Bakanlar Kurulu Toplantısı

Bakanlar Kurulu Toplantısı

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu indirmesi ve görünümünü durağana çevirmesinin siyasi bir değerlendirme olduğunu belirterek, "Bizim anlamakta zorluk çektiğimiz husus, 21 Eylül günü Moody's'in analistlerinin yapmış olduğu analizde ortaya koydukları perspektif nasıl oldu da iki gün içinde tam tersi bir noktaya evrildi.

Bakanlar Kurulu Toplantısı

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Numan Kurtulmuş, Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu indirmesi ve görünümünü durağana çevirmesinin siyasi bir değerlendirme olduğunu belirterek, "Bizim anlamakta zorluk çektiğimiz husus, 21 Eylül günü Moody's'in analistlerinin yapmış olduğu analizde ortaya koydukları perspektif nasıl oldu da iki gün içinde tam tersi bir noktaya evrildi. Bunun izahında zorlanıyoruz." dedi.

Kurtulmuş, Çankaya Köşkü'nde, Başbakan Binali Yıldırım'ın başkanlığında gerçekleştirilen Bakanlar Kurulu toplantısı devam ederken gazetecilere açıklamalarda bulundu, gündeme ilişkin soruları cevaplandırdı.

Bakanlar Kurulu toplantısında Türkiye- Avrupa Birliği (AB) ilişkileri konusundaki rutin, mutat görüşmelerin yapıldığını dile getiren Kurtulmuş, Türkiye'nin AB ile ilişkilerinde 15 Temmuz sonrasında önemli bir safhaya gelindiğini kaydetti.

"Başlangıçta Türkiye'deki darbe teşebbüsü karşısında birçok Avrupa ülkesinden ne yazık ki bu darbeye karşı demokrasinin, Türkiye halkının yanında yer almak şeklinde fazla istekli bir tavır çıkmadı." diyen Kurtulmuş, Türkiye'de darbeden sonra demokrasiyi topyekun savunma anlayışı ve ortaya çıkan milli birlik ve beraberlik ruhu ile Türkiye'deki demokratik standartların AB ülkeleri tarafından görülmeye başlandığını söyledi.

Türkiye'nin karşı karşıya kaldığı darbe teşebbüsünün ardından, AB'nin Türkiye'ye daha yakın davrandığının açıkça gözlendiğini aktaran Kurtulmuş, şöyle konuştu:

"Ayrıca yine Avrupa'daki çeşitli ülkelerin Türkiye'yi ziyaretleri, bizim ziyaretlerimiz karşısında da bu darbe sonrasında birkaç hafta süren darbeye karşı sessiz kalma durumunun artık değişmekte olduğunu ve AB ülkelerinin de genel olarak Türkiye demokrasisine sahip çıkan, Türkiye demokrasisiyle daha fazla iş birliği ihtiyacını ortaya koyan görüşlerini daha sık duymaya başlıyoruz. Dolayısıyla bunun Türkiye-AB ilişkileri açısından önemli bir nokta olduğunu ifade etmek isterim."

- Göçmen meselesi

Türkiye-AB ilişkilerinin, göçmen sorununun ötesinde boyutları olduğunu vurgulayan Kurtulmuş, ilişkilerin son derece kapsamlı olduğunu dile getirdi. Kurtulmuş, "Ayrıca Türkiye göçmen, mülteci meselesi, bu bağlı olarak vize serbestisi meselesi ve Geri Kabul Antlaşması'nın aynı hassasiyetle bu üç ayrı konuyu da yakından takip etmekte ve bu üç konunun da birbirinden ayrılmaz nitelikte önemli siyasi konular olduğunu kabul etmektedir. Bu çerçevede Türkiye-AB ilişkilerinin göçmen meselesi bağlamında ele alınmasında da asla bu konulardan birini öne alıp diğerlerini ihmal edecek bir yaklaşımı kabul etmediğimizi ifade etmek isteriz." dedi.

AB-Türkiye ilişkileri içerisinde Türkiye'nin, AB ile ilave fasıllar açılmasından yana olduğunu bildiren Kurtulmuş, "Türkiye'nin bu fasılların açılmasında hiçbir tereddüdü yoktur. Özellikle 23. ve 24. fasıllar, fikir özgürlükleri, ifade özgürlükleri ve medya özgürlükleri konusunda da Türkiye'nin hiçbir şekilde çekineceği, hiçbir şekilde geri adım atmasını gerektiren bir durum yoktur. Aynen yeni açılan fasıllar gibi, bu fasılların açılmasını da Türkiye olarak istediğimizi, arzu ettiğimizi bir kere daha ifade etmek isteriz." açıklamasında bulundu.

- Balkanlar'da artan stres

Kurtulmuş, başta Ortadoğu olmak üzere Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölgenin yoğun bir siyasi türbülans ve stres içindeyken, 1990'ların başından itibaren önemli sancılar yaşamış Balkan coğrafyasında yeniden siyasi stresin ortaya çıktığını belirtti. Kurtulmuş, "Bu çerçevede ilgili bütün ülkelerin, Balkan ülkelerindeki bu stresi azaltacak çabalar ve ilişkiler içerisinde olmasını tavsiye ediyoruz." şeklinde konuştu.

Özellikle Balkanlar'da yönetim yapısı itibarıyla en karmaşık yapıya sahip ülkelerden birisinin Bosna Hersek Cumhuriyeti olduğunu söyleyen Kurtulmuş, şunları kaydetti:

"Bosna Hersek'in yapısı, Dayton'da ortaya konulmuş olan siyasi yapısı, birçok zorlukları zaten bünyesinde barındırıyor. Böyle bir ortamda, bizim Türkiye olarak en çok üzerinde durduğumuz konu, Bosna Hersek Cumhuriyeti'nin bağımsızlığı ve toprak bütünlüğünün, milli bütünlüğünün sağlanmasıdır. Bu çerçevede Bosna Hersek Cumhuriyeti içerisindeki Sırp entitesinin, Sırp Günü ilan edilmesiyle ilgili yaptığı başvurunun Anayasa Mahkemesi tarafından iptal edilmesi, değerlendirmeye alınmasını önemli ve olumlu bir gelişme olarak kabul ediyoruz. Bir taraftan Hırvatların bir taraftan Sırpların ve ana etnik unsur olarak Boşnakların olduğu Bosna Hersek Cumhuriyeti'nde herhangi bir etnik günün ortaya konulması, etnik ayrışmayı hızlandıracak bir süreç olarak değerlendirilmektedir. Bu çerçevede hem AB'nin hem de ABD ile diğer unsurların Bosna Hersek'teki etnik ayrışmayı çağrıştıracak olan bir çabaya, başvuruya destek vermediğini, karşı olduğunu hep beraber izliyoruz. Türkiye olarak da bizim Bosna Hersek'te etnik bir ayrışmayı sağlayacak olan böyle bir çabanın doğru olmadığı kanaatimizi ifade ediyoruz."

- Bosna Hersek'in, AB üyeliği süreci

Başbakan Yardımcısı ve Hükümet Sözcüsü Kurtulmuş, Bosna Hersek'in, AB üyeliği sürecinin önemli bir adım olacağını, bu üyelik sürecinin Bosna'daki ulusal bütünlüğü sağlamak bakımından katkı sağlayacağını düşündüklerini, bundan dolayı da Bosna Hersek'in AB üyeliği sürecini desteklediklerini bildirdi.

Toplantıda, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ'ın, Bakanlar Kurulu'nda sunum yaptığını aktaran Kurtulmuş, "Ceza Muhakemeleri Usulü Kanunu ve bazı kanunlarda değişiklik yapılmasına ilişkin kanun tasarısı, çok teferruatlı olarak Adalet Bakanımız tarafından Bakanlar Kurulumuza sunulmuş, ilgili bakan arkadaşlarımız bu hafta içerisinde kendilerini ilgilendiren perspektifle bu teklifle ilgili görüşlerini hazırlayacaklar, önümüzdeki hafta da bu konu, Bakanlar Kurulu'nda imzaya açılacak. Çok sayıda reform niteliğindeki adım, bu yasa tasarısı ile birlikte de atılacaktır." dedi.

Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu revize etmesi

Bakanlar Kurulu'nda, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu Moody's'in Türkiye'nin kredi notunu indirmesi ve görünümü de durağana çevirmesinin ele alındığını dile getiren Kurtulmuş, şu ifadeleri kullandı:

"Lafı hiç dolandırmadan şunu çok net söylemek isterim. Moody's'in yapmış olduğu bu değerlendirme, tamamıyla siyasi içerikli bir değerlendirmedir. Bu değerlendirmenin zaten metnine de baktığımız zaman, birçok noktada siyasi içerikli analizler yer almaktadır. Ancak bizim anlamakta zorluk çektiğimiz husus, 21 Eylül günü Moody's'in analistlerinin yapmış olduğu analizde ortaya koydukları perspektif, nasıl oldu da iki gün içinde tam tersi bir duruma evrildi. Bunun izahında zorlanıyoruz. Biliyorsunuz ilk analizde Türkiye ekonomisinin 15 Temmuz darbe girişimi sonrasında ortaya çıkan negatif durumu, büyük ölçüde ortadan kaldırdığını, Türkiye'nin bazı birtakım geleceğe ilişkin riskler taşımakla birlikte darbeden dolayı ortaya çıkan risklerin önemli ölçüde azaldığını belirten bir analiz ortaya çıkmıştır. Ama maalesef iki gün sonra sanki böyle bir analiz yokmuş gibi Moody's, Türkiye'nin notunu indirdi ve durumunu durağana çevirmiş oldu. Çok yakın, gün gün takip ediyoruz Türkiye ekonomisinin gelişmelerini. Hangi tedbirler alınacaksa o tedbirleri de alıyoruz. Özellikle 15 Temmuz'dan sonra bir hafta içerisinde olumsuz bazı durumlar ortaya çıktı, göstergelerde olumsuzluklar ortaya çıktı. Bunun pik yaptığı en üst seviye, olumsuzluk anlamında ise 18 Temmuz günüdür. 18 Temmuz günüyle 26 Eylül gününü kıyasladığınız zaman, örnek olsun diye sadece iki tanesini vereyim; döviz, Amerikan kuru bakımından yüzde 0,94 azalmıştır. Yani denge bir durum vardır. Borsa İstanbul bakımından ise Borsa İstanbul, sadece yüzde 0,53 18 Temmuz'a göre azalmıştır."

(Sürecek)

Kaynak: AA