CHP'nin "Cumhuriyet ve Demokrasi" Mitingi - Haberler
Haberi Paylaş

CHP'nin "Cumhuriyet ve Demokrasi" Mitingi

AA - Haberler | Politika
CHP'nin

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "OHAL'i Parlamentoyu devredışı bırakarak, kanun hükmünde kararnamelerle devleti inşa etme yanlışlığına kimse düşmemelidir.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, "OHAL'i Parlamentoyu devredışı bırakarak, kanun hükmünde kararnamelerle devleti inşa etme yanlışlığına kimse düşmemelidir. Devletin inşa yeri TBMM'dir." dedi.

Kılıçdaroğlu, partisince Gündoğdu Meydanı'nda düzenlenen "Cumhuriyet ve Demokrasi" mitinginde yaptığı konuşmada, devlette yükselmenin yolunun bir cemaate, bir partiye üye olmaktan, "akrabam", "oğlum", "kızım"dan geçmemesi gerektiğini, bilgi, birikim ve tecrübenin gözetilmesinin önemli olduğunu belirtti.

İşini en iyi yapan insanların devlet yönetiminde görev alması gerektiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, "Eğer bu darbe girişimi bu gerçeği önümüze koymuşsa başta iktidar partisi, herkesin bu gerçeği bir kez daha düşünmesi ve yol haritasını buna göre belirlemesi lazım. Bu darbe girişimi bize bir şey daha öğretti, medya özgürlüğünün ne kadar önemli olduğunu öğretti. Eğer insanlar evlerinden çıkıp, tankların üzerine çıkıp demokrasiyi savundularsa özgür medya üzerinden oldu, özgür medyanın sayesinde oldu." ifadesini kullandı.

Medya özgürlüğünün öneminin son yaşananlarla ortaya konulduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, 6 yıl sonra TRT'ye konuk olduğunu söyledi.

FETÖ'nün devlete sızmadığını, adım adım yerleştiğini öne süren Kılıçdaroğlu, bu nedenle siyaset kurumunun öz eleştiri yapması gerektiğini dile getirerek "Şu sorunun cevabını hep beraber aramak zorundayız, nasıl oluyor da bunlar devletin üniversitesine, devletin yargısına, Yargıtay'a, Danıştay'a, kürsü hakimliğine, polise, askere... Kim, nasıl yerleşti?" dedi.

Kılıçdaroğlu, TBMM'de buna ilişkin araştırma komisyonunun kurulduğunu, gerçeklerin ortaya çıkmasını beklediklerini söyledi.

"O soruşturmayı başlatanlar şimdi hapisteler"

FETÖ'ünün sadece devlete yerleşmediğini, halkı bastırmak, sindirmek için, devletin kurumlarını sindirmek için yargıyı sopa olarak kullandığını kaydeden Kılıçdaroğlu, şöyle devam etti:

"Size Türkiye'nin pek çok yerinden örnek vermeyeceğiz, sadece İzmir'den örnek vereceğim. Alaçatı Belediyemiz, Güzelbahçe Belediyemiz ve İzmir Büyükşehir Belediyemiz... Makamlar basıldı, belgeler toplandı, 400 küsur yılla Büyükşehir Belediye Başkanımız yargılanıyor ama o yargılama kararını verenler, o soruşturmayı başlatanlar şimdi hapisteler. Demek ki 'bana dokunduğu zaman ben müdahale ederim' anlayışından çıkıp, kim haksızlığa uğruyorsa onun hakkını savunmak, o anlayışa gelmek lazım. Belediye Başkanımız 400 küsur yılla yargılanırken, odası basılırken birileri alkış tutuyordu. 'Neden böyle yaptınız' diyordu ama bugün gerçekler bütün ayrıntılarıyla ortaya çıkmış durumda. 'FETÖ bunu yaptı, neden olağanüstü tepki vermiyorsunuz' diye belediye başkanlarımıza soruyorlar. Onların verdiği bir cevap var, 'devlet kinle, öfkeyle, intikam duygusuyla yönetilmez, hukukun üstünlüğü ilkesi içinde yönetilir', biz böyle kabul ediyoruz."

Kılıçdaroğlu, parlamenter demokratik sisteme, TBMM'ye, siyasal partilere ve Türkiye Cumhuriyeti'ne kastetmeye yeltenlerin yargılanması gerektiğini ifade ederek, şunları kaydetti:

"Ama hukuk içinde yargılanmalıdır. Bu yeter mi, hayır. Emir komuta zinciri içinde meydanlara çıkan er ve erbaşları linç edenlerin de aynı anlayışta yargılanması, yargının önüne çıkarılması gerekiyor. Demokrasi 4 yılda bir sandığa gidip oy kullandığımız rejimin adı değildir. Demokrasi kadın - erkek eşitliği, hukukun üstünlüğü, medya özgürlüğü, insana saygı, aç ve açıkta kimsenin olmaması demektir, her insanın düşüncesini özgürce dile getirdiği bir rejim demektir. O nedenle demokrasi üzerine titriyoruz, her ortamda demokrasi diyoruz. O nedenle diyoruz ki demokrasi halkın sahip çıktığı bir rejimin adıdır. Egemenlik o nedenle kayıtsız şartsız milletindir diyoruz."

Kılıçdaroğlu demokrasinin, ülkenin bir kişinin iki dudağından çıkacak söze teslim edilmemesi demek olduğunu söyleyerek, tam demokrasi istediklerini, onun için mücadele ettiklerini belirtti.

Kılıçdaroğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Darbe girişimine karşı Parlamentodan olağanüstü hal uygulaması yetkisi alındı ama hiç kimse Anayasa'yı çiğneyip, OHAL'i kendi kişisel emelleri için kullanmasın, kullanmamalıdır. Hukukun üstünlüğüne hepimizin inanması lazım. Eğer siz kalkıp da Mete Han'dan bu yana gelen bir rejimi, bir düşünceyi, bir geleneği, örfü, bir gecede ortadan kaldırıyorsanız bu doğru değildir. Kimse ordumuzla bu kadar uğraşmamalı. Ordunun saygınlığı korunmalıdır. Yaşadığımız coğrafyada ordunun güçlü olmasının çok büyük önemi vardır. Bu coğrafya tekin bir coğrafya değildir. Bu coğrafyada acı, kan ve gözyaşı vardır. Ne kadar güçlü olursak sözümüz o kadar geçer, o kadar saygın bir ülke konumuna geliriz. O nedenle OHAL'i Parlamentoyu devredışı bırakarak, kanun hükmünde kararnamelerle devleti inşa etme yanlışlığına kimse düşmemelidir. Devletin inşa yeri TBMM'dir. Madem ki bu devlet hepimizindir, hepimizin seçtiği milletvekilleri Türkiye Cumhuriyeti'nin kurumlarını inşa etme kapasitesine sahiptir, bu yetkinliği vardır."

Demokrasiye sahip çıkmak, Cumhuriyet'e sahip olmak, darbe girişiminde bulunanların hukukun üstünlüğü kapsamında yargılanmaları, kurunun yanında yaşın da yanmaması için toplandıklarını dile getiren Kılıçdaroğlu, 24 Temmuz'da Taksim Meydanında düzenlelen buluşmada 10 maddelik Taksim Manifestosu'nu okuyarak, oyladığını hatırlattı. Aynı manifestoyu İzmir'de okuyarak oylayan Kılıçdaroğlu, artık bu oylamaya katılan her vatandaşın Türkiye demokrasi tarihine bir not düştüğünü kaydetti.

Kılıçdaroğlu, darbeyi ve diktayı reddettiklerini, tam demokrasiyi, özgürlükçü demokrasiyi savunduklarını ifade ederek, görüşler, inançlar ve yaşam tarzlarının farklı olabileceğini ancak bu güzel ülkenin herkese yeteceğini ifade etti.

Kardeşçe ve barış içinde yaşamak gerektiğini söyleyen Kılıçdaroğlu, "Bu ülkenin siyasetçileri bu darbe girişiminden gerekli dersi çıkarmak zorundadırlar. Dersi çıkardıklarında göreceksiniz ki tarih bir daha tekerrür etmeyecektir. Tarihi tekerrür ettiren basiretsiz politikacılar, yöneticilerdir. Basiretli olan politikacı tarihi tekerrür ettirmez, ülkesini aydınlığa çıkarır." diye konuştu.

Kılıçdaroğlu, konuşmasının sonunda Nazım Hikmet'in "Davet" şiirini okuyarak "Demokrasi ve cumhuriyeti her koşulda savunacağız, bir bedel ödenecekse hep beraber ödeyeceğiz. Çünkü geleceğe daha güzel bir Türkiye bırakmak istiyoruz." dedi.

-Mitingden notlar

Yoğun güvenlik önlemlerinin alındığı mitinge katılanlar, oluşturulan güvenlik noktalarından geçerek Gündoğdu Meydanı'na giriş yaptı.

CHP Genel Başkanı Kılıçdaroğlu ve eşine miting alanına geldiklerinde çiçek verildi.

Şehitler için yapılan saygı duruşu ve okunan İstiklal Marşı'nın ardından mitingin açılış konuşmasını CHP İl Başkanı Alaattin Yüksel yaptı. Daha sonra Kılıçdaroğlu ve eşi platforma çıkarak mitinge katılanları selamladı.

Kılıçdaroğlu'nun konuşması işitme engelliler için de çevrildi. Türk bayraklarının hakim olduğu alanda, bazı sivil toplum örgütlerinin flamaları da yer aldı. Denizde de tekneler mitinge destek verdi.

AK Parti İzmir Milletvekilleri Atilla Kaya, Hamza Dağ ve Necip Kalkan'ın yanı sıra AK Parti İl Başkanı Bülent Delican da mitingi takip etti.

Eski MHP milletvekilleri Aslan Savaşan ve Murat Koç da mitingde yer aldı.

Konuşmaların ardından bazı gruplar konser verdi.

(Bitti)

AA - Son Dakika Haberleri
title