Belediye İş Sendikası Samsun Şubesi 8. Olağan Genel Kurulu (3)

Belediye İş Sendikası Samsun Şubesi 8. Olağan Genel Kurulu (3)

Türkiye Kamu-sen Samsun İl Temsilcisi İsmet Çiftci, Türkiye'de Özelleştirmenin Devletin İmkanlarının Özel Sektöre Peşkeş Çekilmesinden Başka Birşey Olmadığını Öne Sürdü.

Belediye İş Sendikası Samsun Şubesi 8. Olağan Genel Kurulu (3)

Türkiye Kamu-Sen Samsun İl Temsilcisi İsmet Çiftci, Türkiye'de özelleştirmenin devletin imkanlarının özel sektöre peşkeş çekilmesinden başka birşey olmadığını öne sürdü.

Türk-İş'e bağlı Belediye İş Sendikası Samsun Şubesi'nin 8. Olağan Genel Kurulu'nda söz alan Kamu-Sen Samsun İl Temsilcisi İsmet Çiftci, ülkedeki 25 milyon işgücünün bir seçim stratejisi oluşturması halinde bugünkü iktidar partisinden daha güçlü bir iktidarın ortaya çıkacağını savundu. Sendikalar ve sivil toplum kuruluşlarının önemine değinen Çiftci, "Bu kuruluşların örgütleri var. Biz örgütlerimizi sadece zorunluluk olarak tutuyoruz. Biz öncelikle örgütlerimize sahip çıkmalıyız" dedi. Ülke menfaatleri için bir noktaya gelinmesi gerektiğini vurgulayan Çiftci, "Oysa biz atadan, dededen kalma basit hurafelerle bölünüp parçalanıyoruz. Oylarımızla her seçimde iktidarları deviriyoruz ama gelen gideni aratıyor. Bunun böyle olmaması için örgütlerimize sahip çıkalım. Örgütler, ortak hareket etme kültürü gerektirir. Eğer bu hareketi gerçekleştirebilirsek o zaman bizim seçtiklerimiz, bizi sömürme yerine bizi iyi temsil etme hakkı elde eder" diye konuştu.

Samsun'un siyaseten 2. ligde bir kent olduğunu iddia eden Çiftci, teşvik yasası çıkarılırken başlatılan girişimde önlerinde hiçbir siyasetçiyi göremediklerini kaydetti. Çiftci, "Tabii ki Samsun fakir olacaktır. Samsun'a geçmişte mobil santral getirildi. Kimsenin kabul etmediği pislik bırakıldı. Şimdi tersane söylendi, gemi söküm tesisine dönüştürmeye çalışıyorlar, onu da kimse kabul etmiyor. Çarşamba Ovası mobil santralle kirletildi, denizlerimiz de gemi söküm tesisleriyle kirletilmek isteniyor" şeklinde konuştu. Samsun'da halkın sesinin yükselebilmesi için bu seçimlerde seçilecek insanların iyi analiz edilmesi gerektiğini vurgulayan Çiftci, değişik yalanlarla menfaat sağlamaya çalışanların ayıklanması gerektiğini açıkladı. Çiftci, "Ayıklamadığımız zaman seçtiklerimize 5 yıl katlanmak zorunda kalıyoruz" derken, özelleştirmeleri de eleştirdi. Özelleştirme denen şeyin Türkiye'de devletin imkanlarının uyanık özel sektöre peşkeş çekilmesinden başka birşey olmadığını öne süren Çiftci, şunları söyledi:

"Örneğin Türk telekom 6.5 milyar dolara özelleştirildi. Türk Telekom her yıl devlete 2 milyar dolar kurumlar vergisi ödeyen bir kuruluştu. Zarar eden bir kuruluş vergi ödeyemez. Kurumlar vergisi, gelir vergisi kardan alınır. Bu vergi yüzde 30'dan yüzde 20'ye indirildi. Yani 3'te biri şirketin cebine bırakıldı. Yılda 670 milyon dolar, 10 yılda 6 milyar 700 milyon dolar eder. Hani Türk Telekom'u özelleştirmiştiniz? Şimdi Türk Telekom'un bir reklamı var. '1 Mart'tan sonra geliyorum' diyor. Çünkü biz artık şehirlerarası görüşmelerimizi cep telefonuyla, internet üzerinden yapıyoruz. Ne kaldı şehiriçi görüşmeler. Şimdi onları 3 katına çıkaracak hamleler hazırlıyorlar. İşte özelleştirmenin cebimize girecek bir tuzağı daha. Özelleştirme ve taşeronlaştırma, insanları fakir etmekten başka bir şey değildir."

Türkiye'deki cari açıkla ilgili açıklamalarda da bulunan Çiftci, "Bir de cari açık olayı var. Ülkenin döviz gelirleri ve döviz giderleri durumu var. Döviz gelirleri; ihracat, turizm, işçi dövizleri, transfer gelirleridir. Döviz giderleri ise; turizm, ithalat, transfer giderleridir. Bizim ülkemizde 3 gider ne yazık ki 4 gelirden fazla. Çünkü ithalat ihracattan daha çok artıyor. Çünkü özelleştirilen kuruluşlar paraları yurtdışına götürüyorlar, transfer giderleri gelirlerinden daha fazla. Turizm çökmek üzere. Biz ülkemize gelen şurada bavul ticareti yapanları da turist sayıyoruz. Türkiye'de bin dolarla yabancı bir aile 1 ay tatil yaparken, bizim bir vatandaşımız 3 günlük tatili yurtdışında 5 bin dolara yapabiliyor. Bu yıl yüzde 33 artarak 33 milyar dolara yaklaşan cari açık, Türkiye'deki kurumların çökmesinin bir delilidir. Gelirlerimizin artması için ülkenin iyi idare edilmesi gerekir" ifadelerini kullandı.

(AG-OK-OK-Y)