Büyükanıt'tan 3 Önemli Mesaj (5-son)

Büyükanıt'tan 3 Önemli Mesaj (5-son)

Genelkurmay'ın Tüm Arşivini Tarattım

Büyükanıt'tan 3 Önemli Mesaj (5-son)

-GENELKURMAY'IN TÜM ARŞİVİNİ TARATTIM

Genelkurmay Başkanı Orgeneral Yaşar Büyükanıt, emekli bir Deniz Kuvvetleri Komutanına ait olduğu belirtilen günlüğün haftalık bir dergide yayınlandığını belirterek, "Günlük" konusuna da değinmek istediğini söyledi:

Orgeneral Büyükanıt şunları kaydetti:

"Bu günlükleri dergide okuduğumuz zaman şunu kendimize sormadan edemiyoruz. İyi de acaba doğru mu? Ben bilgisayarın başına geçsem bir şeyler yazsam, bu Murat Yetkin'in günlükleri desemÂ… Doğru olup olmadığını ben bilemem, ancak bunları yayınlayan derginin genel yayın yönetmeni geçenlerde bir gazetede bir röportaj yaptı, verdi daha doğrusu. Orada bir cümlesi var, röportajı yapan 'Elinizde bunları doğrulayacak belge var mı' diye sorunca, 'Günlüğün kendisi belge, gizli belge ama Genelkurmay arşivinde var' diyor. Demek ki bizim arşivlere de girmişler. Genelkurmay'daki bütün arşivi tarattım. Hiç böyle bir belge yok. Buna benzer bir yazışma, bir şey yok. Tabii ki, hukuki işlem, bilgi, belge ve kanıtlara dayanır. Yazılar yazılıyor, 'Acaba bu askeri yargı çerçevesinde mi, TCK çerçevesinde mi ele alınmalı?' İncelenir, yasa neyi emrediyorsa o yapılır ama bu işlemleri yapacak kişiler de bazı bilgi ve belgeleri talep eder. Yani durup dururken bir kimse hakkında nasıl soruşturma açarsınız. Ama bilgi, belge varsa o zaman yapacak bir şey yok. Yasa açık. Son olarak Genelkurmay Başkanlığı'nın elinde bu konuyla ilgili hiçbir belge, bilgi yoktur. Bunu açıkça ifade edeyim."

Orgeneral Büyükanıt, Türkiye'de "azınlık yaratma çabaları" olduğunu ifade ederek, Türkiye'nin sosyal bir bölünme ve parçalanma içine çekilmesi için bu çabaların gündeme getirildiğini söyledi. "Türkiye Cumhuriyeti çok güçlü bir devlettir, millettir. Ama yıpratmaya çalışanlar var" diye konuşan Büyükanıt, Avrupa Birliği Komisyonu ve Avrupa Parlamentosu tarafından hazırlanmış olan raporlarda "Türkiye'deki dini ve etnik azınlıklar" konusuna ısrarla yer verildiği söyledi.

Büyükanıt şöyle konuştu:

"AP kararlarına, internet sitesine girin, içinde bunlar var. Eskiden şöyle bir tez vardı, 'AP kararlarının bağlayıcılığı yok.' Genel manada öyle. Türkiye için öyle değil. AB'nin müzakere çerçeve belgesinin 10.maddesine baktığınız zaman, orada nelerin AB müktesebatı olduğu açıklanıyor. Bırakın AP kararlarını, sözlü açıklamalar bile müktesebata girmiş durumda. Eğer o müktesebatı alıp da uygulamamız gerekirse Türkiye'yi paramparça etmişiz demektir. AP kararlarına göre, bu benim değerlendirmem değil, okuduğumuz zaman görüyoruz"

Orgeneral Büyükanıt, Londra merkezli Uluslararası Azınlık Hakları Grubu adlı kuruluşun "Türkiye'de azınlık haklarının geliştirilmesi" konulu bir proje üzerinde çalıştığını belirterek, Türkiye'deki bazı sivil toplum kuruluşlarının bu projeyle işbirliği yaptığını söyledi ve projede etnik azınlık olarak sayılanları sıraladı. Büyükanıt, "Böyle bir çalışmanın ne anlama geldiğine ve amacının ne olduğuna sanırım izah gerekmez" dedi.

Genelkurmay Başkanı Büyükanıt, gazetecilerin sorularını da yanıtladı. Orgeneral Büyükanıt'a sorulan sorular ve yanıtları şöyle:

Soru: "Cumhuriyetin temel değerlerine sözde değil özde bağlı bir cumhurbaşkanı seçilmesini umut ediyorum" dediniz. Bundan bir kuşkunuz mu var?

Yanıt: Yok, hayır. Niye kuşkum olsun? Türkiye'de bu uzun zamandır bir tartışma konusudur. Ben de diyorum ki, bu niteliklere haiz birisinin oraya seçilmesini umut ediyoruz.

Soru: Belli adayların ismi dolaşıyor ortalıkta. Hele bir tanesi ön planda. Onlar sizin bu tanımınıza uyuyorlar mı?

Yanıt: Sizden şunu istirham ediyorum, ben kişiler bazında konuşmuyorum. Sonuçlandığı zaman ancak konuşurum. Sonuçlanmadı. Sonuçlanmadan benim bu konuda bir yorum yapmam sanıyorum doğru olmaz. Kusura bakmayın.

Soru: Seçilecek şahsın bu kriterlere uyup uymadığına nasıl karar vereceksiniz? O anda Meclis cumhurbaşkanını seçmiş olacak.

Yanıt: İstirhamım şu, Cumhurbaşkanlığı ile ilgili konudaki düşüncemi söyledim. Bunun üzerine daha fazla yorum yapmak istemiyorum.

ÖRNEK PAŞA'YLA BİR TEMASIM OLMADI

Soru: Sizden önceki Genelkurmay Başkanımız Hilmi Özkök'ün dün Anadolu Ajansı'na bir açıklaması oldu. Öncelikle şunu söylemek istiyorum, biz Türk Silahlı Kuvvetleri'ni koordineli ve planlı bir kurum olarak tanıyoruz. Sizlerin arasında bir koordinasyon var mıydı? Sizinle Hilmi Özkök arasında bir koordinasyon var mıydı? Sizin basın toplantınızdan bir gün önce böyle bir açıklama yapacağını biliyor muydunuz? Bunu nasıl değerlendireceksiniz? Hilmi Özkök, Özden Örnek Paşa'nın günlüğüyle ilgili 'bu iddialara da saygı duymak lazım' ifadesini kullanıyor açıklamada.

Cevap: Sayın komutanımızla benim herhangi bir temasım olmadı. Dün gece başka konularda çalıştım hatta televizyon bile izlemedim. Sabah, gazetede okudum. Bunu samimi olarak itiraf ediyorum. Zaman zaman tabii ki konuşuyoruz. Ama bu konuda herhangi bir temasımız olmadı. Sabah evden çıkmadan önce gazeteyi açtım, gazetede gördüm. Bunun değerlendirmesini ben yapmak istemem. O düşünceler tabii ki kendisine aittir ve saygı duyarım. Şu anda görevde ve sorumlu bir kişiyim. Her attığım adım yasalar çerçevesinde olmalı. Hukuken doğru olmalı. Yanlış adım atmamalıyım. Onun için de hukukun genel kapsamı içinde dediğim gibi şu anda elimizde hiçbir bilgi ve belge yok. Tek bir tane belge ve bilgi yok. Dolayısıyla elimize bilgi ve belge gelmeden hiçbir şey yapmamız mümkün değildir. 'Ama bilgi ve belgede o yer alan bölümleri ispat ederim' diyor. O zaman belgeleri ortaya koyar, bu belgeleri bizlere dayanarak da neyi öngörüyorsa o yapılır. Başka bir şansınız yok, onu yapmak zorundasınız.

Soru: Aslında Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili görüşlerinizi söylediniz ama, şu soruyu sormadan geçemeyeceğim. Türk Silahlı Kuvvetleri'nde subay eşlerinin türban takması yasaktır. İhlal ettiği takdirde Silahlı Kuvvetler'den ihraç ediliyor. Acaba TSK'nın başkomutanının eşi türbanlı olursa başkomutanın altında çalışan subay, astsubay ve komutanların tavrı, bakış açıları nasıl olur?

Yanıt: Cumhurbaşkanlığı konusunu bitirdim, ama sorunuzu aldım. Teşekkür ederim.

YETKİ VERİLİRSE GÖREVİ YAPARIZ

Soru: Açıklamalarınızda dikkat çeken bir ifade de sınır ötesi operasyon konusunda oldu. 'Operasyon yapılmalı' dediniz ancak açıklamanızın hemen devamında eklediniz 'siyasi karar ortaya çıkarsa, görev verildiğinde.' Daha sonra devam ettiniz, 'yasal olarak verildiğinde' dediniz. TSK'nın bir operasyon yapma kabiliyetine haiz olduğunu kaydettiniz. Daha önce bir operasyon konusunda size bir talimat verildi, yasaya mı uygun olmadı yoksa daha önce benzer bir şekilde sizin bir talebiniz oldu ya da operasyon konusunda yetki almamanız söz konusu oldu mu?

Yanıt: Yasal derken şunu kastettim, Türkiye hudutları dışında bir askeri harekat yapmak, uluslararası anlaşmalara bağlı bir harekat değilse, NATO kapsamında, BM kapsamında değilse, Meclis'in onayına tabidir, anayasa gereği. Yasal olarak bunu kastettim. Yani yasal olarak bu yetkiyi bize verirse bu operasyonu biz yaparız, başarılı oluruz dedim.

Soru: 2002 ile 2006 arasında TSK'yı yıpratma kampanyasına örnek verirken Şemdinli'den başlayıp Atabey operasyonu, andıç, günlük, bütün bunları sayarken tek bir merkezden yönetildiğine mi inanıyorsunuz bunun? Eğer öyleyse bunun yurtdışında yaşayan bir cemaat bağlantısı olabilir mi? 15 bin telefona mesaj geçilmesinden söz ettiniz. Bunu yapabilecek Türkiye'de sayılı kurum ve kuruluş var. Bunda çok spesifik bir hedefiniz var mı? Bunları hükümetle paylaştınız mı?

Yanıt: Şunu ifade ediyorum, yalnız asker olarak değil insan olarak da sahip olduğum temel felsefenin en başında açıkça fikir sahibi olmadığım hiçbir konuda kimseye yafta yapıştırmam. Şimdi aklımızdan geçen ipuçları yok mu? Var ama tek bir merkezden mi geçiliyor, iki merkezden mi, onun hakkında 'bilmiyoruz' diye cevap verebiliriz. Ama bazı ipuçlarının olduğunu siz de görüyorsunuz. Bunu da ifade edeyim.

14 NİSAN YÜRÜYÜŞÜ

Soru: Buraya gelmeden önce TBMM Başkanı Bülent Arınç basın toplantısı düzenledi. Orada şöyle bir şey soruldu. Kendisi, "14 Nisan'daki yürüyüş, ADD tarafından düzenleniyor, başında Eruygur Paşa var, hakkında darbe yapacağı yönünde iddialar var. Bu iddialar çok ciddi. Bu nedenle miting tartışmalı hale geliyor" dedi. Siz bu miting ve yürüyüş hakkında ne düşünüyorsunuz?

Yanıt: Şimdi tabii benim yorum yapma yetkim yok. Bu çeşit toplantı ve gösteriler kanunla düzenlenmiş durumda. Yasal olarak izin alınmışsa, şiddete başvurmayan, sadece düşüncelerin açıklanacağı bir toplantıdan ürkmek anlaşılır bir şey değildir, yasal olarak yapılıyorsa. Kaldı ki Türkiye'de illegal çok gösteri yapılıyor. Terör örgütünün bayrakları açılıyor, bilmem ne yapılıyor ve benim bir vatandaş olarak benim yetkim de yok. O bir dernek, yasal prosedürü tamamlamış, yasalara uygun, şiddet içermeyen bir gösteri yapılıyorsa, ben buna demokratik bir girişim derim. Herkes demokratik hakkını kullanma, hakkına, hukukuna sahiptir. Ben, bu olayın siyasi boyutu olarak bakmıyorum. Ben olaya hukuki açıdan bakıyorum. Eğer usulüne göre yapılmışsa hiç kimsenin rahatsız olmaması gerekir. Ama içeriği, şusu, busu onlar bizim görev alanımızda değil. Onlar için bir şey söyleyemem.

Soru: Sayın Örnek ve Sayın Eruygur ile birebir hiç görüştünüz mü bu konuda? Nasıl bir imaj edindiniz?

Yanıt: Sadece bir kere eski Deniz Kuvvetleri Komutanımız Özden Örnek ile görüştüm. Kısa bir görüşme oldu. Onun dışında başka kimse ile görüşmedim. Üzgündü. 'Yasalara başvuracağım, mahkemeye vereceğim' dedi. 'Bunlar senin vatandaşlık hakların' dedim. O kadar.

ANDIÇ VE YANKILARI

Soru: Andıçın çalınması olayıyla ilgili olarak "asteğmen yakalandı" dediniz. Mahkeme karşısına çıkartıldı mı? Tutuksuz mu yargılanıyor?

Yanıt: Soruşturması devam ettiği için herhangi bir yorum yapma hakkına sahip değilim.

Soru: Herhangi bir örgüt bağlantısına ulaştınız mı?

Yanıt: Eğer ben buna cevap verirsem hep tenkit ettiğim şeyi kendim yapmış olurum. Çünkü bir olay ortaya çıkıyor, hazırlık soruşturması başlıyor. Bütün bilgiler gazetelerde. Bu yasal değil. Hazırlık soruşturması gizlidir. Dolayısıyla ben şunu açıkça söylüyorum, ben asker olarak askeri adalet sistemini çok beğeniyorum. Sivil adalet sistemi konusunda bir şey söyleyemem, değerlendirme yapamam ama askeri adalet sisteminde ben savcıyı çağırıp şunu soramam 'ne oluyor, ne dedi.' Çok açıklıkla ifade ediyorum, ne aldıkları ifadeleri gördüm, ne bir şey gördüm. Ben, hakim sınıfından adli müşavirimle görüştüm. Çünkü onun görevi bana hukuki destek sağlamak. Onun dışında ne savcıyla ne hakimle ben görüşemem. İfadelerini almışlar, gazetelerden okuyorum. Dört saat sürmüş. Ben ne oldu, ne demiş bir şey sormadım. Soruşturma da devam ettiği için herhangi bir yorum da yapma imkanına sahip değilim.

SINIR ÖTESİ HAREKAT İÇİN TALEBİMİZ OLMADI

Soru: TSK sınır ötesindeki bir harekat için Meclis'ten bir talepte bulundu da verilmedi mi? Yoksa siz bir siyasi iradeden bahsettiniz, böyle bir talebi oldu mu TSK'nın?

Yanıt: Hayır.

Soru: Başbakan, Hilmi Özkök Paşa'ya 'hocam' diye hitap ederdi. Siz böyle bir hitaba maruz kaldınız mı?

Yanıt: Yok, hayır.

Soru: Kuzey Irak'taki liderlerden birinin Diyarbakır'a yönelik sözlerini anlatırken tanımlar yaptınız ve neden kaynaklandığını ifade ettiniz. Hepimiz de çok iyi anladık. Biraz önce bunu şımartan bir güçten bahsettiniz. Onların hangi güç olduğunu biliyoruz. Fakat, bu güç de uzun bir süre boyunca Türkiye'nin önemli müttefiki olarak tanımlandı. Dolayısıyla, bu Kuzey Irak'taki mücadele bir taraftan hem Kuzey Irak'ta silahlı gruplarla veya siyasi otoriteyle devam ederken bir boyutuyla da bu şımartan güçle de devam edecek mi? Türkiye'nin o şımartan güce yönelik tepkisi, ton ve tarz olarak daha şiddetlenecek mi, şiddetlenmeli mi?

Yanıt: Şimdi eski görevlerim gereği bildiğim bir bölge. Her iki zatı da tanıyorum. Geldiğimiz noktaya da ibretle bakıyorum. Şimdi gerçekten bir kere sarf ettiği sözler çok seviyesizdir. Ama ben ona söylettirene bakıyorum, ona bakmıyorum. Dolayısıyla ben şunu söyleyeyim her şeyden önce Irak'a bütün olarak baktığınız zaman en önemli tehlikelerden biri bölünme tehlikesi. Bölünürse kaça bölünür, üçe bölünür. Bakın bugün Irak Meclisinde patlama oldu, kaç kişi öldüğünü öğrenemedim, herhalde çok sayıda olması lazım. Parlamenterlerinin yemek yediği salonun altında patlamış. Bunlar artarak devam edebilir, böyle değerlendiriyorum. Bu üç grup, artık mantıklı olmamız lazım bir arada yaşamaları zor. Çünkü araya kan girmiş. Sonradan bu gruplar, özellikle Sünni gruplarla Kürtler arasında da çatışmalar çıkabilir. Çünkü, Sünni gruplar, Kürtleri ABD'nin maşası olarak görüyor. Bir aralık gündeme geldi, Amerika Kuzey Irak'ta birlik oluşturup konuşlandırır mı? ABD orada birlik konuşlandırırsa arkasından terörü de çeker getirir oraya. Ondan sonra ayrı şeyler ortaya çıkar. Dolayısıyla, kısa vadede veya orta vadeli Irak'ta bir çözüm olabileceği kanaatinde değilim. Bunun daha kötüye gitme ihtimalini daha fazla görüyorum."(ANKA)