlet dahil başındaki adamın seviyesinden daha yukarı çıkamaz. Bu önderlikle ilgili bir meseledir, önderliktir" dedi.

"TÜRKİYE'DE 60 KÜSUR YILDIR CEHALET VE YOKSULLUK YOK EDİLEMEDİ" Asıl sıkıntının yüz yüze gelinen meselelerde değil, büyük meseleleri küçültememek ve küçük meseleleri de yok edememekten kaynaklandığını ifade eden Pamukoğlu, "Siyasal, sosyal ve kültürel, ekonomik, askeri anlamda yok edemiyoruz. Biz ne kadar bağımsızız, ne kadar özgürüz, kararları biz mi veriyoruz, tavırları ve davranışları biz mi tanzim ediyoruz yoksa başkaları mı? Bunun ortaya konması gerekiyor aslında bu çok açık ortada. 1950'lerden beri, bu işler derece derece üzerimize geldi. Aslında 10 Kasım 1938'den sonra her şey yavaşladı. Cumhuriyeti kuranların duydukları, sahip oldukları duygular azaldı. Duygu azalınca başka her şey de azalır. Türkiye'de 60 küsur yıldır iki şey halledilmedi. Eğer bu hükümetler iki şeyi halledilebilseydi bugün, tamam devlet varsa mesele olacaktır, halk varsa sorun olacaktır ama böyle bu kadar dağınıklıkla yüz yüze gelmezdi. İki şeyi halledemediler birincisi cehalet, insanımızı eğitemediler; ikincisi de fakirlik ve yoksulluk yok edilemedi. Bu iki şeyi başaramadılar. Bugün ne varsa, içeride ve dışarıda sorun bu iki şey. Cehaleti kaldıramadılar, yoksulluğu yok edemediler" diye konuştu.

"TÜRKLER ANNE-BABASININ ÖLÜMÜNÜ BİLE UNUTUR AMA TOPRAK KAYBINI UNUTMAZ" "Aç bir insana yarım çuval un ver bu ülkenin altını üstüne getir" diyen Osman Pamukoğlu, "Yoksulla mücadele eden, geçim derdine düşmüş insanlardan büyük şeyler bekleyemezsiniz ve onlara büyük emirler veremezsiniz. Topraklar için ölmeye, ruhen, bedenen, zihnen hazır olan fakat yazgısı itibari ile geri dönen insana, şehit olmadan, orada ölmeden geri dönene gazi denir. Gazinin mutlaka yara alması gerekmiyor. Organlarını kaybetmiş, gözünü, kolunu, bacağını ya da bir kaçını birden kaybetmiş insanlar bugün bizim gazilerimiz. Onlara yasa ile bazı haklar verilmiş. Sağlık giderlerinde yüzde 20'sini almayın, ıskonto yapın denmiş. Hepsini bedava verseniz de bu insanların hakkıdır. Bir kanun çıkıyor, buradan Meclis'e gönderdikleriniz de bu yüzde 20'den istifade ediyor, eşittir gazi oluyor. Gazileri yaralamak için bundan başka daha ne yapılabilir?" şeklinde konuştu.

Bireyleri, toplumları ve devletleri kolay anlaşılsın diye 'avcı' olarak tanımladığını söyleyen Pamukoğlu, şöyle konuştu:

"Avcı, ya avlar, ya avlanır ya da avını kaçırır. Aslında her şartta bu üç durumdasınız. PKK bizim topraklarda, Dicle'nin, Fırat'ın doğusunda bir Kürt devleti kurmak amacıyla yola çıktı. Yok edilemedi, silahlı kadrosu da siyasal faaliyetleri de ayakta her zaman. Bir partisi vardı, bugün Meclis'teler. Eskiler açıldı kapatıldı ama sonuçta değişen bir şey olmadı ama bugün Meclis'te olanlar üslup, tarz, hareket olarak daha cesur, daha atak, daha güçlü. Diyarbakır'da, Van'da, Batman'da 30 bin kişi, 50 bin kişi toplanıyor. 'Provokatör' deniyor, bırakın artık boş lafları ne provokatörü. Görmüyor musun insanların gözündeki ışığı, hareketleri, tavrı, kendilerine göre inancı. Bu böyle 'iki kişi kışkırttı' hali mi? Biz orta büyüklükte bir devletiz, biz toprak falan kaybedemeyiz. Türkler anne-babasının bile ölümünü unutabilir, fakat toprak kaybını unutmaz. Toprak kaybı, bilinçli bir ulusun katlanacağı bir hal değildir." "PKK İÇİN NE İSTİHBARATI, SICAK İSTİHBARAT YAP GÖREYİM" Pamukoğlu, bugün bölgede yürütülen çalışmanın Amerika'nın, Kürt devleti ve PKK planının hayata geçirilişi olduğu öne sürerek, "Yok sıcak, yok ılık, yok soğuk istihbarat. Ne istihbaratı? Bu silahlı hareketler Koçkiri İsyanı'ndan beri nerede çıktı? Hangi dağda, hangi vadi, hangi kamptalar ise 1921'den beri aynı yerdeler. Git hepsi orada. Ne istihbaratı? Yoldaki halleri dıomi veriyoruz, tavad ve davranışları biz mi tanzim ediyoruz yoksa başkalaırları ve davranışları biz mi tanzim ediyorşında A kampında bulamazsanız, biraz sonra B kampında bulursunuz, neyin istihbaratı? Artık bunu Mısır'daki sağır sultan duydu. Yıllardan beri içerde bin 500 kişi var, dışarıda 4 bin kişi var, hiç değişmiyor. Madem istihbaratın var söylesene o zaman her yere mayın koyuyorlar. PKK mayınlama yapacaksa, onu 3 gün önceden o köydeki çoluk, çocuk, kadın, muhtar, ihtiyar heyeti, çoban herkes bilir. İşte sıcak istihbarat yap göreyim. PKK'nın 7. kongresi yapılıyor. Kongrede alınan 7 tane karar, AB uyum yasaları diye PKK kararları bize geliyor, bunları kabul edin diye bu kadarına da pes. Bunları uzaktan izleyen, benim hakkım var diye sızlanamaz, ağlayamaz, dövünemez yok böyle bir şey. Böyle bir hayat yok. Hayat böyleyse neden bunlar başımıza geliyor diye sorgulamanın alemi yok. İnsan her şeyini kaybedebilir ama bir tek şey için sonunda mutlaka ayağa kalkar ve dik durmaya çalışır, o da onurunun kırıldığı andır. Gelinen yer işte bu yerdir" dedi.

Konferansın sonunda katılımcıların sorularını da cevaplayan Pamukoğlu, "Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz? şeklindeki soruya, "Ben bugüne kadar alışılmış, genel, klasik herkesin kanıksadığı, siyasi bir çalışma veya faaliyet düşünmedim. Hiçbir zaman da merakım olmadı ama şu var; bu talebin benden gelmesi şekli değil. Bu halkın algısıdır, talebidir, halkın isteği ve halkın gücüdür. Bunu o tayin eder. Zaten 54 tane partimiz var yeteri kadar. Yetmedi herhalde, turşu kurar gibi parti kurulmuş. 55'nciyi bu söylediğim manada kurduğunuz zaman hiçbir şey olacağı yok. Bu halkın iradesi, kararı, gücü ve algısı ile olur. Kararı halk verir" diyerek yanıt verdi.

"ATATÜRK, BU CUMHURİYETİ DARBELER İÇİN KURMADI" Darbelerin kısa sürdüğünü ve yönetimlerin kısa sürede sivillere devredildiğini söyleyen bir katılımcıya sert çıkan Osman Pamukoğlu, "Siz darbelerden sonra gelinsin, sivillere yönetim devredilmesin diyorsunuz. Niye darbe yapıyorsunuz? Aziz kardeşim darbe, milletin kendi etkinliklerini, aksiyonlarını eylemlerini, tepkilerini tam ortaya koyamamasından yapılıyor.

Biz ne orta Amerika, ne Güney Amerika, ne Afrika Cumhuriyeti'yiz. Atatürk, bu Cumhuriyeti darbeler için kurmadı. Bu üniformayı sen mi giydin, ben mi giydim? Sen tam bir militaristsin" diyerek tepkisini dile getirdi. Pamukoğlu, 'Düşmanlarımız iş birliği ve güç birliği yaparken biz neden bir araya gelemiyoruz?' şeklindeki soruya ise "Lider yoksa mücadele de yoktur" şeklinde karşılık verdi.

Pamukoğlu ayrıca, "Barzani ve Talabani kullanılarak çayın taşı ile çayın kuşunu vuralım düşüncesi vardı" diyerek sözlerini şöyle tamamladı:

"Ama böyle olmadı. Burada aslan gibi, güçlü kuvvetli delikanlı orada 2 bin 800 metrede kan basıncı vurunca ağzı burnu patlar orada kalır. Onun işi değil, bunun hocaları farklı olur. Dünyanın her yerinde bu mücadeleyi yapan adamlar belli bir üne sahip adamlardır. Alberto Bayo'dur, Mao'dur, Bolivya'da işi iyi gitmedi ama Che Guevera'dır. Senin bunlardan haberin yok. 25 yıldır gemici usulü heyamola heyamola. 25 yıldır olmadı, olmaz görmüyor musunuz olmadığını".

(EŞ-ED-ÖK-Y)