Başbakan Davutoğlu, Akil İnsanlar Heyetiyle Buluştu

Başbakan Davutoğlu, Akil İnsanlar Heyetiyle Buluştu

Başbakan Davutoğlu, Akil İnsanlar Heyetiyle Buluştu
Anadolu Ajansı - Haberler | Güncel

Başbakan Davutoğlu: (4) "Çözüm süreci sadece bir tarafı ikna etmeye dayalı bir süreç değildi.

Başbakan Ahmet Davutoğlu, "Çözüm süreci sadece bir tarafı ikna etmeye dayalı bir süreç değildi. Böyle bir ikna borcumuz da yok" dedi. 

Başbakan Davutoğlu, Dolmabahçe'teki Başbakanlık çalışma ofisinde yapılan toplantıdaki konuşmasında, dün Amasya'da olduğunu ve Bingöl'de şehit edilen Hüseyin Hatipoğlu'nun evini ziyaret ettiğini hatırlatarak "Emin olun o kadar vakur ve bir anlamda o ortak vicdanı harekete... Bir tek öfke, intikam hissi uyandıran bir tek cümle kullanmadı eşi Sibel Hanım, babası İlyas Bey. Çözüm süreci dursun falan da demediler. ya da 16 yaşında 3. kattan atılan, bu sefer Kürt bir gencin Yasin Börü'nün ailesine gidin bakın. Bu yerlilik ve bu bize aitliktir çözüm sürecini şeye ulaştıracak olan" diye konuştu.

Amasyalı Hüseyin ve Diyarbakırlı Yasin'in ve diğerlerinin şu anda manevi halleriyle dahi ortak kaderi yansıttıklarını anlatan Davutoğlu, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Eğer şiddet hakim olursa, eğer vandalizm hakim olursa Türk-Kürt demeden kimlerin ne şekilde katledildiğini gösteren tablolar bunlar. 90'lı yıllarda bunların daha azını görmedik. 80'li yıllarda 12 Eylül şartlarında neler yaşandığını herkes biliyor. Hepimiz bu toprakların çocukları olarak bu yerliliği koruyan bir çözüm sürecine sahip çıkmak durumundayız diye düşünüyorum. İkincisi kuşatıcılık, kapsayıcılık... Bu özellik de önemli. Çünkü öyle bir noktaya getirilmek isteniyor ki 'çözüm süreci denilen şey bir örgütle devlet arasındaki müzakerelerden ibarettir.' Bu şeyi yaptığınızda bütün bu tarihi, deminki o geniş konteksli geniş tarihi onun için zikrettim, bir örgüt gider başka örgüt gelebilir. Aynen Suriye'de IŞİD'in getirdiği tehdidin, o tasfiye edilirse eğer şartlar düzelmezse başkasının doğmasına sebep olacağı gibi." 

"Çözüm sürecinin muhatabı milletin ta kendisidir"

Çözüm sürecinin muhatabının milletin ta kendisi olduğunu vurgulayan Başbakan Davutoğlu, "70 belediye başkanımızı Ankara'da ağırladım bu şeylerden büyük zarar gören önemli bir kısmı Kürt, Arap da var Urfa'dan gelenler arasında, Türkmen de var. Hepsi şunu söylediler; 'çözüm süreci alanda öyle kullanıldı ki sanki bütün Kürtler'i tek bir parti, tek bir eğilim temsil ediyor gibi'" dedi.

Böyle bir şeyin olmaması için Akil İnsanlar Heyeti'nin bütün Türkiye topraklarını dolaşmasını arzu ettiklerini ve tüm akil insanların çaba gösterdiklerini ifade eden Davutoğlu, "Çözüm süreci sadece bir tarafı ikna etmeye dayalı bir süreç değildi. Böyle bir ikna borcumuz da yok onu da ifade etmek isterim" diye konuştu. 

Milleti ikna borçlarının bulunduğunu dile getiren Davutoğlu, şöyle devam etti:

"Ama nihayetinde bu sürecin getirdiği ortamdan istifade ederek, 'şurada bir tek ben hakimim burada siyaset yapacak olanlar benden izin alacaklar' dendiğinde hem tarihi, kadim ilişki tehdit edilmiş olur hem modern vatandaşlık ve insan hakları yerle bir olur. O tek tipçiliğin 30'lu yıllarda Dersim'i bombalayan tek tipçilikten farkı da kalmaz. 'Buralar bana aittir, benim dışımda kimse konuşamaz', 'benim dışımda kurban dağıtırsa atarım 3. kattan', 'Benim dışımda siyaset yaparsa partisini bombalarım', 'benim dışımda iş yapıyorsa  çeker haraç ederim o işadamını kaçırırım' dediğiniz anda işte en kötü ideolojik zemine dayalı bir başka tek tipçi anlayışa çözüm süreci feda etmiş olunur, buna izin verilemez."

Kuşatıcılık ve kapsayıcılığın Okmeydanı'nda yan yana yaşayan Sünni ve Alevilerde ya da İstanbul'un, İzmir'in değişik yerlerinde, Konya'da aynı mahallede Türk-Kürt kardeşlerini de kapsadığı zaman çözüm sürecinin başarıya ulaşacağını anlatan Davutoğlu, "O bakımdan biz bu meseleyi tek bir eksene indirgenmesi değil zaman alsa da metanet gerektirse de toplumun her kesimini muhatap alan bir mesele olarak görüyoruz ve Akil İnsanlar Heyeti'nin de gerek kompozisyon gerek yaptığı çalışmalar itibarıyla bunu en iyi şekilde temsil ettiğini düşünüyoruz" diye konuştu.

"Süreç dış etkilere karşı korunmak zorunda"

Davutoğlu, sürecin dış etkilere karşı korunmak zorunda olduğunu belirterek, şöyle devam etti:

"Dış etkiler şu veya bu yönden gelen dış etki olabilir. Uluslararası sistemin şu veya bu aktörlerinin bölge, Türkiye, etrafla ilgili planlamaları da dış etkidir, Suriye ve Irak'ta yaşananların çözüm sürecini etkilemesi de dış etkidir. Bunu söylediğimizde yanlış anlaşıldı veya bilinçli olarak yanlış aksettirildi. Biz 'Kobani ile çözüm süreci arasında irtibat kurulmasın' derken, 'Kobani önemsizdir' demek istemedik, hiçbir zaman da demedik. Suriye'deki hiçbir insanın canını, malını, onurunu diğerinden üstün tutmadık, hiçbirine kayıtsız kalmadık. Ama Türkiye'deki çözüm süreci Suriye'deki Kobani meselesi yokken de vardı. Ondan önce başladı. O mesele çözülse de çözülmese de devam edecek. Eğer pozitif yönde bir etki yapacaksak Türkiye'deki çözüm süreci başarıya ulaştığında bütün çevre faktörleri pozitif yönde dönüştürür."

Türkiye'deki çözüm sürecinin doğru istikamette yürümesi durumunda etraftaki bütün çatışmalara da şifa ilacı haline geleceğini dile getiren Davutoğlu, geçen sene kasım ayında Mesut Barzani Diyarbakır'a geldiğinde orada Kürt vatandaşlarla Kürtçe konuştuğunda ve o zaman başbakan olan Cumhurbaşkanı Erdoğan ile bu konuları ele almasına ve eski Türkiye'deki ulusalcı tepkilere bakıldığında bunun felaket gibi görülebileceğini ifade etti.

"Şivan Perver'in Diyarbakır'da türkü okuması 'milleti böler' denebilirdi" diyen Davutoğlu, konuşmasına şöyle devam etti:

"Kimse hayal edemezdi. Bakın eylül ayında sizlere sorsaydık. Mesut Barzani gün gelecek ve Türkiye Cumhuriyeti Başbakanıyla Diyarbakır'da halka hitap edecek denseydi kimse bunu düşünmezdi. Devrimci bir adamdı. Onun kararını verdiğimiz günü bugün gibi hatırlıyorum. Orada vermek istediğimiz mesaj şuydu; 'Evet, yurt dışında kalan Türkmenler, Araplar gibi Kürtler de bizim akrabamızdır, kardeşimizdir, canımızdır, ciğerimizdir, kaderleri kaderlerimiz, özgürlükleri özgürlüğümüz, acıları acımızdır' dedik. Eleştirildik kıyasıya birileri tarafından, ısrarla devam ettik. Eğer çözüm süreci sağlıklı bir şekilde bugüne gelmiş olsaydı ve birileri vermiş olduğu sözü tutmuş olsalardı sizler bunu çok iyi biliyorsunuz."

Davutoğlu, 4 Nisan 2013'te toplandıklarını ve mayıs ayında bütün silahlı unsurların Türkiye'yi terk edeceklerinin ifade edildiğini anımsatarak, şunları kaydetti:

"Sizler de o aşk ve şevkle Anadolu'nun her bir yerine gittiniz 'merak etmeyin Türkiye'de yakında silahlı hiçbir unsur olmayacak' dediniz. Ne oldu? Haziranda raporu sunduğunuzda dahi çok az unsurun sembolik çekildiğini biz biliyorduk ama hiçbir zaman topluma deklare etmedik ki çözüm süreci zaafa uğramasın diye sonra deklare etmek zorunda kaldık."

- İstanbul

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title