BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun Açıklamaları

BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun Açıklamaları

Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği (Atb) Olağan Genel Kurul Toplantısına Katılmak Üzere Almanya'ya Gelen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, Cumhurbaşkanlığı Seçimleri, Genel Seçimler, Misyonerlik Gibi Güncel Konularda Partisinin Yaklaşımlarını Açıkladı.

BBP Genel Başkanı Yazıcıoğlu'nun Açıklamaları

Avrupa Türk Kültür Dernekleri Birliği (ATB) Olağan Genel Kurul toplantısına katılmak üzere Almanya'ya gelen Büyük Birlik Partisi (BBP) Genel Başkanı Muhsin Yazıcıoğlu, cumhurbaşkanlığı seçimleri, genel seçimler, misyonerlik gibi güncel konularda partisinin yaklaşımlarını açıkladı.

İlk olarak, partisinin büyüme sürecine girdiğini ifade eden Yazıcıoğlu, geçtiğimiz günlerde Ankara'da yapılan kurultay ile ilgili olarak, "BBP büyüme sürecine girdi. Bu sürecin getirmiş olduğu büyümeyi parti yönetimine yansıtmak üzere kurultay yaptık. Çok görkemli bir kurultay oldu. Kitlesel katılımıyla, heyecanıyla, disiplin ve vizyonuyla çok olumlu geçti" dedi.

Malatya teşkilatında yaşanan istifalara da değinen Yazıcıoğlu, "O arkadaşlarımızın önemli bir kısmı istifalarını geri aldı. Hanifi Kartal ise duygusallık yaptı. Kendisi değerli bir arkadaşımızdır. Herkesin fikrine saygı duyuyoruz. BBP'de istifa yaşandı, fakat çok sayıda tecrübeli siyasetçiyi de kadromuza kattık. Zamanında partimize hizmet etmiş arkadaşlarımızın partiye gelmek istemesini olumlu karşılıyoruz. Kapımız herkese açık" diye konuştu.

Genel seçimlere kadar çok şeyin değişeceğini ileri süren Yazıcıoğlu, "Seçim ameliyata benzer. Hasta ameliyat salonuna gidene kadar bütün verileri düzgündür, hatta neşter vurulana kadar da tansiyonu falan normal gözükür. Fakat iş ameliyata gelince yeni komplikasyonlar çıkabilir. Bütün şartlar değişir. Biz çoğu şeyin değişeceği kanaatindeyiz ve bu değişimde BBP hak ettiği yere gelecektir. BBP en hızlı gelişen siyasi parti. Seçimler sonrasında partimiz hak ettiği yerde olacak" diye karşılık verdi.

BBP olarak herhangi bir partiyle ittifaka gitmeyeceklerini söyleyen Yazıcıoğlu, "BBP herhangi bir partiyle ittifak yapmayacak. Böyle bir arayış ve süreç söz konusu değil. Biz partiyi büyütmeye kilitlenmiş durumdayız. Kendi anlayışımızla büyüyüp meclise gireceğiz. Şu anda ittifak projesiyle değil ama iktidar projesiyle ilgileniyoruz. DYP-ANAP arasında bir bileşme konusunda henüz somut bir gelişme yok. Bu sadece temenni aşamasında. Bizim içinde zaman zaman gazetelerde ittifak senaryoları yazılıyor. Oysa

bizim hiçbir şeyden haberimiz yok. Bütün bu senaryolar içerisinde bizim ismimiz var ise demek ki doğru yoldayız. Kendi ilkelerimizle siyasi geçmişimizle siyasetteki söylem ve politikalarımızla yaptıklarımızla değerlendirilmemiz lazım. Bir başkasına kıyasla olmamalı. Siyasi partilerin yakınlıkları, uzaklıkları söz konusu olmaz. Unutmayın ki, en yakın gördükleriniz en uzaklardır" diye konuştu.

MHP ile ittifakın sözkonusu olmadığını da ifade eden Yazıcıoğlu, "MHP ile kesinlikle bir ittifakımız olmayacaktır. Zaten MHP'nin böyle bir arayış içerisinde olduğunu düşünmüyorum. MHP, Türk milliyetçiliğini yönetme hakkını kullanmasını bilmedi. Millet kendisine yönetme hakkı verdi, onlar ise hakkı başka birine teslim etti. Ancak tabanlarımız farklı değil" dedi.

MHP'nin milliyetçiliği ile BBP'nin milliyetçiliği arasındaki farklara değinen Yazıcıoğlu, "Hangisinin daha milliyetçi olduğuna dair bir soru sorulamaz, bu sorunun cevabı olmaz. Böyle bir ölçü birimi yok. Bu siyasette görülür. Uygulamada, tavırda, icraatta görülür. Bu işler sloganla, söylemle olmaz, eylemle olur. MHP, IMF, Avrupa Birliği (AB), Uluslararası Tahkim ve Ulusal Program gibi kararların altına imza attı. Bunlar benim anladığım Türk milliyetçiliği ölçütlerine uygun kararlar değil" şeklinde

konuştu.

Ulusalcılığın milliyetçiliği tehdit etmediğini kaydeden Yazıcıoğlu, "Bizim anladığımız milliyetçilik Türk milletinin tüm değerlerine sahip çıkmayı, bunları korumayı gerektiriyor. Milletin inanç değerleriyle çatışan bir milliyetçilik anlayışını kabul etmiyoruz. Ulusalcılık milliyetçiliği tehdit etmiyor. Milletin inanç değerleriyle çatışma kültürü ve anlayışı Türk milliyetçiliğiyle bağdaşmamaktadır" dedi.

Hrant Dink cinayetinde BBP'nin adının sıkça geçmesinin komplodan ibaret olduğunu ileri süren Yazıcıoğlu, şöyle devam etti:

"Tamamı komplo diyebilirim. Maalesef Türkiye uzun zamandır açık alan haline getirildi. Türkiye bunaldı ve daraldı. Bunlar yetmezmiş gibi Türklük değerlerine İslami değerlerimize, peygamberimize yönelik hakaretler, tarihimize karşı iftiralar milletimizi çok hassas ve duyarlı hale getirdi. Özellikle genç kuşakları, dokunduğunuzda patlayacak bir duruma getirdi. Böylesi bir ortamda birileri işlerini daha rahat yapabiliyor. BBP'nin bu sürece dahil edilmesini şiddetle kınıyoruz. Çok bilinçli bir şekilde bir

fotoğraf karesinden hareketle partimizi suçlamaya kalktılar. Sonuç ise ortada. Amaçları kafaları karıştırmaktı. BBP'ye imaj giydirmekti, başaramadılar."

Malatya'da meydana gelen olaya da değinen Yazıcıoğlu, "Tabi misyonerlik faaliyetleri dünyanın her yerinde hassasiyetle takip edilen faaliyetlerdir. Batı da misyonerlik serbest mi? Öyle zannediliyor fakat asla serbest değil. Din, inanç özgürlüğü ayrı, misyonerlik faaliyeti ayrı bir konudur. Herkesin korkusuzca dinini ve inançlarını yaşaması; dini kurumlarını inşa etmesinden yanayız. Böyle olması gerekir. Ancak misyonerlik faaliyeti bundan daha farklı olarak yapılıyor. Yoksul, eğitimsiz çocukları para

imkanı ve şantajla kullanmak suretiyle onların din değiştirmesi sağlanıyorsa işte orada duracaksınız. Bu din özgürlüğü değildir. Bunun adı misyonerliktir ve biz misyonerliğe karşıyız. Tabi misyonerliği durdurmak için kullanılan şiddetin de karşısındayız. Can alarak hiçbir yere varılmaz. Bunlar yasa çerçevesinde düzeltilmeli. Önce Trabzon, ardından Malatya ve sırada hangi şehir var bilemiyoruz. Trabzon üzerinde olmayan Pontus'u inşaya kalkanlar oturup düşünsünler. Türkiye'yi büyük bir mücadele bekliyor.

Cinayetlerin arkasında kesinlikle operasyonel faaliyetler var" şeklinde konuştu.

Cumhurbal yakın gördükleşkanlığı konusunda BBP'nin tutumunun net olduğunu söyleyen Yazıcıoğlu, "BBP'nin çizgisi ve düşüncelerinin ne kadar isabetli olduğu, bu süreçte bir kere daha anlaşıldı. Kurulduğumuzdan bu yana cumhurbaşkanımızı halk seçsin diyoruz. Eğer bize kulak verilseydi, bugünkü tartışmalar olmayacaktı. Önceki iktidarlar maalesef demokratik bir kafa yapısına sahip olmadıkları için bu yolu açmadılar. Bugünkü iktidarın da bu yönde bir çabası yok. İktidar partisi isteseydi, 4.5 yıl içinde bu

iktidar milletin önünü açardı. Millet hür iradesiyle cumhurbaşkanını seçerdi. Hiçbir dedikoduya, örtülü tehdide yer verilmezdi. Bizim tavrımız cumhurbaşkanının halk tarafından seçilmesinden yana. İnsanlar AK Parti'yi tek başına iktidara getirdi ki, sorunları çözsün. Fakat bu yönde ben mantıklı bir adım görmedim. AB'nin her istediğini yapmak, BOP'un gerçekleşmesi için dayatmalara boyun eğmek başarı değildir. 367 meselesine karışmam. O hukuki bir tartışma. Onu hukukçular tartışıyor. Sistemin böyle

zorlanmasını, demokratik sistemin aşındırılmasına çalışılmasını doğru bulmuyorum. İşte bu şekilde zorlama yöntemlere fırsat vermeyecek açıklığa ihtiyaç var. Demokrasi açıklık rejimidir. Bu iktidar elindeki milletin verdiği imkanı iyi kullanmadı. Boşa harcadı. Bir daha böyle bir fırsatı bulabilme ihtimali olacağını düşünmüyorum" ifadelerini kullandı.

Cumhurbaşkanlığı seçiminde, adayın eşinin başörtülü olmasının sorun olmadığını kaydeden Yazıcıoğlu, "Cumhurbaşkanının eşinin başı tabi ki örtülü olabilir. Bizim başörtüsüyle ilgili bir sorunumuz yok. Anayasamızda cumhurbaşkanlığına kimlerin adaya olacağı, cumhurbaşkanının nasıl seçileceği ve görevleri belirlenmiştir. Bunlar içerisinde eşinin başörtüsü ile ilgili bir özel hüküm veya kural yoktur. Olması da düşünülemez" dedi.

Önümüzdeki genel seçimlerle Avrupa'daki Türkler'in oy kullanıp kullanamaması konusunda da değinen Yazıcıoğlu, "Almanya, sandık ile ilgili 'gelin konuşalım' diyor. Kimse yanaşmıyor. Sonra yetiştiremeyiz diyorlar. Peki bu meseleyi 4.5 yıldır iktidar olan bir parti mi çözecek, yoksa biz mi çözeceğiz? Tabi ki zamanında bu hakla uğraşmazsanız yetişmez. Avrupalı Türkler mutlaka oy kullanmalı. Bu demokratik bir haktır. Kimse bu haktan insanımızı mahrum etmemeli. Anlaşılıyor ki, bizimkiler Alman yetkililerle

ayak üstü konuşmuşlar. Hiçbir ciddi teşebbüste bulunmamışlar. Ciddi teşebbüste bulunulursa, bu sonucun alınabileceği anlaşılıyor" değerlendirmesinde bulundu.

(OS-OYK-OYK-MEF-D)