Başbakan Yıldırım Canlı Yayında

Başbakan Yıldırım Canlı Yayında

Başbakan Binali Yıldırım, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yönelik "tek adam" tartışmalarına ilişkin, "Tek adam' dediğin darbeyle gelir. Yani milletin oyuyla gelen, patronun millet olduğu yerde tek adam olmaz. 'Tek adam' görmek istiyorsa Sayın Kılıçdaroğlu, aynaya baksın.

Başbakan Yıldırım Canlı Yayında

Başbakan Binali Yıldırım, cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yönelik "tek adam" tartışmalarına ilişkin, "Tek adam' dediğin darbeyle gelir. Yani milletin oyuyla gelen, patronun millet olduğu yerde tek adam olmaz. 'Tek adam' görmek istiyorsa Sayın Kılıçdaroğlu, aynaya baksın. Yedi seçim kaybedip koltuğunu koruyan bir genel başkan 'tek adam' demektir. Tek olan ne var? Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan." dedi.

Yıldırım, Beyaz TV canlı yayınında gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu, soruları yanıtladı.

Cumhurbaşkanlığı hükümet sistemine yönelik "tek adam" tartışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunan Yıldırım, Türkiye'de partilerin olduğunu ve seçimlere girdiklerini söyledi.

Yıldırım, "Girecekler. Cumhurbaşkanlığı, 2014'te de seçime girdiler. AK Parti aday gösterdi, karşısında bir sürü parti de tek bir aday gösterdi. Yarıştılar ve kim kazandı? Recep Tayyip Erdoğan. Kimin oylarıyla kazandı? Milletin oylarıyla. Darbeyle mi geldi? 'Tek adam' dediğin darbeyle gelir. Yani milletin oyuyla gelen, patronun millet olduğu yerde tek adam olmaz, 'tek adam' diye bir şey olmaz." ifadelerini kullandı.

Seçimin olduğu yerde "tek adam" olmayacağını vurgulayan Yıldırım, "Seçtik, 5 yıl çalışacak. Beş yıl sonra beğenmedik, gönderdik, başkasını getirdik. Nasıl tek adam oluyor? İkinci sefer seçiyor, üçüncü seferde de... 'Çok iyi çalışıyor'. Yok kardeşim. Bitti, iki dönemle sınırlanmış. Padişahlık mı bu, babadan oğula geçecek, seçim olmayacak? Asker emrinde, o emrinde, istediğin kadar hükümdarlık süreceksin, öyle bir şey var mı?" diye konuştu.

Yıldırım, Recep Tayyip Erdoğan'ın 11,5 yıl başbakanlık yaptığını anımsatarak, "İstese de daha fazla da yapardı çünkü millet destek veriyor. Yeni sistemde herhangi bir cumhurbaşkanı 10 yıldan fazla yapamayacak, sınırlama geliyor. 5 yıl artı 5 yıl. Onun için patronun millet olduğu yerde tek adam olmaz. Tek adam görmek istiyorsa Sayın Kılıçdaroğlu, aynaya baksın. 7 seçim kaybedip koltuğunu koruyan bir genel başkan 'tek adam' demektir. Tek olan ne var? Tek millet, tek devlet, tek bayrak, tek vatan. Bunlar tek." değerlendirmesinde bulundu.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu'nun 16 Nisan'daki halk oylamasında "Evet" çıkması durumunda "İstifa etmeme gerek yok." şeklindeki açıklaması hatırlatılarak, "Böyle bir durum karşısında etmez mi?" sorusu yöneltilen Yıldırım, "Onların kendi iç meseleleri. Ben ona girmek istemem. Zaten etmeyeceğini beyan etmiş. Onun üzerine bizim söz söylememize gerek yok. Cumhuriyet Halk Partisi kurulları, tabii ki değerlendirmelerini yapacak, ona göre hareket edeceklerdir. Aynı şekilde bizim de partimiz var. Sonuçlara göre biz de değerlendirmelerimizi yapacağız." yanıtını verdi.

"Cumhurbaşkanı ve kuracağı kabine, Meclis'e kanun teklifi veremeyecek"

Başbakan Yıldırım, yeni sistemde Meclis'in "sözde" olacağına yönelik eleştirilerin sorulması üzerine şunları kaydetti:

"Bu konuda 'Meclis etkisiz hale gelecek, yok olacak.' söylemi, Meclis'in bir üyesi olan bir genel başkan için, aynı zamanda bir milletvekili olan genel başkan için doğrusu hiç yakışmayacak bir şey. Ait olduğu siyasi kurumu bu kadar itibarsızlaştıran bir genel başkan ben görmedim. Böyle bir şey yok. Meclis'in yetkileri artıyor, azalmıyor. Mevcut yetkilerinden elinden giden iki tane şey var. Biri gensoru, ikincisi güvenoyu. Bunlar niye kaldırıldı? Çünkü sistem değişiyor. Yani hükümet sandıkta kurulduğu için güvenoyunu millet veriyor, başbakanlık müessesesi Bakanlar Kurulunda olmadığı için, cumhurbaşkanlığında yetkiler birleştirildiği için gensoru müessesesi otomatik olarak kalkıyor ama onun yerine başka denetim mekanizmaları geliyor.

Meclis'in iki türlü görevi var. Birinci görevi, yasa yapmak. Şu anda da Meclis yasayı yapıyor ama getirilen değişiklikle Meclis'te yasa tekliflerini milletvekilleri verecek, hükümet değil. Cumhurbaşkanı ve kuracağı kabine, asla Meclis'e kanun teklifi veremeyecek. Sadece bütçe kanunu verecek çünkü bütçe hükümetin işi. Cumhurbaşkanlığının bütçesi olacak, bir yıl boyunca nereye ne harcayacağını yazacak, çizecek. Meclis de onu inceleyecek, görüşecek, tartışacak, onaylayacak. Aynen bugün de olduğu gibi, değişen bir şey yok."

Kanun tekliflerinin milletvekillerince tek tek verilebileceğine dikkati çeken Yıldırım, "Bu, ne anlama geliyor? Milletvekilleri daha güçlü hale geliyor. İşin bir tarafı bu. Mevcut yetkiler, savaş ilanı, para basmak, kanun çıkarmak, soruşturma açmak... Kimin hakkında soruşturma açabilecek? Cumhurbaşkanı hakkında. Kimin hakkında? Başkan yardımcıları hakkında. Kimin hakkında? Bakanlar hakkında." diye konuştu.

Yıldırım, cumhurbaşkanı hakkında soruşturma açmanın, mevcut anayasada hemen hemen karşılığının olmadığını belirterek, sözlerine şöyle devam etti:

"Niye yok? Çünkü sadece vatana ihanetten böyle bir suçlamada bulunabiliyorsunuz. Onun da ciddi olabilmesi, bunun yargılamaya dönüşmesi için Meclis'teki üye sayısının 4'te 3'ünün onayı gerekiyor. Peki, yapılan değişiklikle ne geliyor?

Değişiklikle gelen şey şu. Bu sefer cumhurbaşkanı, herhangi bir suçtan suçlanabiliyor. Aklınıza ne gelirse, görev sırasında herhangi bir suçla suçlanabiliyor. Bunun için yargılanması gerekirse lazım olan sayı 4'te 3 değil, 3'te 2. Rakamlarla söyleyelim, mevcut sistemde 413 milletvekilinin kabul oyu vermesi lazım, Yüce Divan'a gitmesi lazım. Yeni sistemde 367 milletvekilinin kabul oyu vermesi lazım.

Mevcutta hem suçlama yok, suçlamaların çeşitliliği yok. Bir tane soyut suçlama var, hemen hemen o da suç değil zaten. Tanımlanmış bir şey yok. Türk hukukunda 'vatana ihanet' diye bir suç yok. Olmayan bir suçtan suçlayabiliyorsunuz ve Yüce Divan'a göndermek için 413 milletvekili lazım."

Mevcut anayasada Meclis'e milletvekillerinin soru önergeleri verdiğini, sözlü soru önergesinin kalktığını hatırlatan Yıldırım, yeni düzenlemede de yazılı soru önergesi verileceğini ve milletvekilinin 15 gün içinde cevabını alacağına dikkati çekti.

Yıldırım, mevcut anayasada ise bunun için bir süre olmadığını vurgulayarak, "Cevap verirsin, vermezsin, belli değil yani belirsizlik var. Bütün bunları dikkate alınca, Meclis nasıl zayıflıyor, bana birisi anlatsın. Ben, burada yazılanları söylüyorum, kendimden bir şey söylemiyorum." ifadelerini kullandı.

"Seçen kimse aynı zamanda seçilebilmeli"

Başbakan Yıldırım, seçilme yaşının 18'e indirilmesinin "gençlere yönelik rüşvet olduğu" yönündeki iddiaların hatırlatılması üzerine şu değerlendirmelerde bulundu:

"18 yaşını dolduran herhangi bir aday oy veriyor. Şimdi getirdiğimiz ne? Seçme ehliyeti varsa, seçen kimse aynı zamanda seçilebilmelidir. Demokrasinin gereği budur, hukukun gereği budur. Bunu, bir rüşvet gibi gençlere tanımlamak, gençlere en büyük hakarettir. Sanki gençler önemsiz, seçilme hakkı vererek gençlerin aklını çelmek istiyoruz. Öyle anlaşılıyor. Bu gençler, onların bu şekilde nitelendirdiği, dikkate almadığı bu gençler, 15 Temmuz gecesi sokaklardaydı ve devleti, milleti, bayrağına sahip çıktı ve hayatını ortaya koydu. 39 tane gencimiz, 18-25 arasında şehit oldu. Bu gençlerin ruhunu sızlatmaya hakkınız var mı?"

Türkiye'de 18 ve 25 yaş arasında 9,5 milyon genç bulunduğunu anlatan Yıldırım, yurt dışındakilerle 59 milyon seçmen olduğunu söyledi.

Yıldırım, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Bu, ne demek biliyor musunuz? Yüzde 20'ye yakın seçmeni yok sayıyor, ana muhalefet genel başkanı, yok sayıyor. Bunların, sadece 18 değil, 19, 20, 21, 22, 23, 24, 25 olmak üzere 8 yaş grubu, bunları yok sayıyor ama öyle müthiş bir çelişki var ki. Maalesef bunu söylerken, gençlerle ilgili geçmişte söylediklerini unutuyor. Mesela, Cumhuriyet Halk Partisinin parti tüzüğünde gençlik kotası var. Buna göre 18 yaş ve üzerindeki gençler için kota koymuşlar, parti meclisine seçilebilir diye. Parti meclisine seçmek için kota koyuyorsunuz, milletvekili yahut muhtar, yahut belediye meclis üyesi, belediye başkanı gibi seçimle gelinen görevlere seçilmesini istemiyorsunuz. Bu, yaman bir çelişkidir.

Bununla da kalmamışlar. 2011 seçimleri öncesi seçim beyannamelerinde 'Seçilme yaşını 21'e indireceğiz.' demişler. Bununla da kalmamışlar, 2015'ta Cumhuriyet Halk Partisi milletvekili, Meclis'e kanun teklifi vermiş, 'Seçilme yaşı 18'e insin' diye. Kılıçdaroğlu da bunu mühürlemiş, 'Olur' demiş. Şimdi, bu ne perhiz bu ne lahana turşusu? Buna başka söyleyecek söz bulamıyorum. Bunlar hiçbir şekilde sağlıklı değerlendirmeler değil, gençlerimize güveneceğiz çünkü gençlerimiz bizim geleceğimiz, geleceğimizi, bu ülkeyi onlara teslim edeceğiz. Dolayısıyla onların daha şimdiden ülkenin sorunlarıyla haşır neşir olması lazım. Sadece, affedersiniz milletvekiline getirip işi bağlamaya lüzum yok. Siyasette gençlerin yapacağı başka işler de var.

Onun için 15 yaşında gidip 'Çanakkale geçilmez.' diyen gençler, bu ülkeyi bize vatan yapan o gençler, o kahraman gençler, 21 yaşında İstanbul'u fetheden Fatih... 18 yaş olunca ehliyet alacaksın, evleneceksin, iş güç sahibi olacaksın, askere gideceksin 20 yaşında ama siyasete, seçilmeye gelince 'Sen bekle, biz varız. Hele biz daha devam edelim.' diyeceksin. Böyle bir şey olmaz."

"Ankara'dakilerin çocukları seçilecek, vekil olacak." şeklindeki söylemlerin sorulması üzerine de Yıldırım, "Biz 15 senedir iktidardayız, bildiği bir şey varsa söylesin ama benim bir bildiğim var. Kendi oğlu 33 yaşında, henüz askere gitmemiş. Bu sene sonunda gidecek. Bunlar çok yanlış şeyler. Bunlar tamamen milletin kafasını karıştırmaya, olayı sulandırmaya yönelik şeyler." diye konuştu.

(Sürecek)