Bizde Olup Bitenler Demokratik Ülkelere Benziyor

Bizde Olup Bitenler Demokratik Ülkelere Benziyor

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, 'Bizde olup bitenler en gelişmiş ülkelerde olup bitenlerle benzerlik göstermiştir." dedi.

Bizde Olup Bitenler Demokratik Ülkelere Benziyor

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Taksim'deki olaylara benzer manzaraların Amerika'da yaşandığını, İspanya'da insanların işsizlik yüzünden sokağa döküldüğünü, İspanya'da en iyi üniversitelerden mezun olan insanların bile işsiz kaldığını hatırlatıp, "İngiltere'de de eylemler oldu. Bizde olup bitenler en gelişmiş ülkelerde olup bitenlerle benzerlik göstermiştir." dedi.

Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Rize Valiliği tarafından bir otelde onuruna verilen akşam yemeğine katıldı. Gül, burada yaptığı konuşmada, gerek siyasi hayatında, gerek dışişleri bakanı iken Rize'ye çok geldiğini fakat ilk defa Cumhurbaşkanı sıfatıyla ili ziyaret etmenin mutluluğunu yaşadığını söyledi. Rize'de vatandaşların kendisine karşı göstermiş olduğu sevgi gösterilerinden ötürü onlara teşekkür ettiğini aktaran Gül, "Rize her ne kadar nüfusu çok büyük bir ilimiz olmasa da 1950'li yıllardan beri çok önemli siyasetçiler, devlet adamlarını Türk siyasetine kazandırmıştır. İki başbakan çıkartmıştır. Her ne kadar nüfusu az olsa da ağırlığı çok büyük olan bir il." şeklinde konuştu.

Rize'de belli başlı ziyaretlerde bulunduğunu, çay hasadı da yaptığını aktarıp, "Gerçekten yaşadığınız şehrin kıymeti bilin. Cennet gibi bir yerde yaşıyorsunuz. Bir tarafta deniz, bir tarafta yemyeşil dağlar var. Cenabı Allah her türlü zenginliği vermiş sizlere. Biz Kayseri'de yeşilin değerini sizden daha iyi biliriz çünkü üç tane ağaç görsek burası çok yeşil deriz. Rize'nin çok geliştiğini görerek bundan büyük memnuniyet duydum. Sadece Rize değil Türkiye'nin her tarafı gelişiyor." dedi.

İstikrar ve genel ekonomi politikaları neticesi sonucu ülkenin her tarafına yetişebildiklerini ifade eden Gül, "Çok şükür memleketimizdeki istikrar ve memleketimizin özellikle genel ekonomi politikalarının neticesi olarak, Türkiye'nin ekonomisinin sağlam olması, bir noktada testimizin dolu olduğunu gösteriyor. Çok büyük alt yapı yatırımları yapılıyor, kalkınma programları uygulanıyor. Avrupa'nın bir çok ülkesi çok büyük sarsıntılar geçirirken, insanlar ekonomik krizden sokaklara dökülürken, Türkiye son 10 yılda Avrupa Birliği'nin 5 katı fazla büyüdü. Bunun kıymetini hepimizin bilmesi lazım. İş adamlarımız, siz iyi bilirsiniz ki sıkıntı olduğunda zorlanırsınız. Malınızı satamadığınız, işçilerinizin maaşlarını ödeyemediğiniz dönemler çok geride kaldı. Köklü reformlar yapıldı. Siyasi ve hukuk reformları yapıldı. Bir çok tabu dediğimiz konu tabu olmaktan çıktı. Hukuk ve demokratik normlarımız yükseldi. Türkiye 'nin demokratik standartları Avrupa'nın seviyesine geldi. Son günlerde yaşadığımız olaylar bile Türk demokrasisinin testi anlamına gelmektedir. Çevremizdeki ülkelere baktığımızda, Ortadoğu'daki bir çok Müslüman ve Arap ülkelerine baktığımızda, son 2 – 3 yıl içinde çok büyük değişiklikler ve olaylar oldu. Maalesef onların biri komşumuz Suriye. Hepsi kardeşimiz ve ülkeleri maalesef yangın içerisinde. Tüm bunlar niye oldu?' dediğimizde, insanlar temel hak ve hukuk için sokağa döküldüler. 'Mahkemeler düzgün olsun' dediler. 'çok partili sistem olsun', 'seçimler adil olsun' 'hiç kimse yüzde 98 gibi gülünç rakamlarla seçilmesin, 'herşey şeffaf olsun' dediler. Amerika'da da birden bire insanlar ayaklandı. Taksim'deki olaylara benzer manzaralar Newyork'ta da yaşandı. İspanya'da da insanlar işsizlik yüzünden sokağa döküldü. İspanya'da en iyi üniversitelerden mezun olan insanlar bile işsiz kaldı. Yunanistan, İngiltere'de de eylemler oldu. Bizde olup bitenler en gelişmiş ülkelerde olup bitenlerle benzerlik göstermiştir." diye konuştu.

Türkiye'de olup bitenlerin bu ülkelerden çok farklı olduğuna da değinen Gül, sözlerini şöyle sürdürdü: "Bizde olup bitenler onlardan çok farklı. Bizde olup bitenler 2 sene önce Amerika'da oldu. Amerika, dünyanın en gelişmiş demokrasisi, birdenbire insanlar ayaklandı, Wall Street işgali diye, üniversiteleri işgal ettiler, sokakları işgal ettiler, polis onlarla uğraştı. Dün akşam Taksim'de gördüğümüze benzer manzaralar New York'ta da oldu. İspanya 'da da oldu. Orada daha acı. İnsanlar 'işsiziz' diye sokaklara döküldüler. Yunanistan 'da oldu. İngiltere 'de oldu birkaç yıl önce. Üniversiteler harcı yükseltti. Dediler ki, 'bu mali sisteme ters geliyor' diye sokağa döküldüler. Orada da hatırlarsanız, neler oldu. Arabaları yaktılar. Dolayısıyla bizde olup bitenler en gelişmiş demokratik ülkelerde olup bitenlere benziyor. Bu ayrımı çok iyi yapmak lazım. Bu noktaya nasıl geldik? 10 yıl içindeki çok köklü reformlar, ekonomideki, hukuktaki reformlarla. Tabularımız vardı. Kürt kelimesini derken bile 10 sene önce zorlanarak söylenirdi. Memleketin bir gerçeği olduğunu böyle bir nüfusumuz olduğunu herkes gördü. Bunlardan korkardık biz. 'Televizyonda yarım saat Kürtçe yayın yapılabilir mi?' diye konuşulurdu memlekette. Bunları yapamazdık. Bugün geldiğimiz noktada görüyorsunuz. Şüphesiz ki memleketin demokrasisini ve hukukunu daha da mükemmelleştirmek için yapılacaklar var. Dolayısıyla bu olup bitenlere baktığınızda sakın moraliniz bozulmasın. Nihayetinde 'ben bu ağacı kestirmem' diyor bazıları. 'Bana büyük cinayetlerin faillerini bul' diye sokağa çıkıp parkları işgal etmiyorlar. 'Olağan üstü halleri kaldırın, bu memleket sıkıldı' diye de sokağa dökülmüyor insanlar."

Gül, Gezi Parkı olaylarının çıkışına da değinip sözlerini şöyle sürdürdü: "Bir kısım gençlerin çıkmış, onları da anlamamız lazım. Jenerasyon farkları var. Benim jenerasyonumla oğlumun jenerasyonu farklı. Bunları anlamamız lazım. Onlar da 'buraya bu binayı yapmayız, burası böyle kalsın' istiyorlar. Bunlar hukukla, siyasetle olur. Konuşulur, kararlaştırılır. Bugün oturdular işte konuştular. Neticede inatlaşarak da olmaz tabii ki. Herkes bütün iddiasını ortaya koyduktan sonra bu işler nihayetinde çözülemiyorsa mahkemeye gider ve herkes sevse de sevmese de kabul eder. Bizdeki olaylar bu şekilde olaylar. Şüphesiz ki, koskoca ülkede bazı şiddete başvuranlar da oluyor. Bir sürü çeşitli örgütler var. Bunları herkes biliyor. Onlar böyle bir yola başvuruyor. Bu demokratik bir hak değil. Demokratik hak şiddete başvurmadan aykırı düşünceni, talebini, protestoyla başka şekilde gösterebilirsiniz. Ama şiddet olursa 'şiddete de müsaade etmem' demek de polisin görevi. Bunları da ümit ederim ki suhuletle, anlayışla, büyük bir olgunlukla geçireceğiz ve hepimiz olup bitenlerden ders çıkaracağız ve mesaj alacağız. Neticede Türkiye yoluna devam edecek." dedi.

Gül, memlekette yapılacak çok iş olduğunun da altını çizerek şöyle devam etti: "Türkiye'yi Almanya ve Fransa ile kıyasladığınızda bizim daha yürüyeceğimiz çok yolumuz var. Vakit kaybetmemiz lazım. Daha çok çalışmamız lazım. Enerjimizi, halkın beklentilerini karşılayacak, gelişmemizi daha ileriye götürecek şekilde harcamamız lazım. Yoksa yazık olur gerçekten. Herkesin memleketin kıymetini bilmesi gerekiyor. Hepimiz bu ülkenin eşit vatandaşlarıyız. Hepimiz her makama gelebiliriz, Hepimiz istediğimiz yerde yaşayabiliriz. Ama sorunlarımız varsa ki muhakkak olacaktır. Mükemmel diye bir şey yok. Ama bunları aklıselimle, suhuletle elbirliği ile çözmemiz lazım. Başkaları başka şeylerle uğraşırken; Avrupa büyük ekonomik krizlerle uğraşırken, maalesef üzülerek söylüyorum, komşularımız çok büyük siyasi sıkıntılarla uğraşırken, hatta Suriye gibi büyük bir iç savaşın içinde yaşarken, biz memleketin kıymetini bilip, enerjimizi başka bir yere harcamadan, memleketi ileri götürmeyi, hızlı şekilde yürümeyi gerçekleştirmemiz lazım. Bunu yapacağımıza inanıyorum. Çünkü hepimizin yeteri kadar tecrübemiz var. Suriye gibi bir ülke gözümüzün önünde kendi kendini yok ediyor, imha ediyor adeta. Allah kimsenin başına vermesin böyle bir şey. Bizim de terörden neler çektiğimizi biliyoruz. İnşallah o günler bir daha gelmeyecek. Bu acılar tekrar çekilmeyecek."