Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki: Celal Şengör'ün Deprem Yorumuna Katılıyorum

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki: Celal Şengör'ün Deprem Yorumuna Katılıyorum

Anadolu Ajansı - Haberler | Güncel

2030'a kadar İstanbul'da çok ciddi bir deprem olacağını hatırlatan ve bu depremin sonuçlarına dair Prof. Dr. Celal Şengör'ün " Türkiye'nin bağımsızlığı gider" tespitine katıldığını söyleyen Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, "Kentsel dönüşümü hızlandırmamız lazım" dedi.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Mehmet Özhaseki, kentsel dönüşüm çalışmalarına ilişkin, "Bizim yapmamız gereken doğru bir şekilde bu işi yeniden planlamak. 5 sene içerisinde eksiğimizi fazlamızı gördük. Hatamızı da anladık, iyi olan yönlerini de gördük. O zaman bundan ders alarak bizim yeni bir planlamaya geçmemiz lazım." dedi.

Bakan Özhaseki, Çevre ve Şehircilik Bakanlığının 2018 yılı bütçesinin görüşüldüğü TBMM Plan ve Bütçe Komisyonunda milletvekillerinin sorularını yanıtladı.

Dünyanın en eski yerleşim yerlerinin Anadolu'da olduğuna dikkati çeken Özhaseki, yoksulluk, eğitimsizlik, göç gibi sıkıntılar ile geç planlamalar gibi hataların şehircilikte birtakım yanlış uygulamaları da beraberinde getirdiğini söyledi.

Özhaseki, yaşanan sıkıntıların yanı sıra planlama yetkisinin de onlarca kurumda bulunduğunu dile getirerek, tüm bu sıkıntılarla Türkiye'de sağlıksız ve kimliksiz şehirlerin oluştuğunu vurguladı.

"Müşterek bir sorumluluk söz konusu"

Bunun sadece kendi sorumluluğundaki bir sorun olmadığını belirten Özhaseki, "Binlerce yıllık gelenek üzerine oturmuş olan ve onlarca sorumlusu olan işin neticesini ifade etmeye çalışıyorum. İsterseniz söylemeyelim, isterseniz bu doğrulardan vazgeçelim ama gerçek, hakikaten böyle." değerlendirmesinde bulundu.

Hep birlikte bu sorunun nasıl düzeltileceğinin konuşulması gerektiğini anlatan Özhaseki, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun kendisini Bakırköy sahilindeki yüksek katlı binalarla ilgili imzasının olmasıyla suçladığını ancak bu yapılar inşa edildiğinde Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı olduğunu hatırlattı.

"Suçu birbirimize atmayalım, atacak olursak çok söyleyeceklerim var. Müşterek bir sorumluluk söz konusu." diyen Özhaseki, şehircilikte yaşanan sıkıntılarla ilgili hem belediyeler hem bakanlıklar hem de vatandaşların sorumluluğunun bulunduğunu kaydetti.

"Haliç'in kirlenmesi, o çöp dağları, susuzluk ihanet değil mi?"

Milletvekillerinin "15 senedir siz yönetiyorsunuz." yönündeki eleştirilerine karşılık Bakan Özhaseki, "İlle de bu konular açılacak ve konuşulacaksa şunu söyleyebilirim; AK Parti'nin eğer varsa bir suçu günahı, bunu Sayın Cumhurbaşkanı da ifade etmiştir, silüette var. Peki bu kaçak yapılar yapılırken kim vardı? 1994 öncesi 4 dönem CHP vardı." ifadelerini kullandı.

Özhaseki, 1994'ten önce 1 milyon 350 bin yapının kaçak ve gecekondu olarak inşa edildiği bilgisini vererek, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Şimdi bizim yıkıp temizlemeye çalıştığımız, 'depremde başımıza bela olacak aman ha' diye ağladığımız yer var ya işte bu sizin yaptırdıklarınız, CHP'nin döneminde yapılanlar. Haliç'in kirlenmesi, o çöp dağları, susuzluk ihanet değil mi? Yani ne olur şurada bir ortak sorumluluk olduğunu herkes bilsin, biraz açık yüreklilikle konuşalım bu işi. Şehircilik hakikaten siyasete kurban gidecek bir iş değil. Yazık olur ama böyle söylerseniz ben de bunları göstermek durumunda kalıyorum tabii ki."

"Parsel bazlı yoğunluk artışlarını engelleyelim"

Çevre ve Şehircilik Bakanı Özhaseki, şehircilikle ilgili sorunları çözmekte en önemli olanın insanlardaki şehircilik bilinci olduğuna işaret etti.

HDP İstanbul Milletvekili Garo Paylan'ın "Bakırköy Savunması" olarak belediyeye geldiğini anlatan Özhaseki, orada Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesindeki planlamayla ilgili sorunları tespit ettiklerini, bunların yanlış yerlere çekilebileceğini gördüklerini ve düzeltme kararı aldıklarını dile getirdi.

Şehircilikte ikinci önemli hususun doğru planlama olduğuna dikkati çeken Özhaseki, doğru planlamayla ilgili hem belediye yasası hem de depremle ilgili yasa hazırlıklarını yaptıklarını ve bunları CHP Genel Başkan Yardımcısı Seyit Torun'a da gönderdiklerini bildirdi.

Özhaseki, şunları söyledi:

"Orada yapmaya çalıştığım şey şuydu; birincisi parsel bazlı yoğunluk artışlarını engelleyelim, yasak getirelim. Tek bir parsel geliyor, belediye pat diye orayı yükseltiveriyor. Yasaklayalım bunu. Eğer ada bazlı bir kamu ihtiyacı, gereklilik varsa dönüşüm olabilir. Parsel bazlı değil ama ada bazlı birtakım yoğunluk artışları verilebilir. Sonra değer artış payı, tartışılıyor. Ben bu yasanın içerisine dercettim. Eğer birisi geliyor kamudan fazladan bir şey alıyorsa, haksızsa verilmesin, asla almasın. Ola ki bazen planlamada değişiklik gerekebiliyor. Mesela eski planlarda özel okul, özel hastane alanı yoktu. Bunlar bir ihtiyaç oldu. Eğer bir konutu özel hastane alanına veya okul alanına çeviriyorsak, plan da doğruysa hem doğru olacak hem de bir rant vermiş olacağız, onun parasını da kamu alsın. Bunun esaslarını belirleyen bir usul yazdım."

Plan tadilatlarına "görünür" ilan şartı

Bakan Özhaseki, plan tadilatlarının önüne geçebilmek için ilanların çok önemli olduğunu ve bunun yeni yasal düzenlemede de yer aldığını aktardı.

Özhaseki, yeni düzenlemeye ilişkin şu bilgileri verdi:

"Genellikle ilanlar şöyle oluyor belediyelerde, kimseyi kastederek söylemiyorum, içeride karar alınıyor, imar müdürünün odasının arka kapısına bir tane ilan levhası asılıyor, plan tadilatları orada ilan süresini tamamlıyor. Eğer bu arada çok ilgilisi varsa öğreniyor, itiraz ediyor, yoksa gidiyor. Özellikle burada hangi parsel üzerinde imar tadilatı yapılıyorsa, 250 metre geriden görünecek şekilde bir levha asması şartını getiriyorum."

Vatandaşların böylelikle mahallelerinde yapılacak çalışmalardan haberdar olacağını ve gerekirse buna itiraz edeceğini söyleyen Özhaseki, bütün bu düzenlemelerin ilerleyen günlerde gündeme geleceğini bildirdi.

Özhaseki, deprem ve kentsel dönüşümle ilgili olarak da nüfusun yüzde 71'inin birinci ve ikinci derecede deprem bölgesinde yaşadığını belirterek, depremle ilgili temel hazırlıkların yapılmasının şart olduğuna dikkati çekti.

"2030'a kadar İstanbul'da çok ciddi bir deprem olacak"

Bakan Özhaseki, "Hele hele İstanbul için hocaların ortak görüşü, Kuzey Anadolu Fay Hattı geldi, boğazlarda Adaların önünde bekliyor. 'Adalar segmenti' deniyor. Adalar segmentinde belli sürelerde olan depremselliğe baktığımızda doğrusu 2000'li yılların başında süre de dolmuş gibi gözüküyor. Hocaların ortak ittifak ettiği, bir iki kişi istisna koymuşlar süreyi daha uzun veriyorlar ama genelinin söylediği şu, 2030'a kadar İstanbul'da çok ciddi bir deprem olacak." değerlendirmesini yaptı.

Bu depremin büyüklüğünün de 7 ve üzerinde olmasının öngörüldüğüne dikkati çeken Özhaseki, İstanbul'un özellikle sahil kesiminde 2000 yılından önce inşa edilen 3-4 katlı yapıların buna hazır olmadığını vurguladı.

Gerek İstanbul Büyükşehir Belediyesinin gerekse Mecliste yapılan bir çalışmanın neticesinde ilk etapta 600 bin riskli bağımsız birimin göründüğüne değinen Özhaseki, "Allah korusun, bunun yıkılması demek, hafif-orta hasarlıları söylemiyorum, bunun olması demek bir kere tamamıyla şehrin çökmesi, altyapının gitmesi demek. Binlerce insanın o evlerin altında can vermesi demek." diye konuştu.

Prof. Dr. Celal Şengör'ün böyle bir deprem karşısında Türkiye'nin bağımsızlığının gideceğini söylediğini aktaran Özhaseki, "Ben katılıyorum. Hasarı ölçüyorum, 100 milyar dolar civarında. O zaman bir an önce bizim bu gerçekleri bilerek hareket edip kentsel dönüşümü hızlandırmamız lazım. Adı kötü, amiyane tabirle herkes gıcık kaptı bundan, 'rantsal dönüşüm' denildi, bir şey denildi." açıklamasında bulundu.

"Alan bazlı dönüşüme geçmemiz lazım"

Mehmet Özhaseki, kentsel dönüşümde kötü uygulamalara örnek olarak belediyelerin, mahalle dönüşüme girdiği zaman yoğunluğu bir yerine iki yaparak ve birini müteahhide birini de vatandaşa verip çözmeye çalışmasını gösterdi. Bu noktada sosyal donatı, altyapı, yeşil alan ve otoparkın hesaplanmadığını anlatan Özhaseki, bu durumda İstanbul'un nüfusunun da iki misline çıkacağını vurguladı.

Özhaseki, bina bazlı dönüşümlerde örneğin İstanbul'daki Bağdat Caddesi'nin rant yüksek olduğu için iki kat üste konularak dönüştüğünü ancak yoksul vatandaşların oturduğu yerlerin ise dönüşmediğini belirtti.

Bunların tamamının, şimdiye kadar yapılan kentsel dönüşüm çalışmalarının yanlışlıkları olduğunu dile getiren Özhaseki, şöyle konuştu:

"Biri de yasadaki boşluklardan; öyle davalar açılmış ki o davalar da bir sürü engelleme aracı olmuş. Ben arkadaşlardan şu ana kadar Türkiye çapında ne kadar alanı ve kaç konutu ilgilendiren bir çalışma olduğunu sordum; 1 milyon 100 bin. Gerçekleşme oranı ne? Bina bazlılarda yüzde 76, alan bazlılarda yüzde 11-12. Alan bazlılarda tıkanıyoruz. O zaman bizim yapmamız gereken doğru bir şekilde bu işi yeniden planlamak. 5 sene içerisinde eksiğimizi fazlamızı gördük. Hatamızı da anladık, iyi olan yönlerini de gördük. O zaman bundan ders alarak bizim yeni bir planlamaya geçmemiz lazım.

Bina bazlı dönüşümlere biraz frene basıp alan bazlı dönüşüme geçmemiz lazım. Alan bazlı dönüşüm yapılırken her türlü sosyal donatı hesaplanıyor. İşte yeni planlamalarda, her arkadaşın belki de ittifak ettiği bir konu, mahalle konseptine geçilmesi. Mahallenin bir merkezinin, sokaklarının olması, esnafa gidip gelirken selam vermek, komşuların birbirini bilmesi, hatır sorması. Çok yüksek yapılardan vazgeçilmesi, altyapısının düzgün bir şekilde konulması."

Bakan Özhaseki, şehircilikte "akıllı, yeşil şehirler" gibi yeni kavramların da oluştuğuna işaret ederek, tüm bunların içinde yer aldığı yasal çalışmanın ilerleyen günlerde ortaya çıkacağını bildirdi.

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title