BAE'den sonra Yemen'i nasıl bir süreç bekliyor?

BAE'den sonra Yemen'i nasıl bir süreç bekliyor?

Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin meşru yönetime destek amacıyla 5 yıl önce başlattığı savaşta siyasi çözüm umutları tükenirken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ülkedeki askeri varlığının bir kısmını çekmeye başlaması, Yemen'i bundan sonra nasıl bir sürecin...

BAE'den sonra Yemen'i nasıl bir süreç bekliyor?

Yemen'de Suudi Arabistan öncülüğündeki koalisyon güçlerinin meşru yönetime destek amacıyla 5 yıl önce başlattığı savaşta siyasi çözüm umutları tükenirken, Birleşik Arap Emirlikleri'nin (BAE) ülkedeki askeri varlığının bir kısmını çekmeye başlaması, Yemen'i bundan sonra nasıl bir sürecin beklediği sorusunu gündeme getirdi.

Yemen halkına yeniden umudu getirme iddiasıyla 2015'te önce "Kararlılık Fırtınası", ardından "Umuda Dönüş" operasyonlarını başlatan Suudi Arabistan, geçen süre zarfında var olan "umutları" da suya düşürdü.

İran destekli Husilere karşı savaşın en fazla birkaç hafta içinde sona ereceğini düşünen Suudi Arabistan'ın bu öngörüsü belki de BAE'nin bu koalisyona girmesindeki en temel sebeplerden biriydi. Ancak geçen sürede Abu Dabi yönetimi, savaşın askeri olarak kazanılamayacağını ve barışın sadece diplomatik yollarla tesis edileceğini anladı.

Uluslararası haber ajanslarının BAE'li kaynaklara dayandırarak verdiği haberler de BAE'nin Yemen'den kısmi olarak çekilmesi ve kalan güçlerini de yeniden konumlandırmasının "askeri güç" stratejisinden "önce barış" stratejisine geçtiğini açıkça ortaya koydu.

BAE, bu 5 yıl içinde silahlandırma ve eğitim işlerini kendisinin üstlendiği yaklaşık 90 bin Yemenli milis müttefik güç oluşturdu. Yarı nizami bu güçler, BAE'nin Yemen'de özellikle de Aden Limanı'ndaki nüfuzunun devam etmesini ve çıkarlarının korunmasını sağlayabilir.

BAE'nin kademeli olarak gerileyen rolü

Savaşın başladığı ilk aylarda BAE, koalisyon bünyesinde etkili ve önemli bir rol oynamış olsa da bu rol daha sonra radikal İslami örgütler ve Husilere karşı oluşturulan yarı nizami "paralel" güçler lehine geriledi.

Arap koalisyonu içindeki en önemli müttefik konumunda bulunan, hatta Suudi Arabistan'la komuta koltuğunu paylaşan BAE'nin Yemen'den kısmi olarak çekilme niyeti içine girmesi, Riyad yönetiminin Yemen dosyası ve İran ile ABD arasında bölgede yaşanan gerilim başta olmak üzere izlediği politikadan farklı bir politika izlediğini gösteriyor.

BAE'nin Suudi Arabistan'ın politikalarından uzaklaştığı yönündeki ilk emareler, ülkenin doğu sahilinde yer alan Fuceyra Limanı yakınlarında 12 Mayıs'ta Suudi Arabistan, BAE ve Norveç'e ait 4 ticari kargo gemisinin sabotaja uğramasıyla görülmeye başladı. Bu saldırılar sonrasında Suud yönetiminin İran'a karşı tansiyonu yükseltme politikasına karşı BAE, bu saldırıların ya da haziran ayında Umman Körfezi'ndeki tanker saldırılarının sorumluluğunu İran'a yüklemekten kaçındı.

BAE'yi Yemen'den çekilmeye iten nedenler

Gerek Arap koalisyonu gerekse Riyad ve Abu Dabi yönetimlerinden resmi açıklama yapılmamış olsa da basında, BAE'nin Yemen'deki askeri varlığını azaltma kararı aldığı ve kalanları da yarı nizami güçler ve Güney Geçiş Konseyi aracılığıyla nüfuzunu kullandığı geçici başkent Aden'e yakın yerlerde yeniden konumlandırdığı haberleri yer aldı.

Bazı gözlemciler, BAE'nin kısmi çekilmesinin, daha fazla askeri ve maddi kayıp vermemek ve uluslararası camia tarafından Arap koalisyonunun ortağı olarak Yemen'de yaşanan insani dramın müsebbibi olarak gösterilmekten kurtulmak adına savaştan tamamen çekilmesinin ön hazırlığı olabileceğini öne sürüyor.

Tüm bu etmenlere ek olarak BAE, Husilerin Suudi Arabistan'da bir yıldan kısa sürede 200'ü aşkın hedefe balistik füzeyle saldırı düzenlemesinin ardından "Abu Dabi ve Dubai'nin de bu tür saldırılara maruz kalabileceği" yönündeki tehditlerine boyun eğmiş olabilir. Basında yer alan, "Husilerin, Yemen'deki savaşı Suudi Arabistan'a taşımada başarılı olduğu ve bunu BAE'ye de taşıyabileceği" yönündeki haberlerin BAE'li yetkilileri endişelendirdiği anlaşılıyor.

Yine basında yer alan haberlere göre, BAE Yemen'deki güçlerinin tamamını değil sadece ülkenin batı sahillerindeki El-Huha ve El-Meha limanlarındaki birliklerini çekti ve buraların idaresini Suudi Arabistan güçlerine devretti.

Bu nedenle ister halihazırdaki kısmi çekilme isterse ilerde gerçekleşecek tam çekilme olsun Suudi Arabistan ve Yemen güçleri, Hudeyde kenti ve buradaki limanların kontrolünün sağlanmasında daha büyük bir askeri yük yüklenmiş olacak.

BAE'nin Yemen'deki etkinliği devam edecek

BAE, Kızıldeniz'in batı yakasında yer alan Eritre'deki Asab ve Somaliland'daki Berbere limanlarında kurduğu askeri üslerin yanı sıra doğu yakasında da Yemen'in Berim Adası'ndaki varlığını güçlendirmek suretiyle ülkedeki çıkarlarını korumaya ve koalisyon güçlerine istişare ve istihbarat desteği vermek için askeri varlığını korumaya devam edecek.

Abu Dabi yönetimi, Yemen'de Husilerin konuşlandığı noktalara hava saldırıları düzenlenmesi, istihbarat toplama ve koalisyon güçlerini destekleyecek pek çok milis güç oluşturma konusunda etkin rol oynamıştı. Bu nedenle BAE'nin çekilmesi, Suudi Arabistan'ın Yemen'de yürüttüğü operasyonları olumsuz etkileyecek.

Ancak yine de Suudi Arabistan ile BAE arasındaki ilişkilerde bir gerilim yaşanma ihtimalinin düşük olduğu, hatta Körfez bölgesinde suların ısındığı şu dönemde pek çok konuda iki ülke arasındaki koordinasyonun devam edeceği öngörülüyor.

Kaynak: AA