CHP Parti Meclisi Toplantısı

CHP Parti Meclisi Toplantısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Benimle hesaplaşmak mı istiyorsun Sayın Erdoğan? Gayet basit. Söyledim, yine söylüyorum.

CHP Parti Meclisi Toplantısı

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "Benimle hesaplaşmak mı istiyorsun Sayın Erdoğan? Gayet basit. Söyledim, yine söylüyorum. Senin televizyon kanalında, senin gazetecilerin önünde oturalım, iki medeni insan gibi konuşalım." dedi.

Kılıçdaroğlu, parti genel merkezinde gerçekleştirilen Parti Meclisi Toplantısı'nda yaptığı konuşmada, eskiden "CHP'nin her şeye muhalefet ettiğine" yönelik eleştiriler yapıldığını belirterek, "Şimdi o rol değişti. Her şeye muhalefet eden bir kişi var, sarayda oturuyor. Şimdi sıra geldi, kendi örgütüne de muhalefet ediyor. Onları suçluyor. Yolsuzluk yapanları bırakacaksan önce kendin ayrılacaksın, köşeye çekileceksin. Diyeceksin ki 'kusura bakmayın, artık bu yolsuzluğu bir tarafa bırakıyoruz, ben de bırakıyorum. Dolayısıyla 'bu ülkeyi namuslu insanlar gelsin yönetsin' diyeceksin, biz de seni alkışlayacağız." değerlendirmesinde bulundu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'ın, kendi örgütüyle ilgili MİT ve MASAK'tan rapor istediğini savunan Kılıçdaroğlu, "Oysa kendi bakanlarıyla ilgili MİT daha önce dönemin başbakanına rapor vermişti, 'senin bu bakanların rüşvet yiyor haberin olsun, eğer kamuoyuna yansırsa bu partinizin aleyhine olur.' diye MİT'in raporları vardı. Şimdi rapor istiyor. Düşünebiliyor musunuz, bir partinin genel başkanı, kendi partisinin dizaynı için MİT ve MASAK'tan rapor istiyor." ifadesini kullandı.

- "Varsa bir hatam, yanlışım çıksınlar söylesinler"

Kemal Kılıçdaroğlu, bir hatırlatma yapmak istediğini belirterek, eski Başbakan ve AK Parti Konya Milletvekili Ahmet Davutoğlu'nun dürüst biri olduğunu, Davutoğlu'nun 2015'te yaptığı bir basın toplantısında, "Biz, devlet yönetiminde ve kamuda şeffaflığı getireceğiz. Bunun için paket hazırladık, siyasi ahlak yasasını da üç ay içinde çıkaracağız." sözlerini anımsattı.

Kılıçdaroğlu, "Şimdiki AK Parti'nin Genel Başkanı'ndan tepki ne oldu? 'Böyle giderse il ve ilçelerde görev alacak başkan bulamayız.' diyor. Bu itiraf. Ben söylemiyorum, biz hatırlatıyoruz." diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan'da, "Kılıçdaroğlu hastalığının" olduğu iddiasında bulunan Kılıçdaroğlu, şunları söyledi:

"Benim fotoğraflarımı görünce, hele hele atletli fotoğrafı görünce kan beynine sıçrıyor, konuşmalarımı görünce kan beynine sıçrıyor, tahammül edemiyor. Niçin? Doğruları duymaya tahammül edemiyor. Kan beynine sıçrıyor. Oysa, ben ona sadece ve sadece emin olun, doğruları söylüyorum. Varsa bir hatam, yanlışım çıksınlar söylesinler. 'Ey Kılıçdaroğlu şunu yanlış söyledin, şurada hata var.' desinler. Ama benim eleştirilerimin Türkiye'nin çıkarı için olduğunu kimse unutmasın."

"(CHP, Kandil ile konuşuyor, CHP şunu yapıyor, bunu yapıyor) diyor"

Kemal Kılıçdaroğlu, CHP'nin ahlaksızca suçlandığını ifade ederek, konuşmasına şöyle devam etti:

"Türkiye'nin bu kadar derdi varken, sizin derdiniz niye CHP? Çıkıp, 'Bu ülkede adalet var' diyemiyorlar. Hangi sorunu çözdüler? Hiçbir sorunu çözmediler, tam tersine yeni sorunlar getirdiler. Devlet böyle yönetilmez, devlet akılla yönetilir, adaletle yönetilir, liyakatla yönetilir, bir kişiye teslim edilmez. Bir kişiye teslim edilen devletler, tarihin çöp sepetinde duruyorlardır."

Cumhurbaşkanı Erdoğan'ı eleştirirken, çoğu zaman aynı üslupta cevap vermediğini, biraz güldüğünü anlatan Kılıçdaroğlu, "Aynı üslupla cevap vermeyince çıldırıyor. Niye bana cevap vermiyor? Niye vereyim kardeşim, niye vereyim? Ahlaklı, dürüst adama, yolsuzluğa bulaşmamış adama cevap verilir, cahil olmayan adama, bilgili, birikimli adama, devlet deneyimi olan insana cevap verilir. Nasıl cevap vereceğim? Ayrıca bu millet kavgadan bıktı. Niye kavga ediyorsun, niye bağırıp çağırıyorsun?" diye konuştu.

Cumhurbaşkanı Erdoğan'a seslenen Kemal Kılıçdaroğlu şu ifadeleri kullandı:

"Benimle hesaplaşmak mı istiyorsun Sayın Erdoğan? Gayet basit. Söyledim, yine söylüyorum. Senin televizyon kanalında, senin gazetecilerin önünde oturalım iki medeni insan gibi konuşalım. Cevap bile veremedi, çekiniyor, korkuyor, cesur değil... Konuları önceden sen belirle, o konuları tartışalım medeni insan gibi. Ben şimdi bir tık daha ileri gideceğim, soruları önceden ona söyleyeceğim. Terör konusunu işliyor değil mi şimdi? 'CHP, Kandil ile konuşuyor, CHP şunu yapıyor, bunu yapıyor.' diyor.

Ben soruları 80 milyonun önünde Erdoğan'a soruyorum ama bana soracağın soruları ben istemiyorum. Benim öyle bir korkum yok, kendime güveniyorum. Otursaydık, şu soruları soracaktım. Çünkü şimdiden vereyim soruları, belki dersini çalışır öyle gelir, öyle gelsin ne olacak hiç umurumda bile değil. PKK terör örgütüne kim yardım ve yataklık yaptı? Kim Kandil ile iş tuttu, oraya kimleri, ne zaman, nasıl gönderdi? Kim IŞİD'e silah gönderdi, Suriye'de terör örgütlerine kim silah gönderdi? Kim şehitlere kelle dedi? Kim şehit ve gaziler arasında ayrımcılık yaptı? Kim hakimleri, savcıları çadır mahkemeleri kurarak PKK'nın ayağına gönderdi? Kim Oslo'da, İmralı'da PKK ile masaya oturdu? Bu söylendiği zaman, 'bunu söyleyenler şerefsizdir' diye suçlama yapmıştı, bu soruya ek bir parantez kim şerefsiz? Onu da sormak isterim. Kim valilere, kaymakamlara, jandarmaya yani askere 'PKK'lılara dokunmayın' diye yazılı talimat verdi?"

Kılıçdaroğlu, bu soruları Cumhurbaşkanı Erdoğan'a soracağını, kimsenin kırılmasına gerek olmadığını vurgulayarak, "Biz buradayız. Cesaretin varsa çıkarsın karşımıza, öyle uzaktan maval okumanın anlamı yoktur. Millet, televizyonda kim yalan söylüyor, kim doğru söylüyor onu görür, gözlerinden anlar." dedi.

"Bu sosyal güvenlik kurumlarını kim batırdı?"

Sadece terörü konuşmayacaklarına, kendisini "CHP Genel Başkanı, SSK Genel Müdürlüğü yaptığı zaman SSK'yı batırdı" diye suçladıklarına değinen Kılıçdaroğlu, 1999'da emekli olduğunda üç sosyal güvenlik kurumunun açıklarının 2 milyar 341 milyon lira olduğu bilgisini paylaştı.

Kemal Kılıçdaroğlu, 2016'da ise açığın 20 milyar 655 milyon 603 bin lira olduğunu anımsatarak, "Şimdi bekliyorum televizyonda karşıma çıksın. Bu sosyal güvenlik kurumlarını kim batırdı?" diye konuştu.

Siyasetin millete hesap verme alanı olduğunu bildiren Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle tamamladı:

"Siyasetçi, millete hesap vermeyi onurlu bir görev kabul eder. Siyasette hesap vermenin yolu, diğer siyasi partilerle bir araya gelip insan gibi tartışmaktır. Cesareti olanlar, verilmeyecek hesabı olanlar, kendi insanına saygı duyanlar, kendi insanının haklarını koruyanlar, bu ülkenin menfaatlerini koruyanlar bizimle yüzleşmekten, tartışmaktan korkmamalı. Korkuyorlarsa verilmeyecek hesapları vardır."

(Bitti)