Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Programı

Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Programı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kağıthane İlçesi Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi'ne Katıldı.

Başbakan Erdoğan'ın İstanbul Programı

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, AK Parti Kağıthane İlçesi Kadın Kolları 2. Olağan Kongresi'ne katıldı.

Kağıthane Kültür Merkezi'nde bu akşam gerçekleşen kongreye Başbakan Erdoğan'ın yanısıra eşi Emine Erdoğan, Kadın ve Aileden Sorumlu Devlet Bakanı Nimet Çubukçu, AK Parti İstanbul Milletvekilleri, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Topbaş ve çok sayıda partili katıldı. Kongre, saygı duruşunda bulunulması ve İstiklal Marşı'nın okunmasıyla başladı. Daha sonra Başbakan Recep Tayyip Erdoğan alkışlar arasında kürsüye çıktı. "Türkiye Seninle Gurur Duyuyor" tezahüratları eşliğinde konuşmasına başlayan

Başbakan Erdoğan, kongrenin hayırlı sonuçlar getirmesini temenni ettiğini söyledi. Başbakan Erdoğan,"'Uzun ince bir yoldayız, gidiyoruz gündüz gece'. Kurulduğumuz günden bugüne, yani 14 Ağustos 2001'den beri bu kararlılıkla aynı şekilde devam ediyor. Heyecanımız ve aksiyonumuz aynı şekilde devam edecektir, ben buna inanıyorum. Birşeyin huzuru, mutluğu içindeyiz; Türkiye'de ana kademesiyle, kadın kollarıyla, gençlik kollarıyla, tüm sandık mahalle belde ilçe il örgütlenmesini yapmış AK Parti gibi bir

ikinci parti yok. Bu bizim dinamik yapımızın nereden geldiği önemini belirtmektedir. Bunu 6 yıl gibi kısa bir sürede yaptık. 'AK Parti bir marka olacak' dedik. 'Türkiye'yi aşacak dünya markası olacak' dedik. AK Parti, Türkiye markası olmayı aşmış, bir dünya markası olmuştur. Dünyanın değişik üniversitelerinde AK Parti'nin aldığı seçim neticeleriyle ilgili, yapılanması ile ilgili birçok tezler hazırlanıyor, hazırlatılıyor. Eğer kişi doktora tezi yapıyorsa, bunun için Türkiye'ye gelip teşkilatlarımızla

görüşme yapıyor. Bu görüşmeleri yapan, bu konudaki hazırlık çalışmaları yapanlara şahit oluyoruz. Akıl, bilim, tecrübe bize yön vermiştir. Sipariş üzerine parti kurmadık. AK Parti, Türkiye'de milletin verdiği karara uyarak düşünce ufkundan ihtiyacından kurulmuş bir parti. Bizim özelliğimiz, güzelliğimiz burada. Böyle devam edersek AK Parti'nin büyümesi, güçlenmesi aynen devam edecektir. Unutmayın; buranın omurgasında sizler çok önemli bir yeri teşkil ediyorsunuz. Kale içerden fethedilir. Hanım

kardeşlerimizin AK Parti'ye akıttıkları ter, buraya gelmemizde önemli rol almıştır. Kadın kollarımız bu çalışmalara arttırarak devam ediyor. Dünya ülkelerinden kendimize kardeş partiler seçtik. Partimizin çalışmalarını izliyorlar. Bu çalışmalarla birlikte ülkeleri ziyaret ettiğimizde söyledikleri şey, 'geldik, çok şey öğrendik'. Bu teoriyle pratiğin buluştuğunun işaretidir" dedi.

Başkakan Erdoğan, parti kurulduktan 16 ay sonra ilk seçimde yüzde 34.4 ile iktidara geldiklerini söyleyerek, "Parlamentoda aldığı milletvekili yüzde 65. Hazmedemediler, yüzde 25 dediler. Ya onlar ya biz hesap bilmiyoruz. Seçim, 'sandıktaki geçerli oyun ne kadarını aldın', odur. Baraj demişler. Barajı AK Parti mi koydu? AK Parti gibi düşünen siyasi anlayışları yok etmek isteyenler mi koydu? O yok etmek isteyenler ne yazık ki kendileri yok olup gittiler. Son seçimlere hiç giremediler. Kayıp ilanıyla

arananlar var. O hale geldiler. Fakat biz ne dedik, 'asla rehavete kapılmayacağız, asla şımarmayacağız'. Bize tevazu yakışır. 'Kararlılıkla devam edeceğiz' dedik. Son seçimde 'Durmak yok yola devam' dedik. Ama bu arada bir seçim daha geçirdik, o da Mart 2004 seçimleri. Bu seçimler de yerel seçimdi. Orada da yüzde 42 aldık. Türkiye genelinde tüm belediyelerin yüzde 56'sını AK Parti aldı. Onlara sorsan kulp uydururlar. Merkezi yönetimde Türkiye'de adres AK Parti'yse, yerel yönetimde de AK Belediyecilik'tir.

Bu bakımdan şehirlerimizde kentsel değişim AK Parti'yle olacak. Diğerleriyle bunların gerçekleşmediğini görüyoruz. Bizim anlayışımızda şu var. Halka hizmet Hakk'a hizmettir. Bütün bu yolculuğun dayandığı nokta 22 Temmuz seçimleridir. Bütün siyasi partiler bir araya geldiler mi? Çeşitli anlaşmalar yaptılar mı? 40 çürük yumurtadan bir sağlam yumurta olmaz. Bunu böyle bilecekler. Biraraya geldiler ama olmadı. Bunlar AK Parti'yi yok edecekken yüzde 47 oy aldık. Şu anda caddede iki kişi yürüyorsa, bunun bir

tanesi AK Parti demektir. Bu bize birşey sağlıyor. O da şu. Bir defa AK Parti Türkiye'yi kucaklayan bir parti. Bir bölgenin değil, tüm Türkiye'nin partisi. Bir vilayet hariç 80 tanesinde AK Parti'nin milletvekili var. Bu bugüne kadar hiçbir siyasi partiye nasip olmadı. Bize nasip oldu. Millet böyle istediği için bu böyle oldu" diye konuştu.

"TÜRKİYE CUMHURİYETİ'NE VATANDAŞLIK BAĞIYLA BAĞLI OLAN HERKES TÜRK'TÜR"

Üç tane kırmızı çizgilerini olduğunu söyleyen Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, "Birincisi, etnik milliyetçilik yapmayacağız. 36 tane etnik unsur mu var? Bazıları '30' diyor, 'başbakana bak bilmiyor' diyorlar. Onların söylediğiyle 30 tane var. Biz bunların hepsini seviyoruz; hepsi benim vatandaşım, kardeşim. Çünkü biz, yaradılanı yaradandan ötürü seven bir değerler sisteminden geliyoruz. Ayrım yok. Onun içindir ki nereye bakarsan bak ordan AK Parti milletvekili çıkartıyor. Biz 'sessiz yığınların sesi'

olarak ortaya çıktık. Halkım görüyor, inanıyor. Bu kervan bu yola böyle devam edecek. Aksi takdirde benim milletim getirdiği gibi götürür. Taviz vermeyeceğiz. Türkiye Cumhuriyeti'ne vatandaşlık bağıyla bağlı olan herkes Türk'tür. Herkes rahatlıkla 'Ben Türk'üm' diyebilmeli, bundan da gocunmamalı. Bu, bizi birbirimize bağlayan bağdır. Kürt'e, Gürcü'ye, diğerlerine sevgi duyacağım, saygı duyacağım. Kimse bundan da rahatsız olmamalı. Bunu başardığımız anda ilerleriz. Bunu da en güzel şekliyle Diyarbakır'da

gördük. Halkımızın mütevekkil yapısını, devletine nasıl sadık olduğunu gördük. Yavrularının yoğun bakımda olmasına rağmen anne babaların inancını, saygısını, güvencini gördük. Burda o birbirimize olan güvenç, inanç bizi yarınlara taşır. Birbirimizi çok seveceğiz. Güveneceğiz, inanacağız. Türkiye muasır medeniyler seviyesinin üstüne süratle AK Parti iktidarıyla otursun." dedi.

İkinci kırmızı çizgilerinin bölgesel milleyetçilik yapmamak olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, "Doğu, batı, kuzey, güney farkı yok. Bir bölge hangi imkanlara sahipse diğer bölgeler de o imkanlara sahip olacak. 5 yılda doğuya, güneydoğuya yatırımlar yaptık. Toplu Konut İdaresi Doğu ve Güneydoğu bölgemize 42 bin konut yaptı. Güneydoğu'ya 8.2 katrilyon yatırım yaptık. Onlar vaad ettiler, konuştular ama yapmadılar" diye konuştu. Konuşması sık sık "Türkiye seninle gurur duyuyor" tezahüratlarıyla kesilen

Başbakan Erdoğan, kaçak yapılaşma konusuna da değindi. Erdoğan, "İlk ifade nerden kaynaklanıyor, belediyeden kaynaklanıyor. Devlet arazisine gecekondu yaptılar. Biz yeni konut yaptık. Bu kaçak gecekondu yapanlara 'gel buraya otur' dedik. Araziyi işgal etmişsin, oturmuşsun. Benim vatandaşım altınını satıyor, TOKİ'den ev alıyor. Sen o araziyi işgal ediyorsun, sonra da çıkıp damın üzerinden polise kiremit sallıyorsun. Böyle birşey yok. Adil devlet olucaksak biz bunu halledeceğiz. Ankara'da havalimanı

yolunda 5 bini aşkın konutu yıktık. Modern şehir konuşacaksak, ne kadar kaçak yapı varsa bunları yıkmamız lazım. Biz kimseyi sokakta bırakmıyoruz. Konut yapıyoruz. Kaçak gecekondu yapana 'al sana kiran' diyoruz. Nedir senin enkaz bedelin, onu ödüyoruz. Onun üzerindeki parayı da 15 sene, 20 sene ödeyeceksin. Burda Yağma Hasan'ın böreği yok. Bunlar geride kaldı. Bizler bu dönüşümü başlattık" ifadelerini kullandı.

Bölgesel milliyetçiliğe karşı olduklarını yineleyen Başbakan Erdoğan, "Batıda ne varsa doğuda da o var. 780 bin kilometre karesiyle istiyoruz ki modern bir Türkiye kuralım. Eğitimle, sağlıkla, adaletle, ulaşımla, elektrik santralleriyle modern bir Türkiye kurmak istiyoruz. Türkiye genelinde 113 bin derslik yapıldı. 5 seneye sığdırdık. Hızla devam edeceğiz. 130 kişinin ders gördüğü sınıflar istemiyorum. 30 kişinin ders gördüğü sınıflar istiyoruz. Bilişim teknoloji sınıfı olacak. Bunları yapmak için

dertli olmak gerekir. Bunların derdi yoktu. İşi o kadar ileri götürdük ki internet bağlantıları yapılmış vaziyette. Dünya ile irtibatlar sağlanmış durumda. Bütün bunlar azimli, kararlı, inançlı mücadelemizin eseridir. Sağlıkta önemli adımlar attık. Hastaneler, ambulanslar, doktorlar, uzman doktorlar noktasında. Kanun çıkardık. Doğuya gidecek uzman doktor bulamıyorduk. Bu noktaya geldik. Türkiye'nin her yeri güzeldir. Kimse gitmiyordu. Doğu, güneydoğu sürgün yeri görülüyordu. Her yer vatan, her yer hizmet

yeri. Asker gidiyor mu? Sen de gideceksin. Devlette çalışmak istiyorsan önce ona uyacaksın. Bütün bunları yapıyoruz ki göçü engelleyelim. Biz Türkiye'nin heryerinde üniversite kuracağız. Karşı çıktılar. 'Nerden bulacaksın bu kadar öğretim üyesini' diye. Bizim görevimiz üniversite kurmak. YÖK'ün görevi öğretim üyesi yetiştirmek. Yapamıyorsa versin o görevi, onu da hallederiz. Öğretim üyesi olmaya hevesliler var olduğu gibi, onları yetiştirmeye hevesli kurumlar bulunur. YÖK bu açığı kapatacaktır. 9 ilimiz

hariç 72 ilde üniversite var. Şimdi 9'unda da olacak. Bu yıl 81 vilayette üniversite olmuş olacak. İllere kalite gelecek. Her ilimize gençlik gidecek. Hava katacak. Ekonomik olarak canlanma olacak. Bir müjdeyi daha vereyim. YÖK'le birlikte gerçekleştireceğimiz bir projeyle, nasıl Amerika'da kampüs şehirler varsa Türkiye'de de olacak. Birkaç şehri kampüs şehir yapacağız. O şehir sadece üniversite kampüsü olacak. 100 bin nüfuslu şehirlerimiz var. Bunlardan bazılarını kampüs şehir yapacağız. Orayı ona göre

inşa edeceğiz. Gerçeğe dönüşecek olan geleceğin projelerini anlatıyorun. Üniversite binası inşa etmek için ben dileniyorum. Şimdi bazı köşe yazarları 'Türkiye'nin ekonomisi yetmiyor, başbakan dileniyor' diyecek. Bu yolda dilencilik yapılır, ben buna varım. Devletin ekonomisinde her alanın belli bir yatırımı vardır. Ta mezralara bu iktidar yol götürdü. Bu iktidar su götürdü. Devam ediyoruz. 1.5 katrilyon koyduk bütçeye buralara elektrik götürmek için" dedi.

"BÖLGELER ARASINDA DENGESİZLİKLER KALKACAK"

Diyarbakır'da gerçekleştirilen hain saldırının ardından şehre yaptığı ziyaretle ilgili izlenimlerini de anlatan Başbakan Erdoğan, "Diyarbakır'da hastanede dolaşırken birkaç yanık vakası gördüm. Bir başbakan olarak insanlığımdan utandım. Bu imkansızlığın, fakirliğin tarifi mümkün değil. Bu denli sıkıntılı bir durum. Hemen talimat verdim. Ankara'ysa Ankara, İstanbul'sa İstanbul'da bütün estetik ameliyatlarını biz yapacağız. Bundan önceki vakalarda çok sayıda ameliyat yaptık. Bizim insani ve bulunduğumuz

makam sebebiyle görevimiz. İnşallah daha güzel günleri yakacağız. Bölgeler arasında dengesizlikler kalkacak. Modern hastaneler yapıyoruz. Diyarbakır Devlet Hastanesi'nde tüm vücuttaki hastalıkları gören bir makine var. Ankara'dan Diyarbakır Devlet Hastanesi'ne sevkediliyor. Diyarbakır artık sevk veren değil, sevk alan bir il. Sağlıkta modern teknolojiye doğuda ulaştık" diye konuştu.

Dinsel milliyetçiliğe de karşı olduğunu söyleyen Başbakan Erdoğan, "Türkiye'nin yüzde 99.9'u Müslüman. Müslüman'ın inancını yaşama hakkı var. Bu, iktidarımızın güvencesi altındadır. Nasıl bu varsa, Türkiye'de Hristiyan, Yahudi, ateist olanın da inançları iktidarımızın güvencesi altındadır. Son zamanlarda olaylar oldu. Trabzon'da, İzmir'de, Malatya'da. Bunlar Müslüman millete, Türk Milleti'ne yakışan hadiseler değildir. İnancına güvenen inanç hürrriyetinden korkmaz. Biz inancımıza güveniyoruz, niye inanç

hürriyetinden korkalım? Düşüncesine güvenen düşünce hürriyetinden de korkmaz" dedi.

"Türkiye'de dört temel taş çok önemli; adalet, sağlık, eğitim emniyet" diye devam eden Erdoğan, "Yalan aldı başını gidiyor 'Okullardan resim, müzik dersini kaldırıyorsunuz' diye. Elinize, dizinize dursun. Bir ithamdır gidiyor. Böyle birşey yok. Kaldırmak söz konusu değil. 'Öğretmen tayini yapmıyorsunuz?' diyorlar. Ne kadar ihtiyaç varsa o kadar atama olur. Branşa ne kadar ayırabiliyorsak o kadar yapıyoruz. Sadecee resim, müzik hocası atanmayacak ki. En çok kadroyu milli eğitime veriyoruz. 20 bin kadro

milli eğitime veriyoruz. Milli eğitim talebe göre dağıtımı yapıyor. Bana, 'Beden eğitim mezunuyuz, 5 senedir atanmadık' diyorlar. Sıra sana geldiğinde sen de gireceksin. Türkiye'de her üniversite bitirene illa bir iş bulmak gibi bir şey yok. Dünyada da her üniversite mezununa devlet iş bulur diye birşey yok. Onun için meslek okulları diyoruz. Niçin batıda yüzde 65 meslek okulu var? Bizde de tam tersi. Yüzde 75 düz lise. Nasıl sağlayacaksınız eğitimdeki başarıyı?" dedi.

"HER DOĞAN SOSYAL GÜVENCESİYLE DOĞACAK"

Artık hastane kapılarından geri çevrilen vatandaş olmadığını söyleyen Başbakan Erdoğan,"Her hastaneye benim vatandaşım gidecek. Sosyal güvenlik yasasıyla ilgili gösteriler yapılıyor. 'Bizi emekli edip dışarı atacaklar' diye. Değerli kardeşlerim, 49 yaşında emekli edilen bir insan ne olur; sokakta kalır. Zamanında bu kanunu çıkaranlar hesap vermeli. Dünyanın neresinde böyle bir emeklilik var. Bir kişi 49 yaşında emekli olunca ne yapacak? İkinci iş bulacak. Kayıtsız çalışacak. Biz onu emekli etmeyip

kayıtsız çalışacağı yere kayıtlı birini soksaydık bu ülkede işsiz kalır mıydı? Gelir dağıtımındaki adaletsizliğin bir sebebi de budur. Şu anda 60, 61 yaşı emekli yaşı. Emeklilik iş günü 9 bin veya 7 bin olacak. Bu kanun kesinleştikten sonra süreç başlayacak. Geç yaşta insanımızı sokağa düşürmek istemiyoruz. Her doğan sosyal güvencesiyle doğacak. Ne zamana kadar; 18 yaşına kadar. Ondan sonra prim ödemeye başlayacak. Şimdi böyle bir sıkıntı yok. İstediğin hastaneye gideceksin, müdahele yapılacak" diye