Bergama Kozak Yaylası'nda Çevre Paneli

Bergama Kozak Yaylası'nda Çevre Paneli

İzmir'in Bergama İlçesine Bağlı Kozak Yaylası'nda Altın Sondaj Çalışmalarına Tepki Gösteren Halk, Piknik ve Panel Düzenledi.

Bergama Kozak Yaylası'nda Çevre Paneli

İzmir'in Bergama ilçesine bağlı Kozak Yaylası'nda altın sondaj çalışmalarına tepki gösteren halk, piknik ve panel düzenledi.

Kozak Yaylası Doğal Çevreyi Koruma Kültür ve Turizm Derneği tarafından düzenlenen panele yaklaşık 3 bin kişi katıldı. Panelin açılışında konuşan Dernek Başkanı Taner Tekin, Kozak Yaylası'nda 17 köyde yaklaşık on bin kişinin yaşadığını, bölgenin bir doğa harikası olduğunu, burada altın faaliyetine izin verilmemesi gerektiğini söyledi.

Bölgede yapılan sondaj çalışmaları sonucunda alınacak toprağın Ovacık köyündeki altın madeninde ayrıştırılacağını belirten Tekin, "Kozak Yaylası'nda yaşayan herkes doğayla barışık. Kimsenin yaşam alanımıza girmesine izin vermeyeceğiz. Kozak Yaylası'nın çam fıstığından ülke ekonomisine yıllık 40 milyon dolar tutarında ihracat girdisi sağlıyor. Bizim altınımız toprağın altında değil dallardaki kozalaklarda" dedi.

Açılış konuşmalarının ardından "Kozak Yaylası Çevre Koruma ve Bilinçlendirme" konulu panele geçildi. Ege Üniversitesi Çevre Sorunları Uygulama ve Araştırma Merkezi Müdürü Prof. Dr. Ümit Erdem'in yönettiği panele, Ege Üniversitesi Nükleer Bilimler Enstitüsü Öğretim Üyesi Mehmet Nurullah Kumru ve Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Baha Büyükışık konuşmacı olarak katıldı.

Prof. Dr. Ümit Erdem, Kozak Yaylası'nın dünyanın sayılı bölgelerinden biri olduğunu, burada çevrenin katledilmemesi gerektiğini dile getirdi. Hukuk kuralları çerçevesinde mücadele verilmesi gerektiğini belirten Prof. Dr. Erdem, "Türkiye'de sulanabilir alanların yüzde 24'ü Bakırçay Havzası'nda bulunuyor. Bergama, tarihi, turizmi, termaliyle örnek bir kent. El ele tutuşun, hukuku yanınıza alın, aranızdaki dostluğun, güvenin çalınmasına izin vermeyin. Çamlara uzanan eller kırılsın, bu ağaçlara kıymak

günahtır" dedi.

Prof. Dr. Baha Büyükışık ise siyanür liçi yönteminden sonra daha yeni yöntemlerin bulunduğunu ancak bunların maliyetinin fazla olması nedeniyle tercih edilmediğini söyledi. Prof. Dr. Büyükışık, "Bu topraklara herkesin vicdan borcu var. Korumamız gerekiyor. Altın çıkarıldıktan sonra canlı yaşaması mümkün değil" diye konuştu.

Prof. Mehmet Nurullah Kumru ise altının uranyumla birlikte olduğunu ve uranyumun daha değerli olduğunu, bölgede çok zengin uranyum yatakları bulunduğunu söyledi. Altın madeninin Ovacık'ta da bulunduğunu, uranyumun çıkarılması sırasında radyoaktif maddelerin açığa çıktığını belirten Kumru, dikkatli olunması gerektiğini ifade etti.

(SÖ-YK-SN-SN-Y)