Başbakan Erdoğan: "Sonucunda Türkiye kazanacaksa asla kaybetme korkusu taşımayız"

Başbakan Erdoğan: "Sonucunda Türkiye kazanacaksa asla kaybetme korkusu taşımayız"

Başbakan Tayyip Erdoğan, bu ülkeyi kendi malı zannedenlere asla pabuç bırakmayacaklarını söyledi. Erdoğan, "Sonucunda Türkiye kazanacaksa biz asla kaybetme korkusu taşımayız, bu böyle biline." dedi.

Başbakan Erdoğan:

Başbakan Tayyip Erdoğan, bu ülkeyi kendi malı zannedenlere asla pabuç bırakmayacaklarını söyledi. Erdoğan, "Sonucunda Türkiye kazanacaksa biz asla kaybetme korkusu taşımayız, bu böyle biline." dedi.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Kızılcahamam'da düzenlenen AK Parti 11. İstişare ve Değerlendirme Toplantısı'nın ardından konuşma yaptı. Başbakan Erdoğan'ın konuşması öncesinde katılımın net sayısını belirlemek üzere yoklama yapıldı. Yoklama nedeniyle Başbakan Erdoğan'ın konuşması yarım saat geç başladı.

Erdoğan, istişare toplantısında Türkiye'nin topyekün fotoğrafını bir kez daha görmüş olmaktan parti grubunun ülke meselelerini bir bütünlük içinde bakmasından dolayı son derece memnun olduğunu söyledi. Erdoğan, toplantıda 95 arkadaşının söz aldığını belirterek, "Bütün ülke meseleleri hakkında anlamlı yol gösterici katkılarda bulundular. Dış politika konularında 6, ekonomi 16, sosyal politiklaar 13, terörle mücadele 17, TBMM ve iç güvenlik genel görüşmede 26 arkadaşımız söz aldı, görüş ve önerilerini heyetimizle paylaştı." dedi.

Yüreklerini açan önerileriyle siyasetlerine anlamlı katkıda bulunan bütün herkese teşekkür eden Erdoğan, "2 gündür özgür bir ortamda dile getirilen görüşler AK Parti'nin bir Türkiye partisi olduğunu, Türkiye'yi kucakladığını bir kez daha ortaya koymuştur. Bu görüşlerin hepsini Türkiye'yi bir bütün olarak kucaklayan, yolumuzun ne kadar aydınlık olacağını göstermesi bakımından önem arz etmekdedir." diye konuştu.

AK Parti'nin siyasetinin milletin yüreginde yankı bulduğuna dikkat çeken Erdoğan, "Bu toplantıda da yüreklerimizdeki umut ve heyecan tazelenmiş, azim ve şevkimiz artmıştır." dedi. Erdoğan, AK Parti'nin Türkiye'nin mutlu ve müreffeh kapılarını açan yegane anahtarı olduğunu belirterek, konuşmasını şöyle devam etti: "Bu gerçek her geçen gün biraz daha iyi anlaşılıyor. İç dış konjonktürün sıkıntılı olduğu ülkemizin önüne çeşitli sıkıntıların çıktığı dönemde AK Parti'nin onurlu duruşunun demokrasiye sadakati, özellikle önemini milletimizin bekası için büyük önem arz ediyor. AK Parti temel değerlerinin birlik ve beraberliğinin dostluk ve kardeşliğinin en güçlü temsildicidir. Bu günlerde bu gerçek çok daha önem arz ediyor. Zira AK Parti Türkiye'ye üzerinde oynanan oyunlara karşı bu milleti ortak duygunun ortak aklın hissiyatın da sahibidir."

TOPLUMUN SİNİR UÇLARIYLA OYNAYARAK SİYASET YAPMA GİBİ KÖTÜ ANLAYIŞ VAR

Türkiye siyasetinde çok uzun yıllardır toplumun sinir uçlarıyla oynanarak siyaset yapmak gibi bir kötü anlayışın olduğunu söyleyen Erdoğan, "Maalesef Türk siyasetinde çok uzun yıllardır toplumun sinir uçlarıyla oynayarak siyaset yapmak gibi kötü bir anlayış var. Devlet ile milleti birlikte düşünemeyen hizipçi siyasetçiler geçmişte devlet toplum ilişkilerine büyük zararlar vermişlerdir. Türkiye'yi yönetemeyenler yüzünden vatandaşın vicdanını yaralayan büyük yanlışlar yapılmıştır. Allah'a şükür ki o vesayetçi siyaset de, o tefrikacı hizipçi siyaset de tasfiye olmuştur. O irade AK Parti'dir. O iradenin öncü kadroları sizlersiniz. Burada birçok arkadaşımın da altını çizdiği gibi Türkiye'nin şu dönemde her zamandan daha çok aklıselime, sağduyuya, sorumluluk taşıyan siyasi duruşlara ihtiyacı var. Uzun vadeli düşünmek, duygularımızla değil aklımızla hareket etmek, parçayla değil bütünle uğraşmak zorunluluğumuz var." dedi.

Erdoğan, Türkiye'nin geleceğini, asırlardır bozulmamış ahengini düşünerek hareket etmesi lazım olduğunu vurgulayarak, "AK Parti, bu yolda tek başına da kalsa Türkiye'nin sadece ve fiziki idari bütünlüğünü değil insani ve duygusal bütünlüğünü de bütün gücü ve enerjisiyle savunmaya devam edecektir." diye konuştu.

Hiçbir zaman popülist olmadıklarını, bunu kendilerine ve siyasetlerine yakıştırmadıklarına değinen Erdoğan, "Yakıştıramayız da. İnsanlarımızın hassasiyetleriyle oynayarak, onların duygularını sömürerek, duyarlılıklarını kışkırtarak gelecek için tek bir oyu bile istemiyoruz." dedi.

TÜRKİYE KAZANACAKSA BİZ ASLA KAYBETME KORKUSU TAŞIMIYORUZ

"Sonucunda Türkiye kazanacaksa biz asla kaybetme korkusu taşımayız, bu böyle biline." diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü: "Sandıktan başarıyla çıkmak bütün siyasi partiler için çok önemlidir. Bundan mutluluk duyuyor, bu sonucu önemsiyoruz. Daha önemli bir hedef var, o da milletimizin gönlünü kazanmaktır, rızasını, duasını kazanmaktır. Yüzde 47'nin oyunu aldık ama yüzde 100'ün gönlünü kazanmak istiyoruz, asıl hedefimiz bu. Milletin bütün renklerini kucaklamayı, bütünleşmeyi siyasetimizin ana ekseni kabul ediyoruz. AK Parti iktidarı ikinci döneminde de milletin iradesinden, vicdanından, gündeminden ayrılmayacak, hizmet yolculuğunda aynı azim ve kararlılıkla çalışmaya devam edecektir. Bu ulvi yoldaki yoldaşlık ve kardeşlik çok önemlidir. Bütün insanlarının Türkiye'nin geleceğine sımsıkı sahip çıkmaları umudumuzu daha da artıyor. Bu ülkeye inanmanın, güvenmenin Türkiye aşkının 70 milyonla paylaşmanın verdiği güçle çok büyük hizmetler için bileniyoruz."

Türkiye'nin yeniden büyüklüğünün farkına vardığına işaret eden Erdoğan, "Türkiye derken bu toprakların her biri santimetre karesini kastedriyornuz. Millet derken 70 milyonluk toplumun her bir ferdini ayırt etmeksizin kastediyoruz. Adalet derken tek bir vicdıanın bile sızladamadığı bir hakkaniyeti kastediyoruz. Ülke yönetiminde kayıtsız ve şartsız millet iradesinin sözsahibi olmasını kastetiyoruz. Özgürlük derken insanlık onuruna yakışan hayat zeminini, kalkınma derken hakça paylaşmaktan söz ediyoruz."

"HESABA ÇEKİLMEDEN KENDİNİZİ HESABI ÇEKİN"

Milletin hassasiyetlerine önem verdiklerini ifade eden Erdoğan, "Biz milletimizin karşısına, gönlünde başka, dilindeki başka insanlar olarak da çıkmıyor, asla çıkmayacağız da. Biz hesap duygusuyla hayatı anlamlandıran ve hesap kavramını hayatının merkezine alan bir anlayışa sahibiz, yani hesaba çekilmeden kendinizi hesaba çekiniz. Hayatın hepimize bir emanet olduğunu, zerre kadar iyiliğin, kötülüğün karşılıksız olmadığına inanıyoruz. Siyasetimizin gayesiyle hayatımızın gayesi birbirinden farklı olamaz. Bizim asıl gayemiz milletimizin gönül rızasını, hayır duasını almak. Bu nedenle milletimizin hizmetinde olmak her şeyin üstündedir. Muhaliflerimizin çekmek istediği mindere gelmiyoruz, ayrıştırıcı temalar üzerinde siyaset yapmıyoruz. 70 milyonun kardeşliğini güçlendirmeye çalışıyoruz. Gönül rezervlerimiz çok ama çok zengindir." diye konuştu.

PAPUÇ BIRAKMAYIZ

"Aşı olmayana aşımızdan, gücü olmayana gücümüzden, neşesi olmayana neşemizden vereceğiz." diyen Erdoğan, bu milletin en büyük serveti olan gönül bereketinden besleneceklerini belirterek, şöyle devam etti: "İstanbul'da olanı Artvin'e, Ankara'da olanı Şırnak'a, İzmir de olanı Kırşehir'e, Bursa'da olanı Ardahan'a taşımak, nimeti de külfeti de adaletle paylaşmak için çalışacağız. Bu ülkeyi kendi malı zannedenlere asla pabuç bırakmayacağız. Bu ülke 70 milyon, ayrımsız 70 milyona refahı, huzuru ve istikrarı çok görenlere asla meydanı bırakmayacağız, vehimlere mahkum olanlara asla kulak vermeyeceğiz. Bu ülkeyi kendi kıfayetsizliklerin esiri yapabileceklerini zannedenlere Türkiye'nin o eski Türkiye olmadığını hep birlikte göstereceğiz."

MEDYAYI YALAN HABERE KARŞI UYARDI

Terörle mücadele gibi hassas meseleler olmak üzere gerek yazılı gerek görsel medyada kaynağından doğrultulamamış uydurma ve hayali senaryoların hala haber yapıldığını söyleyen Erdoğan, konuşmasını şöyle bitirdi: "Bunu yapan basına söylüyorum; kusura bakmayın, eğer kötü niyetli değilseniz ya sizi işletiyorlar ya da bu rivayetleri işlerinei geldiği gibi size fısıldayanlara alet oluyorsunuz demektir. İş işten geçtikten sonra doğrulandı ya da doğrulanmadı diye bizim üzerimize yıkıp sıyırmaya çalışıyorsunuz. Biz burada evet hayır oyunu oynamıyoruz. Ciddiyete ve sorumlu olmaya davet ediyorum. Gerek partimizi gerekse hükümetimizi ilgilendiren konularda yetkili birimler bellidir. Başbakanlık müşavirliği var, lütfen doğrulatma mekanizmalarına haberi yayınladıktan sonra değil, önce başvurunuz. Bu tür yanlışları gazetelerde okuyunca ülkemiz adına üzülüyoruz, bizim adımıza ne pazarlıklar yapılıyormuş aman yarabbi, halkımız bu yalan haberlere inanırsa kim kazanır kim kaybeder? Siz daha fazla satacağınızı mı zannediyorsunuz, hep kaybediyorsunuz, 70 milyonluk Türkiye'de 3 milyon yazılı medya satılıyorsa burada bir yanlış var, bunun üzerinde durun. Ciddi bir su kaçağı var, bunun üzerinde durun. Bir gazetenin 15-20 milyon satması lazım, niye, güven telkin edersen var, etmezsen yok. 1 milyonu bulan gazete yok. En fazla 600 bin 700 bin satıyor. Böyle bir gazetecilik anlayışı da yoktur."