Bakan Kurum, Kanal İstanbul ÇED sürecini anlattı: (2)
Advertisement

Bakan Kurum, Kanal İstanbul ÇED sürecini anlattı: (2)

Bakan Kurum, Kanal İstanbul ÇED sürecini anlattı: (2)
Anadolu Ajansı - Haberler | Güncel

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "Kanal İstanbul'un depremi tetikleyeceği" iddiasının asılsız olduğunu belirterek, "Bu iddia bilimsellikten uzak bir söylemdir.

Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, "Kanal İstanbul'un depremi tetikleyeceği" iddiasının asılsız olduğunu belirterek, "Bu iddia bilimsellikten uzak bir söylemdir." dedi.

Kurum, Bakanlık ana hizmet binasında, Kanal İstanbul Projesi Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) Raporu'na ilişkin basın toplantısı düzenledi.

Bunun Türkiye'nin geleceğine damga vuracak, çocuklar için çok kıymetli bir istiklal, bir istikbal projesi olduğunu belirten Kurum, Kanal İstanbul'un özellikle son haftalarda tüm kesimler tarafından konuşulmasının, tartışılmasının kendilerini çok mutlu ettiğini ifade etti.

Kanal İstanbul Projesi'nin koruma, kurtarma ve özgürlük projesi niteliği taşıdığına dikkati çeken Kurum, bunun aynı zamanda örnek bir şehircilik projesi olduğunu söyledi.

Projenin hayata geçmesiyle İstanbul'a susuzluk getireceği iddiasını hatırlatan Kurum, "İstanbul'un su kaybı yaşayacağı iddiası kesinlikle bilimsel değildir, tamamıyla gerçek dışıdır. İstanbul'un yıllık su tüketimi yaklaşık 1 milyar 60 milyon metreküptür. Kanal güzergahındaki su rezervini titizlikle incelediğimizde bu güzergah üzerinde Terkos Gölü ve Sazlıdere Barajı'mız var. Kanal İstanbul güzergahı, Terkos Gölü'nün yakın koruma alanına girmemektedir. Terkos Gölü'nün mevcut verimi yılda 133,9 milyon metreküp. Kanal İstanbul'la birlikte gölün verimi yılda 2,7 milyon metreküp düşecek. Bunun İstanbul geneline etkisi yok denecek kadar az, sadece binde 2,5." bilgisini verdi.

Sazlıdere Barajı'nın mevcut veriminin yılda 49 milyon metreküp olduğunu aktaran Kurum, "Kanal İstanbul'la birlikte barajın verimi yılda 19 milyon metreküp olacak. Fark ne kadar? Yılda 30 milyon metreküp. Sazlıdere Barajı'nın yüzde 61'i Kanal içinde kalacak, ancak kalan yüzde 39'luk kısmı koruyacağız. Buradaki su kaybının İstanbul geneline etkisi yüzde 2,8 seviyesinde. Bu rakamlar bize ne söylüyor? Kanalın toplam su rezervine etkisi yüzde 3 seviyesindedir." dedi.

Esas su kaynağı Melen Barajı olacak

İstanbul'un esas su kaynağı olan Melen Barajı Projesi tamamlandığında İstanbul'a yılda 1,1 milyar metreküp su geleceğini ifade eden Bakan Kurum, bu değerin, Kanal İstanbul sebebiyle oluşacak farkın tam 34 katı ve İstanbul'un ihtiyacı olan yıllık rezervden bile fazla olduğunu aktardı.

İstanbul'un yer altı ve yer üstü sularına ilişkin de açıklama yapan Kurum, şunları kaydetti:

"Kanal inşaatı ve işletme döneminde yer altı ve yer üstü kaynaklarını koruyacak tüm özel önlemler, ÇED Raporu'nda kurgulanmıştır. Kot farkından dolayı Terkos'a dair bir sızıntı veya yer altı suyu şişmesi beklemiyoruz. Fakat yine de yer altı su rezervlerimizin ve Terkos'un deniz suyundan etkilenmemesi için kanalın yüzeyini geçirimsiz özel bir malzemeyle kaplayacak, yan yüzeylerde de özel perdeler, bariyerler, elastik duvarlar yapacağız. Dahası, mevcut yer altı suyu kalitesi açılacak gözlem kuyularıyla ortaya koyulacak. Bu analizler, aylık periyotlar halinde yapılacak. Dolayısıyla yer altı sularına ve Terkos'a dair iddialar da gerçek dışıdır. Ayrıca biz Terkos'un bırakın suyunun gitmesini, Karadeniz kıyısına yapacağımız dolgu alanıyla, Karadeniz'le Terkos arasına adeta bir koruyucu hat yapıyoruz. İstanbul'un su ihtiyacı 1,60 milyar metreküptür. Biz çok daha fazlasını da ekleyerek su ihtiyacını tamamen güvence altına alıyoruz."

"Kanal İstanbul'un depremi tetikleyeceği" iddiası

Kurum, "Kanal İstanbul'un depremi tetikleyeceği" iddiasını da hatırlatarak şu bilgileri verdi:

"Kanal İstanbul'a 11 kilometre mesafeden Kuzey Anadolu fay hattı, 30 kilometre mesafeden Çınarcık fay hattı geçiyor. İstanbul'da bugün yerin 20 kilometre derinliğinde ve 7'nin üzerinde büyüklükte bir depreme dair hazırlık yapıyoruz. 21 metre derinliğinde bir kanalın 20 ve 7 kilometre derinlikteki bir fay hattını tetiklemesini iddia etmek, hakikaten bilimsellikten uzak bir söylemdir. O zaman bizim yaptığımız otoparklar 21 metreden daha fazla; onlar da tetikliyor. Bir iddia ortaya atarken hiçbir altyapısı olmayan, bilimsel bir rapora dayanmayan ifadeleri kullanmak vatandaşımızı yanlış yönlendirmek yanlış algı oluşturmaktan başka bir şey değildir. Bir de şu tarafı var; ÇED sürecinde sadece deprem değil, tsunami riskine, afet ve sel riskini içeren tüm risklere dair raporlar hazırladık. Kanalın geçeceği alana dair, limanlara ve inşa edilecek binalara, bu yapılarda kullanılacak malzemelere dair her türlü felaket senaryosuna uygun yapılaşma standartları getirdik. Bununla da yetinmedik, kanalın bir depremden nasıl etkileneceğini görmek için normalde 145 ve 475 yıl geriye gidilerek yapılan simülasyonlar yerine, tam 2 bin 475 yıldır tekrarlanan depremleri baz alarak testler gerçekleştirdik. O bölgedeki yer hareketleri incelenmiştir, tüm jeologlarla yer bilimcilerle bu çalışmalar yapılmış bu süreçte Kanal İstanbul'un İstanbul depreminin tetiklediğine ilişkin hiçbir ilgisinin olmadığı da bilimsel olarak tespit edilmiştir. Ayrıca bilindiği gibi ülkemizde deprem üreten veya üretebilecek faylar ilgili kurum olan MTA Genel Müdürlüğü tarafından çalışılmakta ve haritalanmaktadır. 2013 yılında güncellenen Türkiye Diri Fay Haritası'na bakıldığında, Kanal İstanbul güzergahı boyunca herhangi bir depreme neden olacak diri fay bulunmamaktadır. Bahse konu yapılacak kanal çalışmalarının fayları tetiklemesi ile ilgili tartışmaların bilimsel bir dayanağı kesinlikle yoktur."

"İstanbul'un ısı adası olacağı iddiaları asılsızdır"

"Kanal çevresindeki yapılaşma, kısa zamanda sıcaklık-nem-rüzgar rejimini değiştirerek, İstanbul'u bir ısı adasına çevirecek." iddiasına ilişkin de açıklama yapan Kurum, bu iddiaların tamamen asılsız olduğunu söyledi.

Bu konudaki otoritenin Meteoroloji Genel Müdürlüğü olduğunu söyleyen Murat Kurum, "Çok özetle söylemek gerekirse Meteoroloji Genel Müdürlüğümüz İstanbul'un ısı adası olacağına dair iddiaları çürütmektedir. Kaldı ki ÇED sürecinde, Küçükçekmece Gölü, Sazlıdere Barajı, Şamlar Tabiat Parkı ve benzeri alanları dikkatle ve titizlikle inceledik. Bölgenin meteorolojik ve genel iklimsel şartlarını değerlendirdik ve buna dair koruma önlemlerini de bir bir ortaya koyduk." dedi.

Küçükçekmece Gölü'ne ait sahilde herhangi bir inşaatın söz konusu olmadığına işaret eden Kurum, şunları kaydetti:

"Bu alan, doğal sit alanı statüsüyle korunmaya devam edecektir. Kanalın her iki yakasındaki habitatların, doğal hayatın sürekliliği sağlanacaktır. İzleme faaliyetleri ÇED Raporu'nda belirtilen 'Biyolojik Çeşitlilik Eylem Planı' ile tür bazlı aksiyon ve faaliyetler şeklinde uygulanacaktır. Bir diğer gerçek dışı iddia da 'Küçükçekmece Gölü kıyısında yer alan Bathonea Antik Kenti, Yarımburgaz Mağaraları proje tarafından yutulacak.' iddiasıdır. Bu iddia da tamamen asılsızdır. Kanal İstanbul'un, Bathonea Antik Kenti ve Yarımburgaz Mağaraları ile herhangi bir ilgisi yoktur. Bathonea Antik Kenti, kanal çalışma alanının dışındadır. Yarımburgaz Mağaraları, Kanal inşaat çalışma alanının yine dışındadır. Kanal projesinin, Yarımburgaz Mağarası'nı yutması söz konusu değildir. Biz bir arkeolojik tespit raporu hazırladık. Tüm tespitlerimizi yaptık."

"İBB'nin sırtına 23-35 milyarlık lüzumsuz maliyet yükleneceği" iddiasına cevap

Bir diğer iddianın da "İstanbul Büyükşehir Belediyesinin (İBB) sırtına 23-35 milyarlık lüzumsuz maliyet yükleneceği." iddiası olduğunu aktaran Çevre ve Şehircilik Bakanı, şöyle konuştu:

"Bu iddia da tamamen asılsızdır, gerçek dışıdır, kasıtlıdır. Protokole göre, İstanbulluların emniyet ve güvenliği için tüm paydaş kurum ve kuruluşlar üstüne düşeni yapmalıdır. 23-35 milyar liralık maliyet ifadesi tamamen abartıdır. Kanal ile birlikte yapılması gereken İBB'ye ait altyapı tesislerinin yeniden yapım maliyetleri 10 milyar lirayı bulmamaktadır. Bu konudaki maliyet çalışmaları İBB'nin ilgili kuruluşları ile yapılmıştır. Kaldı ki İBB projenin içinde yer alsın- almasın biz bugüne kadar yaptığımız tüm projeleri milletimizle birlikte nasıl yaptıysak, Kanal İstanbul Projesi'ni de aynı şekilde yapacak iradeye de güce de sahibiz. İBB'nin bir projeye katkısını beklemiyoruz, öyle bir katkı yapma niyeti de yok çünkü İstanbul'un geleceğine ilişkin proje dışında Başkanımız her türlü işle uğraştığı için... Projelere odaklanmasını tavsiye ediyorum."

"82 milyonun sırtına en az 110 milyar liralık yeni vergi yükü bindirilecek" iddiasına da değinen Kurum, "Proje, İstanbulluların emniyeti, güvenliği ve ülkemizin menfaati içindir. Bu, parasal bir büyüklükle ölçülemeyecek kadar değerlidir. Hayata geçirildiğinde elde edeceğimiz uluslararası ticaret ve stratejik önemin artması da benzer şekilde parasal değer ile ölçülemeyecek kadar büyüktür. Kamu kaynakları en etkin, en verimli ve yerinde kullanılarak proje tamamlanacaktır. Projenin bedeli 110 milyar değil, 75 milyardır. Devletimiz, daha önce birçok finansman modelini hayata geçirdi. Yap-işlet, yap-kirala, kar ortaklığı gibi birçok yöntemi projelerde kullandık. Türkiye'de daha önce de uygulanan birçok model var. Hepsi birlikte değerlendirilir. Finansman modelinde hepsini çalışıp en başarılı sonuç hangisi olur ona karar verilir ve Kanal İstanbul yapılır." dedi.

(Sürecek)

Kaynak: Anadolu Ajansı

Manşet Haberler

title