Balıkesir'de "En Çok Vergi Verenler Ödül Töreni"

Balıkesir'de "En Çok Vergi Verenler Ödül Töreni"

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, Zeytinyağının Tanıtımına Önem Verilmesi Gerektiğini Belirterek, "Biz Bu Toprakların Kıymetini Bilemezsek Bu Topraklar da Bizi Beslemez, Aklımızı Başımıza Almamız Lazım" Dedi.

Balıkesir'de

Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) Başkanı Rifat Hisarcıklıoğlu, zeytinyağının tanıtımına önem verilmesi gerektiğini belirterek, "Biz bu toprakların kıymetini bilemezsek bu topraklar da bizi beslemez, aklımızı başımıza almamız lazım" dedi.

TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, Ayvalık Ticaret Odası'nın davetlisi olarak 'En Çok Vergi Verenler Ödül Töreni' için Balıkesir'in Ayvalık ilçesine geldi. Dünya Odalar Federasyonu Başkanı ve Balıkesir Sanayi Odası Başkanı Rona Yırcalı, TOBB Başkan Yardımcısı Halim Mete ile birlikte ilçeye gelen Hisarcıklıoğlu, 2006 ve 2007 yılları vergi rekortmenlerine ödül verdi. Ayvalık Sanayi Sitesi'ndeki Mesleki Eğitim Okulu Konferans Salonu'nda gerçekleşen programa Vali Selahattin Hatipoğlu, Balıkesir Milletvekilleri İsmail Özgün ve Ahmet Duran Bulut, Kaymakam Nazım Madenoğlu, Ayvalık Belediye Başkanı Hasan Bülent Türközen, Küçükköy Belediye Başkanı Nedim Özdemir, Ayvalık Ticaret Odası (ATO) Başkanı Rahmi Gencer, Edremit Ticaret Odası Başkanı Erol Ürer, işadamı Necati Uytun, dernek ve oda başkanları, daire müdürleri, emniyet mensupları ile çok sayıda sanayici ile işadamı katıldı. Saygı duruşu ve İstiklal Marşı ile başlayan törende açılış konuşması yapan ATO Başkanı Rahmi Gencer, bölgedeki ve ülkedeki sanayici ve yatırımcıların sorunlarını dile getirdi. Gencer, Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği'nin destekleriyle yapımı tamamlanan Mesleki Eğitim Okulu'nun adını TOBB Ayvalık Mesleki Eğitim Okulu koyduklarını söyleyerek, emeği geçenlere teşekkür etti.

Daha sonra kürsüye gelen TOBB Başkanı Hisarcıklıoğlu, protokolün programa katılmasından duyduğu memnuniyeti dile getirerek, eskiden vergi rekortmenleri ödül törenlerine devlet yetkililerinin katılmadığını belirtti. "Ayvalık deyince aklımıza ilk olarak zeytin gelir" diyen Hisarcıklıoğlu, "Buradaki arazilerin yüzde 70'i zeytinlik arazidir. Ama sorunlardan bir tanesi iç tüketimin düşük olmasıdır. Akdeniz mutfağının vazgeçilmezi de zeytinyağıdır. Bizim zeytinyağımızın tanıtımına önem verir hale gelmemiz lazım. 70 milyon insanımızın daha sağlıklı yaşaması için Ayvalık'ın zeytinyağını iyi tanıtmamız gerekir. Tanıtım olmadan malınızı satamazsınız. Üreticiler teşvik istiyoruz diyor. Bütün zengin ülkelerin kendi çiftçisine ödediği teşvik yıllık 330 milyar dolardır. Bunu yaparlar bize de gelip dediler ki, 'Yav tarımda teşvik mi olur! Üretsinler, istedikleri fiyatla satsınlar' bizde bu politikaların esiri olduk. Dünyada ne zaman kıtlık başladı, o zaman herkesin aklı başına geldi. Tarım ve hayvancılığa teşviki sonuna kadar istemeliyiz. Rakiplerimiz ne alıyorsa bizde onu istemeliyiz. Allah bize böyle bereketli topraklar vermiş, biz de bu toprakların kıymetini bilemezsek bu topraklar da bizi beslemez. Aklımızı başımıza almamız lazım. Devletin ilk önce altyapıyı yapması lazım. Başka bir şey de istememiz doğru değil. Devlet suyu, havaalanını, yolları yapacak kafidir. Onunu dışındaki işi biz yapacağız" diye konuştu.

"DÜNYADA ÇOK KAZANABİLMENİN 3 FORMÜLÜ" Dünyada zeytinyağından çok kazanabilmenin 3 formülü olduğunu ifade eden Hisarcıklıoğlu, sözlerine şöyle devam etti:

"Çok üreten, çok alan ve çok satan olacağız. Formül budur. Eğer bunu yapamıyorsak bu dünyada rekabet edebilmemiz mümkün değildir. Tarımda planlama var mı? Yıllardır hala bu yok. Hesap kitap yok. Bizi yönlendiren yok. Bizim de yapmamız gereken şey işimizi büyültmektir. İşimizi büyütemezsek işimizi kaybederiz. İşimizi büyütebilmemiz için de para lazım. Bizde para yok. Eskiden veriyordun tapuyu, alıyordun krediyi. Şimdi o devir bitti. Şimdi ver bilançoyu al krediyi. Biz bunu duyunca surat asıyoruz. Bizim bilançomuzla kredi alabilmek mümkün değil. Bunun aynı olması için kayıt dışına devam etmeliyiz ve kredi de alamayız. O zaman kayıt altına girmemiz lazım. Kayıtlı ekonomiye geçmemiz için devletin kolay, anlaşılabilir bir düzen sağlaması lazım. Vergi kanununun 4. maddesiyle 25. maddesi birbiriyle çelişmiş. Cezadan kurtuluş yok. Nasıl olsa ceza yiyeceğim diye bende vermiyorum. Yargıya gittiğim zaman da zaten davayı da ben kazanıyorum. Bu sistemle büyük devletler arasına girmemiz mümkün değildir. Devletin kaynakları kimin? Sizin kaynaklarınız, siz veriyorsunuz bunu. Peki harcadığın kaynak nereye gidiyor diye devlete sorabilir misiniz? Bilgi edinme yasası var, yararlanamıyoruz. Ben vergi vereceğim ve hesabını da soracağım. Modern devlet anlayışı budur. İşimizi büyütebilmek için birinci yol kayıtlı ekonomiye geçebilmek dedik ve ikinci yol da ortaklaşma kültürünü geliştirmeliyiz. Bizim beceremediğimiz en önemli şey bu. İki kardeş aynı işi yapıyor ve birbirini boğazlıyor. Büyümek için para lazım, para için de ortakların bir araya gelmesi lazım. Ekonomi iyiye gitmiyor doğru. Millet birbiriyle yarış ediyor, biz kendi kendimizle kavga ediyoruz. Belli bir noktaya geldiğimiz zaman birbirimizin ayağından nasıl aşağı çekeriz diye uğraşıyoruz. Her yıl gelen 700 bin gence iş bulmamız lazım. Bu her yıl katlanıyor. 2.5 milyon insan işsiz şu an. 2 milyon 700 bin insan da artık iş aramaktan vazgeçmiş. Umutsuzca yaşıyor. Kaynağı iyi yönlendiremezsek yarın en büyük problemi burada yaşayacağız." Konuşmaların ardından 2006 yılı ve 2007 yıllarında gelir vergisi ve kurumlar vergisi rekortmenlerine plaket ve teşekkür belgeleri verildi. Tören sonunda katılımcılara ikramlarda bulunuldu.

(SŞ-NÇ-Y)