Başbakan'a Çarşaflı Protesto

Başbakan'a Çarşaflı Protesto

Sermaye Grupları Tarafından Mağdur Olan Bir Vatandaş Başbakan'ı Protesto Etti

Başbakan'a Çarşaflı Protesto

Başbakan Erdoğan'ın Almanya'nın Düsseldorf kentindeki ISS Dome Salonu'nda düzenlenen 'Dusseldorf Buluşması'ndaki konuşması sırasında daha önce bazı sermaye grupları tarafından mağdur edildiğini iddia eden bir vatandaş "Mağduriyetimize çözüm bulun" diyerek elindeki beyaz çarşafı kürsüye fırlattı.

Başbakan Erdoğan'ın konuşması esnasında yerinden fırlayarak elindeki çarşafı fırlatan protestocu Hanefi Doğan, korumalar tarafından karga tulumda salondan dışarı çıkarıldı. Başbakan Erdoğan protesto sırasında konuşmasını kesmeden devam ederken Doğan'ın fırlattığı kürsü önüne düşen çarşaf da görevliler tarafında alındı.

Erdoğan Almanya'nın Düsseldorf kentinde Dom Salonu'nda düzenlenen
"Düsseldorf Buluşması"nda Türk vatandaşlarına hitap etti. Erdoğan, konuşmasında şunları söyledi:

"Sadece güçlü ekonomi değil, sadece aktif dış politika değil, demokratik standartlarımızla, özgürlüklerle, ülke içinde başlattığımız milli birlik ve kardeşlik projesiyle de Türkiye artık farklı bir ülke. Milletten aldığımız güçle, 8 yıldır çetelere karşı amansız mücadele veriyoruz. Milletimizin bize yüklediği emanetin hakkını veriyor, Türkiye'de demokratik standartları en yükseğe çekiyoruz.

Geçmişte yaşanan baskılar nedeniyle, ifade özgürlüğünde yaşanan sıkıntılar nedeniyle, Avrupa'ye göç etmek zorunda kalan, Almanya'da yaşamak zorunda kalan sanatçılarımızı, yazarlarımızı da bu vesileyle ülkelerine, Türkiye'ye dönmeye davet ediyorum. Zorunlu olarak buralarda kalan, dönüş için sabırsızlanan, toprağının, vatanının hasretini çeken sanatçı ve yazarlarımızı, Türkiye'nin değişimine Türkiye'de katkı vermeye çağırıyorum. Kapının artık onlar için ardına kadar açık olduğunu hatırlatmak istiyorum."

-"ORTADOĞU'YA BAKINCA PETROL GÖRMÜYORUZ"-

"Biz Ortadoğu'ya bakınca petrol görenlerden değiliz" diyen Erdoğan, konuşmasını şöyle sürdürdü:

"Biz Balkanlar'a bakınca rant görenlerden değiliz. Biz Kafkasya'ya, Asya'ya, Afrika'ya, çıkar nazarıyla bakanlardan değiliz. Bizim söylediğimiz sadece şudur: Biz demokrasi diyoruz, biz insan hakları diyoruz, biz adalet diyoruz, hukuk diyoruz, evrensel değerler diyoruz. Bağdat için ne diyorsak, Darfur için de onu diyoruz. Kahire için ne diyorsak, Trablus için de onu diyoruz.

Hiç kimsenin içişlerinde gözümüz yok. Hiç kimsenin iç meselelerine karışmıyoruz. Biz, Yunus Emre'nin diliyle konuşuyor ve diyoruz ki: 'Biz kimseye kin tutmayız, ağyar dahi dosttur bize haktan yana yöneliriz. Başka yollar dardır bize' Evet, biz her insana can gözüyle bakıyoruz."

Her canı kutsal bildiklerini vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Yunus'un dediği gibi; yaratılanı yaratandan ötürü seviyoruz. Kürdüyle, Türküyle, Çerkeziyle, Lazıyla, Gürcüsüyle, Abazasıyla, Arnavuduyla, Boşnağıyla, Romanıyla ayrım yok bizde. Hepsini bir, beraber tutuyoruz.

İşte bugünlerde görüyorsunuz. Ortadoğu halklarına karşı nasıl bir çifte standardın uygulandığını sizler de görüyorsunuz. Demokrasi havarilerinin sesi çıkmıyor. İnsan hakları savunucularının sesi çıkmıyor. Evrensel değerler diyenlerin sesi çıkmıyor. Söz konusu Mısır olunca, söz konusu Tunus olunca, söz konusu Libya olunca, bazı ağızları bıçak açmıyor."

-"BUGÜN GÜNDEM BELİRLEYEN BİR TÜRKİYE VAR"-

Şu anda tüm dünyanın Türkiye'nin vatandaşlarına nasıl sahip çıktığını, nasıl başarıyla tahliye ettiğini konuştuğunu belirten Başbakan Erdoğan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Sevgili kardeşlerim 8 yıl öncesine kadar yanı başındaki Bulgaristan'daki, Romanya'daki, Yunanistan'daki soydaşına kulak veremeyen bir Türkiye vardı. 8 yıl öncesine kadar Almanya'daki vatandaşının derdini dinlemeye mecali olmayan bir Türkiye vardı. Bırakınız yurtdışındaki vatandaşını, Hakkari'ye, Erzurum'a, Iğdır'a, Tokat'a, Sivas'a dahi erişemeyen 17 Ağustos depreminde Sakarya'ya, Yalova'ya, Düzce'ye Kocaeli'ne elini uzatamayan bir Türkiye vardı.

Bugün Haiti'ye, Şili'ye kadar elini uzatan bir Türkiye var. Bugün Tiflis'e, Kabil'e, Bağdat'a kadar yardım elini uzatan bir Türkiye var. Bugün dünyanın her yerinde, her platformda cesaretle kararlıkla, samimiyetle hakkı, hukuku savunan bir Türkiye var. Dün gündemi belirlenen bir Türkiye vardı, bugün gündem belirleyen bir Türkiye var."

-"ENTEGRASYONA EVET ASİMİLASYONA HAYIR"-

"Herkesin, kendisine benzesin ya da benzemesin, başkasının hakkına, hukukuna saygı duyması gerektiğini" vurgulayan Erdoğan, şunları söyledi:

"Kimse kimseyi, kendisine benzetmenin çabası içine girmeyecek. İnsanı insan olarak kabul edecek, insanı can olarak kabul edecek ve haklarını teslim edeceksiniz. Biz şu özeleştiriyi mutlaka ve mutlaka yapacağız, yapmak durumundayız.

Avrupa Birliğinin müktesebatı neyse ondan burada da azınlıklar hukukuna tabi olan vatandaşlarımızın aynen istifade etmesinin gereğini söylüyorum. Ailelerimizden şunu rica ediyorum; entegrasyona evet. Muhakkak Alman toplumuna entegre olacaksınız ama asimilasyona hayır. "

-"MAVİ KART"-

Almanya'daki Türklere, ancak Türk vatandaşlığından çıkmak kaydıyla Alman vatandaşlığı verildiğine işaret eden Erdoğan, şunları söyledi:

"Bu noktada, Alman vatandaşlığına geçenler için, Türkiye ile iletişimlerini kolaylaştırmak için Mavi Kart uygulamasını başlattık. Mavi Kart ile ilgili bir çok sorun olduğunu biliyoruz. Şimdi, yeni yaptığımız bir çalışmayla, yasada yapacağımız bir değişiklikle, bu sorunları ortadan kaldırıyoruz. Mavi Kart'ı değerli evrak olarak kabul edecek, bir kimlik kartı olarak kabul edecek, resmi dairelerde, bankalarda işlem yapmanızı daha kolay hale getireceğiz. Ayrıca Mavi Kart sahiplerinin, çocuklarının da bu karta sahip olmasını bu yasa değişikliğiyle mümkün hale getireceğiz. Şimdiden bu yeni uygulamanın da sizlere hayırlı olmasını diliyorum."

-SEÇİMLER VE OY KULLANMA-

Yurt dışındaki vatandaşların oy kullanmaları konusunda da açıklamalarda bulunan Erdoğan, şunları kaydetti:

"Geliyorum seçimler ve oy kullanma meselesine. Sizlerin, büyükelçiliklerde, konsolosluklarda, temsilciliklerimizde oy kullanabilmeniz için gerekli anayasal ve yasal düzenlemeler tamam. Ülkelerden izin almak kaydıyla, diplomatik temsilciliklerimizde sandık kurulabilecek ve vatandaşlarımız buralarda oylarını kullanabilecekler. Şu anda Almanya için bu konuda iki makamdan karar bekliyoruz. Birincisi Almanya makamları. Henüz onlar görüş ifade etmediler. Ben de kendileriyle, sayın şansölye ile bunları görüşeceğim. İkincisi de Türkiye'de Yüksek Seçim Kurulu. Dışişleri Bakanlığımız ve Yurtdışı Türkler Başkanlığımız Yüksek Seçim Kurulu ile irtibat halindeler. Artık son aşamaya geldiler. Nihai kararı da verdiklerinde, sizlerin de oy kullanmasının önünde hiçbir engel kalmayacak. Almanya makamlarının ve YSK'nın bu konuda olumlu bir netice vermesini ısrarla bekliyoruz."