Bakan Yılmaz: "İkili Eğitimi Kaldırmak İçin Türkiye'de 58 Bin Dersliğe İhtiyacımız Var"

Bakan Yılmaz: "İkili Eğitimi Kaldırmak İçin Türkiye'de 58 Bin Dersliğe İhtiyacımız Var"

Milli Eğitim Bakın İsmet Yılmaz, "İkili eğitimi kaldırmak için Türkiye'de 58 bin dersliğe ihtiyacımız var. Bu 58 bin dersliğin 3'de birine de İstanbul'un ihtiyacı var. Şu anda en fazla okul ihtiyacının olduğu yer İstanbuldur.

Milli Eğitim Bakın İsmet Yılmaz, "İkili eğitimi kaldırmak için Türkiye'de 58 bin dersliğe ihtiyacımız var. Bu 58 bin dersliğin 3'de birine de İstanbul'un ihtiyacı var. Şu anda en fazla okul ihtiyacının olduğu yer İstanbuldur." dedi.

Muş'tan karayoluyla Bitlis'e gelen Bakan Yılmaz, partisinin il başkanlığınca düzenlenen, "İl Danışma Meclisi Toplantısı"na katıldı.

Yılmaz, burada yaptığı konuşmada, Bitlis halkının 16 Nisan'daki referandumda demokrasi, istikrar ve hukuk devletinden yana durduğunu söyledi.

Halkın bu konuda doğru bir tercihte bulunduğunu, Bitlislilerin Türkiye'de istikrar olması için karar verdiğini anlatan Yılmaz, "Bakın cumhuriyet 1923'de kuruldu. 2017 yılına kadar 94 yıl geçti. Başbakanımız Binali Bey'in hükümeti 65. hükümet. 94'ü 65'e bölerseniz her bir hükümete 1,5 yıl düşmüyor. Allah için birer buçuk yıl düşmeyen hükümetlerle bir yere proje yapabilmek, proje yaparsanız temel atmak ve temel atsanız bitirebilmeniz mümkün mü? Değil." dedi.

"Sanmayın ki birisi bir projeye başlarsa diğeri de devam ettirmek zorunda kalır. 'Devlette süreklilik vardır' diye düşünmeyin. Eğer bu mevcut yönetimin ister belediye isterse hükümette olsun önceliğiyle, yerine gelenin önceliği birbiriyle çakışmazsa yatırım aynen temel atıldığı gibi kalır. Örnekleri çok." diyen Bakan Yılmaz, şunları kaydetti:

"Dolayısıyla siz 'Böyle bir Türkiye istemiyoruz. Artık önümüzü görmek istiyoruz' dediniz. Şimdi sabah oy kullanacaksınız, akşam hükümeti kimin kuracağını siz bileceksiniz. Dolayısıyla siz referandumda hükümeti millet kursun, biz kuralım diye karar verdiniz. Doğru bir tercihte bulunduğunuz için teşekkür ediyorum. Yine bu tercihinizle bir doğru şeyin altını çizdiniz. O da 'Türkiye'de uzlaşma istiyoruz, kavga olmasın istiyoruz' dediniz. Bakın yüzde 34 ile Türkiye'yi yönettik. Daha sonra 47 ve şimdi ise 49'larla Türkiye'yi yönetiyoruz. Yani 34 ile de Türkiye'yi yönetebilmek mümkün. Ancak bundan sonra bu oy oranları ister 34, 47 ve 49 alarak ülkeyi yönetebilmek mümkün değil. Bundan sonra Türkiye'yi yönetebilen bir hükümeti kurabilmek ve başa gelebilmek için Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sisteminde yüzde 50 artı bir oy alabilmek lazım. Yüzde 50 artı oy alabilmek çok kolay değil. Ancak şunu yaparsanız kolay, bütün milleti ayrım yapmaksızın kucaklarsanız işte o zaman millet yetki ve vekalet verir, hükümeti kurarsınız."

"Güçlü bir parlamento olacak"

Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi'nin ülkeye istikrar ve uzlaşma getireceğini belirten Yılmaz, "Dikkat ederseniz o referandumdan sonra biraz daha yumuşama var. Dilleri artık eskisi gibi keskin değil. İnşallah inanıyoruz ki bu daha bir başlangıç. 2019 seçimlerinden önce belediye var. Arkasından da Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi var. İnşallah Türkiye önünü daha iyi görecektir. Millet hükümetiyle, istikrarlı hükümetlerle ve güçlü bir yürütme olacak. Güçlü bir parlamento olacak." diye konuştu.

Bugün adeta Bitlis ve Tatvan için tarihi bir günü olduğunu, Tatvan'da yapımı tamamlanan 150 derslik ile pansiyonların açılışını gerçekleştireceğini aktaran Bakan Yılmaz, kendisinin dahi geçmişte 70 kişilik sınıfta okuduğunu, şimdiyse Türkiye'de sınıf ortalamasını 36'dan 24'e düşürdüklerini, Bitlis'in ve Ağrı'nın bu ortalamanın da altında olduğunu ve dolayısıyla eğitimde Türkiye'nin iyi bir noktaya geldiğini vurguladı.

Önceki gün Mardin'de Şehit Kaymakam Muhammed Fatih Safitürk adına yaptırılan okulun açılışına katıldığını anımsatan Yılmaz, şöyle devam etti:

"Hamdolsun Türkiye'nin dört bir tarafında gerçekten çok güzel ve saray gibi okullar yaptık. Altyapının çoğunu hallettik. Altyapıyı halledildiğinden dolayı şimdi eğitimde kalite talepleri ve kalite baskısı artmaya başladı. Şunu inanarak söylüyorum. Türkiye iyi bir noktada ilerliyor. Medeniyet yarışında iyi bir noktada gidiyor. 2002'de her söylediğim rakamlar doğru ve gerçektir. Türkiye 2002 yılında milli gelir bakımından İsveç, İsviçre ve Hollanda'nın gerisinde. Şimdi Hollanda'nın önündeyiz. Zaten G20'nin üyesiyiz. G20'nin üyesi olmak en fazla milli gelir üreten ülkeler kulübü demektir. Öyle diyelim. Dolayısıyla Hollanda, İsveç ve İsviçre'nin önündeyiz. Sormaz mısınız 2002'de Türkiye bu ülkelerin gerisinde olurken şimdi nasıl oldu da bu ülkelerin önüne geçtik. Petrol, doğalgaz, altın madeni mi bulduk? Yok. Tek beşeri sermayemiz, insanımız var. Eğer insanınızı nitelikli diğer ülkelerle mukayeseli üstünlüğe ancak eğitimle getirebilirsiniz. Eğitimli bir nüfusa sahipseniz güçlüsünüz. Eğer eğitimli bir nüfusunuz yoksa, işte o zaman da o yük ve o nüfus size yük olur. Kalabalık olur. İlave problem doğurur."

Yılmaz, Türkiye'nin iyi bir yolda ilerlediğini, özel bir danışmanlık firmasının "Türkiye 2023'de İtalya'nın, 2050 yılında da Fransa'nın önüne geçecek" dediğini aktaran Yılmaz, "Bunu eğitim sistemine ve beşeri sermayeye bakarak söylüyor. Şu ana kadar Türkiye'nin geldiği trendi görüyor. Bundan sonra projeksiyon ve yansıma yapıyor. Buradan buraya gelen Türkiye aynı yürüyüşün devam ettirse hiç şüpheniz olmasın bundan sonra da bu noktaya gelecektir." ifadesini kullandı.

Bakan Yılmaz, şunları kaydetti:

"2023 hedeflerimiz var. '2 trilyon dolar milli gelir, kişi başına düşen gelir 25 bin dolar olsun' diyoruz. 'Faiz ve enflasyon, işsizlik yüzde 5'in altına düşsün' diyoruz. Allah nasip ederse birliğimizi, dirliğimizi, daim ettirirse ve inşallah bu doğrultuda da AK Parti ailesi mensupları olarak bizler de çalışırsak cenabı Allah hiçbir emeği zayi etmez. Ama oturduğunuz yerde de hiçbir başarıyı size getirmez. Başarı, 'başaracağım' deyip de çalışanlarındır."

"2018 yılı bütçesi 134 milyar lira"

Sadece Tatvan'a değil, Türkiye'nin dört bir yanına hizmet gittiğini ifade eden Bakan Yılmaz, 21. yüzyılı Türkiye'nin yüz yılı yapacaklarını vurguladı.

Türkiye'yi zengin ve mutlu insanların yurdu yapmak istediklerini dile getiren Yılmaz, şu değerlendirmelerde bulundu:

"Bunu yaparız. Bunu eğitimle başarırız. Başka hiçbir yolu yok. İyi bir sağlık, enerji, çevre, savunma eğitimle mümkün. Aklınıza gelen her şey ancak eğitimle mümkün. Onun için eğitime önem verirseniz her şeye önem vermişsiniz demektir. Eğitimi ihmal ederseniz de her şeyi ihmal etmişsinizdir. Hayata hazır, sağlıklı, mutlu bireyler yetiştiren bir eğitim sistemimizin olmasını istiyoruz. Kaliteli ve fırsat eşitliğini sağlayan bir eğitim sistemi bakanlığımızın değişmez hedefimizdir. Bugün 64 bin 200 okulda 17 milyon 702 bin 938 öğrenciye bir milyon 62 bin 281 öğretmenimizle eğitim veriyoruz. Kaliteli bir eğitim için hükümet bütçemizden en büyük payı eğitime verdik. 2002 yılında eğitimin tamamına ayrılan 10,5 milyar. Düz olsun diye 11 milyar ayırdık diyoruz. Bütçenin 2002 yılında yüzde 10'una tekabül ediyor. Şimdi yüzde 18 ila 20'ye yakın kaynak ayırdık. Miktar olarak 11 milyar bile olmayan bütçe, 2017 yılında 122 milyardı, 2018 yılı bütçesi 134 milyar lira."

Yılmaz, vatandaşların hibe okul yaptırdıklarını, Gıda Tarım ve Hayvancılık Bakanlığının bütçesinden öğrencilere üzüm ve süt dağıtıldığını ifade etti.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının bütçesinden toplum yararına çalışma kapsamında güvenlik ve temizlik alanlarında 60 bin kişinin istihdam edildiğini aktaran Yılmaz, şöyle devam etti:

"Yine Spor Bakanlığının bütçeleri dahil değil. Bunları da koyduğumuzda inanın ki şu anda Avrupa'da eğitime en fazla kaynak ayıran Türkiye'dir. 1985'li yıllarda rahmetli Özal döneminde eğitime ayrılan kaynak milli gelirden yüzde 1,2'dir. 2002'de yüzde 2,4'tür. Almanya 4,8, İtalya 4,9 ayırıyordu. Dolayısıyla o dönemlerde milli gelirden Almanya'nın 4'de birini harcayanlar, şimdi diyorlar ki Almanya'nın önünde değiliz. Şimdi ise 5,8 kaynak eğitime ayırdık. Bu ülkelerin önüne eğitimle geçtik. Çünkü böyle kaynak ayırırsanız nitelikli doktor, mühendis, işçi, hemşire, hasta bakıcıları yetiştirirsiniz ve halkın hizmetine sunarsınız."

Bakan Yılmaz, 367 bin 145 olan derslik sayısını 732 bin 342'e çıkardıklarını, Türkiye genelinde derslik başına düşen öğrenci sayısını 36'dan 24'e düşürdüklerini anlattı.

"İkili eğitimi ortadan kaldıracağız"

Şu anda 45 bin dersliğin yapımının ise devam ettiğini belirten Bakan Yılmaz, şöyle konuştu:

"İkili eğitimi kaldırmak için Türkiye'de 58 bin dersliğe ihtiyacımız var. Bu 58 bin dersliğin 3'de birine de İstanbul'un ihtiyacı var. Şu anda en fazla okul ihtiyacının olduğu yer İstanbul'dur. Çünkü nüfusu çok kalabalık hem de arsa bulmakta sıkıntı duyuluyor. Orada 17 bin derslik ihtiyacımız var. Allah nasip ederse 2019 yılının sonuna kadar Ankara'da 8 bin 500'ün üzerinde derslik yapıyoruz. Birçok yerde çözeriz. Biraz İstanbul'da zorlanacağımızı düşünüyorum. Vatandaşlarımızın da katkılarıyla devlet millet iş birliğiyle daha kaliteli eğitim verme adına ikili eğitimi ortadan kaldıracağız. Yine eğitimin en olmazsa olmaz unsuru öğretmendir. Bizim dönemde 580 binin üzerinde öğretmen ataması gerçekleştirdik. Son iki yılda da bütün öğretmen atamalarını Doğu ve Güneydoğu'da görevlendirdik. Benim ilçem İmranlı'da bile öğretmen doluluk oranı yüzde 50'dir. Ama Doğu ve Güneydoğu'da yüzde 90'ın üzerinde. Eğer yüzde 100'ünü doldurursak öğretmenler ek ders veremezler. Dolayısıyla kısmen kabul edilebilir bir eksiklik. Bu öğretmenlerin özlük haklarının iyileştirilmesi açısından bir mekanizma."

Bakan Yılmaz, 40 yaşın atında en genç öğretmen nüfusuna sahip olduklarını, bunun ülkenin gücü olduğunu vurguladı.

Öğretmenlerin özlük haklarını iyileştirdiklerini dile getiren Yılmaz, şu ifadeleri kullandı:

"Geldiğimizde yeni başlayan bir öğretmen, haftada 15 saat ek dersle aldığı ücret 635 liraydı. Yani 378 dolardı. 400 dolar bile değildi. Bugün yaklaşık bin dolar ücret alıyor. Her ülkede ücretlerin arttığını düşünmeyin. 2000 ila 2015 yılları arasında İngiltere'de yüzde 5, Fransa'da 10, Yunanistan'da 18, Portekiz, Danimarka İtalya ve batının birçok ülkesinde krize gittiklerinde kamu ücretlerinde indirim yapıldı. Biz de indirim değil, aksine artırım yapıldı. İnşallah bundan sonra milli gelirimizi artırdıkça, eğitime daha fazla payı ayırdıkça, öğretmenlerimizin özlük haklarını da iyileştireceğiz."

Yılmaz, teknoloji imkanlarını kullanarak öğrencilere bilgi ve değerlerin aktarılması gerektiğini ifade etti. Bakan Yılmaz, sözlerini şöyle tamamladı:

"Bunun için Fatih Projesini başlattık. Bir milyon 500 bine yakın tablet bilgisayarı öğretmen ve öğrencilerimize dağıttık. Akıllı tahtaları liselerden başlamak üzere dağıttık. Müfredatlarımızı değiştirdik. Eğitimde fırsat eşitliğinde de önemli bir mesafe aldık. Erciş'te, Tatvan'da, Beyoğlu'nda da birinciler çıktı. Erciş ve Tatvan'dan çıkan birinci sayısı Beyoğlu'ndan fazla. Eğer Türkiye'nin her tarafında birinciler çıkıyorsa, tıp fakültesine öğrenci gidebiliyorsa, fırsat eşitliğinde epey mesafe almışsınızdır. Ders kitaplarını ücretsiz dağıttık. Şartlı eğitim yardımı yaptık. Her alanda okullaşma oranı artmaktadır. 2002'de okullaşma oranı yüzde 62 iken şimdi yüzde 83'e yaklaştı. Okul öncesi eğitime de önem veriyoruz. İlk defa bu yıl 37 pilot il seçtik. Bu pilot iller okul öncesi eğitimin kırtasiye masraflarının hepsini bakanlık olarak biz karşılıyoruz."

Toplantının ardından Bakan Yılmaz, Bitlis Valiliğini ziyaret etti.