Bu Dünyayı Değiştirmek İstiyor!

Bu Dünyayı Değiştirmek İstiyor!

Yeni Albümü 'Kim Galip Çıkar'dan Bu Dünyada Anne Olmaya Kadar Pek Çok Şey Konuştuk. Koskocaman Mavi Çocuk Gözleriyle Bu Dünyanın Gidişatına Dur Diyebilemek İçin Ayağa Kalkmış Çelik Gibi Bir Kadın Var Karşımda. ve Sözünü Hiç Sakınmadan, Duygularını Hiç Sansürlemeden Olduğu Gibi Anlatıyor Kendini.

Bu Dünyayı Değiştirmek İstiyor!

YENİ ALBÜMÜ 'KİM GALİP ÇIKAR'DAN BU DÜNYADA ANNE OLMAYA KADAR PEK ÇOK ŞEY KONUŞTUK. KOSKOCAMAN MAVİ ÇOCUK GÖZLERİYLE BU DÜNYANIN GİDİŞATINA DUR DİYEBİLEMEK İÇİN AYAĞA KALKMIŞ ÇELİK GİBİ BİR KADIN VAR KARŞIMDA. VE SÖZÜNÜ HİÇ SAKINMADAN, DUYGULARINI HİÇ SANSÜRLEMEDEN OLDUĞU GİBİ ANLATIYOR KENDİNİ.

Tam dört yıl aradan sonra yeni albümünüzü çıkardınız, 'Kim Galip Çıkar', 'Nihayet'ten çok farklı bir albüm, hatta 'Hayat Kendisi Seçsin'e çektiğiniz klibiniz bile bugüne kadar alıştığımız masalsı atmosferin çok dışında, tarzınızdaki bu değişiklikten bahsedebilir miyiz?

Dört senedir dünyanın gidişatı çok değişti bir kere, o yüzden benim buna kaygısız kalmam ve yaptığım işi dünyanın gidişatından ayrı tutmam pek mümkün değil. İlk albümün acemiliğini üstümden atmış olmam bir yana bir takım şeylere son iki yıldır uyandım diyebilirim. Ve 'Nilüfer'le bu anlamda bir başlangıç yakaladım. Fakat bu işlere para yatıracak insanı bulamayacağımı düşündüm için de umutsuzluk içindeydim. Ancak albümde beş parçası da bulunan Pervin Oktay sayesinde prodüktörle tanıştık ve o da benim fikirlerime ve yapmak istediğim şeye sıcak baktı, destekledi.

Albümün sert tınlamasına gelince bu benim tabii ki özellikle yarattığım bir şey. Çünkü dünyada küresel ısınma bu kadar büyük bir sorunken Türkiye Kyoto protokolünün ancak ikinci ayağında imzalamayı düşünmeye başladıysa, bu gidişatı ancak yüksek sesle anlatmalısınız. Ben albümde bu sorunları insanların gözünün içine sokmak istedim. O yüzden albümde şarkılarını söylediğim Pervin Oktay, Can Alper, Kenan Vural'ın aşkla olan sözlerini ben iki kişinin aşkı olarak değilde, dünya ile insan arasındaki aşk ya da sorgulama şeklinde yorumladım. Ama bunu ben söylemessem belki siz algılamayacaksınız. O yüzden bunu göstermenin yollarını aradım ve işe isimden başladım; 'Kim Galip Çıkar ortaya çıktı.

Ardından kartonete BM 2007 YILI DÜNYA RAPORUNU koydum. Ve küresel ısınmanın vehametini insanlar iyice anlasın istedim. Artık insanlar yavaş da olsa bir uyanma içindeler. Bu da bir umut açıkçası; neslimizin tükenmesini de dünyamızın sonunun de gelmesini istemiyorum, sanırım benim bu konuda bu kadar duyarlı olmamın sebebi de anne olmam. Kızım Ceren artık 16 yaşında belki o olmasaydı kendimden sonrasını düşünmezdim ama şu an onun yaşayacağı dünya beni ilgilendiriyor doğal olarak. Bu çok iteklediğim bir duygu değil, böyle hissediyorum ve böyle yaşıyorum yani.

'Hayat Kendisi Seçsin' bir Emir Khalilzadeh klibi, sonuçtan memnun musunuz? İkinci klip ile ilgili net bir şeyler var mı?

Seçmesi bizim için çok zor da olsa sound'umun 'Nilüfer' ve 'Duvar' dan bir az daha ileri gittiğini hissetirebilecek kuvette bir parça olduğu için bu şarkıyı seçtik. Emir, benim çok uzun süredir tanıdığım ama bir süredir de karşılaşmadığım bir arkadaşımdı. Benim daha önceki sekiz klibin beşinin yönetmeni olan Gürcan Keltek'in asistanıydı Emir o zamanlar. Şarkıya karar verip, Emir'le oturup konuştuktan beş dakika sonra klibin tüm ayrıntıları belirlenmişti. Bu anlamda çok iyi bağ yakaldık ve çok hoş bir klip oldu. Çok iyi bir arkadaşlık oluştu Emir'le aramızda, o yüzden ikinci klibi de onunla çekebiliriz tabi. İkinci şarkı ise şu an için tamamen belirsiz.

Birinci albümden bu yana çok uzun bir zaman geçti ama sizin hayran kitleniz bu süre içinde size olan bağlılığını sürdürdü popüleritenizi ilginç bir şekilde yitirmediniz, bunu neye bağlıyorsunuz?

-Bu bir fark işte; duruş, samimiyet, sözünden dönmemek, bütün bular karşı tarafa geçiyor. 'Nihayet'te yer alan 'Amacım Yok' mesela; bizim Hollanda'da Gürcan Keltek'le üç kişi kendi kendimize çektiğimiz bir klip. Ne şarkının ne de klibin bu kadar tutulacağını hiçbirimiz tahmin etmemiştik mesela. Ama şöyle bir şey var işte kalkıp o tarzın ardından ben satıcam diye tuvaletlerle kendimden çok uzak bir şekilde çıksaydım, işte bu benim popüleritimin yitirilmesine neden olurdu.

Bu benim ben olarak çıkışımla çok ilgili. Ben hiç bir klipte popüler olan ama bana tarz olarak yakışmadığını düşünmediğim şeyi giymiyorum mesela. Ya da gündemdeki bir klibe bakıp aynısını yapmıyorum. Ben 'Duvar'da mesela güzel bir kadın gibi görünmüyorum örneğin, ama hiç umrumda değil, çünkü orada başka birşey var. Orada birşeye işaret ediyorum ve insanlar bu farkı çok iyi algılıyorlar. Çok renkli, çok çıplak şeyler yapanlar da ortalıkta olabilir ama onlar geçici ben kalıcıyım.

Albümden bahsetmek istiyorum biraz, 'Kim Galip Çıkar'ın önceki albümden bir farkı da tek bir söz yazarı ya da besteci yerine çok farklı müzisyenlerle çalışmış olmanız?

-Bu albümde çok iyi arkadaşlarımla çalıştım, en önemli nokta ise Pervin Oktay'ın hayatıma girmiş olması ve kendi orkestramdan arkadaşlarımla çalıyor olmam. Mesala davulcum Nedim Ruacan bunlardan biri, yine Can Alper gitaristim ve arkadaşım, Kenan Vural Yüksek Sadakat'in solisti yine uzun yıllardır arkadaşım. Bu şunu sağladı, birbirimizden çok iyi elektrik alarak çalıştık, çok iyi anlayarak yaptık herşeyi. Ve çok kısa bir sürede yaptık, 5 ayda bitirdik albümü.

Bundan sonra yapacağımız işde bir grup tadında olacak sanırım. Grup halinde çıkmayacağız tabi ama en az bir yıl stüdyoya kapanıp herşeyi grup tadında yaratacağız. Şarkıları ben söyleyeceğim belki benim ismim altında olabilir ancak herşeyi beraber yapacağız. Müzisyenlerim herşeyden önce benim arkadaşlarım, sadece müzik yaparken beraber değiliz, kısır yerken de beraberiz, içli köfte günüde yapıyoruz beraber, sinemaya, konserlere beraber gidiyoruz. Hayatımda çok önemli yerleri var. Bu bağdan dolayı daha da güzel şeyler yapacağımızı umut ediyorum.

- Sanatçıların albüm çıktıktan sonra genelde söyledikleri 'çok titiz çalıştık' gibi klişelerin dışındaki gerçek sancıları biraz merak ediyorum ben, bir albümü hem sanatçı hem de dinleyici herşeyiyle tükkettikten sonra bir sonrakinin oluşumuna kadar olan süreçte neler yaşanıyor?

Ben geçen albümde de TMC'yle anlaşma yaptıktan sonra, kimlerle çalışacağım konusunda çok uzun zaman harcamıştım çünkü, bu konuda hakikatten çok kıl biriyimdir kolay beğenmem herkezi. Geçtiğimiz Ocak ayına kadar da albüm falan ortada yoktu bu yüzden ama Pervin Oktay'ın beni şimdiki prodüktörümle tanıştırması ile çok hızlı bir süreç başladı. Ve ben 'ne yapmaman gerektiğini' çok iyi bildiğim ve bana çok yakın olan müzisyen arkadaşlarımla çalıştığım çin herşey çok rahat gelişti ve albüm beş ay gibi kısa bir sürede ortaya çıktı.

Zorluklarımız olmadı mı, anşamadığımız noktalarımız olmadı? Oldu tabii. Ben dört tane fıtık çıkardım, gastrit oldum. Müzikle ilgilenmek çok adrenalin dolu bir iş ve bu adranalin yanlış zamanda kafanıza basarsa çok yanlış işler yapabilirsiniz. Ancak arkadaşlarım beni çok uzun yıllardır tanıdığı için anlaşamadığımız konuları bile problem haline getirmeden çok çabuk aştık. Dolayısıyla çok rahat ve çok güzel aktı işimiz.

Müzik sektörü dünyada ve Türkiyede korsandan dolayı çok yara aldı, hatta dünyada ve ülkemizde müzisyenler artık şarkılarını internetten ya cüzzi bir rakama indirilmesine izin veriyor ya da bedava olarak halka açıyor, sizse sağlam bir yapım şirketinden albümünüzü çıkarttınız, bu konudaki fikirlerinizi alabilir miyiz?

Yüzde yüz güvendiğiniz bir şeyler varsa elinizde ve prodüktörünüz size güveniyorsa o kadar da zor değil. Biz çok güvenerek ve çok severek yaptık bu albümü. Kendi albümümüzü oturup dinleyecek kadar vahim durumdayız esasında, utanç verici ama seviyorun ne yapayım. Böyle olmasa arkasında yüzde yüz durabilecek olmasa bir adamada gel buna para yatır diyemem.

Ben böyle bir aile terbiyesinden geliyorum çünkü bir işi gerçekten ya yaparsın ya da yapmassın. Yarım yamalak öyle şekerli sakız gibi işler yapama ben yani. Şunu demek istiyorum almaya layık birşey yaparsanız, satın alacaktır. Belki bir parçayı test etmek isteyecektir ancak ondan sonraki şarkıları merak edip aldıklarını düşünüyorum, on, onbir lira herneyse bunu vermeye değecek birşey yaptığınızda insanların satın aldığını düşünüyorum.

Albüm, kapağı sürpriz kartoneti ile tamamen çok farklı hazırlanmış bir konsept çalışma, müzik kendinizi anlatmanıza yetmiyor mu yoksa Zeynep Casalini'yi bütünüyle müziği ve tüm yaşam görüşüyle mi paylaşmak istiyorsunuz?

- Başka türlü sanatçı olunabileceğini düşünmüyorum, sadece şarkı söylemek yetemiyor, bu ülkede yetemiyor. Ben şarkıda bir benzetme yapmaya çalışıyorum şarkıda ama siz onu öyle algılamayabilirsiniz o yüzden emin olmam lazım. Benim anlatmak istediğim şeyin size geçtiğinden sağlama yapmam lazım, o yüzden BM raporunu koyduk albüm kartonetine. Onu orada okutmam lazım. Ben kitlelere ulaşabiliyorsam, ulaştığım kişilerin benim bunu çok önemsediğini bilmesini istiyorum Yalnız şarkı yapalım, şıkkıdı, şıkkıdı oynayalım istemiyorum. İçinde yaşadığımız sitemin dışındaki alternatif bir sistemde yaşamasını arzuluyorum dünya insanının, bunun içinde işimi kullanıyorum.

Kitlelere ulaşan herkezin bunu yapması gerekiyor, savaş karşıtı olması gerekiyor, çok alacabulacalı şeyler yaptığında yutuluyor belki ama iyi birşey yapmak için ayak diremek lazım. On şarkı yap, üçünde mesaj ver, yine aşkdan bahset ama bunlara da dikkat çek. Ben popüler müzik olmasın demiyorum ama o kadar korkunç şeyler şarkı diye piyasaya çıkıyor ki. Ben de popüler müziğin bir parçasıyım ama bu kadar da kaygısız ve yalan bir dünyaya inandırmaya çalışmıyorum insanları. Dünya gece klübü sansasyonlarından varolmuyor ve bunu seyredenler de bunun farkında. Buna karşı benim ses çıkarmam lazım, o tarz işlerin içinde olup kazandığı paraya bakanların da içhuzurları olduğunu düşünmüyorum. Doğru birşey yapmıyorlar çünkü.

Pek çok ünlü sesimizin dünyaya açılma hayalleri var, sizin sesiniz ve yorumunuz, müzikal birikiminiz dünyada kabul görebelicek kadar kaliteli, üstelik babanız İtalyan bir müzisyen, gelecekte yurtdışına yönelik atılımlarınız olacak mı?

Napolili olduğu için beraber Napoliten söylemeyi çok arzu ediyor benimle ama benim uzun gelecekle ilgili plan yapmama gibi bir huyum var. Dünyanın bin türlü hali var çünkü. Ama, evet böyle isteklerim var, dünyaya açılmak gibi bir klişe değil ama mesela babamla bir Napoliten söylemeyi gerçekten çok isterim, İtalyanca söylemeyi isterim çünkü yaptığım işler zaten dünya çapında; 'Duvar klibini' , 'Nilüfer'i dünyanın her yanında oynatabilirsiniz, böyle birşey doğabilir belki.

Sanatçılar arasındaki bir başka geleneğimiz ise hayatlarında bir kere de olsa bir Sezen Aksu çalışmasına sahip olmak, siz kendisine vokal de yaptınız, hiç içinizden geçiyor mu Aksu'nun size özel bir şarkı yapması?

Zaten 'Duvar' parçasının büyük bir kısmı ona ait ama bana özel bir şeyler ister miyim? Sezen bana telefon açıp gel sana şarkı yaptım dese tadından yenmez herhalde. Fakat ben daha çok onun benim işlerimi beğenmesini seviyorum, geçmiş tüm çalışmalarımı götüdüğüm gibi bu albümünü de kendi elimle götüreceğim. Şu aralar o da kendi albümüyle meşgul, bu albümünde de vokale gittim ben kendisine ve görüyorsunuz inanılmaz yoğun bir insan. Benim insanlarla kolay empati kurabilme gibi kötü bir yeteneğim var o yüzden o yoğunluğunda cevabın olumlu olacağını bildiğim halde açıp telefon yardım isteyemem.

Popüler olmaya ihtiyacı olmayan pek çok sevdiğimiz şarkıcının bile özel hayatından bir şekilde haberdarız, ama sizden hiç ses çıkmıyor, münzevi hayatı mı yaşıyorsunuz?

Ben bir insanım, bir kadınım hiç olur mu öyle şey? sarışınım mavi gözlüyüm,(gülüyor burada Casalini) arkadaşlarımla geziyorum, herşeyi yapıyorum ama bulunması gereken yerlerde bulunamam ben.

Peki denildiği gibi özel hayatın gizli kalması için çok mu özel çaba gerekiyor?

Hayır, inanın benim tanıdığım paparaziler beni gördüklerinde iyi akşamlar abla deyip yollarına edvam ediyorlar. Sokak ortasında erkek arkadaşımla öpüşsem yine çekmezler çünkü tavrımı biliyorlar. Bu çok keyifli birşey.

Kızınızdan bahsetmek istiyorum biraz artık genç kız, onunla olan ilişkiniz nasıl? Anne olarak kendinizi başarılı buluyor musunuz?

-Ben çok şahane görüyorum da o görmüyor beni valla. Ceren bir kere benim hayatımın sebebi, Allah iyi ki onu bana vermiş çünkü ben onunla varım. Aramız çok iyi ama bu birbirimize girmiyoruz demek değil. Çünkü o onaltı yaşında. Ceren'in bana hayran olduğunu çok iyi biliyorum, söylüyor zaten ama çok da gıcık oluyor aynı zamanda. Büyük bir aşk ve bağ aramızda. Büyümesini izlemek gerçekten keyif verici, işte onun bu sitem içinde biraz daha akıllı, biraz daha farkında bir çocuk olmasını istiyorum. Ben de onun yaşımda ailemin isetdiği gibi olmadığım gibi o da değil. Tabii ki çok şımardığı, çok naz yaptığı oluyor ama mümküm olduğu kadar uzlaşıcı yaklaşıyoruz birbirimize. Normal bir anne kız gibiyiz esasında. Bizi görenler abla kardeş sanıyor, beraber çok eğlenebiliyoruz.

Dedeniz Vedat Türkali, anneniz Deniz Türkali, dayınız Barış Pirhasan, böyle farklı ve yüksek bilçteki bir sanatçı ailede doğmuş olmak size ağır geldi mi hiç?

- Hiç olmadı, tam tersi. Ben insanların ciltlerce kitap okuyup anlamaya çalıştığı şeyleri, özümseyerek öğrendim. Emeğin ne olduğunu, insanların üstlerine basmadan yaşamak gerektiğini, namusunla para kazanmanın önemini, iç huzurunun önemini, paranın araç değil amaç olduğunu yaşayarak öğrendim. Benim ailemdeki hiç kimse düzene uymadı. En düzene uymuş gibi görünen benim çünkü pop müzik yapıyorum, her ne kadar rock varsa da içinde. ama bende farklı olduğunu biliyorum. Bide bunu duyuyorum, herkez ne kadar farklısınız diyev yaklaşıyor. Bu da bana inanılmaz bir iç huzuru veriyor.

Böyle sağlam bir temel ve önemli yaşamsal kodlar, 90 yılıından sonra doğan Ceren'e geçmiş midir sizce?

Hepsi geçmiş olamaz, dünyanın ne kadar hızlı değiştiğini gözönünde bulundurursak! Bir de ne gerek var diye de düşünebilirsiniz. Tam bu sorduğunuzu tartıştık geçenlerde arkadaşlarla ve şöyle birşey ortaya çıktı; biz okuyan bir nesildik çünkü kitaptan başka bir şey yoktu yararlanabileceğimiz, ama şimdi internet var, görsel dünya çok gelişti. ben ona yaptığım işle farklı olunabileceğini gösteriyorum. Benim BM raporunu albümüme koymam gibi şeyler onda mutlaka çentikler bırakıyordur diye düşünüyorum. ama anlamayabilir çok farklı bir meslek de seçebilir. Mümkünsünse seçsin zaten!

Sanatçı olmaya eğilimi var mı?

Ne yazık ki var, bir kere alkış müthiş bir uyuşturucudur. bende annemin aldığı alkışlara özenip bu yolu seçtim. Ama hem bunun tadını hem de bu yolda yürümenin ne kadar zor olduğunu benimle birlikte yaşadığı için . Esasında şimdilerde de yaşı gereği tam bu ikilemi yaşayıp kendine bir yol çizmeye çalışıyor. Umarım keyifle yapabileceği onu mutlu edecek bir meslek seçer.

Albüm için bu dört senelik es doğru şeyleri üretebilemek için şarj olmanız için gerekli bir süreç miydi?

- Biz şimdi otursak arkadaşlarımla beş ay kapansak yine bir albüm çıkartırız ama böyle birşeye gerek var mı? Ben dört sene oturmadım tabii ki, evet şarj oldum ama hayatta şarj oldum. Çünkü daha önce söylediğim gibi Ocak'a kadar albüm fikri yoktu ortada esasında. Hazırdım ama beklemiyordum. Şöyle diyebilirim, hani biri kestane şekeri uzatır ve o şeker gidip aldıklarınızdan daha lezzetlidir ya, bu albüm bende bir şeker tadı bıraktı açıkçası. Yemekten örnek veriyorum çünkü çok seviyorum, gerçekten. (gülüyor)

Ayşe Önal Madra-H2