Bilecik Karabuğday Ambarı Olacak

Bilecik Karabuğday Ambarı Olacak

Bilecik'in Gölpazarı ilçesine bağlı Kurşunlu, Beşevler ve Bolatlı köylerinin, uygun toprak ve iklim yapısı nedeniyle "karabuğday ambarı" olması bekleniyor.

ZAFER ÖZUĞUR - Bilecik'in Gölpazarı ilçesine bağlı Kurşunlu, Beşevler ve Bolatlı köylerinin, uygun toprak ve iklim yapısı nedeniyle "karabuğday ambarı" olması bekleniyor.

Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığı, Ankara Üniversitesi (AÜ) Kalkınma Çalışmaları Uygulama ve Araştırma Merkezi (AKÇAM), Karabuğday Yetiştiricileri ve Sağlıklı Yaşam Derneği (KARSADER) ve Türk Traktör desteğiyle hayata geçirilen "Kadın ve Aileleri ile Güvenli Tarım ve Sağlıklı Beslenme Projesi" kapsamında bölgede 300 dekar arazide "karabuğday" ekimi yapıldı.

Gluten içermemesi dolayısıyla çölyak hastaları ve gluten alerjisi bulunanlar için uygun bir gıda olan karabuğday, bölge çiftçisine iyi bir alternatif ürün olarak sunuluyor.

KARSADER Yönetim Kurulu Başkanı ve Proje Koordinatörü Yasemin Sürmeli, AA muhabirine yaptığı açıklamada, karabuğday gibi katma değeri yüksek ve insan sağlığı için son derece faydalı bir ürünün Gölpazarı'nda yetiştirilmesi için çalıştıklarını söyledi.

Sürmeli, ilçeye bağlı Kurşunlu, Beşevler ve Bolatlı köylerinde ekimlerin gerçekleştirildiğini belirterek, "Karabuğdayla 'çölyak' hastalığına bir nebze umut olmak ve onların gerekli olan gıda desteğine daha ucuz maliyetle ulaşmalarını sağlamak istiyoruz. Ayrıca bu ürünü yaygınlaştırmaya çalışıyoruz." ifadelerini kullandı.

Karabuğday ekimi konusunda, bir ay boyunca 15 değişik konuda çiftçilere eğitim verdiklerini anlatan Sürmeli, projenin bireysel değil, birlik ve beraberlik içinde yürütülmesini ve herkesin taşın altına elini koymasını hedeflediklerini vurguladı.

Sürmeli, projenin bir yıl olarak başladığını ama bunu sponsor firmanın da desteğiyle 2-3 yıl devam ettirmeyi planladıklarını belirterek, şunları kaydetti:

"Örnek bir proje olacak. Türkiye'ye de bu modeli yaymayı planlıyoruz. Pazarlama ayağı da önemli, sponsor firmalarımız var, onlara biz bu ürünlerin alım garantisini yapıyoruz. Yani çiftçimiz ürettikleri ürünü direkt pazarlayacaklar. Pilot çalışmalarımız başladı. Tarım ekonomisti olarak elde edilen ürünün gelirini de analiz edeceğiz. Elde edilen ürünün toprak, iklim yapısına göre nasıl etki gösterdiğini, tepki verdiğini analiz ederek, Türkiye genelinde nerelerde nasıl yetiştirileceğinin planlaması yapılacak. Burada toprak ve iklim yapısı çok uygun, karabuğday ambarı olacak bir yer."

"300 dekar arazide ekimlerimizi yapıyoruz"

AÜ Ziraat Fakültesi Tarla Bilimleri Bölümü öğretim üyesi Prof. Dr. Melahat Avcı Birsin de karabuğdayın yetiştirilmesinin kısa bir süreyi kapsadığını ve ekilen ürünün temmuz sonunda hasat edileceğini belirtti.

Birsin, beslenme noktasında alternatif ve sağlıklı bir ürün olan karabuğdayın, Türkiye'deki geçmişinin çok eski olmadığını aktardı.

Karabuğdayın, 2006 yılında Türkiye'de üretilmeye başladığını, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığına bağlı Araştırma Enstitüsü tarafından yetiştirilen 2 tescilli çeşidinin olduğunu, bunlardan birinin ekimini yaptıklarını anlatan Birsin, şöyle konuştu:

"Projenin amaçlarından bir tanesi de kadınların iş gücünü değerlendirmek, traktör kullanımında da kadının rolünün etkinliğini artırmak. Karabuğdayın adı buğday ama aslında buğdayla hiçbir benzerliği yok, çok farklı, yetiştirilme süresi kısa ve alternatif bir ürün. Bitki beslemesi açısından çok da nazlı bir bitki değil. Üç köyde yaklaşık 300 dekar bir arazide ekimlerimizi yapıyoruz. Karabuğday, tanesinde 65-70 oranında karbonhidrat var ama içerdiği protein ve gluten içermediği için protein ve buğday yapısı farklı, insan beslenmesinde kıymetli bir ürün."

Kurşunlulu çiftçilerden Oğuz Güven ise karabuğdayı ilk duyduklarında ne işe yaradığını bilmediklerini hatırlatarak, tohumundan çölyak hastalığı için faydalı bir ürün çıkacağını ve yurt dışında yaygın olarak kullanıldığını, bölgeye de katkı sağlayacağını öğrendiklerini söyledi.

Yörenin geçim kaynağının tarım olduğunu anlatan Güven, "Türkiye'nin diğer bölgelerine göre çok bakir bir alan. Ovamız tarımsal sit alanı ilan edildi ve bir tarım havzası. Tarımdan beslenen bir bölge burası. Bilecik'in diğer ilçeleri de aynı şekilde, burada başlatılan proje gerçekten sürdürülebilir olursa, büyük katkısı olacağı gibi Türkiye'ye de örnek olacağını düşünüyorum. Bizim kadınlarımız burada aktif, tarımda kadınlar yoğun çalışıyorlar." dedi.